Gaziantep Avukat Ali Tümbaş Anlaşmalı ve Çekişmeli Boşanma Avukatı

Şikayet
TCK Madde 139
(1) Kişisel verilerin kaydedilmesi, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ve verileri yok etmeme hariç, bu bölümde yer alan suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlıdır.

TCK MADDE 139 İLE İLGİLİ YARGITAY KARARI


YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ

Esas: 2014/11530 Karar: 2015/584 Tarih: 19.01.2015

TCK 139. Madde

Şikayet

Sanıkların, mağdurla arkadaşlık kurdukları ve mağdurun, internet ortamından rızası ile gönderdiği çıplak fotoğraflarını flash diske kaydedip, babası M. ‘ye vermek suretiyle ifşa ettiklerinin iddia edildiği olayda; mağdurun, cinsel ve fiziksel mahremiyetine ilişkin çıplak görüntüleri kişisel veri kapsamında değerlendirilemeyeceğinden, eylemin, kişisel verilerin kaydedilmesi suçunu değil, TCK’nın 134/1. maddesinin 2. cümlesi ve 134/2. maddesine uyan özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarını oluşturacağı, bu suçların, aynı Kanunun 139/1. maddesi uyarınca soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olup, mağdurun, soruşturma ve kovuşturma aşamalarındaki ifadelerinde, sanıklardan şikayetçi olmadığı anlaşıldığından, sanıklar hakkında açılan davanın düşmesi yerine sanıkların mahkumiyetine hükmedilmesi,

SONUÇ : Kanuna aykırı olup; hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, yeniden yargılama gerektirmeyen bu hususta aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, sanıklar hakkındaki davaların şikayet yokluğu nedeniyle TCK’nın 73,, 139 ve CMK’nın 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞMESİNE, 19.01.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Konuya ilişkin Yargıtay kararı:

TCK Madde 159 Gerekçesi
Kişinin bir hukukî ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla hileye başvurmuş olması hâlinde de, dolandırıcılık suçunun oluştuğunu kabul etmek gerekir. Ancak, madde metninde, kişinin bir hukukî ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacı, dolandırıcılık suçunun temel şekline göre daha az cezayı gerektiren bir neden olarak kabul edilmiştir. Ayrıca, bu nedenle soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun şikâyetine bağlanmıştır.

YARGITAY 15. CEZA DAİRESİ Esas : 2013/867 Karar : 2014/14600 Tarih : 15.09.2014

TCK 159. Madde

Daha Az Cezayı Gerektiren Hal

Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.

TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının,kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının,ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için,bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma,bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi,basılı evraklarının,kıyafetlerinin,taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.

Sanık….’nın, tanık…‘ye …. plakalı aracını haricen 1.500 TL karşılığı sattığı, 1.000 TL’sini peşin aldığı, geriye 500 TL alacağının kaldığı, tanık…‘nün bu aracı ile arkadaşı tanık…..’in tamirhane dükkanına ziyarete gittiği, tanık … yanında çalışan katılan…‘in aracı görmesi ve beğenmesi üzerine, katılanın aracı tanık …’den, tanıklar ….. ve….. huzurunda 1.500 TL’si peşin, 250 TL aylık taksitle toplam 3.250 TL karşılığı satın aldığı, katılanın yaklaşık 1 ay kadar bu aracı kullandıktan sonra, sanık….’nın, tanık…‘nün kendisine olan 500 TL borcunu ödememesi sebebiyle avukat olan sanık…nin bürosuna giderek, aracını…‘ye sattığını, parasının bir kısmını alamadığını, aracı bağlatmak istediğini söylediği, sanık…nin “tamam ben hallederim, hukuki işlemleri başlatıyorum” diyerek, 15/08/2008 ödeme tarihli, 15/06/2008 keşide tarihli, borçlusu…., alacaklısı … olan 500 TL bedelli senedi sanık….’ya imzalattırdığı, daha sonra sanık…nin bu senede dayanarak … Sulh Hukuk Mahkemesi’nden, sanık …’ya ait …plakalı araca ihtiyati haciz konulması talebinde bulunduğu, İncirliova Sulh Hukuk Mahkemesi’nin kararı ile araç üzerine ihtiyati haciz konulduğu, sanık…nin bu karara istinaden İncirliova İcra Müdürlüğü’ne başvurduğu, sanık….’ya ait araç üzerine haciz konulduğu ve aracın katılan … … kullanımında iken bağlandığı, sanık….’nın aracını gidip emniyetten aldığı, sanık…nin ise icra dosyasındaki alacağını haricen aldığını beyan ederek haczin kaldırılmasını talep ettiği ve haczin kaldırıldığı, bu iş karşılığında sanık….’nın, sanık…ye 500 TL ödediğinin anlaşıldığı, sanıkların bu şekilde üzerlerine atılı suçu işlediklerinin iddia edildiği olayda, sanıkların eylemlerinin, tanık …..’in anlatımları ile de doğrulanan hukuken geçerli bir alacağı tahsil için ifa ettiklerinin anlaşılması karşısında, eylemin bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla işlenip işlenmediği değerlendirilerek TCK’nın 159. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı karar yerinde tartışılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi,

Kabule göre de;

Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanıklara fazla ceza tayini,

Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 15.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Konuya İlişkin Yargıtay Kararı

Yargıtay
14.Ceza Dairesi

Esas : 2013/1058
Karar : 2014/11126
Karar Tarihi : 15.10.2014

“İçtihat Metni”
Tebliğname No : 14 – 2012/318469
MAHKEMESİ : Mersin 2. Çocuk Mahkemesi
TARİHİ : 11.11.2010
NUMARASI : 2008/686 Esas, 2010/493 Karar
SUÇ : Reşit olmayanla cinsel ilişki

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın üzerine atılı bulunan suçun şikâyete tabî suçlardan olmasına, mağdurenin suç tarihinde 15-18 yaş grubunda olup şikâyet hakkına sahip olmasına rağmen, beyanına başvurulup şikâyeti sorulmadan, mağdurenin velisinin şikâyetçi olunması ile yetinilerek eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 15.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Ali Tümbaş sosyal medya erişimin engellenmesi

İnternet sitesi veya web sayfasına erişimin engellenmesi;

internet üzerinden yayımlanan haber, video, fotoğraf, yorum vb. içeriklerle kişilik haklarının veya özel hayatın gizliliğinin ihlali, suç işlenmesi, kamu yararı bulunması gibi nedenlerle öncelikle hukuka aykırı içeriğin bulunduğu internet sitesindeki URL’ye, ihlal bu şekilde giderilemediği takdirde tüm internet sitesine erişimin engellenmesini ifade etmektedir.

Bu müessesenin kanunda yapılan tanımından yola çıkarak engellemenin tek bir yol veya yöntemle yapılmadığını söyleyebiliriz. 5651 sayılı yasanın ikinci maddesine göre erişimin engellenmesi 3 şekildedir:

1-Alan Adından Erişimin Engellenmesi

“Domain name” de dediğimiz alan adı herhangi bir internet sitesine bağlanmak için kullanılan isimdir. İnternet ortamında her bir alan adı yalnızca bir kez tescil edilmektedir. Bu nedenle aynı alan adına sahip iki tane internet sitesinin bulunmamaktadır. Alan adı üzerinden yapılan engellemelerde sitenin tamamına ulaşım engellenmektedir.

2-IP adresinden Engelleme

“Internet Protocol” kısaca “IP“olarak ifade edilmektedir. IP; internet üzerinden yapılan tüm veri alışverişlerinde kullanılmaktadır. IP, bu işlemlerde ağlara bağlanan telefon, bilgisayar gibi aletlerin kimliğini tanımlar.

Bu yol kullanılarak yapılan erişim engellemelerinde ilgili web sitelerinin konumlandığı sunucuların engellenmesi sağlanmaktadır. Yani bir sunucunun IP adresinin engellenmesi durumunda sadece internet sitesi engellenmemektedir. Ayrıca bu sunucudan yayın yapan bütün internet sitelerinin erişimi kullanılamamaktadır.

3-URL Engellemesi

URL; internet kullanıcılarının internette dolaşırken adres çubuğunda gördükleri açık adres bilgileridir. Bu yöntemde sadece hukuka aykırı olan ve kişilik hakları ihlali sonucunu doğuran veriye ulaşım engellenmektedir.

İnternetten içerik kaldırması veya silinmesi;

internet üzerinden yayımlanan ve hukuka aykırılık teşkil eden haber, video, fotoğraf, yorum vb. içeriklerin kaldırılması veya silinmesidir. İçerik kaldırması veya silinmesi işlemi ancak içerik sağlayıcı tarafından yerine getirilebilir.

Her suç açısından engelleme ve yayından kaldırma kararı verilemeyecektir.

boşanma ve ceza avukatı gaziantep

Aşağıda sayacağımız katalog suçlar açısından engelleme ve yayından kaldırma kararı verilebilecektir.

a) Türk Ceza Kanunu’nda yer alan;

  • 1) İntihara yönlendirme (madde 84),
  • 2) Çocukların cinsel istismarı (madde 103, birinci fıkra),
  • 3) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma (madde 190),
  • 4) Sağlık için tehlikeli madde temini (madde 194),
  • 5) Müstehcenlik (madde 226),
  • 6) Fuhuş (madde 227),
  • 7) Kumar oynanması için yer ve imkân sağlama (madde 228),

suçları.

b) Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanunda yer alan suçlar.

c) Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanunda yer alan suçlar.

Yalnızca içeriği yukarıda saydığımız suçlara ilişkin olarak içeriğin çıkarılmasına veya erişimin engellenmesine karar verilir. Bu suçlar dışındaki herhangi bir suça ilişkin olarak engellemeye karar verilemeyeceği gibi içeriğin kaldırılmasına da hükmedilemez.


Youtube, Facebook, Twitter, İnstagram vb. Sosyal Medyada İçerik Silme veya Kaldırma

Youtube, twitter, facebook, instagram vb. sosyal medya araçları üzerinden suç işlenmesi, kişilik haklarının veya özel hayatın gizliliğinin ihlal edilmesi, internet ortamında unutulma hakkı, kamu yararının gerektirmesi gibi yukarıda açıkladığımız sebeplerle sulh ceza hakimliğine başvurularak erişimin engellenmesi ve içeriğin kaldırılması talep edilebilir. Yasal yollar dışında söz konusu sosyal medya araçlarının hukuka aykırılıkları gidermek üzere kendi iç mekanizmaları mevcuttur:

  • Youtube Olumsuz İçerik veya Telif Hakkı İhlali: Youtube, telif hakkı ve özel hayata müdahale niteliğindeki ihlaller için hızlı bir mekanizma geliştirmiş ve şikayet bildirimi yapıldığında ilgili video linkini ya kaldırmakta ya da içeriğini telif hakkına uygun hale getirmektedir.
  • Twitter Olumsuz İçerik Kaldırma: Twitter, sahte hesaplar kullanılması, taciz, intihar vakıaları ve gizliliğin ihlali konusunda yapılan şikayetleri değerlendirerek olumsuz içerikleri silme/kaldırma işlemi yapmakatadır. Twitter’a hak ihlallerini şurdan bildirebilirsiniz: Twitter Hak İhlali Bildirimi
  • Facebook Olumsuz İçerik Silme/Kaldırma: Facebook, video, resim, makale vb. sayısız şekilde yayın yapılan bir sosyal medya platformu olduğundan ihlallerin çeşitliliği daha fazladır. Facebook üzerinden yapılan ihlalleri şurdan şikayet edebilirsiniz: Facebook Şikayet ve İhlal Bildirimi
  • İnstagram Fotoğraf Silme/Kaldırma: İnstagram üzerinden paylaşılan fotoğraflarda özel hayatın gizliliğin ihlali veya kötüye kullanım olduğunu düşünüyorsanız, İnstagram Yardım Merkezi/Gizlilik ve Emniyet Merkezi/Bir şeyi şikayet edin butonundan şikayet edebilirsiniz.

Google, Yandex, Bing vb. Arama Motorlarında İçerik Silme veya Kaldırma

Google, Yandex, Bing vb. arama motorlarında içerik silme/kaldırma; internetten web siteleri üzerinden yayınlanan haber, fotoğraf, video vb. içeriklerin arama motorları taarfından yapılan indeks bilgilerinin kaldırılmasıdır. Arama motorları (google, yandex, bing vb.), indeksledikleri sayfaları kendi arama veritabanından kaldırdıklarında olumsuz içeriğin yer aldığı sayfalar yapılan aramalarda bulunamaz. Ancak, içerik kaynak web sayfasında yer almaya devam eder. Kaynak web sayfasındaki olumsuz içeriğin kaldırılması, ancak yukarıda açıkladığımız üzere sulh ceza hakimliğine başvurularak olumsuz içeriklerin kaldırılması veya erişimin engellenmesi yoluyla mümkündür. Ayrıca, kişilik haklarının veya özel hayatın gizliliğinin ihlal edilmesi, internet ortamında unutulma hakkı çerçevesinde google vb. arama motorlarının yaptığı indekslerin kaldırılması için de sulh ceza hakimliğine başvurulabilir.

