Gaziantep Avukat Ali Tümbaş Anlaşmalı ve Çekişmeli Boşanma Avukatı

Gaziantep Bilisim Ve internet Suclari Avukati

Gaziantep Bilişim Ve İnternet Suçları Avukatı

Günümüzde dünyada hemen hemen herkes interneti aktif bir şekilde kullanmaktadır. Bu aktivitenin içinde birçok uyuşmazlık ya da problem çıkabilmekte ve adana internet ve bilişim avukatı bu sorunları çözen kişidir.İnternetin kullanımının artmasıyla birlikte internet ve bilişim suçlarının da sayısında artış gözükmektedir. Bu prosedürü çözen ve bu hukuk dalı üzerinde uzmanlığı olan kişi bilişim suçları avukatıdır.

Gaziantep ve Türkiye’de İnternet Yoluyla İşlenen Suçlar

Gaziantep Bilişim avukatlığı ve bilişim suçları son dönemde yeni yeni ortaya çıkmıştır.Kitlesel ve toplumsal iletişim de artık mesajlaşma e-posta ve mektup gibi yollar yerini sosyal medya araçları ve uygulamaları bırakmıştır.İnsanlar sosyal medyada birçok paylaşımda bulunmaktadır.Yarım milyonu Aşkın kullanıcı sayısı ile Facebook ve bir o kadar 140 karakter sınırı yıllar konuşmamızı sağlayan Twitter sonucunda insanlar Düşüncelerini ifade ederken bu konuda büyük bir hukuki problem ortaya çıkacağı kesindir.

İnternet ve Telefon Üzerinden Sıkça İşlenen Suçlar

Kredi kartı dolandırıcılığı gibi kendisini polis olarak tanıtıp veya kendisine devlet memuru olarak tanıtıp dolandırıcılık içinde bulunan şahıslar genellikle yaşlı kişileri kandıran bu şahısların işlediği suçlara fazlasıyla tanık oluyoruz.Bilişim avukatının görevi ise bu suçlarda suçluların cezasını çekmesi ve mağdurların ise hak kaybına uğramalarını engelleyerek zararlarının tazmin edilmesidir.

Bilişim suçları konusunda Bilişim avukatının hangi şehirde veya nerede olduğu fark etmez farklı bir şehirde işlenmiş bir suç dahi olsa Bilişim avukatı olarak her bölgeye hizmet vermektedir.

Bilişim avukatı da konusunda uzman olmalıdır. Şantaj, taciz, tehdit, internetten ihlal ve ifşa, hakaret, küfür gibi suçlar karşısında Bilişim avukatının çok iyi bir yol izlemesi gerekir Bu alan profesyonellik gerektirmektedir Dolayısıyla herhangi bir avukatın bu alanda görev yapması biraz zordur.

Bu nedenle seçmeniz gereken Bilişim avukatı konusunda deneyimli ve kendini bu alanda geliştirmiş olmalıdır.

İnternet Üzerinden İşlenen Suçlarda Delil ve Kanıt Bulma

Bilişim suçları kanıtlanması delil elde edilmesi ve bu konunun açıklığa kavuşturulması için özel teknikler uygulanır. Bu teknikler özel olarak Bilişim hukuku içerisinde yer alan ve kanunda geçen savcılık yaptırımlarıyla uygulanmalıdır. Eğer savcılığa herhangi bir delil sunamaz iseniz haklı dahi olsanız soruşturma düşecektir. Bilişim suçunun mağduru olarak suçun ilk işlendiği andan itibaren bir Bilişim avukatı ile iletişim kurmanız bütün bu süreçte avukatın size göstereceği yolu izlemeniz gerekmektedir

Bilişim avukatı bu süreçte velilerin toplanabilmesi ve tarafların karşılıklı olarak birbirini anlayabilmesi için gerekli tespitler yapacak ve teknik ve özel konular söz konusu olduğu için bu konuda uzman bir Bilişim avukatı ile yola çıkmak gerekmektedir.

Başlıca Bilişim ve İnternet Suçları Nelerdir?

Bilişim suçlarına ilgilendiren alanlardan başlıcaları şunlardır;

•E–Ticaret Hukuku

•Mesafeli satış sözleşmeleri

•YouTube’dan video kaldırma

•Google’dan içerik kaldırma

•İnternetten yapılan şantaj hakaret tehdit küfür

Daha önce de söylediğimiz üzere Bilişim suçlarında erken davranmak ve delillendirmek ve belgelendirmek çok önemli hususlardır bu hususları Bilişim avukatınız aracılığı ile yaparak çeşitli mağduriyetlerin hakkını geri kazanabilir ve tazminat alabilirsiniz.

1 Ekim 2020 İtibariyle Sosyal Medya Yasası Yürürlüğe Girdi – Avukat Gaziantep

1 Ekim 2020 itibariyle Sosyal Medya Yasasi Yururluge Girdi - Avukat Gaziantep

1 Ekim 2020 İtibariyle Sosyal Medya Yasası Yürürlüğe Girdi – Avukat Gaziantep

Sosyal ağ sağlayıcılara Türkiye’de temsilcilik açma zorunluluğu getiren sosyal medya yasası bugün yürürlüğe girdi. Buna göre, temsilcilik açmayan sağlayıcılara kademeli olarak yaptırım uygulanacak.

Sosyal medya yasası bugün yürürlüğe girdi. Yasaya göre, 1 milyondan fazla kullanıcısı olan Twitter, Facebook, Instagram gibi şirketler Türkiye’de temsilcilik açacak.

Temsilcilik açmayanlara, para cezasından reklam yasağına uzanan ve bant daraltılması ile sonuçlanabilecek kademeli yaptırımlar uygulanacak.

Kişilik hakkı ihlalleri de cezalandırılacak

Kişilik hakları ihlal edilenler, uygunsuz içeriğin kaldırılması ya da erişimin engellenmesi için sosyal medya temsilcisine başvuracak.

