Gaziantep Avukat Ali Tümbaş Anlaşmalı ve Çekişmeli Boşanma Avukatı

Makale İçeriği

  1. Genel olarak
  2. Doğru avukat sorununuz hakkında uzman olan avukattır “Türkiye’nin En İyi Ceza Avukatı”, “En Hızlı Boşayan Avukat”
  3. Avukat Ciğer Sökücü Bir Silah Değildir !
  4. En İyi Avukat En Hızlı Avukat Değil Menfaatinize Uygun En Doğru Yöntemi Seçen Avukattır
  5.  Sorununuzun avukat gerektirdiğine emin olduktan sonra avukatınızla da mutlaka telefonda ön görüşme yapın
  6. Avukatınızla Telefonla Ön Görüşme sonrasında mutlaka yüz yüze de görüşün
  7. Hukukta garanti sonuç verilmez, garanti sonuç veren avukat a karşı dikkatli yaklaşın
  8. Uygun fiyatlı avukat, akraba avukat, tanış avukat değil, dinamik, bilgili ve doğru avukat arayın !

gaziantep boşanma ve ceza avukatı

Genel Olarak

Avukatlık mesleği oldukça zor ve aynı zamanda güzel bir meslektir. Avukat sağlıksız iletişim sebebiyle kıyamet kopmuş yerlerde dahi sakin kalır, kapanmış kapılara anahtar olur ve halin gerektirdiği çözümleri üretir. Kendisinden beklenen de budur. Ancak avukatın elinde sihirli bir değnek yoktur, bilgi ve birikiminin sonuç doğurması için diğer şartların da oluşmuş olması gerekmektedir. Diğer şartlardan kasıt kişinin haklılığı, ispata elverişli delillerin varlığı , mahkemeye göre değişen uygulamalar gibi etkenlerdir.

Avukat tutmak ibaresi halk arasında yaygın bir deyim , biraz kaba bulmaktaysak da çok uzun yıllardır kullanılan bu tabir oluşu bakımından yanlış bir ifade olarak da değerlendirilemez. Avukat arayışında olan diğer tabirle avukat tutmak isteyen kişilerin ise en büyük isteği doğru avukat ile çalışmaktır.

Doğru avukat sorununuz hakkında uzman olan avukattır

Günümüzde avukatlık mesleğinde mevcut yasal düzende branşlaşma olayı söz konusu değildir. Mevcut yasal düzen avukatın tüm hukuk düzenlemeleri ve alanlarını bildiğini varsayar. Ancak günümüz dünyasında her bir hukuk alanı kendi içinde dahi çeşitlenmiş bulunmakta ve özellikle kazuistik hukuk düzeninde her gün yeni bir yasal düzenleme ile karşı karşıya kalınmaktadır.

Bazı durumlarda birbirinin zıttını söyleyen birbiri ile çelişen kanunlar dahi olduğu gözetildiğinde neticede bir insan olan avukatın her hukuk alanına hakim olması kendisinden beklenemez. Büyüklerimizin deyimiyle bir koltukta iki karpuz taşınmaz.

Gerçekten resmiyette olmasa da fiili durumda avukatlar kendisine bir branş belirlemekte ve belirlediği branş dışı gelen işleri geri çevirmekte oldukları görülmektedir.

Her işi yaparım diyerek her şeyi yarım yamalak yapan bir avukat olmaktansa ben şu işi yaparım diyerek o işi düzgün yapan avukat olmak tercih edilmektedir. Bakıldığında yalnızca ceza avukatlığı yapan bir avukatın bu alanda kendisini geliştirdiği ve insanlara fayda sağladığı seçenekte o avukatla çalışan kişilerin benim avukatım Türkiye’nin en iyi ceza avukatı ile dediklerine şahit olmaktayız. Yine alanına göre ilgili avukatla çalışan kişilerin kendi avukatına Türkiye’nin en iyi boşanma avukatı , Türkiye’nin En İyi İşçi Avukatı gibi yakıştırmalar yaptıkları da çok sık görülmektedir.

Halbuki alanında uzmanlaşmış olan bir avukatın Türkiye’nin en iyi işçi avukatı, Türkiye’nin en iyi boşanma avukatı, Türkiye’nin en iyi ceza avukatı, Türkiye’nin en iyi miras avukatı gibi nitelendirilmelerine gerek de yoktur. Önemli olan Türkiye’nin en iyi avukatı ile çalışmak değil, hukuki probleminiz ile ilgili alanında uzman, anlayışlı, iletişim kabiliyeti iyi olan ve en önemlisi kendinizi yanında rahat ifade edebileceğiniz bir avukatla çalışmaktır.

gaziantep ceza avukatı boşanma avukatı

Avukat Ciğer Sökücü Bir Silah Değildir !

Toplumda çok yaygın bazı cümleler var. Örnek verecek olursak “…….. benim avukatım tuttuğunu koparır, tuttuğunu koparan bir avukat arıyorum, benim avukatım onların ciğerini söker, ciğer sökücü bir avukat arıyorum…..”

Bahsi geçtiği üzere ve özetle ciğer söken ya da tuttuğunu koparan avukat deyimi hoş olmayan ve yanlış bulduğumuz bir tabir. Avukatı içerisine mermi koyulan bir silah gibi gören, husumetin tarafıymış gibi gösteren bu yaklaşım en baştan bir meslek grubuna yapılan haksızlıktır.

Oysaki avukatlar kanunla düzenlenmiş bir meslek grubudur. Etik değerleri ve disiplin kuralları çerçevesinde çalışır. Husumetin tarafı değil husumete taraf olanların yalnızca vekilidir. Bu demek değildir ki avukat müvekkilinin çıkarlarını savunmayacak ? Aksine avukat müvekkilin çıkarlarını hasmının zarara uğrayıp uğramadığını düşünmeden sert bir şekilde savunma yükümlülüğü altındadır.

Ancak buradaki ince çizgi avukatın silah gibi görülmemesi gerektiğidir.

Avukat ile temsil edildiğiniz bir yerde ,bir alacağınız varsa 1 TL si için bile avukat hakkınızın peşindedir, bir ceza yaptırımı ile karşılaşma ihtimaliniz varsa avukat 1 günlük özgürlüğünüzün dahi hesabındadır. Bu temel asli vazifesidir.

Ancak husumetin karşı tarafında bulunan kişiyle de avukat husumetli değildir. Neticede avukat işi icabı bir pozisyonda müvekkilinin çıkarlarına uygun davranmakta ve profesyonel yaklaşım sergilemektedir.
Dolayısıyla size tuttuğunu koparan, ciğerlerini söken , göz açtırmayıp kana kan dişe diş diyen bir avukat tavsiye edildi ise veya doğrudan bu söylemleri dile getiren bir avukatla karşılaştı iseniz oradan uzak durun deriz.

Avukat her şart altında adaletin peşindedir, müvekkilinin çıkarlarını ve haklılıklarını gözetir, pozitif tavır sergiler ve en kötü durumda dahi sağlıklı iletişim kurabilir.

Hasımca ve kaba tavırlar ve söylemler içerisinde bulunan kendisini silah ya da tetikçi olarak gören bir avukat gün gelir o silahı size çevirir.

En İyi Avukat En Hızlı Avukat Değil Menfaatinize Uygun En Doğru Yöntemi Seçen Avukattır

Hukuki problemi olan kişiler genellikle bu problemin de en kısa sürede ortadan kalkmasını isterler. Örnek vermek gerekirse boşanma davası açmak isteyen kişiler boşanma avukatının en hızlı boşayan avukat olmasını isterler.

Ya da ceza davası olan bir kişi en iyi ceza avukatının en hızlı sürede kendisini beraat ettirmesini beklerler. Ya da iş davası açmak isteyen bir işçi en iyi işçi avukatının hakkını en erken sürede alabilen olduğunu düşünür. Bu beklenti her zaman vardır ve olmaya da devam edecektir.

Ancak doğru bir yaklaşım değildir. Nitekim hızlı hareket etmek isterken yapılacak bazı hataların dönüşü olmaz.
Hızlı boşayan avukat olabilmek için mutlaka mahkemede görülmesi lazım gelen bir boşanma davasında müvekkilini ikna ederek anlaşmalı boşanma gerçekleştiren avukat özellikle duruma uygun olmayan bir anlaşma yaparak müvekkilini zarara uğratabilir. Ya da en hızlı şekilde beraat edeceklerini düşünerek bazı araştırmalar hususunda talepte bulunulmayarak ceza alınabilir.

Önemli olan hızlı olmak değildir, haklarınızı doğru bir yöntem tespit ederek savunmaktır.

Bu şekilde hareket ettiğiniz takdirde yine sizin avukatınız sizin için o sorununuz hakkında aslında en iyi avukattır. Dolayısıyla sorununuz hakkında doğru karar almanızı sağlayan avukat sorununuz her neyse o konuda sizin için en iyi avukattır. Bu şekilde olursa örneğin Gaziantep ilinde yaşıyorsanız benim avukatım Gaziantep’in en iyi işçi avukatı veya Gaziantep’in en iyi boşanma avukatı ya da Gaziantep’in en iyi ceza avukatı demenizi de anlayabiliriz.

gaziantep avukatı boşanma avukatı ceza avukatı işçi avukatı

Avukatınızla mutlaka telefonda ön görüşme yapın

Öncelikle her sorun avukat gerektirmeyebilir. Bu hususta ön araştırma yapmanızda fayda var. Eğer gerçekten avukat gerektiren bir sorununuz varsa da öncelikle avukatınızı telefonla arayarak ön görüşme yapmanızda fayda vardır. Nitekim vakit hem sizin için hem de günü onlarca insana bölmek zorunda olan avukatlar için değerlidir.

Telefonda yapılacak ön görüşme size de avukata da kolaylık sağlar.

Ön görüşmede alınan karara göre bilgi belgeler temin edilir, iki taraf için de uygun randevu gün ve saati oluşturulur ve böylelikle yüz yüze yapılacak görüşmenin verimli geçmesi sağlanır.

