Gaziantep Avukat Ali Tümbaş Anlaşmalı ve Çekişmeli Boşanma Avukatı

ARABULUCULUĞA BAŞVURULMADAN DAVA AÇILMASI

Özet : Dava yetkisiz Mahkeme tarafından arabuluculuğa başvurulmadan açıldığından usulden reddedilmiş ise de, bir mahkemenin açılan davada yargılama yapıp, dava şartlarını inceleyebilmesi için öncelikle görevli olması, görevli ise yetkili olması gerekir.

Yargıtay

9. Hukuk Dairesi

Esas : 2019/520

Karar : 2019/5144

Karar Tarihi : 04.03.2019

DAVA : Davacı, borçlu olmadığı halde cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda kaldığı 180.017,00 TL.nin, ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte istirdadına karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkemece, dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı davalı avukatı istinaf başvurusunda bulunmuştur.

… Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi davalı avukatının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

… Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi’nin kararı süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR

Taraflar arasında görevli olmakla birlikte yetkisiz olan mahkemenin diğer dava şartlarını inceleyip, inceleyemeyeceği uyuşmazlık konusudur.

Somut uyuşmazlıkta, davalı vekili yetki itirazında bulunmuş, mahkemece dava “arabuluculuk dava şartı gerçekleşmediğinden davayı usulden reddetmiştir.

İş Mahkemeleri’nin yetkisi 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 6. maddesinde, arabuluculuk dava şartı ise 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’ nun 3. maddesinde düzenlenmiştir.

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’ nun 6. maddesi uyarınca, iş mahkemelerinde açılacak davalarda yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi ile işin veya işlemin yapıldığı yer mahkemesidir.

Yetkili mahkemenin belirlenmesinde önemli olan işin yapıldığı işyeri tanımına, 7036 sayılı Yasada yer verilmemiştir. İşyeri, 4857 sayılı İş Kanununun 2. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, işveren tarafından mal veya hizmet üretmek amacıyla maddi olan ve olmayan unsurlar ile işçinin birlikte örgütlendiği birime işyeri denir. İşverenin işyerinde ürettiği mal veya hizmet ile nitelik yönünden bağlılığı bulunan ve aynı yönetim altında örgütlenen yerler (işyerine bağlı yerler) ile dinlenme, çocuk emzirme, yemek, uyku, yıkanma, muayene ve bakım, beden ve mesleki eğitim ve avlu gibi diğer eklentiler ve araçlar da işyerinden sayılır. İşyeri, işyerine bağlı yerler, eklentiler ve araçlar ile oluşturulan iş organizasyonu kapsamında bir bütündür. Bir yer, ancak işin niteliği ve yürütümü bakımından işyerine bağlı bulunmaktaysa, o işyerinden sayılacaktır.

İş veya toplu iş sözleşmesinin taraflarının, davalının yerleşim yeri ve işin yapıldığı yer dışındaki bir mahkemenin yetkili olduğuna dair düzenleme yapmaları, 7036 sayılı Kanunun 6. maddesinin emredici nitelikteki son cümlesi gereğince geçersizdir.

İş mahkemesinin yetkisi kamu düzeni ile ilgili olduğundan, davalı tarafça süresinde yetki itirazı yapılmamış olsa bile, mahkeme tarafından bu husus kendiliğinden göz önünde bulundurmalıdır. Bir başka anlatımla hâkim, davanın her aşamasında yetki itirazını dikkate alabileceği gibi, kendisi de re’sen yetkisizlik kararı verebilir (Dairemizin 26.05.2008 gün ve … Esas, 2008/12778 Karar sayılı ilamı).

Somut uyuşmazlıkta; dava dilekçesinde davalının adresinin “… ” olarak bildirildiği, yine davacı tarafça delil olarak dayanılmış, …Müdürlüğü’nün … Esas sayılı dosyasında mevcut ödeme emrinde davalı adresinin “… ” şeklinde belirtildiği, taraflar arasında imzalanmış “Uçucu Personel Hizmet Sözleşmesi” incelendiğinde ise İşveren sıfatındaki dosya davalısı … Havayolları A.Ş.nin adres kısmına “… ”… yazıldığı tespit edilmektedir.