  • Google Arama Motorunda Haber veya Olumsuz İçerik Silme/Kaldırma: Google, özellikle çıplak resimler, müstehcen görüntüler, videolar ve diğer bazı kişisel bilgilerim rıza dışında yayınlanması halinde ilgili içeriklerin indeks bilgilerini kaldırmaktadır. Google olumsuz içerik bildirimlerini şu sayfadan kabul etmektedir: Google Olumsuz İçerik Bildirme
  • Yandex Arama Motorunda Olumsuz İçerik ve Haber Silme/Kaldırma: Yandex, hukuki sorunlar ve iletişim için Türkiye’de bir ofis kurmuştur. Sorunlarınızı bu ofise iletebilirsiniz: Yandex İletişim Ofisi. Ayrıca, yandex help center üzerinden her türlü şikayetinizi bildirebiliriniz.
  • Bing Arama Motorunda Olumsuz İçerik ve Haber Kaldırma/Silme: Bing arama motoru kişisel hak ihlallerini hızlı bir şekilde gidermketdir: Bing Sorun Bildirme

Taahhüdü İhlal suçu ile ilgili olarak zamanaşımı süresi İcra iflas kanununun 347. Maddesinde;

“Bu bapta yer alan fiillerden dolayı şikâyet hakkı fiilin öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıl geçmekle düşer.”

Şeklinde düzenlendiğinden, bu suçlarda dava zamanaşımı süresi 1 yıl olarak kabul edilmektedir. Ceza zamanaşımı süresi ise İcra İflas Kanunun 354/2 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden itibaren iki yıldır.

Yargıtay Ceza Avukatı Gaziantep boşanma avukatı

Konu ile ilgili yargıtay kararı aşağıdadır.

YARGITAY 

11. Ceza Dairesi

Esas : 2013/12962 Karar : 2013/10299

Karar Tarihi : 18.06.2013

ÖDEME ŞARTINI İHLAL SUÇU

TAAHHÜDÜ İHLAL

TAAHHÜT TUTANAĞINDA TAHSİL HARCININ GÖSTERİLMEMESİ

TAAHHÜDÜ İHLAL SUÇUNDA CEZA ZAMANAŞIMININ 2 YIL OLDUĞU

Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 19.04.2013 gün ve 2013/6373/25836 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 13.05.2013 gün ve KYB 2013/142588 sayılı ihbarnamesi ile;

Ödeme şartını ihlal suçundan sanık Ş… hakkında yapılan yargılama sonucunda beraatine dair İstanbul 9. İcra Ceza Mahkemesinin 21/12/2010 tarihli ve 2010/425 esas, 2010/496 sayılı kararına müşteki vekilinin yaptığı itirazın kabulü ile sanığın 2004 sayılı icra ve iflâs Kanunu’nun 340. maddesi gereğince 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına ilişkin İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 03/01/2011 tarihli ve 2010/2126 değişik is sayılı kararını müteakip, sanık tarafından yapılan tahliye ve itiraz taleplerinin reddine dair İstanbul 10. İcra Ceza Mahkemesinin 13/03/2013 tarihli ve 2013/16 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.

1-İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 03/01/2011 tarihli ve 2010/2126 değişik iş sayılı kararına yönelik yapılan incelemede;

Borçlu sanık hakkında yürütülen İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün 2010/5214 esas sayılı takip dosyasında, sanığın ödeme taahhüdünü içeren 07/06/2010 tarihli taahhüt tutanağında borçlu tarafından ödenmesi gereken tahsil harcının gösterilmediği, dolayısıyla ödenecek toplam borç miktarının bütün fer’ileri ile birlikte hesaplanıp açıkça gösterilmemiş olması nedeniyle sanığın taahhüdünün hukuken geçersiz bulunduğu anlaşılmakla itirazın reddi yerine, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde,

2-İstanbul 10. İcra Ceza Mahkemesinin 13/03/2013 tarihli ve 2013/16 değişik iş sayılı kararına yönelik yapılan incelemede;

Borçlu sanık hakkında verilen tazyik hapsi kararının 03/01/2011 tarihinde kesinleşmiş olması 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 354. maddesinin 3. fıkrasında yer alan “icra mahkemesinin bu Bap hükümlerine göre verdiği tazyik veya disiplin hapsine ilişkin karar, kesinleştiği tarihten itibaren iki yıl geçtikten sonra yerine getirilmez.” şeklindeki düzenleme karşısında sanığın tahliyesi yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması istenilmiş olmakla Dairemize gönderilen dosya incelenerek gereği görüşüldü:

İncelenen dosya içeriğine göre kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamedeki 1 no’lu düşünce yerinde görüldüğünden 2 no’lu istemin tartışılmasında hukuki yarar görülmemiş olup, İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 03/01/2011 gün, 2010/2126 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu konuda CMK’nun 309/4- d maddesi gereğince karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkında hükmolunan hapsin çektirilmemesine, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Son zamanlarda internet üzerinden alışveriş kapasitesinin artmasına binaen değişik suçlarda ortaya çıkmıştır. Bu karar incelememizde internet üzerinden gerçekleştirilen satışlarda para transferinin yapılmasına rağmen satın alınan ürünün parayı ödeyene teslim edilmemesi durumunda neler olabileceğini değerlendireceğiz.

TCK 158 madde bu konu hakkında rehberimiz olacaktır.

Bu maddenin 1-f bendi uyarınca internet yoluyla yapılan bu tür bir işlem “Nitelikli Dolandırıcılık” olarak değerlendirilecektir.

Yargıtay bu konuda birçok karar vermiştir. İnternetin sağladığı teknik alt yapı sebebiyle şahıslarla iletişime geçip şahıslara vaat edilen ürünün verilmemesi e-ticaret hukuku bağlamında ayrı bir konu olsa da Türk Ceza Kanunu uyarınca nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturur. Normal dolandırıcılık olmamasının sebebi ise kişiye karşı bilişim sistemleri aracı kılınarak bu dolandırıcılık eyleminin yapılmasıdır.

online avukat gaziantep

İş bu suçun maddi ve manevi unsurları , suçun ne şekilde işleneceği , işlendiği takdirde cezasının ne olacağı , hangi durumlarda nitelikli dolandırıcılık vasfını kazanacağına ilişkin YARGITAY kararı aşağıda sunulmuştur.


T.C.
YARGITAY
CEZA GENEL KURULU

Esas : 2012/15-1293 Karar : 2013/111
Karar Tarihi : 2.4.2013

  • İNTERNET YOLUYLA DOLANDIRICILIK SUÇU
  • NİTELİKLİ DOLANDIRICILIK
  • BİLİŞİM SİSTEMİNİN ARAÇ OLARAKKULLANILMASI (Suçun Nitelikli Dolandırıcılık olarak değerlendirileceği)
  • DOLANDIRICILIK (Bilişim Sistemlerinin Kullanılması Sebebiyle Nitelikli Dolandırıcılık Oluşturacağı)

5237 Sayılı TCK Madde 158/1-f

DAVA: Nitelikli dolandırıcılık suçundan sanıklar T K, T B ve EK’ın 5237 sayılı TCK’nun 158/1-f ve 52/2maddeleri gereğince 4 yıl hapis ve 2.400 Lira adli para cezası ile cezalandırılmalarına ilişkin, 9. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 20.10.2010 günve 4-262 sayılı hükmün, o yer Cumhuriyet savcısı, sanık T ve müdafii, sanık Eve müdafii ile sanık T tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 15. Ceza Dairesince 18.01.2012 gün ve 23914-1283 sayı ile;

“… 5237 sayılı Kanunun 53.maddesinde düzenlenen hak yoksunluğuna ilişkin hükümlerin, infaz aşamasında dikkate alınabileceği mümkün görülmüştür…”, Açıklaması ile onanmasına kararverilmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 16.04.2012 gün ve 125165 sayıile; “… 5237 sayılı TCK’nun 243. maddesinin gerekçesine göre, bilişim sistemi, verileri toplayıp yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tabi tutma olanağı veren manyetik sistemler olarak tanımlamıştır. Sanıkların internet sitesi üzerinden bilgisayar satışı ilanı vererek şikayetçiyi dolandırmaları şeklindeki eylemlerinde, ilan verdikleri internet sitesinin herhangi bir veri tabanına sahip olmaması nedeniyle eylemleri TCK’nun 157.maddesinde öngörülen basit dolandırıcılık suçu kapsamında kaldığından mahkeme hükmünün bozulması gerekmektedir…”, Görüşüyle itriraz kanun yolunabaşvurarak, Özel Daire onama kararının kaldırılmasına ve yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. CMK’nun 308. maddesi uyarıncainceleme yapan Yargıtay 15. Ceza Dairesince 19.09.2012 gün ve 12192-41658 sayıile, itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle, Yargıtay BirinciBaşkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş veaçıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır:

KARAR : Suçun sübutuna ilişkinbir uyuşmazlık bulunmayan olayda, Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gerekenuyuşmazlık, suç niteliğinin belirlenmesine ilişkindir. İncelenen dosya içeriğinden;