Avukatınızla Telefonla Ön Görüşme sonrasında mutlaka yüz yüze de görüşün

Telefonla yapılan ön görüşme yalnızca sağlıklı bir yüz yüze görüşme için gerekli kısa bir görüşmedir. Telefonda yapılan görüşmeye nazaran yüz yüze iletişim her zaman daha sağlıklıdır. Karşınızdaki kişiye derdinizi bazen cümlelerle değil halinizle tavrınızla da anlatırsınız.

İletişim kapılarının sonuna kadar açık olduğu en sağlıklı iletişim şekli yüz yüze iletişimdir. Kaldı ki karşılıklı güven ortamının tesisi de en sağlıklı yüz yüze iletişimle tesis edilir. Hem bir muhatabınızın olduğunu bilmek, yeri geldiğinde yanına gidip bir çayını içeceğiniz , son durumunuz hakkında sağlıklı bilgili alabileceğiniz kendinizi güvende hissetmenizi sağlayacak şey yine yüz yüze iletişimdir.

Hem hukuki sorun ciddiyet gerektirir ve ciddi meseleler yüz yüze analiz edilmelidir. Burada ince bir çizgi var, o da karşınızdaki kişinin vaktinin sınırlı ve değerli olduğu, gününü yalnızca size değil sizin gibi birçok kişiye bölmek zorunda olduğu hususu. Evet gerçekten yüz yüze yapılacak görüşmelerde avukatınızın bir meslek yürüttüğünü, bilgisi ile hayatını kazandığını, aldığı işlerde süre sınırlarına uymak zorunda olduğunu unutmayın.

Yüz yüze görüşmede de olsa lüzumsuz detaylarla veya aynı şeyleri tekrarlarla avukatınıza vakit kaybı yaşatmayın, önemli olan hususlar üzerinde gerekli hususlar konuşulduktan sonra görüşmeyi sonlandırın. Bu davranış sizinle aynı problemleri yaşayan diğer insanların da haklarına saygı göstermektir.

gaziantep işçi avukatı ve boşanma avukatı

Hukukta garanti sonuç verilmez, garanti sonuç veren avukat a karşı dikkatli yaklaşın

Hukuk kuralları somut olayın özelliğine göre uygulanan kurallardır. Hakimin takdiri de verilen karar da önemli etkenlerdir. Ayrıca davaya konu iddiaların ispatı için elverişli delillerin de olması gerekmektedir.

Bu da yetmez tüm usul kurallarına riayet edilmesi gerekmektedir. Görüleceği üzere bir davada karara etki eden çok fazla değişken vardır. Bu kapsamda en garanti gördüğünüz davada bile karşınıza çıkan bir durum davayı tersine çevirebilir.

Yine örnek verecek olursak boşanma davasında tanık olarak bildirdiğiniz kimselerin gerçek olayları mahkemeye izah etmesi halinde haklı çıkacaksınız. Ama tanık gösterdiğiniz kimse tanıklığa gelmedi, ya da gelip gerçeğe aykırı beyanlar verdi , ya da hiçbirisi olmasa dahi heyecandan dili tutuldu ve gerçeği anlatamadı. Ne olacak ?

İddia ettiğiniz hususlar tanıkla ispat edilecekti ve tanıklar da bu şekilde aksilik çıktı. Böyle bir olay yaşanıp yaşanmayacağını ne siz ne de avukatınız önceden bilebilir. Diğer değişkenler için de bu durum geçerlidir.

Bu sebeple “……davanızı kesin kazanırız…….”, “ ……..ilk celsede tahliye ederiz……..”, “ …….sizi kesin beraat ettireceğim………”, “…..ilk celsede boşarız, tazminat da alırız, nafaka da alırız, malları da alırız……” gibi cümleler kuran bir avukata karşı dikkatli olmanızı öneririz.

Bu cümleleri kurmak yerine sizi iyice dinleyen, sorunlarınızı anladıktan sonra çözüm önerileri sunan ve tüm ihtimaller hakkında doğru bilgi veren bir avukat olmak gerekir. İşte güvenmeniz gereken avukat da budur.

ceza ve boşanma avukatı gaziantep

Uygun fiyatlı avukat, akraba avukat, tanış avukat değil, dinamik, bilgili ve doğru avukat arayın !

Avukatla niçin çalışmak istediğinizi unutmayın! Haklarınız için, hürriyetiniz için, mağduriyetiniz için, probleminiz için, mesleğiniz için, emeğiniz için, çocuklarınız için, aileniz için gibi. Sayıldığında ne önemli şeyler olduğu dikkatinizi çekmiştir. Hayatınızın kalan kısmını şekillendirecek bu kadar önemli konularda hatır ya da para ne kadar önemsiz kaldığını anlayabilirsiniz. Bir işi daha ucuz diye yetkin olmayan bir avukata teslim edip sonrasında her şeyin ters gitmesi sizin için faciaya dönüşebilecektir.

Veya sırf akrabanız olduğu için alanında uzman olmayan bir avukatla çalışıp sonradan pişman olmak acı verir. Akrabalık ilişkilerinizi de zedeler. Veya tanış avukat derken düşman avukata dönüşebilir. Tüm bunları yaşamak yerine dinamik , bilgili ve alanında uzman bir avukatla her şeyi doğru yaparak ilerlemek üstün menfaatinize uygun olacak davranıştır.

Bu açıklamalar sonrasında avukat tutmak istediğinizde diğer ifade ile avukat arayışınızda doğru kişi ile mi yola çıkacaksınız sorusunun cevabını kendiniz vereceksiniz. Faydalı olması dileğiyle , saygılarımla….

Adalet Bakanlığından:

2021 YILI ARABULUCULUK ASGARİ ÜCRET TARİFESİ

 

Amaç, konu ve kapsam

MADDE 1 – (1) Özel hukuk uyuşmazlıklarının arabuluculuk yoluyla çözümlenmesinde, arabulucu ile uyuşmazlığın tarafları arasında geçerli bir ücret sözleşmesi yapılmamış olan veya ücret miktarı konusunda arabulucu ile taraflar arasında ihtilaf bulunan durumlarda, 7/6/2012 tarihli ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, 2/6/2018 tarihli ve 30439 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği ve bu Tarife hükümleri uygulanır.

(2) Bu Tarifede belirlenen ücretlerin altında arabuluculuk ücreti kararlaştırılamaz. Aksine yapılan sözleşmelerin ücrete ilişkin hükümleri geçersiz olup, ücrete ilişkin olarak bu Tarife hükümleri uygulanır.

Arabuluculuk ücretinin kapsadığı işler

MADDE 2 – (1) Bu Tarifede yazılı arabuluculuk ücreti, uyuşmazlığın arabuluculuk yoluyla çözüme kavuşturulmasını sağlamak amacıyla, arabuluculuk faaliyetini yürüten arabulucular siciline kayıtlı kişiye, sarf ettiği emek ve mesainin karşılığında, uyuşmazlığın taraflarınca yapılan parasal ödemenin karşılığıdır.

(2) Arabuluculuk faaliyeti süresince arabulucu tarafından düzenlenen evrak ve yapılan diğer işlemler ayrı ücreti gerektirmez.

(3) Arabulucu, ihtiyari arabuluculuk süreci başlamadan önce arabuluculuk teklifinde bulunan taraf veya taraflardan ücret ve masraf isteyebilir. Bu fıkra uyarınca alınan ücret arabuluculuk süreci sonunda arabuluculuk ücretinden mahsup edilir. Arabuluculuk sürecinin başlamaması hâlinde bu ücret iade edilmez. Masraftan kullanılmayan kısım arabuluculuk süreci sonunda iade edilir.

(4) Arabulucu, dava şartı arabuluculuk sürecinde taraflardan masraf isteyemez.

(5) Arabulucu, arabuluculuk sürecine ilişkin olarak belirli kişiler için aracılık yapma veya belirli kişileri tavsiye etmenin karşılığı olarak herhangi bir ücret talep edemez. Bu yasağa aykırı olarak tesis edilen işlemler hükümsüzdür.

Arabuluculuk ücretinin sınırları

MADDE 3 – (1) Aksi kararlaştırılmadıkça arabuluculuk ücreti taraflarca eşit ödenir.

(2) Aynı uyuşmazlığın çözümüne ilişkin bu Tarifenin eki Arabuluculuk Ücret Tarifesinin birinci kısmında belirtilen hallerde arabuluculuk faaliyetinin birden çok arabulucu tarafından yürütülmesi durumunda, her bir arabulucuya bu Tarifede belirtilen ücret ayrı ayrı ödenir.

(3) Aynı uyuşmazlığın çözümüne ilişkin bu Tarifenin eki Arabuluculuk Ücret Tarifesinin ikinci kısmında belirtilen hallerde arabuluculuk faaliyetinin birden çok arabulucu tarafından yürütülmesi durumunda, bu Tarifede birden fazla arabulucu için belirtilen orandaki ücret her bir arabulucuya eşit bölünerek ödenir.

Ücretin tümünü hak etme

MADDE 4 – (1) Arabuluculuk faaliyetinin, gerek tarafların uyuşmazlık konusu üzerinde anlaşmaya varmış olması, gerek taraflara danışıldıktan sonra arabuluculuk için daha fazla çaba sarf edilmesinin gereksiz olduğunun arabulucu tarafından tespit edilmesi, gerekse taraflardan birinin karşı tarafa veya arabulucuya, arabuluculuk faaliyetinden çekildiğini bildirmesi veya taraflardan birinin ölümü ya da iflası halinde veya tarafların anlaşarak arabuluculuk faaliyetini sona erdirmesi sebepleriyle sona ermesi hallerinde, arabuluculuk faaliyetini yürütme görevini kabul eden arabulucu, bu Tarife hükümleri ile belirlenen ücretin tamamına hak kazanır.

