Gaziantep Avukat Ali Tümbaş Anlaşmalı ve Çekişmeli Boşanma Avukatı

Fuhuş Suçu Nedir?

Fuhuş, bir kimsenin para karşılığında başka bir kimseyle cinsel ilişkiye girmesidir. Kişinin fuhuş yapması 5237 sayılı TCK’da suç olarak düzenlenmemiştir.

TCK’nın 227. maddesine göre fuhuş suçu olarak nitelendirilerek cezalandırılan suçlar şunlardır:

  • Fuhşa teşvik etme suçu (TCK 227/2),
  • Fuhşu kolaylaştırma suçu (TCK 227/2),
  • Fuhşa aracılık etme suçu (TCK 227/2),
  • Fuhuş için yer temin etme suçu (TCK 227/2),
  • Çocuğun fuhşu suçu (TCK 227/1),
  • Cebir veya tehdit kullanarak, hile ile ya da çaresizliğinden yararlanarak bir kimseyi fuhşa sevk etme veya fuhuş yapmasını sağlama şeklindeki nitelikli suç (TCK 227/4).

ÖNEMLE BELİRTMEK İSTERİZ Kİ:

Telefon veya internet sitesi üzerinden cinsel ilişkiye dair yapılan konuşmalar fuhuş suçu olarak kabul edilemez ancak menfaat karşılığında fiziki olarak cinsel birliktelik fuhuş kapsamında değerlendirilmektedir.

fuhuş suçu gaziantep avukat fuhuşa aracılık etmek fuhuşa teşvik

Fuhuş Suçunda Görevli Mahkeme Hangisi?

Fuhuş suçları nedeniyle yargılama yapma görevi, asliye ceza mahkemesi tarafından yerine getirilir.

Fuhuş Suçunun Mağduru Kimdir?

Fuhuş suçunun mağduru esas itibariyle kendisine fuhuş yaptırılan kişi olmakla birlikte, kanun koyucu fuhuş yaptırılan kişinin yaşına göre ikili bir ayırım yapmaktadır. Buna göre, maddenin birinci fıkrası yönüyle 18 yaşından küçükler mağdur olarak kabul edilirken, ikinci fıkra yönüyle yetişkinler mağdur olarak kabul edilmiştir. Mağdur olan kişinin cinsiyetinin bir önemi bulunmadığından, dolayısıyla erkekler dahi kadınlar gibi suçun mağduru olabilecektir.

Fuhuş Suçlarında Şikayet Süresi Ne Kadardır?

Fuhuş suçları, şikayete tabi suçlar arasında yer almadığından savcılık tarafından resen soruşturulur, bu suçlara dair herhangi bir şikayet süresi yoktur.

Fuhuş cezası paraya çevrilir mi?

Fuhuş suçunun taksirle işlenmiş olması mümkün olmayıp kasten işlenen bir suçtur. Kasten işlenen suçlarda alınan hapis cezası paraya çevrilemediği gibi fuhuş suçunda da hapis cezasını para cezasına çevirmek mümkün değildir.

Fuhşa teşvik ne demek?

Fuhşa sürüklenen kişinin kazancından yararlanılarak kısmen veya tamamen geçimin sağlanması, fuhşa teşvik sayılır.

Arabada fuhuşun cezası nedir?

Üst sınır açısından ise cinsel taciz suçunun üst sınırı uygulanır. Özellikle belirtelim ki; arabada öpüşmek veya sokakta sarılmak gibi fiiller teşhircilik suretiyle hayasızca hareketler suçu olarak değerlendirilemez. Teşhircilik suçunun cezası; 6 aydan 1 yıla kadar hapis cezasıdır.

yargıtay kararı gaziantep ceza avukatı boşanma avukatı

KONUYA İLİŞKİN YARGITAY KARARLARI

Mağdur sayısı - Fuhuş Suçu

Fuhuş suçunun mağdur sayısınca suç oluşturacağı gözetilmeden sanık hakkında tek suçtan mahkumiyet kararı verilmek suretiyle eksik ceza tayini, Sanık hakkında belirlenen gün para cezasının adli para cezasına çevrilmesi sırasında uygulama maddesinin gösterilmemesi suretiyle C.M.K.nın 232/6. maddesine aykırı davranılması hukuka aykırıdır (Y. 14.Ceza Dairesi - K.14/2070).

Zorla Fuhuş yaptırma

...birlikte oldukları şahıslarla kaldıkları otelden sabah erken saatlerde kaçarak emniyete müracaat etmeleri şeklindeki olayın intikali, mağdurelerin ifadeleri, sanıklara ait evde yapılan aramada bulunan mağdurelerin gittikleri müşterileri ve aldıkları parayı yazan defter kayıtları, sanık beyanları ve tüm dosya içeriği karşısında sanıkların atılı fuhuş suçlarından mahkumiyetleri yerine yazılı gerekçeyle beraatlerine hükmolunması hukuka aykırıdır (Y. 14.Ceza Dairesi - Karar: 13/6970).