Temsilcinin, başvuruya en geç 48 saat içinde olumlu ya da olumsuz cevap vermesi gerekiyor. Şikayetlerle ilgili olarak 6 ayda bir rapor yayınlamak da temsilciliğin görevleri arasında.

Cevap yükümlülüğünü yerine getirmeyenlere 5 milyon lira, rapor vermeyenlere 10 milyon lira idari para cezası uygulanacak.

Mahkeme kararına rağmen, 24 saat içinde uygunsuz içerikleri kaldırmayan sosyal ağlar, doğacak zarardan sorumlu olacak.

Sosyal medya yasasıyla unutulma hakkı da getiriliyor. Kişilerin isminin geçtiği ve “kişilik haklarına saldırı” olarak nitelendirdiği paylaşımlar arama motorlarında görülmeyecek.

Hakaretin de cezası olacak

Sanal ortamda hakaret etmenin de artık cezası olacak. Tehdit, taciz ve yalan haber yaymak eskisi kadar kolay olmayacak.

Cep telefonunda internet kullanımına ilişkin bir düzenleme de yapıldı. Cep telefonlarında artık IP bilgisinin yanı sıra PORT kaydı da yer alacak. Aynı IP adresi ile internete giren kullanıcılara ait ayrı ayrı bilgi tutulacak. Böylelikle, olası mağduriyetlerin önüne geçilecek.

Daha fazla bilgi için doğrudan 05325740383 numaralı telefondan veya diğer iletişim yollarından irtibata geçebilirsiniz.

Alacak Davalarında Mail,Whatsapp,Facebook Gibi Elektronik Ortamlarda Yapılan Yazışmalar Belge Ve Delil Niteliğindedir

Alacak Davalarinda Mail,Whatsapp,Facebook Gibi Elektronik Ortamlarda Yapilan Yazismalar Belge Ve Delil Niteligindedir

Alacak Davalarında Mail,Whatsapp,Facebook Gibi Elektronik Ortamlarda Yapılan Yazışmalar Belge Ve Delil Niteliğindedir

Yargıtay

3. Hukuk Dairesi

Esas : 2017/1014

Karar : 2020/4488

Karar Tarihi : 10/06/2020 

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl ve birleşen dosyada asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı asıl davada, davalının hakkında başlattığı … 12. İcra Müdürlüğünün 2009/16466 Esas sayılı takip dosyasıyla, … 15. İş Mahkemesi’nin 2009/867 Esas sayılı dosyasındaki vekaletten azil nedeniyle avukatlık ücreti talep ettiğini, ancak davalıya herhangi bir borcu bulunmadığını, davalının 05/05/2009 tarihli vekaletnameyle vekil tayin edildiğini, 08/10/2009 tarihli azilnameyle görülen luzüm sebebiyle azledildiğini, SGK tarafından davacı hakkında tahakkuk ettirilen prim borcunun iptali ile davacının SGK’ya borçlu olmadığının tespiti amacıyla davalının … 15.İş Mahkemesinin 2009/867 Esas sayılı davasını açtığını, ancak davalının söz konusu davanın ilk duruşmasına dahi girmeden azledildiğini, talep edilen avukatlık ücretinin fahiş olduğunu, davalının talimatı üzerine belirlediği kişilere avukatlık ücreti olarak bir kısım ödemenin yapıldığını, bu hususun taraflar arasındaki yazışmalarla sabit olduğunu, dolayısıyla yapılan ödemeler nedeniyle de bir borcu bulunmadığını, … 12. İcra Müdürlüğünün 2009/16466 Esas sayılı dosyasından dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalı tarafın kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini istemiş, birleşen davada ise; davalının başlattığı … 1. İcra Müdürlüğünün 2010/218 Esas sayılı takip dosyasıyla … 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/112 Esas sayılı dosyasındaki vekaletten azil nedeniyle avukatlık ücreti talep ettiğini, adı geçen dosyaya şirket adına ihbar olunan sıfatıyla müdahil olması sebebiyle davalı tarafın vekaletname sunduğunu, ancak herhangi bir yazılı beyanda bulunmadığı gibi bu dosyanın herhangi bir duruşmasında da yer almadığını ileri sürerek; takip dosyasına konu borçtan dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini istemiştir.

Davalı; davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne, davalının … 1. İcra Müdürlüğü’nün 2010/218 E takip sayılı dosyadan dolayı 37.071,00 TL’den sorumlu olmadığının tespitine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.

1-Birleşen davaya yönelik tarafların temyiz itirazlarının incelenmesinde; dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre dtarafların tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2-Asıl davaya yönelik davacının temyiz itirazlarının incelenmesinde; davacı, davalı avukat tarafından vekalet ücreti alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemiyle eldeki davayı açmıştır. Mahkemece, alınan bilirkişi raporu doğrultsunda sonuca gidilerek davanın reddine karar verilmiştir. Bilirkişi raporunda; taraflar arasında yazılı bir ücret sözleşmesi bulunmadığı tespiti ile vekalet ücreti hesaplanmıştır. Oysa davalı avukat tarafından davacıya gönderilen 2.9.2009 tarihli mail yazışmasında; SHK’ya açılacak dava ile ilgili döküm yapılarak, masraf olarak 5.800,00 TL, 2.000,00 TL bilirkişiden alınan bilgilendirme ücreti ve bakiye 8.000,00 TL vekalet ücretinin kaldığı belirtilerek bu ücretin ödenmesi istenmiş, parantez içerisinde kalan bakiye açıklanırken 10.000,00 TL olan rakamdan itiraz dilekçesi yazılmasının sonrasında 2.000,00 TL ödendiği açıklaması bulunmakta olup, mahkemece belirtilen mail yazışmasının değerlendirilmediği anlaşılmaktadır. HMK’nun 199. maddesinde ”Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir.” yazılıdır. Bu düzenleme ile mail yazışmaları da belge olarak kabul edilmiştir. O halde, mahkemece mail yazışmaları ve davacı tarafından yapılan ödemeler değerlendirilerek davacının borçlu olup olmadığına karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

SONUÇ : Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenle tarafların birleşen davaya yönelik tüm temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda dökümü yazılı 1.898,32 TL. kalan harcın temyiz eden davalıdan, 25,20 TL. kalan harcın temyiz eden davacıdan alınmasına, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10/06/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Daha fazla bilgi için doğrudan 05325740383 numaralı telefondan veya diğer iletişim yollarından irtibata geçebilirsiniz.