(2) Arabuluculuk faaliyetine başlandıktan sonra, uyuşmazlığın arabuluculuğa elverişli olmadığı hususu ortaya çıkar ve bu sebeple arabuluculuk faaliyeti sona erdirilir ise, sonradan ortaya çıkan bu durumla ilgili olarak eğer arabulucunun herhangi bir kusuru yoksa, arabuluculuk faaliyetini yürütme görevini kabul eden arabulucu, bu Tarife hükümleri ile belirlenen ücretin tamamına hak kazanır.

Arabuluculuk faaliyetinin konusuz kalması, feragat, kabul ve sulhte ücret

MADDE 5 – (1) İhtiyari Arabuluculuk sürecinde uyuşmazlık, arabuluculuk faaliyeti devam ederken, arabuluculuk faaliyetinin konusuz kalması, feragat, kabul veya sulh gibi arabuluculuk yolu dışındaki yöntem ve nedenlerle giderilirse ücretin tamamına hak kazanılır.

(2) Dava şartı arabuluculuk sürecinde, sehven kayıt, mükerrer kayıt veya arabuluculuğa elverişli olmama nedeniyle sona erdirilmesi hallerinde arabulucuya ücret ödenmez.

Yeni bir uyuşmazlık konusunun ortaya çıkmasında ücret

MADDE 6 – (1) Somut bir uyuşmazlıkla ilgili arabuluculuk faaliyetinin yürütülmesi sırasında, yeni uyuşmazlık konularının ortaya çıkması halinde, her bir uyuşmazlık için ayrı ücrete hak kazanılır.

Arabuluculuk Ücret Tarifesine göre ücret

MADDE 7 – (1) Konusu para olmayan veya para ile değerlendirilemeyen hukuki uyuşmazlıklarda; arabuluculuk ücreti bu Tarifenin eki Arabuluculuk Ücret Tarifesinin birinci kısmına göre belirlenir.

(2) Konusu para olan veya para ile değerlendirilebilen hukuki uyuşmazlıklarda; arabuluculuk ücreti bu Tarifenin eki Arabuluculuk Ücret Tarifesinin ikinci kısmına göre belirlenir.

(3) Arabuluculuk sürecinin sonunda anlaşma sağlanamaması halinde, arabuluculuğun konusu para olan veya para ile değerlendirilebilen hukuki uyuşmazlık olsa bile arabulucu, arabuluculuk ücretini bu Tarifenin eki Arabuluculuk Ücret Tarifesinin birinci kısmına göre isteyebilir.

(4) Arabuluculuk sürecinin sonunda seri uyuşmazlıklarda anlaşma sağlanması halinde, arabuluculuğun konusu para olan veya para ile değerlendirilebilen hukuki uyuşmazlık olsa bile arabulucu, arabuluculuk ücretini bu Tarifenin eki Arabuluculuk Ücret Tarifesinin birinci kısmına göre isteyebilir. Taraflardan birinin aynı olduğu ve bir ay içinde başvurulan en az onbeş uyuşmazlık seri uyuşmazlık olarak kabul edilir.

Arabuluculuk Ücret Tarifesinde yazılı olmayan hallerde ücret

MADDE 8 – (1) Arabuluculuk Ücret Tarifesinde yazılı olmayan haller için, söz konusu Tarifenin birinci kısmındaki diğer tür uyuşmazlıklar için belirlenen ücret ödenir.

Uyuşmazlığın Arabuluculuk-Tahkim Yoluyla Çözülmesinin Önerilmesinde Ücret

MADDE 9 – (1) Arabuluculuk sürecinin sonunda anlaşma sağlanamaması halinde, anlaşamama son tutanağının düzenlenmesinden sonra, arabulucu, tarafları arabuluculuk-tahkim yoluna devam etmeleri konusunda; arabuluculuk-tahkimin esasları, süreci ve hukuki sonuçları hakkında aydınlatıp, arabuluculuk-tahkim yoluyla uyuşmazlığın çözülmesinin sosyal, ekonomik ve psikolojik açıdan faydalarının olabileceğini hatırlatarak teşvik edebilir. Bu teşvik üzerine tarafların, arabuluculuk-tahkim yoluna devam etmeyi ve bir tahkim merkezinin arabuluculuk-tahkim kurallarını veya tahkim kurallarını uygulamayı kabul etmeleri halinde, ilgili tahkim merkezi tarafından arabulucuya, bilgilendirme ücreti ödenir.

Uygulanacak tarife

MADDE 10 – (1) Arabuluculuk ücretinin takdirinde, arabuluculuk faaliyetinin sona erdiği tarihte yürürlükte olan tarife esas alınır.

Yürürlük

MADDE 11 – (1) Bu Tarife 1/1/2021 tarihinde yürürlüğe girer.

EKİ İÇİN TIKLAYINIZ

Adalet Bakanlığından:

YURT DIŞI TEBLİGAT VE İSTİNABE TALEPLERİNDE UYULMASI

GEREKEN USUL VE ESASLARA DAİR TEBLİĞ

 

BİRİNCİ BÖLÜM

Genel Hükümler

Amaç

MADDE 1 – (1) Bu Tebliğin amacı, uluslararası adlî iş birliği çerçevesinde yurt dışı tebligat ve istinabe taleplerinde ödenmesi gereken masrafları belirlemektir.

Dayanak

MADDE 2 – (1) Bu Tebliğ, 25/1/2012 tarihli ve 28184 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 39 uncu maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.

Tanımlar

MADDE 3 – (1) Bu Tebliğde yer alan;

a) Bakanlık: Adalet Bakanlığını,

b) Dış temsilcilik: Diplomatik temsilciliklerle konsoloslukları,

ifade eder.

Uygulanacak hükümler

MADDE 4 – (1) Yurt dışı tebligat ve istinabe taleplerinde, Bakanlıkça bu konuda çıkartılan ve 16/11/2011 tarihinde yürürlüğe giren 63/2 ve 63/3 sayılı Genelgelerde belirtilen usul ve esaslar göz önünde tutulur.

İKİNCİ BÖLÜM

Masraflar

Kapsam

MADDE 5 – (1) Yurt dışı tebligat ve istinabe talebinin gönderilmesi için alınan posta gideri ile yabancı ülke makamlarınca istenilen masraflardan oluşur.

Posta gideri

MADDE 6 – (1) Bakanlık veya dış temsilcilikler aracı kılındığı her bir tebligat veya istinabe talebinde,

a) Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) için 60 TL,

b) Diğer ülkeler için 100 TL,

posta gideri alınır.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Tebligat Talepleri

Tebligat Kanununun 25/a maddesi gereğince yapılacak tebligat

MADDE 7 – (1) 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanununun 25/a maddesi gereğince tebligat talebinde bulunulması halinde, 6 ncı maddede belirtilen posta giderinin ilgilisince Hazine ve Maliye Bakanlığının “Muhtelif Gelirler” hesabına yatırılması sağlanır. Buna dair makbuz örneği, evrakın iletileceği dış temsilciliğe gönderilecek evraka eklenir veya tarih ve sayısı sevk yazısında belirtilir.

Diğer tebligat talepleri

MADDE 8 – (1) 7201 sayılı Tebligat Kanununun 25/a maddesi dışındaki tebligat taleplerinde tebligat evrakı:

a) KKTC için KKTC Yüksek Mahkemesi Başkanlığına,

b) Diğer ülkeler için ilgili ülke yetkili makamlarına,

doğrudan gönderilir.

(2) Birinci fıkra uyarınca Bakanlık veya dış temsilcilikler aracı kılınmaksızın doğrudan yabancı ülke makamlarına iletilen tebligat talepleri için 6 ncı maddedeki posta masrafının yatırılması gerekmez.

Yabancı ülke makamlarınca istenen masraflar

MADDE 9 – (1) Tebligat Kanununun 25/a maddesi dışındaki tebligat taleplerinde, yabancı ülke makamları aracılığıyla yapılacak tebligatlarda aşağıda belirtilen ülke uygulamaları esas alınır:

a) Amerika Birleşik Devletleri;

1) 95 ABD doları tutarındaki masraf, tebligatın yapılacağı muhatabın adı belirtilerek banka hesabına (ABC Legal adına Wells Fargo Bank, SWIFT No: WFBIUS6S account no: 2007107119 USA, ABA routing no: 121000248 belirtilmek suretiyle) yatırılması veya (abclegal.com) sitesi üzerinden online olarak ödenmesi sağlanır.

2) Makbuz örneği tebligat evrakı ile birlikte “ABC LEGAL, 633 Yesler Way, Seattle, WA 98104, USA” adresine gönderilir.

3) ABD Hükümetine yapılacak tebligatlarda 95 ABD doları masraf yatırılmaz.

b) Avustralya;

1) Tebligat yapılacak adresteki posta kodu 2 (NSW) ile başlıyorsa 69 Avustralya doları, Australian Capital Territory (ACT) Eyaleti için 372 Avustralya doları, 08 veya 09 (Northern Territory) ile başlıyorsa yetkili memurun ofisine 25 km'ye kadar olan mesafeler için 151 Avustralya doları, posta kodu 4 (Queensland Eyaleti) ile başlıyorsa bir kişi için yapılacak bir saatlik tebligat hizmetinin karşılığının 110,10 Avustralya doları (tebligat yapılacak adresin 8 km’lik alanın ötesinde olması halinde gidilen her ilave km için 3,90 Avustralya doları, tebligat hizmetinin yerine getirilme süresi 1 saati aşıyorsa, her ilave saat başına 34,50 Avustralya doları, eğer tebligat hizmeti iki veya daha fazla kişi için yerine getirilecekse de 19,80 Avustralya doları) tutarındaki çekin Sidney Başkonsolosluğumuz adına, diğer posta kodları söz konusu olduğunda ise, Melburn ve yakın çevresi için 110 Avustralya doları, Viktorya Eyaleti'nde Melburn ve yakın çevresi dışındaki bölgeler için 170 Avustralya doları, görev bölgesindeki Viktorya dışındaki eyaletlerde (Güney Avustralya, Batı Avustralya ve Tazmanya) başkentlerin merkezlerine 40 km'den uzak olmayan yerler için 200 Avustralya doları tutarında çekin Melburn Başkonsolosluğumuz adına düzenlenmesi sağlanır.

c) Bahamalar;

1) Muhatabın gerçek kişi olması halinde 80 ABD doları, muhatabın şirket olması halinde 160 ABD doları veya karşılığı Türk lirasının mahkeme veznesine avans olarak yatırılması ve tebligat işlemi sonucunda Bahamalar makamlarınca istenilen masrafın ödenmesi sağlanır.

