Gaziantep Avukat Ali Tümbaş Anlaşmalı ve Çekişmeli Boşanma Avukatı

Aile hukuku avukatlarımızın, aile hukuku alanında verdiği bazı hukuksal hizmetler;

  • Evlilik öncesi eşlere uygulanacak mal rejimi sözleşmelerinin hazırlanması
  • Nişanın bozulmasından kaynaklanan maddi ve manevi zararların giderilmesi için açılacak davaların takibi
  • Anlaşmalı ve çekişmeli boşanma davalarının takibi
  • Boşanma davalarında, nafaka, müşterek çocukların velayeti, maddi ve manevi tazminat ile eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesi
  • Evlilik dışı doğan çocuk ile baba arasında soy bağının kurulması, nesebin reddi, çocuk malları davalarının takibi ile evlat edinme işlemleri
  • Vesayet, kayyım, yasal danışmanlık konularında hukuki destek
  • Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının yabancı ülke mahkemelerinden aldıkları boşanma kararlarının tanınması ve tenfizi
  • Aile konutu şerhinin tapu kütüğüne işlenmesi

Evli çiftler için boşanmak tek çare olarak kendisini gösterdiğinde, Ali Tümbaş Avukatlık Ofisi olarak aile hukuku dalında uzman avukat kadromuzla sizlere çok yönlü hizmet sunmaktayız. Aile hukukundan doğan boşanma, çocukların velayeti ve aile içi şiddet konularında, Ali Tümbaş Avukatlık Ofisi olarak daima ciddiyet, samimiyet ve gizlilik prensibiyle hareket etmekteyiz.


Aile Hukuku Davaları Alanındaki Çalışmalarımız

  • Boşanma Davaları
  • Anlaşmalı Boşanma Davaları
  • Çekişmeli Boşanma Davaları
  • Soybağı Davaları
  • Nafaka Davaları
  • Ayrılık Davası
  • Mal Paylaşımı Davası
  • Boşanma Sonrası Mal Varlığı Tasfiyesi
  • Velayet ve Nafaka Hükümlerine Aykırı Davranılmasına Karşı Hukuki Çözüm
  • Ailenin Korunması ve Aile İçi Şiddet Halinde Tedbir Kararı Alınması
  • Aile Konutu Şerhi Davası
  • Evlat Edinmeden Doğan Uyuşmazlıkların Çözümü
  • Evlenecek Taraflar Arasında Yapılacak Malvarlığı Sözleşmeleri Hakkında Danışmanlık Hizmeti
  • Nişanlanmanın Sona Ermesinden Kaynaklanan İhtilafların Çözülmesi
  • Eşlerden Herhangi Birinin Tasarruf Yetkisinin Kısıtlanması
  • Babalık Davası
  • Velayetin Değiştirilmesi ve Kaldırılması Davası
  • Tanıma ve Tenfiz.
  • Aile Mahkemelerinde Görülen Diğer Tüm Uyuşmazlıkların Çözümü

Aile Hukuku Davalarına Hangi Avukat Bakar?

Toplum yapısı bakımından Türkiye’de haklar doğrudan sağlanmamakta ve aile bireyleri girmiş olduğu arayışı Aile Mahkemelerinde avukatlar aracılığı ile neticelendirmektedir. Aile bireyi, aile mahkemesinde hukuki uyuşmazlığı avukatsız olarak da çözümleyebileceği gibi uzmanlaşmamış avukat ile de davasını takip etmesinin önünde yasal bir engel bulunmamaktadır. Fakat Aile hukukunu ilgilendiren dava ve işlerde konusunda uzman aile avukatına başvurmak daha pratik, yararlı, hızlı çözüm için daha doğru bir karar olacaktır. Çünkü uzman aile avukatı, hukuki bilgi ve tecrübesiyle gerektiğinde talep halinde dava yoluna gitmeden aile bireyleri ile dostça anlaşmalar yapacak, sürekli iletişim ve danışma ile ailesel problemleri çözecektir. Eğer ki, bu yol çözüme kavuşturmayacak ise dava yolu ile yine tüm lehe kanun ve düzenlemeleri kullanarak sonuç odaklı, pratik ve yenilikçi çözümleri ile hukuksal problemleri çözecektir.

Öncelikle dilekçenizde şu hususlar mutlaka yer almalıdır:

  • Davanın tarafları,
  • Davanın konusu,
  • Davanın sebebi,
  • Davanın değeri,
  • Davaya konu olaylar
  • Davaya konu olayları ispata yarayan araçları
  • Davacının talebi ve davacının imzasını içermesi gerekir.

Özetle

  • Aile Mahkemesinin adı,
  • Davacı İle Davalının Adı,Soyadı ve Adresleri,
  • Davacının ve varsa davalının T.C. Kimlik Numarası,
  • Varsa tarafların kanuni temsilcilerinin ve davacı vekilinin adı,soyadı ve adresleri,
  • Davacının İddiasının Dayanağı Olan Bütün Olayların Sıra Numarası Altında Açık Özetleri,
  • İddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği,
  • Davada dayanılan hukuki nedenler,
  • Açık bir şekilde taleplerin sonucu
  • Davacının ya da vekilinin imzası

Çekişmeli Boşanma Davasının Açılması

İster çekişmeli ister anlaşmalı olsun, her iki türdeki boşanma davaları da Aile Mahkemesi’nde açılmalıdır. Boşanmak isteyen taraflardan biri iki nüsha dava dilekçesi(anlaşmalı boşanma davalarında boşanma protokolü de eklenmelidir), varsa eklemek istediği delillere ilişkin belgeleri ve nüfus cüzdan fotokopisini ekleyerek boşanma davasını açabilir. Hak kaybına uğramamak açısından boşanma davasının avukat marifetiyle takip edilmesi oldukça önemlidir.

Boşanma davasının açılabilmesi için taraflar arasında geçerli bir evlilik bulunmalıdır ve boşanma nedenlerinden birinin varlığı gereklidir. Boşanma dava dilekçesinin verilmesi ile çekişmeli boşanma süreci başlar.

Çekişmeli boşanma davalarının aşamaları

-Dilekçeler Aşaması:

İlk aşaması dilekçeler teatisinden ibarettir. Dilekçeler aşaması; dava dilekçesi-cevap-cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesinden oluşmaktadır. Davacının dava dilekçesi hazırlayarak dava açması sonrasında başlayan bir aşamadır.

-Ön İnceleme Duruşması (ilk duruşma):

Dilekçeler aşamasının tamamlanması sonrasında ilk duruşma yapılacaktır. Bu duruşmada tarafların uyuşmazlık konusunu ve birbirlerinden taleplerini tespit edilecektir.

-Tahkikat Duruşması (ikinci duruşma):

İlk duruşma sonrasında tahkikat aşamasına geçilecektir. Bir dosyanın tahkikat aşamasına geçmesi demek iddia ve savunmalar adına dilekçede belirtilen delillerin toplanılması anlamına gelmektedir. Tanıklar dinlenecek, ilgili yerlere müzekkere yazılarak cevapların toplanılması takip edilecektir.

Çekişmeli Boşanma Sebepleri Nelerdir?

Çekişmeli boşanma sebepleri özel boşanma sebepleri ve genel boşanma sebepleri olarak ikiye ayrılmaktadır.

Özel Boşanma Sebepleri ;

  • Zina (aldatma)
  • Hayata Kast, Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış Nedenleri ile Boşanma Davası
  • Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme Sebepleri ile Boşanma Davası
  • Terk Sebebiyle Boşanma Davası
  • Akıl Hastalığı Sebebiyle Boşanma Davası


Genel Boşanma Sebepleri ;

  • Evlilik birliğinin temelinden sarsılması
  • Anlaşmalı boşanma
  • Ortak hayatın yeniden kurulamaması

Boşanma Davasında Kaç Kez Dilekçe Verilir?

Boşanma davasının açılması için sadece bir adet dilekçe hazırlanması yeterli olacaktır. Boşanma davası dilekçesi kapsamında gerekli olan bilgilerin eksiksiz bir biçimde sunulması durumunda dilekçe hazırlama aşamasına dair herhangi bir sorun yaşanması söz konusu olmayacaktır. Boşanma davası dilekçesi anlaşmalı boşanma kapsamında değerlendirilecekse hali hazırda bu dilekçede belirtilen unsurların boşanma protokolü manasına geleceğini de bilmelisiniz. Boşanma aşamasında her iki tarafın da bu detayları kabul ettiklerini mahkemede bizzat beyan etmeleri gerekir.

