Gaziantep Avukat Ali Tümbaş Anlaşmalı ve Çekişmeli Boşanma Avukatı

Anayasamızın "Haberleşme hürriyeti" başlıklı 22. maddesi;

(1)Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır. (2) ......hakim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz.

Boşanma aşamasında olduğu eşinin facebook şifresiyle (öncesinde rızasıyla verse bile) hesabına girip mesajları ve yazışmaları kaydetmesinin  (Hatta boşanma dosyasına delil olarak sunsa bile) TCK’nın 132. maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde düzenlenen nitelikli haberleşme gizliliğini ihlal suçunun tüm unsurlarıyla oluştuğu ...

Ancak 2021 tarihinde Yargıtay 2.Hukuk Dairesi bu kararın tam aksine;

Özetle: Kadının, erkeğin telefonundaki SKYPE isimli uygulamadan, başka kadınlarla yapmış olduğu cinsel içerikli yazışmaların erkeğin haberi olmaksızın, onun bilgisi ve rızası dışında sırf delil oluşturmak maksatlı olarak ekran görüntülerini alması hukuka aykırı değildir. Usulüne uygun olarak elde edilen ve dosyaya sunulan bu delil, hükme esas alınmalıdır şeklinde karar vermiş olup. Kararın Tam Metni aşağıdadır.

Nitekim olay geniş kapsamlı bakıldığında Yargıtay'ın hukuk kısmı delili hukuka uygun görür iken ceza kısmı delili hukuka uygun görmemektedir. Ve hatta hürriyetinizi kısıtlayacak kararlara neden olacak bir ceza ile karşı karşıya kalmanız durumu söz konudur.

Durumunun değerlendirilmesi risklerin üstenilmesi konusunda taktir sizlerin olup bu konuda uzman bir avukat ile süreci yürütmeniz sizin lehinize olacaktır.

Yargıtay Ceza Avukatı Gaziantep boşanma avukatı

İŞTE YARGITAY KARARLARININ TAM METNİ

 YARGITAY 2.HUKUK DAİRESİ KARARI

Esas:2021/478 Karar: 2021/1604

Özet: Kadının, erkeğin telefonundaki SKYPE isimli uygulamadan, başka kadınlarla yapmış olduğu cinsel içerikli yazışmaların erkeğin haberi olmaksızın, onun bilgisi ve rızası dışında sırf delil oluşturmak maksatlı olarak ekran görüntülerini alması hukuka aykırı değildir. Usulüne uygun olarak elde edilen ve dosyaya sunulan bu delil, hükme esas alınmalıdır.

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

DAVA TÜRÜ : Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından, kusur belirlemesi, reddedilen tazminat talepleri ile çocuklar yararına hükmedilen tedbir ve iştirak nafakalarının miktarı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

K A R A R

Dava, kadın tarafından açılan Türk Medeni Kanunu’nun 166/1 maddesinde düzenlenen evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayalı boşanma davasıdır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda boşanmaya sebebiyet veren olaylarda “Cinsel yönden güven sarsıcı davranışlarda” bulunan davalı erkeğin tam kusurlu olduğu belirtilerek tarafların boşanmalarına, davacı kadın yararına maddi ve manevi tazminata hükmedilmiş, hüküm taraflarca “Boşanma hükmü dışındaki yönlerden” istinaf edilmiştir. Bölge adliye mahkemesince dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, erkeğe yüklenen kusura ilişkin vakıanın hukuka uygun delillerle ispatlanamadığı, davacı kadın tarafından dosyaya delil olarak sunulan ve erkeğe ait olduğu iddia edilen ekran görüntülerinin, erkeğin telefonundan erkeğin rızası dışında hukuka aykırı olarak elde edildiği gerekçesiyle erkeğe kusur olarak yüklenen bu vakıanın gerçekleşmediği, kusursuz olan tarafın da Türk Medeni Kanunu’nun 174/1-2 maddesi uyarınca tazminatla sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle erkeğin istinaf talebi kabul edilerek kadının tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş, kadının ise istinaf talebi esastan reddedilmiş, hüküm davacı kadın tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı kadın tarafından, davalı erkeğin telefonundaki SKYPE isimli sesli, görüntülü ve yazılı sohbet ve iletişim uygulaması üzerinden başka kadınlarla yapmış olduğu cinsel içerikli yazışmaların ekran görüntüleri alınmak suretiyle dosyaya sunulan çıktıların erkeğin haberi olmaksızın, onun bilgisi ve rızası dışında sırf delil oluşturmak maksatlı olarak hukuka aykırı bir şekilde elde edildiğinden bahsedilemez. Bu durumda, davacı tarafça usulüne uygun olarak elde edilen ve dosyaya sunulan bu delilin hükme esas alınmasında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamaktadır. O halde istinaf incelemesi yapan bölge adliye mahkemesince, davacı kadın tarafından sunulan bu delil de dikkate alınarak hüküm kurulmak ve istinaf incelemesi buna göre yapılarak bir karar verilmek üzere hükmün münhasıran bu sebeple bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

S O N U Ç

Temyiz edilen bölge adliye mahkemesi hükmünün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oy birliğiyle karar verildi.23.02.2021


yargıtay kararı gaziantep ceza avukatı boşanma avukatı

YARGITAY CEZA GENEL KURUL KARARI

2016/868 E.  ,  2020/442 K.

"İçtihat Metni"

Kararı veren

Yargıtay Dairesi : 12. Ceza Dairesi

Mahkemesi :Asliye Ceza

Sayısı : 64-231

Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan sanık ... ...'ın beraatine ilişkin Bakırköy 32. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 15.04.2014 tarihli ve 64-231 sayılı hükmün, katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 12. Ceza Dairesince 11.11.2015 tarih, 2804-17576 sayı ve oy çokluğuyla onanmasına karar verilmiş,

Daire Üyesi İ. Ergün; "Sanığın, aralarındaki boşanma davası devam eden ve ayrı yaşadıkları kocası katılana ait facebook hesabının daha önceden bildiği şifresini kullanarak, katılanın facebook hesabına girip, katılanın annesi ile arasındaki yazışmaları önce kendi elektronik posta adresine aktarıp, sonra da gıyabında yapılan yazışmalardan haberder olduğunu bildirmek için, katılanın elektronik posta adresine gönderdiği olayda;

Sanığın, resmen kocası da olsa katılana ait facebook hesabına girerek katılanın annesiyle yaptığı yazışmaları okuması ve almasının TCK'nın 132. maddesinin birinci fıkrasındaki suçu oluşturduğunu ve Yerel Mahkemenin beraat kararının bozulması gerektiğini düşündüğümden, çoğunluğun beraat kararının onanması yönündeki görüşüne katılmıyorum." düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 13.01.2016 tarih ve 243049 sayı ile;

“...5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Haberleşmenin gizliliğini ihlâl başlıklı 132. maddesi; '(l) Kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğini ihlâl eden kimse, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Bu gizlilik ihlâli haberleşme içeriklerinin kaydı suretiyle gerçekleşirse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(2) Kişiler arasındaki haberleşme içeriklerini hukuka aykın olarak ifşa eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(3) Kendisiyle yapılan haberleşmelerin içeriğini diğer tarafın nzası olmaksızın alenen ifşa eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.

(4) Kişiler arasındaki haberleşmelerin içeriğinin basın ve yayın yolu ile yayınlanması hâlinde, ceza yarı oramnda artırılır.' şeklinde düzenlenmiştir.

Madde metninde, kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğinin ihlâli suç olarak tanımlanmaktadır. Söz konusu suç, belirli kişiler arasındaki haberleşmenin içeriğinin öğrenilmesiyle işlenmektedir. Kişiler arasındaki haberleşmenin ne suretle yapıldığının suçun oluşumu açısından önemi yoktur. Bu haberleşme, örneğin mektupla, telefonla, telgrafla, elektronik posta yoluyla yapılabilir. Bu suç açısından önemli olan, haberleşmenin belirli kişiler arasında yapılmasıdır. Söz konusu suçu, bu haberleşmenin tarafı olmayan kişi işleyebilir.

Haberleşmenin gizliliğinin sadece dinlemek veya okumak suretiyle ihlâl edilmesi, bu suçun temel şeklini oluşturmaktadır. Ancak, bu gizlilik ihlâlinin, haberleşme içeriklerinin yani konuşulanların veya yazılanların kayda alınması suretiyle yapılması, bu suçun nitelikli şekli olarak tanımlanmıştır. Örneğin telefon konuşmalarının ses kayıt cihazıyla kayda alınması hâlinde, suçun bu nitelikli hâli gerçekleşmektedir.

Kişiler arasındaki haberleşme içeriklerinin belli bir suça ilişkin soruşturma kapsamında Anayasa ve kanunların belirlediği koşullar çerçevesinde öğrenilmesinin veya kayda alınmasının hukuka uygun olduğu muhakkaktır.

Maddenin ikinci fıkrasında, kişiler arasındaki haberleşme içeriklerinin hukuka aykırı olarak ifşa edilmesi, ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır. Haberleşme içerikleri hukuka uygun bir şekilde veya birinci fıkrada tanımlanan suçun işlenmesi suretiyle öğrenilmiş olabilir. İkinci fıkrada tanımlanan suç, haberleşme içeriklerinin ifşasıyla, yayılmasıyla, yani yetkisiz kişilerce öğrenilmesinin sağlanmasıyla oluşur. Fıkra metninde bu ifşanın hukuka aykırı olması açıkça vurgulanmıştır. Bu bakımdan örneğin, kişiler arasındaki telefon konuşmalarına ilişkin kayıtların, savcılık veya mahkemeye verilmesi, duruşmada açık bir şekilde dinlenmesi veya okunması hâlinde, söz konusu suç oluşmayacaktır. Buna karşılık, henüz soruşturma aşamasında iken, kişiler arasındaki konuşma içeriklerinin, hukuka uygun bir şekilde kayda alınmış olsalar bile, örneğin televizyonlarda veya gazetelerde yayınlanması hâlinde, bu suç oluşacaktır.

Maddenin üçüncü fıkrasında, kişinin kendisiyle yapılan haberleşmelerin içeriğini diğer tarafın rızası olmaksızın alenen ifşa etmek suretiyle haberleşmenin gizliliğini ihlâl etmesi ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır. Bu suçun oluşabilmesi için, ifşanın alenen yapılması gerekir. Bu bakımdan, örneğin kişi kendisine gönderilen mektubu gönderenin bilgisi ve nzası dışında bir başkasına okutması hâlinde, bu suç oluşmayacaktır. Buna karşılık, mektubun gönderenin bilgisi ve nzası dışında alenen okunması, başkalan tarafından okunmasını temin için bir yere asılması veya basın ve yayın yolu ile yayınlanması hâlinde, söz konusu suç oluşacaktır.

Dördüncü fıkrada, kişiler arasındaki haberleşmelerin içeriğinin basın ve yayın yolu ile yayınlanması hâlinde, ikinci veya üçüncü fıkralara göre verilecek cezanın belli oranda artınlması öngörülmüştür.

5237 sayılı TCK’nm 132. maddesinde düzenlenen haberleşmenin gizliğinin ihlal suçu, 765 sayılı TCK’nın 195 ve 197. maddelerin karşılığı olarak düzenlenmiştir. 765 sayılı TCK’nın 195 veya 197. maddesinde düzenlenen suçlann konusu olarak 'bir mektup veya telgraf veya kapalı bir zarf' gösterilmişken bu konuda herhangi bir sınırlama yapılmadan 'haberleşmenin gizliliği ve haberleşmenin içeriği' biçiminde genel ve kapsayıcı bir ifade kullanılmıştır.

Avrupa İnsan Haklan Sözleşmesinin 8. maddesiyle koruma altına alman özel hayatm gizliliği, Anayasanın 20. maddesinde de 'Herkes özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatm ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.' biçiminde genel olarak ifade edildikten sonra, Anayasanın 22. maddesinde de, 'Herkes haberleşme hürriyetine sahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır' şeklinde hüküm altına alınmıştır. Avrupa İnsan Haklan Sözleşmesi ve Anayasa ile güvence altına alman genelde; özel hayatın gizliliği, özelde ise; haberleşme hürriyeti, YTCK’nın 'Kişilere Karşı Suçlar' başlıklı 2. kısmında yer alan 'Özel Hayata ve Hayatm Gizli Alanına Karşı Suçlar' başlıklı 9. bölümünde cezayi korumaya kavuşturulmuştur. Bu açıklamalar karşısında YTCK’nın 132. maddesinde düzenlenen kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğinin ihlâli suçuyla korunan hukuki yarar, genel olarak Anayasa'nın 20. maddesinde belirlenen özel yaşamın ve özelde de yine Anayasanın 22. maddesinde düzenlenen haberleşme özgürlüğünün dokunulmazlığıdır.

TCK’nın 132. maddesiyle düzenlenen kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğinin ihlâli suçunun hareket unsurunu da maddede düzenlenen suçlara göre, ayrı ayrı belirlemek gerekir.

Maddenin 1. fıkrasında düzenlenen suçun hareket unsuru, kişiler arasındaki haberleşmenin gizliğini ihlaldir. Bu suçun oluşması için, kişiler arasında bir haberleşme olması gerekir. Bu haberleşmenin hangi araçlarla ve ne şekilde yapıldığının herhangi bir önemi bulunmamaktadır. Haberleşmenin gizliliğinin dinlemek veya okumak suretiyle ihlal edilmesi hâlinde, bu fıkra uygulanacaktır.

Gizliliğin ihlali başkasına gönderilen bir mektubun açılması, bir telefonun paralelden veya telefon dinleme aleti ile dinlenmesi, bir kamu kurumunda çalışan kişiler arasındaki bilgisayar aracılığıyla yapılan sohbetin bilgi işlem dairesi elemanları tarafından takip edilmesi, gönderilen e-maillerin açılması ve buna benzer değişik şekillerde olabilir.

TCK’nm 132/1. maddesinin ikinci cümlesine göre, gizliliğin ihlali haberleşme içeriklerinin kaydı suretiyle gerçekleşirse, suçun nitelikli hâli işlenmiş olacaktır. Kaydetme, doktrinde 'haberleşmenin içeriğinin herhangi bir şekilde somutlaştırılması, yazı ya da sözlü olarak tekrar okunup, dinlenilebilecek hale getirilmesi' olarak tanımlanmıştır.

Burada önemli olan yapılan haberleşmenin daha sonra tekrar kullanılacak şekilde yazı, işaret, şekil, resim, görüntü ve sesin muhafaza edilecek şekilde kopyalanması suretiyle gerçekleştirilebilir. Haberleşmenin içeriğinin kayda alınması, doğal olarak onun gizliliğinin ihlal edilmesini de gerektirdiğinden, haberleşmenin gizliliğinin ihlal suçunun içeriğin kaydı suretiyle gerçekleşmesi halinde, aynca faile birinci fıkranın birinci cümlesi uyarınca haberleşmenin gizliliğinin ihlal suçundan ceza verilmeyecektir.

Bu suçun oluşması için, kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğinin ihlal edilmesi yeterlidir. Gerçekleştirilen eylem sonucu mağdurun herhangi bir zarara uğraması aranmadığı gibi, faile kazanç sağlaması da aranmaz. Hatta fail, okuduğu veya dinlediği şeyi anlamasa, o husus yabancı dilde yazılmış veya konuşulanlar başka bir dilde olsa bile, yine de bu suç oluşacaktır. Çünkü burada önemli olan kişiler arasındaki konuşulanların birileri tarafından duyulması, anlaşılması olmayıp, haberleşme özgürlüğünün ve kişilerin kimsenin müdahalesi olmadan aralarında yapacakları haberleşmenin güvence altında olduğu fikrinin korunmasıdır.

Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, sanık ve katılanın resmi nikahlı evli oldukları bu süreçte katılan ve sanığın birbirlerinin facebook adreslerini ve şifrelerini bilip, evlilik birliği içerisindeki güven ile birbirlerinin adreslerine giriş yapabildikleri, bu süreçteki kontrollerinin birbirlerinin rızası ile olduğu, taraflar arasında anlaşmazlık oluşup boşanma sürecine girildiğinde aynı şekilde bildiği şifre ile sanığın katılanın adresine girerek katılanın annesi ile kendisine dair yaptığı görüşmeleri boşanma davasına delil olarak sunmak için katılanın annesi ile arasındaki yazışmaları önce kendi elektronik posta adresine aktarıp, sonrada gıyabında yapılan yazışmalardan haberder olduğunu bildirmek için, katılanın elektronik posta adresine göndermek şeklindeki eyleminin TCK'nın 132/1 maddesinde yazılı suçu oluşturduğu kabul edilmelidir.

Sanık ... ... ile katılan ... aralarında boşanma davası devam ettiği sırada, sanığın, katılanın fecebook sayfasına girmemesi gerekmektedir. katılanın buna izin verdiğini kabul etmek hayatın olağan akışına aykırı bir durumdur. Sanık katılanın facebook sayfasına girerek katılanın özel alanına müdahale etmiştir. Sanığın, katılan ... ile kayınvalidesi olan müşteki ...'in birbirlerine gönderdiği, boşanma sürecine ilişkin açıklamaların ve şahsına hakaret içeren ibarelerin yer aldığı mesajları, önce kendi elektronik posta adresine, daha sonra da, gıyabında yapılan yazışmalardan haberdar olduğunu katılana bildirmek için, katılanın elektronik posta adresine göndermesi eyleminin haberleşmenin gizliliğinin ihlal suçunu oluşturduğu, sanığın hukaka aykırı nitelikteki bu eyleminin TCK'nın 132/1. maddesinin ikinci cümlesinde yazılı suçu oluşturduğu gözetilmeden Yüksek Dairece yasal olmayan gerekçelerle sanık hakında beraat kararı verilmesi yasaya aykırılık oluşturmaktadır." görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.

CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 12. Ceza Dairesince 23.03.2016 tarih, 802-4873 sayı ve oy çokluğuyla ile; itiraz nedeninin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI

Özel Daire çoğunluğuyla ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa atılı haberleşme gizliliğini ihlal suçunun unsurları itibarıyla oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkindir.