ç) Belçika;

1) Belçika makamları 165 avro masrafın peşin ödenmesini talep etmektedir. Ayrıca, adrese göre masrafın yatırılacağı banka hesabı ve tebligat evrakının düzenleneceği dil değişmektedir. Bu nedenle tebligat evrakının düzenlenmesinden önce, tebligat yapılması istenen muhatabın adresi belirtilerek evrakın düzenleneceği dil ve masrafın yatırılacağı banka hesap numarasının bildirilmesi hususlarında, “dh1965@just.fgov.be” adresine, konu kısmına “new request for bank details and transaction reference” yazılarak e-posta gönderilir. Bildirilecek hesaba masrafın yatırılması sağlanır ve makbuz örneği evraka eklenir.

d) Estonya;

1) Kural olarak tebligat taleplerinin yerine getirilmesi ücretsizdir. Ancak, talep eden makamca tebligatın adlî memur aracılığıyla yapılmasının istenilmesi halinde 60 avro veya karşılığı Türk lirasının mahkeme veznesine avans olarak yatırılması ve tebligat işlemi sonucunda Estonya makamlarınca istenilen masrafın ödenmesi sağlanır.

e) Fransa;

1) “Chambre Nationale des Huissiers de Justice” adına havaleyi yapanın kimliği ve tebligatın yapılacağı muhatabın adıyla birlikte dosya numarası yazılmak suretiyle "BNP Paribas IDF Institutions (02837) RIB: 30004 02837 00011021524 94 IBAN: FR76 3000 4028 3700 0110 2152 494 BIC: BNPAFRPPXXX" hesabına, 48,75 avro yatırılması sağlanır, makbuz evrak ile birlikte “Ministère de la Justice Direction des Affaires Civiles et du Sceau Bureau du droit de l'Union, du droit international privé et de l'entraide civile (BDIP) 13, Place Vendôme 75042 Paris Cedex 01 France" adresine gönderilir.

f) Kanada;

1) Alıcısı kısmına “Canada” ifadesi eklenmeksizin, “Ministry of Finance” yazılı 100 Kanada doları tutarındaki çek, evrak ile birlikte ilgili dış temsilciliğimize gönderilir.

2) Tebligat yapılacak adres Alberta Eyaleti sınırları içerisinde ise düzenlenecek 100 Kanada doları tutarındaki çekin alıcısı kısmına "Canada" ifadesi eklenmeksizin "Government of Alberta", adres Ontario Eyaleti sınırları içerisinde ise “Ministry of Finance of Ontario” yazılır.

3) Çeklerin 6 aydan daha eski tarihli olması halinde Kanada makamlarınca işleme alınmadığı hususuna dikkat edilmelidir.

4) Quebec Eyaleti (https://sites.justice.gouv.qc.ca/SPEI/SPEI/en) internet adresi üzerinden kredi kartı ile online ödeme yapılmasını kabul etmekte olup, ödeme yapıldığına dair belge örneği evrak ile birlikte gönderilir.

g) Kuzey İrlanda;

1) 70 GBP veya karşılığı Türk lirasının mahkeme veznesine avans olarak yatırılması ve tebligat işlemi sonucunda Kuzey İrlanda makamlarınca istenilen masrafın ödenmesi sağlanır.

ğ) Letonya;

1) “Council of Sworn Bailiffs” adına, muhatabın ismi ile dosya numarası yazılmak suretiyle “Registration No. 90001497619 Registered office: 82-3 Brivibas Street, Riga, LV-1001, Latvia Bank: Swedbank AS Account No: LV93HABA0551038096742 SWIFT code: HABALV22” hesabına 113,97 avro yatırılması sağlanır, makbuz evrak ile birlikte "Council of Sworn Bailiffs Lacplesa Street 27-32 Riga, LV-1011 Latvia" adresine gönderilir.

h) Litvanya;

1) “Chamber of Judicial Officers of Lithuania” adına, muhatabın ismi ile dosya numarası yazılmak suretiyle “IBAN: LT92 4010 0424 0031 5815, AB "DnB bankas", code of legal entity 126198978” hesabına 110 avro yatırılması sağlanır, makbuz evrak ile birlikte "Ministry of Justice, Lietuvos Respublikos Teisingumo Ministerija, Gedimino ave. 30, LT-01104 Vilnius LITHUANIA" adresine gönderilir.

ı) San Marino;

1) “Ufficio Registro e Ipoteche della Repubblica di San Marino” adına, muhatabın ismi ile dosya numarası yazılmak suretiyle “IBAN: SM44 A032 2509 8000 0001 0005 403 SWIFT CODE: ICSMSMSMXXX” hesabına 50 avro yatırılması sağlanır, makbuz evrak ile birlikte “Tribunale Unico of the Republic of San Marino, Via 28 Luglio n. 194, 47893 Borgo Maggiore, Repubblica di San Marino” adresine gönderilir.

i) Singapur;

1) 80 Singapur doları masraf talep edilmektedir. Singapur doları Ülkemizde dolaşımda bulunmadığından, karşılığı ABD doları veya Türk lirasının mahkeme veznesine avans olarak yatırılması ve tebligat işlemi sonucunda Singapur makamlarınca istenilen masrafın ödenmesi sağlanır.

j) Tayland;

1) 450 baht masraf talep edilmektedir. Tayland bahtı Ülkemizde dolaşımda bulunmadığından, karşılığı ABD doları veya Türk lirasının mahkeme veznesine avans olarak yatırılması ve tebligat işlemi sonucunda Tayland makamlarınca istenilen masrafın ödenmesi sağlanır.

k) Yunanistan;

1) “Hellenic Ministry of Justice, Transparency & Human Rights” adına, muhatabın ismi ile dosya numarası yazılmak suretiyle “Bank of Greece, Bank Account Number: 23/2341147896, IBAN: GR9101000230000002341147896, Swift Code: BNGRGRAA” hesabına 50 avro yatırılması sağlanır, makbuz evrak ile birlikte "Ministry of Justice Directorate of Legislative Work, International Legal Relations and International Judicial Cooperation Department of International Judicial Cooperation in Civil and Criminal Cases 96 Mesogeion Av. Athens 11527 Greece” adresine gönderilir.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

İstinabe Talepleri

Posta gideri

MADDE 10 – (1) Bakanlık veya dış temsilciliklerin aracı kılındığı her istinabe talebinde, 6 ncı maddede belirtilen posta giderinin ilgilisince Hazine ve Maliye Bakanlığının “Muhtelif Gelirler” hesabına yatırılması sağlanır.

(2) Buna dair makbuz örneğinin, Bakanlığa gönderilen evraka eklenmesi veya tarih ve sayısının Bakanlığa yazılan sevk yazısında belirtilmesi gerekir.

Diğer masraflar

MADDE 11 – (1) Tüm istinabe taleplerinde, talepte bulunulan yabancı ülke makamı tarafından istenilmesi halinde masrafın ödeneceğine dair ilgilisinden Türkçe taahhütname alınır, taahhütnamenin bir sureti, tercüme ettirilmeksizin sevk yazısına eklenir, istinabe talepnamesinde ek olarak belirtilmez.

(2) Bilirkişi incelemesi istenilen istinabe taleplerinde, yabancı ülke makamlarınca talep edildiğinde ödenmek üzere, 1.000 TL’nin mahkeme veznesine avans olarak yatırılması sağlanır.

(3) DNA testi istenilen hallerde 4.000 TL, kan tahlili yapılması istenilen hallerde 1.500 TL, Türkiye’de yapılacak tahlil ve DNA testi işlemlerine esas olmak üzere yurt dışından kan veya doku örneğinin alınması istenilen hallerde 1.000 TL’nin mahkeme veznesine avans olarak yatırılması sağlanır.

Yabancı ülke makamlarınca istenilen masraflar

MADDE 12 – (1) Yabancı ülke makamlarınca yerine getirilecek istinabe taleplerinde aşağıda belirtilen ülke uygulamaları esas alınır:

a) Almanya;

1) Dinlenecek her bir tanık için 2.200 TL,

2) Ekonomik ve sosyal durum araştırmaları için 1.000 TL,

avansın mahkeme veznesine yatırılması sağlanır.

3) Köln şehrindeki adres tespitleri için "Sparkkasse Köln-Bonn, IBAN: DE89 3705 0198 0093 1329 75, BIC: COLSDE33XXX" banka hesap numarasına açıklama kısmına "9709.000.1230.7" nolu muhasebe numarası ve dosya numarası yazılmak suretiyle 11 avro yatırılarak makbuz örneği Bakanlığa gönderilecek sevk yazısına eklenir.

4) Kiel şehri ile Essen ve Düsseldorf Başkonsolosluğumuzun görev bölgesindeki şehirlerde adres tespit talepleri için istenilen 13 avro veya karşılığı Türk lirasının mahkeme veznesine avans olarak yatırılması sağlanır.

b) Danimarka;

1) DNA testi taleplerinde asgari 8.953 Danimarka kronunun (Baba, anne ve çocuk dahil) mahkeme veznesine avans olarak yatırılması sağlanır.

2) Adres tespiti taleplerinde 115 Danimarka kronunun mahkeme veznesine avans olarak yatırılması sağlanır.