Fuhuş cezasının üst sınırı

...fuhuşu kendi istekleri ile yaptıklarına dair beyanları, mağdure S.’nın daha önce başka kişilerin yanında da fuhuş yaptığını belirtmesi, mağdure K.’nın iki kere fuhuş yaparken yakalanıp yurda yerleştirilmesine rağmen buradan kaçarak fuhuş yapmaya devam etmesi ve tüm dosya kapsamına göre, yanlış değerlendirme ile sanıklar hakkında T.C.K.nun 3/1 ve 61. maddeleri uyarınca orantılılık, hak ve nesafet ilkelerine aykırı olarak üst sınırdan ceza verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 5. Ceza Dairesi - Karar No.2011/3055).

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu, cebir, tehdit ve hileye başvurmaksızın 15–18 yaş grubunda bulunan reşit olmayan çocuklarla karşılıklı rızaya dayalı olarak cinsel ilişkiye girilmesi ile oluşur. (TCK md.104). Kendi rızalarıyla cinsel ilişkiye giren taraflardan mağdurun yaşı 18’den küçükse fiil diğer taraf açısından suç teşkil eder.

Suçu işleyenin yaşının 18’den büyük veya küçük olmasının bir önemi yoktur.

gaziantep ceza avukatı, cinsel istismar, cinsel suçlar

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda mağdurun 15 yaşını bitirmiş ancak 18 yaşını tamamlamamış olması gerekir. Mağdurun yaşı 15’ten de küçükse RIZASI OLSA DAHİ cinsel istismar suçu meydana gelir.

Cinsel İstismar Suçu: Kural olarak 15 yaşını tamamlamamış çocuklara karşı bedensel temasta bulunmak suretiyle cinsel amaçla işlenen fiilleri cezalandırmaktadır .(TCK md.103)

 

gaziantep ceza avukatı boşanma avukatı

Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçunda Şikayet

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun TCK 104/1. maddesinde düzenlenen temel hali şikayete tabi olup çocuğun kendisi şikayette bulunmadıkça soruşturmaya ve kovuşturmaya konu olmaz.

Çocuğun velisinin şikayeti yeterli görülmemiştir.

TMK’ nın 16. maddesine hükmüne göre, ayırt etme gücüne sahip küçükler kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları yasal temsilcilerin rızasına gerek bulunmadan kullanabilirler, cinsel tercih hak ve özgürlüğü de bu kapsamdadır. Bu itibarla, suçun şikayete tabi olan temel halinde çocuğun şikayette bulunması aranmıştır. Buna göre aynı şekilde şikayetten vazgeçme de kişiye sıkı sıkıya bağlı hak niteliğinde olup yine mağdurun vazgeçme iradesi aranır.

Şikayetin ise TCK genel hükümlere göre 6 ay içinde yapılması gerekmektedir.

Örnek Yargıtay Kararı

Sanığın suç tarihlerinde on beş yaşını tamamlayan mağdure ile  tehdit ve hile gibi iradeyi etkileyen başka bir neden bulunmaksızın, rızası doğrultusunda cinsel ilişkiye girdiği, sanığın bu eyleminin TCK’nın 104/1. maddesinde düzenlenen reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğu, ancak bu suçun takibinin şikayete bağlı olup mağdurenin şikayetçi olmadığının anlaşılması karşısında, sanık hakkında eylemin reşit olmayanla cinsel ilişki kabulü ile bu suçtan görülen kamu davasının şikayet yokluğu nedeniyle düşmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde ırza geçme suçundan beraatine hükmedilmesi hukuka aykırıdır.

Yargıtay 14.Ceza D. - Karar No: 2016/1407


cinsel istismar ceza avukatı gaziantep

CİNSEL İLİŞKİ KAVRAMI

Cinsel ilişki vajinal, anal veya oral yollardan ilişkiye girmek anlamındadır. Cinsel ilişki düzeyine ulaşmayan yakınlaşmalar, örneğin vücuda cinsel organ dışında bir organ ( örn. parmak) veya cisim sokmak bu suçu oluşturmaz.

Zira Türk Ceza Kanunu 103. maddede düzenlenen çocukların cinsel istismarı suçunda herhangi bir cinsel davranış suçu oluşturduğu halde, reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda suçu oluşturan hareket “cinsel ilişkide bulunmak” ile sınırlı tutulmuştur.