Yukarıda açıklandığı üzere, iş mahkemesindeki yetki kamu düzenine ilişkin olup, Mahkeme yetkili olup, olmadığını re’sen değerlendirmek durumundadır. Kaldı ki davalı vekili yetkisizlik itirazında da bulunmuştur.

Davalı vekili istinaf başvurusunda da yetkisizlik itirazını tekrarlamıştır.

İstinaf incelemesi sırasında ilgili Daire yetki itirazını değerlendirmemiştir.

Bu bilgi ve belgelere göre davanın görülmesinde davanın açıldığı … İş Mahkemesi’nin yetkisiz olup, davalının ikametgahının bulunduğu … İş Mahkemesinin yetkili olduğu anlaşılmaktadır.

Dava yetkisiz Mahkeme tarafından arabuluculuğa başvurulmadan açıldığından, başka bir deyişle dava şartı gerçekleşmediğinden usulden reddedilmiş ise de, bir mahkemenin açılan davada yargılama yapıp, dava şartlarını inceleyebilmesi için öncelikle görevli olması, görevli ise yetkili olması gerekir.

Görevli ve yetkili olmayan bir mahkemenin diğer dava şartlarını usul ekonomisi yada başka bir gerekçe ile değerlendirmesine hukuken olanak yoktur.

Bu nedenle görevli mahkeme tarafından, öncelikle yetkili olup, olmadığı belirlenip, yetkili ise diğer dava şartlarının değerlendirilmesi gerekirken, yetki hususu ve özellikle davalının yetki itirazı değerlendirilmeden davanın 7036 sayılı Yasada düzenlenmiş bir başka dava şartı olan arabuluculuğa başvurulmadığı gerekçesiyle usulden reddine karar verilmesi ve istinaf merci olan … Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi tarafından da davalı tarafın yetki hususundaki istinaf başvurusunun değerlendirilmeden istinaf başvurusunu reddetmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan gerekçe ile temyiz edilen T.C. Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin kararı ile T.C. … İş Mahkemesi’nin kararının BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgiliye iadesine, dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.03.2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Danıştay,Yasal Düzenlemelerde, Sözlü Sınavla İlgili Herhangi Bir Kayıt Sistemi Kurulmaz Şeklinde Hüküm Yer Alsa Da, Bazı Şeylerin Kayıt Altına Alınmadır

Danıştay,Yasal Düzenlemelerde, Sözlü Sınavla İlgili Herhangi Bir Kayıt Sistemi Kurulmaz Şeklinde Hüküm Yer Alsa Da, Bazı Şeylerin Kayıt Altına Alınmadır

DANIŞTAY

2. DAİRE

Esas : 2016/7249

Karar : 2016/7249

Karar Tarihi : 27.03.2017

Davanın Özeti : Ankara ili, Maltepe Vergi Dairesinde gelir uzmanı olarak görev yapmakta iken, Maliye Bakanlığınca 07/09/2013 tarihinde gerçekleştirilen vergi müfettiş yardımcılığı yazılı sınavında başarılı olan davacının, sözlü sınavda başarısız sayılmasına ilişkin işlemle sınavın dayanağı olan ve 31/10/2011 günlü, 28101 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Vergi Denetim Kurulu Yönetmeliğinin 17 nci maddesinin 4 üncü fıkrasının, 18 inci maddesinin 1 inci fıkrasının, 19 uncu maddesinin 1 inci fıkrasında yer alan “Giriş sınavında başarılı olan adaylarla başarı sırasına göre en başarılı %5’in ad ve soyadlarıyla aday numaralarının yer aldığı listeler, uygun yerlere asılmak ve Başkanlık internet sitesinde yayımlanmak suretiyle duyurulur.” cümlesinin, 19 uncu maddesinin 1 inci fıkrasının 2. cümlesindeki “sınavda başarılı olan” ibaresinin iptali ve yürütülmesinin durdurulması istenilmektedir.