Çekişmeli Boşanma Davası ile Birlikte Talep Edilebilecek Hususlar

Yoksulluk Nafakası

Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan taraf, kusuru daha ağır olmamak şartıyla, geçimini sağlamak için diğer taraftan malî gücü oranında, süresiz olarak nafaka isteyebilir. Bu nafakaya “yoksulluk nafakası” denilmektedir. Yoksulluk nafakası tayin edilebilmesi için nafaka yükümlüsünün kusurlu olması şartı aranmamaktadır. Çekişmeli boşanma süreci boyunca tedbir nafakası olarak ödenir. İlamsız icraya konulabilir.

İştirak Nafakası

Velayetin kullanılması hakkı kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. Bu nafakaya “iştirak nafakası” denilmektedir.

Mahkeme, talep halinde irat biçiminde ödenmesine karar verilen bu giderlerin gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir.

anlaşmalı boşanma çekişmeli boşanma gaziantep avukat dna

Müşterek Çocukların Velayeti

Yargılama aşamasında mahkeme tarafından boşanma kararı verilirken, imkân bulundukça anne ve baba dinlenir ve ardından çocuğun düşüncesi alınıp, anne ve babanın çocuk ile olan kişisel ilişkileri düzenlenir.

Velayetin kullanılması hakkı kendisine verilmeyen eşin, müşterek çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, müşterek çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararları gözetilir.

Anne veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni durumların ortaya çıkması halinde hakim, resen veya anne ve babadan birinin talebi üzerine gerekli önlemleri alabilir. Yani velayete ilişkin şartlarda bir değişiklik olduğu durumda ebeveynlerin, velayetin değiştirilmesi yönünde bir dava açması mümkün olacaktır.

Maddi ve Manevi Tazminat

Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir.

Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktar tazminat talep edebilir.


Boşanma davasında akrabalar tanık olarak dinlenir mi?

Ödeme emri, 6183 sayılı Kanunun 55 inci maddesinde düzenlenmiştir. Maddeye göre, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumu bir “ödeme emri” ile tebliğ olunur.

Veri Dairesince Gönderilen Ödeme Emrinde Bulunması Gerekenler

  • Borcun asıl ve fer’ilerinin (cezası, faizi, zammı gibi) türü ve tutarı,
  • Borcun nereye ödeneceği,
  • Süresinde ödenmeyen borcun vergi dairesince cebren tahsil edileceği,
  • Süresinde ödenmeyen borç ile ilgili mal bildiriminde bulunulması gerektiği,
  • Borçlunun mal bildiriminde bulunmadığı takdirde üç ayı geçmemek üzere hapisle tazyik
  • olunacağı,
  • Gerçeğe aykırı mal bildirimde bulunduğu takdirde hapis ile cezalandırılacağı,
  • Ödeme emrine karşı hangi mahkemede dava açılabileceği.

Ödeme Emrine İtiraz Süresi Kaç Gündür?

6183 sayılı Kanun’un 58. maddesinde ödeme emrine karşı dava açma (ya da itiraz) süresi 7 gün olarak belirlenmiştir. Bu süre 2017 Kasım ayında TBMM’de kabul edilen 29.11.2017 tarihli Torba Yasa ile 15 güne çıkarılmaktadır.

Ödeme Emrine İtiraz Nedenleri

183 sayılı Kanunun “ödeme emrine itiraz” başlıklı 58.maddesinde, ödeme emrine karşı açılabilecek davalarda ileri sürülebilecek iddialar üç noktada toplanmıştır. Bu iddialar aşağıda sayılmaktadır;

  • Borcun Olmadığı,
  • Borcun Kısmen Ödenmiş olduğu,
  • Zaman aşımına uğramış olduğu.

Dava Açma Süresi

Her ne kadar İdari Yargılama Usulü Kanunu 7.maddesinde dava açma süresi “Danıştay’da ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gün” olarak düzenlenmiş olsa da, ödeme emrine karşı dava açma süresi Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Kanununda yer alan 58.maddeye göre belirlenecektir.

Ödeme emrine karşı açılacak davaların süresi 7 gün olan dava açma süresi 15 güne çıkarılmıştır.

Dava Açan Borçlunun Tamamen veya Kısmen Haksız Çıkması Durumunda Ne Olur?

Açmış olduğu davada tamamen veya kısmen haksız çıkan borçludan, haksız çıkılan borç tutarı kadar olan kamu alacağı % 10 zamla tahsil edilir. Bu yüzden, ödeme karşı açılacak davanın ciddi bir şekilde ele alınması gerekir. Detaylı bilgi için arayınız.,

Dava Açma Süresi Başlangıcı

Ödeme emrine karşı dava açma süresinin hesaplanmasında sürenin başlangıç tarihi önem arz etmektedir. Anayasa madde 125/3’e göre “İdari işlemlere karşı açılacak davalarda süre, yazılı bildirim tarihinden başlar.” Buna uygun olarak Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun’un 58.maddesinde de “ödeme emrinin tebliğinden itibaren” sürenin başlayacağı düzenlenmiştir. Yani dava açma süresi olan 15 günlük süre, ödeme emrinin muhatabına hukuka uygun olarak tebliğ edildiği tarihin ertesi günü başlayacaktır. Ancak Danıştay dava dairelerinin tebliğden önce yükümlünün ödeme ermini öğrenmesi üzerine dava açabileceğini kabul ettiğini de belirtmek gerekir.

Vergi Mahkemesinde Ödeme Emrine Karşı Açtığı Davayı Kaybeden Borçlu Ne yapmalıdır?

Borçlu, borcun tamamına veya bir kısmına karşı vergi mahkemesinde açtığı davanın tamamen veya kısmen reddi halinde, ret kararının kendisine tebliği tarihinden itibaren 7 gün içinde (7061 sayılı Kanunla yapılan değişiklik 01.01.2018 tarihinden itibaren 15 gün) mal bildiriminde bulunmak mecburiyetindedir. Bu 7 günlük süre içerisinde ödeme emrine konu borcun tamamen ödenmesi halinde mal bildiriminde bulunma yükümlülüğü ortadan kalkacaktır.

DAVANIN RED SONUCU %10 HAKSIZ ÇIKMA ZAMMINI ÖDEMEK İSTEMİYORSANIZ HAKLARINIZ KONUSUNDA BİZİ ARAYINIZ .

Aile konutu, eşlerin çocuklarıyla beraber oturmak için birlikte seçtikleri, yaşamlarını sürdürdükleri, herkesçe bilinen ve belirlenebilen yerleşim yeridir. Aynı zamanda barınma ihtiyacını karşılayan, aileyi bir arada ve ayakta tutan, ekonomik değerinin yanı sıra manevi değeri de bulunan bir gayrimenkuldür.

Aile Konutu Şerhi Nasıl Konulmaktadır?

Aile konutu şerhi için, eşlerden birisinin adına kayıtlı ev için diğer eş tapuya başvurarak, aile konutu şerhi koydurabilmektedir. Bunun için başvuruda bulunan eş Tapu Sicil Müdürlüğü’ne bir dilekçe ile; konutun aile konutu olduğunu kanıtlayan muhtarlıktan alınmış bir belge, nüfus müdürlüğünden alınmış vukuatlı aile nüfus kayıt örneği veya evlilik cüzdanı ile başvuru yapabilmektedir.

Aile Konutu Şerhinin Koyulabilmesi İçin Gerekli Belgeler ve Şartlar

  • Eşlerden Birinin Mülkiyetinde Olan Bir Konut Bulunması
  • Eşlerden Birinin İstemde Bulunması
  • Evlilik Birliğinin Sonlanmamış Olması

Şerh konulabilmesi için hangi evraklar gereklidir?

Konutun bulunduğu yer muhtarlığından alınmış ikametgâh belgesi, nüfus kayıt örneği ve evlenme cüzdanı gerekmektedir.

 Aile konutu şerhi ile aile konutu olarak kullanılan gayrimenkule ilişkin kira sözleşmesi veya mülkiyet hakkı, malik (sahip) veya taraf olmayan eşin rızası olmadıkça devredilemez, konut üzerindeki haklar sınırlanamaz. Ailenin menfaati söz konusu olduğu durumlarda, rıza göstermeyen eş için diğer eş hakim müdahalesi talep edebilir. Kanun gereğince bu şerh işlemi için malik olmayan eşin tapu müdürlüğüne başvurusu ile işlenir.

Aile Konutu Şerhi Ne İşe Yarar?