Suçun temel halinin cezası ise şikayet üzerine 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası olarak düzenlenmiştir.

gaziantep ceza avukatı ağır ceza avukatı tutukluluk sanık

Cinsel Organa Parmak Sokma

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun düzenlendiği Türk Ceza Kanununun 104. maddesinin metninde suç olarak tarif edilen cinsel ilişkinin, erkek cinsel organının bir kadına vajinal veya anal yoldan ya da bir erkeğe anal yoldan ithal edilmesi olarak tanımlanması karşısında, mahkemenin oluşa uygun kabulüne göre, kayden 10.06.1991 doğumlu olup suç tarihinde 15 yaşını doldurmuş olan mağdureyle rızası ile öpüşüp seviştiği sırada mağdurenin cinsel organına parmağını soktuğu anlaşılan hemcinsi sanığın, cinsel ilişki boyutuna varmayan cinsel davranışları nedeniyle hukuka aykırılıktan söz edilemeyeceğinden reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan beraati yerine, yazılı şekilde düşme kararı verilmesi hukuka aykırıdır.

Yargıtay 14. Ceza Dairesi Karar No: 2014/5373


Evlenme Vaadiyle Cinsel İlişki

Sanık suç tarihlerinde 15-18 yaş grubunda yer alıp dosya içeriğine göre akıl hastalığı da bulunmayan mağdure ile birden fazla rızası ile cinsel ilişkiye girmesi eyleminde, suça sürüklenen çocuğun evlenme vaadinde bulunması mağdurenin iradesini bertaraf edip fiile karşı koyma gücünü ortadan kaldıracak boyutta bir hile olarak kabul edilemeyeceğinden, mevcut haliyle eylemlerin reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturup, TCK’nın 104/1, zincirleme suç hükümlerini düzenleyen 43. maddelerine uyduğu gözetilmeksizin dosya kapsamına uygun düşmeyecek şekilde suça sürüklenen çocuğun eylemlerini evlenme vaadi şeklinde hile ile gerçekleştirdiği belirtilerek çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçu nedeniyle hüküm kurulması hukuka aykırıdır.

Yargıtay 14. Ceza Dairesi - Karar No: 2015/5994


ÖZGÜRLÜĞÜNÜZ ÖNEMLİDİR

BİZİM İLE İLETİŞİME GEÇEBİLİR VEYA ONLİNE DESTEK ALABİLİRSİNİZ

CİNSEL SUÇLAR

Cinsel istismar veya cinsel saldırıya ilişkin dava dosyaların her biri farklıdır. Nasıl ki aynı kıyafetin herkesin üzerine tam oturması mümkün değilse cinsel suçlarda her beraat gerekçesi de her dosyaya uymaz ve her dosya için geçerli olmaz.

Çünkü her dosyanın;

  • Mağduru ve  mağdur iddiaları, İddiaya konu olayın geçtiği yer,
  • Mahkemelere  yansıma şekli ve zamanı,
  • Tanık anlatımları, sanığın beyanları ve gösterdiği deliller,
  • Sosyal inceleme ve Adli muayene raporları ile görüşme tutanaklarının içeriği farklıdır.

Bu nedenle dosyanızdaki tüm özellikler değerlendirilip durumunuza uygun düşecek şekilde savunma yapılması, ceza almanız halinde de mahkemenin neden mahkumiyet verdiği ceza hukukunda uzman avukatlarımızca doğru tespit edilerek istinaf veya temyiz başvurusunun da “dosyanızdaki onlarca hususta inceleme yapılarak” size özel hazırlanması gerekmektedir.


Cinsel Suçlara ilişkin önemli hatırlatma!

Bu makale Bölge Adliye Mahkemelerini ve Yargıtay Ceza Dairelerinin sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğinden bahisle verdiği binlerce bozma kararı incelendikten sonra hazırlanmış olup yukarıda izah ettiğim sebeple aşağıda yer verdiğim birkaç örnek karar dahil cinsel suçlara ilişkin internette bulacağınız hiçbir kararın dosyanızla birebir örtüşmesini, size doğrudan fayda sağlamasını  beklemeyiniz.

gaziantep ağır ceza avukatı

Delil yetersizliği

Cinsel suçlarda en sık  genel beraat gerekçesidir; esasen gerekçe de değil sonuçtur.
Çünkü bu gerekçe dosya kapsamındaki taraf ve tanık beyanları, raporlar, deliller, tutanaklar hep birlikte değerlendirildikten sonra yalnızca sanığın cezalandırılmasına yeterli vicdani kanaate ulaşılamadığını ifade eder ve kararlara