Mersin ili Erdemli ilçesindeikamet eden sanık T. K.’ın “…” adlı internet sitesinden R… Şirketler Topluluğu isimli işyeri adına HP marka dizüstü bilgisayarların satışı için ilan verdiği,Giresun’da ikamet eden şikâyetçinin ilanda belirtilen “İzmir” alan kodlutelefon numarasını araması üzerine, telefonu açan ve kendisini şirket yetkilisiolarak tanıtan şahıs tarafından T. B. adına Akbank Şirinyer Şubesinde bulunanhesaba 1.100 TL havale göndermesi gerektiği ve dizüstü bilgisayarın aynı günkargoya verileceğinin söylendiği, bu beyan üzerine şikâyetçinin 08.08.2008tarihinde sanık T B adına 1.100 TL parayı “diğer” açıklaması ile Akbank ATM’denhavale ettiği, bilgisayarın gönderilmemesi üzerine internet sitesinde yazılıtelefonu birkaç kere daha aradığı, her seferinde telefona farklı kişilerinçıktığı, ilgisiz cevaplar verilerek şikayetçinin oyalandığı, şirket yetkilisiile görüşmek istediğini bildirmesine rağmen çeşitli bahanelerlegörüştürülmediği, bilgisayarın gönderilmediği ve havale edilen paranın da iadeedilmediği, Sanık T. K.’ın başka bir suçtan Konya’da M. T. kimliğiyle tutukluiken soruşturma başladıktan sonra diğer sanıkların ifadeleriyle gerçekkimliğinin belirlendiği, İzmir Emniyet Müdürlüğünce düzenlenen raporda M. T.ile T.’ın parmak izlerinin aynı olduğunun tespit edildiği, Yankesicilik ve DolandırıcılıkBüro Amirliğince düzenlenen 15.210.2008 günlü rapora göre, internet sitesindeR… Şirketler Topluluğu adresi olarak belirtilen yerde sözkonusu şirketinbulunmadığı, beş yıldır Renault servisinin bulunduğu, Kemeraltı’ndaki ikinciadresin ise Şadırvan Camii altında olduğu ve sokağın on yıldır iptaledildiğinin belirlendiği, Sanıklar hakkında benzer suçlardan çok sayıda kamu davasınınaçıldığı, Şikâyetçinin; Giresun’dayken “…” internet adresinden R… ŞirketlerTopluluğu adlı işyerinden HP marka dizüstü bilgisayar almak istediğini,belirtilen telefonu aradığında Tolga Bahçıvancı’ya ait Akbank hesabına parayatırmasının söylendiğini, aynı gün bilgisayarın kargo ile gönderileceğibelirtilmesine rağmen gönderilmediğini söylediği, Sanık E K.’ın aşamalarda;amcası olan T. K.’ın telefonla arayarak Erdemli’de şirketinin olduğunu,bankalara borcu olması nedeniyle üçüncü bir kişinin banka hesabına ihtiyaçduyduğunu söylediğini, arkadaşı T B’yı amcası ile tanıştırdığını, T.’nınİzmir’de değişik bankalarda hesap açtırdığını, müşterilerin T. K.’a siparişverdiklerini, paraların da T. B.’ya ait hesaba yatırıldığını, T. B. ilebirlikte yatan paraları çekip T. K.’a verdiklerini, fakat soruşturma aşamasındasipariş edilen ürünlerin gönderilmediğini öğrendiklerini savunduğu, Sanık T. B.’nın aşamalarda;internet üzerinden satış yaptığını ve elemana ihtiyacı olduğunu söyleyen T.K.’ın yanında çalışmaya başladığını, onun isteği ile dört ayrı bankada hesapaçtırdığını, müşterilerin telefonla T. K.’a sipariş verdiklerini, paraların isekendi hesabına yatırıldığını, Ersen ile birlikte yatan paraları çekip T K’averdiklerini, dolandırıcılık yaptığını bilmediklerini beyan ettiği, Sanık T. K.’ın soruşturmaaşamasında M. T. olduğunu, atılı suçla ve T. K.’la bir ilgisinin bulunmadığınıifade ederken, yargılama aşamasında önce suçlamayı inkar ettiği, sonrakianlatımlarında ise iddianamede anlatılan hususların doğru olduğunu ifadeettiği, Anlaşılmaktadır. Türk Dil Kurumu’nun BüyükTürkçe Sözlüğü’nde, “elektronik beyin” veya “bilgileri otomatik işleme tabitutmuş sistem” olarak adlandırılan bilgisayar; “çok sayıda aritmetiksel veyamantıksal işlemlerden oluşan bir işi önceden verilmiş bir programa göre yapıpsonuçlandıran, bilgileri depolayan elektronik araç, elektronik beyin” anlamınagelmektedir. İnternet ise, dünya üzerindeki milyonlarca bilgisayarınbirbirlerine bağlanmaları ile oluşan global bir bilgisayar ağları sisteminiifade eder. Bilişim de; “insanoğlunun teknik, ekonomik ve toplumsal alanlardakiiletişiminde kullandıgı ve bilimin dayanağı olan bilginin özellikle elektronikmakineler aracılığıyla düzenli ve akla uygun bir biçimde işlenmesi bilimi,bilginin elektronik cihazlarda toplanması ve işlenmesi bilimi” olaraktanımlanmaktadır. Yerleşmiş yargısal kararlar ve öğretideki baskın görüşleregöre de, bilişim sisteminin, verileri toplanıp yerleştirdikten sonra otomatikişleme tabi tutma imkanı veren manyetik sistemler olduğu kabul edilmiştir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunundabilişim suçları; “Bilişim alanında suçlar” bölümünde düzenlenmekle beraber,ayrıca çeşitli bölümlerde de bilişim sistemleriyle işlenmesi mümkün olan suçtiplerine yer verilmistir. “Bilişim alanında suçlar” bölümünde yer alan 243.maddesinde bilişim sistemine girme, 244. maddesinde sistemi engelleme, bozma,verileri yok etme veya değiştirme, 245. maddesinde banka veya kredi kartlarınınkötüye kullanılması suçları düzenlenmiştir. Bunun yanında, “Özel hayata vehayatın gizli alanına karşı suçlar” bölümünde yer alan 135. maddesinde kişiselverilerin kaydedilmesi, 136. maddesinde kişisel verileri hukuka aykırı olarakverme veya ele geçirme, 138. maddesinde ise verilerin yok edilmemesi suçlarıbilişim suçu olarak nitelendirilebilecek şekilde düzenlenmiştir. Öte yandan,132. maddesinde haberleşmenin gizliliğini ihlal, 124. maddesinde haberleşmeninengellenmesi, 125/2. maddesinde hakaret, 142/2. maddesinin ( e ) bendindehırsızlık, 158/1. maddesinin ( f ) bendinde dolandırıcılık, 226. maddesindemüstehcenlik, 163. maddesinde karşılıksız yararlanma suç tiplerinin bilişimsistemlerinin kullanılması suretiyle işlenmeleri mümkün kabul edilmiştir. Uyuşmazlığın sağlıklı birçözüme kavuşturulabilmesi açısından dolandırıcılık suçu üzerinde durulmalıdır. 5237 sayılı TCK’nun“Dolandırıcılık” başlıklı 157. maddesi; “Hileli davranışlarla bir kimseyialdatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına biryarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlîpara cezası verilir” şeklinde düzenlenmiş, suçun daha fazla ceza verilmesinigerektiren nitelikli hallerine ise 158. maddede yer verilmiştir. Malvarlığının yanında iradeözgürlüğünün de korunduğu dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; 1 ) Failin bir takım hilelidavranışlarda bulunması, 2 ) Hileli davranışların mağduru aldatabilecek nitelikte olması, 3 ) Failin hileli davranışlarsonucunda mağdurun veya başkasının aleyhine, kendisi veya başkası lehine haksızbir yarar sağlaması,

Şartlarının birliktegerçekleşmesi gerekmektedir. Fail kendisi veya başkasınayarar sağlamak amacıyla bilerek ve isteyerek hileli davranışlar yapmalı, budavranışlarla bir başkasına zarar vermeli, verilen zarar ile fiil arasındauygun nedensellik bağı bulunmalı ve zarar da, nesnel ölçütler göz önündebulundurularak belirlenecek ekonomik zarar olmalıdır. Görüldüğü gibi, dolandırıcılıksuçunu malvarlığına karşı işlenen diğer suç tiplerinden farklı kılan husus,aldatma temeline dayanan bir suç olmasıdır. Birden çok hukuki konusu olan busuç işlenirken, sadece malvarlığı zarar görmemekte, mağdurun veya suçtan zarargörenin iradesi de hileli davranışlarla yanıltılmaktadır. Madde gerekçesindede, aldatıcı nitelik taşıyan hareketlerle, kişiler arasındaki ilişkilerde varolması gereken iyiniyet ve güvenin bozulduğu, bu suretle kişinin iradeserbestisinin etkilendiği ve irade özgürlüğünün ihlâl edildiği vurgulanmıştır. Bilişim sistemlerinin araçolarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu ise TCK’nun 158/1-fmaddesinde; “ ( 1 ) Dolandırıcılık suçunun; … f ) Bilişim sistemlerinin, bankaveya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle, … işlenmesihalinde, iki yıldan yedi yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî paracezasına hükmolunur. Ancak, ( e ), ( f ) ve ( j ) bentlerinde sayılan hâllerdehapis cezasının alt sınırı üç yıldan, adlî para cezasının miktarı suçtan eldeedilen menfaatin iki katından az olamaz” şeklinde düzenlenmiştir.Maddeningerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veyakredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birincifıkranın ( f ) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir.Bilişim sistemlerinin ya da birer güven kurumu olan banka veya kredikurumlarının araç olarak kullanılması, dolandırıcılık suçunun işlenmesiaçısından önemli bir kolaylık sağlamaktadır” açıklamalarına yer verilmiş olup,bu bentte bilişim sistemleri ile banka veya kredi kurumlarının araç olarakkullanılması suretiyle dolandırıcılık olmak üzere birden fazla nitelikli halkabul edilmiştir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme,elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmetiile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş,bilişim gerek iş, gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli birnoktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arzetmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir durumagelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolaycabirçok kişiye ulaşılması ve bu tür suçların işlenmesinde faile kolaylıksağlaması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.

Bilişim sistemininaldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarakkullanılarak bir insanın aldatılması, yani dolandırılması halinde bu bendinuygulanması mümkündür. Aksi halde, yani sisteme girilerek bir kişialdatılmayıp, sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veyabilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması sözkonusuolacaktır. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Bilişim sistemlerinin aynı andabirçok kişiye ulaşmasındaki çabukluk ve sağladığı kolaylığa dayanarak “…” adlıinternet sitesinden R… Şirketler Topluluğu isimli işyeri adına HP marka dizüstübilgisayarların satışı için ilan veren sanıkların, Giresun’da ikamet eden veilanı görerek bildirdikleri telefon numarasını aradıktan sonra hesaplarına paraaktaran şikâyetçiye sözde alışverişe konu bilgisayarı göndermemeleri şeklindegerçekleşen olayda; bilişim sisteminin araç olarak kullanılması suretiylegerçekleştirilen eylemlerin TCK’nun 158. maddesinin 1. fıkrasının ( f ) bendiuyarınca nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir. Bu nedenle, sanıkların bilişimsisteminin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundanmahkûmiyetlerine ilişkin yerel mahkeme hükmü ve bu hükmün onanmasına dair ÖzelDaire kararında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu itibarla; YargıtayCumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayanGenel Kurul Üyesi S. Bakıcı; “Bir internet sitesinde bilgisayar satış ilanıgören şikayetçinin, ilanda verilen telefon numarasını arayıp sipariş verdiği,aradan zaman geçmesine rağmen bilgisayar gelmeyince birçok kez telefonlaaradığı ve parasını veya bilgisayarı alamadığı olayda; çözümlenecek sorun,dolandırıcılık suçunu niteliğine ilişkindir. Bilişim sisteminden amaç,verileri toplanıp yerleştirdikten sonra, bunlar otomatik işleme tabi tutmaolanağı veren manyetik sistemlerdir. Bilişim alanı ise, bilgileri depo ettiktensonra otomatik olarak işleme tabi tutan sistemlerden oluşan alanlardır.