Yeni Sosyal Medya Kanunu

Yeni Sosyal Medya Kanunu

5651 Sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile sosyal medya sağlayıcıları ile ilgi birtakım değişiklikler getirilmiştir.

Yeni Getirilen Sosyal Ağ Sağlayıcısı Nedir?

Yeni düzenleme ile kanuna Sosyal Ağ Sağlayıcısı tanımı eklenmiştir. Buna göre sosyal ağ sağlayıcısı; Sosyal etkileşim amacıyla kullanıcıların internet ortamında metin, görüntü, ses, konum gibi içerikleri oluşturmalarına, görüntülemelerine veya paylaşmalarına imkân sağlayan gerçek veya tüzel kişiler olarak tanımlanmıştır.

Yer Sağlayıcılarına Uygulanacak İdari Para Cezaları Nasıl Arttırılmıştır?

Kanunda  Yer sağlayıcı ifadesi; Hizmet ve içerikleri barındıran sistemleri sağlayan veya işleten gerçek veya tüzel kişileri tanımlamaktadır. Yer sağlayıcı, yer sağladığı içeriğin hukuka aykırı olduğunun bildirilmesi akabinde bu içeriği yayından çıkarmakla yükümlüdür. Bu yükümlülüğü yerine getirmeyen yer sağlayıcıya 10.000 Türk Lirası ile 100.000 Türk Lirası arasında idari para cezası uygulanırken bu idari para cezası 1.000.000 Türk Lirası ile 10.000.000 Türk Lirası arasında olacak şekilde olarak arttırılmıştır.

Erişimin Engellenmesi Kararının Yanı Sıra İçeriğin Çıkarılması Yaptırımı Nedir?

Düzenlemeden önce internet ortamında bulunan yayınların hukuka aykırı olmaları halinde mahkemece sadece erişimin engellenmesine karar veriliyordu. Yapılan yeni düzenleme ile artık yargı makamlarınca internet ortamında bulunan bir yayının hukuka aykırı bulunması halinde sadece hukuka aykırı kısma yönelik içeriğin çıkarılması kararı da verebilecektir.

İnternet Ortamındaki İçerik Nedeniyle Kişilik Hakları İhlal Edilenler İçeriğin Çıkarılmasını Talep Edebilirler mi ? 

Düzenlemeden önce internet ortamındaki içerik nedeniyle kişilik hakları ihlal edilenler kurum, kuruluş, içerik sağlayıcı veya yer sağlayıcısına başvurarak ilgili içeriğin erişiminin engellenmesini talep edebiliyorlardı. Bu yeni düzenleme ile kişilere ilgili içerikte yer alan hukuka aykırı kısmın içerikten çıkartılmasını talep etme hakkı verilmiştir.

Ayrıca yeni düzenleme ile buna ek olarak, İnternet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle kişilik hakları ihlal edilenlerin talep etmesi durumunda hakim tarafından, başvurucunun adının karara konu internet adresleri ile ilişkilendirilmemesine karar verilebileceği ve Erişim Sağlayıcıları Birliği tarafından hangi arama motorlarına bildirim yapılacağının gösterileceği düzenlenmiştir.

Ek olarak birlik tarafından gönderilen erişimin engellenmesi veya içeriğin çıkarılması kararının gereğinin en geç dört saat içinde ilgili içerik ve yer sağlayıcıları tarafından yerine getirileceği düzenlenmiştir.

GÜNLÜK ERİŞİMİ BİR MİLYONDAN FAZLA OLAN SOSYAL AĞ SAĞLAYICILARINA YÖNELİK GETİRİLEN DÜZENLEMELER

Temsilci Bulundurma Zorunluluğu Nedir?

Yeni düzenleme ile Türkiye’den günlük erişimi bir milyondan fazla olan yurt dışı kaynaklı sosyal ağ sağlayıcılarının kanun kapsamında yapılacak başvuruları cevaplandırması ve yükümlülükleri yerine getirmesi için yetkili en az bir kişiyi Türkiye’de temsilci olarak belirleme zorunluluğu getirilmiştir. Bu kişinin gerçek kişi olması halinde Türk vatandaşı olması zorunludur.

Temsilci Bulundurmamanın Yaptırımı Nedir?

Temsilci belirleme yükümlülüğünün yerine getirilmemesi halinde kurum tarafından bildirimde bulunulacaktır. Bildirimden itibaren otuz gün içerisinde yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde on milyon Türk Lirası idari para cezası verilir.

İdari para cezasının tebliğinden itibaren otuz gün içerisinde bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde otuz milyon Türk Lirası daha idari para cezası verilir.

İkinci verilen idari para cezasının tebliğinden itibaren yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde ilgili sosyal ağ sağlayıcısına yeni reklam verilmesinin yasaklanmasına ve bu nedenle oluşan para transferinin engellenmesi cezası verilir.

Reklam yasağı kararının verildiği tarihten itibaren üç ay içinde bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde sosyal ağ sağlayıcısının internet trafiği bant genişliğinin yüzde elli oranında daraltılması için sulh ceza hâkimliğine başvurulabilecektir.

Bu başvurunun kabulü halinde kararın uygulanmasından itibaren otuz gün içinde bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde sosyal ağ sağlayıcısının internet trafik bant genişliğinin yüzde doksan oranına kadar daraltılması için sulh ceza hâkimliğine başvurulabilecektir.