Danıştay Tetkik Hakimi..Düşüncesi : Yürütmenin durdurulmasına ilişkin istemin kabulü gerektiği düşünülmüştür.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay İkinci Dairesince ; Danıştay Onaltıncı Dairesi tarafından 19/04/2016 günlü, E:2015/14202, K:2016/2670 sayılı kararla Danıştay Beşinci Dairesine gönderilen, akabinde, Danıştay Başkanlık Kurulunun 01/08/2016 tarih ve K:2016/32 sayılı kararının “Ortak Hükümler” kısmının 1 inci fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada; Danıştay Onaltıncı Dairesi tarafından verilen 18/03/2015 günlü, E:2015/14202 sayılı yürütmenin durdurulması isteğinin reddi yolundaki kararın davacı tarafından itirazen incelenmesi talebi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen 07/10/2015 günlü, YD İtiraz No:2015/957 sayılı karar ile; davacının sözlü sınavda başarısız sayılması işlemi yönünden itirazın kabulü, diğer kısımlar yönünden itirazın reddi yolunda verilen kararda belirtilen hususların araştırılmasından sonra sözlü sınavda başarısız sayılma işleminin yürütülmesinin durdurulması istemi hakkında yeniden karar verilmek üzere dosyanın Dairesine gönderilmesine karar verilmesi üzerine, Dairemizin 16/11/2016 günlü ara kararı cevabı geldiği görülerek işin gereği düşünüldü :

T.C. Anayasasının 2 nci maddesinde belirtilen Türkiye Cumhuriyeti Devletinin temel niteliklerinden olan “hukuk devleti” ilkesi, vatandaşlarına hukuk güvenliğini sağlayan, idarenin hukuka bağlılığını amaç edinen, buna karşılık kamu gücünün sınırsız, ölçüsüz ve keyfi kullanılmasını önleyen en önemli unsurlarından biridir. Nitekim hukuk devleti ilkesinin yaşama geçirilmesini sağlayacak araçlar arasında, Anayasanın 8 inci maddesinde, yürütme yetkisi ve görevinin, Anayasa ve kanunlara uygun olarak kullanılacağı ve yerine getirileceği; Anayasanın 125 inci maddesinde de, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu kuralına yer verilmiştir.

Bahsi geçen hukuk devleti ilkesi karşısında idarenin, yargısal denetim yapılmasını ortadan kaldıracak ya da bu denetimin yapılmasını imkansız kılacak işlem ve eylemlerde bulunması mümkün değildir.

657 sayılı Yasanın 3 üncü maddesinde, “sınıflandırma” , “kariyer” ve “liyakat” ilkeleri bu Kanunun temel ilkeleri olarak belirlenmiş; kariyer ilkesi, Devlet memurlarına yaptıkları hizmetler için lüzumlu bilgilere ve yetişme şartlarına uygun şekilde, sınıfları içinde en yüksek derecelere kadar ilerleme imkanı sağlamak; liyakat ilkesi ise, Devlet kamu hizmetleri görevlerine girmeyi, sınıflar içinde ilerleme ve yükselmeyi, görevin sona erdirilmesini yeterlilik sistemine dayandırmak ve sistemin eşit imkanlarla uygulanmasında Devlet memurlarını güvenliğe sahip kılmak olarak tanımlanmıştır.

Görüldüğü üzere Yasa, devlet memurluğunu bir meslek olarak kabul etmekte ve bunlara sınıfları içinde en yüksek derecelere kadar ilerleme imkanı sağlanmasını, sınıflar içinde ilerleme ve yükselme istemlerinin liyakat sistemine dayandırılmasını öngörmektedir.

Bu iki ilkenin temelinde, objektif kurallar çerçevesinde işin ehline verilmesi ve hak etme kavramı yatmakta olup, kamu hizmetlerinin etkin ve verimli bir şekilde gerçekleştirilmesinin tek güvencesinin de, hizmetin yetişmiş, ehil kamu görevlilerince yerine getirilmesinden geçeceği de tabiidir.