Bilişim suçları, Türk CezaKanununda; a- Doğrudan bilişim ( gerçek bilişim suçları ), b- Dolayısıyla bilişim suçu (bilişim bağlantılı suçlar ) olarak düzenlenmiştir. CezaKanununun 2. Kitap, 3. Kısım, 10. Bölümünde ‘Bilişim Alanında Suçlar’ başlığıaltında 243. maddede ‘Bilişim Sistemine Girme’, 244. maddede ‘SistemiEngelleme, Bozma, Verileri Yok etme veya Değiştirme’, 245. maddede ‘Banka veyaKredi Kartlarının Kötüye kullanılması’ suçları yer almıştır. Bilişim sistemineyapılan müdahale ile sistemin çalışması, veri işleme fonksiyonu engellenmeli,bozulmalı, sisteme veri yerleştirilmeli veya veriler başka yeregönderilmelidir.Dolayısıyla bilişim suçları ise, klasik suçların bilişimsistemlerinden yararlanılarak işlenmesi olup, bu suçların nitelikli halleriolarak o suçla ilgili bölümlerde yer almaktadır. Dolandırıcılık suçu, birkimseye karşı aldatıcı hareketlerde bulunularak çıkar sağlanması ile oluşur. Ohalde, aldatılmasından söz edilmeyeceği için bilişim sistemine karşıdolandırıcılık suçu işlenemeyecektir. Ancak, bilişim sisteminin kullanılarakbir insanın aldatılması halinde TCK’nun 158/1-f maddesinde yazılı ‘bilişimsistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık’ suçuoluşacaktır. Diğer bir anlatımla, bilişim sistemi, karşıdaki kişininkandırılmasında bir vasıta olarak kullanılmalıdır. Bu sistem kullanılarakmuhatap kandırılmalı, menfaat sağlanmalıdır. Yapılan aldatıcı hareketler,bilişim sistemi kulanılarak mağdura ulaştırılmalı, mağdur sistemle yapılanhileye kanmalı, faile menfaat sağlamalıdır. Somut olayda, sanıklarinternette yer alan bir sitede bilgisayar satışına dair bir ilan yayınlamış veirtibat için bir telefon numarası vermişlerdir. Bu ilanın, kandırıcı nitelikteolduğu, fiyatının emsallerine göre çok ucuz gösterildiği, özellikllerininabartıldığı, ilanı okuyanda satın alma isteği oluşturduğuna dair bir iddia veyadelil bulunmamaktadır. Verilen ilan, basit bir satış ilanıdır ve bu ilan, suçununsuru olan ‘hileli hareketleri’ oluşturmamaktadır. Yani, genel kurul gündeminegöre satış ilanı, mağduru kandıracak nitelikte değildir. Kaldı ki, mağdur builanla yetinmemiş, ilanı okuyunca telefon ederek sanıklarla görüşmüştür. Bugörüşme sırasında doğal olarak bilgisayarın özellikleri hakkında bilgi almış,bedelini sormuş ve büyük bir olasılıkla da pazarlık yapmış ve satın almıştır.Satın alma kararı, ilan üzerine değil sanıklarla yapılan telefon görüşmesindensonra alınmıştır. Ayrıca verilen ilan, çok sayıda kişiye ulaşılmasına yöneliktir.Böyle bir ilanla, sokaklara afiş asılması, ağaçlara ilan yapıştırılmasıarasında fark bulunmamaktadır. İnternette yayınlanan ilan, suçun işlenmesinikolaylaştırmadığı, hileli hareketlerin gerçekleştirilmesinde veya mağdurunkandırılmasında etkili olmadığı ve vasıta olarak kullanıldığının kabulü mümkünolmadığı cihetle, TCK.nun 158/1-f maddesinde yazılı dolandırıcılık suçununnitelikli hali oluşmadığından sanığın fiili; TCK.nun 157/1. maddesineuygundur”, Çoğunluk görüşüne katılmayan Genel Kurul Üyesi K. Taşdemir;“Dolandırıcılık suçunun bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarınınaraç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi, 5237 sayılı TCK’nun 158/1-fmaddelerinde nitelikli hal olarak belirtilmiştir. Bilişim kelimesi, fransızca‘bilgi’ ve ‘otomatik’ kelimelerinin birleşiminden türemekte ve bilgininotomosyona tabi tutulması sonucunda işlenmesi yani verilerin saklanması,organize edilmesi, değerlendirilmesi, nakledilmesi, çoğaltılması anlamlarınıiçermektedir. Günümüzde bütün bu işlemleri yapabilme özelliğine sahip cihazlarise bilgisayardır. 765 sayılı TCK’nun ‘bilişim alanında suçlar’ başlığı altındaki525-a, 525-d maddelerinde yer alan hususlar ‘bilgileri otomatik işleme tabitutan sistem’ tanımı üzerine kurulmuştu. Bilişim suçlarının çok geniş vesürekli ilerleyen bir alan olması nedeniyle 5237 sayılı TCK’da öğretide görüşbirliğiyle bilgisayara karşılık geldiği belirlenen ‘bilgileri otomatik işlemetabi tutmuş sistem’ yerine bu tür araçlarla işlenen suçları da kapsayabilmesive yeni teknolojik ilerlemelere açık olması amacıyla ‘bilişim sistemi’ terimikullanılmıştır. İster ‘bilişim sistemi’ isterse ‘bilgileri otomatik işleme tabitutmuş sistem’ kavramı kullanılsın bununla ifade edilmek istenen genel amaçlıkullanıma uygun bilgisayarlardır. Teknik olarak bilgisayar,belleğindeki programa uygun olarak aritmetik ve mantıksal işlemler yapabilenkarar verebilen, yürüteceği programı ve işleyeceği verileri ezberindetutabilen, çevresi ile etkileşimde bulunabilen araçtır. Bilişim özelliğinesahip bilgisayarı diğer aygıtlardan ayıran unsur da budur, yani genelkullanılabilme özelliğine sahip bir araç olmasıdır. Her ne kadar ‘bilişim’ ve‘bilgisayar’ kavramları aynı anlamda kullanılmaktaysa da gerçekte bunlar aynışey değildir. Zira ‘bilişim’ sözcüğü, ‘bilgisayar’ kelimesine oranla daha genişkapsamlıdır. Bilgisayar aritmetik ve mantık işlemi dizileriyle oluşturulmuşprogramlara göre verileri ( bilgileri ) otomatik işleme tabi tutan sistemlereverilen ortak isim iken, bilişim ise, bilgisayardan da faydalanmak suretiylebilginin saklanması, iletilmesi ve işlenerek kullanılır hale gelmesine konuolan akademik ve mesleki disipline verilen addır; başka bir deyişle, bilgisayarkullanma ilmidir. 5237 sayılı TCK’nun 243. maddesinin gerekçesinde bilişim sistemi; verileritoplayıp yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tabi tutma olanağınıveren manyetik sistem olarak tanımlanmıştır.Bilişim sistemi; Bilgisayar çevrebirimleri iletişim alt yapısı ve programlarından oluşan veri işleme, saklama veiletmeye yönelik sistem’dir.¹ ( ¹ Av. Özgür Eralp, Hukukçular için Bilişimterimleri Sözlüğü Ankara 2007, s.32 ) Özetle bilişim, hem verilerinişlenmesini, hem de bu işlem sonuçlarının aktarılmasını yani veri iletişiminide içeren bir kavramdır. O halde, veri-işlem ve veri-iletişim unsurlarınıtaşıyan araçların bütününe bilişim sistemi denilmektedir. Bilişim suçu da, verilere karşıve/veya veri işlemle bağlantısı olan sistemlere karşı bilişim sistemleriaracılığı ile gerçekleştirilen suçlardır. Bilişim sistemleri bu eylemleringerçekleştirilmesi için araçtır. Bilişim sistemlerinin araçolarak kullanıp, gerçek bir kişinin hileli hareketlerle kandırılıp çıkarsağlanması halinde bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle dolandırıcılıksuçu oluşacaktır. Bu şekilde işlenen suçlara örnek olarak, banka veya ticarişirketlere ya da kuruluşlara ait internet sitelerinin benzerini oluşturarak,üçüncü kişilerin sms ya da maillerini bu sitelere yönlendirerek, bu siteleraracılığı ile şifre, kişisel bilgilerin ele geçirilmesinden sonra kullanılarakya da üçüncü kişilere, şifresi kırılmış mail hesaplarından mail göndererek,haksız yarar sağlama gibi eylemleri gösterilebilir. Başka bir örnek verecekolursak; ağ üzerinden rezervasyon imkanı sunan ve aynı sistemle ödemeleri kabuleden bir otelin bilişim sistemine birisi girse, hafta sonu için rezervasyonyaptırsa, sonra da otelin bilişim sistemine yapılan rezervasyonun ödemelerininyapılmış olduğuna dair gerçeğe aykırı veri yerleştirse, akabinde otele gitse,otel yetkilisi kendi bilişim sistemlerine girdiklerinde rezervasyonu ve ayrıcaödemenin yapıldığına ilişkin fail tarafından yerleştirilen verileri görerekaldansa ve failin kalmasına izin verse, bu olayda bilişim sistemlerinin araçolarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu işlenmiş demektir.² ( ²Levent Kurt, Açıklamalı-İçtihatlı, Tüm Yönleriyle Bilişim Suçları ve Türk CezaKanunundaki Uygulaması, Seçkin Yayınevi, Ankara 2005, s.277 ) Somut olayda ise, sanıklarıninternet sitesi üzerinden bilgisayar satış ilanı vererek şikayetçiyidolandırmaları şeklindeki eylemlerinde, söz konusu ilanın başka araçlarla dayapılacak ( radyo, televizyon, gazetede duyuru yapma hatta duyuru asma, elilanı ile dağıtma gibi ) aynı sonucun alınması olanaklıdır. Bu nedenle deeylem, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazında belirtildiği gibi TCK’nun158/1-f maddesinde hükme bağlanan nitelikli dolandırıcılık suçunu değil, aynıyasanın 157. maddesinde öngörülen basit dolandırıcılık suçu kapsamındakalmaktadır. Diğer taraftan, sanıkların eylemi, TCK’nun 158. maddesinin 1/9bendine giren Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmaksuretiyle işlenen dolandırıcılık suçunu da oluşturmaz. Çünkü bu bend, Basın veyayın araçlarının kitlelere ulaşmadaki yoğun etkisi ve bu kuruma duyulan güvengözetilerek düzenlenmiştir. Basın ve yayın aracı, Basın Kanunu gereğincebelirlenecektir. Bendte geçen basın deyimi; gazete, dergi gibi belirli zamanlardaçıkan yayınların bütünü, matbuat, yayın ise; basılıp satışa çıkarılan kitap,gazete gibi okunan veya radyo, televizyon aracılığıyla halka sunulan duyurular,iletilen şey, neşriyat olarak tanımlanmaktadır.3 Bilgisayarı ise bu kapsamdadeğerlendirmek olanaksızdır. Yukarıda açıklanan nedenlerleitirazın kabulü yerine reddine ilişkin sayın çoğunluğun kararınakatılamıyorum”, Çoğunluk görüşüne katılmayan Genel Kurul Üyesi S. Tarhan;“Sanıklardan T. K.’ın internet sitesi üzerinden verdiği bilgisayar satışıilanını gören müştekinin 1 adet leptop almak istediği, bildirilen telefonuarayıp bedeli olan 1100 TL’yi diğer sanık T. B.’nın Akbank Şirinyer Şubesindekihesabına yatırdığı, paranın T. B. ve sanık E. K. tarafından çekildiği ancakleptopun gönderilmemesi üzerine şikayette bulunduğu ve mağdurun bu şekildedolandırıldığı olayda: Yerel mahkemece suç vasfı 5237 sayılı TCK’nın 158/1-f madde vebendindeki bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması olarak kabul edilmiş,Yüksek Dairece hüküm onanmış, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise eylemin basitdolandırıcılık suçunu oluşturduğu gerekçesiyle itiraz yoluyla dosya yüce kurulagetirilmiştir. Bilişim sistemi ‘verileri toplayıp yerleştirdikten sonra bunlarıotomatik işlemlere tabi tutma olanağı veren manyetik sistemlerdir.’ şeklindetanımlanmış ve ilk kez 5237 sayılı TCK’da dolandırıcılık suçunun nitelikli haliolarak düzenlenmiştir. Bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyledolandırıcılık suçunun işlenebilmesi için, öncelikle bilişim sistemikullanılmalı bunun içinde sistemin işleyişinin engellenmesi, bozulması,verilerin yok edilmesi veya değiştirilmesi ve erişilmez kılınıp verilerin başkayere gönderilmesi gerekir. Örneğin; sistem vasıtasıyla haberleşilirken karşıdaki muhatapkandırılıp kontor ve para sağlanması, elektronik posta gönderilip çıkar eldeedilmesi, bankadan aranılıyormuş gibi şifre değişikliği, güncelleme vs. gibibahanelerle mağdur yanıltılıp banka ekranına girdiğini sanıp hesap bilgilerihakkında detay verip parasının başka yere transferi sağlanmaktadır ve mağdur busurette bilişim sistemi araç olarak kullanılarak dolandırılmaktadır. Somut olaya gelince; sanıklarhiçbir şekilde bilişim sistemine girmemiş, bir veri elde edip bu yolla mağduruyanıltıp menfaat sağlanmamıştır. İnternetteki satış ilanının sokakta direklere,ağaçlara ve duvarlara yapıştırılan el ilanlarından bir farkı yoktur.İnternetteki ilana ulaşmak herhangi bir beceriyi gerektirmemekte sistememüdahale edilmeden bir tıklama ile herkesin yapabileceği bir iş olup basit birilan niteliğindedir. Çoğunluk görüşüne katılmayan iki Genel Kurul Üyesi de;“sanıkların eylemleri 5237 sayılı TCK’nun 157/1. maddesinde hüküm altına alınanbasit dolandırıcılık suçunu oluşturduğundan itirazın kabulüne karar verilmesigerektiği” düşüncesiyle, Çoğunluk görüşüne katılmayan beş Genel Kurul Üyesi ise;“sanıkların eylemleri 5237 sayılı TCK’nun 158/1-g maddesinde hüküm altınaalınan basın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyledolandırıcılık suçunu oluşturduğundan itirazın değişik gerekçe ile kabulünekarar verilmesi gerektiği” düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle;

1- Yargıtay CumhuriyetBaşsavcılığı itirazının REDDİNE, 2- Dosyanın, mahallinegönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.04.2013 günüyapılan müzakerede oyçokluğuyla karar verildi.

Askeri personelin atama işleminin iptali davaları askeri davalar içinde sıklıkla rastladığımız davalardandır. Atama işlemi askeri personele tebliğ edildikten sonra askeri personel 60 gün içinde yürütmenin durdurulması istemli atama işleminin iptali istemli ilgili idare mahkemesine dava açması gerekmektedir.

Atama İşleminin İptali Davasında Yürütmenin Durdurulması Talebi  

Askeri personelin atama işleminin iptali davasında dava sürecinde sıkıntı yaşanmaması adına sanki atama hiç yapılmamış gibi önceki düzende hayatını devam ettirebilmek için yürütmenin durdurulması kararı alınması çok önemlidir. Şöyle bir düşünün ; hukuka aykırı bir atama işlemi yapıldı ve kesinlikle atandığınız yere gitmek istemiyorsunuz, eğer yürütmenin durdurulması kararı almadı iseniz dava devam ederken atamanın olduğu yerde görevinize başlamanız gerekir. Bu da kendi içinde birçok problemi içinde barındırmaktadır. Dava sonuçlanana kadar adeta göçebe gibi oradan oraya taşınmak zorunda kalmak istenmiyorsa yürütmenin durdurulması alınması şarttır.