Temsilci belirleme ve bildirme yükümlülüğünün yerine getirilmesi halinde verilen idari para cezalarının dörtte biri tahsil edilir, reklam yasağı kaldırılır ve hâkim kararları kendiliğinden hükümsüz kalır.

Twitter / İnstagram/ Facebook Gibi Platformlardaki Bir İçerik Nedeniyle Hakkı İhlal Edilenler Bu Platforma Başvurabilir Mi ?

Yeni düzenleme ile Türkiye’de günlük erişimi bir milyondan fazla olan yurt içi veya yurt dışı kaynaklı sosyal ağ sağlayıcılarına internetteki bir içerik nedeniyle kişilik hakları ihlal edilenlerce yapılacak başvurulara en geç 48 saat içerisinde olumlu veya olumsuz cevap verme yükümlülüğü yüklenmiştir.

Başvuruya Cevap Verilmemesinin Yaptırımı Nedir?

Bu yükümlülüğünü yerine getirmeyen sosyal ağ servis sağlayıcılarına beş milyon Türk Lirası idari para cezası verilebilecektir. Bu yükümlülüğe ilişkin hazırlıklar kanun yayımlandığı tarihten itibaren 3 ay içerisinde tamamlanacaktır. Bununla birlikte sosyal ağ servis sağlayıcıları altı aylık dönemlerle bu başvurular hakkında kuruma bilgi vermekle yükümlü tutulmuşlardır. İlk rapor 2021 yılı Ocak ayında bildirilecektir. Bu yükümlülüğü yerine getirmeyen sosyal ağ servis sağlayıcılarına ise on milyon Türk Lirası idari para cezası verilebilecektir

Türkiye’deki Kullanıcıların Kişisel Verileri Nerede Saklanacak?

Yeni düzenleme ile Türkiye’de günlük erişimi bir milyondan fazla olan yurt içi veya yurt dışı kaynaklı sosyal ağ sağlayıcılarına Türkiye’deki kullanıcılarının verilerini Türkiye’de barındırma yükümlülüğü yüklenmiştir.

Hukuka Aykırı İçerik Nedeniyle Oluşan Zarar İçin Tazminat Talep Edilebilir Mi?

Hukuka aykırılığı hâkim veya mahkeme kararı ile tespit edilen içeriğin sosyal ağ sağlayıcısına bildirilmesi durumunda, bildirime rağmen 24 saat içinde gerekli önlemi almayan sosyal ağ sağlayıcısı doğan zararın tazmin edilmesinden sorumlu tutulmuştur. Bunun için içerik sağlayıcının sorumluluğuna gidilmesi veya içerik sağlayıcıya dava açılması şartı aranmamaktadır.

COVID-19 Kapsamında Konum Verilerinin İşlenmesine İlişkin Bilinmesi Gereken Hususlar

COVID-19 Kapsaminda Konum Verilerinin islenmesine iliskin Bilinmesi Gereken Hususlar

COVID-19 Kapsamında Konum Verilerinin İşlenmesine İlişkin Bilinmesi Gereken Hususlar

COVID-19 KAPSAMINDA KONUM VERİSİNİN İŞLENMESİ

Kişisel Verileri Koruma Kurumu tarafından 09.04.2020 tarihinde yapılan duyuru ile COVID-19 kapsamında konum verilerinin işlenmesine ilişkin bilinmesi gereken hususlar kamuoyu ile paylaşılmıştır. Duyuru kapsamında açıklanan hususlara geçmeden önce konum verisi kavramının değerlendirilmesi gerekmektedir.

KONUM VERİSİ

Konum verisi kavramı Elektronik Haberleşme Sektöründe Kişisel Verilerin İşlenmesi ve Gizliliğinin Korunması Hakkında Yönetmelik kapsamında “kamuya açık elektronik haberleşme hizmeti kullanıcısına ait bir cihazın coğrafi konumunu belirleyen ve elektronik haberleşme şebekesinde veya elektronik haberleşme hizmeti aracılığıyla işlenen belirli veri” olarak ifade edilmektedir. Bu tanımdan konum verisi bilgisayar ve akıllı telefon gibi cihazların konum servisleri ile tespit edilen veriler olarak anlaşılmaktadır. Bugün hemen hepimizin kullandığı telefon uygulamaları konum verisi için izin talep etmektedir. Kimi zaman kullanıcı olarak bizler bu uygulama özelinde uygulamayı kullanırken izin vermekte isek de konum servislerinin açık bırakılması sebebiyle sonrasında da izleme devam edebilmektedir. Bazı uygulamalar da ise kullanıcının rızası olmasa dahi bu bilgileri izlenebilmektedir. Elektronik Haberleşme Sektöründe Kişisel Verilerin İşlenmesi ve Gizliliğinin Korunması Hakkında Yönetmelik ile konum verilerinin işlenmesine ilişkin hususlar belirlenmektedir. Yönetmeliğin 11. maddesinde konum verilerinin;

Katma değerli elektronik haberleşme hizmetleri sunmak amacıyla ihtiyaç duyulan ve trafik verisi niteliğinde olmayan konum verileri, anonim hale getirilerek veya ilgili abonelerin/kullanıcıların işlenecek konum verileri, işleme amacı ve süresi hakkında bilgilendirilmelerinden sonra rızalarının alınması kaydıyla, alınan rızaya uygun olarak sadece katma değerli elektronik haberleşme hizmetlerinin gerektirdiği ölçü ve sürede işlenebilir. İşletmeciler trafik verisi niteliğinde olmayan konum verilerinin işlenmesinde abone/kullanıcılara geçici olarak bu verilerin işlenmesini reddetme imkânı sağlar.

İşletmeciler, abonelerin/kullanıcıların trafik verisi niteliğinde olmayan konum verilerinin işlenmesi için, kısa mesaj, çağrı merkezi, internet ve benzeri yöntemlerle vermiş oldukları rızayı aynı yöntem ya da basit bir yöntem ile her zaman ücretsiz olarak geri almalarına imkân sağlar.