Aile konutu şerhi ile, eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutuyla ilgili kira sözleşmesini feshedemez. Aile konutunun tapu maliki bile olsa, bu konutu satamaz veya üzerindeki hakları sınırlayamaz.

Aile konutu şerhi konulmadan önce yapılan işlemlerin geçerlilik durumu nedir?

Malik olmayan eşin aile konutuna, aile konutu şerhi koydurmasının ardından malik olan eş konutla alakalı işlem yapamaz. Ancak malik olmayan eş, şerh konulmasından hemen önce konut üzerinde tasarrufta bulunmuşsa diğer eşin izni alınmadan yapılan tüm işlemler geçersizdir.

Aile Konutu Şerhi Olmayan Evin Satışı

Bir konutu “Aile Konutu” olarak gösterebilmek için eşlerin birlikte bu konut içerisinde sürekli olarak yaşaması gerekmektedir. Muhtardan bir belge alınmasının amacı da budur. Eşler; bazı dönemlerde kaldıkları devre mülkleri, yazlıkları ya da bağ evlerini Aile Konutu olarak gösteremez. Bunların yani (Aile Konutu Şerhi olmayan evin) satışı için ise diğer eşin rızası aranmaz. Ayrıca eğer eşlerin sürekli olarak birlikte yaşadığı konut, Aile Konutu şerhi konulmadan önce başka birine satılırsa bu durumda iki ihtimal ortaya çıkıyor.

Tapu Kütüğüne Aile Şerhi Konulmamış Evin Satışı İptal Olur Mu?

Üçüncü şahıs gayrimenkulu satın alırken aile konutu olduğunu bilerek almış ise, iyi niyet gözetilmeyeceğinden satış geçersiz olmaktadır. Ancak bunun için, rızası olmayan eşin tapu iptal ve tescil davası açması gerekmektedir. Söz konusu dava sonucunda, yapılan satış işlemi ve üçüncü şahıs üzerinde kayıtlı olan aile konutuyla ilgili tapu kaydı iptal edilecektir. Ancak üçüncü kişi söz konusu gayrimenkulun aile konutuna ait olduğunu bilmeden satın almış ise iyi niyet gözetileceğinden bu satış geçerli olmaktadır.

Babalık davası, baba ile evlilik dışı doğan çocuk arasındaki soybağının hukuki anlamda kurulmasına mahkemece karar verilmesidir. Çocuk ile baba arasındaki soybağı baba ve annenin evli olması ya da tanıma yoluyla da kurulabilmektedir.

Babalık davası soybağının tespitine ilişkin davalardandır.

Konuyu üç ayrı hali ile güncel uygulamalarıyla açıklayacağız:

  • Soybağının reddi,
  • Babanın çocuğu tanıması,
  • Babalık davası.

Başka bir erkekle soybağı bulunmayan bir çocuk ile tanıma yolu ile soybağı kurulabilir. Ancak, bir erkekle soybağı bulunan çocuğun soybağı, babalık davası veya soybağının reddi davası ile değiştirilebilir. Özellikle belirtelim ki; soybağının reddi davası ile babalık davası, aynı dava dosyası ile görülemez. Her iki davanın da ayrı ayrı açılması gerekir.

boşanma ve ceza avukatı gaziantep

Babalık Davasının Tarafları Kimlerdir?

Babalık davasının tarafları kimlerdir dediğimizde babalık davasını ana veya çocuk açabilir. Ana ve çocuk davayı birlikte açabilecekleri gibi ayrı ayrı da açabilirler. Çocuk küçük ise kayyım ile temsil edilir. Bu davada davacı tarafta ana veya çocuk davalı tarafta ise baba bulunur. Baba ölmüş ise dava mirasçılarına karşı açılabilir.

Babalık Davasının Şartları

• Babalık hükmü, evlilik dışı doğan çocuk ve baba arasında soybağı kurulmasına yarayan bir davadır. Babalık davası açılabilmesi, çocuğun annesiyle mevcut soybağı ilişkisinin bulunmasına bağlıdır. Eğer anneyle soybağı ilişkisi bulunmuyorsa, bu noktada babalık davası açılması olanaksızdır.

• Babalık davası açarak soybağı kurulabilmesi için, çocuğun herhangi bir erkek ile arasında mevcut bir soybağı ilişkisinin bulunmaması gerekir. Varolan soybağı ilişkisinin kaldırılmadan babalık davası açılabilmesi mümkün değildir.

gaziantep boşanma avukatı babalık dna

Babalık Davasında İspat ve DNA Testi

Babalık davasında ispat yükü davacı üzerinedir. Davacı, davalının çocuğun babası olduğu kanıtlamalıdır. Bu konunun ispatı zor olduğundan dolayı kanun koyucu davacı lehine babalık karinesi getirmiştir.

Babalık karinesine göre; davalı, çocuk doğmadan önceki 300 gün ile 180 gün arasındaki süreçte, ana ile cinsel ilişkiye girmiş ise bu durum baba olduğuna dair karinedir. Eğer bu süreçte olmasa dahi fiili gebe kalma döneminde, davalı ile annenin cinsel ilişkiye girdiği ispat edilirse yine bu durum babalığa karinedir.

Davalı erkek bu karineleri ancak iki durumu ispat ederek çürütebilir: Davalı çocuğun babası olmasının imkansız olduğunu ispat edebileceği gibi, başka bir erkeğin baba olma olasılığının daha yüksek olduğunu ispat ederek de babalık karinesini çürütebilir.

Günümüzde Tıp biliminin geldiği nokta itibariyle kişiler arasındaki kan bağı kolaylıkla ispatlanabilmektedir. Bu yöntemlerden birisi de DNA testidir. DNA testi %100’ yakın oranda doğru sonuç vermesi sebebiyle mahkemelerin babalık davalarında en sık başvurduğu yöntemdir.

DNA testleri taraflarca hâkimden talep edilebileceği gibi hâkim tarafından da istenmesi mümkündür. DNA testi hâkim açısından bilirkişi raporu niteliğindedir. Yani hâkim söz konusu rapor ile bağlı değildir. Ancak soybağının tespitinin teknik ve özel bilgi gerektirdiği ve özellikle DNA testinin sonuçlarının bilimsel olarak çok yüksek bir oranda doğru çıktığı bilinmektedir. Hâkimin bu test sonuçlarına aykırı karar vermesi mümkün değildir. Her ne kadar bilirkişi raporları hâkimi bağlamasa da objektif olarak yapılan, bilimsel içeriğe sahip ve doğruluk oranı çok yüksek olan bu yönteme aykırı karar vermesi mantığa terstir.

Babanın çocuğu tanıması

Tanıma, babanın, nüfus memuruna veya mahkemeye yazılı başvurusu ya da resmî senette veya vasiyetnamesinde yapacağı beyanla olur.

Tanıma beyanında bulunan kimse küçük veya kısıtlı ise, veli veya vasisinin de rızası gereklidir.

Başka bir erkek ile soybağı bulunan çocuk, bu bağ geçersiz kılınmadıkça tanınamaz.

Beyanda bulunulan nüfus memuru, sulh hâkimi, noter veya vasiyetnameyi açan hâkim, tanımayı babanın ve çocuğun kayıtlı bulunduğu nüfus memurluklarına bildirir.

Çocuğun kayıtlı bulunduğu nüfus memurluğu da tanımayı çocuğa, anasına, çocuk vesayet altında ise vesayet makamına bildirir.

Babalık Davası Ne Zaman Açılmalıdır?

Babalık davası ne zaman açılmalıdır dediğimizde; babalık davası çocuk doğduktan önce veya sonra açılabilir. Ananın dava hakkı çocuk doğduktan bir yıl geçmesiyle düşer. Ancak çocuk için bir yıllık süre çocuğun başka bir erkek ile arasında soybağı mevcut ise mevcut soybağının ortadan kalktığı tarihte işlemeye başlar.

Bu hak düşürücü sürelerin haklı bir nedene dayanarak geçirilmesi halinde, haklı nedenin ortadan kalkmasından itibaren bir ay içerisine babalık davası açılmalıdır.

Çoçuk Tarafından Açılan Babalık Davası

Çocuk tarafından açılan babalık davasında öncelikle baba ile çocuk arasında soybağı ilişkisinin tesisi talebinde bulunulur. Bunun yanında babalığı ispat edilen davalıdan çocuk lehine nafaka da istenebilir. Bu nafaka babanın, çocuğun bakım ve eğitim giderleri için katkıda bulunma zorunluluğu gereği istenen iştirak nafakasıdır. İştirak nafakası çocuk ergin olana kadar devam eder.