Sanığın mahkûmiyetine yeter, her türlü şüpheden uzak, somut, tarafsız, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşıldığından müsnet suçtan beraatine karar verilmesi”

şeklinde yansır. Bu nedenle aşağıdaki örneklerde sanık lehine bu sonuca ulaşılmasında en etkili olduğu düşünülen hususa yer verilmeye çalışılmıştır.


ceza avukatı gaziantep boşanma avukatı

Husumet

Yargıtay 14. Ceza Dairesi
2016/11974 E. 2017/735 K.
16.02.2017

Özel Daire burada sanığın müşteki ile arasında boşanma davasına da konu olan bir husumetin bulunduğu yönünde tanık anlatımları ile de desteklenen savunmasını mağdurenin çelişkili beyanlarına üstün tutarak sanığın, mağdureye yönelik beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun basit cinsel istismarı suçundan beraatine karar verilmesi gerektiğinden bahisle mahkumiyet hükmünün bozulmasına karar vermiştir.


Mağdure beyanlarının yetersizliği

Yargıtay 14. Ceza Dairesi
2016/10597 E. 2017/530 K.
07.02.2017

Özel Daire burada Mağdurenin yaşı sebebiyle ifade verememesi, diğer mağdurenin de beyanlarının içerikten yoksun olup suçun unsurlarını açıklayamamasını nazara alarak sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan beraatine karar verilmesi gerektiğinden bahisle mahkumiyetine ilişkin hükmün bozulmasına karar vermiştir


Mağdurenin çelişkili beyanları

Yargıtay 14. Ceza Dairesi
2016/10138 E. 2017/200K.
17.01.2017

Özel Daire burada mağdurenin aşamalardaki çelişkili beyanlarını dikkate alarak sanığın eyleminde cinsel amaç bulunup bulunmadığı hususunda şüpheye düşmüş ve sanığın beraati gerektiğinden bahisle mahkumiyet hükmünün bozulmasına karar vermiştir.


Mağdurenin olaydan çok uzun süre sonra şikayette bulunması

Yargıtay 14. Ceza Dairesi
2016/7823 E. 2017/11 K.
09.01.2017

Yukarıda delil yetersizliği başlığı altında özel beraat gerekçelerinden dördüne örnek verilmiş olup Ceza Dairelerinin kararlarında ön plana çıkardığı, burada zikredilmeyen sayısız farklı beraat gerekçesi mevcuttur. Belki başka bir makalemizi sırf bu örneklere ayırabiliriz.


Suçun unsurlarının oluşmaması

Cinsel suçlar TCK.’da oldukça yüksek hapis cezaları öngörülen ciddi suçlardandır. Cinsel suçla yargılanan bir sanığa kasten adam öldürme ve uyuşturucu madde ticareti suçundan daha yüksek cezalar rahatlıkla verilebilmektedir. Bu nedenle beraatiniz mümkün olmadığı takdirde üzerinize atılı suçun niteliğinin lehinize değişmesi bile ceza miktarının lehinize ciddi miktarda azalmasını sağlayabillir. Diğer yandan suç vasfının aleyhinize hatalı şekilde tayini (basit cinsel istismar yerine organ sokmak suretiyle nitelikli cinsel istismar, cinsel taciz yerine basit cinsel istismar gibi), şartları oluşmadığı halde hakkınızda suçun nitelikli hallerinin (TCK. 103/4 cebir nedeniyle artırım gibi)  veya zincirleme suç hükümlerinin uygulanması, teşdide gidilmesi, teşebbüs yerine tamamlanmış suçtan hüküm kurulması da ceza miktarının aleyhinize anormal şekilde artmasına yol açabilir.

Eğer “haksız yere” böyle ciddi bir ithamla karşılaştı iseniz yapabileceğiniz tek şey edinebileceğiniz en iyi ceza avukatıyla mümkün olan en kısa sürede çalışmaya başlamaktır.

CEZA AVUKATLARIMIZA CİNSEL SUÇLAR İLE İLİGLİ SIK SORULAN SORULAR

Cinsel İstismarda Şikayetten Vazgeçilmesi Mahkumiyete Sebep Olabilir Mi ?

Cinsel suçlarla ilgili mahkumiyet kararı verilmiş yüzlerce dosyada karşı tarafın - mağdur veya ailesinin- şikayetten vazgeçme dilekçesi vermiş olduğunu fark etmekteyim.
Müvekkillerin bir çoğu önceki avukatlarının yönlendirmesi doğrultusunda karşı tarafın bu tür bir dilekçe vermesini temin ettiklerini, dilekçede mağdurun suça konu olayı uydurduğu/iftira attığı  kabul edildiği ve şikayetten vazgeçildiği halde neden ceza aldıklarını bilmediklerini ifade etmektedirler. Onlara mahkum edilmelerinin sebeplerinden birinin de bu dilekçe olduğunu söylediğimde ise şaşırmaktadırlar.