Kamu hizmetlerinin ehil ve yetişmiş kamu görevlileri eliyle yürütülmesi için yapılan sözlü sınavların, kariyer ve liyakat ilkelerine uygun, objektif ve aynı zamanda yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden yargısal denetime imkan tanıyacak şekilde yapılması esas olmalıdır.

İdari işlemin yetki ve şekil gibi salt usule ilişkin unsurlarıyla sınırlı olmak üzere yapılan bir yargısal denetimin, hukuk devleti ilkesinin sağladığı güvenceyi temin etmeyeceği açıktır.

Nitekim, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2 nci maddesinin (1/a) bendi gereğince iptal davalarında, idari işlemlerin yetki ve şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden yargısal denetime tabi tutulması zorunlu bulunmaktadır. Dolayısıyla sözlü sınavda başarısız sayılma işleminin yargısal denetimini sağlayacak alt yapının tüm unsurlarıyla oluşturulmasını sağlamak hukuka bağlı idarenin görevidir.

178 sayılı Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında KHK’nın Ek 29 uncu maddesinde, Vergi Müfettişlerinin, en az dört yıllık yükseköğretim veren hukuk, siyasal bilgiler, iktisat, işletme, iktisadi ve idari bilimler fakülteleriyle yönetmelikle belirlenen yükseköğretim kurumlarından veya bunlara denkliği Yükseköğretim Kurulunca kabul edilmiş yükseköğretim kurumlarından mezun olup, sınavın yapıldığı tarih itibarıyla otuz beş yaşını doldurmamış olan ve yapılacak özel yarışma sınavını kazananlar arasından, Bakan onayıyla mesleğe Vergi Müfettiş Yardımcısı olarak atanacağı düzenlemesine yer verilmiştir.

“Sözlü sınavı” başlıklı Ek 33 üncü maddesinde ise, 43’üncü madde, Ek 29’uncu madde ve 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 60’ıncı maddesi uyarınca yapılacak giriş sınavlarının sözlü aşaması ile 42’nci maddenin (c) fıkrası uyarınca yapılacak sınavların sözlü aşamasının, adayın;

a) Bir konuyu kavrayıp özetleme, ifade yeteneği ve muhakeme gücünün,

b) Liyakati, temsil kabiliyeti, bilgi düzeyi, davranış ve tepkilerinin mesleğe veya göreve uygunluğunun,

c) Özgüveni, ikna kabiliyeti ve inandırıcılığının,

ç) Genel yetenek ve genel kültürünün,

d) Bilimsel ve teknolojik gelişmelere açıklığının,

değerlendirilmesi suretiyle yapılacağı, sınav komisyonunun, adaylar hakkında yukarıda yazılı özelliklerin her biri için değerlendirme yapacağı, yapılan değerlendirmeye göre verilen puanların tutanağa geçirileceği, bunun haricinde sözlü sınavla ilgili herhangi bir kayıt sistemi kullanılmayacağı hususları hükme bağlanmıştır.

Yukarıda yer alan mevzuat hükmünün incelenmesinden, değerlendirme kriterlerinden bir kısmının somut bilgi ve belgeye dayandırılması zorunluluğu bulunmakta iken, bir kısmının gözlem ve kanaate dayalı olduğu açıktır. Bu düzenlemeye dayalı olarak yapılan ve davacının başarısız sayıldığı sınavda gözlem ve kanaate dayalı kriterler yönünden ilgilinin başarısız olarak değerlendirilmesine etki eden hususların ortaya konulması, somut bilgi ve belgeye dayandırılması mümkün olan haneler bakımından ise başarısız olarak değerlendirilmesine etki eden hususların somut bilgi ve belgeyle kanıtlanması gerekmektedir. Bunun da, adayların katıldığı sözlü sınav öncesinde, sınavda sorulacak soruların hazırlanması, her adaya sorulan soruların ve verilen cevapların kayda geçirilmesi ve adayların verdiği yanıtlara hangi komisyon üyesince, hangi notun takdir edildiğinin tutanakta ayrı ayrı gösterilmesi halinde mümkün olduğu açıktır.