Dava açan çocuk eğer küçükse ayırt etme gücüne sahip olmadığından, davayı çocuk adına temsil etmesi için kayyım atanır. Velayet sahibi olsa da annesi temsilcisi olamaz

Babalık Davasında Nafaka ve Tazminat

Babalık davası ile beraber, dava süresi içerisinde geçerli olmak üzere, çocuk için nafaka talep edilebilir. Babalık davasında nafaka talep edebilmek için ana ile babanın evli olması şart değildir. Ancak nafakanın sadece çocuk için istenebileceğine dikkat etmek gerekir. Dava sona erdikten sonra da çocuk 18 yaşına gelene kadar geçerli olmak üzere, iştirak nafakası talep edilebilir.

Babalık davasında manevi tazminata hükmedebilmek için, Hukuk Genel Kurulu’nun kararına göre, annenin evlilik vaadi ile kandırılması gereklidir.

Ayrıca anne babalık davası ile beraber; doğum giderleri, doğumdan önce ve sonraki altışar haftalık geçim giderleri ve gebelik ve doğumun gerektirdiği diğer giderleri de davalı babadan talep edebilir. Çocuk ölü doğmuş olsa bile hakim, bu giderlerin karşılanmasına karar verebilir.

Babalık Davası Zamanaşımı

Babalık davası, çocuğun doğumundan önce veya sonra açılabilmektedir. Ana, babalık davasını en geç çocuğun doğumundan itibaren bir yıl içerisinde açmalıdır. Ancak çocuk, ana başka bir erkekle evliyken dünyaya gelmiş ise doğal olarak evlilik birliği içinde doğduğu kabul edilip ananın evli olduğu erkeğe bağlanır. Böyle bir durumda babalık davası açılabilmesi için diğer erkekle olan soybağının ortadan kaldırılması gerekir. İşte böyle bir durum var ise bir yıllık süre soybağı ilişkisinin ortadan kaldırıldığı tarihten itibaren işlemeye başlar.

Babalık Davası Hangi Mahkemede Açılmalıdır?

Babalık davası hangi mahkemede açılmalıdır sorusuna yanıt olarak babalık davası davalının yani baba olduğu iddia edilen kişinin yerleşim yerindeki Aile Mahkemesinde açılmalıdır. Davalının yerleşim yerinde Aile Mahkemesi bulunmadığı takdirde Asliye Hukuk Mahkemesi davaya bakmakta görevlidir.

Babalık Davasında Yetkili Mahkeme

Babalık davası soybağına ilişkin davalardandır. TMK 283 gereği, Soybağına ilişkin davalar, taraflardan birinin dava veya doğum sırasındaki yerleşim yeri mahkemesinde açılır.

Taraflardan hiçbirinin Türkiye’de yerleşim yeri olmadığı hallerde, babalık davasında yetkili mahkeme MÖHUK md. 41 uyarınca belirlenir.

Babalık Davasında Kayyım

Eğer babalık davası anne tarafından açılmış ise çocuğa kayyım atanmalıdır. Zira çocuk ile annenin menfaati örtüşmeyebilir. Eğer anne kayyım atanmadan dava açmış ise, anneye mahkeme tarafından kayyım atanması davası açılması için süre verilmelidir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre anne çocuğa kayyım olarak atanamaz, bu bir bozma sebebidir. Zira anne ile çocuğun menfaati bu davalarda çatışabilmektedir.

Gerekçeli Karar Nedir?

Gerekçeli karar yazıldı ifadesini bir mahkeme de görülen bir dava sonucunda görebilirsiniz. Mahkemede yazılan her türlü kararın gerekçeli olarak yazılması gerekmektedir. Mahkeme de yer alan tüm kararların kısa bir özetinin yer aldığı bir karardır.

Gerekçeli karar; mahkemenin, yargılama sonunda vermiş olduğu hükmü hangi hukuki nedenlere dayanarak tesis ettiğini detaylıca açıkladığı, maddi vakalar ile sonuç arasında mantıksal bir bağ kurduğu karara denir.

Bir mahkeme kararının gerekçesiz olması düşünülemez. Zira kurulan hükmün gerekçeli olması en başta anayasal bir zorunluluktur. Anayasanın 141/3 hükmü “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” denmek suretiyle ifade edilmiştir.

Gerekçeli karar metninde bulunması gereken hususlar şunlardır;

  • Tarafların iddia ve savunmalarının özeti
  • Tarafların anlaştıkları hususlar ile anlaşamadıkları hususlar
  • Çekişmeli olan vakıalar ile ilgili toplanan deliller
  • Toplanan delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi
  • Sabit vakıalar ve bu vakıalardan çıkarılan sonuç
  • Hukuki sebepler
boşanma ve ceza avukatı gaziantep

Gerekçeli kararın yazılma süresi nedir?

Gerekçeli kararlar genel olarak hükümden sonra yazılırlar. Hüküm en son duruşmada verilir. En son duruşmada hazır olan tarafların yüzüne karşı okunur. Hazır olmayanlara ise gerekçeli karar tebliğ edilir demiştik. Gerekçeli kararın ne zaman yazacağı ceza ve hukuk mahkemelerine göre değişiklik göstermektedir. Ceza Mahkemelerinde hükmün verildiği tarihten itibaren 15 gün içerisinde gerekçeli kararın hazırlanması gerekir. Hukuk Mahkemeleri ve idare ile vergi mahkemelerinde bu süre bir aydır.

Gerekçeli Kararın Kısa Kararla Çelişmesi

Mahkemede taraflara tefhim edilen kısa kararın daha sonradan yazılacak olan gerekçeli karar ile çelişmemesi gerekir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2009/19-109 Esas ve 2009/123 Karar sayılı ilamı)

Ancak böyle bir durum gerçekleşmiş ise bu durumda dikkate alınacak olan tefhim edilen kısa karar olacaktır. Çelişki barındıran gerekçeli karar ise yok hükmünde sayılacaktır.

Ceza davalarında ise sanığın lehine veya aleyhine olması fark etmeksizin kısa karar ile gerekçeli karar arasında bir çelişki olması durumunda infaz işlemleri için kısa karar dikkate alınacaktır.

Gerekçeli Kararın Tebliği, Kesinleşmesi, İstinaf ve Temyiz

Gerekçeli karar yazıldıktan hemen sonra taraflara tebliğ edilir. Hukuk mahkemelerinde genel olarak gerekçeli karar aleyhine istinaf kanun yolu başvuru süresi, kararın tebliğinden itibaren 2 haftadır. Hukuk mahkemelerinin kararları aleyhine istinaf başvurusu üzerine şartları varsa Bölge Adliye (İstinaf) Mahkemesi’nin kararına karşı da tebliğinden itibaren 2 hafta içinde temyiz başvurusu başvurulabilir.

Ceza mahkemelerinde gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 7 gün içinde istinaf kanun yoluna başvurmak mümkündür. İstinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, şartları varsa Bölge Adliye (İstinaf) Mahkemesi’nin kararına karşı da 15 gün içinde temyiz kanun yoluna başvurulabilir.

Günümüzde özel hayatımıza dair pek çok anımızı da internetin uzantısı olan sosyal medya platformlarında sıklıkla paylaşıyoruz.

Milyonlarca kullanıcısı olan Pinderest, Facebook, Instagram, Twitter gibi sosyal medya olarak adlandırılan internet dünyasında, özel hayat, iş hayatı ve aile yaşantısına ilişkin bilgiler, belgeler, fotoğraflar, videolar, fikirler, yazılar paylaşılmaktadır. Fakat kişilerin çoğunlukla fazla düşünmeden paylaştıkları bu bilgiler, kişisel veriler ve fotoğraflar bazı davalarda, özellikle aile hukukuna ilişkin yargılamalarda, karşı tarafça aleyhe delil olarak dosyaya sunulabilmektedir. Peki, bu sosyal paylaşım sitelerinden alınan yazışmaların, fotoğrafların çıktısının Mahkemelerce delil olarak kabul edilmesi mümkün müdür?

Mahkemeye sunulan tüm deliller kural olarak hukuka uygun şekilde elde edilmelidir. Hukuka aykırı olarak elde edilen deliller, davada tarafın ileri sürdüğü iddiayı şüphe duyulmayacak şekilde ortaya koysa dahi mahkeme tarafından delil olarak kabul edilemez. Yani hukuka aykırı olarak elde edilmiş delil hükme esas olamaz.