İlgili mevzuatın ve yargı kararlarının öngördüğü durumlar haricinde, ancak afet ve acil durum halleri ile acil yardım çağrıları kapsamında abonenin/kullanıcının rızası aranmaksızın konum verisi ve ilgili kişilerin kimlik bilgileri işlenebilir.

Hususlarına uygun olarak işlenmesi gerektiği belirtilmektedir. Bunun yanında konum verileri işleme yetkisi ise, katma değerli elektronik haberleşme hizmetlerinin sunulması hususunda ya da afet ve acil durum halleri ile acil yardım çağrıları kapsamında elektronik haberleşme hizmeti sunan, haberleşme şebekesi sağlayan veya at yapı sağlayan şirketler veya bunlar tarafından yetkilendirilen kişilerle sınırlandırılmıştır. Konum verisinin belirtilen kimselerce ve hizmetin gerektirdiği kapsamda kullanılması gerekmektedir.

Söz konusu veriler, gerçek kişileri belirlenebilir kılması sebebiyle 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında kişisel veri olarak kabul edilmektedir. Yukarıdaki hususlara ek olarak konum verisinin, genel veri koruma ilkeleri olan;

Hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olma

Belirli, açık ve meşru amaçlar işlenme

İşlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma

Doğru ve gerektiğinde güncel olma

İlgili mevzuatta öngörülen veya işlendikleri amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza edilme

İlkelerine de uygun olarak işlenmesi gerekmektedir. Yine verileri işleyecek olan işletmenin Kanunda yer alan istisnaların bulunmaması halinde veri sahibinden açık rıza alması gelmektedir.

Genel olarak konum verilerine ilişkin açıklamalara yer verdikten sonra belirtmek isteriz ki ülkemiz ve dünyayı etkisi altına almış olan COVID-19 salgını sebebiyle, virüsün yayılmasını önleme ve etkin sağlık hizmeti sunma gibi amaçlarla konum verilerinin işlenmesi gündeme gelmektedir. Bu kapsamda Sağlık Bakanlığının yürüttüğü “Pandemi İzolasyon Takip Projesi” ile COVID-19 testi pozitif çıkan hastaların konum verileri işlenerek, evlerinden ayrılmaları halinde konumlarının takip edilerek gerekli uyarıların yapılarak önlem alınması hedeflenmektedir. Projenin kişisel verilerin korunması kurallarına uygunluğu noktasında Kişisel Verileri Koruma Kurumu tarafından yapılan açıklama ile hukuka uygun olduğu belirtilmiştir.

Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 28. maddesi ile istisna olarak belirtilen “kişisel verilerin millî savunmayı, millî güvenliği, kamu güvenliğini, kamu düzenini veya ekonomik güvenliği sağlamaya yönelik olarak kanunla görev ve yetki verilmiş kamu kurum ve kuruluşları tarafından yürütülen önleyici, koruyucu ve istihbari faaliyetler kapsamında işlenmesi” hallerinde kanun hükümlerinin uygulanmayacağı belirtilmektedir. Covid-19 salgınının kamu düzeni ve kamu güvenliğini tehdit etmesi ve söz konusu tehdidin engellenmesi için gerekli aksiyonların alınması gerekmektedir. Bu kapsamda COVID-19 testi pozitif olan kimselerin bulaşıcılık riski olan dönemde izolasyon sağlamaları istisnai haller arasında kabul edilmektedir. Ayrıca genel nüfusun konum verilerinin yetkili kamu kurum ve kuruluşları tarafından işlenerek, kalabalık alanların tespit edilmesi ve hastalığın yayılmasını önleyici tedbirlerin alınması da istisnai haller arasında değerlendirilmektedir.

Önemle belirtmek isteriz ki COVID-19 salgını ile mücadele kapsamında konum verisi işlenmesi yetkili kamu kurum ve kuruluşları tarafından gerçekleştirilebilmektedir. Bu kapsamda sağlık verileri gibi hassas verilerin de elde edilebilme ihtimali bulunduğundan 3. kişiler tarafından söz konusu verilerin ele geçirilmemesi için ilgili kurum ve kuruluşların gereken her türlü idari ve teknik tedbirleri alması gerekmektedir. Söz konusu verilerin yalnızca, COVID-19 salgını süresince, salgınla müdahale amacına uygun olarak kullanılması, salgın riski sona erdiğinde söz konusu verilerin imha edilmesi gerekmektedir. Konum verilerinin belirtilen amaç ve kurallara uygun olarak kullanılması, gerekli teknik ve idari tedbirlerin alınması yahut üçüncü kişilerin ele geçirmesini önleyecek şekilde sistem güvenliğinin sağlanmasını devlet güvencesi altında tutulmuş olup, ülkemizin etkin teknolojik önlemlerle bu süreci sıkıntısız bir şekilde atlatmasını dileriz.

Yurtdışında Yerleşik Tüzel Kişilerin Türkiye’deki Şubeleri İle İrtibat Bürolarının Sicile Kayıt Yükümlülüğü Hakkında KVKK Kararı