  • Ciddi nitelikteki cinsel suçlar yani;
    TCK. 102/2 Nitelikli Cinsel Saldırı,
  • TCK.103/1 Çocuğun basit cinsel istismarı
  • TCK. 103/2 Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçları

istisnai 2 hal  (TCK. 102/2-2. cümle Nitelikli cinsel saldırının resmi nikahlı eşe karşı işlenmesi ve TCK 103/1-son cümle sarkıntılık düzeyinde kalmış basit cinsel istismar suçunda failin yani suçu işleyenin de çocuk olması hali) dışında zaten şikayete bağlı değildir.

Dolayısıyla cinsel suçlarda karşı tarafın şikayetten vazgeçme dilekçesi vermesinin hatta içeriğinde kullanılan lehinize ifadelerin size hukuken hiçbir faydası olmayacaktır.

Aksine bu durum mahkemenin aleyhinize kanaat edinmesine, mahkumiyetinize karar vermesine sebep olacaktır.

Peki neden?

Öncelikle cinsel suçlarda mahkemeye sunulan şikayetten vazgeçme dilekçelerinin bir avukatın elinden çıktığı, imzalayanların iradesini yansıtmadığı dilekçenin her yerinden anlaşılmaktadır. Dilekçenin bilgisayarda hukuki terimlerle yazılması (şikayetten vazgeçme zarureti hasıl olmuştur, mahkemenizin şu sayılı dosyasında katılan sıfatını haiziz, mağdurenin anne babasıyız ve sair dilekçedeki hemen her cümle), mağdureye  ve anne babasına imza açılarak basit karalamadan ibaret (öyle bir dilekçeyi hazırlayacak eğitime sahip olmadıklarını gösterir şekilde) imzalarını atmalarının sağlanması gibi.

Yine sandığınızın aksine ceza mahkemeleri cinsel suçlarda bu tür dilekçelerle yüzlerce kez karşılaşmaktadır. Makalenin ilk paragrafında belirttiğim sebeple şikayetten vazgeçme dilekçesi verilmesi zaten hukuken hiçbir şey ifade etmediği  gibi dilekçedeki lehinize ifadeler de aleyhinize kanaat oluşturacaktır.

Yani verilmesinin lehinize olduğunu düşündüğünüz belki de temin edebilmek için oldukça yanlış şekilde; bir sürü para harcadığınız, yakınlarınızın mağdurenin ailesine yalvarmasını ya da onları tehdit etmelerini göze aldığınız bu şikayetten vazgeçme dilekçesi sizin için

TAM TERSİ YÖNDE bir etki doğuracak,

mahkumiyet sebeplerinizden biri olacaktır.

Şikayetten vazgeçme dilekçesi “Mağdurun/ailesinin bu dilekçeyi sanığın yakınlarının para vermesi, yalvarması, psikolojik baskı-tehdit uygulaması ve sair iradeleri dışında bir sebeple verdiğini” deyim yerindeyse HAYKIRMAKTADIR. Özetle mağdurun şikayetten vazgeçme dilekçesi vermesi her halukârda aleyhinizedir. Peki karşı yanın yani mağdur ve ailesinin insafa gelip de suçsuzluğunuzu kanıtlamanızda size yardımcı olmak istemesi faydanıza olmaz mı? Tabii ki ancak asla bu şekilde değil. Cinsel İstismarda Şikayetten Vazgeçilmesi Mahkumiyetinize Sebep Olabilir.


Cinsel tacizi suçunun oluşması için hareketlerin mağdurun rızası dışında yapılmış olması şarttır!

Yargıtay karar örneği şöyledir:

“Sanığın temyiz dilekçesi ekindeki fotoğrafın mağdureye ait olup olmadığı ve yine dilekçe ekindeki mektupların mağdure tarafından yazılıp yazılmadığı sorulup, inkâr halinde aidiyeti araştırılarak, mağdureye ait olduğu anlaşılırsa, mağdurenin onaylı nüfus kağıdı istenerek , 15 yaşından büyük olması halinde kendi fotoğrafını sanığa veren, sevdiğini belirten mektuplar yazan ve sanığı eve alan mağdurenin, kardeşi tarafından görülmesi ve babasının şikayetinden sonra şikayetçi olma durumunda kaldığı nazara alınarak, sarkıntılık olarak kabul edilen sanığın mektup yazma eylemlerinin, mağdurenin rızası dâhilinde gerçekleştiği, suç oluşturmayacağı ve sanığın beraatına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden eksik soruşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması."