3) Kan tahlili ve kan örneği alınması taleplerinde ise talebin içeriğine göre bildirilecek ücret Kopenhag Büyükelçiliği “Hesap sahibi: Turkish Embassy, Banka adı: Danske Bank-Danimarka, Şube No: 4001, Hesap No: 10409381, IBAN No: DK09 3000 0010 4093 81, SWIFT Kodu: DABADKKK” hesabına yatırılması sağlanır.

c) Kanada;

1) Quebec Eyaleti’nde dinlenecek her bir tanık için 1.500 TL’nin mahkeme veznesine avans olarak yatırılması sağlanır. Bu husus Bakanlığa gönderilecek sevk yazısında belirtilir.

ç) Kongo Demokratik Cumhuriyeti;

1) 100 ABD dolarının mahkeme veznesine avans olarak yatırılması sağlanır.

(2) Bunların dışında kalan istinabe taleplerinde, devletler nadiren masraf talep ettiklerinden posta gideri dışında avans alınmaz.

BEŞİNCİ BÖLÜM

Ortak Hükümler

Ülkemizde dolaşımda bulunmayan paralar

MADDE 13 – (1) Yabancı ülke makamlarınca yurt dışı tebligat ve/veya istinabe talebinin yerine getirilmesi için Ülkemizde dolaşımda bulunmayan para cinsinden masraf istenilmesi halinde, Ülkemizde bulunan bankalardan birine başvuru yapılarak, yurt dışı muhabir bankaların verdiği hizmetlerden faydalanmak suretiyle istenilen para cinsinden ödemenin yapılması sağlanır.

Masrafın hazineden karşılandığı talepler

MADDE 14 – (1) Adlî yardım talepli veya kamu davası niteliğinde bulunması nedeniyle masrafların resen Hazineden karşılandığı dosyalarda;

a) İstenilen posta giderinin Hazineden karşılanmak suretiyle Hazine ve Maliye Bakanlığının “Muhtelif Gelirler” hesabına yatırılması sağlanır. Makbuz örneği Bakanlığa gönderilecek sevk yazısına eklenir veya tarih ve sayısı yazıda belirtilir.

b) Yabancı ülke makamlarınca peşin istenilen masrafların Hazineden karşılanmak suretiyle yatırılması sağlanır. Makbuz örneği adlî yardımlaşma evrakına eklenir.

c) Avans olarak vezneye yatırılması istenilen masraflar yatırılmaz. Bununla birlikte, işlemin tamamlanmasından sonra istenilen masrafın Hazineden karşılanmak suretiyle yatırılması sağlanır. Makbuz örneği Bakanlığa gönderilir.

ç) “Taahhütname” alınmaz.

Avansların yatırılması

MADDE 15 – (1) Yukarıdaki maddeler uyarınca masrafın mahkeme veznesine avans olarak yatırılmasının istenildiği durumlarda;

a) Avansın yurt dışı tebligat ve/veya istinabe talep eden kurumun kendi hesabına ya da veznesine yatırılması,

b) Makbuz örneğinin Bakanlığa gönderilecek sevk yazısına eklenmesi veya tarih ve sayısının yazıda belirtilmesi,

c) Makbuz örneğinin tercüme ettirilmemesi ve yabancı makama gönderilecek tebligat ve/veya istinabe talepnamesinde ek olarak belirtilmemesi, takım evraka eklenmemesi,

gerekir.

ALTINCI BÖLÜM

Son Hükümler

Yürürlük

MADDE 16 – (1) Bu Tebliğ 1/1/2021 tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 17 – (1) Bu Tebliğ hükümlerini Adalet Bakanı yürütür.

Adalet Bakanlığından:

2021 YILI BİLİRKİŞİLİK ASGARİ

ÜCRET TARİFESİ

Amaç

MADDE 1 – (1) Bu Tarifenin amacı, 3/11/2016 tarihli ve 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu ile 3/8/2017 tarihli ve 30143 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Bilirkişilik Yönetmeliği gereğince bilirkişilere ödenecek ücret ve giderlerin miktarı ile bunların ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirlemektir.

Kapsam

MADDE 2 – (1) Adli ve idari yargı alanında yürütülen her türlü bilirkişilik faaliyetine ilişkin bilirkişi ücretleri bu Tarife esas alınarak belirlenir.

Dayanak

MADDE 3 – (1) Bu Tarife, Bilirkişilik Kanununun 6 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (ğ) bendi ile Bilirkişilik Yönetmeliğinin 57 nci maddesinin ikinci fıkrasına dayanılarak hazırlanmıştır.

Bilirkişi ücreti

MADDE 4 – (1) Bilirkişi ücreti, bilirkişiye sarf etmiş olduğu emek ve zaman karşılığında ödenen ücrettir.

Giderler

MADDE 5 – (1) Bilirkişinin, görevlendirmenin mahiyetine uygun inceleme, ulaşım, konaklama, yemek ve diğer mutad giderleri belgesi karşılığında ayrıca ödenir. Ödemeler, rayiç bedeller dikkate alınarak yapılır ve ibraz edilen belgeler dosyasında saklanır.

Bilirkişi ücretleri

MADDE 6 – (1) Bu Tarifeye göre verilecek bilirkişi ücretleri aşağıda gösterilmiştir:

 

a) İcra ve iflas daireleri ile satış memurluklarında görülen işler için

240,00 TL

b) Sulh hukuk ve tüketici mahkemelerinde görülen dava ve işler için

240,00 TL

c) İcra hukuk ve icra ceza mahkemelerinde görülen dava ve işler için

240,00 TL

ç) Asliye hukuk mahkemelerinde görülen dava ve işler için

400,00 TL

d) Aile, iş ve kadastro mahkemelerinde görülen dava ve işler için

320,00 TL

e) Asliye ticaret ile fikri ve sınaî haklar mahkemelerinde görülen dava ve işler için

485,00 TL

f) İdare ve vergi mahkemelerinde görülen dava ve işler için

400,00 TL

g) Cumhuriyet başsavcılıklarında yürütülen soruşturmalar için

240,00 TL

ğ) Sulh ceza hâkimliklerinde görülen işler için

240,00 TL

h) Asliye ceza mahkemelerinde görülen dava ve işler için

400,00 TL

ı) Ağır ceza mahkemelerinde görülen dava ve işler için

485,00 TL

i) Bölge adliye ve bölge idare mahkemelerinde görülen dava ve işler için

510,00 TL

j) Yargıtay ve Danıştay’da ilk derece mahkemesi sıfatıyla görülen dava ve işler için

640,00 TL

 

Tarifede belirtilen ücretlerin artırılması

MADDE 7 – (1) Görevlendirmeyi yapan merci, hayatın olağan akışına ve anayasal hak arama özgürlüğüne uygun olarak, aşağıdaki hususları dikkate alarak resen veya talep üzerine bu Tarifede yazılı bilirkişi ücretlerini artırabilir:

a) Bilirkişinin vasfı veya ilgili uzmanlık alanında bilirkişi temininde yaşanan güçlük,

b) Uyuşmazlığın niteliği, dosya ve eklerinin kapsamı,

c) Bilirkişinin görevlendirme yapılan yere gelmesi için gereken süre,

ç) İnceleme için geçirilen süre,

d) İncelemenin keşif yapılmasını gerektirmesi halinde keşifte geçirilen süre.

Tarifede belirtilen ücretlerin azaltılması

MADDE 8 – (1) Görevlendirmeyi yapan merci, işin mahiyetinin gerektirmesi halinde bu Tarifede yazılı bilirkişi ücretlerini indirebilir.

Seri dosyalarda bilirkişi ücreti

MADDE 9 – (1) Ayrı bir inceleme ve araştırmayı gerektirmeyen seri dosyalarda işin mahiyetine göre bu Tarifede yazılı bilirkişi ücretlerinden görevlendirmeyi yapan merci tarafından uygun görülecek miktarda indirim yapılır.

Ek rapor için bilirkişi ücreti

MADDE 10 – (1) Görevlendirme kararında belirlenen sorular dışında ayrıca bilgi talep edilmesi halinde talebin içeriğine göre bilirkişiye, merci tarafından takdir edilecek miktarda ek ücret ödenebilir.

(2) Bilirkişi raporundaki eksiklik veya belirsizliğin giderilmesi ya da açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için ek rapor istenmesi halinde ayrıca bir ücret ödenmez.

(3) Görevlendirme kararında bilirkişiden cevaplaması istenilen soruların bir veya birkaçının bilirkişi tarafından cevaplanmaması nedeniyle ek rapor istenmesi halinde ayrıca bir ücret ödenmez.

Giderler için avans ödemesi

MADDE 11 – (1) Bilirkişinin ulaşım ve konaklama giderleri ile raporun hazırlanması için yapılması gereken harcamalar dikkate alınarak bilirkişinin talebi ve görevlendirmeyi yapan merciin uygun görmesi halinde, ileride bu Tarifenin beşinci maddesine göre ödenecek tutardan mahsup edilmek kaydıyla avans ödemesi yapılabilir.

Ücretin ödenmemesi

MADDE 12 – (1) Bilirkişilik Yönetmeliğinin 51 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca yapılan görevlendirmeye aykırı olarak rapor düzenlenmesi halinde, görevlendirme yapan merci tarafından ücret veya gider adı altında ödeme yapılmamasına veya aykırılığın niteliğine göre takdir edilen ücret ve giderlerde indirim yapılmasına karar verilebilir.

Ücretin ödenmesi

MADDE 13 – (1) Görevli personel tarafından bilirkişi ücretinden vergi kesintisi yapıldıktan sonra kalanı bilirkişiye ödenir.

(2) Tarifenin beşinci maddesine göre belirlenen giderler herhangi bir kesinti yapılmaksızın ayrı bir sarf kararına istinaden ödenir.

Uygulanacak tarife

MADDE 14 – (1) Bilirkişi ücretinin tayininde, görevlendirmenin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan tarife esas alınır.

Yürürlükten kaldırılan tarife

MADDE 15 – (1) 30/5/2019 tarihli ve 30789 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2019 Yılı Bilirkişilik Asgari Ücret Tarifesi yürürlükten kaldırılmıştır.

