Gaziantep Avukat Ali Tümbaş Anlaşmalı ve Çekişmeli Boşanma Avukatı

Alt İşveren İşçisinin Açtığı İşe iade Davasında Asıl İşverenin Davada Taraf mıdır ?

Alt İşveren İşçisinin Açtığı İşe iade Davasında Asıl İşverenin Davada Taraf mıdır ?

isci

T.C.

YARGITAY

22. HUKUK DAİRESİ

Esas: 2017/548

Karar: 2017/982

Tarih: 24.01.2017

✦ FESHİN GEÇERSİZLİĞİ VE İŞE İADE İSTEMİ

✦ MUVAZAA

✦ ALT İŞVERENLİK İLİŞKİSİNİN MUVAZAAYA DAYANMASI

4857 – İŞ KANUNU / 2/6, 21 

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Davacı İsteminin Özeti:

Davacı vekili, müvekkilinin taşeron davalı şirket bünyesinde Çukurova Belediyesine bağlı olan Adana Spor tesislerinde özel güvenlik personeli olarak 09.03.2013 tarihinden itibaren çalıştığını, iş sözleşmesinin 01.03.2016 tarihinde işverence haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine, işe başlatılmaması halinde tazminat ve boşta geçen süre ücretinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı Cevabının Özeti:

Davalı vekili, müvekkili şirketin ihale sonucunda Çukurova Belediyesi ile hizmet alım sözleşmesi imzaladığını, davacının, müvekkili şirket alt işverenliğinde son olarak 01.09.2014-29.02.2016 tarihleri arasında çalıştığını, asıl işveren olan Çukurova Belediyesinin 02.03.2016 tarihli işten çıkarma konulu dilekçesi ile verilen talimat ile 29.02.2016 tarihinde davacının işine son verilmek durumunda kalındığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkeme Kararının Özeti:

Mahkemece, davalı tarafça haklı veya geçerli bir sebep belirtilmeksizin iş sözleşmesinin sonlandırıldığı, yazılı fesih yapmadığı ve fesih sebebini de açık ve kesin olarak bildirmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Temyiz:

Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.

Gerekçe:

Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı, davalı şirketin işlerini yaptığı dava dışı Çukurova Belediyesinin davaya dahil edilmesi gerekip gerekmediği hususları uyuşmazlık konusudur.

Dosya içeriğinden, davacının 30.03.2013 tarihinden itibaren dava dışı Çukurova Belediyesine ait iş yerinde davalı nezdinde çalıştığı, Çukurova Belediyesinin 02.03.2016 tarihli işten çıkarma konulu yazısı uyarınca davalı işverence davacının iş sözleşmesinin feshedildiği anlaşılmaktadır.

Alt işveren işçisi tarafından, feshin geçersizliğine karar verilmesi istemiyle yalnızca alt işveren hakkında veya geçersizlik yahut muvazaa iddiasıyla sadece asıl işveren aleyhine açılan davalarda, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin geçersiz veya muvazaaya dayandığının belirlenmesine bağlı olarak, davalı olarak gösterilen kişinin işçinin gerçek işvereni olmadığının belirlenmesi halinde taraf sıfatı sorunu ortaya çıkmaktadır. Davanın taraf sıfatı yokluğu sebebi ile reddedilmesi halinde, gerçek işverene karşı açılacak davada işçi, çoğunlukla, işe iade davaları için öngörülen bir aylık dava açma süresini kaçırma tehlikesi ile karşılaşmaktadır. Böyle bir sonuç işçiyi mağdur edeceği gibi, bir aylık süre geçmemişse yeni bir dava açılmasını gerektirmesi sebebi ile usul ekonomisine de uygun düşmez. Dairemiz tarafından davacının temsilcide yanıldığı veya taraf sıfatında maddi hataya düştüğü kabul edilmek suretiyle taraf değişikliği konusunda mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun katı kuralları aşılarak sorun çözülmeye çalışılmıştır.

Ne var ki, işe iade davası asıl işveren ve alt işverene karşı birlikte açıldığında asıl işveren hakkında taraf sıfatı yokluğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmezken, sadece asıl işveren hakkında dava açılmışsa taraf sıfatının bulunmadığı ve taraf sıfatında yanılgı olduğunun kabulüne karar verilmesi sözü edilen çözümün çelişkisi olarak dikkat çekmiştir.

Öte yandan, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 124. maddesinde kabul edilebilir yanılgıya dayanan iradi taraf değişikliği taleplerinin mahkemece kabul edilmesi yönünde düzenleme yapılmıştır. Ancak sözü edilen düzenlemede taraf değişikliğinin talep şartına bağlanması karşısında, hâkim tarafından bu hususta taraflara hatırlatmada bulunulması mümkün değildir. Bu sebeple talep olmadığı halde, taraf sıfatında maddi hataya düşüldüğünden söz edilmek suretiyle mahkeme kararının bozulmasına yönelik uygulamaya devam edilmesinin, kanunun belirtilen açık düzenlemesi karşısında, mümkün olmadığı görülmektedir.

Hal böyle olunca, Dairemizde yukarıda belirtilen içtihadın yeniden gözden geçirilerek değerlendirilmesi ihtiyacı doğmuştur.