(Yargıtay 5. CD. 13.10.2003–7536–4974)

CİNSEL TACİZ SUÇUNA İLİŞKİN EMSAL YARGITAY KARARI

KARŞILIKLI ATILAN SEVGİ MESAJLARI ve SUÇUN UNSURLARI

Yargıtay 14. Ceza Dairesi
Esas : 2013/5387
Karar : 2015/2239
Karar Tarihi : 26.02.2015

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Sanık hakkında tehdit ve hakaret suçlarından verilen beraat hükümlerinin incelenmesinde,

Delilleri, takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen beraat hükümleri usul ve kanuna uygun olduğundan, katılanın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, Sanık hakkında cinsel taciz suçundan ceza verilmesine yer olmadığına dair verilen hükmün temyiz incelemesine gelince, Mağdure beyanları, sanığın aşamalardaki istikrarlı savunması, mesaj tespit tutanağı ve tüm  dosya kapsamına göre,  telefonda tanışarak arkadaşlık kuran sanık ile mağdurenin, birbirlerine karşılıklı olarak sevgi mesajları attıklarının anlaşılması karşısında, sanığın kanuni unsurları oluşmayan müsnet suçtan beraati yerine yazılı şekilde ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi,

Kanuna aykırı, katılanın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 26.02.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Cinsel suçlar sıkça sorulan sorular

Cinsel saldırı nedir?

Bir kimsenin vücut dokunulmazlığının, kişinin rızasına dayalı olmayan cinsel nitelikli davranışlarla süreklilik arz etmek zorunda olmaksızın ihlal edilmesi olarak tanımlanmıştır.

Cinsel saldırı iki biçimde ortaya çıkabilir:

  1. İlk şeklinde, cinsel saldırı kişinin vücut dokunulmazlığının ihlali şeklinde gerçekleşir. Bu tür cinsel saldırı örnekleri arasında sarılmak, okşamak, dokunmak, makas almak, öpmek, elini tutmak, saçını okşamak sayılabilir.
  2. İkinci tür cinsel saldırıda ise, kişinin vücut dokunulmazlığının vücuda cinsel organ veya sair bir cisim sokulmasıyla ihlal edilmesi yani tecavüz söz konusudur.

Cinsel taciz nedir?

Fiziksel temas olmaksızın gerçekleştirilen, kişinin rızasına dayalı olmayan ve süreklilik arz etmesi gerekmeyen cinsel nitelikli söz, tavır veya diğer davranış biçimleri olarak tanımlanmıştır.

Bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla, aşağıdaki örnekler cinsel taciz olarak değerlendirilir:

  • Cinsel içerikli laf atmak, şaka yapmak veya iltifatta bulunmak ya da argo sözcükler kullanmak,
  • Flört etmek için olağanın ötesinde ısrarcı davranışlarda bulunmak,
  • Pornografik materyal ile rahatsız etmek, bunları göndermek veya göstermek,
  • Kişiyi görüntü, ses vb. kayıtlarını rızası hilafına kullanmakla veya bu kayıtları yaymakla tehdit ederek yakınlaşmaya veya cinsel ilişkiye zorlamak,
  • Kişinin cinsellik içeren davranışlarını rızası olmadan kaydetmek ve yaygınlaştırmak,
  • Kişinin cinsel yaşamıyla ilgili sorular sormak veya dedikodu üretmek,
  • Cinsiyete veya cinsel yönelime ya da cinsiyet kimliğine ilişkin ayrımcı söz ve eylemlerde bulunmak,
  • Tehdit, şantaj ya da hakaret ve benzeri fiillerle ortaya çıkan hareketlerde bulunmak,
  • Fiili takip,
  • İstenmeyen bakış ve mimiklerle rahatsız etmek,
  • Telefon, e-posta veya benzeri iletişim araçları kullanarak cinsel içerikli mesajlar veya talepler iletmek,
  • Facebook, Twitter, Instagram, Snapchat ve benzeri sosyal ağlar dâhil elektronik ortamda, cinsel içerikli mesajlar veya talepler ileterek rahatsız etmek ya da kişinin rızası hilafına cinsel yaşamıyla ilgili görüntü, ses vb. kayıtlarını paylaşmak veya dedikodu üretmek,
  • Cinsel ilişki ısrarında bulunmak.

Israrlı takip nedir?

Fiili, sözlü, yazılı olarak ya da herhangi bir iletişim aracı kullanılarak kişinin güvenliğinden endişe etmesine neden olacak şekilde kişide fiziki veya psikolojik açıdan korku ve çaresizlik duygusu yaratan ve kişiyi baskı altında tutan her türlü cinsel tutum ve davranıştır. Gaziantep ceza avukatı

Misilleme nedir?