Yürütmenin durdurulması kararı ise genel olarak  2 ya da 3 ay içinde mahkeme tarafından verilmektedir.  Bu sürecin en rahat şekilde atlatılması için yürütmenin durdurulması kararı alınması üstün yararınızadır. Süreçte mutlaka askeri dava avukatı desteği almanızı tavsiye ederiz.

askeri avukat idari dava ceza avukatı

Atama işleminin iptali davalarında çoğunlukla görülen hukuka aykırı işlemler nelerdir?

Askeri personelin atama işleminin iptali davasında davanın haklı bulunmasında genel olarak kabul edilen hukuka aykırılıkları sıralarsak ;

1-Atama işlemlerinde eş-çocuk ve aile birliği ve huzuru durumlarının gözetilmemesi9-Atama işleminin istek dışı yerlere yapılarak atama isteği olunan yerlerin dikkate alınmaması
2- Atama yetkisinin keyfi/hukuka aykırı olarak kullanılması10- Atama talebinin reddi
3-Atama yönergelerinde belirlenen hükümlerin hukuka aykırı olması11-Disiplin sorunları veya başarısızlık halleri nedeniyle yapılan hukuka aykırı atamalar
4-Garnizon süresi dolmadan atama yapılması12- Sağlık sebepleri nedeniyle yapılan hukuka aykırı atama işlemleri
5-Atama işlemi tesis edilirken kadro durumunun gözetilmemesi13-Safahat puanları dikkate alınmadan yapılan atamalar
6-Atamaya esas idari işlemin ya da zaruri durumun açıklanmaması ya da eksik açıklama yapılması14-Kadro eksikliği nedeniyle yapılan hukuka aykırı atamalar
7- Atama işlemi yapılırken sıra ilkesine uygun hareket edilmemesi15-Cezalandırma amaçlı geçici görevlendirmelerin süreklilik arz etmesi ya da doğrudan cezalandırma amaçlı atamalar
8-Atama işleminin kamuya yararı gözetilmeden yapılmış olması16-Komutanlık işlemleri şeklinde yapılan hukuka aykırı atamalar

               Askeri personelin atama işleminin iptali davasında başlıklar halinde yukarıda saydığımız işlemin iptaline neden olan hukuka aykırılıkları kısa özetlerle açıklayalım.

1-Atama işlemlerinde eş-çocuk ve aile birliği ve huzuru durumlarının gözetilmemesi

Danıştay birçok kararında

  • – Eşin devlet memuru olması halinde onun durumu
  • -Çocukların öğrenim hayatının aksayacak/çok zorlaşacak ya da düzeninin oldukça bozulmasına neden olacak olması

Durumlarının gözetilmemiş olmasını hukuka aykırı bulmaktadır. Türk Hukuk sistemi gerçekten aile yapısının korunmasına önem vermektedir. Yargı sistemi de bu durumu gözettiği görülmektedir. Amaç ise aileyi parçalanmaktan kurtarmak, aile bireylerini bir arada tutmak suretiyle ailenin huzur ve mutluluğunu devam ettirmek ve bu yolla kamu görevlilerinin ailevi kaygılardan uzak bir biçimde kamu hizmetlerini verimli, etkin ve sağlıklı bir biçimde yürütmeleri için gerekli ortamı sağlamak olduğu kuşkusuzdur.

2- Atama yetkisinin keyfi/hukuka aykırı olarak kullanılması

Askeri personelin atama işlemi de idarenin takdir yetkisine dayalı işlemlerden bazılarıdır, ancak idareye tanınan takdir yetkisi hukukun tanıdığı sınırlar ve eşitlik kuralları gözetilmek suretiyle kullanılmalıdır. Ve bu yetkinin kamuya yararlı olacak şekilde verilen hizmetin gerekliliği gözetilerek objektif, geçerli nedenlerle ve makul şekilde kullanılmalıdır. Bu hususlar gözetilmeden sınırlar aşılırsa atama işlemi keyfilik taşıyacak ve hukuka aykırı olacaktır.

yargıtay kararı gaziantep ceza avukatı boşanma avukatı

3-Atama yönergelerinde belirlenen hükümlerin hukuka aykırı olması

Hukukumuzda anayasal olarak tanınan “Normlar hiyerarşisi” ilkesi gereğince, hukuk kuralları üstten alta doğru;

“Anayasa”, “Kanun”, “Kanun Hükmünde Kararname”, “Tüzük”, “Yönetmelik” ve “Diğer alt düzenleyici işlemler (Yönerge, Genelge vb.)” şeklinde sıralanır.

Bir alttaki norm üzerindeki norma aykırı olamaz. Bu temel ilke gereği normlar hiyerarşisinde daha üst bölümde yer alan kurallara aykırı olarak idare tarafından düzenleyici tasarrufların yürürlüğe konulması hukuka uygunluk teşkil etmeyecektir. Bu sebeple atama yönergesi kanunlarla veya daha üst normlarla ön görülmeyen yöntemler kullanılarak belirlenmişse ve buna bağlı olarak yapılan atamalar varsa hukuka aykırılık teşkil edecektir. Özetle yasanın tanıdığı bir hakkın daha alt kademede bulunan idari bir işlemle ortadan kaldırılması mümkün değildir.

gaziantep ceza ve boşanma avukatı

4-Garnizon süresi dolmadan atama yapılması

Askeri personelin garnizon hizmet süresini doldurmadan veya bu yönde bir talebi olmaksızın ya da bir atanma talebinde bulunmuş olsa dahi, bunun idare tarafından talep üzerine ya da kendiliğinden değerlendirilmesi, ancak Atama Yönetmeliği’nin 12 ve 24 üncü maddelerinde sayılan hallerin gerçekleşmesine bağlıdır. Bu nedenler gerçekleşmediği sürece yapılan atama işlemi hukuka aykırıdır.

5-Atama işlemi tesis edilirken kadro durumunun gözetilmemesi

Askeri personelin ataması işlemlerinde komutanlık emrine yapılan atanma işlemi, her subayın/askerin sınıf ve branşına uygun bir kadro görevine atanması gerekmektedir. Örneğin albay rütbesinde olan askeri personelin atanmış olduğu yerde kadrosunun Binbaşı olması, Kıdemli Başçavuş” rütbesini haiz askeri personelin “Kıdemli Üstçavuş” olan bir kadroya verilmesi,  askeri daire başkanı olarak görev yapan askeri personelin hiçbir gereklilik yokken kadrosuz bir komutanlık görevine atanması, tabip subayın sınıf, ihtisas ve kadrosu dışında Jandarma Astsubaylığı emrine bir göreve atanmış olması gibi atamalar kadro durumu gözetilmediği için hukuka aykırılık teşkil etmektedir.

yargıtay gaziantep işçi avukatı boşanma avukatı ceza avukatı

6-Atamaya esas idari işlemin ya da zaruri durumun açıklanmaması ya da eksik açıklama yapılması

Askeri personelin atama işleminin iptali davasında  idare tarafından  idari ve zaruri sebeplerin somut bilgi ve belgeye dayandırılmasını aramaktadır. Aksi halde atama işlemi hakkında iptal kararı verilmektedir.

Örneğin personelin işlediği bir suç nedeniyle atama işlemi için zaruri bir sebep doğduğu kabul edilemeyecektir. Buna rağmen bu durumun atamada zaruri sebep kabul edilip atama yapılmış olması hukuka uygun olmayacaktır.

Yine daha 1-2 ay önce atama işlemine tabi tutulmuş personelin yeniden atamasının yapılmasında zaruri durum açıklamasının yetersiz kalması söz konusudur. Bir örnek daha verelim. Yalnızca bir davada tanıklık yapan askeri personelin bu durumunun atama nedeni yapılmış olmasında zaruri neden açıklaması da hukuka aykırılık teşkil edecektir.

7- Atama işlemi yapılırken sıra ilkesine uygun hareket edilmemesi

Atamalarda sıra esası hukuk düzenimizde emredici düzenlemelerle belirlenmiştir. Daha üst düzeyde hizmeti bulunan askeri personelin sırasının altında başka bir göreve atanması hukuka uygun olmamaktadır. Örnek vermek gerekirse ;daha önce ikinci bölge hizmetinde garnizonunda görev yapan bir yeniden ikinci bölge hizmeti için garnizonuna ataması açıkça hukuka aykırıdır. Yine benzer şekilde  2.bölgede geçen fazla hizmet süreleri olmasına rağmen 4ncü kez 2. bölge hizmetini tamamlamış sayılması gereken askeri personelin, 5nci kez yine bu bölgeye atanması işlemi hukuka aykırıdır.

8-Atama işleminin kamuya yararı gözetilmeden yapılmış olması

İdarenin atama işlemi yaparken dikkat etmesi gereken kamu yararı ilkesi  kamu hizmetinin aksatılmadan yürütülmesi şeklinde gerçekleşmelidir. Örnek verecek olursak ; mesleğe yeni başlamış bir pratisyen hekimin yapabileceği bir işe meslekte kademe kat etmiş ve doçent seviyesinde hizmet veren askeri bir tabibin atanması işleminde kamu yararı olmadığı için hukuka aykırılık da vardır. Ayrıca böyle bir atama keyfilik de taşımaktadır.

9-Atama işleminin istek dışı yerlere yapılarak atama isteği olunan yerlerin dikkate alınmaması

926 sayılı Personel Kanunu’nun atamalarda dikkate alınacak hususlar başlıklı bölümünde özellikle atama işlemlerinde personelin öncelikle istekli olunan yerler dikkate alınarak yapılması  gerektiği belirtilmiştir. Ancak idare tarafından yapılan  atama işlemlerinde personellerin tercihlerine nazaran atanma yer ve görevlerinin belirlenmesinde başka esasların dikkate alındığı gözlenmektedir. Personelin tercihleri hiçbir şekilde dikkate alınmadan yapılan atama işlemleri hukuka aykırıdır.

Yargıtay Ceza Avukatı Gaziantep boşanma avukatı

10- Atama talebinin reddi

Kamu hizmetlerinden olan Askeri Hizmetin aksatılmadan yürütülmesinde  kanuni esası dikkate alınarak, önemli bir idari zorunluluk ve mücbir neden olması halinde, personelin rızası olmasa da, garnizon kalış süresinin idarece re’sen uzatılabilmesi mümkün kılınmıştır. Ancak böyle bir gereklilik olmamasına rağmen ve askeri personel talep etmiş olmasına rağmen başkalarının görev sürelerinin önceden uzatıldığı gerekçesiyle, garnizon kalış süresini bitiren personelin atamasının yapılmaması da hukuka aykırıdır .

11-Disiplin sorunları veya başarısızlık halleri nedeniyle yapılan hukuka aykırı atamalar

Görevini gerektiği gibi yerine getiremeyecek şekilde başarısız veya disiplinsiz kabul edilen personelin atamasının bu sebeple atamasının yapılabilmesi için; öncelikle üst amirlerince uyarılmalı, düzelme olmazsa idari ve yasal tedbirler alınmalı ve hukuka uygun şekilde bu durumlar belgelenmelidir. Bu  şekilde gerekli tedbirler alınmadan  yapılan atama işlemi hukuka aykırı olacaktır. Ayrıca belirtmek gerekirse personel hakkında disiplin mahkemesinde dava açılmış olması atamasının yapılması için yeterli/zaruri ve hukuki bir sebep olarak kabul edilemez.  

12- Sağlık sebepleri nedeniyle yapılan hukuka aykırı atama işlemleri

Kişinin kendisinin, eşinin ya da ailesinden birinin sağlık durumları nedeniyle gereken zorunluluklar gözetilmeden yapılan atama işlemleri hukuka aykırı olacaktır. Aile bütünlüğünün korunmasına kanun çok fazla önem vermektedir. Örneğin, atamaya esas sağlık kurulu raporunda, personelin  eşinin hastalığına dair uzman doktor bulunan garnizonlarda ikametinin ve ayda bir kontrolünün uygun olduğu  bir halde iken bu rahatsızlığa dair uzmanın olmadığı bir birliğe atama yapılmış olması hukuka aykırıdır. Ya da komando olamaz raporu bulunan askeri personelin, komando ihtisaslı subayın atanması gereken  göreve  atanması işlemi hukuka aykırıdır.

13-Safahat puanları dikkate alınmadan yapılan atamalar

Askeri personellerin ataması işleminde garnizonlardaki toplam safahat puanlarını dikkate alan bir sıralama yapılarak atama yapılmalıdır. Buna aykırı yapılan atama işlemi hukuka aykırıdır.  