Yürürlük

MADDE 16 – (1) Bu Tarife 1/1/2021 tarihinde yürürlüğe girer.

ARABULUCULUK NİHAİ TUTANAĞININ SUNULMAMASI GEREKÇESİYLE DAVANIN REDDİ

Özet : Arabuluculuk Tutanağı Uyap Sisteminden Kolaylıkla Görülebileceği Uyap Kayıtlarından Temin Edilebilecek Bir Belgenin Asıl Olarak Kabulünün Gerekeceği Bu Nedenle Mahkemece Arabuluculuk Nihai Tutanağının Yasal Süre İçerisinde Sunulmadığı Gerekçesi İle Davanın Usulden Reddine Karar Verilmesinin Usul ve Yasaya Aykırı Olduğu

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi

14. Hukuk Dairesi

Esas : 2020/636

Karar : 2020/1052

Karar Tarihi : 9.10.2020

* TİCARİ ALIM SATIMDAN KAYNAKLANAN İTİRAZIN İPTALİ ( Arabulucuya Başvurulmasının Dava Şartı Olduğuna Dair Değerlendirme İsabetli İse de Davacının İş Bu Davayı Açmadan Önce Arabulucuya Başvurduğu Anlaşmaya Varılamadığına İlişkin Tutanağın Mevcut Olduğu Tutanağın Uyap Sisteminden Kolaylıkla Görülebileceği Uyap Kayıtlarından Temin Edilebilecek Bir Belgenin Asıl Olarak Kabulünün Gerekeceği Bu Nedenle Mahkemece Arabuluculuk Nihai Tutanağının Yasal Süre İçerisinde Sunulmadığı Gerekçesi İle Davanın Usulden Reddine Karar Verilmesinin Usul ve Yasaya Aykırı Olduğu )

* DAVA ŞARTI ARABULUCULUK ( İtirazın İptali Davalarında Arabulucuya Başvurulmasının Dava Şartı Olduğu/Davacının İş Bu Davayı Açmadan Önce Arabulucuya Başvurduğu Anlaşmaya Varılamadığına İlişkin Tutanağın Mevcut Olduğu Dava Dilekçesinde Arabuluculuk Son Tutanağının Düzenlendiğinden Bahsedildiği Tutanağın Uyap Sisteminden Kolaylıkla Görülebileceği Uyap Kayıtlarından Temin Edilebilecek Bir Belgenin Asıl Olarak Kabulünün Gerekeceği Bu Nedenle Mahkemece Arabuluculuk Nihai Tutanağının Yasal Süre İçerisinde Sunulmadığı Gerekçesi İle Davanın Usulden Reddine Karar Verilemeyeceği )

* ARABULUCULUK NİHAİ TUTANAĞININ SUNULMAMASI GEREKÇESİYLE DAVANIN REDDİ ( İtirazın İptali - Tutanağın Uyap Sisteminden Kolaylıkla Görülebileceği Uyap Kayıtlarından Temin Edilebilecek Bir Belgenin Asıl Olarak Kabulünün Gerekeceği Bu Nedenle Mahkemece Arabuluculuk Nihai Tutanağının Yasal Süre İçerisinde Sunulmadığı Gerekçesi İle Davanın Usulden Reddine Karar Verilmesinin Usul ve Yasaya Aykırı Olduğu )

6102/m.4,5/A

6100/m.115/2

ÖZET : Dava, ticari alım satımdan kaynaklanan itirazın iptali davasıdır. İtirazın iptali davalarında arabulucuya başvurulmasının TTK'nın 5/A maddesi uyarınca dava şartı olduğuna dair ilk derece mahkemesinin değerlendirmesi isabetli ise de; davacının, iş bu davayı açmadan önce arabulucuya başvurduğu, arabulucunun katılımıyla düzenlenmiş olan anlaşmaya varılamadığına ilişkin 29.08.2019 tarihli tutanağın mevcut olduğu; dava dilekçesinde arabuluculuk son tutanağının düzenlendiğinden bahsedildiği, tutanağın UYAP sisteminden kolaylıkla görülebileceği, UYAP kayıtlarından temin edilebilecek bir belgenin asıl olarak kabulünün gerekeceği, bu nedenle mahkemece, arabuluculuk nihai tutanağının yasal süre içerisinde sunulmadığı gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmaktadır.

DAVA : Taraflar arasında görülen itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonucunda, ilamda yazılı nedenlerle davanın usulden reddine ilişkin verilen karara karşı, davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalı borçludan olan alacağının tahsili için 02/05/2019 tarihinde Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile takibe başlandığını, ödeme emrinin davalıya tebliğ edildiğini, davalının süresinde icra takibine haksız ve yersiz olarak itirazda bulunarak takibi durdurduğunu, davalının müvekkiline olan borcunun faturaya dayanmakta olup, belge ile ispat olunduğunu belirterek davalının ödeme emrine haksız olarak yapmış olduğu itirazın iptaline ve icra takibinin devamına, kötü niyetli olarak itirazda bulunan borçlu aleyhine %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Dava dilekçesi karşı tarafa tebliğ edilmeden dosya üzerinden karar verildiğinden, davalı tarafın cevabı yoktur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : İlk derece mahkemesince, dosya üzerinden yapılan değerlendirme sonucunda; "...7155 Sayılı Kanunla 6102 Sayılı TTK'na 5/A maddesi eklenmiş ve anılan kanun hükmü ile ticari davalarda arabuluculuk dava şartı olarak kabul edilmiştir. 6102 Sayılı TTK'nun 5/A maddesine göre; 'Bu Kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir.' Aynı yasa ile 6325 Sayılı kanuna eklenen 18/A maddesine göre ise 'Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içerisinde mahkeye sunulması, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmezse dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilir.' Somut olayda uyuşmazlık; itirazın iptali istemine olup, her iki tarafın tacir olması nedeniyle davanın TTK'nın 4. maddesi uyarınca ticari dava niteliğinde olduğu hususu açıktır. Yukarıda belirtildiği üzere ticari davalarda konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiştir. İşbu davada davacı tarafa arabuluculuk son tutanağı aslı veya arabulucu tarafından onaylı örneğini sunması için kesin süre verilmiş olup, yasal süresinde sunulmadığı" gerekçesiyle, davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle, HMK'nın 115/2. maddesi uyarınca usulden reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davadaki uyuşmazlık konusu ile ilgili olarak Bakırköy Arabuluculuk Bürosunun ... dosya numara ve .. arabuluculuk numarası ile arabuluculuk işlemlerinin tamamlandığı, 05.09.2019 tarihli tensip zaptının 3 numararı ara kararı uyarınca arabuluculuk son tutanağının aslı mahkemeye sunulduğunu ve sunulduğuna dair alındı belgesinin kalem personelince verildiğini, her ne kadar arabululuculuk son tutanağı dava dosyası arasına konulmuş olsa da dosya arasından çıkmış/çıkarılmış veya kaybolması sonucunda mahkemece son tutanak aslı sunulmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddedildiğini, davanın arabuluculuk son tutanağının verilen kesin süreye rağmen yasal süre içerisinde sunulmadığı yönündeki ilk derece mahkemesinin gerekçesinin yerinde olmadığını belirterek, ilk derece mahkemesinin usul ve yasaya aykırı kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE : Dava, hukuki niteliği itibariyle, ticari alım satımdan kaynaklanan itirazın iptali davasıdır. İlk derece mahkemesince, zorunlu arabuluculuğa ilişkin dava koşulunun gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.

Bu karara karşı davacı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, davacı tarafından ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. 6/12/2018 tarihli, 7155 Sayılı Kanun'un 20. maddesiyle TTK'ya eklenen 5/A maddesi uyarınca, "(1) Bu Kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesi uyarınca, "(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." TTK'nın 5/A maddesine göre, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Davanın konusu (müddeabih), dava dilekçesindeki talep sonucu, yani neticei talep esas alınarak belirlenir. Neticei talebin bir para alacağının tahsili veya tazminata ilişkin olduğu durumlarda, arabulucuya başvuru yapılmış olması dava şartıdır. İtirazın iptali davalarında davacı, bir para alacağının tahsilini amaçladığından, dava açılmadan önce, yukarıdaki yasal düzenlemeye göre arabulucuya başvurulmuş ve arabulucu tarafından onaylanmış anlaşmaya varılamadığına ilişkin tutanağın dava dilekçesine eklenmiş olması dava şartıdır.

Bu hukuki açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; itirazın iptali davalarında arabulucuya başvurulmasının TTK'nın 5/A maddesi uyarınca dava şartı olduğuna dair ilk derece mahkemesinin değerlendirmesi isabetli ise de; davacının, iş bu davayı açmadan önce arabulucuya başvurduğu, arabulucunun katılımıyla düzenlenmiş olan anlaşmaya varılamadığına ilişkin 29.08.2019 tarihli tutanağın mevcut olduğu; dava dilekçesinde arabuluculuk son tutanağının düzenlendiğinden bahsedildiği, tutanağın UYAP sisteminden kolaylıkla görülebileceği, UYAP kayıtlarından temin edilebilecek bir belgenin asıl olarak kabulünün gerekeceği, bu nedenle mahkemece, arabuluculuk nihai tutanağının yasal süre içerisinde sunulmadığı gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmaktadır.

Açıklanan bu gerekçelerle, ilk derece mahkemesince dava şartlarına aykırı karar verildiği anlaşılmakla, HMK'nın 353/1.a.4. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.a.4. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi'nin istinafa konu kararının KALDIRILMASINA,

2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,

3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının ilk derece mahkemesince talep halinde iadesine,

4-Davacı tarafından istinaf kanun yolu aşamasında yapılan yargılama giderlerinin, esas hükümle İlk Derece Mahkemesi tarafından, yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,

5-Gerekçeli kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara tebliğine dair; Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.

Daha fazla bilgi için doğrudan 05325740383 numaralı telefondan veya diğer iletişim yollarından irtibata geçebilirsiniz.