Yurtdışında Yerleşik Tüzel Kişilerin Türkiye’deki Şubeleri İle İrtibat Bürolarının Sicile Kayıt Yükümlülüğü Hakkında KVKK Kararı
Karar Tarihi: 23/07/2019
Karar No: 2019/225
Konu Özeti: Yurtdışında Yerleşik Tüzel Kişilerin Türkiye’deki Şubeleri ile İrtibat Bürolarının Veri Sorumlusu Sıfatını Taşıyıp Taşımayacağı ve Sicile Kayıt
Kurumumuza iletilen; yurtdışında yerleşik tüzel kişilerin Türkiye’de işlemekte oldukları kişisel veriler nedeniyle;
Yurtdışında yerleşik tüzel kişiler,
Yurtdışında yerleşik tüzel kişilerin Türkiye’deki şubeleri ve
Yurtdışında yerleşik tüzel kişilerin Türkiye’deki irtibat bürolarının
6698 sayılı Kanuna göre veri sorumlusu sıfatına haiz olup olmayacağı, Sicile kayıt yükümlülüğü ve istisna kriterleri açısından değerlendirilmesi konusundaki görüş talebinin incelenmesi neticesinde;
Yurtdışında yerleşik tüzel kişiler açısından;
6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununda (Kanun) veri sorumlusu, “kişisel verilerin işleme amaçlarını ve vasıtalarını belirleyen, veri kayıt sisteminin kurulmasından ve yönetilmesinden sorumlu olan gerçek veya tüzel kişi” olarak tanımlanmış olup bunlar gerçek kişiler olabileceği gibi kamu kurumları, şirketler, dernekler veya vakıflar gibi tüzel kişiler de olabilecektir.
Bu kapsamda bir kişisel veri işleme etkinliğinde veri sorumlusunun tespiti için veri sorumlusu tanımında yer alan kişisel verilerin işleme amaçlarını ve vasıtalarını belirleme, veri kayıt sisteminin kurulmasından ve yönetilmesinden sorumlu olma ve ayrı bir gerçek veya tüzel kişi olma kriterleriyle birlikte, kişisel verilerin ilk aşamada elde edilmesi ve bunun yasal dayanağı, hangi kişisel verilerin hangi amaçla işleneceği ve kişisel veri elde etme yöntemleri, işlenecek kişisel veri türleri, kimlerin kişisel verilerinin işleneceği, ilgili kişinin erişimi ve diğer hakların kullanılıp kullanılmadığı, kişisel verilerin paylaşılıp paylaşılmayacağı, paylaşılacaksa kimlerle paylaşılacağı ve kişisel verilerin ne kadar süre muhafaza edileceği gibi hususlarda kimin karar verdiği dikkate alınabilecektir.
Bunlara ek olarak, merkez şirketten bağımsız olarak tabi olunan hukuki yükümlülükler, merkezden bağımsız olarak doğrudan kişisel verileri işlenen kişilere uygulanan kendi hüküm ve şartlarının mevcudiyeti gibi unsurlar da veri sorumlusunu belirlemek bakımından önem arz etmektedir.
Bununla birlikte ifade etmek gerekir ki, yurt içinde ve yurt dışında faaliyet gösteren ticari işletmeler, Türkiye’deki iş ilişkilerini yürütmek açısından çeşitli seçeneklere sahiptir. Bu seçeneklerden birisi şube açmak, diğeri de irtibat bürosu kurmaktır.
Bu açıdan ilgili seçenekler değerlendirilirken faaliyet çerçevesinin belirlenmesi önem taşımaktadır. Uygulamada genellikle, şirketler yürüttükleri faaliyetlerin kapsamı arttıkça işlerini merkezden yönetmek yerine, kuracakları yarı bağımsız birimler yani şubeler aracılığı ile mahallinden yönetmeyi tercih etmektedirler.
Yurtdışında yerleşik tüzel kişilerin Türkiye’deki şubeleri açısından;
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun (TTK) “Tescil” başlıklı 40 ıncı maddesinin üçüncü fıkrasında “Merkezi Türkiye’de bulunan ticari işletmelerin şubeleri de bulundukları yerin ticaret siciline tescil ve ilan olunur. Ticaret unvanına ve imza örneklerine ilişkin birinci ve ikinci fıkra hükümleri bu işletmelere de uygulanır. Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça merkezin bağlı olduğu sicile geçirilen kayıtlar şubenin bağlı bulunduğu sicile de tescil olunur. Ancak, bu hususta şubenin bulunduğu yer sicil müdürlüğünün ayrı bir inceleme zorunluluğu yoktur.” hükmü, 4 üncü fıkrasında ise “Merkezleri Türkiye dışında bulunan ticari işletmelerin Türkiye’deki şubeleri, kendi ülkelerinin kanunlarının ticaret unvanına ilişkin hükümleri saklı kalmak şartıyla, yerli ticari işletmeler gibi tescil olunur. Bu şubeler için yerleşim yeri Türkiye’de bulunan tam yetkili bir ticari mümessil atanır. Ticari işletmenin birden çok şubesi varsa, ilk şubenin tescilinden sonra açılacak şubeler yerli ticari işletmelerin şubeleri gibi tescil olunur” hükmü yer almaktadır.
5174 Sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 9 uncu maddesinin 2 nci fıkrasında ise “Bir merkeze bağlı olduğu halde, ister merkezin bulunduğu odanın, ister başka odanın çalışma alanı içinde olan müstakil sermayesi ve müstakil muhasebesi bulunan ve/veya muhasebesi merkezde tutulduğu ve müstakil sermayesi bulunmadığı halde kendi başına sınaî faaliyet ve ticarî muamele yapan yerler ve satış mağazaları bu Kanunun uygulanması bakımından şube sayılır” denilerek odalara kayıt zorunluluğunun kapsamı belirlenirken şubenin tanımına da yer verilmiştir.
5411 sayılı Bankacılık Kanununun 3 üncü maddesine göre de şube; “elektronik işlem cihazlarından ibaret birimleri hariç olmak üzere, bankaların bağımlı bir parçasını oluşturan ve bu kuruluşların faaliyetlerinin tamamını veya bir kısmını kendi başına yapan, sabit ya da seyyar bürolar gibi her türlü iş yeri” olarak ifade edilmiştir.
Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 118 inci maddesinin 1 inci fıkrasında ise şube, “bir ticari işletmeye bağlı olup ister merkezinin bulunduğu sicil çevresi içerisinde isterse başka bir sicil çevresinde olsun, bağımsız sermayesi veya muhasebesi bulunup bulunmadığına bakılmaksızın kendi başına sınai veya ticari faaliyetin yürütüldüğü yerler ve satış mağazaları” olarak tanımlanmıştır.
Bu çerçevede, bir yerin şube sayılabilmesi için merkeze bağımlı olma, dış ilişkilerde bağımsızlık, yer ve yönetim ayrılığı gibi kriterlere de bakmak gerekir.
Merkeze bağımlı olmak, şubenin merkeze ticari bir işletmenin parçası olarak bağlı olması anlamına gelmekte olup şube ile merkezin aynı gerçek veya tüzel kişiye ait olması gerekir. Bu bağlılık nedeniyle şubenin, merkezden ayrı bir işletme politikası olamaz, şubenin kâr ve zararı merkeze aittir. Şube aracılığıyla elde edilen hakların, üstlenilen borçların sahibi de şube değil merkezdir. Ayrıca şube, ancak merkez nam ve hesabına üçüncü kişilerle iş ve işlem yaptığından şube tarafından yürütülen faaliyetten doğan hak ve yükümlülüklerin muhatabı da merkez, bir diğer ifade ile işletme sahibi olmaktadır. Bu bağlamda, merkez ile şube iktisadi bir bütün oluşturarak ortak bir işletme politikası yürütmektedir.