İncelenen dosya kapsamından;

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 28.01.2013 tarihli ve 4344-1559 sayılı iddianamesi ile; sanık ... ...’ın, boşanmak üzere olduğu eşi katılan ...’ın facebook profiline girerek, katılanın annesi ... ... ile yaptığı yazışma örneklerini, gıyabında yapılan yazışmalardan haberdar olduğunu bildirmek için katılanın elektronik posta adresine göndermek suretiyle atılı haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunu işlediği iddiasıyla sanık hakkında kamu davası açıldığı ve sevk maddesi olarak TCK’nın 132/1. maddesinin gösterildiği,

Sanık ...’in, 27.11.2012 tarihinde katılan ...’ın elektronik posta adresine gönderdiği, iddianameye konu olan katılan ile katılanın annesi ... arasında geçen yazışma içeriklerinin;

“Katılan ...’ın ‘Dilekçede herşeyi belirtmem gerek ileride boşanma davasında kozum olur’ ,

...’in ‘mahkemede savunursun kendini’ ,

Katılanın ‘boşanmadan velayet olmuyormuş sadece ayrılık kararı çıkarsa 1 yıl geçici velayet veriyorlarmış’ ,

...’in ‘sakin düşün mağdur olan sensin. Allah yardımcın olur inşallah, yeter ki akıllı dur zaten ayrısın evden atıldın ya daha nasıl ayrılık olacakmış zaten bugün avukatı açmıştır davayı, bu karının neresi seni seviyor acaba şıllıklar’,

Katılanın ‘bekliyorum artık bir şey yapmayacağım ve iremin ailesinden kimseyi aramayacağım’ ,

...’in ‘kimseyi arama avukat tut’ ,

Katılanın ‘onlarda ısrarla bunu istiyor, blerina mesaj attımı’ ,

...’in ‘attı cevap vereceğini sanmıyorum’ ,

Katılanın ‘irem telefonu kapatmış mesaj geç gider ve bugün öldü’ ,

...’in ‘bırak üstüne düşme, bugün zaten olmaz, kuduruyorlar şimdi bekle ortalık düzelsin, bunların hesabı sorulacak, o zarife bunun bedelini ödeyecek şerefsiz mahalle sürtüğü yutturacam bu lafları ona... 90 milyar istiyor ha hakim güler buna, sanki zorla oturmuşun gasp etmişin gibi, akıl olsa bunu söylermi cahil köpekler, bence ALLAH SENİ VE ECEYİ ONLARDAN KURTARSIN, biz onlarla aşık atamayız’ ,

Katılanın ‘siteden arkadaşlarını şahit gösterip 8 yıllık kira isteyecekmiş ve 40 millyar adnana borcum varmış. Çünkü o evde adnanın hakı varmış ve kira bedelinin yarısı adnana gidecekmiş. Bu yüzden adnanın bana borcu yokmuş aksine beni borçlu çıkardı. Kendi aldığı altınlarda ireminmiş ve bana ait değildir yani tam çingene mantığı’ ,

...’in ‘sen sakin ol çık eve gel konuşuruz avukat tutarız senin uğraşmana gerek yok, bırak avukat halletsin senin yerine, para niye kazanılır bu gibi durumlarda harcamazsan zarar görürsün’ ,

Katılanın ‘evet görünen avukat tutmak, ona karar verdim, biraz pazarlık yapalım, sonra vekalet verelim, geldiğimde görüşürüz.’ ,

...’in ‘yani yarın okul çıkışı ya da bugün hemen hallet bence ara konuş’ ,

Katılanın ‘bakalım ben çıkıyorum, bye’

...’in ‘tamam öptüm sakin ol. ALLAH BÜYÜKTÜR BİR BOK TALEP EDEMEZ’ ” şeklinde olduğu,

Sanık ...’in 12.11.2012 tarihinde İstanbul Anadolu 8. Aile Mahkemesi nezdinde boşanma davası açtığı, anılan Mahkemece 27.11.2014 tarihinde sanık ile katılanın boşanmalarına karar verildiği,

İddianameye konu olan yazışmaların boşanma davasında delil olarak kullanıldığına ilişkin dosyaya yansıyan bilgi ya da belgenin bulunmadığı,

Anlaşılmaktadır.

Katılan ...; eşi olan sanığın hiçbir sebep yokken Eylül 2012 tarihinde boşanma davası açtığını ve bu tarihten itibaren birlikte yaşadıkları evden ayrıldığını, sanığın boşanma davasına sebep oluşturmak amacıyla facebook adresine girerek belge topladığını, yurt dışında yaşayan aile fertlerinin de mail adreslerine girerek deliller toplayıp açtığı davaya deliller oluşturduğunu, sanık ile kendisinin ayrı ayrı facebook adreslerinin olduğunu, birbirlerinin facebook şifrelerini bilmediklerini, sanığın şifresini kırmak suretiyle facebook adresine girerek özel görüşmelerine ulaştığını, sanığa “Facebook adresime girdiğine inanmıyorum.” dediğinde sanığın adrese girdiğini ispatlamak amacıyla davaya konu yazışmaları mail adresine gönderdiğini, facebook adresine bilgisi ve rızası dışı girildiğini, akademik çalışmalar yaptığını, şifrelerinin değiştirilmesi nedeniyle işini kaybettiğini, olay sebebiyle zarara da uğradığını,

Sanığın kendisine yönelik eylemi sebebiyle ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen ve yargılama evresinde şikayetçi sıfatıyla ifadesi alınan ... ...; sanığın, oğlu olan katılanın, kendisinin ve diğer oğlunun şifrelerini kırmak suretiyle facebook adreslerine girdiğini, sanığın şifreleri bilmediğini,

Yargılama aşamasında dinlenen tanık Sezgin ...; katılanın kardeşi olduğunu, yurt dışında yaşadığını, katılan ile sanığın boşanma aşamasına gelen geçimsizliklerinin olduğunu duyunca aralarını bulması için Türkiye’ye önce eşini gönderdiğini, eşinin sanık ile görüştüğünü, bu barışma görüşmelerinde sanıktan taraf olduklarını, kendisinin de onları barıştırmak için sanık ile konuşmaya çalıştığı dönemde sanığın, katılan ile annesi arasında facebook üzerinden yaptığı yazışmaları kendisine gösterdiğini, sanığın kendi facebook adreslerine de giriş yaptığını sonradan anladıklarını,

Beyan etmişlerdir.

Sanık ... ... savcılıkta; söz konusu yazışmaların kendi mail adresinden gönderildiğini, ancak bu yazışmaları kendisinin göndermediğini, boşanma davası öncesinde eşi katılan ile birbirlerinin facebook şiflerini bildiklerini, katılanın boşanma davasında kullanmak için delil elde etmek amacıyla bu yazışmaları kendisine göndermiş olabileceğini, katılanın kendisine yönelik olarak tehdit ve hakaret suçlarından aile mahkemesince verilmiş tedbir kararı da bulunduğunu,

Mahkemede farklı olarak; katılanın ve kendisinin ayrı ayrı facebook adresleri olduğunu, birbirlerinin adreslerini ve şifrelerini bildiklerini, sürekli oturumu açık tut butonu ile de bilgisayarlarının açık olduğunu, bu hususta herhangi bir güvensizlikliklerinin olmadığını, şikâyet tarihlerinde bir kez katılanın şifresi ile facebook adresine girdiğini, katılanın annesi ile yapmış olduğu görüşmede kendisine ve ailesine hakaret içerir konuşmalar görünce bunu gördüğünü belli etmek için mail olarak kendi adresinden katılana bu yazışmaları gönderdiğini, bundan sonra başka hiç bir şekilde kullanmadığını, facebook adresini şifreyi kırarak girmediğini, bu konunun eşi tarafından aleyhine kullanıldığını,

Savunmuştur.

Anayasamızın "Haberleşme hürriyeti" başlıklı 22. maddesi;

“(1)Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır. (2) Milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlakın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmiş hakim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hakimin onayına sunulur. Hakim, kararını kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde karar kendiliğinden kalkar. (3) İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşları kanunda belirtilir.” şeklinde olup, anılan düzenleme ile haberleşme özgürlüğü kişiye bir hak olarak tanınmış ve bu hak haberleşme özgürlüğünün sınırlandırılabileceği hâller belirtilmek suretiyle bu özgürlük anayasal güvence altına alınmıştır.

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 12. maddesinde;

“1- Kimsenin özel yaşamına, ailesine, konutuna ya da haberleşmesine keyfi olarak karışılamaz, şeref ve adına saldırılamaz.

2- Herkesin bu gibi karışma ve saldırılara karşı yasa tarafından korunmaya hakkı vardır.”;

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "Özel ve aile hayatına saygı hakkı" başlıklı 8. maddesinde;

“1- Herkes özel ve aile yaşamına, konutuna ve haberleşmesine saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir.

2- Bu hakların kullanılmasına ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, suçun ve düzensizliğin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlakın korunması, başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla, hukuka uygun olarak yapılan ve demokratik bir toplumda gerekli bulunan müdahalelerin dışında, kamu makamları tarafından hiçbir müdahale yapılamaz.”;

Ülkemiz tarafından onaylanarak, 25175 sayılı 21.07.2003 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Birlişmiş Milletler Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi’nin 17. maddesinde ise;

“1- Hiç kimsenin özel hayatına, ailesine, evine ya da haberleşmesine keyfi ya da yasadışı olarak müdahale edilemez; hiç kimsenin şeref ve itibarına yasal olmayan tecavüzlerde bulunulamaz.

2- Herkesin, bu gibi müdahalelere ya da tecavüzlere karşı yasalarca korunma hakkı vardır.” hükümlerine yer verilmiştir.

İnsan haklarını düzenleyen uluslararası metinlerde kişinin temel hakları arasında yer aldığı belirtilen haberleşme özgürlüğü, hak sahibinin dilediği kimselerle dilediği biçimde haberleşmesinin engellenmemesini ve bu haberleşmenin ilgililerin izni olmadıkça üçüncü kişilerin algı ve müdahalesinden korunmasını ifade etmektedir. Bir başka deyişle haberleşme özgürlüğü, daha geniş bir kapsama sahip olan özel hayatın dokunulmazlığının bir yönünü oluşturur. Bu nedenle haberleşme özgürlüğü Anayasa’da özel hayatın gizliliği ve korunması kapsamında düzenlenmiş (Köksal Bayraktar, Keskin Kirizoğlu, Ali Kemal Yıldız, Hamide Zafer, Eylem Aksoy Retornaz, Güçlü Akyürek, Ali Hakan Evik, Hasan Sınar, Sinan Altuç, Aytekin İnceoğlu, Barış Erman, Fulya Eroğlu Erman, Özel Ceza Hukuku İstanbul, 2018, 1. bası, On İki Levha Yayınevi, Cilt III, s. 474). ve Anayasa’nın kişinin hakları ve ödevlerini düzenleyen ikinci bölümünde “Özel hayatın gizliliği ve korunması” başlığı altında haberleşme özgürlüğü hüküm altına alınmıştır. Anayasal bir hak olan haberleşme özgürlüğünün korunması ise haberleşme özgürlüğüne yapılacak müdahalelerin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda suç olarak düzenlenmesi suretiyle sağlanmıştır.

Bu genel açıklamalardan sonra uyuşmazlığın çözümü açısından 5237 sayılı TCK’nın "Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar" bölümünde düzenlenen "Haberleşmenin gizliliğini ihlal" suçu üzerinde durulmalıdır.

5237 sayılı TCK'nın 139. maddesi uyarınca soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı bir suç olarak öngörülen haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunun düzenlendiği aynı Kanun’un 132. maddesi;

"(1) Kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğini ihlâl eden kimse, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Bu gizlilik ihlali haberleşme içeriklerinin kaydı suretiyle gerçekleşirse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(2) Kişiler arasındaki haberleşme içeriklerini hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(3) Kendisiyle yapılan haberleşmelerin içeriğini diğer tarafın rızası olmaksızın alenen ifşa eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılır.

(4) Kişiler arasındaki haberleşmelerin içeriğinin basın ve yayın yolu ile yayınlanması hâlinde, ceza yarı oranında artırılır." şeklinde iken, suç tarihinden önce 05.07.2012 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun'un 79. maddesiyle; maddenin birinci fıkrasında yer alan “altı aydan iki yıla kadar hapis veye adli para” ibaresi “bir yıldan üç yıla kadar hapis”; maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur” ibaresi “verilecek ceza bir kat artırılır” şeklinde; maddenin ikinci fıkrasında yer alan “bir yıldan üç yıla kadar hapis” ibaresi “iki yıldan beş yıla kadar hapis” şeklinde; üçüncü fıkrada yer alan “altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para” ibaresi “bir yıldan üç yıla kadar hapis” şeklinde değiştirilmiş, aynı fıkraya “rızası olmaksızın” ibaresinden sonra gelmek üzere “hukuka aykırı olarak” ibaresi ve fıkranın sonuna “ifşa edilen bu verilerin basın veya yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.” cümlesi eklenmiş; “(4) Kişiler arasındaki haberleşmelerin içeriğinin basın ve yayın yolu ile yayınlanması hâlinde, ceza yarı oranında artırılır.” şeklindeki dördüncü fıkra ise yürürlükten kaldırılmıştır.

Maddenin gerekçesinde de;

“Madde metninde, kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğinin ihlâli suç olarak tanımlanmaktadır.

Söz konusu suç, belirli kişiler arasındaki haberleşmenin içeriğinin öğrenilmesiyle işlenmektedir. Kişiler arasındaki haberleşmenin ne suretle yapıldığının suçun oluşumu açısından önemi yoktur. Bu haberleşme, örneğin mektupla, telefonla, telgrafla, elektronik posta yoluyla yapılabilir. Bu suç açısından önemli olan, haberleşmenin belirli kişiler arasında yapılmasıdır. Söz konusu suçu, bu haberleşmenin tarafı olmayan kişi işleyebilir.

Haberleşmenin gizliliğinin sadece dinlemek veya okumak suretiyle ihlâl edilmesi, bu suçun temel şeklini oluşturmaktadır. Ancak, bu gizlilik ihlâlinin, haberleşme içeriklerinin yani konuşulanların veya yazılanların kayda alınması suretiyle yapılması, bu suçun nitelikli şekli olarak tanımlanmıştır. Örneğin telefon konuşmalarının ses kayıt cihazıyla kayda alınması hâlinde, suçun bu nitelikli hâli gerçekleşmektedir.

Kişiler arasındaki haberleşme içeriklerinin belli bir suça ilişkin soruşturma kapsamında Anayasa ve kanunların belirlediği koşullar çerçevesinde öğrenilmesinin veya kayda alınmasının hukuka uygun olduğu muhakkaktır.

Maddenin ikinci fıkrasında, kişiler arasındaki haberleşme içeriklerinin hukuka aykırı olarak ifşa edilmesi, ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır. Haberleşme içerikleri hukuka uygun bir şekilde veya birinci fıkrada tanımlanan suçun işlenmesi suretiyle öğrenilmiş olabilir. İkinci fıkrada tanımlanan suç, haberleşme içeriklerinin ifşasıyla, yayılmasıyla, yani yetkisiz kişilerce öğrenilmesinin sağlanmasıyla oluşur. Fıkra metninde bu ifşanın hukuka aykırı olması açıkça vurgulanmıştır. Bu bakımdan örneğin kişiler arasındaki telefon konuşmalarına ilişkin kayıtların, savcılık veya mahkemeye verilmesi, duruşmada açık bir şekilde dinlenmesi veya okunması hâlinde, söz konusu suç oluşmayacaktır. Buna karşılık, henüz soruşturma aşamasında iken, kişiler arasındaki konuşma içeriklerinin, hukuka uygun bir şekilde kayda alınmış olsalar bile, örneğin televizyonlarda veya gazetelerde yayınlanması hâlinde, bu suç oluşacaktır.

Maddenin üçüncü fıkrasında, kişinin kendisiyle yapılan haberleşmelerin içeriğini diğer tarafın rızası olmaksızın alenen ifşa etmek suretiyle haberleşmenin gizliliğini ihlâl etmesi ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır. Bu suçun oluşabilmesi için, ifşanın alenen yapılması gerekir. Bu bakımdan, örneğin kişi kendisine gönderilen mektubu gönderenin bilgisi ve rızası dışında bir başkasına okutması hâlinde, bu suç oluşmayacaktır. Buna karşılık, mektubun gönderenin bilgisi ve rızası dışında alenen okunması, başkaları tarafından okunmasını temin için bir yere asılması veya basın ve yayın yolu ile yayınlanması hâlinde, söz konusu suç oluşacaktır...” açıklaması yapılmıştır.

Madde gerekçesinde de belirtildiği üzere TCK’nın 132. maddesinde kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğini ihlal, kişiler arasındaki haberleşme içeriklerini ifşa ve kişinin kendisiyle yapılan haberleşme içeriğini ifşa olmak üzere anılan suçun üç ayrı görünümü düzenlenmiş, gizliliğin sadece dinlemek veya okunmak suretiyle ihlal edilmesinin, bu suçun temel şekli olduğu, gizlilik ihlalinin kayda alma şeklinde gerçekleştirilmesinin ise bu suçun nitelikli şeklini oluşturduğunu belirtilmiştir. Ayrıca kanun koyucu 6352 sayılı Kanun'un 79. maddesiyle TCK’nın 132. maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “Bu gizlilik ihlali haberleşme içeriklerinin kaydı suretiyle gerçekleşirse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.” şeklindeki ibareyi “verilecek ceza bir kat artırılır” şeklinde değiştirmek suretiyle de gizlilik ihlalinin kayda alma şeklinde gerçekleştirilmesinin bu suçun nitelikli hâli olduğunu yönündeki iradesini ortaya koymuştur.

Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunda haberleşmeyi gerçekleştirmek için yararlanılan araçlar bakımından herhangi bir sınırlama söz konusu olmayıp, yapılma biçimi ne olursa olsun her türlü haberleşme açısından bir koruma sağlanmıştır. Kanun koyucu teknolojik gelişmeleri göz önünde tutarak, haberleşmenin yapıldığı araçları tek tek saymak yerine sadece gizliliğin ihlali bakımından “haberleşme”den söz etmiştir. Türk Dil Kurumu Türkçe Sözlüğü’nde; “haberleşme” kelimesi, "iletişim, yazışma"; “iletişim” kelimesi; “duygu, düşünce veya bilgilerin akla gelebilecek her türlü yolla başkalarına aktarılması, bildirişim, haberleşme, komünikasyon”; teknik anlamda “iletişim” ise; “telefon telgraf, televizyon, radyo vb. gibi araçlardan yararlanarak yürütülen bilgi alışverişi, bildirişim, haberleşme, muhabere, komünikasyon” şeklinde tanımlanmıştır. Görüldüğü gibi haberleşmeden söz edebilmek için bir araç kullanılması şart değildir. Haberleşme ya da iletişim iki kişi arasında herhangi bir haberleşme aracı bulunmadan da söz konusu olabilir. Bu anlamda yüz yüze konuşmak da bir tür haberleşme şeklidir. Ancak hükmün konuluş amacı göz önüne alındığında, suçun hukuki konusunun haberleşme vasıtaları ile yapılan haberleşme olduğu kabul edilmelidir. Hükmün gerekçesinde yer alan, “Kişiler arasındaki haberleşmenin ne suretle yapıldığının suçun oluşumu açısından önemi yoktur. Bu haberleşme, örneğin mektupla, telefonla, telgrafla, elektronik posta yoluyla yapılabilir.” şeklindeki açıklama da esasen dolaylı olarak haberleşmenin araya vasıta sokularak yapılması gerektiğini ifade eder. Bu nedenle kişilerin yüz yüze iletişimine dinleme vb. şekillerde müdahale edilmesi, TCK’nın 133. maddesinde düzenlenen “Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması” ya da TCK’nın 134. maddesinde düzenlenen “Özel hayatın gizliliğini ihlal” suçları kapsamında değerlendirilmelidir (Veli Özer Özbek, Koray Doğan, Pınar Bacaksız Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, Ankara, 2019, 14. Bası, Seçkin Yayınevi, s. 547-548).

TCK’nın 132. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında düzenlenen suçu haberleşmenin tarafı olmayan üçüncü bir kişi işleyebilir. Suçun mağduru haberleşmenin tarafları olan kişi veya kişilerdir. Maddenin üçüncü fıkrasında düzenlenen suçun faili haberleşmenin tarafı, mağduru ise haberleşmenin diğer tarafı yani haberleşmenin yapıldığı diğer kişi veya kişilerdir.

Maddenin birinci fıkrasında tanımlanan suçu oluşturan fiil, kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğinin ihlalidir. Gizliliğin ihlali haberleşmeye konu olan hususların, başka bir anlatımla haberleşme içeriklerinin haberleşen tarafların iradesi hilafına üçüncü kişilerce öğrenilmesini ifade eder. Haberleşmeye taraf olmayan kişilerin, haberleşmenin gizliliğine yönelik bilerek ve isteyerek yapacakları her türlü müdahale haberleşmenin gizliliğinin ihlali olarak kabul edilir. Ancak bu suçun oluşabilmesi için ihlalin hukuka aykırı olarak yapılması zorunludur. Suç tanımında gizlililiğin ihlal şekilleri gösterilmediğinden haberleşmenin gizliliğini ihlal serbest hareketli bir suçtur. Suçun oluşması için gizliliğin ihlal edilmiş olması yeterli olduğundan ve bir zarar doğması şartı da bulunmadığından söz konusu bu suç tehlike suçu özelliği göstermektedir.

Maddenin ikinci fıkrasında, kişiler arasındaki haberleşme içeriklerinin hukuka aykırı olarak ifşa edilmesi ayrı bir suç olarak düzenlenmiştir. Madde metninde yer alan "ifşa" kelimesi, Türk Dil Kurumu Türkçe Sözlüğü’nde; "gizli bir şeyi açığa çıkarma, yayma" olarak tanımlanmıştır. Haberleşme içeriğinin ifşa edilmesi, haberleşme içeriğinin üçüncü bir kişiye aktarılması, haberleşme içeriği konusunda üçüncü kişiye bilgi verilmesi anlamına gelir. Haberleşme içeriğinin aleni bir şekilde ifşa edilmesi gerekli değildir. Bu bakımdan haberleşme içeriğinin açıklanmasının herkesin duyup görebileceği bir yerde yapılması şart değildir. Haberleşme içeriğinin bir kişiye açıklanması da ifşa anlamındadır. Bu suç, haberleşme içeriklerinin açıklanması ve yayılmasıyla, başka bir deyişle yetkisiz kişilerce öğrenilmesinin sağlanmasıyla oluşur. Haberleşme içeriğini öğrenme şeklinin hukuka uygun veya aykırı olması bu suç bakımından önemli değildir. Herhangi bir şekilde öğrenilen haberleşme içeriğinin hukuka aykırı olarak başkasına veya başkalarına açıklanması veya yayılması hâlinde kişiler arasındaki haberleşme içeriklerinin ifşası söz konusu olur. Bu fıkradaki suçun oluşumu için ifşanın hukuka aykırı olması gerekmektedir.

Bu maddede düzenlenen suç genel kastla işlenen bir suç olup suçun oluşumu için saik aranmaz.

TCK’nın 132. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen suçun maddi konusu haberleşme, ikinci ve üçüncü fıkralarında düzenlenen suçların maddi konusu ise haberleşmenin içeriğidir.

Maddenin konumuza ilişkin birinci fıkrasının ilk cümlesinde suçun basit şekli tanımlanmış, ikinci cümlesinde ise gizliliğinin haberleşme içeriklerinin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi suçun daha fazla ceza verilmesini gerektiren nitelikli hâli olarak düzenlenmiştir.

TCK'nın 132. maddesinde düzenlenen suç ile korunan hukukî yarar; genel olarak kişilerin özel yaşamına saygı hakları, özel olarak da bireysel haberleşme özgürlüğüdür. Bu nedenle özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu düzenleyen norm ile haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunu düzenleyen norm arasında genel-özel norm ilişkisi bulunmaktadır. Ancak suçun oluşabilmesi için bu ihlalin hukuka aykırı olarak yapılması zorunludur. Hukuka aykırılık, öğretide genel olarak hukuk düzeninin izin vermediği hâlleri ifade etmektedir.

Uyuşmazlığın sağlıklı bir hukuki çözüme kavuşturulması amacıyla TCK’da düzenlenen “Ceza Sorumluluğunu Kaldıran Nedenler” üzerinde durulmasında yarar bulunmaktadır.

5237 sayılı TCK'nın esas aldığı ve suçun bir haksızlık olarak tanımlandığı suç teorisinde suçun unsurları; maddi unsurlar, manevi unsurlar ve hukuka aykırılık unsuru olmak üzere üç başlık altında toplanmaktadır.

Uyuşmazlıkla yakından ilgili olan hukuka aykırılık, suçu oluşturan haksızlığın niteliği olup hukuka aykırılık ile kastedilen husus fiilin hukuk sistemiyle çatışması ve hukuk sistemine aykırı olmasıdır. 5237 sayılı Kanun’da bazı suç tanımlarında “hukuka aykırı olarak”, “hukuka aykırı başka bir davranışla”, “hukuka aykırı diğer davranışlarla”, “hukuka aykırı yolla”, “hukuka aykırı yollarla” gibi ifadelere yer verilmiştir. Bu ifadelerin geçtiği suçlarda failin, işlediği fiilin hukuka aykırı olduğunu bilmesi, yani bu konuda doğrudan kastla hareket etmesi gerekmektedir.

5237 sayılı TCK'nda hukuka uygunluk sebepleri;

a- Kanunun hükmünü yerine getirme (m.24/1),

b- Meşru savunma (m.25/1),

c- İlgilinin rızası (m.26/2),

d- Hakkın kullanılması (m.26/1),

Olarak kabul edilmiştir.

Uyuşmazlık konusu ile yakın ilgisi nedeniyle sayılan hukuka uygunluk nedenlerinden “İlgilinin rızası” üzerinde ayrıca durulması gerekmektedir.

İlgilinin rızası, 5237 sayılı TCK'nın “Hakkın kullanılması ve ilgilinin rızası” başlıklı 26/2. maddesinde; “Kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakkına ilişkin olmak üzere, açıkladığı rızası çerçevesinde işlenen fiilden dolayı kimseye ceza verilmez.” şeklindeki düzenleme ile bir hukuka uygunluk nedeni olarak sayılmıştır. Sözü edilen hukuka uygunluk nedeninin doğabilmesi, rızanın kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakka ilişkin olmasına ve kişinin bu hakla ilgili olarak rıza açıklama ehliyetinin bulunmasına bağlıdır. Rıza beyanı, sarih veya zımni, yazılı veya sözlü olabilir. Eğer rıza gösterildiğini anlamaya yarayan başkaca emareler de varsa fiile karşı koymamak veya sessiz kalmak da rıza açıklaması olarak değerlendirilebilir. Fakat açıklama mutlaka suçtan önce veya suçun icra hareketlerinin devam ettiği sırada olmalıdır. Rızanın suçun işlendiği sırada geri alınması, geri alınma anından itibaren fiili hukuka aykırı hale getirir (Sulhi Dönmezer, Sahir Erman, Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku Genel Kısım, Cilt II, 12. Bası, İstanbul. 1999, s. 751; M. Emin Artuk, Ahmet Gökcen, A. Caner Yenidünya Ceza Hukuku Genel Hükümler, Ankara. 2016, 10. Bası, Adalet Yayınevi, s. 464). Yine rızanın bir hukuka uygunluk nedeni olabilmesi için fiilin işlenmesinden önce ve en geç işlendiği sırada mevcut olması gerekir. Fiilin işlendiği sırada olmayıp sonradan ortaya çıkan rıza bir hukuka uygunluk nedeni değildir (İzzet Özgenç, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 9. Bası, Ankara. 2013, s. 285 vd.; Mahmut Koca-İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 6. Bası, Ankara. 2013, s. 252 vd.).

TCK’nın 132. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında düzenlenen fıkralar bakımından haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunun faili haberleşen taraflar dışında bir kimse olabileceğinden, rızanın bir hukuka uygunluk sebebi olabilmesi için haberleşen her iki tarafın da rızasının bulunması gerekmektedir. Suçun maddi konusu haberleşme olup bu hukuki konu üzerinde hak sahibi olan kimseler haberleşmenin taraflarıdır. Şu hâlde hukuka uygun bir rıza açıklamasından ve hukuka uygunluk sebebi olarak rızadan bahsedebilmek için, haberleşmenin her iki tarafının da rıza göstermesi gerekmektedir (Doğan Soyaslan, Ceza Hukuku Özel Hükümler, 8. Baskı, Ankara. 2010, s. 327; Hamide Zafer, Özel Hayatın ve Hayatın Gizli Alanının Ceza Hukukuyla Korunması, İstanbul 2010, s.112; Handan Yokuş Sevük, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, 2. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara 2019. s. 261).

Bu aşamada, TCK’nın 30. maddesinde düzenlenen “hata” hükmüne ilişkin açıklamalarda da bulunmakta fayda vardır.

5237 sayılı TCK'nın "Hata" başlıklı 30. maddesi üç fıkra hâlinde;

"Fiilin icrası sırasında suçun kanunî tanımındaki maddî unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz. Bu hata dolayısıyla taksirli sorumluluk hâli saklıdır.

Bir suçun daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli hâllerinin gerçekleştiği hususunda hataya düşen kişi, bu hatasından yararlanır.

Ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlere ait koşulların gerçekleştiği hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi, bu hatasından yararlanır." şeklinde düzenlenmiş iken, 08.07.2005 tarihli ve 25869 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5377 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile eklenen; "İşlediği fiilin haksızlık oluşturduğu hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi, cezalandırılmaz." biçimindeki dördüncü fıkra ile son hâlini almıştır.

Maddede çeşitli hata hâlleri düzenlenmiş olup, uyuşmazlık konusu itibarıyla TCK'nın 30. maddesinin dördüncü fıkrasında düzenlenen "Haksızlık yanılgısı" kavramı üzerinde durulacaktır.

TCK'nın 30. maddesine 5377 sayılı Kanun ile eklenen dördüncü fıkrada, işlediği fiilin haksızlık oluşturduğu hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişinin cezalandırılmayacağı hüküm altına alınmıştır.

Anılan fıkranın gerekçesinde;

"Kişinin işlediği fiilden dolayı kusurlu ve sorumlu tutulabilmesi için, bu fiilin bir haksızlık oluşturduğunu bilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre, kişi işlediği fiilin hukuken kabul görmez bir davranış olduğunun bilincinde olmalıdır. Kişinin, işlediği fiilin haksızlık oluşturduğunu bilmesine rağmen, bunun kanunda suç olarak tanımlandığını bilmemesinin bir önemi bulunmamaktadır. Ceza hukuku bakımından sorumluluk için önemli olan, işlenen fiilin haksızlık oluşturduğunun bilinmesidir.

Ancak, işlediği fiilin haksızlık oluşturduğu hususundaki hatasının kaçınılmaz olması hâlinde, kişi kusurlu sayılamaz. Hatanın kaçınılamaz olduğunun belirlenmesinde ise kişinin bilgi düzeyi, gördüğü eğitim, içinde bulunduğu sosyal ve kültürel çevre koşulları göz önünde bulundurulur.

Hatanın kaçınılabilir olması durumunda kişi kusurlu sayılacak ve bu husus, temel cezanın belirlenmesinde göz önünde bulundurulacaktır." açıklamalarına yer verilmiştir.

Bu fıkrada, kişinin işlediği fiilden dolayı kusurlu ve sorumlu tutulabilmesi için, bu fiilin bir haksızlık oluşturduğunu bilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre, kanuni tanımda yer alan tüm şartların bilgisi içinde hareket eden ve kastı bulunan fail, işlediği fiilin haksızlık oluşturduğu konusunda kaçınılmaz bir hataya düşmüşse, diğer bir ifadeyle, eyleminin haksızlık oluşturmadığı, meşru olduğu düşüncesiyle hareket etmişse ve bu yanılgısı, içinde bulunduğu şartlar bakımından kaçınılmaz nitelikte ise, artık cezalandırılmayacaktır. Hatanın kaçınılmaz olduğunun belirlenmesinde, kişinin bilgi düzeyi, gördüğü eğitim, içinde bulunduğu sosyal ve kültürel çevre şartları göz önünde bulundurulacaktır. Hatanın kaçınılabilir olması durumunda kişi kusurlu sayılacak, diğer bir ifadeyle fiilden dolayı sorumlu tutulacak, ancak bu hata temel cezanın belirlenmesinde dikkate alınacaktır.

Ancak, "Haksızlık yanılgısı" ilkesinin, TCK'nın "Kanunun bağlayıcılığı" başlığını taşıyan 4. maddesinde yer alan "Ceza kanunlarını bilmemek mazeret sayılmaz." hükmü ile çatışmayacak şekilde yorumlanması gerekmektedir (Adem Sözüer, Hukuki Hata, Yargıtay Dergisi, C. 21, S. 4, Ekim 1995, s. 489). Zira bu ilke, kişilerin suç işledikten sonra cezadan kurtulmak amacıyla sığınabilecekleri bir düzenleme niteliğinde değildir. Esasen, işlediği fiilin haksızlık oluşturduğu hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi, hukuk düzenince tasvip edilmeyen ve izin verilmeyen, hukuku ihlal eden bir hareket yaptığının farkında olmadığından "Kanunu bilmemek mazeret sayılmaz." kuralına da aykırı hareket etmemiş olacaktır. Bu anlamda failin, yetkili bir organ ya da resmî bir makamın açıklamasına güvenerek hataya düşmesi hâlinde kural olarak kendisine kusur isnat edilemeyecekken, töre cinayeti örneğinde olduğu gibi kişisel, siyasi, dini veya ahlaki düşüncelerine göre yaptığı hareketi doğru kabul etmesi durumunda, davranışının toplumsal normlara ve hukuk düzenine aykırı olduğunu bilmesi nedeniyle sorumluluktan kurtulamayacağı kabul edilmelidir.

Rızanın hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edildiği suç tipleri bakımından fail, gerçekte bir hukuka uygunluk sebebi olmadığı hâlde, hukuka uygunluk sebebi var zannıyla hareket etmiş ise TCK’nın 30. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlere ait koşulların gerçekleştiği hususunda kaçınılmaz bir hataya düşmüş sayılır ve cezalandırılmaz. Ancak, yukarıda da ifade edildiği üzere rızanın hukuka uygunluk nedeni olduğu hâllerde ilgilinin rızasının varlığına ilişkin hatanın “kaçınılmaz” olması gerekmektedir.

Haberleşme hürriyetinin kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak olması sebebiyle anne, baba veya bunlar gibi çocuk üzerinde velayet veya benzeri bir hakkı sahip olan kimselerin on beş yaşını tamamlayan ve ayırt etme gücüne sahip olan çocuğun haberleşme içeriklerine müdahale hakkı bulunmamaktadır. Bu yönüyle anne-babanın on beş yaşını tamamlamış olan çocuğunun haberleşme özgürlüğünü ihlal etmesi suç olmakla birlikte, anne baba bakımından TCK’nın 30/4. maddesi kapsamında yer alan “haksızlık yanılgısı” hükümlerinin uygulanabilmesi mümkündür. Anne-baba çocuklarını tehlikeden korumak kaygısıyla haberleşme içeriğini kaydetmiş ise “fiilin haksızlığı konusunda kaçınılmaz bir hataya düşmüş” olduğu kabul edilebilir.

Eşlerden her biri de diğerinin haberleşmesinin gizliliğine saygı duymak ile yükümlüdür. Evli olsa dahi bir kimsenin eşiyle paylaşmak istemediği bir “giz” veya “sır” alanı olabilir. Bu gerekçelerden hareketle, bir kimsenin haberleşme özgürlüğünün eşi tarafından ihlal edilmesi de hukuka uygun olarak nitelendirilemez. Ancak şartları oluşmuş ise, TCK m. 30/4 hükmünde yer alan “haksızlık yanılgısı” hükümlerinin fail hakkında uygulanabilmesi mümkündür.

Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;

Sanık ...'nın, katılan ...'le aralarındaki boşanma davasının devam ettiği ve fiilen ayrı yaşadıkları dönemde, katılana ait facebook hesabının şifresini bir şekilde ele geçirdiği, bu şifreyi kullanarak katılanın facebook hesabının özel kısmında yer alan mesajlar bölümüne girip katılanla kayınvalidesi olan ...'in birbirlerine gönderdiği boşanma sürecine ilişkin açıklamaların ve kendisine yönelik hakaret içeren ibarelerin yer aldığı mesajları, önce kendi elektronik posta adresine, daha sonra da gıyabında yapılan yazışmalardan haberdar olduğunu bildirmek için katılanın elektronik posta adresine gönderdiği olayda;

Sanığa atılı haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunun genel kastla işlenebilen suçlar arasında yer alması, somut olayda sanığın, katılan ile annesi arasındaki yazışmaları bilerek ve isteyerek öğrenip kaydettiği hususunda bir kuşku bulunmaması, her ne kadar sanık suça konu yazışma içeriklerini katılanın rızası ile kendisine verdiği şifreyi kullanmak suretiyle öğrendiğini savunmuş ise de sanığın facebook hesabına girebileceğini bilebilecek durumda olan katılanın, hayatın olağan akışına göre bu mesajları ya hiç yazmayacağı ya da yazmış olsa bile sileceği gözetildiğinde, sanığın suçtan kurtulmaya yönelik savunmasına değil katılanın aşamalarda değişiklik göstermeyen sanığa şifresini vermediği yönündeki beyanlarına itibar edilmesinin gerekmesi, kaldı ki katılanın bir şekilde facebook hesabının şifresini katılana vermiş olduğu kabul edilmiş olsa dahi bu durumun katılanın facebook mesaj içeriklerine her zaman ulaşılmasına rıza gösterdiği şeklinde yorumlanamaması ve sanığın suça konu mesaj içeriklerinden haberdar olması konusunda katılan ve annesinin birlikte rıza göstermemeleri nedeniyle somut olayda bir hukuka uygunluk sebebinin bulunmaması, öte yandan sanığın söz konusu mesajları boşanma davasına ilişkin yargılamada delil olarak sunduğuna ilişkin dosyaya yansıyan bilgi ve belge bulunmadığı gibi sanığın da bu yönde bir savunmasının bulunmaması, sanığın mesajları delil olarak kullanması halinde dahi, ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 21.06.2011 tarihli ve 187-131 sayılı kararında da belirtildiği üzere sanığın kendisine karşı işlenmekte olan bir şuçla ilgili olarak, bir daha kanıt elde etme ve yetkili makamlara başvurma imkanının olmadığı ani gelişen bir olaydan da söz edilememesi hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanığa atılı TCK’nın 132. maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde düzenlenen nitelikli haberleşme gizliliğini ihlal suçunun tüm unsurlarıyla oluştuğu kabul edilmelidir.

Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne, Özel Dairenin onama kararının kaldırılmasına ve Yerel Mahkeme hükmünün, sanığın atılı haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan mahkûmiyeti yerine beraatine karar verilmesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir.

Çoğunluk görüşüne katılmayan üç Ceza Genel Kurulu Üyesi; "İtirazın reddine karar verilmesi gerektiği" düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.

SONUÇ:

Açıklanan nedenlerle;

1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,

2- Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 11.11.2015 tarihli ve 2804-17576 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA,

3- Bakırköy 32. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.04.2014 tarihli ve 64-231 sayılı hükmünün, sanığın atılı haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan mahkûmiyeti yerine beraatine karar verilmesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,

4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 03.11.2020 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

15 yıllık meslek hayatım boyunca tarafıma çekişmeli boşanmalara yönelik en sık sorulan soruları sizler için derledim. Sıkça sorulan sorular sonrası dilerseniz sizler için hazırladığımız "Boşanma Avukatından Yol Haritası" isimli makalemizi okuyabilirsiniz. Bu sizler için yol gösterici olacağı kanaatindeyiz.

boşanma avukatından tavsiyeler

Çekişmeli Boşanmada Sıkça Sorulan Sorular

Boşanma davam için avukat tutmak zorunda mıyım?

Sadece boşanma davalarında değil hiçbir davada avukat tutma mecburiyeti bulunmamaktadır. Ancak davalar çeşitli usule ve sürelere bağlanmıştır. Pratik bilgi ile tecrübe ve beceri gerektirir. Her dava başından sonuna kadar ince ayrıntılarla doludur.

Bu ayrıntıları bilmemek veya kaçırmak davayı kaybetmenize dahi neden olabilir.

Bunun içindir ki nasılsa mecbur değilmişim deyip işin uzmanı olan bir avukattan yararlanmamak, dava için aldığınız riskten başka bir şey değildir.

Çekişmeli boşanma davası nedir?

Türk Medeni Kanununda düzenlenmiş anlaşmalı boşanma davası dışında kalan ve eşler arasında boşanma , boşanmanın sonuçları konusunda bir anlaşmanın bulunmadığı boşanma davalarıdır.
2020 yılında Türkiye'de boşanan çift sayısı 135.022 adettir.

Bu sayının çok büyük bir kısmı evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayalı boşanma davasıdır.

Özel boşanma nedenleri olan; ayrılık, hayata kast , onur kırıcı davranış, ortak hayatın yeniden kurulamaması, suç işleme , haysiyetsiz hayat sürme, terk, zina nedenlerinden açılan boşanma davalarıdır.

gaziantep boşanma avukatı anlaşmalı ve çekişmeli


Eşim boşanmak istemiyor. Açacağım dava çekişmeli boşanma davası mıdır?

Evet, açılacak olan dava çekişmeli boşanma davasıdır. Ayrıca eşiniz boşanmayı istiyor olsa dahi çocukların velayeti, nafaka, maddi ve tazminat gibi konularda yine anlaşamazsanız açacağınız dava çekişmeli boşanma davası olacaktır.

Çekişmeli boşanma davası hangi sebeplerle açılır?

Türk Medeni kanuna göre boşanma sebepleri;

  • Zina,
  • Hayata kast,
  • Eşe çok kötü muamele,
  • Yüz kızartıcı suç işleyen eşten boşanma,
  • Terk nedeniyle boşanma,
  • Akıl hastalığı,
  • Evlilik birliğinin temelinden sarsılması,
  • Fiili olarak ayrı yaşama şeklinde sayılmıştır.

Çekişmeli boşanma davası ne kadar sürer?

Anlaşmalı boşanma davasından daha uzun süreceği kesindir. Ancak bu konuda kesin bir süre vermek de zordur. Çünkü bir davanın görülme süresini etkileyen çok sayıda etkenler vardır.

Örneğin; Aile Mahkemesinin iş yükü, posta durumu, tarafların iddia ve cevapları bunların araştırılmasına yönelik olarak yapılabilecek keşif, bilirkişi incelemesi gibi işlemler, şahitlerin sayısı, adli tatil, koronavirüs gibi önlemler gibi.

Bununla birlikte bir ön inceleme olmak üzere davanın üç veya dört duruşmada da sonuçlanması mümkündür.

2020 yılı istatistiklerine göre boşanma davası görülme süresi 187 gündür. Ancak bu sayıya çok hızlı sonuçlanan anlaşmalı boşanma davaları da dahildir. Yani bu ortalamayı düşüren etkenin anlaşmalı boşanma olduğu bilinmelidir.

boşanma avukatı gaziantep anlaşmalı boşanma çekişmeli boşanma


Çekişmeli boşanma süreci nasıl işler?

Avukat aracılığı ile yada bizzat boşanma dilekçesi adliye içinde ki tevzii bürosuna verilir. Mahkeme boşanma dilekçesini gözden geçirerek, boşanma nedenine bakar ve eşlere (yada avukata) bildiri yani gönderir.

Hakim boşanma nedeninin araştırılmasını isteyebilir ve kendi yoğunluğuna göre, yakın yada ileri bir zaman duruşma günü belirlenir.

Şiddetli geçimsizlik nedeniyle mahkemeye başvurulursa taraflar (çiftler) katılmadan avukat aracılığı ile boşanma gerçekleşebilir.

Velayet ve boşanma birlikte yürütülmek zorundadır.

Çekişmeli boşanmada soyadı değişikliği nasıl olur?

Boşanan eş isterse eşinin soyadında kalabilir, isterse kızlık soyadına dönebilir. Ancak eğer eski eşinin soyadını kullanmak isterse, eşinin soyadının kullanmasıyla ona zarar vermeyeceğini kanıtlaması gerekmektedir. Bunu kanıtlarsa eski eşinin soyadının kullanabilir.

Çekişmeli boşanma davasında verilen karara karşı istinaf (veya temyiz) yoluna başvurmak mümkün müdür?

Çekişmeli boşanma davalarında, tarafların veya varsa avukatlarının aile mahkemesi kararını belirli prosedürler dahilinde hem istinaf hem de temyiz mahkemesine götürme hakkı bulunmaktadır.

tek celsede boşanma gaziantep boşanma avukatı


İstinaf ve Temyiz incelemesi ne kadar sürer?

İstinaf incelemesinin sonuçlanma süresi bölge adliye mahkemelerinin iş yüküne göre değişmektedir. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesindeki inceleme süresinin Diğer Bölge adliye mahkemesine göre daha uzun olduğunu gözlemliyoruz.

Gaziantep Bölge adliye mahkemesinde boşanma davalarının incelenme süresinin bir yıl kadar sürebildiğini söyleyebilirim. Yargıtay temyiz incelemesi ise, dosya istinaftan geçmiş ise genellikle 1 yıldan kısa bir sürede sonuçlanmaktadır.

Çekişmeli boşanma davalarında avukatlık ücreti ne kadardır?

Bunu avukatınızla görüşerek belirlemelisiniz, genel itibari ile taban ücret olsa da ücret serbestisi olup karşılıklı anlaşarak ücret belirlenmektedir.
Adalet Bakanlığının veya bağlı olduğu baronun yayımladığı asgari ücret tarifelerinde yazılı tutarlardan düşük olmamak üzere size uygun bir ücret önerecektir.
Gaziantep barosunun 2021 yılı tarifesinde, çekişmeli boşanma davaları için tavsiye ettiği en az ücret tutarı:

Boşanma Davaları:

  • a) Anlaşmalı 8.000,00 TL
  • b) Çekişmeli 10.500,00 TL
  • c) Çekişmeli ve maddi, manevi tazminat istemli 11.000,00 TL ’den az olmamak kaydıyla…

Çekişmeli boşanma davasını nerede açılmalıdır?

Çekişmeli boşanma davaları eşlerin son defa altı ay birlikte oturdukları yer mahkemesinde veya taraflardan birinin yerleşim yerinde bulunan mahkemede açılmaktadır. Buna yetki denir.

Boşanma davalarda yetki kesin niteliğinde olmadığından, diğer tarafın yetki itirazında bulunmaması halinde boşanma davasının hangi ilde açıldığının önemi yoktur. Yetki itirazında bulunmadığı sürece tüm boşanma davaları örneğin Gaziantep'de açılabilir.

anlaşmalı boşanma gaziantep avukat


Çekişmeli boşanma davası hangi mahkemelerde açılır?

Aile mahkemelerinde. Ya da davanın açılacağı yerde aile mahkemesi yoksa Asliye Hukuk Mahkemelerinde çekişmeli boşanma davası açılablir. Hangisinde açarsam benim için iyi olur sorusunun cevabı ise ikisi arasında fark yoktur.

Boşanma Davasını Hangi Tarafın Açması Avantajlıdır?

Boşanma davasını hangi tarafın açtığı değil, açan tarafın iddialarını ispatlaması önemlidir. Öte yandan bir taraf boşanma davası açtıktan sonra diğer tarafın da karşı boşanma davası açma hakkı bulunmaktadır.
Boşanmada iddialarını en doğru şekilde sunan ve bunları ispatlayabilen taraf avantajlıdır. Kadın ya da erkeğin davayı açmasının hiç bir önemi bulunmamaktadır.

Çekişmeli boşanma davasında nafaka talep edebilir miyim?

Tabiki talep edebilirsiniz. Ancak sonuçta bu konuda taktir aile mahkemesi hakiminindir. Siz haklılığınızı ispat ettiğiniz ve koşulların oluşması durumunda lehinize nafakaya hükmedilecektir.

Evlilikte elde ettiğimiz malları çekişmeli boşanma davasında paylaşılmasını da talep edebilir miyim?

Hayır. Bunun için ayrı bir dava açmalısınız. Açılacak olan bu davanın ismi mal rejimi davasıdır. Boşanma davası sonuçlanmadan bu türden bir dava açmış olsanız bile mahkeme boşanma dava dosyasının sonuçlanmasını bekleyecektir.

gaziantep boşanma avukatı anlaşmalı ve çekişmeli


Ziynet eşyalarımı alamadım çekişmeli boşanma davasında bunları da talep edebilir miyim?

Evet talep edebilirsiniz. Bunun için ayrı bir dava açmanız gerekmez. Çekişmeli boşanma davası içinde istenebilecek kalemler içerisindedir.

Boşanma İçin Gerekli Evraklar Nelerdir?

Boşanma için bugünkü internet ortamında tek gerekli olan belge TC Kimlik numarasını içeren nüfus cüzdanıdır. Aile cüzdanı, pasaport, tapu kayıtları, ikametgah ilmühaberi, doğum belgeleri gibi kayıtlara gerek yoktur. Daha detaylı bilgi için tıklayınız.

Evleneli 1 yıl olmadı. Yine de çekişmeli boşanma davası açabilir miyim?

Anlaşmalı boşanma davasından farklı olarak çekişmeli boşanma davası açabilmek için evlilikte geçirilmiş her hangi bir süre şartı yoktur. Resmi nikah üzerinden 1 saat geçse dahi artık çekişmeli boşanma davası açabilirsiniz.

gaziantep anlaşmalı boşanma avukatı


İki Eş de Mahkemeye Gelmek Zorunda Mıdır?

Evliliğin sona ermesi için açılan bu davaları ikiye ayırmak mümkündür: Bunlardan ilki anlaşmalı davadır. Anlaşmalı açılan davada her iki taraf mahkemeye çıkarak evliliğin sona ermesini hür iradeleriyle istediklerini hakime açıklamak zorundadırlar. Anlaşmalı davada, duruşmada tarafların temsili vekaletle olmamaktadır.

Diğer yandan çekişmeli olarak açılan davada tarafların mahkemeye çıkmasına gerek yoktur. Taraflar yerine vekil edecekleri avukatları da mahkemede kendilerini temsil edebilirler.

Duruşmaya Bizzat Katılmak Gerekir Mi?

Duruşmaya eğer dava anlaşmalı değilse tarafların bizzat katılmasına gerek yoktur. Tarafların boşanma avukatları da katılarak davayı takip edebilir. Gaziantep Boşanma Avukatı Ali Tümbaş

Davaya Gidilmezse Ne Olur?

Davaya gidilmediği ve dava avukatla da takip edilmediği takdirde dava düşer. Bu durumda davaya yetişemeyen, duruşma gününü yanlış hatırlayan, hatalı not eden tarafın davayı yenileme hakkı bulunmaktadır.

velayet avukatı boşanma gaziantep


Çocuğun Velayeti Kime Verilir?

Çocuğun velayeti verilirken çocuğun üstün yararı göz önünde bulundurulur. Bunun için çocuğun yaşına, cinsiyetine, ebeveynlerin çocukla olan ilişkisine, ekonomik ve sosyal durumlarına da bakılmalıdır.

"Velayete ilişkin sıkça sorulan sorular" isimli yazımızı okumanızı tavsiye ederiz.

Boşandıktan Sonra Hemen Yeniden Evlenilebilir Mi?

Davada verilen kararın kesinleşmesinden sonra erkeklerin hemen yeniden evlenmesi mümkünken, kadınların bekleme süresini doldurmaları gerekir.

İddet müddetine ilişkin yazımızı okuduğunuzda daha sağlıklı bilgi edineceksiniz.

Boşanmada Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır?

Mal paylaşımı, tarafların evliliklerinin başlangıcına, evlilik içinde edinilen malvarlıklarının bedelinin nasıl ödendiğine göre özel hesaplama yöntemleriyle yapılmaktadır. Eşlerin %50 şeklindeki standart hakları, malvarlığının bedelinin ödenme şekline bağlı olarak değişebilmektedir.

Boşanma Avukatlık ücretleri, davanın görüleceği yere, tarafların çekişme durumlarına, ekonomik ve sosyal durumlarına göre değişkenlik göstermektedir. Davanın açılacağı yer baroları her yıl, ortalama bazı ücretler belirlemekte ve bunları yayınlamaktadır.

Anlaşmalı Mı Yoksa Çekişmeli Davayı Mı Tavsiye Ediyorsunuz?

Öncelikle bu eşlerin durumuna bağlı. Eşlerin;

  • Kaç yıldır evli olduğu,
  • Yaşları,
  • Ne iş yaptıkları,
  • Mal varlıklarının olup olmadığı,
  • Mal varlıklarının ne kadarını evlilik öncesinden ya da miras-bağışlama yoluyla edindikleri,
  • Müşterek çocukların olup olmadığı,
  • Çocukların yaşları, aylık masrafları ve bunlar gibi durumları değerlendirerek anlaşmalı ya da çekişmeli davayı tavsiye ediyoruz.

Hakimin Açılan Davayı Reddetme Hakkının Olduğu Doğru mu?

Genellikle; “Karakterimiz uyuşmuyor”, "Geçinemiyoruz", "Uzun süredir zaten ayrı yaşıyoruz" şeklinde durumlarını izah etmeye çalışan insanlar, bunların yeterli olmadığını söylediğimde şaşkınlığa uğruyor.

Evet, maalesef, Türk Hukuku’nda geçerli ve yeterli bir sebep olmaksızın boşanmak sadece anlaşmalı davalarda söz konusu olabiliyor, diğer davalarda (çekişmeli) boşanma sebebinizi ortaya koymalı ve bunu ispat etmelisiniz. Kanun, bir kaç nedeni özel olarak saymış ve bunu düzenlemiştir.

Aşağıdaki sebeplerden biri evliliğinizde mevcut ise çekişmeli dava açabilirsiniz:

  • Zina,
  • Eşin hayatına kastetmek,
  • Eşe kötü muamelede bulunmak,
  • Eşin onurunu kırıcı davranışlarda bulunmak,
  • Küçük düşürücü, yüz kızartıcı suç işlemek,
  • Haysiyetsiz, ahlâka aykırı hayat sürmek,
  • Evi- eşi terk etmek,
  • Akıl hastalığına yakalanmak,
  • Evlilik birliğini temelinden sarsacak davranışlarda bulunmak.
en iyi boşanma avukatı gaziantep


Boşandıktan sonra Türk nüfus cüzdanımın "Medeni hali" bölümünde ne yazılır?