Mahkemece verilecek hükmün etkisi bakımından mecburi dava arkadaşlığı, maddi bakımdan mecburi dava arkadaşlığı ve şekli (usûlî) bakımdan mecburi dava arkadaşlığı olarak ikiye ayrılmaktadır. Maddi bakımdan mecburi dava arkadaşlığı, maddi hukuka göre bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi zorunlu hallerde söz konusu olur (6100 sayılı HMK. m.59). Şekli (usûlî) bakımdan mecburi dava arkadaşlığı ise, Kanun’un özel hükümleri ve davanın niteliğinden kaynaklanan, birden fazla kişiye karşı dava açılmasının ve yürütülmesinin zorunlu olduğu hallerde oluşan dava arkadaşlığına denir. (PEKCANITEZ Hakan/ATALAY Oğuz/ÖZEKES Muhammet, Medeni Usul Hukuku, 12. Baskı, Ankara 2011, s.223). Şekli dava arkadaşlığı, gerçeğin tam olarak ortaya çıkarılması ve taraflar arasındaki ilişkinin doğru karara bağlanmasını sağlamak için kabul edilmiştir. Bu durumda, dava konusu hukuki ilişki hakkında bütün dava arkadaşlarına yönelik tek ve aynı doğrultuda bir karar verme zorunluluğu yoktur. Ayrıca dava arkadaşlarının yaptıkları usulî işlemler birbirinden bağımsızdır.

4857 sayılı İş Kanunu’nun 2. maddesinin4857 sayılı İş Kanunu’nun 2. maddesinin altıncı ve yedinci fıkralarına göre asıl işveren-alt işveren ilişkisinin geçerli olup olmadığı veya muvazaaya dayanıp dayanmadığına yönelik re’sen yapılması gereken yargısal denetim, ilişkinin taraflarının, yani asıl işveren ve alt işverenin davada yer almalarını ve kendi hukuklarını koruyacak açıklama ve ispat haklarını zorunlu kılmaktadır. Aksince bir düşünce Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkına ve 6100 sayılı Kanun’un 27. maddesinde öngörülen hukuki dinlenilme hakkına aykırılık teşkil eder. Buna göre, işe iade davalarına özgü olarak, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin söz konusu olduğu davalarda, davalı taraf yönünden bir çeşit şekli (usûlî) bakımdan mecburi dava arkadaşlığının mevcut olduğu kabul edilmelidir.

Görüldüğü üzere, bu çözüm tarzı hem işçi hem de işveren yönünde hukuka uygun maddî ve usûlî bakımdan her iki tarafın haklarını korumasını sağlayan bir çözümdür.

Böyle olunca, işe iade davasının yalnızca asıl işveren veya alt işveren aleyhine açılması durumunda, mahkemece, dava hemen reddedilmemeli, davalı olarak gösterilmeyen asıl işveren veya alt işverene davanın teşmili için davacı tarafa süre verilmeli, verilen süre içinde, diğer dava arkadaşına teşmil edilirse davaya devam edilmeli, aksi halde dava sıfat yokluğundan reddedilmelidir.

Taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasına yönelik olarak yapılacak inceleme sonucunda, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin geçersiz veya muvazaaya dayanması sebebi ile feshin geçersizliğine yönelik karar gerçek işveren hakkında kurulmalı, geçersiz veya muvazaaya dayalı ilişkinin diğer tarafı hakkında da muvazaalı işlemin tarafı olduğu gözetilerek işe iadenin mali sonuçlarından sorumlu tutulacak şekilde hüküm kurulmalıdır.

Somut olayda mahkemece, davalı olarak gösterilmeyen Çukurova Belediyesine davanın teşmil edilmesi için davacıya süre verilerek, dava teşmil edilirse yargılamaya devam edilerek tarafların delilleri toplanmalı, feshin geçerli ya da haklı sebebe dayanıp dayanmadığı tespit edilmeli, feshin geçersiz olduğu kanaatine ulaşıldığı takdirde ise, alt işverenlik ilişkisinin muvazaaya dayandığı anlaşılırsa asıl işveren iş yerine iadeye, muvazaa bulunmayıp bir asıl işveren-alt işveren ilişkisinin varlığı sonucuna varılırsa alt işveren işyerinde ise iadeye ve kanuni haklardan alt işverenle birlikte asıl işverenin de sorumluluğuna karar verilmelidir. Taraf teşkili sağlanmadan ve eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalı olmuştur.

SONUÇ : Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı kesin olarak BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 24.01.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

———————

AVUKAT A TÜMBAŞ

Avukatlık / Danışmanlık

 Gaziantep Barosu

İş ve İşçi Davaları Avukatı

(Kıdem, ihbar, yıllık izin, maaş alacaklar ile Hizmet tespiti davaları)

İletişim İçin:

https://www.alitumbas.av.tr/gaziantep-avukat-adres

 

Makalemizi Oylar Mısınız?

Bu içeriği paylaşmak ister misiniz?

Yorumlarınız bizim için önemlidir. Soru sormaktan veya yorum yapmaktan lütfen çekinmeyin. Konu ile ilgili merak ettiğiniz detaylarla ilgili avukatlarımız sizlere dönüş yapacaktır.
Fatih Mahallesi, Fevzi Çakmak Bulvarı No:139 Şehitkamil, Gaziantep

0532 167 09 13
© Copyright 2004-2021 
Avukat Ali Tümbaş - Her hakkı saklıdır.
envelopephone-handsetmap-marker
Whatsapp
Avukata Soru Sor
Merhaba.
Hukuki tüm sorularınız için uygun bir ücret karşılığı bizimle iletişime geçebilirsiniz. Size konunun uzman avukatı destek verip yol haritanızı çizecektir.
Call Now Button linkedin facebook pinterest youtube rss twitter instagram facebook-blank rss-blank linkedin-blank pinterest youtube twitter instagram