Esasen Facebook, Instagram vb. sosyal medya mecralarından elde edilen yazışmaların hukuka uygun olup olmadığı da davanın türüne göre değişecektir. Ceza davalarında katı bir delil değerlendirmesi olurken hukuk davalarında özellikle boşanma davalarında daha esnek bir değerlendirme yapılır.

A) Genel Açıklama

Sosyal medya, günümüzde teknolojinin gelişmesiyle kişiler arası iletişimde kullanılan araçlardan biridir. Bu anlamda Whatsapp, Skype, Facebook, Twittter, İnstagram, Google Hangouts v.b tüm sosyal medya uygulamaları ve yine e-mail yaygın olarak kullanılmaktadır. Sosyal medya kayıtlarının boşanma davalarında rolü nedir?

Bu yazımızda; mahkeme whatsapp kayıtlarını isteyebilir mi, boşanma davasında whatsapp kayıtları istenir mi, boşanma davalarında whatsapp, boşanmada whatsapp kayıtları delil olur mu, whatsapp konuşmaları mahkemede delil olur mu, whatsapp kayıtları mahkeme, whatsapp mesajları delil olur mu, whatsapp mesajları delil yargıtay, whatsapp konuşmaları delil, whatsapp mesajları mahkemede delil olur mu, whatsapp ses kaydı delil olur mu, boşanma davasında whatsapp kayıtları gibi soruların cevaplarının tartışılarak sonuca ulaşıldığı bir makale hazırlanmıştır.

Eşler sosyal iletişim uygulamalarında; fotoğraf, yazı, video gibi verilerle her anını paylaşabildiği gibi üçüncü kişilerle de iletişim kurabilmektedir. Ancak bu durumla eşlerin sadakatsizliğe varacak veya şiddete ya da kötü hayat sürmeye yönelik tavır ve davranışları da ortaya çıkabilmektedir. Bu anlamda eşlerin bu tür iletişim uygulamalarındaki kayıtlarının delil değeri her geçen gün artmaktadır.

Sosyal medya uygulamalarından elde edilen bu verilerin, özelikle boşanma davasında delil olup olamayacağı önem arz etmektedir. Hemen belirtelim ki, bu verilerin boşanma davasında delil olarak değerlendirilebilmesi için, hukuka uygun olarak elde edilmiş olması gerekmektedir.

B)Facebook-Whatsapp – Instagram – Twitter Gibi Sosyal Medya Kayıtları Hangi Hallerde Hukuka Uygun Kabul Edilir?

Hukuka uygunluk bakımından bu kayıtlarının delil değeri yönüyle bir genelleme yapmak mümkün değildir. Her somut duruma göre değerlendirmek gerekir. Ancak;

  • -Eşin, bu uygulamalardaki hesabı üzerinden, herkese açık olarak paylaştığı fotoğraf, yazı, video gibi veriler veya yer bildirimleri, yine hesap sahibinin özel ve gizli alanına yönelik olmayan herkesin görebildiği diğer paylaşımlar, boşanmada davasında delil olarak kullanılabilir. Yine sosyal medya hesaplarında yapılan paylaşımların, hesabın sahibi veya aynı paylaşım ortamında bulunan kişilerce delil olarak kullanımının mümkün olduğu değerlendirilmektedir.
  • -Eşlerin birbirlerine yönelik yaptığı paylaşımlar incelendiğinde ise, eşlerin kendi hesabındaki veriler delil olarak kullanılabilecektir. Eşlerden biri diğerine örneğin Whatsapp üzerinden hakaret veya tehdit etmişse, mağdur eş bu mesajların kendi telefonu üzerinden incelenmesini Mahkemeden isteyebilir. Bu kayıtlar özel hayatın gizliliğini ihlal etmeyecektir. Bu kapsamda mahkemece uzman bilirkişiden rapor alınarak, bu hususun tespiti yapılabilecektir.

C)Facebook-Whatsapp- Instagram- Twitter Gibi Sosyal Medya Kayıtları Hangi Hallerde Hukuka Aykırı Kabul Edilir?

1-) Konuya İlişkin Mevzuat:

Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 134. maddesinde “Özel hayatın gizliliğini ihlâl” suçu düzenlenmiş olup, maddeye göre; “[1] Kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır. / [2] Kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur” denilmektedir. Aynı Kanun’un 135/1. maddesine göre de, “Hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydeden kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.” Yine aynı Kanunun 136/1. maddesine göre ise, “Kişisel verileri, hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır”.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) “İspat hakkı” başlığını taşıyan 189/2. maddesine göre;

“Hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan deliller mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz”.

2-) Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin Kararı Kapsamında Değerlendirme:

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 07/03/2017 Tarih ve 2016/14742 E. – 2017/2577 K sayılı kararında da belirtildiği üzere;

HMK 189/2. hükmü ile açıkça hukuka aykırı olarak elde edilmiş delilerin ispat gücü olmayacağı kabul edilmiştir. Böylece yargılamada ispat hakkının delillere ilişkin yönünün hukuki çerçevesi çizilmiştir. Bir davada ileri sürülebilecek her-türlü delilin mutlaka hukuka uygun yollardan elde-edilmiş olması, eş söyleyişle “yasak delil” niteliğinde olmaması esası getirilmiştir. Anılan düzenlemeye göre, hukuka aykırı olarak elde edildiği anlaşılan delillerin, mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamayacağı, yargılama sırasında taraflarca sunulan delillerin elde ediliş biçiminin mahkeme tarafından re’sen (kendiliğinden) gözönüne alınması gerekeceği ifade edilmektedir. Böylece bir delilin her ne suretle olursa olsun hukuka aykırı olarak elde edildiğinin tesbiti halinde, diğer tarafça bu konuda itiraz ileri sürülmese dahi mahkemece bu sunulan delillerin caiz olmadığına karar verilerek, dosya kapsamında değerlendirilmemesi ilkesi benimsenmiştir. Yine hukuka-aykırı olarak elde edilen bir delilin içeriği doğru dahi olsa “zehirli ağacın meyvesi de zehirlidir” ilkesi nedeniyle mahkemece hükme-esas-alınamayacaktır.

Bu nedenle bahse konu kayıtların nasıl elde edildiği önemli olup, aksi halde TCK kapsamındaki yaptırımlara/cezalara muhatap olunabilir. Yine HMK 189/2. hükmü uyarınca da, boşanma davasında delil değeri olmayacaktır. Kişiler örneğin Whatsapp üzerinden eşin üçüncü kişilerle olan konuşma içeriklerini elde edemezler. Ancak GSM operatörleri üzerinden bir kısım iletişim kayıtlarının tespitini Mahkemeden isteyebilirler. Mahkeme de uygun görürse, ilgili GSM operatöründen bu kayıtları isteyebilir. Uygulamada boşanma davasına bakan mahkemeler, aranan numara, aranan tarih ve saat yahut mesaj gönderilen numara ve gönderim tarih ve saati gibi bilgileri ilgili GSM operatöründen istemektedir. Ancak cep telefonu hattı ile yapılan görüşmelerin içeriklerinin ilgili operatörden istenmesi talebi kabul görmeyecek ve reddedilecektir. Bu tarz kayıtların elde edilmesi, ancak ceza soruşturma ve kovuşturmalarında belirlenen usuller çerçevesinde, geleceğe yönelik olarak gündeme gelebilmektedir.

3-)Uygulamada En Çok Karşılaşılan Örnekler

Bir eş diğer eşin şifresini ele geçirerek ondan habersiz sosyal medya hesaplarına gizlice girip, burada kamuya ifşa edilmemiş gizli nitelikteki içerikleri boşanma davasında delil olarak ileri sürerse, diğer eş hesabına rızasına aykırı girildiğini ortaya koyması halinde, Mahkemece bahse konu veriler delil olarak kullanılmayacaktır. Hesabı ele geçiren eşin bu davranışı, ceza hukuku anlamında yaptırımlara da konu olabilecektir.

Bunun dışında, bir eşin, diğer eşin telefonuna yüklediği program ile elde ettiği görüşme kayıtlarının da hukuka aykırı delil olacağı açıktır. Kaldı ki bu delile dayanan eş yönüyle, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ilgili kararında da belirtildiği üzere, “eşinin telefonuna gizlice program yükleyerek görüşme kayıtlarının elde edilmesinin, eşinin özel hayatının gizliliğini ihlal etme” sonucunu doğuracağından, boşanma davası yönüyle aleyhe kusurlu bir davranış olarak Mahkemece değerlendirilmesine neden olacaktır (16.04.2018 Tarih ve 2016/16760 E. – 2018/5112 K.).