14-Kadro eksikliği nedeniyle yapılan hukuka aykırı atamalar

Kadro ataması yapan idare tarafından belirtilen kadro ihtiyacının, askeri personelden daha önce ilgili Garnizona atanmış subaylar arasından karşılanması mümkünken dışarıdan personel ataması hukuka aykırılık teşkil etmektedir.  

arşiv ceza avukatı gaziantep adli sicil

15-Cezalandırma amaçlı geçici görevlendirmelerin süreklilik arz etmesi ya da doğrudan cezalandırma amaçlı atamalar

Cezalandırma amaçlı olarak, atama işlemi tesis edilemez, bu yönde yapıldığı izlenimi olan atama işlemleri somut bilgi ve belgelere dayanmazsa soyut bir değerlendirmeden ibaretse hukuka aykırı kabul edilecektir.  Ve yine geçici görevlendirmelerde sınır aşarak kalıcı bir hal alması durumu da bir nevi cezalandırma olarak kabul edilmekte ve hukuka aykırı bulunmaktadır.

16-Komutanlık işlemleri şeklinde yapılan hukuka aykırı atamalar

Askeri personellerin atanmasında Atama Yönetmeliğinde gösterilen zorlayıcı ve ivedi haller olmadıkça atandırıldığı görev yeri dışında çalıştırılması mümkün değildir, personelin süreklilik arz eden mahiyette ve atamaya yetkili makamın dahi onayını görmeyen, ve yine hizmet gerekleri ile bağdaşmayan görev yeri değişiklikleri de  hukuka aykırıdır.

 Görüleceği üzere yazımızda askeri personellerin atama işlemlerinin iptali davalarında hukuka aykırı olarak görülen ve  sıklıkla karşılaşılan durumlar hakkında detaylı açıklamalar yaptık. Bu hususlarda hakkınızda yapılan işlemlerin hayatınızın kalan kısmını etkileyeceğini unutmayın. Hukuka aykırı bir işlem varsa karşılığında hukuki mücadele vermek esastır.


Askeri Davalara Yönelik Diğer Yazılarımız

  • ASKERİ PERSONELLERİN ATAMA İŞLEMİNİN İPTALİ DAVASI ?
    Askeri personelin atama işleminin iptali davaları askeri davalar içinde sıklıkla rastladığımız davalardandır. Atama işlemi askeri personele tebliğ edildikten sonra askeri personel 60 gün içinde yürütmenin durdurulması istemli atama işleminin iptali
  • Askeri Güvenlik Soruşturması Davaları
    Aşağıda sıkça tarafımıza sorulan sıkça soruları sizler için derledik. Bahsi geçen derleme 17 Nisan 2021 tarihinde yürürlüğe giren GÜVENLİK SORUŞTURMASI VE ARŞİV ARAŞTIRMASI KANUNU‘dan yola çıkarak hazırlanmış olup bilgilendirme amaçlıdır.
  • Uzman Çavuşun Disiplinsizliği Sözleşmenin Feshi
    Asker kişi hakkında (Uzman Erbaş / Uzman Çvş.) suç işlediğinden bahisle sözleşmesinin fesh edilebilmesi için, hakkında açılmış olunan soruşturma sonucu ve yapılan yargılama kapsamında mahkumiyet hükmü verilmesi gerekir. Yani disiplinsizlik
  • Eğitimde Başarısızlık Askeri Uzman Statüsüne Son Verme
    Kanuni Dayanak Uzman Erbaş Yönetmeliği Görevde başarısız olma, kendilerinden istifade edilmeme halleri ve sözleşmenin feshedilmesi sebepleri Madde 13 — Sözleşmenin imzalanmasından sonra ilk beş aylık intibak dönemi içerisinde göreve intibak
  • Sözleşmeli Erbaş ve Erin Görevde Başarısız Olması
    ÖZET: Davacı (Sözleşmeli Er / Erbaş) hakkında disiplin soruşturması dosyası incelendiğinde UYUŞTURUCU MADDE KULLANDIĞI hastane raporları ile tespit edilmiş olsa dahi tek başına kendisinden istifade edilemeyecek haller arasında sayılmadığı, sadece
  • Askeri Ceza Kanunu Kapsamındaki Davalar
    Askeri suç; “Yalnızca asker kişi sıfatını taşıyan kişiler tarafından askeri bir hizmet veya görevin ihlâl edilmesi suretiyle işlenen suçlarla, unsurları kısmen veya tamamen genel ceza kanunlarında öngörülen ve askeri ceza

Fuhuş Suçu Nedir?

Fuhuş, bir kimsenin para karşılığında başka bir kimseyle cinsel ilişkiye girmesidir. Kişinin fuhuş yapması 5237 sayılı TCK’da suç olarak düzenlenmemiştir.

TCK’nın 227. maddesine göre fuhuş suçu olarak nitelendirilerek cezalandırılan suçlar şunlardır:

  • Fuhşa teşvik etme suçu (TCK 227/2),
  • Fuhşu kolaylaştırma suçu (TCK 227/2),
  • Fuhşa aracılık etme suçu (TCK 227/2),
  • Fuhuş için yer temin etme suçu (TCK 227/2),
  • Çocuğun fuhşu suçu (TCK 227/1),
  • Cebir veya tehdit kullanarak, hile ile ya da çaresizliğinden yararlanarak bir kimseyi fuhşa sevk etme veya fuhuş yapmasını sağlama şeklindeki nitelikli suç (TCK 227/4).

ÖNEMLE BELİRTMEK İSTERİZ Kİ:

Telefon veya internet sitesi üzerinden cinsel ilişkiye dair yapılan konuşmalar fuhuş suçu olarak kabul edilemez ancak menfaat karşılığında fiziki olarak cinsel birliktelik fuhuş kapsamında değerlendirilmektedir.

fuhuş suçu gaziantep avukat fuhuşa aracılık etmek fuhuşa teşvik

Fuhuş Suçunda Görevli Mahkeme Hangisi?

Fuhuş suçları nedeniyle yargılama yapma görevi, asliye ceza mahkemesi tarafından yerine getirilir.

Fuhuş Suçunun Mağduru Kimdir?

Fuhuş suçunun mağduru esas itibariyle kendisine fuhuş yaptırılan kişi olmakla birlikte, kanun koyucu fuhuş yaptırılan kişinin yaşına göre ikili bir ayırım yapmaktadır. Buna göre, maddenin birinci fıkrası yönüyle 18 yaşından küçükler mağdur olarak kabul edilirken, ikinci fıkra yönüyle yetişkinler mağdur olarak kabul edilmiştir. Mağdur olan kişinin cinsiyetinin bir önemi bulunmadığından, dolayısıyla erkekler dahi kadınlar gibi suçun mağduru olabilecektir.

Fuhuş Suçlarında Şikayet Süresi Ne Kadardır?

Fuhuş suçları, şikayete tabi suçlar arasında yer almadığından savcılık tarafından resen soruşturulur, bu suçlara dair herhangi bir şikayet süresi yoktur.

Fuhuş cezası paraya çevrilir mi?

Fuhuş suçunun taksirle işlenmiş olması mümkün olmayıp kasten işlenen bir suçtur. Kasten işlenen suçlarda alınan hapis cezası paraya çevrilemediği gibi fuhuş suçunda da hapis cezasını para cezasına çevirmek mümkün değildir.

Fuhşa teşvik ne demek?

Fuhşa sürüklenen kişinin kazancından yararlanılarak kısmen veya tamamen geçimin sağlanması, fuhşa teşvik sayılır.

Arabada fuhuşun cezası nedir?

Üst sınır açısından ise cinsel taciz suçunun üst sınırı uygulanır. Özellikle belirtelim ki; arabada öpüşmek veya sokakta sarılmak gibi fiiller teşhircilik suretiyle hayasızca hareketler suçu olarak değerlendirilemez. Teşhircilik suçunun cezası; 6 aydan 1 yıla kadar hapis cezasıdır.

yargıtay kararı gaziantep ceza avukatı boşanma avukatı

KONUYA İLİŞKİN YARGITAY KARARLARI

Mağdur sayısı – Fuhuş Suçu

Fuhuş suçunun mağdur sayısınca suç oluşturacağı gözetilmeden sanık hakkında tek suçtan mahkumiyet kararı verilmek suretiyle eksik ceza tayini, Sanık hakkında belirlenen gün para cezasının adli para cezasına çevrilmesi sırasında uygulama maddesinin gösterilmemesi suretiyle C.M.K.nın 232/6. maddesine aykırı davranılması hukuka aykırıdır (Y. 14.Ceza Dairesi – K.14/2070).

Zorla Fuhuş yaptırma

…birlikte oldukları şahıslarla kaldıkları otelden sabah erken saatlerde kaçarak emniyete müracaat etmeleri şeklindeki olayın intikali, mağdurelerin ifadeleri, sanıklara ait evde yapılan aramada bulunan mağdurelerin gittikleri müşterileri ve aldıkları parayı yazan defter kayıtları, sanık beyanları ve tüm dosya içeriği karşısında sanıkların atılı fuhuş suçlarından mahkumiyetleri yerine yazılı gerekçeyle beraatlerine hükmolunması hukuka aykırıdır (Y. 14.Ceza Dairesi – Karar: 13/6970).

Fuhuş cezasının üst sınırı

…fuhuşu kendi istekleri ile yaptıklarına dair beyanları, mağdure S.’nın daha önce başka kişilerin yanında da fuhuş yaptığını belirtmesi, mağdure K.’nın iki kere fuhuş yaparken yakalanıp yurda yerleştirilmesine rağmen buradan kaçarak fuhuş yapmaya devam etmesi ve tüm dosya kapsamına göre, yanlış değerlendirme ile sanıklar hakkında T.C.K.nun 3/1 ve 61. maddeleri uyarınca orantılılık, hak ve nesafet ilkelerine aykırı olarak üst sınırdan ceza verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 5. Ceza Dairesi – Karar No.2011/3055).

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu, cebir, tehdit ve hileye başvurmaksızın 15–18 yaş grubunda bulunan reşit olmayan çocuklarla karşılıklı rızaya dayalı olarak cinsel ilişkiye girilmesi ile oluşur. (TCK md.104). Kendi rızalarıyla cinsel ilişkiye giren taraflardan mağdurun yaşı 18’den küçükse fiil diğer taraf açısından suç teşkil eder.

Suçu işleyenin yaşının 18’den büyük veya küçük olmasının bir önemi yoktur.

gaziantep ceza avukatı, cinsel istismar, cinsel suçlar

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda mağdurun 15 yaşını bitirmiş ancak 18 yaşını tamamlamamış olması gerekir. Mağdurun yaşı 15’ten de küçükse RIZASI OLSA DAHİ cinsel istismar suçu meydana gelir.

Cinsel İstismar Suçu: Kural olarak 15 yaşını tamamlamamış çocuklara karşı bedensel temasta bulunmak suretiyle cinsel amaçla işlenen fiilleri cezalandırmaktadır .(TCK md.103)

 

gaziantep ceza avukatı boşanma avukatı

Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçunda Şikayet

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun TCK 104/1. maddesinde düzenlenen temel hali şikayete tabi olup çocuğun kendisi şikayette bulunmadıkça soruşturmaya ve kovuşturmaya konu olmaz.

Çocuğun velisinin şikayeti yeterli görülmemiştir.

TMK’ nın 16. maddesine hükmüne göre, ayırt etme gücüne sahip küçükler kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları yasal temsilcilerin rızasına gerek bulunmadan kullanabilirler, cinsel tercih hak ve özgürlüğü de bu kapsamdadır. Bu itibarla, suçun şikayete tabi olan temel halinde çocuğun şikayette bulunması aranmıştır. Buna göre aynı şekilde şikayetten vazgeçme de kişiye sıkı sıkıya bağlı hak niteliğinde olup yine mağdurun vazgeçme iradesi aranır.

Şikayetin ise TCK genel hükümlere göre 6 ay içinde yapılması gerekmektedir.

Örnek Yargıtay Kararı

Sanığın suç tarihlerinde on beş yaşını tamamlayan mağdure ile  tehdit ve hile gibi iradeyi etkileyen başka bir neden bulunmaksızın, rızası doğrultusunda cinsel ilişkiye girdiği, sanığın bu eyleminin TCK’nın 104/1. maddesinde düzenlenen reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğu, ancak bu suçun takibinin şikayete bağlı olup mağdurenin şikayetçi olmadığının anlaşılması karşısında, sanık hakkında eylemin reşit olmayanla cinsel ilişki kabulü ile bu suçtan görülen kamu davasının şikayet yokluğu nedeniyle düşmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde ırza geçme suçundan beraatine hükmedilmesi hukuka aykırıdır.