Dosyanın incelenmesinden; 07/09/2013 tarihinde gerçekleştirilen vergi müfettiş yardımcılığı yazılı sınavında başarılı olan ve sözlü sınava girmeye hak kazanan davacının, komisyon üyeleri tarafından takdir edilen sözlü notu ortalamasının 65 puanın altında kalması nedeniyle sözlü sınavda başarısız olduğu, sınav komisyonu üyeleri tarafından 178 sayılı KHK’nın Ek 33 üncü maddesi uyarınca yapılan değerlendirmenin sonucunu içeren puanlama cetvelinde, beş komisyon üyesi tarafından her bir kriter için davacıya 50 puan verildiği, notların gerekçelerinin kayıt altına alınmadığı, sınavda sorulan soruların ve adaylarca verilen cevapların tutanağa bağlanmadığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda; davacının katıldığı, kariyer ve liyakat ilkeleri uyarınca kamu hizmetinin ehil kamu görevlileri eliyle yürütülmesi için yapılan sözlü sınavda, ölçme ve değerlendirme esaslarına uygun ve objektif bir değerlendirme yapılmadığı anlaşıldığından davacının vergi müfettiş yardımcılığı sözlü sınavında başarısız sayılmasına ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu saptanmasına rağmen uygulamanın sürdürülmesi, tüm eylem ve işlemleri hukuka uygunluk karinesine dayanan hukuk devleti ilkesine aykırı bir durum yaratacak, davacı yönünden telafisi güç zarara neden olacaktır. Zira işlemin yürütülmesinin durdurulmasına karar verilmemesi halinde, hukuka aykırı bulunan işlemin etki alanına bağlı olarak ilgili açısından oluşacak zarar, işlemin uygulanmasına devam olunmasıyla artacak, yargılamanın sonunda verilmesi olası iptal kararıyla önceki halin iadesi olanaksızlaşacaktır.

Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 27 nci maddesinin 6352 sayılı Yasayla değiştirilen 2 nci fıkrasında sayılan koşullar gerçekleşmiş olduğundan davacının vergi müfettiş yardımcılığı sözlü sınavında başarısız sayılmasına yönelik işlemin yürütülmesinin durdurulmasına; tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde bir defaya mahsusen Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna itiraz yolu açık olmak üzere, 27.03.2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 6352 s. Kanunla değişik 27 nci maddesinin 2 nci fıkrasında öngörülen koşullar gerçekleşmemiş olduğundan, davacının, vergi müfettiş yardımcılığı sözlü sınavında başarısız sayılmasına ilişkin işlemin yürütülmesinin durdurulması isteminin reddi gerektiği oyuyla, aksi yönde verilen çoğunluk kararına katılmıyorum.

HUAK madde 18A/4

Başvuru, uyuşmazlığın konusuna göre yetkili mahkemenin bulunduğu yer arabuluculuk bürosuna, arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde ise görevlendirilen yazı işleri müdürlüğüne yapılır.

Yetkili mahkemenin yetkisinin belirlenmesinde, diğer kanunlarda yer alan yetkiye ilişkin hükümler saklı kalmak üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 5 ilâ 18inci maddelerinde düzenlenmiş olan yetkiye ilişkin hükümleri uygulanacaktır.

Bu bağlamda, genel yetkili arabuluculuk bürosu, davalı gerçek veya tüzel kişinin başvuru tarihindeki yerleşim yeri mahkemesinin bulunduğu yer arabuluculuk bürosudur.

Yerleşim yeri, Türk Medenî Kanunu hükümlerine göre belirlenir. Gerçek kişilerin yerleşim yeri, bir kimsenin sürekli yerleşmek niyetiyle oturduğu yerdir. Tüzel kişilerde yerleşim yeri, kuruluş belgelerinde başka bir hüküm bulunmadıkça merkezinin bulunduğu (işlerinin yönetildiği) yerdir. Özel yetki hâlleri genel yetkiyi kaldırmaz, başvuran taraf seçim hakkına sahiptir. Kesin yetkinin söz konusu hâllerde, sadece kanun koyucunun belirttiği yerdeki mahkemenin bulunduğu yer arabuluculuk bürosu yetkili kabul edilir.