Dış ilişkide bağımsızlık, şubenin merkezin yaptığı işlemler türünden işlemleri üçüncü kişilerle kendi başına yapma yetkisine sahip olmasını ifade etmektedir. Yer ayrılığı ilkesine göre, şube ticari işletmenin genişleyen faaliyetlerinin mahallinden daha kolay biçimde yürütülmesi amacıyla açıldığında merkez ile şube arasında kural olarak yer ayrılığı olmalıdır. Ancak bu hususu çok dar ve kesin biçimde yorumlamamak gerekir.
Yönetim ayrılığı ise, şubenin kendi başına ticari işlem yapmaya yetkili olduğundan merkezden ayrı bir yönetime sahip olması gerekliliğini ifade etmektedir.
Öte yandan, Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğünün (GDPR) 3 üncü maddesinin (1) numaralı fıkrasında “Bu Tüzük, işlemenin Birlik dahilinde gerçekleştiğine bakılmaksızın, kişisel verilerin bir veri sorumlusunun veya veri işleyenin Birlik dahilindeki işletmesinin faaliyetleri kapsamında işlenmesine uygulanır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Söz konusu hükme göre, Avrupa Birliği’nde (AB) bulunan şubenin / irtibat bürosunun kendisinin veri işleyip işlemediği önemli değildir. Yabancı şirket, AB’de bulunan şubesinin / irtibat bürosunun faaliyetleri çerçevesinde veri işleme gerçekleştirdiği takdirde GDPR hükümlerine tabi olmaktadır. Bu kapsamda, AB’de bulunan işletme ile AB dışında bulunan veri sorumlusunun veri işlemesi arasında açık bir bağ olduğunun tespit edilmesi halinde, AB dışında bulunan veri sorumlusunun GDPR hükümlerine tabi olacağı sonucuna varılmaktadır. Burada, AB dışında bulunan şirketlerin, veri sorumlusu / veri işleyen olarak GDPR hükümlerine tabi olmasına ilişkin bir kriter olarak “işletme” kavramı dikkat çekmektedir. Yani GDPR’ın sınır aşan şekilde uygulanmasına ilişkin olarak, yabancı veri sorumlusu / veri işleyen bir girişimin / oluşumun (şirket vb.), AB’de bulunan işletmesi aracılığıyla (bu işletmenin faaliyetleri çerçevesinde) GDPR hükümlerine tabi olması sonucu doğabilmektedir.
Yine GDPR’ın 4 üncü maddesinin 7 inci fıkrasında veri sorumlusu (kontrolör); “yalnız başına veya başkalarıyla birlikte kişisel verilerin işlenmesine ilişkin amaçlar ve yöntemleri belirleyen gerçek veya tüzel kişi, kamu kuruluşu, kurumu veya diğer herhangi bir organdır; söz konusu işleme amaçları ve yöntemlerinin Birlik ya da üye devlet hukukuna göre belirlenmesi durumunda, kontrolör veya kontrolörün belirlenmesine özgü kriterler Birlik ya da üye devlet hukukuna göre belirlenebilir” şeklinde 6698 sayılı Kanunda yer alan veri sorumlusu tanımı ile benzer şekilde ve daha kapsamlı olarak tanımlanmıştır. Bu çerçevede veri sorumlusu, kişisel verileri elinde bulundurması dolayısıyla bu sıfatı kazanmakta, kişisel verilerin işlenme amaçlarını ve vasıtalarını belirlemekle veri sorumlusu haline gelmektedir.
Bu açıdan değerlendirildiğinde, her ne kadar Sicile kayıt yükümlülüğü için 6698 sayılı Kanuna göre veri sorumlusu sıfatını haiz olması yani tüzel ya da gerçek kişi olması kriterini de taşıması gerekmekte ise de, yurt dışında yerleşik tüzel kişilerin Türkiye’deki şubelerinin ayrı bir tüzel kişilikleri bulunmasa da TTK 40 ıncı maddesine göre şubelerin yerli ticari işletmeler gibi tescil oldukları ve GDPR’ın 4 üncü maddesindeki veri sorumlusu olma kriterleri arasında “tüzel kişi” olmanın şart olarak öngörülmediği göz önünde bulundurulduğunda, kişisel veri işleme süreçleri bakımından merkezden bağımsız bir şekilde Türkiye’de veri sorumlusu kriterlerine uygun olarak hareket eden bu şubelerin veri sorumlusu sayılacağı değerlendirilmektedir.
Yurtdışında yerleşik tüzel kişilerin Türkiye’deki irtibat büroları açısından;
4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanununda yabancı yatırımlar ile ilgili düzenlenmeler bulunmakta olup bu doğrultuda, doğrudan yabancı yatırıma ilişkin esaslar arasında, yatırım planlanan ülkeye irtibat bürosu kurma da yer almaktadır.
4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımcılar Kanunu Uygulama Yönetmeliğinin 6 ncı maddesinin 1 inci fıkrasında “Bakanlık, yabancı ülke kanunlarına göre kurulmuş şirketlere, Türkiye’de ticari faaliyette bulunmamak kaydıyla irtibat bürosu açma izni vermeye ve bu izinlerin süresini uzatmaya yetkilidir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde yapılan değerlendirme sonucunda;
Türkiye’de doğrudan veya şubeleri aracılığıyla kişisel veri işleme faaliyetinde bulunan yurt dışında yerleşik veri sorumlularının Sicile kayıt olmalarının gerektiğine,
Yurt dışında yerleşik tüzel kişilerin Türkiye’deki şubelerinin, Kanunda yer alan veri sorumlusu tanımı gereği kişisel verilerin işleme amaçlarını ve vasıtalarını belirlemesi ve veri kayıt sisteminin kurulması ile yönetilmesinden sorumlu olması halinde yurt dışında yerleşik tüzel kişiden ayrı olarak Türkiye’de yerleşik veri sorumlusu olarak değerlendirileceğine, bu durumda olan yurt dışında yerleşik tüzel kişilerin Türkiye’deki şubeleri için Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 2018/88 sayılı ve 2019/265 sayılı kararlarında yer alan “yıllık çalışan sayısı” ve “yıllık mali bilanço toplamı” kriterleri açısından yapılacak değerlendirme sonucunda Sicile kayıt yükümlülüğü bulunup bulunmadığına karar verileceğine, bu durumda olmayan yurt dışında yerleşik tüzel kişilerin Türkiye’deki şubelerinin ise Sicile kayıt yükümlülüğünün bulunmadığına,
Türkiye’de irtibat bürosu açılabilmesi için şirket tüzel kişiliklerinin yabancı ülke kanunlarına göre kurulması ve kurulan irtibat bürolarının Türkiye’de ticari faaliyette bulunmaması gerektiği, irtibat bürolarının ticari faaliyet dışında haberleşme, fizibilite araştırması yapma, sosyal ve kültürel alanlarda bazı çalışmaları yürütme, şirketler arasında birleşme ve devirler için ön hazırlık yapma, tanıtım ve reklam, ülkedeki iş olanaklarının yakından takip etme ve bu konular hakkında merkez firmaya bilgi verme amacı doğrultusunda açılan bürolar olması ve şube özelliği bulunmadığı hususu dikkate alındığında söz konusu irtibat bürolarının Sicile kayıt olma yükümlülüğünün bulunmadığına, karar verilmiştir.
5/5