Eskiden boşanma sonrası nüfus kâğıdında "dul" "boşanmış" gibi ibareler mevcuttu. Artık sadece "bekâr" ibaresi yazılmaktadır. Bununla birlikte nüfus kayıt örneği çıkarttığınızda, boşanma statünüz bu kayıtta bir açıklama olarak yer alacaktır.

Aile Hukukuna İlişkin Son Yazılarımız


  • Eşler Arasında Haberleşme Gizliliğinin İhlali Suçu
    Anayasamızın "Haberleşme hürriyeti" başlıklı 22. maddesi; (1)Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır. (2) ......hakim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan
  • Çekişmeli Boşanma Sıkça Sorulan Sorular
    15 yıllık meslek hayatım boyunca tarafıma çekişmeli boşanmalara yönelik en sık sorulan soruları sizler için derledim. Sıkça sorulan sorular sonrası dilerseniz sizler için hazırladığımız "Boşanma
  • Velayet Davaları Sıkça Sorulan Sorular
    15 yıllık meslek hayatım boyunca velayete ilişkin tarafıma en sık sorulan soruları sizler için derledim Geliri olmayan anneye velayet verilir mi? Velayet davasında önemli olan

15 yıllık meslek hayatım boyunca velayete ilişkin tarafıma en sık sorulan soruları sizler için derledim

Geliri olmayan anneye velayet verilir mi?

Velayet davasında önemli olan çocuğun yararıdır. İnceleme konusu yapılan husus çocuğun annenin mi , babanın mı yanında bedensel ve ruhsal gelişimini daha iyi sağlayacağıdır?

Bu bağlamda velayeti alacak tarafın gelir durumundan çok çocuğa nasıl bakacağı önemlidir. Dolayısıyla çalışmayan ve geliri olmayan kadına velayet verilir mi sorusunun cevabı da evet olabilmektedir.

Geliri olmayan anneye velayet dışında nafaka verilir mi?

Kadın çalışmıyor olsa dahi boşanma sebebi ile yoksulluğa düşecekse kendisi için yoksulluk nafakası çocuğu için de iştirak nafakası talep edebilir.

anlaşmalı boşanma çekişmeli boşanma gaziantep avukat dna


Hangi durumlarda çocuğun velayeti anneye verilmez?

  • Annenin çocuğu istemediği durumlarda velayet anneye verilmez babaya verilir.
  • Annenin Çocuklara Karşı Şiddet Uygulaması (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2016/2170 Esas, 2017/7272 Karar sayılı dosyası)
  • Annenin Ahlaka Uygun Olmayan Yaşam Tarzı Olduğu İddiası (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2018/5593 Esas, 2018/13599 Karar sayılı dosyası)
  • Annenin Çocukları İhmal Etmesi (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2016/16629 Esas, 2017/1767 Karar Sayılı dosyası)
  • Annenin akıl hastası olması, çocuğa karşı şiddet uygulaması, kötü alışkanlıkları olması, haysiyetsiz hayat sürmesi gibi
velayet boşanma avukatı gaziantep


Velayet babaya hangi durumlarda verilir?

Yukarıda değinildiği üzere ;

  • Annenin çocuğu istemediği durumlarda velayet anneye verilmez babaya verilir.
  • Annenin Çocuklara Karşı Şiddet Uygulaması (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2016/2170 Esas, 2017/7272 Karar sayılı dosyası)
  • Annenin Ahlaka Uygun Olmayan Yaşam Tarzı Olduğu İddiası (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2018/5593 Esas, 2018/13599 Karar sayılı dosyası)
  • Annenin Çocukları İhmal Etmesi (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2016/16629 Esas, 2017/1767 Karar Sayılı dosyası)
  • Annenin akıl hastası olması, çocuğa karşı şiddet uygulaması, kötü alışkanlıkları olması, haysiyetsiz hayat sürmesi gibi annelik görevinin yerine getirilmemesi…

Burada aile mahkeme hakiminin önemle üzerine duracağı konu şudur:

"ÇOCUĞUN MENFAATİ"

anlaşmalı v çekişmeli boşanma avukatı gaziantep


Boşanmada çocuğun velayeti kaç yaşında babaya verilir?

Velayetin kime verileceği konusunda aile mahkemesi hakiminin kararını etkileyen önemli kriterlerden birisi çocuğun yaşıdır. Kural olarak anne bakımını muhtaç olan bebekler / çocuklar anneden alınıp babaya verilmesi uygun değildir.

Yaş kriterine göre velayet ile ilgili husus şu şekildedir;

  • 0–3 yaş arası çocukların anne bakımına ve şefkatine muhtaç olduğu kabul edilir. Bu yaş aralığındaki çocuklar için annenin yaşam tarzı, gelir durumu gibi konuların önemi yoktur.
  • 0-7 yaş arası çocukların daha az anne bakım ve şefkatine ihtiyaç duyması nedeniyle çocuk belli durumlarda anneden alınıp babaya verilebilir. Annenin çocuğa bakmaktan aciz olması, haysiyetsiz hayat sürmesi, uyuşturucu madde bağımlılığı ya da çocuğun sağlığına zarar vermesi gibi durumlarda velayet babaya verilir.
  • 6–12 yaş arası çocukların velayetinin kime verileceği konusundaki kararda tarafların çocuğa sunacağı maddi imkânlar daha fazla etkilidir. Çocuğun düşüncesi de uzman pedagog vasıtası ile alınır. Ancak hâkim çocuğa daha iyi bir hayat sunacak olanakları sağlayan tarafa velayeti verecektir.
  • 12 yaş üzeri çocukların kendilerini ifade edebildikleri kabul edildiğinden çocuğun kararı velayetin kime verileceğini belirler. (Tabi diğer etkenler de göz önünde bulundurulur)
velayet avukatı boşanma gaziantep


Aldatmada çocuğun velayeti kime verilir 2021?

Boşanma davasının sonucunu belirleyen en büyük etken hangi tarafın daha çok kusurlu olduğudur. Bu genel kavramdan yola çıkarak Aldatma fiili kişiyi ağır kusurlu hale getireceği için boşanma davasında çocuğun velayetinin karşı tarafa geçmesinde de dikkate alınmaktadır.

Nihayetinde evlilik birliği devam ederken eşini aldatan kişi haysiyetsiz hayat sürdüğü ortada olup çocuğun velayeti bir aksilik olmaz ise kendisine verilmeyecektir.

Anne evlenirse velayet babaya verilir mi?

Velayeti alan anne tekrar evlenmiş olmasının tek başına velayetin değiştirilmesi için yeterli olmadığı. Yine burada üzerine durulan husus çocuğun menfaati olacaktır.

velayet boşanma avukatı gaziantep


Alkol kullanan anneye velayet verilir mi?

Velayet düzenlenirken çocukların menfaatleri gözetilir.
Yaşı küçük ve anne bakımına muhtaç çocukların velayeti genel olarak anneye verilir. Sadece alkol kullanmak velayetin alınmasına engel bir durum değildir.

Mahkemece ; çocukların yararları gözetilerek ve tüm hususlar bir arada değerlendirilerek hüküm kurulacaktır.

7 yaşındaki çocuğun velayeti kime verilir?

Çocuğun Velayetinde Her Zaman Karar Hakimindir

Hakimin dikkat ettiği diğer faktörler çocuğun kararından tabiki daha önemli olabilir.

Örneğin 7 yaşındaki bir çocuğun 3 kardeşi olduğunu düşünelim. 3 kardeşin velayetinin, yaşlarından dolayı anneye verildiğini varsaydığımızda çocuk babasıyla kalmak istediğini ifade etse dahi 7 yaşındaki çocuğun kardeşlerinden ayrı kalması onu kötü etkileyeceği için onun velayeti de anneye verilebilir.

Annesi veya babası vefat eden çocuğun velayeti kime verilir?

Çocuğun velayet hakkı yalnızca anneye ve babaya verilmektedir. Annenin ve babanın vefat etmesi halinde çocuğun üstün yararı ve menfaatine göre çocuğa bir vasi tayin edilecektir.

velayet gaziantep boşanma avukatı çekişmeli boşanma anlaşmalı boşanma avukatı


Psikolojisi bozulmuş Anneye-Babaya velayet verilir mi?

Psikolojisi bozulmuş anne / baba rahatsızlığından dolayı çocuğun kişisel ve psikolojik gelişimini olumsuz yönde etkileyecek davranışlarda bulunuyor ve bakımını ihmal ediyor, çocukla ilgilenmiyor ise velayet hakkı diğer ebeveyne verilecektir. Mahkeme çocuğun üstün menfaatine göre velayete karar verecektir.

Dede / Nene torununun velayetini alabilir mi?

Velayet hakkı yalnızca anne ve babaya aittir. Anne ve baba çocuğun bakımını ihmal ediyor yveya anne ve baba vefat etmiş ise dede / nene kendisinin vasi olarak atanmasını talep edebilir. Velayet hakkı yalnızca anne ve babada olduğundan velayet hakkı bulunmamaktadır.

Turkiye.gov.tr'den velayet belgesi nasıl alınır?

Mahkemenin velayete ilişkin vermiş olduğu karar, UYAP Vatandaş Portal üzerinden alınabilir. Bu evrak doğrudan E-devlette yer almaz, Uyap portal da yer alır.


Aile Hukukuna İlişkin Son Yazılarımız

  • Eşler Arasında Haberleşme Gizliliğinin İhlali Suçu
    Anayasamızın "Haberleşme hürriyeti" başlıklı 22. maddesi; (1)Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır. (2) ......hakim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan
  • Çekişmeli Boşanma Sıkça Sorulan Sorular
    15 yıllık meslek hayatım boyunca tarafıma çekişmeli boşanmalara yönelik en sık sorulan soruları sizler için derledim. Sıkça sorulan sorular sonrası dilerseniz sizler için hazırladığımız "Boşanma
  • Velayet Davaları Sıkça Sorulan Sorular
    15 yıllık meslek hayatım boyunca velayete ilişkin tarafıma en sık sorulan soruları sizler için derledim Geliri olmayan anneye velayet verilir mi? Velayet davasında önemli olan
  • Tek Taraflı Boşanma Dilekçesi
    Tek taraflı boşanma dilekçesi hazırlarken nelere dikkat edilmesi gerektiği hakkında yazımızda önemli detaylara yer vereceğiz.Kişinin evliliğinin son bulması ancak mahkeme kararı ile mümkündür. Mahkeme Kararı
  • Boşanma Süreci ve Prosedürleri
    Taraflar Arasındaki Boşanma Sebebleri Nelerdir? TMK boşanma nedenleri tek tek belirtilmiş olup Mahkeme, TTMK da sayılan nedenler dışında herhangi bir nedenle boşanmaya karar verilmez. TMK

Tek taraflı boşanma dilekçesi hazırlarken nelere dikkat edilmesi gerektiği hakkında yazımızda önemli detaylara yer vereceğiz.
Kişinin evliliğinin son bulması ancak mahkeme kararı ile mümkündür. Mahkeme Kararı ile boşanma işlemi de ancak aile mahkemesinde açılarak başlatılmak zorundadır.

Eşlerin her ikisinin de boşanma ve diğer hususlarda anlaşarak mahkemeye başvurması halinde anlaşmalı boşanma gerçekleşecek olsa da çoğu zaman eşlerden birisi anlaşmalı boşanmaya yanaşmamaktadır.

Bu durumda ise karşımıza Tek taraflı boşanma dilekçesi verilerek sürecin başlatılması yani çekişmeli boşanma davası karşımıza çıkar.

Tek taraflı boşanma dilekçesi verecek eşin bu süreci avukat yardımı olmadan yürütmesini asla tavsiye etmesek ise de bu dilekçede nelere dikkat etmesi gerektiğini açıklayalım.

Tek taraflı boşanma dilekçesi hakkında önemli hususlar

  • Tek taraflı boşanma dilekçesinde mutlaka nöbetçi aile mahkemesine şeklinde üst başlıkla mahkemeye hitaben verilmelidir.
  • Tek taraflı boşanma dilekçesinde tarafların kimlik ve adres bilgileri mutlaka olmalıdır.
  • Tek taraflı boşanma dilekçesinde davanın konusunun ne olduğunu mutlaka içermesi gerekir. (Yalnızca boşanma mı? Boşanma, tazminat, nafaka mi? Boşanma ve Ziynet eşyası mı? gibi)
  • Tek taraflı boşanma dilekçesi verilmesi akabinde davaya ilişkin harçların ve giderlerin de mutlak surette yatırılması gerekir. Aksi halde davanız usulden reddedilir.
  • Tek taraflı boşanma dilekçesinde davayı hangi gerekçe ile açtığınızı net bir şekilde belirtmeniz gerekir. (Örneğin Zina, fiziksel şiddet, terk vb..)
  • Dilekçenizde boşanmaya sebep olan olaylar kronolojik sıraya uygun olarak hukuki bir dille anlatılmalıdır. Tek taraflı boşanma dilekçesi gereksiz ayrıntılardan uzak olmalı, dilekçeyi okuyacak Hakimi yoracak ya da anlaşılmaz hale getirecek hukuki dilden uzak durulmalıdır.
  • Dilekçenizde kullanacağınız yazı formatı 12 punto olmalı, paragraflama yapılarak okunurluluğu artırılmalıdır.
  • Dilekçede mutlaka hukuki deliller kısmı olmalıdır. Yani davaya konu olayları hangi delillerle ispat edeceğinizi belirtmek şarttır. ( örneğin tanık, Mail kayıtları, Sosyal medya kayıtları, SMS kayıtları gibi )
  • Tek taraflı boşanma dilekçesi mutlaka sonuç kısmı içermelidir ve sonuç kısmında mutlaka istemleriniz numaralandırılarak özet halinde belirtilmesi gerekmektedir.
    ( Örneğin: 1 tarafların bosanmalarina, 2. diğer eşten alınarak…..TL yoksulluk…..TL iştirak nafakasi verilmesine, 3…..TL maddi ….TL manevi tazminat verilmesine…..gibi )
boşanma avukatı gaziantep anlaşmalı çekişmeli

Bu özellikleri içermeyen Tek taraflı boşanma dilekçesi çok net bir şekilde söylemek gerekirse başınızı ağrıtır, derdinize çözüm değil dert katar. Her mesele erbabına bırakılmalıdır şeklinde yazılı olmayan hayat kuralı gereği boşanma gibi hayatınızın dönüm noktası olan bir işlemi avukata bırakmak sizin üstün yararınıza olacaktır.

boşanma avukatı ceza avukatı

Boşanma Avukatından Yol Haritası adlı makalemizi okumanızı şiddetle tavsiye ederiz.

— Yazar Avukat Ali Tümbaş

Konuya İlişkin Sıkça Sorulan Sorular

Tek taraflı boşanma dilekçesini eşim imzalamıyor. Bu dilekçe geçerli olur mu?

Adından da anlaşılacağı üzere dilekçe sadece bir eşin imzalaması yeterli. Dolayı ile dava anlaşmalı boşanma olarak değil çekişmeli olarak devam edecektir.

Tek taraflı boşanma dilekçesini hazırlatacağım ancak olduğum yerde aile mahkemesi yok. Başka bir yerde mi açmalıyım?

Olduğunuz yerde Aile mahkemesi olmaması durumunda Asliye Hukuk Mahkemeleri Aile Mahkemesi gibi boşanma davasına bakacaktır.

Tek taraflı boşanma dilekçesinde belirtebileceğim Boşanma sebepleri nelerdir?

Boşanma sebepleri genel ve özel olarak ikiye ayrılmaktadır. Genel boşanma sebebi, evlilik birliğinin temelden sarsılması olup eski kanundaki adıyla şiddetli geçimsizlik olarak bilinmektedir. Özel boşanma sebepleri ise zina; hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış; suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme; terk; akıl hastalığı nedeniyle boşanmadır. Çekişmeli boşanma davasını açacak olan kişi, yalnızca kanunda belirtilen boşanma nedenlerinden birisine dayandırarak boşanma davası açabilir.

Tek taraflı boşanma davasında mahkeme masrafları nelerdir, ne kadar tutar?

Dava açarken mutlaka harcın yatırılması gerekmektedir. Başvuru ve peşin harç ile birlikte mahkemenin posta giderlerini de içeren gider avansı da yatırılmalıdır. Bu miktar her yıl değişmektedir. Rakamlar çok fazla olmayıp bu yatırılacak miktarın avans olan ve artan kısmı dava sonrası size geri iade edilecektir.

Tek taraflı boşanma ile anlaşmalı boşanma arasındaki fark nedir?

Tek taraflı boşanmada taraflardan birisi boşanmak istiyor diğeri istemiyor veya boşanmaya bağlı nafaka, velayet, tazminat veya mal paylaşımına dair konularda taraflar anlaşamadığı zaman açılmaktadır. Anlaşmalı boşanma davasında ise, tek celsede sona eren bir dava olup tarafların boşanma ve boşanmaya bağlı unsurlarda mutabakata vardığı bir davadır.

Tek taraflı Boşanma davaları ne kadar sürer?

Tek taraflı Boşanma davaları mahkemenin iş yoğunluğu, dosyadaki delillerin toplanılması ve tebligat sürecine göre değişkenlik göstermektedir. Ancak ortalama bir süre vermek gerekir ise anlaşmalı boşanma davası 1 hafta ile 1 ay kadar sürmekte, Tek taraflı yani çekişmeli boşanma davası ise 1-1,5 sene kadar sürmektedir.

en iyi boşanma avukatı gaziantep

Tek taraflı Boşanma davasında davayı ilk açan daha mı avantajlıdır?

Tek taraflı boşanma davasında ilk açan olmak herhangi bir avantaj sağlamaz. Eşin dava açması halinde, diğer eş de açılan davaya karşı dava açma hakkına sahiptir. Önemli olan davada tarafların iddialarını hukuka uygun delillerle ispatlamasıdır.

Tek taraflı boşanma davası sonrasında kadınlar boşandıktan sonra hemen evlenebilir mi?

Mahkeme tarafından boşanma kararının verilmesi ve kesinleşmesinden itibaren 300 gün dolmadan yeniden evlenemeyecektir. Ya da kadının bekleme süresinin kaldırılması davası açmadır. Kadın dava açarken hamile olmadığını kanıtlayan resmi sağlık raporu sunması halinde mahkeme tarafından iddet müddeti kaldırılacaktır.

Tek taraflı boşanma davasında duruşmalara katılmak zorunlu mudur?