Avukatlık Ücret Sözleşmesinde , Ücretin Net Mi Brüt Mü Olduğu Belirtilmemişse KDV Dahil Olarak Belirlenmiş Olduğunun Kabulü Gerekir

Avukatlık Ücret Sözleşmesinde , Ücretin Net Mi Brüt Mü Olduğu Belirtilmemişse KDV Dahil Olarak Belirlenmiş Olduğunun Kabulü Gerekir

Özet : Avukatlık ücret sözleşmesinde , ücretin net mi brüt mü olduğu belirtilmemişse ,KDV dahil veya KDV hariç denilmemişse ...KDV Kanununun 8. maddesine göre vergi mükellefinin mal ve ya hizmeti sağlayan kişi olması karşısında sözleşmenin ücrete ilişkin 2.maddesinde belirlenen miktarların KDV dahil olarak belirlenmiş olduğunun kabulü gerekir.

Yargıtay

13. Hukuk Dairesi (Kapatılan)

Esas : 2017/8393

Karar : 2020/5525

Karar Tarihi : 30/06/2020

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalılar ile aralarında 10/04/2006 tarihli avukatlık ücret sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeyle davalı ... Konfeksiyon San. ve Tic. Ltd. Şti. Hakkında iflas ertelemesi davası açması için 150.000 TL sair işler için aylık 10.000 TL avukatlık ücreti ödenmesinin kararlaştırıldığını, sözleşmenin imzalanmasının üzerinden 68 ay geçmiş olmasına rağmen kendisine bu güne kadar yalnızca 133.000 TL ödeme yapıldığını ileri sürerek 657.000 TL+KDV olmak üzere bakiye 775.260 TL ücret alacağının davalılardan müteselsilen ve müştereken tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, davanın kabulüne 657.000 TL vekalet alacağı ile 118.260,00 TL KDV alacağının davanın açıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalılarca temyiz edilmiştir.

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalıların aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2-Dava, akdi vekalet ücreti alacağının tahsiline ilişkindir. Tarafların arasındaki 10/04/2006 tarihli avukatlık ücret sözleşmesiyle davacı avukata iflas erteleme konulu dava için 150.000 TL, diğer kanuni iş ve işlemlerinden dolayı aylık 10.000 TL vekalet ücreti ödeneceği kararlaştırılmıştır. Mahkemece her ne kadar sözleşmeye göre belirlenen vekalet ücretine %18 oranında hesaplanan KDV tutarı da dahil edilerek hesaplama yapılmışsa da sözleşmede ücretin net mi brüt mü belirlendiği konusunda bir açıklık bulunmayıp, KDV Kanununun 8. maddesine göre vergi mükellefinin mal ve ya hizmeti sağlayan kişi olması karşısında sözleşmenin ücrete ilişkin 2.maddesinde belirlenen miktarların KDV dahil olarak belirlenmiş olduğunun kabulü gerekir. Sözleşmenin 5. maddesinde vekil edilenlere ait olduğu belirtilen vergi, resim ve harç gibi giderlerin işin yapılması için gerekli olan giderler olduğu açıkça belirtilmiş olduğundan sözleşmenin bu hükmünden de ücretin KDV hariç belirlendiği sonucunu çıkarmak mümkün değildir.

Hal böyle olunca Mahkemece sözleşmede KDV dahil ücret belirlendiği hususu göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : 1.bentte açıklanan nedenlerle davalıların sair temyiz sebeplerinin reddine, 2.bentte açıklanan nedenlerle kararın davalılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın davalılara iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30/06/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Daha fazla bilgi için doğrudan 05321670913 numaralı telefondan veya diğer iletişim yollarından irtibata geçebilirsiniz.

AVUKATLIK KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN

Önemli hatırlatma..son yasa değişikliği sonrasında ; Avukatların, avukatlık veya Türkiye Barolar Birliği ya da baroların organlarındaki görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlar nedeniyle verilen bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararları , suçun türü ve miktarına bakılmaksızın istinaf sonrası TEMYİZ EDİLEBİLİR.. aşağıda ilgili yasa metinleri paylaşılmıştır.

15 Temmuz 2020

Resmî Gazete Sayı : 31186

Kanun No. 7249 Kabul Tarihi: 11/7/2020

MADDE 10 –1136 sayılı Kanunun 59 uncu maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“Avukatların, avukatlık veya Türkiye Barolar Birliği ya da baroların organlarındaki görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlar nedeniyle verilen bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararları hakkında 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 286 ncı maddesinin ikinci fıkrası uygulanmaz.”

AVUKATLIK KANUNU -Kanun Numarası : 1136

Kovuşturma izni, son soruşturmanın açılması kararı ve duruşmanın yapılacağı mahkeme:

Madde 59 – 58 inci maddeye göre yapılan soruşturmaya ait dosya Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne tevdi olunur. İnceleme sonunda kovuşturma yapılması gerekli görüldüğü takdirde dosya, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesine en yakın bulunan ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet Savcılığına gönderilir.

Cumhuriyet Savcısı beş gün içinde, iddianamesini düzenliyerek dosyayı son soruşturmanın açılmasına veya açılmasına yer olmadığına karar verilmek üzere ağır ceza mahkemesine verir.

İddianamenin bir örneği, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun hükümleri uyarınca, hakkında kovuşturma yapılan avukata tebliğ olunur. Bu tebliğ üzerine avukat, kanunda yazılı süre içinde bazı delillerin toplanmasını ister veya kabule değer bir istemde bulunursa nazara alınır, gerekirse soruşturma başkan tarafından derinleştirilir.

Haklarında son soruşturmanın açılmasına karar verilen avukatların duruşmaları, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesinde yapılır. (Ek cümle : 2/5/2001 - 4667/38 md.) Durum avukatın kayıtlı olduğu baroya bildirilir.

(Ek fıkra:11/7/2020-7249/10 md.) Avukatların, avukatlık veya Türkiye Barolar Birliği ya da baroların organlarındaki görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlar nedeniyle verilen bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararları hakkında 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 286 ncı maddesinin ikinci fıkrası uygulanmaz.

CEZA MUHAKEMESİ KANUNU

Kanun Numarası : 5271

Temyiz(2)(3)

Madde 286 – (1) Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümleri temyiz edilebilir.

(2) Ancak; (2)(4)

a) İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları,

b) İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları,

c) (Ek: 20/7/2017-7035/20 md.) Hapis cezasından çevrilen seçenek yaptırımlara ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen; seçenek yaptırımlara ilişkin her türlü kararlar ve istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar, (2)

d) (Anayasa Mahkemesinin 27/12/2018 tarihli ve E.:2018/71 K.:2018/118 sayılı Kararı ile İptal; Yeniden Düzenleme:20/2/2019-7165/7 md.) İlk defa bölge adliye mahkemesince verilen ve 272 nci maddenin üçüncü fıkrası kapsamı dışında kalan mahkûmiyet kararları hariç olmak üzere, ilk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adlî para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları,

e) Adlî para cezasını gerektiren suçlarda ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları, (2) (3)

––––––––––––––––

(1) 20/7/2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanunun 19 uncu maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “Türk Ceza Kanununun” ibaresi “23/4/2016 tarihli ve 6706 sayılı Cezaî Konularda Uluslararası Adlî İş Birliği Kanununun” şeklinde değiştirilmiştir.

(2) 20/7/2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanunun 20 nci maddesiyle, bu maddenin ikinci fıkrasına (b) bendinden sonra gelmek üzere (c) bendi eklenmiş ve diğer bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.

(3) 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanunun 78 inci maddesiyle bu maddenin ikinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “suç niteliğini değiştirmeyen” ibaresi “her türlü” şeklinde değiştirilmiş; (f) bendinde yer alan “bölge adliye mahkemesince verilen beraat kararları ile” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.

9175

f) (Değişik: 18/6/2014-6545/78 md.) Sadece eşya veya kazanç müsaderesine veya bunlara yer olmadığına ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları, (1)

g) On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak (…)(2) istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları, (1) (2)

h) (Değişik: 18/6/2014-6545/78 md.) Davanın düşmesine, ceza verilmesine yer olmadığına, güvenlik tedbirine ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen bu tür kararlar veya istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar, (1)

ı) Yukarıdaki bentlerde yer alan sınırlar içinde kalmak koşuluyla aynı hükümde, cezalardan ve kararlardan birden fazlasını içeren bölge adliye mahkemesi kararları, (1)

Temyiz edilemez.

Daha fazla bilgi için doğrudan 05321670913 numaralı telefondan veya diğer iletişim yollarından irtibata geçebilirsiniz.

Mahkeme Özellikle Özel Ve Teknik Bilgiyi Gerektiren Konularda, Tarafın Sunduğu “Uzman Görüşü”nün Dava Konusuyla İlgili Olması Halinde Mutlaka Dikkate Almak Ve Değerlendirmek Zorundadır

Mahkeme Özellikle Özel Ve Teknik Bilgiyi Gerektiren Konularda, Tarafın Sunduğu “Uzman Görüşü”nün Dava Konusuyla İlgili Olması Halinde Mutlaka Dikkate Almak Ve Değerlendirmek Zorundadır

Özet : HMK yargılamasında “uzman görüşü- özel bilirkişi raporu” (HMK 293)

Bu anlamda alınan bilirkişi raporuna, taraflardan biri, uzman görüşüne dayanmak suretiyle itiraz etmiş ve bu itirazlar mahkeme tarafından hiç değerlendirmeye alınmamış ve itirazlar gerekçeli bir şekilde karşılanmamış ise uzman görüşüne dayanan tarafın 6100 sayılı HMK'nın 27., Anayasa'nın 36. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukuki dinlenme hakkını ihlal etmiş olabileceği..