Yargıtay 14.Ceza D. – Karar No: 2016/1407


cinsel istismar ceza avukatı gaziantep

CİNSEL İLİŞKİ KAVRAMI

Cinsel ilişki vajinal, anal veya oral yollardan ilişkiye girmek anlamındadır. Cinsel ilişki düzeyine ulaşmayan yakınlaşmalar, örneğin vücuda cinsel organ dışında bir organ ( örn. parmak) veya cisim sokmak bu suçu oluşturmaz.

Zira Türk Ceza Kanunu 103. maddede düzenlenen çocukların cinsel istismarı suçunda herhangi bir cinsel davranış suçu oluşturduğu halde, reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda suçu oluşturan hareket “cinsel ilişkide bulunmak” ile sınırlı tutulmuştur.

Suçun temel halinin cezası ise şikayet üzerine 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası olarak düzenlenmiştir.

gaziantep ceza avukatı ağır ceza avukatı tutukluluk sanık

Cinsel Organa Parmak Sokma

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun düzenlendiği Türk Ceza Kanununun 104. maddesinin metninde suç olarak tarif edilen cinsel ilişkinin, erkek cinsel organının bir kadına vajinal veya anal yoldan ya da bir erkeğe anal yoldan ithal edilmesi olarak tanımlanması karşısında, mahkemenin oluşa uygun kabulüne göre, kayden 10.06.1991 doğumlu olup suç tarihinde 15 yaşını doldurmuş olan mağdureyle rızası ile öpüşüp seviştiği sırada mağdurenin cinsel organına parmağını soktuğu anlaşılan hemcinsi sanığın, cinsel ilişki boyutuna varmayan cinsel davranışları nedeniyle hukuka aykırılıktan söz edilemeyeceğinden reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan beraati yerine, yazılı şekilde düşme kararı verilmesi hukuka aykırıdır.

Yargıtay 14. Ceza Dairesi Karar No: 2014/5373


Evlenme Vaadiyle Cinsel İlişki

Sanık suç tarihlerinde 15-18 yaş grubunda yer alıp dosya içeriğine göre akıl hastalığı da bulunmayan mağdure ile birden fazla rızası ile cinsel ilişkiye girmesi eyleminde, suça sürüklenen çocuğun evlenme vaadinde bulunması mağdurenin iradesini bertaraf edip fiile karşı koyma gücünü ortadan kaldıracak boyutta bir hile olarak kabul edilemeyeceğinden, mevcut haliyle eylemlerin reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturup, TCK’nın 104/1, zincirleme suç hükümlerini düzenleyen 43. maddelerine uyduğu gözetilmeksizin dosya kapsamına uygun düşmeyecek şekilde suça sürüklenen çocuğun eylemlerini evlenme vaadi şeklinde hile ile gerçekleştirdiği belirtilerek çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçu nedeniyle hüküm kurulması hukuka aykırıdır.

Yargıtay 14. Ceza Dairesi – Karar No: 2015/5994


ÖZGÜRLÜĞÜNÜZ ÖNEMLİDİR

BİZİM İLE İLETİŞİME GEÇEBİLİR VEYA ONLİNE DESTEK ALABİLİRSİNİZ

CİNSEL SUÇLAR

Cinsel istismar veya cinsel saldırıya ilişkin dava dosyaların her biri farklıdır. Nasıl ki aynı kıyafetin herkesin üzerine tam oturması mümkün değilse cinsel suçlarda her beraat gerekçesi de her dosyaya uymaz ve her dosya için geçerli olmaz.

Çünkü her dosyanın;

  • Mağduru ve  mağdur iddiaları, İddiaya konu olayın geçtiği yer,
  • Mahkemelere  yansıma şekli ve zamanı,
  • Tanık anlatımları, sanığın beyanları ve gösterdiği deliller,
  • Sosyal inceleme ve Adli muayene raporları ile görüşme tutanaklarının içeriği farklıdır.

Bu nedenle dosyanızdaki tüm özellikler değerlendirilip durumunuza uygun düşecek şekilde savunma yapılması, ceza almanız halinde de mahkemenin neden mahkumiyet verdiği ceza hukukunda uzman avukatlarımızca doğru tespit edilerek istinaf veya temyiz başvurusunun da “dosyanızdaki onlarca hususta inceleme yapılarak” size özel hazırlanması gerekmektedir.


Cinsel Suçlara ilişkin önemli hatırlatma!

Bu makale Bölge Adliye Mahkemelerini ve Yargıtay Ceza Dairelerinin sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğinden bahisle verdiği binlerce bozma kararı incelendikten sonra hazırlanmış olup yukarıda izah ettiğim sebeple aşağıda yer verdiğim birkaç örnek karar dahil cinsel suçlara ilişkin internette bulacağınız hiçbir kararın dosyanızla birebir örtüşmesini, size doğrudan fayda sağlamasını  beklemeyiniz.

gaziantep ağır ceza avukatı

Delil yetersizliği

Cinsel suçlarda en sık  genel beraat gerekçesidir; esasen gerekçe de değil sonuçtur.
Çünkü bu gerekçe dosya kapsamındaki taraf ve tanık beyanları, raporlar, deliller, tutanaklar hep birlikte değerlendirildikten sonra yalnızca sanığın cezalandırılmasına yeterli vicdani kanaate ulaşılamadığını ifade eder ve kararlara

Sanığın mahkûmiyetine yeter, her türlü şüpheden uzak, somut, tarafsız, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşıldığından müsnet suçtan beraatine karar verilmesi”

şeklinde yansır. Bu nedenle aşağıdaki örneklerde sanık lehine bu sonuca ulaşılmasında en etkili olduğu düşünülen hususa yer verilmeye çalışılmıştır.


ceza avukatı gaziantep boşanma avukatı

Husumet

Yargıtay 14. Ceza Dairesi
2016/11974 E. 2017/735 K.
16.02.2017

Özel Daire burada sanığın müşteki ile arasında boşanma davasına da konu olan bir husumetin bulunduğu yönünde tanık anlatımları ile de desteklenen savunmasını mağdurenin çelişkili beyanlarına üstün tutarak sanığın, mağdureye yönelik beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun basit cinsel istismarı suçundan beraatine karar verilmesi gerektiğinden bahisle mahkumiyet hükmünün bozulmasına karar vermiştir.


Mağdure beyanlarının yetersizliği

Yargıtay 14. Ceza Dairesi
2016/10597 E. 2017/530 K.
07.02.2017

Özel Daire burada Mağdurenin yaşı sebebiyle ifade verememesi, diğer mağdurenin de beyanlarının içerikten yoksun olup suçun unsurlarını açıklayamamasını nazara alarak sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan beraatine karar verilmesi gerektiğinden bahisle mahkumiyetine ilişkin hükmün bozulmasına karar vermiştir


Mağdurenin çelişkili beyanları

Yargıtay 14. Ceza Dairesi
2016/10138 E. 2017/200K.
17.01.2017

Özel Daire burada mağdurenin aşamalardaki çelişkili beyanlarını dikkate alarak sanığın eyleminde cinsel amaç bulunup bulunmadığı hususunda şüpheye düşmüş ve sanığın beraati gerektiğinden bahisle mahkumiyet hükmünün bozulmasına karar vermiştir.


Mağdurenin olaydan çok uzun süre sonra şikayette bulunması

Yargıtay 14. Ceza Dairesi
2016/7823 E. 2017/11 K.
09.01.2017

Yukarıda delil yetersizliği başlığı altında özel beraat gerekçelerinden dördüne örnek verilmiş olup Ceza Dairelerinin kararlarında ön plana çıkardığı, burada zikredilmeyen sayısız farklı beraat gerekçesi mevcuttur. Belki başka bir makalemizi sırf bu örneklere ayırabiliriz.


Suçun unsurlarının oluşmaması

Cinsel suçlar TCK.’da oldukça yüksek hapis cezaları öngörülen ciddi suçlardandır. Cinsel suçla yargılanan bir sanığa kasten adam öldürme ve uyuşturucu madde ticareti suçundan daha yüksek cezalar rahatlıkla verilebilmektedir. Bu nedenle beraatiniz mümkün olmadığı takdirde üzerinize atılı suçun niteliğinin lehinize değişmesi bile ceza miktarının lehinize ciddi miktarda azalmasını sağlayabillir. Diğer yandan suç vasfının aleyhinize hatalı şekilde tayini (basit cinsel istismar yerine organ sokmak suretiyle nitelikli cinsel istismar, cinsel taciz yerine basit cinsel istismar gibi), şartları oluşmadığı halde hakkınızda suçun nitelikli hallerinin (TCK. 103/4 cebir nedeniyle artırım gibi)  veya zincirleme suç hükümlerinin uygulanması, teşdide gidilmesi, teşebbüs yerine tamamlanmış suçtan hüküm kurulması da ceza miktarının aleyhinize anormal şekilde artmasına yol açabilir.

Eğer “haksız yere” böyle ciddi bir ithamla karşılaştı iseniz yapabileceğiniz tek şey edinebileceğiniz en iyi ceza avukatıyla mümkün olan en kısa sürede çalışmaya başlamaktır.

CEZA AVUKATLARIMIZA CİNSEL SUÇLAR İLE İLİGLİ SIK SORULAN SORULAR

Cinsel İstismarda Şikayetten Vazgeçilmesi Mahkumiyete Sebep Olabilir Mi ?

Cinsel suçlarla ilgili mahkumiyet kararı verilmiş yüzlerce dosyada karşı tarafın – mağdur veya ailesinin- şikayetten vazgeçme dilekçesi vermiş olduğunu fark etmekteyim.
Müvekkillerin bir çoğu önceki avukatlarının yönlendirmesi doğrultusunda karşı tarafın bu tür bir dilekçe vermesini temin ettiklerini, dilekçede mağdurun suça konu olayı uydurduğu/iftira attığı  kabul edildiği ve şikayetten vazgeçildiği halde neden ceza aldıklarını bilmediklerini ifade etmektedirler. Onlara mahkum edilmelerinin sebeplerinden birinin de bu dilekçe olduğunu söylediğimde ise şaşırmaktadırlar.

  • Ciddi nitelikteki cinsel suçlar yani;
    TCK. 102/2 Nitelikli Cinsel Saldırı,
  • TCK.103/1 Çocuğun basit cinsel istismarı
  • TCK. 103/2 Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçları

istisnai 2 hal  (TCK. 102/2-2. cümle Nitelikli cinsel saldırının resmi nikahlı eşe karşı işlenmesi ve TCK 103/1-son cümle sarkıntılık düzeyinde kalmış basit cinsel istismar suçunda failin yani suçu işleyenin de çocuk olması hali) dışında zaten şikayete bağlı değildir.

Dolayısıyla cinsel suçlarda karşı tarafın şikayetten vazgeçme dilekçesi vermesinin hatta içeriğinde kullanılan lehinize ifadelerin size hukuken hiçbir faydası olmayacaktır.

Aksine bu durum mahkemenin aleyhinize kanaat edinmesine, mahkumiyetinize karar vermesine sebep olacaktır.

Peki neden?

Öncelikle cinsel suçlarda mahkemeye sunulan şikayetten vazgeçme dilekçelerinin bir avukatın elinden çıktığı, imzalayanların iradesini yansıtmadığı dilekçenin her yerinden anlaşılmaktadır. Dilekçenin bilgisayarda hukuki terimlerle yazılması (şikayetten vazgeçme zarureti hasıl olmuştur, mahkemenizin şu sayılı dosyasında katılan sıfatını haiziz, mağdurenin anne babasıyız ve sair dilekçedeki hemen her cümle), mağdureye  ve anne babasına imza açılarak basit karalamadan ibaret (öyle bir dilekçeyi hazırlayacak eğitime sahip olmadıklarını gösterir şekilde) imzalarını atmalarının sağlanması gibi.

Yine sandığınızın aksine ceza mahkemeleri cinsel suçlarda bu tür dilekçelerle yüzlerce kez karşılaşmaktadır. Makalenin ilk paragrafında belirttiğim sebeple şikayetten vazgeçme dilekçesi verilmesi zaten hukuken hiçbir şey ifade etmediği  gibi dilekçedeki lehinize ifadeler de aleyhinize kanaat oluşturacaktır.

Yani verilmesinin lehinize olduğunu düşündüğünüz belki de temin edebilmek için oldukça yanlış şekilde; bir sürü para harcadığınız, yakınlarınızın mağdurenin ailesine yalvarmasını ya da onları tehdit etmelerini göze aldığınız bu şikayetten vazgeçme dilekçesi sizin için

TAM TERSİ YÖNDE bir etki doğuracak,

mahkumiyet sebeplerinizden biri olacaktır.