Her iki eşin avukatı var ise duruşmalara katılma zorunluluğu bulunmamaktadır. Ancak özellikle davacının avukatı yok ise duruşmalara katılma zorunluluğu bulunmaktadır, katılmadığı takdirde dosyası işlemden kaldırılacaktır.

Tek taraflı Boşanma davasında kadının hakları nelerdir?

Öncelikle Kadının çocuklarıyla birlikte boşanma davası devam ederken ortak konutta kalmaya hakkı bulunmaktadır ve uzaklaştırma kararı ile birlikte ortak konutun kendisine özgülenmesi yönünde talep edebilir.
Herhangi bir yerden geliri yok ise boşanma davası devam ederken kendisi için veya velayetle birlikte çocuğu adına nafaka isteminde bulunacaktır.
Dava sonunda ise Maddi ve manevi tazminat, kendisi için yoksulluk çocuklar için ise iştirak nafakası ve müşterek malların paylaşılmasını isteyebilir.

Tek taraflı Boşanma davasında avukat tutulması şart mıdır?

Avukat desteği alma şartı, zorunluluğu bulunmamaktadır. Ancak Aile Hukuku ve Yargıtay'ın emsal kararlarına hakim olmayan kişinin dava açması ve hukuki tecrübeye sahip olmaması halinde takip ettiği dava süreci sonunda geri dönülmez hukuki kayıplar meydana gelebilecektir. Her işte olduğu gibi davalarda da işin uzmanına başvurulması gerekmekte ve davada nasıl bir yol izleneceği konusunda destek alınmalıdır.

Taraflar Arasındaki Boşanma Sebebleri Nelerdir?

TMK boşanma nedenleri tek tek belirtilmiş olup Mahkeme, TTMK da sayılan nedenler dışında herhangi bir nedenle boşanmaya karar verilmez.

TMK boşanma sebepleri olarak;

  • Zina(TMK 161)
  • Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış(TMK 162)
  • Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme(TMK 163)
  • Terk(TMK164)
  • Akıl hastalığı(TMK165)
  • Evlilik birliğinin temelinden sarsılması(TMK 166), sayılmıştır.

Zina, Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, haysiyetsiz hayat sürme, Terk ile Akıl hastalığı özel boşanma sebeplerindendir.
Evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma, kusurlu hareketiyle evlilik birliğinin sarsılmasına sebebiyet veren eşin davası, anlaşmalı boşanma ve fiili ayrılık nedeniyle boşanma davası ise genel boşanma sebeplerindendir.

Boşanma davasını açacak taraf, kanunda gösterilen boşanma sebeplerinden en az birine dayanmalıdır.

en iyi boşanma avukatı gaziantep

Hakim, taraflarca mahkemeye bildirilen olaylar ve talepler ile bağlıdır. Boşanma davasını açan eş davasında hangi boşanma nedenine dayandığını anlaşılır bir şekilde belirtmesi gerekmektedir.
Aksi durumda kişi iddiayı genişletme yasağı ile karşılaşacaktır. Hakim sadece boşanma sebebi olarak belirtilen olayların sade bir şekilde izahı olduğu ve bununla birlikte, davacının olayların mahiyeti hakkında yapmış olduğu nitelemede hata/hile yapması durumunda bu niteleme ile bağlı olmayacaktır.

Boşanma davasında gösterilen boşanma sebeplerinin ispatı ve şartlar oluştuğu takdirde hakim boşanmaya karar verir. Hakim boşanma davasında boşanma sebebi olarak gösterilen olayların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe boşanma kararı veremez.

Mahkeme davanın tamamlandığına karar verdiği zaman sözlü yargılamaya geçmekte ve Boşanma davasında gösterilen boşanma nedenlerinin şartlar oluştuğu takdirde hakim artık boşanmaya karar vermektedir.

Hakim vicdanen kanaat getirmedikçe boşanma kararı veremez.

gaziantep boşanma avukatı anlaşmalı ve çekişmeli

Boşanma İçin Nereye ve Nerede Başvurulur?

TMK'ya göre boşanma davası eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa 6 aydan beri birlikte oturdukları yerdeki Aile Mahkemelerinde açılır.

Boşanma Davası Nasıl Açılır?

Boşanmak isteyen taraf, boşanma davasını TMK'da sayılan boşanma nedenlerinden en az birine dayalı olarak hazırlayacağı boşanma davası dilekçesi ile kendisinin veya eşinin yerleşim yeri veyahut davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yerdeki Aile Mahkemelerinde açmalıdır.

Boşanma davası açmak için hazırlanan dilekçe gerekli olan evraklarla birlikte mahkemenin tevzi bürosuna ile adlandırılan bürosuna verilmelidir ve tevzi bürosunun hesapladığı harç ve dava masrafları davayı açan kişi (Davacı) tarafından ödenmelidir. Boşanma davası böylece açılmış olacaktır.

boşanma avukatı gaziantep anlaşmalı çekişmeli

Boşanma Avukatına Tutmalı Mıyım?

Boşanma davası gerek davacı gerekse davalı olsun taraflara sorumluluk yüklemektedir. Boşanma davasında davanın vasfı gereği tarafların bazı delillere başvurması ve TMK ve HMK da belirlenen sürelere uyması gerekmektedir. Aksi halde hem davacı hem de davalı için bu durum davayı kaybetme sebebi olacak ve üstelik davayı kaybeden taraf aleyhine bir takım tazminat, dava masrafı, harç ve vekalet ücreti hükmedilebilmektir.

Boşanma davası açmak isteyen kişi ve hakkında boşanma davası açılan kişi bu nedenle öncelikle uzman boşanma avukatına başvurmalıdır.

Boşanma Nasıl Olacaktır?

TMK'ya göre boşanma sadece mahkeme hakimin kararı ile mümkündür. Mahkemenin vereceği karar kararın kesinleşmesi ile nüfus müdürlüğüne gönderilir ve nüfus kayıtları böylece düzeltilir.

Boşanma Davası Açmak İstiyorum, Ne Yapmalıyım? Nasıl Bir Yol İzlemeliyim?

Yazılarımız içeriside "Boşanma avukatından ol haritası" yazımızı okumanızı tavsiye ederiz.
Boşanma davası, bizzat boşanmak isteyen kişi tarafından açılabilir veya boşanma avukatına verilecek boşanma vekaleti ile de boşanma davası açtırmanız mümkündür.
Ancak anlaşmalı boşanma davalarında mutlaka her iki tarafın duruşmaya katılma zorunluluğu bulunmakla beraber, çekişmeli boşanma davalarında tarafların duruşmaya katılmaksızın boşanma avukatı ile duruşmalarını takip ettirilebilir.

Tabi ki boşanma davasından en iyi sonucu alabilmek için davanın boşanma avukatı tarafından yürütülmesi en iyisi olacaktır.

Boşanma Davaları Ne Kadar Sürer?

Boşanma davası, Tevzi Bürosuna boşanma dilekçesi ve evraklarının verilmesi, harç ve yargılama giderlerinin ödenmesi suretiyle açılır.
Mahkemeye dosyanızın gönderilmesinin ardından mahkeme dilekçe ve diğer evrakları kontrol edildikten sonra bir ara karar hazırlar.

Bu ara karar evrakına tensip zaptı denilir.

Boşanma davası yazılı yargılama usulüne tabi olup hazırlanan tensip zaptının davacı ve davalıya posta ile tebliğ edilir. Tensip zaptında bir çok bilgi ve ihtar vardır.

Tensbin ve dava dilekçesinin davalıya tebliği ile davalı cevap ve delillerini iki haftalık cevap süresi içinde mahkemeye bildirmelidir. Mahkemeye verilen cevap dilekçesi bu defa davacıya tebliğ ettirilir.

Mahkeme belirleyeceği ilk duruşmada öninceleme duruşması yapar ve bu duruşmada deliller, uyuşmazlık konusu, sulh olup olmama gibi konular tartışılır. Bu aşamadan sonra artık davanın esasına geçilir. Boşanma davasında uyulması gereken bir çok yasal süre ve yasal yükümlülük bulunmaktadır. Uzman boşanma avukatı ile davanın takip edilmesi sürelere uyma davayı hızlı bir şekilde tamamlama şansı yaratacaktır.

gaziantep boşanma avukatı

Boşanma Davası İçin Evraklar Nelerdir?

Boşanma davası açmak için öncelikle boşanma sebeplerinizi içeren dilekçe ve bu dilekçeye nüfus cüzdanı fotokopisi ile delil listenizi sunmanız gerekmektedir.

Türk Vatandaşı olmayıp Türkiye’de evlenen kişilerin açacağı boşanma davasında mahkeme tarafların evli olduklarını tespit edebilmesi için boşanma davası açacak eşin dilekçesinin yanında evli olduklarının belgeleyen aile cüzdanınıda mahkemeye sunulması gerekmektedir. Yabancı uyruklu kişinin boşanma davası açarken aile cüzdanını mahkemeye sunulmadığı durumlarda ise mahkeme davacı eşe iki haftalık kesin süre verir, davacı ise iki haftalık kesin süre içinde evrakı tamamlaması gerekmektedir.

Aksi halde mahkeme davanın açılmamış sayılmasına karar verecektir. Ayrıca HMK ya göre hem davacı eşin hem de davalı eşin dava ve cevap dilekçelerinde başvurmuş oldukları delilleri somutlaştırması gerekmektedir. Tarafların somutlaştırma yükünün yerine getirilmemesi davaların senelerce uzamasına neden olmaktadır. Boşanma avukatı ile davanızı takip etmeniz davanızın doğru ve hızlı bir şekilde sonuçlandırılmasını sağlayacaktır.

Boşanma Davası Avukatı Ücreti

Boşanma avukatı ücreti, Avukatlık Ücret Tarifesinde belirlenmiş olup ayrıca boşanma avukatı ile yapılacak olan avukatlık ücret sözleşmesi ile de belirlenebilmektedir.

Hukukumuzda çocuk ile anne arasındaki soybağı doğum ile kurulur. Çocuk evlilik birliği içerisinde doğmuş ise koca Kural olarak ( karine olarak ) çocuğun babası kabul edilir.
Fakat durum her zaman böyle olmayabilir. Olası şüphelerin varlığı durumunda kişiler çocukları ile DNA testi yaptırmak isteyebilirler.

Gebelik durumunda anne karnındaki bebeğe DNA testi yapılması mümkündür. Burada önemli olan gebeliğin en erken dokuzuncu haftasında olunmasıdır.

gaziantep boşanma avukatı babalık dna

Mahkeme kararıyla değiştirilmediği sürece çocuğun velayeti ana ve babaya birlikte aittir. Buna göre çocuk adına yapılacak hukuki işlemlerde her ikisinin de rızasının bulunması gerekir. Durum bu olmakla beraber özel laboratuvarlar anne veya babanın birisinin izni ile DNA testi işlemi gerçekleştirmektedirler. Burada özel laboratuvarlar eşlerden her birinin diğerinin rızasıyla işlem yaptığı varsayımına dayanmaktadırlar.

Fakat eşlerden herhangi birinin DNA testi yapılmasına açıkça izin vermemesi durumunda hukuken özel laboratuvarlar aracılığıyla DNA testi yapılması mümkün olmayacaktır.

DNA Testi İle Babalık Davası Nasıl Açılır?

Babalık davasını açma hakkı Türk Medeni Kanunda anne ve çocuğa tanınmıştır. Biyolojik baba çocuğun babası olduğundan hareketle babalık davası açamamaktadır.

Babalık davaları genellikle evlilik dışı çocuk sahibi olunmada görülen dava çeşitlerindendir. Babalık karinesi çocuğun doğumundan 300 gün ila 180 gün arasında anne ile cinsel ilişkide bulunmuş kimseleri kapsamaktadır. Bu karinenin ispatlanarak ortaya çıkarılmasında DNA testleri büyük öneme sahiptir.

Babalık davası 2021 açılması çocuğun doğumundan itibaren bir yıl içinde yapılmalıdır. Doğumla birlikte anne veya çocuğa atanmış kayyım babalık davası açabilir.

Bir yıla geçmekle bu dava açılmazsa zamanaşımı gerçekleşmiş olur. Ancak çocuğun 18 yaşına girdikten itibaren 1 yıl içinde baba olduğu düşünülen kimseye karşı dava açma hakkı bulunmaktadır.

Babalık davası konusunda yetkili mahkeme davalı veya davacının yerleşim yerindeki aile mahkemesidir.

anlaşmalı boşanma çekişmeli boşanma gaziantep avukat dna

Test sonuçları özel laboratuvarlarda tükürük örneğin verilmesinden sonra

Ortalama 10 iş günü içinde ve %99.99 kesinlikle sonuçlanmaktadır.

 

Mahkeme Kararı ile DNA Testi Yapılması

Hukukumuzda sadece baba veya anne olan kişinin, mahkemeden sadece biyolojik baba veya anne olduğunun açıklığa kavuşturulması şeklinde bir talepte bulunması söz konusu değildir.

Hukukumuzda mahkeme kararı ile DNA testi yapılabilmesinin tek yolu durumun konusu farklı bir davada ön sorun teşkil etmesi gerekmektedir.
Örneğin açılmış bir boşanma davasında çocukların velayeti hakkında, soybağının reddi davasında, babalık davasında veya bir miras davasında asıl hükmün verilebilmesi için çocuk ile biyolojik birlikteliğin netlik kazanması gerekmektedir.

İşte bu durumda mahkeme DNA testi yapılmasına karar verecektir. Bu durumda DNA testi Adli Tıp Kurumu tarafından gerçekleştirilecektir.

Günümüzde babalık davalarında tarafların iddialarını ispatlamak için en çok kullandığı yöntemlerin başında DNA testi geliyor. Bu test ile örnek alınan kişinin çocuğun babası olup olmadığı çok yüksek doğruluk oranlarıyla tespit edilebilmektedir.

DNA testleri taraflarca hâkimden talep edilebileceği gibi hâkim tarafından da istenmesi mümkündür. DNA testi hâkim açısından bilirkişi raporu niteliğindedir. Yani hâkim söz konusu rapor ile bağlı değildir. Ancak soybağının tespitinin teknik ve özel bilgi gerektirdiği ve özellikle DNA testinin sonuçlarının bilimsel olarak çok yüksek bir oranda doğru çıktığı bilinmektedir.

Hâkimin bu test sonuçlarına aykırı karar vermesi mümkün değildir. Her ne kadar bilirkişi raporları hâkimi bağlamasa da objektif olarak yapılan, bilimsel içeriğe sahip ve doğruluk oranı çok yüksek olan bu yönteme aykırı karar vermesi mantığa terstir.

Gaziantep Boşanma Avukatı sıkça sorulan sorular

Mahkeme Dışı DNA Testine ilişkin Sıkça Sorulan Sorular

DNA Testinin Güvenilirlik Orana Nedir?

  • Bilimsel açıdan, DNA testleri ile biyolojik bir ilişkinin varlığının olasılığı %99’un üzerinde sonuçlar verilerek saptanır
  • Bilimsel açıdan, DNA testleri ile biyolojik bir ilişkinin yokluğunun olasılığı % 100 sonuçlar verilerek saptanır

Kimler Babalık testi için Başvurabilir?

  • Kişilerin gizliliği ön planda olmak üzere aşağıda belirtilen hususlara uyan herkes DNA testi yaptırabilir
  • Kişilerin rızası DNA testi için yeterlidir
  • Eğer testi yaptırmak için başvuran kişi 18 yaşın altındaysa sorumlu bir ebeveynin izni ile test için başvurabilir

DNA Testi Ne Zaman Yapılabilir?

  • Çocuk doğmadan DNA testi yapılabilir. Amniosentez veya CVS yöntemi ile örnekler alınabilir
  • Hemen doğum sonrasında yapılabilir
  • DNA testi her yaşta yapılabilir

DNA Testi Kan Örnekleri ile mi Yapılıyor?

  • HAYIR. DNA, yanak içi hücreleri olarak tanımlanan ve pamuklu çubuklar ile kolaylıkla alınabilen tükürük ile yapılmaktadır.

Babalık Testi / DNA Testi için Anneden Örnek Alınması Gerekli mi?

  • Hayır. Eğer mümkün değilse anneden örnek alınmasına gerek yoktur ve sonuçları etkilemez. Ancak eğer mümkünse annenin de katılımı ile hem daha hızlı bir analiz süreci oluşur hem de önemli genetik bilgilerin alınması kolaylaşır.

Babalık Davasında Annenin Mali Hakları Nelerdir?

  • -Annenin Hamile kaldığı an itibari ile hamilelikte ve doğumdaki tüm giderleri
  • -Doğmuş bebeğin tüm maddi masrafları
  • -Okul dönemindeki ki yapılan harcamalar da dahil olmak üzere
  • Ayrıca anne dava aşamasında nafaka talebinde de bulunabilir. Davacının bu talebi üzerine mahkeme talebi karara bağlamakla yükümlüdür. Çocuk ölü doğmuş olsa bile hakim, bu giderlerin yine aynı şekilde karşılanmasına karar verebilir
  • Babalık davasında manevi tazminat talep edilebilir. Lakin yüksek mahkeme kararına göre böyle bir talepte buluna bilmek için evlenme vaadinin olması ve bu aşamada hamile kalması gerekmektedir.

Aksi taktirde annenin nafaka dışında babadan maddi ve manevi tazminat talebinde bulunma yetkisi bulunmamaktadır.

Her çocuk anne ve babasının kimliğini bilme hakkına ve Yasal haklarını kullanma yetkisine de sahiptir. Bu dünyaya faydalı mutlu çocuklar getirip yetiştirmek biz bireylerin görevidir.

DNA Testinin Mahkemede Geçerliliği

  • Adli tıp kurumu dışında yapılan testler, yasal olarak mahkemede geçerli olarak kabul edilmez.

Yorumlarınız bizim için önemlidir. Soru sormaktan veya yorum yapmaktan lütfen çekinmeyin.

Ülkemizde etkisini derinden gösteren koronavirüs salgını birçok sorunla beraber özel hayatımızda da benzeri olmayan soru ve sorunları beraberinde getirmeye başladı.

Özellikle önceki dönemlerde bu kadar yoğun bir salgın dönemi atlatılmadığından hukuki konularda tam anlamıyla nasıl kararlar verileceğinin örneği henüz bulunmamaktadır.