4-) Hukuk Genel Kurulu Kararı Kapsamında Değerlendirme ve Kanaatimiz:

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2002 yılında verdiği bir kararında, “aynı çatı altında yaşayan eşlerin özel hayatlarının iç içe geçtiğini, özel alan sınırlarının muğlaklaştığını, bu nedenle eğer bir eş diğerinin günlük, mektup veya fotoğraflarını zorla veya tehditle ele geçirmeyip evde bulmuşsa, diğer eşin özel alanına ilişkin olsa bile, bunların boşanma davasında delil olarak kabul edileceğine” karar vermiştir. Dolayısıyla aynı evde yaşayan eşlerin yaşamları ve özgürlük sınırları da ortak olduğundan, bazı verileri elde etmek için kanuna aykırı bir eylem/davranış da bulunmaksızın, bu verilere tesadüfen ulaşmaları da mümkün olabilmektedir.

Fakat farklı bir hukuki görüşe göre ise; yaşanılan ortak konut içinde de olsa, eşlerin de kendi özel alanlarının bulunduğu, bu alanın mahremiyetinin hukuk tarafından korunması gerektiği; bu nedenle de bu mahrem alandan gizlice elde edilen verilerin delil olarak kabul edilmesinin hukuken doğru olmayacağı, ifade edilmektedir.

Kanaatimizce burada “rıza” unsuru önem arz etmektedir. Konuyla ilgili TCK 26/2 maddesine göre,

“Kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakkına ilişkin olmak üzere, açıkladığı rızası çerçevesinde işlenen fiilden dolayı kimseye ceza verilmez”, denilmektedir.

Bu anlamda bir eşin, diğer eşe rızasıyla verdiği sosyal medya uygulaması şifresinin kullanılmasıyla elde edilen veriler, hukuka uygun olarak değerlendirilebilmektedir. Ancak burada şifrenin rıza ile verildiğini iddia eden eşin; bunu (rızanın olduğunu) Mahkemede ispatı önemli olacaktır.

D) Facebook-Whatsapp- Instagram- Twitter Gibi Sosyal Medya Kayıtları Boşanma Davasında Tek Başına Delil Olur Mu?

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi; elektronik ortamdaki fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıların ancak diğer delillerle desteklendikleri takdirde delil olarak hükme esas alınabileceğine, yönelik kararlar vermektedir (25/04/208 Tarih ve 2016/16661 E. – 2018/5566 K.) . Bu bakımdan bu kayıtların özelikle tanık gibi en çok kullanılan diğer delillerle desteklenmesi gerekecektir.

E) Sonuç

Eşler; diğer eşin sosyal medya uygulamalarından veya telefonundan gizlice veya hukuka aykırı olarak elde ettiği fotoğraf, yazı, video gibi verileri Mahkemeye sunmaları halinde; kişisel verilerin hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi/kaydedilmesi veya özel hayatın gizliliğini ihlâl suçları gibi suçlardan mağduriyetler yaşayabilmekteler. Bu bakımdan konu hakkında hukuki destek alınması ve uzman bir Boşanma Avukatı ile sürecin yürütülmesi, faydalı olacaktır.

Velayet konusunda, hakimin karar verirken dikkat edeceği özelliklerden ilki ve en önemlisi çocuğun yaşıdır. Zira henüz anne bakımına muhtaç olan bir çocuğun anneden alınarak babaya verilmesi çocuğun sağlığı ve kişisel gelişimi açısından çocuğa büyük zararlar verebilir.

Türk hukuku uygulaması açısından 6 ile 7 yaşına kadar çocuğun velayeti anneye verilir. Zira çocuğun anne bakımına en çok ihtiyaç duyduğu dönemlerin bu yaşlar arası olduğu bilimsel olarak da kanıtlandı.

Bu yaşlar arasındaki bir çocuğun anneden alınarak babaya verilmesi aksi bir şey olmaz ise neredeyse imkansız gibidir.

Burada annenin işinin, evinin, kazandığı miktarın ve yaşam tarzının herhangi bir önemi yoktur.

Yargıtay istikrarlı olarak verdiği kararlarda bu yaşlardaki çocukların velayetinin anneye bırakılmasını hükme bağlıyor.

velayet gaziantep boşanma avukatı çekişmeli boşanma anlaşmalı boşanma avukatı

Esas olan, velayetin anne veya babada olmasının algılanış biçimin ülkemizde değişmesi gerektiğidir. Yani velayet hakkı verilmeyen tarafın annelik veya babalık vasfının elinden alındığını düşünmemesi, velayetin verilen tarafın da çocuğun anne veya babaya olan ihtiyaçlarını gözetmesi gerekir.

Boşanmanın sonuçlarından biri olan velayet hususunda mahkemeler çocuğun velayetinin kimde kalacağı hususunda öncelikle çocuğun annenin ilgi ve bakım yaşını aşıp aşmadığına bakmakta ve sonrasında mahkemece gerek kadın gerekse erkek için yapacağı SEK araştırması neticesi gelecek rapora bazen ise zaman zaman velayeti istenilen çocuk ile pedagog görüşmesi sonucu pedagoğun vereceği rapor doğrultusunda velayet hususu belirlenmiş olacaktır.
Sonuç olarak çok iyi bir anne veya çok iyi bir baba olmak boşanma sonucu çocuğun velayetinin almak için yeterli gelmeyecektir.

Boşanma Davasında Müşterek Çocuğun Velayetinin Alınmasında Etkili Olacak Hususlar

4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 336. maddesi uyarınca; Ortak hayata son verilmiş veya ayrılık hâli gerçekleşmişse hâkim, velâyeti eşlerden birine verebilir. Bu hüküm dikkate alındığında açılacak olan boşanma davasında, mahkemeden, müşterek çocuğun velayeti ile ilgili karar vermesi istenebilecektir. Çocuğun velayetinin kime verileceği hususunda en önemli etken çocuğun üstün mefaatidir.

Yani sağlık, eğitim, ahlak, yaş ve güvenlik gibi unsurlar açısından mahkemece inceleme yapıldıktan sonra müşterek çocuğun hangi tarafta kalması çocuğun daha çok menfaatine olacak ise mahkeme velayeti o kişiye verecektir.

Müşterek çocuğun yaşının küçük (özellikle 0-3 yaş arası) olması durumunda mahkeme velayeti anneye vermeyi tercih etmektedir. 

Yargıtay Ceza Avukatı Gaziantep boşanma avukatı

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi

 2004/117 E. 2004/760 K. 

“Türk Medeni Kanununun 336/2 maddesi gereğince ortak hayata son verilmişse hakim velayeti eşlerden birine verebilir. Tarafların ayrı yaşadıkları anlaşılmaktadır. Müşterek çocuk 20.09.1999 doğumlu Kemal anne bakım ve şefkatine muhtaçtır. Davanın kabulü ve velayetin anneye verilip, baba ile uygun kişisel ilişki kurulması gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.”

Yine Yargıtay’ın 10.12.2007 tarihli başka bir kararında:

 “… Anne yanında kalmasının çocuğun bedeni fikri,ahlaki gelişmesine engel olacağı yönünde ciddi ve inandırıcı deliller bulunmadığı ve hemen meydana gelecek tehlikelerin varlığı da ispat edilmediği halde ana bakım ve şefkatine muhtaç 2003 doğumlu Melih’in Türk Medeni Kanunu’nun 182, 336/2 maddeleri uyarınca babanın velayetine bırakılması usul ve yasaya aykırıdır.” Şu durumda müşterek çocuğun 2,5 yaşında olması nedeniyle çalışmıyor olmanız çocuğun velayetini almanızı etkilemeyecektir. 

Boşanma davası sırasında ve sonrasında tarafınızca talep edilecek ve karşı taraf aleyhine hükmedilecek nafaka ile müşterek çocuğun ihtiyaçları karşılanabilecektir.

Boşanınca Kızın Velayeti Babaya, Erkeğin İse Anneye Mi Verilir?

KANUNUMUZDA böyle bir düzenleme bulunmamaktadır.

Çocukların velayetinin kime verileceği konusunda en önemli kıstas çocuğun üstün yararıdır. Yani çocuğun yaşı küçükse anne bakım ve ilgisine muhtaç olduğu kabul edilir ve çocuk anneye verilir.