Şikayetten vazgeçme dilekçesi “Mağdurun/ailesinin bu dilekçeyi sanığın yakınlarının para vermesi, yalvarması, psikolojik baskı-tehdit uygulaması ve sair iradeleri dışında bir sebeple verdiğini” deyim yerindeyse HAYKIRMAKTADIR. Özetle mağdurun şikayetten vazgeçme dilekçesi vermesi her halukârda aleyhinizedir. Peki karşı yanın yani mağdur ve ailesinin insafa gelip de suçsuzluğunuzu kanıtlamanızda size yardımcı olmak istemesi faydanıza olmaz mı? Tabii ki ancak asla bu şekilde değil. Cinsel İstismarda Şikayetten Vazgeçilmesi Mahkumiyetinize Sebep Olabilir.


Cinsel tacizi suçunun oluşması için hareketlerin mağdurun rızası dışında yapılmış olması şarttır!

Yargıtay karar örneği şöyledir:

“Sanığın temyiz dilekçesi ekindeki fotoğrafın mağdureye ait olup olmadığı ve yine dilekçe ekindeki mektupların mağdure tarafından yazılıp yazılmadığı sorulup, inkâr halinde aidiyeti araştırılarak, mağdureye ait olduğu anlaşılırsa, mağdurenin onaylı nüfus kağıdı istenerek , 15 yaşından büyük olması halinde kendi fotoğrafını sanığa veren, sevdiğini belirten mektuplar yazan ve sanığı eve alan mağdurenin, kardeşi tarafından görülmesi ve babasının şikayetinden sonra şikayetçi olma durumunda kaldığı nazara alınarak, sarkıntılık olarak kabul edilen sanığın mektup yazma eylemlerinin, mağdurenin rızası dâhilinde gerçekleştiği, suç oluşturmayacağı ve sanığın beraatına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden eksik soruşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması.”

(Yargıtay 5. CD. 13.10.2003–7536–4974)

CİNSEL TACİZ SUÇUNA İLİŞKİN EMSAL YARGITAY KARARI

KARŞILIKLI ATILAN SEVGİ MESAJLARI ve SUÇUN UNSURLARI

Yargıtay 14. Ceza Dairesi
Esas : 2013/5387
Karar : 2015/2239
Karar Tarihi : 26.02.2015

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Sanık hakkında tehdit ve hakaret suçlarından verilen beraat hükümlerinin incelenmesinde,

Delilleri, takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen beraat hükümleri usul ve kanuna uygun olduğundan, katılanın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, Sanık hakkında cinsel taciz suçundan ceza verilmesine yer olmadığına dair verilen hükmün temyiz incelemesine gelince, Mağdure beyanları, sanığın aşamalardaki istikrarlı savunması, mesaj tespit tutanağı ve tüm  dosya kapsamına göre,  telefonda tanışarak arkadaşlık kuran sanık ile mağdurenin, birbirlerine karşılıklı olarak sevgi mesajları attıklarının anlaşılması karşısında, sanığın kanuni unsurları oluşmayan müsnet suçtan beraati yerine yazılı şekilde ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi,

Kanuna aykırı, katılanın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 26.02.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Cinsel suçlar sıkça sorulan sorular

Cinsel saldırı nedir?

Bir kimsenin vücut dokunulmazlığının, kişinin rızasına dayalı olmayan cinsel nitelikli davranışlarla süreklilik arz etmek zorunda olmaksızın ihlal edilmesi olarak tanımlanmıştır.

Cinsel saldırı iki biçimde ortaya çıkabilir:

  1. İlk şeklinde, cinsel saldırı kişinin vücut dokunulmazlığının ihlali şeklinde gerçekleşir. Bu tür cinsel saldırı örnekleri arasında sarılmak, okşamak, dokunmak, makas almak, öpmek, elini tutmak, saçını okşamak sayılabilir.
  2. İkinci tür cinsel saldırıda ise, kişinin vücut dokunulmazlığının vücuda cinsel organ veya sair bir cisim sokulmasıyla ihlal edilmesi yani tecavüz söz konusudur.

Cinsel taciz nedir?

Fiziksel temas olmaksızın gerçekleştirilen, kişinin rızasına dayalı olmayan ve süreklilik arz etmesi gerekmeyen cinsel nitelikli söz, tavır veya diğer davranış biçimleri olarak tanımlanmıştır.

Bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla, aşağıdaki örnekler cinsel taciz olarak değerlendirilir:

  • Cinsel içerikli laf atmak, şaka yapmak veya iltifatta bulunmak ya da argo sözcükler kullanmak,
  • Flört etmek için olağanın ötesinde ısrarcı davranışlarda bulunmak,
  • Pornografik materyal ile rahatsız etmek, bunları göndermek veya göstermek,
  • Kişiyi görüntü, ses vb. kayıtlarını rızası hilafına kullanmakla veya bu kayıtları yaymakla tehdit ederek yakınlaşmaya veya cinsel ilişkiye zorlamak,
  • Kişinin cinsellik içeren davranışlarını rızası olmadan kaydetmek ve yaygınlaştırmak,
  • Kişinin cinsel yaşamıyla ilgili sorular sormak veya dedikodu üretmek,
  • Cinsiyete veya cinsel yönelime ya da cinsiyet kimliğine ilişkin ayrımcı söz ve eylemlerde bulunmak,
  • Tehdit, şantaj ya da hakaret ve benzeri fiillerle ortaya çıkan hareketlerde bulunmak,
  • Fiili takip,
  • İstenmeyen bakış ve mimiklerle rahatsız etmek,
  • Telefon, e-posta veya benzeri iletişim araçları kullanarak cinsel içerikli mesajlar veya talepler iletmek,
  • Facebook, Twitter, Instagram, Snapchat ve benzeri sosyal ağlar dâhil elektronik ortamda, cinsel içerikli mesajlar veya talepler ileterek rahatsız etmek ya da kişinin rızası hilafına cinsel yaşamıyla ilgili görüntü, ses vb. kayıtlarını paylaşmak veya dedikodu üretmek,
  • Cinsel ilişki ısrarında bulunmak.

Israrlı takip nedir?

Fiili, sözlü, yazılı olarak ya da herhangi bir iletişim aracı kullanılarak kişinin güvenliğinden endişe etmesine neden olacak şekilde kişide fiziki veya psikolojik açıdan korku ve çaresizlik duygusu yaratan ve kişiyi baskı altında tutan her türlü cinsel tutum ve davranıştır. Gaziantep ceza avukatı

Misilleme nedir?

Kişinin cinsel ya da duygusal amaçlı davranış veya teklifi reddetmesi ya da cinsel tacize ya da saldırıya uğradığını düşünerek şikâyet etme yoluna gitmek istemesi veya gitmesi nedeniyle ya da kişinin tanık olduğu cinsel taciz veya saldırı olaylarıyla ilgili şikâyet etme yoluna gitmek istemesi veya gitmesinden ötürü örtülü veya açık şekilde iş ya da eğitim yaşamının intikam amacıyla zorlaştırılmasıdır. Misilleme örnekleri:

  • Misillemeye maruz kalan kişi öğrenci ise; notunu düşürmek, görmezden gelmek, sorularını engellemek veya yanıtsız bırakmak, akademik içerikli görüşme taleplerini reddetmek, olumsuz etkilenmesine neden olabilecek söylentiler yaymak, akademik ve maddi desteklere (örneğin burs, referans mektubu vb.) erişimini zorlaştırmak veya engellemek.
  • Misillemeye maruz kalan kişi çalışan ise; terfiini engellemek, görmezden gelmek, mesleki gelişimini engellemek, mesleki görüşme taleplerini reddetmek, olumsuz etkilenmesine neden olabilecek söylentiler yaymak, özlük haklarının  kullanılmasında zorluk çıkartmak, iş tanımına girmeyen işleri yapmaya zorlamak.

Cinsel saldırı veya cinsel taciz durumunda neden hızlı müdahale edilmelidir?

Derhal işlem yapılmadığı ya da önlem alınmadığı takdirde cinsel taciz veya saldırının önlenememesi, başvurucunun can güvenliğinin veya hak ve hürriyetlerinin korunmasının tehlikeye girmesi, başvurucunun zarar görmesi, cinsel taciz veya saldırı eyleminin delillerinin kaybolması ihtimalleri ortaya çıkabilir.

Yargıtay kararlarında cinsel taciz sayılan davranış ve sözler şunlardır

  • “Bana bir defa verecen mi?” (E.1996/1293; K: 1996/1799, 23.5.1996),
  • “Seni öpebilir miyim?” (E.1996/2889; K: 1996/3249, 7.10.1996),
  • “Fıstık gibisin çok hoşuma gittin, bir gece beraber olabilir miyiz?” (E.1996/2330; K: 1996/2480,19.6.1996),
  • “ Ben annen ile 2 yıl yaşadım seninle de yaşayacağım.” (E.1997/2370; K: 1997/2536, 30.6.1997)
  • “Sanığın yolda yürümekte olan mağdure nin bir süre peşini ısrarla takip ettikten sonra ona yaklaşarak “senin adın ne, niye kaçıyorsun benden” şeklinde sözler sarf etmesi,..” (E.1998/3882; K: 1998/4518, 26.11.1998),
  • “Beş bin lira vereyim seninle yatalım”(E.1999/6954;K: 2000/3008, 5.6.2000),
  • “Sanığın müştekiyi telefonla arayarak “buluşalım gözlerin çok güzel, beni öldürüyor” diyerek telefonu kapatması” (E.2000/5344; K: 2001/2746, 26.4.2001)
  • “Sanığın kalbini göstererek “şuramda bir şey var, senden hoşlanıyorum, çok güzelsin” demesinden ibaret sözleri” (E.2001/4929; K: 2002/2466, 11.4.2002);
  • “Bayan almaya geldim, istersen seninle de çıkabiliriz” (E.2001/3338; K: 2002/1046, 27.2.2002);
  • “Haydi birlikte kaçalım” (E.2002/866; K: 2002/6357, 15.10.2002);
  • “Sanığın müştekinin cep telefonuna “sizinle tanışmak ve buluşmak istiyorum, sevgiler iclal” şeklinde bir kez mesaj göndermesinden ibaret eyleminin…” (E.2002/5072; K: 2003/2834, 13.5.2003);
  • “Mağduru bir kez telefon ile arayıp “arkadaş olmak istediğini” söylemesinin…” (E.2002/4732;K: 2003/3053, 22.5.2003)

Avukatlarımız için bu konuda en çok arama başlıklar:

  • Nitelikli cinsel istismarda beraat yargıtay kararları,
    basit cinsel saldırıda beraat,
  • Cinsel istismarda delil yetersizliği yargıtay kararları,
  • Nitelikli cinsel saldırıda beraat,
  • Cinsel istismarda delil,
  • Cinsel istismarda beraat kararları,
  • Nitelikli cinsel saldırıda yargıtay kararları,
  • Yargıtay’da cinsel istismarda beraat edenler,
  • Nitelikli cinsel istismarda delil yetersizliği,
  • Cinsel suçlarda beraat.
  • Cinsel istismarda beraat kararları,
  • Basit cinsel saldırıda beraat,
  • Nitelikli cinsel saldırıda yargıtay kararları,
  • Cinsel suçlarda yargıtay ve istinaf dairelerinin beraat gerekçeleri,
  • Nitelikli cinsel istismarda beraat yargıtay kararları,
  • Yargıtayda cinsel istismarda beraat edenler,
  • Yargıtay’da cinsel istismarda beraat edenler,
  • Cinsel istismarda delil yetersizliği yargıtay kararları,
  • Cinsel suçlarda beraat,
  • Nitelikli cinsel istismarda delil yetersizliği,

Gaziantep Avukatlık Ofisimizde, Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, iş Davası Avukatı, İdari Dava Avukatı olarak faaliyetlerinin yanında Uzman Arabulucu olarak ihtiyari ve zorunlu arabuluculuk hizmeti de vermektedir. Ofisimiz Gaziantep dışında, Kahramanmaraş, Kilis ve Şanlıurfa'da da dava takibi yapmaktadır.

© Copyright 2004-2021 
Avukat Ali Tümbaş - Her hakkı saklıdır.
Call Now Buttonenvelopephone-handsetmap-marker
Whatsapp
Avukata Soru Sor
Merhaba,
Hukuki sorularınız için bizim ile iletişime geçebilirsiniz.
linkedin facebook pinterest youtube rss twitter instagram facebook-blank rss-blank linkedin-blank pinterest youtube twitter instagram