Korona virüsün görüldüğü birçok ülkede evde uzun süre kalan çiftler arasında boşanma oranlarının arttığı bildirilmekte ve boşanma talebinde görülen ani artışın sebebi olarak da karantinada yaşayan çiftler arasındaki şiddetli geçimsizlik olmaktadır.

Ülkemizde de bu sürecin başlamış olması ve evliliklerinde bu süreçten ne şekilde etkileneceği zaman gerektirmektedir.

boşanma avukatı gaziantep anlaşmalı çekişmeli

Ülkemizde boşanmaya ilişkin mevcut düzenlemeler Avrupa ülkelerinden çok da farklı değildir. Özellikle evli çiftlere iyi gelen şeylerin en başında iletişim gelmekte olup, iyi ilişkide insanlar problemlerini çözebiliyorken kötü ilişkide ise insanlar problemlerini örtmektedirler.

Dolayısı ile içinde bulunduğumuz bu karantina sürecinde de ilişkide sorunlar varsa ve çifteler orunlarını çözebiliyorlarsa karantina aile krizine dönüşmeyecektir.

Bu tür durumlarda çiftler birbirlerini ne kadar sevseler de durumun sosyal hayatta ve psikolojik hayatta yaratmış olduğu olumsuzluklar bazen tahammül sınırlarını zorlayabilir. Dolayısı ile boşanma davalarında evlilik birliğinin temelinden sarsılmasını gerektiren durumlara etkisi ciddi oranda olmakla beraber örneklerini salgının ilk çıktığı ülke olan Çin'de karantina dönemi sonlandıktan sonra boşanma davalarında ciddi oranda artışın olduğu haberleri çıkmasıyla öğrenmiş bulunmaktayız.

Türk Medeni Kanununda boşanma nedeni olarak belirtilen tek hastalık türü; akıl hastalığıdır. Akıl hastalığı tek başına ve ayrı bir boşanma nedeni olarak düzenlenmiştir.

Eşlerden birinin hasta olmasının tek başına boşanma nedeni sayılamayacağına dair düzenlemelerin temeli ise; aile birliği kavramından kaynaklanmaktadır. Bazı hastalıklar kanunumuzda tek başına boşanma sebebi olarak sayılmamış olsa da gerek hastalığın ortaya çıkması gerekse diğer eşe bulaşarak hayati tehlike yaratması ihtimalleri boşanma sebebi olabilmektedir.

Mesela aids, bel soğukluğu gibi cinsel yolla bulaşan hastalıklara eşlerden birinde rastlanması diğer eşin aldatılmış olduğuna karine teşkil edebilir ve bu nedenle boşanma davasına konu edilebilir. Korona virüs hastalığına yakalanmak ise başlı başına boşama nedeni değildir. Çok çeşitli yollarla kişi bu hastalığı kapmış olabilir. Bu gibi hastalık durumlarında eşlerin birbirlerini desteklemeleri ve yardım yükümlülüklerini karşılamaları gerekmektedir. Bunun ihlali ise; boşanma sebebi olmaktadır.

virüs boşanma gaziantep koronavirüsün boşanmaya etkisi

Koronavirüsle ilgili hukuki sürece baktığımızda eşlerden birisinin korona virüs hastalığına yakalanması, tek başına boşanmaya neden olmamakta, boşanmaya karar verilebilmesi için kural olarak karşı tarafın kusurlu olması germektedir. Bu durumda hastalığa yakalanan eşin kusurundan söz edilemese de, korona virüs hastalığına yakalanan eşin, hastalığın tedavisi için üzerine düşen karantina ve benzeri tedavilerden kaçınması boşanma nedenidir.
Bu nedenle hasta olmayan eş, diğer tarafın tedavi için gerekli özeni göstermediğini ve bu durumun da kendi sağlığını tehlikeye attığını gerekçe göstererek boşanma davası açabilir. Taraflarca sunulacak deliller ve dinlenecek tanıkların beyanlarıyla boşanmaya karar verilmesi mümkündür.

Ayrıca içerisinde bulunduğumuz zor durum karşısında; çiftlerin birbirlerine karşı daha anlayışlı yaklaşmalarını ve evlilik birliğini sonlandırmak yönünde bir istekleri olması halinde ise; bu kararlarını mevcut salgın durumunun azalarak, hayatın daha normalleştiği bir süreçte tekrardan gözden geçirerek, bu şekilde bir karar vermelerinin daha doğru olacağı kanaatindeyiz.

Salgının daha hızlı yayılmasının önüne geçebilmek ve bir an önce normal hayata dönebilmek için herkese acil durumlar dışında evden çıkmamaları ve çıktıkları vakitte ise sosyal mesafe kuralına uymalarını önemle tavsiye ediyoruz.

en iyi boşanma avukatı gaziantep

Örnek Yargıtay Kararı

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi
2012/11453 E. 2012/30816 K.
19.12.2014 Tarihli kararı

Şöyle ki; “..Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden davalı kocanın birlik görevlerini yerine getirmediği, hasta olan davacının tedavisi ile ilgilenmediği anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya (TMK.md. 166/1) karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır...”

Ayrıca Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2004/6485 E. 2004/11259 K. sayılı ve 05.10.2004 Tarihli kararında ise; "eşin hastalığıyla ilgilenmemek evlilik birliğini temelden sarsacağı için boşanma sebebi" olarak belirtilmiştir. Yine kasıtlı yahut ihmal sonucu virüs taşıyıcısı olan eşin diğer eşe ya da yakınlarına yahut başkalarına zarar vermesi halinde ise; tazminat sorumluluğu doğmakta ve bu durum boşanma sebebi olmaktadır. Buna istinaden kişi taşıyıcı olduğunu yüksek oranda tahmin edip, test yaptırmayıp sosyalleşmeye devam ediyorsa böyle sonuçlar çıkabilecektir. Yahut yurt dışından gelerek, ülke çapındaki tedbirlere ve karantina süresine uymayıp, eşine ve eşinin akrabalarına hastalığı bulaştıracak kişiler için de yine bu sonuç ortaya çıkabilecektir.

Online Avukat

Destek almak için bizimle iletişime geçiniz

Önemle belirtmek isteriz ki;

Bu yazımızda 2004 yılından bu yana boşanma avukatlığında edindiğim tecrübeler sonrasında dikkat etmeniz gereken hususları, boşanma sürecinin dinamiklerini ve kanuni haklarınız konusunda boşanma avukatı olarak bilgiler vermekteyim.
Bu sebeple yazıyı sonuna kadar okumanızı önemle tavsiye ederim.

boşanma avukatından tavsiyeler

İnsan dünyaya geldiği andan itibaren kendisinden önce kurulmuş bir düzen içinde sürece başlar. Bu süreç çoğunlukla insanın kendisinden beklenilen davranışları göstermesini ister.

Yetişkinlik çağımızın en önemli olayı ise evliliktir.

Belli bir olgunluğa ulaşan her bireyin evlenmesi beklenir. Evlilik bu dünyanın bazen cenneti bazen de cehennemidir. Bizler evlenir iken eş değil aslında bir dünya seçiyoruz. Allah bir ömür iyi ki dedirtecek eşler nasip etsin. Kim cehenneme gitmek ister? Elbette herkes dünyada cenneti yaşatacak bir insanla evlenmek ister. Boşanma Davaları ne yazık ki bazen bu cenneti cehenneme, bazen de cehennemi cennete dönüştüren davalar olarak düşünülmektedir.

Bu yazımızda siz değerli okuyucularımızın; boşanma kararı alırken neler yapması gerektiğini, “Keşke” dememek için yapması gerekenleri, Boşanma davalarında nelere dikkat etmesi gerektiğini, dava süreci ve boşanmadan sonra sizi nelerin beklediği gibi bazı sorularınıza cevap vermeye çalıştık. Faydalı olması dileğiyle yazımıza başlıyoruz.

boşanmaya karar verilince dikkat edilmesi gerekenler gaziantep avukat

Evlilik kararı alırken bir kere düşünüyorsak boşanma kararı alırken belki yüz defa düşünmeliyiz. Bu kararı vermek kadın eş için de erkek eş için de zordur. Her ne kadar insanoğlu hatayı karşıda aramaya yatkın ise de evlilikte amaç hata aramak değil mutlu olmaktır. Evlilikte en  büyük hedef mutluluktur.

Askeri deyişle "Muharebeyi kaybedip savaşı kazanmak, muharebe kazanıp savaşı kaybetmekten çok daha iyidir."
Boşanmak her zaman son çaredir.

Boşanma aşamasında olup olmadığınızı nasıl anlayacaksınız?

Boşanma avukatı olarak müvekkillerimize karar vermelerini kolaylaştıracak bir yöntem öneriyoruz;

Boş bir sayfaya  evliliğinizin iyi yanlarını sol tarafa, kötü yanlarını ise sağ tarafa yazmanızı rica ediyoruz. Daha sonra sağ tarafa yazdığımız yanların kimden kaynaklandığını, çözülüp çözülemeyeceğini, sizin için ne kadar büyük bir sorun olduğunu düşünmenizi istiyoruz.

Değerlendirmeyi yaparken

“...evliliğimin şu şu yönleri gerçekten beni mutlu ediyor ancak şu sorun tüm mutluluğu bitiriyor…”
“..evliliğimde şu kadar sıkıntı var ama sırf bunun için evliliğimi sürdürmeliyim.."

“…iyi yönleri de var kötü yönleri de aslına bakarsan düzelmeyecek bir evliliğim yokmuş.."

“..bu evlilik bu kadar sorunla bu zamana kadar nasıl gelmiş..”  gibi sonuçlara varacaksınız.

Bu sonuçları elbette eşinizle de konuşmalısınız. Evlilikte sağlıklı iletişim çok önemlidir. Bu iletişimi evliyken kuramadıysanız bile en azından boşanma kararı alırken kurmayı deneyebilirsiniz.

Değerlendirmeniz bittikten sonra nihai kararı siz vermelisiniz. Zira gerek boşanma avukatı gerek aile danışmanı gerekse de bir aile büyüğü sizin evliliğiniz hakkında karar veremez.
Nasıl ki evlenirken nikah memuru sizin kararınızı sorduysa, boşanırken de  boşanma hakimi sizin kararınızı soracak. Verdiğiniz bu kararın nimetleriyle ve külfetleriyle baş başa kalacak olan yine sizsiniz. Dolayısıyla lütfen sizin yerinize bu kararı kimsenin vermesine izin vermeyin.

boşanma ve ceza avukatı gaziantep

Evlilik ülkemizde ne yazık ki iki kişi arasında değil eşler ile aileleri arasında oluyor. Kimi zaman eşinizin ailesi, kimi zaman arkadaş çevresi, kimi zaman da eşinizin hayatındaki bir başka kadın/erkek sizin evliliğinizi bitiren sebep olarak gözünüze görünür.

Ancak şunu unutmamalısınız; Dünyada ki bütün sular birleşse de bir gemi içine su almadıkça batmaz: eğer gemi içine su alıyorsa bu sizden ya da eşinizden kaynaklanmaktadır.

Bu noktada  müvekkillerimize öncelikle boşanma konusunda bir evlilik danışmanından veya bir  psikologtan yardım almanızı ve bu konuyu görmezden gelmek yerine farkına vararak evliliği sürdürmek üzere çözüm bulmanızı öneriyoruz.
Elbette tarafların istekli olması ve çözüme açık olması gerekiyor. Tüm çabalara rağmen evlilik hayatınıza devam edemeyecek noktaya geldiğinizi düşünüyorsanız artık boşanma kararı alarak gerek anlaşmalı boşanma gerekse çekişmeli boşanma davası için alanında uzman en iyi boşanma avukatından yardım almanızı tavsiye ederiz.

Boşanma kararı verdiniz. Ya şimdi?

Her yolu denediniz ve olmadı. Evliliğinize devam edemeyecek noktaya geldiğinizi anladınız.

O halde vakit kaybetmeyin!  Yapılan en büyük hata karar verdikten sonra beklemektir.

Çünkü siz boşanma kararı verdikten sonra oyalanırken eve gelen boşanma mahkeme yazısıyla şok olursunuz. Karşı taraf sizden önce davranmış ve davayı açmış olur. Bu yazı geldikten sonra da acele etmeniz gerekiyor. Çünkü mahkeme size süre vermiş derhal boşanma davasına cevaplarınızı sunmanızı isteyecek aksi takdirde bazı haklarınızı kaybedebileceğini ihtar etmiş olacak.

Burada size düşen hemen alanında uzman bir boşanma avukatıyla irtibata geçerek sürece başlamanız gerekir.

Boşanmaya karar verdikten sonra boşanma davasını anlaşmalı mı çekişmeli mi açacaksınız?

Eşinizle konuşup anlaşmalı boşanmaya karar verirseniz bu sizin için kısa ve barışçıl bir yol olacaktır.

Anlaşmalı boşanmada tarafların öncelikle;

  1. Boşanma,
  2. Nafaka,
  3. Velayet,
  4. Maddi ve Manevi tazminat gibi hususlarda mutabakata varmış olmanız gerekiyor.

Örnek verelim; eşinizle boşanma ve çocukların velayetinin kimde olacağı konusunda hemfikirsiniz ancak nafaka ve tazminat konusunda anlaşamıyorsunuz. Bu konuda aranızı bulmak için her iki tarafın da kendini güvende  hissettiği bir boşanma konusuna hakim arabulucudan yardım almanızı daha sonra ise alanında uzman bir boşanma avukatı ile süreci kolaylıkla bitirmenizi tavsiye ederiz.

Zira kimi zaman anlaşmalı boşanmalardan çok sonra boşanırken haklarınızın ve menfaatlerinizin ne kadar ihlal edildiğinizin farkına varıyor ancak süreç tamamlandığı için yeniden dava açamıyorsunuz. Buna benzer sıkıntılar yaşamamak için sürecin başında duruma hakim boşanma avukatlarından yardım almalısınız.

Birbirinin sesini duymaya dahi tahammülü kalmamış iki insanın anlaşmalı boşanması neredeyse imkansız.

Ülkemizde boşanma davaları genellikle çekişmelidir. Çünkü evliyken birbiriyle anlaşamayan insanlar evlilik biterken de anlaşamamaktadır. O halde boşanırken mahkeme nezdinde haklılığınızı savunacak, sizin hak ve menfaatlerinizi en iyi  şekilde almanıza yardım edecek, süreçten en az maddi ve manevi zararla çıkmanızı sağlayacak kişi olan boşanma avukatınıza ulaşmalısınız.

gaziantep ceza ve boşanma avukatı

Boşanma avukatı ile ne konuşacağım?

Öncelikle görüşme için  ilgili boşanma avukatımızın müsait olduğu bir gün randevu oluşturunuz. Randevunuza gelirken kimliğinizi unutmayınız.

Boşanma davası açmaya karar verdiniz veya eşiniz tarafından size boşanma davası açıldığından haberdar oldunuz. Artık sizin uzman bir boşanma avukatı ile yola devam etmeniz gerekmektedir.

Elbette davanızı kendiniz de takip edebilirsiniz ancak boşanma davaları hukuki usul bilgisi, kanun bilgisi gerektirdiği gibi duruşma esnasında profesyonel tepkiler verilmesi gereken dikkatle yürütülmesi gereken davalardır. Bu sebeple boşanma avukatınız olmadan  başarılı olma şansınız düşüktür. Unutmamanız gerekir ki boşandıktan sonra çok daha büyük kayıplara uğramamak adına uzman bir avukatla çalışmanız sizin iyiliğiniz içindir.

Boşanmanın ne kadar zor verilen bir karar olduğunun farkındayız. Ancak her insan nasıl farklıysa evlilik sürecinde yaşadıkları da birbirinden çok farklı. Biz avukatınız olarak boşanma kararı aldıktan sonra size en iyi şekilde yardımcı olabilmek için yazılı bir özet isteriz.

Hatırlatmak isteriz ki!

Boşanma Avukatınız sizin beyan ettiklerinizi dilekçede yazacaktır. Tüm detayları boşanma sürecinizi yürütecek avukata anlatmaktan çekinmeyiniz. Unutmayınız ki Avukatlık Kanunu gereği avukatınız anlattığınız sırları saklamak zorundadır. Boşanma avukatınız gereken bilgileri davanın her aşamasında kullanacaktır.

Boşanırken haklarımı bilmek istiyorum?

Her insanın farklı olduğu gibi evliliği de farklıdır demiştik. Maalesef bize gelen müvekkillerimizde sıklıkla kendi evliliğini ve boşanmasını çevresiyle kıyaslama eğilimi olduğunu görüyoruz.

Örneğin Melek hanım;

-“Benim teyzemin kızı Ayşe boşandı aylık 3.000,00 TL nafaka alıyor, oturdukları evi de Ayşe aldı, çocuklarının velayeti de Ayşe’de kaldı, üzerine kocası 250.000,00 TL maddi tazminat 250.000,00 TL manevi tazminat ödedi. Bende aynı hakları istiyorum.” diyerek bize başvuruyorlar.

Burada görüşme esnasında öğreniyoruz ki Melek hanım 1 yıllık evli kuzeni Ayşe ise  12 yıllık evli, Melek hanımın 1 çocuğu var kuzeni Ayşe’nin 3 çocuğu var, Melek Hanımın kocası asgari ücretle fabrikada çalışıyor kuzeni Ayşe’nin kocasının fabrikası var, Melek hanım kocası doğum gününü unuttuğu, yazın tatile gitmediği için boşanmak istiyor kuzeni Ayşe darp edilmiş, aldatılmış evden atılmış…

Bu şekilde Melek Hanım ve kuzeni Ayşe’nin birbirinden çok farklı koşullarda evlilikleri olduğunu aynı şekilde boşanma sebeplerinin ağırlığının eşit olmadığını, kaldı ki tarafların ekonomik gücüne göre belirlenen nafaka, tazminat gibi hususlarda fabrika sahibi bir milyarderle asgari ücretle çalışan bir işçinin aynı ödeme gücüne sahip olmadığından olaylar aynı olsa dahi aynı nafaka ve tazminatı ödemeyeceğini bilmesini istiyoruz.

Örneğimize baktığımız zaman aylık geliri 2.500,00 TL olan bir adama, boşandığı eşi ve çocuğu için 3.000,00 TL nafaka ödemesini biz talep ettik diyelim mahkeme kabul eder mi?
Ya da 500.000,00 TL tazminat ödemesini istedik mahkeme hakimi kabul eder mi? Elbette etmez. Eğer ederse bu kanuna ve Yargıtay içtihatlarına aykırı bir karar olur. Karar kesinleşse dahi bu nafaka ve tazminatı tahsil etmek imkansız olacağı için yine bir işe yaramayacaktır.