Tabi anne haysiyetsiz bir hayat sürüyorsa veya bir akıl hastalığı varsa veya çocuğa bakmasının sakıncalı olduğu ciddi bir neden varsa hakimin takdiri ile babaya da verilebilir. Velayet hakkını elinde bulunduran tarafın mahkemece düzenlenmiş karşı tarafla kişisel ilişki kurma tarihlerine saygı göstermesi gerekir.
Birçok boşanmış çiftte çocuğu göstermemek, kaçırmak, çocuğu karşı tarafla ilgili doldurmak, çocuğa annen / baban öldü veya bizi terk etti şeklinde söylemlerde bulunmak çocuğun psikolojik gelişimi açısından zararlı olduğu gibi, velayeti elinde bulunduran tarafın velayet hakkını yitirmesine de neden olabilir.

velayet avukatı boşanma gaziantep

Çocuklu eşlerin boşanması söz konusu olduğunda, eşler arasında velayet konusunda bir anlaşmaya varılamadığında, bu konudaki karar, mahkeme tarafından alınmaktadır.

Velayet aslında bir temsil, çocuğu koruma kollama, bakım, gözetim, söz hakkı, eğitim, terbiye, yetiştirme, gibi çocuk üzerinde ana ve baba tarafından kullanılan birtakım hakları kapsamaktadır.

Çocuk üzerinde ebeveynlerin sahip olduğu bu geniş hakkın boşanma durumda nasıl kullanılacağı sorusuna TMK m.336/2 yanıt vermektedir. Anılan yasa hükmü gereğince, ortak hayata son verilmiş veya ayrılık hâli gerçekleşmişse hâkim, velâyeti eşlerden birine verebilmektedir.

Hakim Tarafından Çocuğun Velayetinin Kime Verileceğine Karar Verilirken Dikkat Edilecek Hususlar Nelerdir?

Çocuğun velayeti konusunda kendisine takdir yetkisi tanınmış olan hakimler, çocuğun velayetinin kime verileceğine karar verirken esas unsur olarak çocuğun menfaatini göz önünde bulundurmaktadırlar. Hakimler tarafından çocuğun menfaati değerlendirilirken, hangi ebeveynin çocuğa daha iyi bir gelecek sağlayacağı, çocuğun kimi tercih edeceği ya da çocuğun ihtiyaçlarını kimin daha iyi karşılayacağı gibi unsurlar göz önüne alınarak değerlendirme yapılmaktadır.

Hakim tarafından velayetin kime verileceğine karar verilirken dikkate alınacak hususlarda bir diğeri ise çocuğun yaşıdır. Zira, henüz anne bakımına muhtaç olan bir çocuğun anneden alınarak babaya verilmesi, çocuğun sağlığı ve kişisel gelişimi açısından çocuğa büyük zararlar verebilecektir. Dolayısıyla, küçük çocuğun velayetinin kime verileceği konusunda toplumdaki genel kanı, çocuğun bu dönemde anne şefkatine daha fazla ihtiyaç duyduğudur.

anlaşmalı boşanma çekişmeli boşanma gaziantep avukat dna

Buna göre;

•Türk Hukuku uygulamasında, 0 – 3 yaş arasındaki çocukların anne bakım ve şefkatine mutlak olarak muhtaç oldukları kabul edilmektedir. 3 yaşına kadarki çocuğun velayetine karar verilirken, annenin işinin, evinin, kazandığı miktarın ve hatta yaşam tarzının herhangi bir önemi bulunmamaktadır. Yargıtay, istikrarlı olarak verdiği kararlarda, bu yaşlardaki çocukların velayetinin anneye bırakılmasını hükme bağlamaktadır.

•Çocuğun yaşının 3 ila 7 arasında olması halinde ise, çocuğun annenin bakım ve şefkatine daha az muhtaç olduğu görülmektedir. Ancak, bu dönemleri yaşayan bir çocuğun da anneden alınarak babaya verilmesi istisna teşkil etmektedir. Örneğin, annenin çocuğun sağlığına zarar vermesi, çocuğa bakmaktan aciz olması, annenin sağlığının kötü durumda olması gibi sebepler halinde, çocuğun velayeti anneden alınarak babaya verilebilir. Burada hakim, annelik veya babalık duygularının tatmininden öte çocuğun menfaatini dikkate alarak bir karar vermektedir.

•6- 12 yaş okul çağında olan çocukların velayetinin belirlenmesinde yaş yine önem arz etse de, burada tarafların çocuğa sunacakları maddi imkanlar da ön plana çıkmaya başlamaktadır. Bu noktada hâkimin değerlendirmesinde dikkate alacağı en önemli husus, hangi eşin çocuğa daha iyi bir eğitim ve gelecek sağlayabileceği olacaktır. 6-12 yaş döneminde bulunan bir çocuğun velayeti hakkında karar verilmeden önce, mahkeme, uzman bir pedagog aracılığıyla çocuğu dinleyecek ve bu şekilde çocuğun fikrine de başvurmuş olacaktır. Ancak, velayetin kime verileceği konusunda, kanun tarafından hâkime geniş takdir yetkisi tanındığından, çocuğun fikri de hâkim için bağlayıcılık teşkil etmeyecek, hâkim yine çocuğun menfaati doğrultusunda karar verecektir.

•12 yaş ve üzeri dönemlerde, çocukların belirli bir olgunluğa eriştiği ve kendilerini istedikleri biçimde ifade edebilecekleri düşünülmektedir. Bu genel kanı karşısında, hakimler de çocukların kendilerini rahatlıkla ifade edebileceklerini, yanında kalmak istedikleri ebeveynlerini seçebileceklerini düşündüklerinden, çocukları dinleyerek velayeti tayin edebilmektedirler.

Bu durum uluslararası alanlarda da düzenlemelere konu olmuş ve ülkemizin de taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre, 12 yaşını tamamlamış çocukların velayeti hakkında karar verilmesinden önce, mahkemenin bu çocukları dinlemesi gerektiği kabul edilmiştir.

anlaşmalı v çekişmeli boşanma avukatı gaziantep

Velayet Hangi Durumlarda Babaya Verilir?

Evlilik birliği içinde velayet anne ve baba tarafından eşit şekilde kullanılır. Yani birinin diğerine üstünlüğü bulunmamaktadır. Ancak boşanma kararı alan çiftlerin çocuklarının velayetlerinin kimde kalacağı hususunda anlaşma sağlanamadığı taktirde bu karar mahkeme tarafından verilmektedir. Mahkemeler yaptıkları yargılamada çocuğun menfaatlerini nazara alarak karar vermektedirler. Bu karar etki eden hususlar arasında tarafların iradeleri yer alsa da asıl olan çocuğun menfaati olup bu menfaat çocuğun yetiştirilmesi, refahı, geleceği, sevgi ve ilgi ihtiyacı vs. bulunmaktadır.

Dava  süreci devam ederken mahkeme sonuçlanıncaya kadar çocuğun velayeti geçici olarak ebeveynlerden birine verilmektedir. Bu durum geçici velayet olarak adlandırılmaktadır.  Geçici velayet de velayetin tam olarak verilmesine benzer bir durum olsa da  mahkeme henüz yargılama yapmadan ve tüm delilleri toplamadan karar verdiği için verilecek nihai kararın neticesi başka türlü de olabilmektedir.

Anlaşmalı boşanma davalarında  ise çiftler daha mahkemeye başvurmazdan evvel velayetin durumu konusunda anlaşmaya varmış olduklarından , bu husus açıkça çocuğun menfaatini zedelemediği sürece mahkeme taraf iradelerine göre velayeti tevdii etmektedir.


velayet boşanma avukatı gaziantep

Velayetin Babaya Verildiği Örnek Yargıtay Kararları

– Annenin Çocuklara Karşı Şiddet Uygulaması

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2016/2170 Esas, 2017/7272 Karar sayılı dosyasında annenin çocukların elleri ve gözleri morarıncaya kadar dövdüğü tespit edilmiştir. İlk derece mahkemesinin velayeti anneye vermiş olduğu kararı hukuka aykırı bulmuş ve babanın temyiz itirazı kabul edilmiştir. Çocukların velayetinin anneye değil, babaya verilmesi gerektiği kanaati ile mahkemenin vermiş olduğu karara karşılık bozma kararı vermiştir.

– Annenin Ahlaka Uygun Olmayan Yaşam Tarzı Olduğu İddiası

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2018/5593 Esas, 2018/13599 Karar sayılı dosyasına konu olan davada baba, anneye karşı dava açarak annenin ahlaka aykırı bir yaşam tarzı olduğunu iddia ederek velayetin değiştirilmesi adına dava açılmış, mahkeme tarafından velayetin değiştirilmesi talebi reddedilmiştir. Ancak Yargıtay, dosya incelemesinde mahkeme tarafından atanan uzman raporunda, müşterek çocuğun babası ile kurmuş olduğu kişisel ilişki günlerinde çocuğun mutlu olduğunu söylediği belirtilmiştir.