Kimliği Belirsiz Kişi Veya Kişilerin Veri Sorumlusu Olarak Kabul Edilemeyeceği

Kimliği Belirsiz Kişi Veya Kişilerin Veri Sorumlusu Olarak Kabul Edilemeyeceği
Karar Tarihi: 13/09/2018
Karar No: 2018/106
Konu Özeti:VKimliği belirsiz kişi/kişilerin veri sorumlusu olarak kabul edilemeyeceği
İlgili kişinin görevi nedeniyle imzalamış olduğu evrakın kimliği belirsiz kişi/kişilerce internet ortamında paylaşılması üzerine Kuruma yapmış olduğu başvuru hakkında,
6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun (Kanun) “Kapsam” başlıklı 2 nci maddesinde, Kanun hükümlerinin, kişisel verileri işlenen gerçek kişiler ile bu verileri tamamen veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla işleyen gerçek ve tüzel kişiler hakkında uygulanacağı ile “Tanımlar” başlıklı 3 üncü maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ı) bendinde veri sorumlusunun kişisel verilerin işleme amaçlarını ve vasıtalarını belirleyen, veri kayıt sisteminin kurulmasından ve yönetilmesinden sorumlu olan gerçek veya tüzel kişiyi ifade ettiği belirtilmektedir.
Bu kapsamda;
Şikâyetçinin başvurusu incelendiğinde, kişinin görevi nedeniyle imzalamış olduğu bir evrakın hukuka aykırı bir şekilde elde edilip kimliği belirsiz kişi veya kişilerce internet ortamında paylaşıldığı ve aynı kullanıcı ismiyle Şikâyetçinin isim ve soy isminin baş harflerinin yazılarak kişi hakkında bir takım iftira içerikli metinlere yer verildiği anlaşılmış olup, kimliği belirsiz kişi veya kişilerin veri sorumlusu olarak tanımlanamayacağı
Kanunun “Suçlar” başlıklı 17 nci maddesinin (1) numaralı fıkrası gereği, kişisel verilere ilişkin suçlar bakımından 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 135 ila 140 ıncı madde hükümlerinin uygulanacağı hususlarından hareketle, şikâyete konu olayın Türk Ceza Kanunu hükümleri uyarınca suç unsuru barındırması ve konuya ilişkin gerekli hukuki işlemlerin tesisini teminen konunun Şikâyetçi tarafından yargıya intikal ettirilmiş olması nedenleriyle Şikâyetçi hakkında ilgili uygulama üzerinden yapılan paylaşımlar kapsamında Kurumca yapılacak bir işlem bulunmadığına karar verilmiştir.
5/5

Gaziantep Avukatlık Ofisimizde, Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, iş Davası Avukatı, İdari Dava Avukatı olarak faaliyetlerinin yanında Uzman Arabulucu olarak ihtiyari ve zorunlu arabuluculuk hizmeti de vermektedir. Ofisimiz Gaziantep dışında, Kahramanmaraş, Kilis ve Şanlıurfa'da da dava takibi yapmaktadır.

© Copyright 2004-2021 
Avukat Ali Tümbaş - Her hakkı saklıdır.
Call Now Buttonenvelopephone-handsetmap-marker
Whatsapp
Avukata Soru Sor
Merhaba,
Hukuki sorularınız için bizim ile iletişime geçebilirsiniz.
linkedin facebook pinterest youtube rss twitter instagram facebook-blank rss-blank linkedin-blank pinterest youtube twitter instagram