Yargıtay

15. Hukuk Dairesi

Esas : 2015/5127

Karar : 2016/4635

Karar Tarihi : 10.11.2016

"İçtihat Metni"

Mahkemesi : Ticaret Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR

Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan ayıplı imalât nedeniyle doğan alacağın tahsili talebinden ibarettir. Davacı şirket iş sahibi, davalı şirket yüklenicidir. Davacı şirket vekili, davacı şirkete ait binanın inşâsı ile ilgili davalı yüklenici şirket ile 04.02.2009 ve 21.05.2009 tarihli iki ayrı sözleşme imzalandığını ve sözleşmeler çerçevesinde imalâtların yapıldığını imalâtların eksik olması nedeniyle tarafların 05.03.2010 tarihli tasfiye protokolü düzenlediklerini ve yapı kullanım belgesi alınmasından sonra bodrum katta su yalıtım hatası olmasından dolayı rutubetlenmeler olduğunu ve bu durumun arttığını, bunun üzerine davalı yükleniciye başvurduklarını ve bu başvurunun sonuçsuz kalması üzerine ..'nin 2013/121 Değişik iş sayılı dosyası ile tespit yaptırdıklarını bilirkişi raporunun davalıya tebliğ edildiğini ve bu rapora itiraz edildiğini, davacı müvekkilinin gerekli imalâtları dava dışı ..'ne yaptırmak zorunda kaldıklarını ve iki fatura bedeli olan 50.150,00 TL'nin ve 580,00 TL tespit giderinin tahsilini istemiş, davalı vekili; binadaki çatlakların binanın statik durumuna etki eden tasdikli proje haricindeki ağırlıklardan kaynaklandığını ve binanın üstüne konulan ağırlıkların ve titreşim yapan cihazların çatlamaya sebebiyet verdiğini ve kullanım hatası bulunduğunu ve sorumluluğun davacıda olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiş, mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, verilen karar davalı yüklenici şirket tarafından süresinde temyiz edilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sürecinde mahallinde keşif yapılmak suretiyle; inşaat mühendisi bilirkişiden 23.03.2015 tarihli bilirkişi raporu alınmış, raporun taraflara tebliği üzerine davalı vekili bilirkişi raporuna esaslı itirazlarda bulunmuş, bu itirazlar ek rapor alınmak suretiyle değerlendirilmeden bilirkişi raporuna göre hüküm oluşturulmuştur. Alınan bilirkişi raporuna davalı vekili esaslı itirazlarda bulunmuş ve bu itirazlarına 6100 sayılı HMK' nın 293. maddesi gereğince alınan uzman görüşünü dayanak olarak eklemiştir. Bilindiği üzere 6100 sayılı HMK' nın 293. maddesinde düzenlenen uzman görüşü, tarafların uyuşmazlığın aydınlanabilmesi, anlaşılabilmesi ve iddia ve savunmaların ispatı içen kendisinin belirlediği özel ve teknik bilirkişiden bir konuda bilgi alması olarak düzenlenmiş olup, uygulamada özel bilirkişi adı da verilmektedir. Taraflar kendi menfaatlerini koruyabilmek ve alınan bilirkişi raporundan tatmin olmamaları halinde olayın tam olarak aydınlanmasını sağlamak ve doğru ve adil kararın verilmesi için uzman görüşü alıp mahkemeye ibraz edebilecektir. Mahkeme özellikle özel ve teknik bilgiyi gerektiren konularda, tarafın sunduğu uzman görüşünün dava konusuyla ilgili olması halinde mutlaka dikkate almak ve değerlendirmek zorundadır. Bu anlamda alınan bilirkişi raporuna, taraflardan biri, uzman görüşüne dayanmak suretiyle itiraz etmiş ve ve bu itirazlar mahkeme tarafından hiç değerlendirmeye alınmamış ve itirazlar gerekçeli bir şekilde karşılanmamış ise uzman görüşüne dayanan tarafın 6100 sayılı HMK'nın 27., Anayasa'nın 36. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukuki dinlenme hakkını ihlal etmiş olabilecektir. Dosyaya ibraz edilen uzman görüşünde bilirkişi raporu ile tespit edilen görüşlerinin aksine tespit ve görüşler ileri sürülmüş olup, bilirkişi raporu ile uzman görüşü ciddi şekilde çelişkiler içermektedir. Alınan bilirkişi raporu ile uzman görüşü arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla dosyanın yeni bir bilirkişi heyetine tevdii edilmesi yerine yetersiz ve esaslı itiraza uğrayan rapora dayanılarak uzman görüşü karada gerekçeli olarak değerlendirilip tartışılmadan karar verilmiş olması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

O halde mahkemece yapılması gereken iş; 6100 sayılı HMK'nın 266 ve devamı madde hükümlerine uygun olarak seçilecek aralarında statik ve izolasyon konusunda uzman inşaat mühendisi bilirkişinin de bulunduğu bilirkişiler kurulu aracılığıyla gerektiğinde yerinde keşif yapılmak suretiyle bilirkişi heyetinden mahkemenin ve .. denetimine elverişli rapor alınarak davalı yüklenicinin yaptığı imalatlarda ayıp bulunup bulunmadığı belirlenmeli, ayıp var ise bunun kullanım hatasından olup olmadığı araştırılmalı, taraf iddia ve savunmaları üzerinde durularak alınacak rapora itiraz edilmesi halinde bu itirazları karşılayacak ek rapor alınmak suretiyle oluşacak kanaate göre hüküm kurmaktan ibaret olmalıdır.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 10.11.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

6100 sayılı HMK ,

Uzman görüşü

MADDE 293- (1) Taraflar, dava konusu olayla ilgili olarak, uzmanından bilimsel mütalaa alabilirler. Sadece bu nedenle ayrıca süre istenemez.

(2) Hâkim, talep üzerine veya resen, kendisinden rapor alınan uzman kişinin davet edilerek dinlenilmesine karar verebilir. Uzman kişinin çağrıldığı duruşmada hâkim ve taraflar gerekli soruları sorabilir.

(3) Uzman kişi çağrıldığı duruşmaya geçerli bir özrü olmadan gelmezse, hazırlamış olduğu rapor mahkemece değerlendirmeye tabi tutulmaz.

Daha fazla bilgi için doğrudan 05325740383 numaralı telefondan veya diğer iletişim yollarından irtibata geçebilirsiniz.

Vekil İle Takip Edilen İşlerde Vekile Tebligat Zorunlu Olduğundan, Asile Yapılan Tebligatın Usulüne Uygun Olup Olmaması da Sonuca Etkili Değildir

Vekil İle Takip Edilen İşlerde Vekile Tebligat Zorunlu Olduğundan, Asile Yapılan Tebligatın Usulüne Uygun Olup Olmaması da Sonuca Etkili Değildir

Yargıtay

12. Hukuk Dairesi

Esas : 2020/2554

Karar : 2020/3909

Karar Tarihi : 05.06.2020

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davalı ihale alıcısı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :

Şikayetçi borçlu vekilinin, sair fesih iddiaları ile birlikte vekil varken asile yapılan satış ilanı tebliğ işleminin usulsüz olduğunu ileri sürerek, 14/05/2018 tarihli taşınmaz ihalesinin feshi istemiyle icra mahkemesine başvurduğu, ilk derece mahkemesi kararı ile satış ilanı tebliğ işleminin usulüne uygun olduğu gerekçesiyle şikayetin reddi ile % 10 para cezasına hükmedildiği, borçlu vekili tarafından ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurulduğu, Bölge Adliye Mahkemesince, borçlu vekiline satış ilanı tebliğ edilmediği gerekçesi ile borçlu vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK’nın 353/1-b-3. bendi gereğince mahkeme kararının kaldırılmasına, şikayetin kabulü ile ihalenin feshine karar verildiği anlaşılmıştır.

7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 11 ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 18. maddeleri gereğince vekil ile takip edilen işlerde, tebligatın vekile yapılması zorunludur.

Emredici nitelikteki bu düzenlemelerden kaynaklanan yasal zorunluluğa aykırı olarak, vekili varken asile gönderilen satış ilanı tebligatı yok hükmünde olup sonuç doğurmaz. Şu hale göre, vekil ile takip edilen işlerde vekile tebligat zorunlu olduğundan, asile yapılan tebligatın usulüne uygun olup olmaması da sonuca etkili değildir.

Somut olayda, ... 2. İcra Müdürlüğünün 2015/5405 E. sayılı dosyasının incelenmesinde; satış ilanı tebligatının borçlu vekili olan Av. K. K'a 11.04.2017 günü bizzat tebliğ edildiği, öğrenme tarihi ile satışın yapıldığı 22.05.2017 tarihleri arasında geçen sürenin makul süre olduğu, şikayet dilekçesinde borçlu vekiline yapılan tebligatın usulsüz olduğu ya da imzanın sahteliği yönünde bir iddianın da bulunulmadığı görülmüştür.

O halde mahkemece, Bölge Adliye Mahkemesince 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca şikayetçi borçlunun istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Davalı ihale alıcısının temyiz itirazlarının kabulü ile, ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi'nin 28.11.2019 tarih ve 2019/1086 E. - 2019/1179 K. sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nun 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nun 373/2. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.06.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Daha fazla bilgi için doğrudan 05325740383 numaralı telefondan veya diğer iletişim yollarından irtibata geçebilirsiniz.

Gaziantep Avukatlık Ofisimizde, Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, iş Davası Avukatı, İdari Dava Avukatı olarak faaliyetlerinin yanında Uzman Arabulucu olarak ihtiyari ve zorunlu arabuluculuk hizmeti de vermektedir. Ofisimiz Gaziantep dışında, Kahramanmaraş, Kilis ve Şanlıurfa'da da dava takibi yapmaktadır.

© Copyright 2004-2021 
Avukat Ali Tümbaş - Her hakkı saklıdır.
Call Now Buttonenvelopephone-handsetmap-marker
Whatsapp
Avukata Soru Sor
Merhaba,
Hukuki sorularınız için bizim ile iletişime geçebilirsiniz.
linkedin facebook pinterest youtube rss twitter instagram facebook-blank rss-blank linkedin-blank pinterest youtube twitter instagram