Bunun yanında annenin eve gelen erkeklere masaj yaptığı, annenin kendisini odaya kapattığı ve annenin işi ile ilgili çelişkili, tutarlı cevaplar verildiği gözlemlenmiştir. Yargıtay, mahkemenin vermiş olduğu mahkeme kararında eksik inceleme ile hüküm kurduğunu belirtmiştir. Çocuğun annede kalmaya devam etmek isteyip istemediği, bundan sonra babada kalıp kalmak isteyeceğine dair bir görüşünün bildirmesi gerektiğini belirtmiştir.

– Annenin Çocukları İhmal Etmesi

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2016/16629 Esas, 2017/1767 Karar Sayılı dosyaya konu olan olayda, davacı baba çocuklarının velayetini almak için velayetin değiştirilmesi talepli dava açmıştır.

Davacı baba, annenin başka birisiyle evli olmadan bir süre yaşadığını, akabinde de evlendiğini belirtmiştir. Ancak annenin çocukların okula gidiş geliş saatlerinde özenli davranmadığını, çocuklarının bedensel ve fikri gelişiminin iyi sağlanması için velayetin kendisine verilmesi gerektiğini istemiştir. İlk derece mahkemesi tarafından davanın kabulüne ve çocukların velayetinin davacı babaya verilmesi yönünde karar verilmiştir. Yargıtay, dosya incelemesinde çocukların görüşünün alındığını ancak görüşünün alındığı tarihlerde birisinin 12, diğerinin ise bebek olması nedeniyle doğru bulunmamıştır. Ayrıca çocuklarının okul servisinden anne tarafından alınmaması ya da başka bir erkekle evlenmesi velayetin değiştirilmesi için bir sebep olarak görülmemiştir.

Boşanma davaları çekişmeli boşanma ve anlaşmalı boşanma davaları olarak ikiye ayrılır. Bunlar içerisinde en hızlı sonuç alınabilecek dava türü anlaşmalı boşanma davasıdır.

Anlaşmalı boşanma davasının da geçerli olabilmesi için eşler boşanmanın her türlü sonucu konusunda mutabık olmaları yani anlaşmış olmaları gerekmektedir. Bu anlama ise Boşanma Protokolü ile mümkündür.

Soru “kadın boşanma davası açarsa erkek kabul etmezse ne olur?” cevabı yukarıda yazığımız üzere dava artık anlaşmalı boşanma değil çekişmeli boşanma olacaktır.

tek celsede boşanma gaziantep boşanma avukatı

Anlaşmalı Boşanma Davasının Şartları Nelerdir?

  • İlk olarak bakmamız gereken, anlaşmalı boşanma davası açılabilmesi için evliliğin bir yılını doldurmuş olup olmadığıdır. Bir başka ifade ile dava açıldığı tarihte evlenme tarihinin üzerinden 1 sene geçmiş olmalıdır. Bu sürenin konulmasının sebebi evlenen karı kocanın hiç değilse belirli bir süre birlikte yaşayarak birbirlerini tanımalarını sağlamaktır. Bir yıllık süre kamu düzenine ilişkin olduğundan karı kocanın karşılıklı rızası ile kısaltılabilmesi mümkün olmayacaktır. Anlaşmalı boşanmada aranan bu 1 yıllık süre dava açıldığında henüz dolmamış olabilir. Ancak yargılama sırasında bir yıllık süre dolmuş ise dava şartı gerçekleşmiştir. Bu durumda anlaşmalı boşanma kararı verilebilecektir.
  • Anlaşmalı boşanmanın ikinci önemli şartı, karı kocanı  birlikte dava açması veya bir eşin açtığı davayı diğer eşin kabul etmesidir. Buna göre eşler birlikte karar alarak ve ortak bir dilekçe ile mahkemeye müracaat ederek anlaşmalı boşanma davası açabilirlerken, bir başka ihtimal de eşlerden biri anlaşmalı boşanma veya başka bir boşanma sebebine dayanarak dava açar ve diğer eş bu davayı hâkim huzurunda kabul ederse bu da anlaşmalı boşanma olarak kabul edilir.
  • Bir diğer gerekli koşul ise anlaşmalı boşanma gerçekleştirilebilmesi için eşler sadece boşanma konusunda değil boşanmanın mali sonuçları ve varsa çocukların durumu konusunda da anlaşmış olmalıdırlar.
boşanma avukatı gaziantep anlaşmalı çekişmeli

Boşanma Davası Açmak için Avukat Tutmak Zorunlu mu?

Aslında hangi dava olursa olsun avukat tutmak zorunlu değildir. Fakat bürokrasinin hantallığı, menfaatlerin en doğru şekilde savunulması, delillerin uygun bir şekilde sunulması gibi dava sürecini doğrudan ve ya dolaylı olarak etkileyen bir çok unsur bulunmasından dolayı davalarda bir avukatın sizi savunması, davanın sizin adınıza en faydalı şekilde  sonuçlanmasına olanak sağlamış olacaktır.

Bu nedenle boşanma davası sürecinde karşılıklı olarak kişisel haklarınızın korunması adına uzman boşanma avukatı tarafından hukuki destek almanız menfaatinizin en doğru şekilde savunulmasını sağlayacaktır. Boşanma davam için boşanma avukatına ihtiyacım var diyen eşler, boşanma davası ile ilgili olarak doğru bir hareket yapmış olacaklardır. Boşanma davasının en kısa sürede en doğru şekilde sonuçlanması ve en doğru argümanlar ile boşanma davası esnasında savunulmanız bu süreci en az kayıpla atlatmanıza yardımcı olacaktır. Boşanma davam için boşanma avukatına ihtiyacım var ama çevremde uzman bir avukat tanıdığım yok diyorsanız da bölümüne tıklayarak konusunda uzman boşanma avukatları ile davanızı sonuçlandırabilirsiniz.


Benzer Makaleler


  • Evlilik Avukatı
    Aile hukuku avukatlarımızın, aile hukuku alanında verdiği bazı hukuksal hizmetler; Evlilik öncesi eşlere uygulanacak mal rejimi sözleşmelerinin hazırlanması Nişanın bozulmasından kaynaklanan maddi ve manevi zararların
  • Boşanma Dava Dilekçesinde Bulunması Gerekenler
    Öncelikle dilekçenizde şu hususlar mutlaka yer almalıdır: Davanın tarafları, Davanın konusu, Davanın sebebi, Davanın değeri, Davaya konu olaylar Davaya konu olayları ispata yarayan araçları Davacının
  • Vergi Dairesi Ödeme Emrine İtiraz
    Ödeme emri, 6183 sayılı Kanunun 55 inci maddesinde düzenlenmiştir. Maddeye göre, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumu
  • Aile Konutu Şerhi – 2021
    Aile konutu, eşlerin çocuklarıyla beraber oturmak için birlikte seçtikleri, yaşamlarını sürdürdükleri, herkesçe bilinen ve belirlenebilen yerleşim yeridir. Aynı zamanda barınma ihtiyacını karşılayan, aileyi bir arada
  • Babalık Davası – 2021 Güncel
    Babalık davası, baba ile evlilik dışı doğan çocuk arasındaki soybağının hukuki anlamda kurulmasına mahkemece karar verilmesidir. Çocuk ile baba arasındaki soybağı baba ve annenin evli
  • Gerekçeli Karar Nedir? 2021 Güncel
    Gerekçeli Karar Nedir? Gerekçeli karar yazıldı ifadesini bir mahkeme de görülen bir dava sonucunda görebilirsiniz. Mahkemede yazılan her türlü kararın gerekçeli olarak yazılması gerekmektedir. Mahkeme

Gaziantep Avukatlık Ofisimizde, Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, iş Davası Avukatı, İdari Dava Avukatı olarak faaliyetlerinin yanında Uzman Arabulucu olarak ihtiyari ve zorunlu arabuluculuk hizmeti de vermektedir. Ofisimiz Gaziantep dışında, Kahramanmaraş, Kilis ve Şanlıurfa'da da dava takibi yapmaktadır.

© Copyright 2004-2021 
Avukat Ali Tümbaş - Her hakkı saklıdır.
Call Now Buttonenvelopephone-handsetmap-marker
Whatsapp
Avukata Soru Sor
Merhaba,
Hukuki sorularınız için bizim ile iletişime geçebilirsiniz.
linkedin facebook pinterest youtube rss twitter instagram facebook-blank rss-blank linkedin-blank pinterest youtube twitter instagram