Kesin yetkinin söz konusu olmadığı hâllerde, tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça başvuru sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerin bulunduğu yer arabuluculuk bürosuna yapılır.

Uyuşmazlık konusuna göre yetkili mahkemenin yetkisinin belirlenmesinde, arabuluculuğa başvuran tarafın yazılı beyanı esas alınır ve buna göre görevlendirme yapılır.

Arabuluculuk bürosu yetki konusunda bir değerlendirme yapamaz. (Ticari uyuşmazlık Dava şartı arbabulu kitabı s.75)

Arabulucu, uyuşmazlığın konusuna göre kesin yetkinin söz konusu olduğu durumlar da dâhil olmak üzere, görevlendirmeyi yapan büronun yetkili olup olmadığını kendiliğinden dikkate alamaz. Büronun yetkisizliğini ileri sürmek hak ve yetkisi karşı tarafa aittir.Karşı taraf en geç ilk toplantıda, uyuşmazlığın konusuna göre yetkiye ilişkin belgeleri sunmak suretiyle arabuluculuk bürosunun yetkisine itiraz edebilir. Bu durumda arabulucu, dosyayı derhâl ilgili sulh hukuk mahkemesine gönderilmek üzere büroya teslim eder.

Yetki itirazına ilişkin inceleme yapılırken mahkemece atamayı yapan büro değil görevlendirilen arabulucunun listesinde kayıtlı bulunduğu komisyon dikkate alınır.

Mahkeme kararı masrafı suçüstü ödeneğinden karşılanmak üzere taraflara tebliğ edilir. Yetkisiz adliye arabuluculuk bürosu ayrıca kararı görevlendirdiği arabulucuya bildirir.

Arabulucu görevlendirmeyi Arabulucu Bilgi Sistemi üzerinden sonlandırır. Arabulucu bundan önceki yaptığı hizmetler sebebiyle ücrete hak kazanır.

Yetki itirazının reddi durumunda aynı arabulucu yeniden görevlendirilir ve görev süresi yeni görevlendirme tarihinden başlar. Bu ihtimalde arabulucu tarafından tarafların iletişim bilgilerine ulaşıldığı, tarafların davet edildiği ve ilk toplantının yapıldığı varsayılarak bu aşamaları gerçekleştiren arabulucunun görevine devam etmesinde fayda görülmektedir.

Yetki itirazının kabulü durumunda ise kararın tebliğinden itibaren bir hafta içinde yetkili büroya başvurulabilir. Bu takdirde yetkisiz büroya başvurma tarihi yetkili büroya başvurma tarihi olarak kabul edilir. Yetkili büro, listeden arabulucu görevlendirir.

Karşı taraf en geç ilk toplantıda, uyuşmazlığın konusuna göre yetkiye ilişkin belgeleri sunmak suretiyle; bir başka ifadeyle, usulüne uygun olarak arabuluculuk bürosunun yetkisine itiraz etmezse, arabulucu yetki itirazını dikkate almaz ve arabuluculuk görüşmelerine devam eder.

Gaziantep Avukatlık Ofisimizde, Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, iş Davası Avukatı, İdari Dava Avukatı olarak faaliyetlerinin yanında Uzman Arabulucu olarak ihtiyari ve zorunlu arabuluculuk hizmeti de vermektedir. Ofisimiz Gaziantep dışında, Kahramanmaraş, Kilis ve Şanlıurfa'da da dava takibi yapmaktadır.

© Copyright 2004-2021 
Avukat Ali Tümbaş - Her hakkı saklıdır.
Call Now Buttonenvelopephone-handsetmap-marker
Whatsapp
Avukata Soru Sor
Merhaba,
Hukuki sorularınız için bizim ile iletişime geçebilirsiniz.
linkedin facebook pinterest youtube rss twitter instagram facebook-blank rss-blank linkedin-blank pinterest youtube twitter instagram