Hayali ve yüksek beklentilere girmek sizi olduğunuzdan daha mutsuz eder. Boşanırken amacımız mutsuz olan evliliğinizin bitmesine yardım etmektir, siz de beklentilerinizi mutlu olmaya odaklamalısınız ki kazançlı çıkabilin.


Boşanma Süreci

Ofisimizin boşanma avukatlarından randevunuzu aldınız, görüşmemizi yaptık, boşanma davası için dava dilekçemizi yazdık eşinizin avukatı davaya cevap dilekçesini verdi, sizinle tekrar iletişime geçip cevaba cevap dilekçemizi hazırladık, eşinizin avukatı ikinci cevap dilekçesini sundu, sizinle de görüştük ve mahkemenin duruşma gününü beklemeye başladık.

Bu süreçte taraflar iddialarını yazılı olarak mahkemeye sunarlar mahkeme de tüm yazılı beyanlardan sonra duruşma günü belirler ve belirlemiş olduğu bu günü posta ile taraflara bildirir.

Boşanma davanız bir avukat ile yürütüldüğü için de bu posta (tebligat) size değil avukatınıza gidecektir. Avukata bu tebligat online olarak E-Tebligat yolu ile geldiğinden, avukatsız takip edilen dosyalarda tarafların postacı geldiğinde evde olmaması ya da muhtara verilen tebligatın taraflara muhtarca bildirilmemesi sorunları ile uğraşmamaktasınız.

İlk duruşma ön inceleme duruşması olup bu duruşmada hakim tarafların anlaşmalı boşanıp boşanamayacağı veya davaya devam etmekte ısrarlı olup olmadıklarını sorar.
Eğer taraflar sulh olamazsa davacı tarafın tanıklarının dinlenmesiyle tahkikat safhasına geçilir. Mahkeme her celse iki-üç tanık dinleyerek tanıkların dinlenilmesini bitirir.
Bu arada mahkeme tarafların dayandığı diğer delilleri de araştırır.

Tüm tahkikat tamamlanınca hakim taraflara sözlü yargılamaya geçileceğini ve karar vereceğini ihtar eder.  Avukatınız olduğu için sizin duruşmalara gitmeniz gerekmez zira bir boşanma davası bazen on celse dahi sürebilmektedir. Elbette avukatınız her duruşma öncesi veya sonrasında sizin ile iletişime geçecek bilgi alışverişi yapacaktır. Yine duruşma aralarında aklınıza takılan bir husus olursa avukatınız sizi aydınlatacaktır.


gaziantep anlaşmalı boşanma avukatı

Avukatınız varsa size düşen görev nedir?

Boşanma avukatlarımıza vekaleti vermekle bir nevi derdinizi biz üstlenmiş oluyoruz.
Tüm dilekçeleri yazmak, duruşmalara girmek, tanıkları dinlemek, aile mahkeme kaleminin işlemleri yapıp yapmadığını takip etmek gibi her şeyi avukatınız olarak biz yapıyoruz. Gaziantep Barosu avukatı Ali Tümbaş

Bu yaşınıza kadar yaşadığınız her şey nasıl geçti? Hangi derdini  baki kaldı?
Elbette üzülmeniz, öfkelenmeniz çok doğal. Fakat birkaç yıl içerisinde en geç bitecek bir süreç yüzünden hayatınızı cehenneme çevirmeye değmez.

Hakkınız var!

Mutlu olmak için evlendiniz, hiçbir zaman boşanmak istemediniz ama hayatta her şey insanlar için. Lütfen aklınızdan çıkarmayın düşmek kaybetmek değildir, ama yerden kalkmayı reddetmek kaybetmektir. Ne kadar sert düşmüş olursanız olur kalkmak zorundasınız.

Hani bir söz vardır “Her şey üstünüze gelip sizi dayanamayacağınız bir noktaya getirdiğinde, sakın vazgeçmeyin. İşte orası kaderinizin değişeceği noktadır.” diye, İşte boşanma da bu noktalardan biri.

Bunu böyle görüp böyle inanmanız gerekiyor. Tabii ki ihtiyaç duyuyorsanız bu dönemde bir uzman psikologdan yardım alın. Dostlarınızdan ailenizden destek alın. Boşanma Avukatınıza hukuki olarak sürecin yönetimini bırakıp siz kendinizi ruhen yeni hayatınıza hazırlamaya başlayın.

Peki sizden ne istiyoruz?

Boşanma sürecinde sizden istediğimiz kendi ruh sağlığınıza iyi bakmanızdır. Sıklıkla boşanma davalarında taraflar sürekli
Kaygı,
Endişe,
Korku,
Panik,
Öfke,
Uykusuzluk,
İçe kapanıklık gibi sıkıntılara girmektedir.

Şunu Unutma;

HAYATTA HER ŞEY GELİP GEÇER.

Ve Hayat, sabredenleri mutlaka mükafatlandırır.


Boşanmanın en çok bedel ödeyen tarafı

"ÇOCUKLAR"

Hiçbir günahı olmadan anne ve babasının arasındaki tartışmalara şahit olan, onların hırs ve istekleri uğruna okullarından arkadaşlarından ayrılan, “Ya anneni seç, ya babanı seç” diye zorlanarak illa birini seçip diğerine düşman edilen, annesini seçti diye babasının görmeye gelmediği nafakasını ödemek istemediği çocuklar…

Küçücük kalbinde kendini suçlayarak hep eksik, hep hatalı olduğunu düşünüyor. Oysa ki anne babanın görevi ne olursa olsun çocuklarının mutluluğu için çaba sarf etmektir.

Kıymetli okuyucu; eğer bu yazıyı okuyorsanız muhtemelen boşanma aşamasında bir anne / babasınız.

Şunu hatırlatmak isteriz. Kadın eş ile erkek eş boşanır. Anne ve Baba boşanmaz.

Velayeti kime verilirse verilsin annelik / babalık görevi ölünceye kadar devam eder. Ne olmuş olursa olsun, çocuğunuzu bu davanın dışında tutun. Mümkün oldukça onun için hiçbir şeyin değişmeyeceğini ve onu ne kadar çok sevdiğinizi söyleyin. Verdiğinizi değeri hissettirin.
İmkanınız varsa bir uzman psikologdan bu süreçte yardım almasını sağlayın.

Velayetini isterken bile ona en iyi sizin bakacağınızdan eminseniz isteyin. Bu hayattaki en değerli varlığınızı çocuklarınızı boşanma davasındaki hırs ve istekleriniz uğruna kaybetmemenizi umut ederiz.

gaziantep boşanma avukatı anlaşmalı ve çekişmeli

Boşanma davası bitti, ya şimdi ne olacak?

Sizi mutsuz eden, hayatınızı çekilmez kılan evliliğiniz bitti. Boşanma kararı verildikten sonra bazen müvekkillerimiz istediği kararı alsa da geçmişi silemediği için depresyona girmektedir.

Geçmişle yaşamak en ağır hastalıktır. Eğer  geçmişinizi yenemezseniz, asla yeni bir gelecek yazamazsınız.

Evet geçmişten tecrübeler kazandınız. Kah acı kah tatlı anılar biriktirdiniz. Ama şimdi önünüzde gelecek var. Sizin, varsa çocuğunuz için yeni bir macera başlıyor. Geride bıraktıklarınız ileriye gitmenizi engelleyecek. Unutmayın; ileri gidebilmeniz için arkadakileri unutmanız gerek.

Hayat yaptığımız seçimlerle şekillenir. Bir seçim yaptınız ve Boşandınız.
Artık bekar ve daha olgun bir insansınız. Bu yola kadar size eşlik etmek ve sizi yeni hayatınıza mutlu olmak üzere uğurlamak isteriz. Eğer bu ana kadar bize güvenip bizimle yürüdüğünüz için memnun kaldıysanız şimdi de bize inanın, her yeni gün güzel olacak.

Yağmurlar dindi şimdi gökkuşağını izlemeniz için yukarı bakınız, sizin için gizlenmiş bir mucize mutlaka vardır.

Lütfen yorum yapmaktan çekinmeyiniz

Sizden gelen her yorum gelişmemize ve değişmemize katkı sağlayacaktır.

CİNSİYETE GÖRE BOŞANMA SONRASI BEKLEME SÜRESİ

 

BOŞANDIKTAN SONRA ERKEK:

Erkek için boşandıktan sonra beklenmesi gereken bir süre yoktur. Erkek, boşandıktan sonra istediği zaman evlenebilir.

BOŞANDIKTAN SONRA KADIN:

Kadın boşanmasının kesinleşmesinden 300 gün sonra evlenebilir. Bu kadar beklemek istemiyorsa ve hamile değilse ya da son boşandığı kocası ile tekrar evlenmek istiyorsa aile mahkemesinden alacağı kararla bu süreyi beklemeden evlenebilir. Bekleme süresine iddet süresi de denir.

boşanma avukatı gaziantep anlaşmalı çekişmeli

İddet Müddeti Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Boşanmadan sonra iddet müddeti kaldırma davası açılmalıdır. Karar hastanelerden gelen ‘hamile değildir’ raporuna göre verilir. Örneğin iddet Müddeti kaldırılmadan gayrıresmi evlilikten doğan çocuk ilk eş üzerine kayıt edilir bu da günlük hayatta bir çok sorunu beraberinde getirir.

anlaşmalı boşanma çekişmeli boşanma gaziantep avukat dna

Kanuni Dayanak

Boşanan bir kadının yeniden evlenmeden önce 300 gün beklemesi gerekir. Bunun sebebi Medeni Kanun ve Evlenme Yönetmeliği’nin konuya yönelik emredici hüküm ile, kadının hamile olma ihtimaline karşılık doğacak çocuğunun soybağının korunmasının amaçlanmasıdır. İddet müddeti diye adlandırılan bu süre içerisinde kadının hamile olması olasılığı gün yüzüne çıkabileceğinden, daha sonra soybağının kurulması veya babalık davası gibi çetrefilli davalarla uğraşılmaması için böyle bir çözüm düşünülmüştür.

Madde 132 – Evlilik sona ermişse, kadın, evliliğin sona ermesinden başlayarak üçyüz gün geçmedikçe evlenemez.

Doğurmakla süre biter.

Kadının önceki evliliğinden gebe olmadığının anlaşılması veya evliliği sona eren eşlerin yeniden birbiriyle evlenmek istemeleri hallerinde mahkeme bu süreyi kaldırır.


Yorumlarınızı Önemsiyoruz

Sorularınız ve yorumlarınızı aşağıda paylaşabilirsiniz. Boşanma Avukatlarımız kısa sürede size dönüş sağlayacaktır.

Konuya ilişkin arama kavramları:

  • erkek bosandiktan kac ay sonra resmi nikah kiyilir,
  • boşandıktan sonra evlenme süresi erkek,
  • boşandıktan sonra evlenme süresi,
  • bosandiktan sonra ne zaman evlenir,
  • erkekler boşandıktan ne kadar süre sonra evlenebilir,
  • boşandiktan sonra evlenme süresi erkek 2021,
  • anlaşmalı boşandıktan sonra ne zaman evlenebilirim,
  • boşanan erkek ne zaman evlenebilir,
  • boşanma davası bittikten sonra ne zaman evlenebilir,
  • erkek boşandıktan sonra ne zaman evlenebilir?
  • Boşandıktan sonra evlenme süresi,
  • Kadın boşandıktan sonra ne zaman evlenebilir,
  • Boşandıktan sonra evlenme süresi erkek,
  • Boşandıktan sonra ne zaman evlenilir,
  • Boşandıktan sonra evlenme süresi kadın 2021,
  • Boşanan kadın ne zaman evlenebilir,
  • Erkek boşandıktan sonra ne zaman evlenebilir,
  • Boşandıktan sonra evlenme süresi kadın,
  • Bosanmadan sonra ne zaman evlenebilir,
  • Boşanan erkek ne zaman evlenebilir,

gaziantep boşanma avukatı anlaşmalı ve çekişmeli

ANLAŞMALI BOŞANMA

Bu boşanma türünde, çocukların velayeti, nafaka, maddi ve manevi tazminat, mal rejimi, ziynet alacağı, altınlar, takılar, kişisel eşyalar ve diğer tüm hususlarda karı ve kocanın anlaşması durumunda gerçekleşen boşanma davası türüdür.

Anlaşmalı boşanma davasının şartları?

Anlaşmalı boşanma şartları Türk Medeni Kanununda ayrıntılı olarak belirtilmiştir. Eşlerin anlaşmalı boşanma davası açabilmeleri için bu anlaşmalı boşanma şartlarını  yerine getirmesi gerekmektedir.

  1. Anlaşmalı boşanma davası açmak isteyen eşlerin boşanma davası açılmazdan önce geriye dönük en az 1 yıl evli olmaları gerekmektedir. Bir yıldan daha kısa süredir evli olan ve boşanmaya karar veren çiftler anlaşmalı boşanma işlemi gerçekleştirememektedirler.
  2. Evlilik birliğini sona erdirmek için anlaşmalı boşanma gerçekleştirmek isteyen eşlerin her konuda uzlaşma içerisinde olması gerekmektedir. Uzlaşma içerisinde olacakları konular mal paylaşımı, nafaka, maddi ve manevi tazminat, varsa çocukların velayeti gibi konular olmalıdır. Bu uzlaşmanın yer aldığı bir de anlaşmalı boşanma protokolü (sözleşmesi) imzalanmalıdır. (Protokol içeriğinde neler olacağı yazının ilerleyen aşamasında mevcuttur.)
  3. Taraflar anlaşmalı boşanma davasını görüleceği gün ve saatte mahkeme salonunda bizzat hazır bulunmalıdırlar. Bunun sebebi hakimin boşanma ile ilgili olarak tarafların özgür iradelerini duruşma esnasında beyan etmelerini eşlerden isteyecektir. Eşlerden birisinin ve ya her ikisinin de mahkeme salonunda olmaması durumunda hakim boşanma işlemini neticelendirmeyecektir. Bu nedenle eşlerin anlaşmalı boşanma davası esnasında mahkemede olmaları gerekmektedir.

gaziantep velayet avukatı

ÇEKİŞMELİ BOŞANMA

Boşanma, evlilik birliğinden doğan çocukların velayeti, tazminat ve nafaka konularından en az birinde anlaşamaması sebebi ile istek ve savunmalarını mahkemede dile getirdikleri bir boşanma dava çeşididir. Bu tür çekişmeli davalar, anlaşmalı boşanma davasına göre çok daha uzun sürmekte ve tarafların iddialarını ispatlamaları mahkemece beklenmektedir.

Öncelikle dava açmak isteyenlere tavsiyemiz, dava aşamasında ve boşanma davası sonrasında uğrayacağınız hak kayıplarını önlemek amacıyla mutlaka bir avukatın yardımına başvurmanız.

Bu yardım yazılı olabileceği gibi sözlü olarak da istenebilir. Ya da Online Avukatlık Desteği de alabilirsiniz!

Alınacak yardım neticesinde tüm taleplerinizi bir dilekçe haline getirip tarafların son 6 ay birlikte yaşadıkları yerdeki ya da taraflardan birinin ikametgahlarının bulunduğu yer Aile Mahkemesi’ne başvurulur.

Bu açıklamalar ANLAŞMALI BOŞANMA DAVASI İÇİN KISMEN GEÇERLİDİR. ZİRA TARAFLARIN ANLAŞMALI BOŞANMA DAVASI AÇMASI DURUMUNDA BELİRLEDİKLERİ HERHANGİ BİR YERDEKİ AİLE MAHKEMESİNE DE BAŞVURMALARI MÜMKÜNDÜR!

Boşanma davasında haklarınız nelerdir?

Bu hakların neler olduğunu sizi ve evlilik öykünüzü dinlemeden net bir şey söyleyemeyiz. Ama kısaca;

  • Eğer varsa çocuğunuzun velayetini talep edebilir,
  • Kendiniz ve çocuklarınız için boşanma süresince tedbir nafakası,
  • Boşanma kesinleştikten sonra ise kendiniz için yoksulluk çocuğunuz için iştirak nafakası talep edebilirsiniz.
  • Maddi ve manevi tazminat talep edebilirsiniz,
  • Düğünde takılan ziynet eşyalarınız elinizden rızanız dışında alındıysa bunları da talep edebilirsiniz.
  • Yine ayrıca bir mal rejimi davası açarak evlilik süresince edinilen mallar üzerindeki haklarınızı da temin edebilirsiniz.

Boşanma Davası Avukatlık Ücretleri Ne Kadardır?

Boşanma davalarında avukatlık ücretlerinin ne kadar olduğunu söylemek kesin çizgiler ile mümkün değildir. Çünkü birçok unsur bu ücreti etkiler. Davanın türü, davanın görüleceği yer veya zorluk durumu gibi faktörlere bağlı olarak bu tutarlar değişebilir.

Özellikle çekişmeli boşanma davalarında delil toplama, tanık dinleme veya bilirkişi raporları gibi birçok unsur avukatlık masraflarını da etkileyebilir.

Çekişmeli boşanma davalarında davanın başarısı için konusunda uzman, deneyimli avukatlardan destek almak yararlı olacaktır. Çekişmeli boşanma davaları karmaşık davalardır. Avukatlar davanın seyrini taraflar açısından olumlu değiştirebilir.

DETAYLAR

Gaziantep Avukatlık Ofisimizde, Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, iş Davası Avukatı, İdari Dava Avukatı olarak faaliyetlerinin yanında Uzman Arabulucu olarak ihtiyari ve zorunlu arabuluculuk hizmeti de vermektedir. Ofisimiz Gaziantep dışında, Kahramanmaraş, Kilis ve Şanlıurfa'da da dava takibi yapmaktadır.

© Copyright 2004-2021 
Avukat Ali Tümbaş - Her hakkı saklıdır.
Call Now Buttonenvelopephone-handsetmap-marker
Whatsapp
Avukata Soru Sor
Merhaba,
Hukuki sorularınız için bizim ile iletişime geçebilirsiniz.
linkedin facebook pinterest youtube rss twitter instagram facebook-blank rss-blank linkedin-blank pinterest youtube twitter instagram