Kişinin cinsel ya da duygusal amaçlı davranış veya teklifi reddetmesi ya da cinsel tacize ya da saldırıya uğradığını düşünerek şikâyet etme yoluna gitmek istemesi veya gitmesi nedeniyle ya da kişinin tanık olduğu cinsel taciz veya saldırı olaylarıyla ilgili şikâyet etme yoluna gitmek istemesi veya gitmesinden ötürü örtülü veya açık şekilde iş ya da eğitim yaşamının intikam amacıyla zorlaştırılmasıdır. Misilleme örnekleri:

  • Misillemeye maruz kalan kişi öğrenci ise; notunu düşürmek, görmezden gelmek, sorularını engellemek veya yanıtsız bırakmak, akademik içerikli görüşme taleplerini reddetmek, olumsuz etkilenmesine neden olabilecek söylentiler yaymak, akademik ve maddi desteklere (örneğin burs, referans mektubu vb.) erişimini zorlaştırmak veya engellemek.
  • Misillemeye maruz kalan kişi çalışan ise; terfiini engellemek, görmezden gelmek, mesleki gelişimini engellemek, mesleki görüşme taleplerini reddetmek, olumsuz etkilenmesine neden olabilecek söylentiler yaymak, özlük haklarının  kullanılmasında zorluk çıkartmak, iş tanımına girmeyen işleri yapmaya zorlamak.

Cinsel saldırı veya cinsel taciz durumunda neden hızlı müdahale edilmelidir?

Derhal işlem yapılmadığı ya da önlem alınmadığı takdirde cinsel taciz veya saldırının önlenememesi, başvurucunun can güvenliğinin veya hak ve hürriyetlerinin korunmasının tehlikeye girmesi, başvurucunun zarar görmesi, cinsel taciz veya saldırı eyleminin delillerinin kaybolması ihtimalleri ortaya çıkabilir.

Yargıtay kararlarında cinsel taciz sayılan davranış ve sözler şunlardır

  • “Bana bir defa verecen mi?” (E.1996/1293; K: 1996/1799, 23.5.1996),
  • “Seni öpebilir miyim?” (E.1996/2889; K: 1996/3249, 7.10.1996),
  • “Fıstık gibisin çok hoşuma gittin, bir gece beraber olabilir miyiz?” (E.1996/2330; K: 1996/2480,19.6.1996),
  • “ Ben annen ile 2 yıl yaşadım seninle de yaşayacağım.” (E.1997/2370; K: 1997/2536, 30.6.1997)
  • “Sanığın yolda yürümekte olan mağdure nin bir süre peşini ısrarla takip ettikten sonra ona yaklaşarak “senin adın ne, niye kaçıyorsun benden” şeklinde sözler sarf etmesi,..” (E.1998/3882; K: 1998/4518, 26.11.1998),
  • “Beş bin lira vereyim seninle yatalım”(E.1999/6954;K: 2000/3008, 5.6.2000),
  • “Sanığın müştekiyi telefonla arayarak “buluşalım gözlerin çok güzel, beni öldürüyor” diyerek telefonu kapatması” (E.2000/5344; K: 2001/2746, 26.4.2001)
  • “Sanığın kalbini göstererek “şuramda bir şey var, senden hoşlanıyorum, çok güzelsin” demesinden ibaret sözleri” (E.2001/4929; K: 2002/2466, 11.4.2002);
  • “Bayan almaya geldim, istersen seninle de çıkabiliriz” (E.2001/3338; K: 2002/1046, 27.2.2002);
  • “Haydi birlikte kaçalım” (E.2002/866; K: 2002/6357, 15.10.2002);
  • “Sanığın müştekinin cep telefonuna “sizinle tanışmak ve buluşmak istiyorum, sevgiler iclal” şeklinde bir kez mesaj göndermesinden ibaret eyleminin…” (E.2002/5072; K: 2003/2834, 13.5.2003);
  • “Mağduru bir kez telefon ile arayıp “arkadaş olmak istediğini” söylemesinin…” (E.2002/4732;K: 2003/3053, 22.5.2003)

Avukatlarımız için bu konuda en çok arama başlıklar:

  • Nitelikli cinsel istismarda beraat yargıtay kararları,
    basit cinsel saldırıda beraat,
  • Cinsel istismarda delil yetersizliği yargıtay kararları,
  • Nitelikli cinsel saldırıda beraat,
  • Cinsel istismarda delil,
  • Cinsel istismarda beraat kararları,
  • Nitelikli cinsel saldırıda yargıtay kararları,
  • Yargıtay'da cinsel istismarda beraat edenler,
  • Nitelikli cinsel istismarda delil yetersizliği,
  • Cinsel suçlarda beraat.
  • Cinsel istismarda beraat kararları,
  • Basit cinsel saldırıda beraat,
  • Nitelikli cinsel saldırıda yargıtay kararları,
  • Cinsel suçlarda yargıtay ve istinaf dairelerinin beraat gerekçeleri,
  • Nitelikli cinsel istismarda beraat yargıtay kararları,
  • Yargıtayda cinsel istismarda beraat edenler,
  • Yargıtay'da cinsel istismarda beraat edenler,
  • Cinsel istismarda delil yetersizliği yargıtay kararları,
  • Cinsel suçlarda beraat,
  • Nitelikli cinsel istismarda delil yetersizliği,

Makale İçeriği

  1. Genel olarak
  2. Doğru avukat sorununuz hakkında uzman olan avukattır “Türkiye’nin En İyi Ceza Avukatı”, “En Hızlı Boşayan Avukat”
  3. Avukat Ciğer Sökücü Bir Silah Değildir !
  4. En İyi Avukat En Hızlı Avukat Değil Menfaatinize Uygun En Doğru Yöntemi Seçen Avukattır
  5.  Sorununuzun avukat gerektirdiğine emin olduktan sonra avukatınızla da mutlaka telefonda ön görüşme yapın
  6. Avukatınızla Telefonla Ön Görüşme sonrasında mutlaka yüz yüze de görüşün
  7. Hukukta garanti sonuç verilmez, garanti sonuç veren avukat a karşı dikkatli yaklaşın
  8. Uygun fiyatlı avukat, akraba avukat, tanış avukat değil, dinamik, bilgili ve doğru avukat arayın !

gaziantep boşanma ve ceza avukatı

Genel Olarak

Avukatlık mesleği oldukça zor ve aynı zamanda güzel bir meslektir. Avukat sağlıksız iletişim sebebiyle kıyamet kopmuş yerlerde dahi sakin kalır, kapanmış kapılara anahtar olur ve halin gerektirdiği çözümleri üretir. Kendisinden beklenen de budur. Ancak avukatın elinde sihirli bir değnek yoktur, bilgi ve birikiminin sonuç doğurması için diğer şartların da oluşmuş olması gerekmektedir. Diğer şartlardan kasıt kişinin haklılığı, ispata elverişli delillerin varlığı , mahkemeye göre değişen uygulamalar gibi etkenlerdir.

Avukat tutmak ibaresi halk arasında yaygın bir deyim , biraz kaba bulmaktaysak da çok uzun yıllardır kullanılan bu tabir oluşu bakımından yanlış bir ifade olarak da değerlendirilemez. Avukat arayışında olan diğer tabirle avukat tutmak isteyen kişilerin ise en büyük isteği doğru avukat ile çalışmaktır.

Doğru avukat sorununuz hakkında uzman olan avukattır

Günümüzde avukatlık mesleğinde mevcut yasal düzende branşlaşma olayı söz konusu değildir. Mevcut yasal düzen avukatın tüm hukuk düzenlemeleri ve alanlarını bildiğini varsayar. Ancak günümüz dünyasında her bir hukuk alanı kendi içinde dahi çeşitlenmiş bulunmakta ve özellikle kazuistik hukuk düzeninde her gün yeni bir yasal düzenleme ile karşı karşıya kalınmaktadır.

Bazı durumlarda birbirinin zıttını söyleyen birbiri ile çelişen kanunlar dahi olduğu gözetildiğinde neticede bir insan olan avukatın her hukuk alanına hakim olması kendisinden beklenemez. Büyüklerimizin deyimiyle bir koltukta iki karpuz taşınmaz.

Gerçekten resmiyette olmasa da fiili durumda avukatlar kendisine bir branş belirlemekte ve belirlediği branş dışı gelen işleri geri çevirmekte oldukları görülmektedir.

Her işi yaparım diyerek her şeyi yarım yamalak yapan bir avukat olmaktansa ben şu işi yaparım diyerek o işi düzgün yapan avukat olmak tercih edilmektedir. Bakıldığında yalnızca ceza avukatlığı yapan bir avukatın bu alanda kendisini geliştirdiği ve insanlara fayda sağladığı seçenekte o avukatla çalışan kişilerin benim avukatım Türkiye’nin en iyi ceza avukatı ile dediklerine şahit olmaktayız. Yine alanına göre ilgili avukatla çalışan kişilerin kendi avukatına Türkiye’nin en iyi boşanma avukatı , Türkiye’nin En İyi İşçi Avukatı gibi yakıştırmalar yaptıkları da çok sık görülmektedir.

Halbuki alanında uzmanlaşmış olan bir avukatın Türkiye’nin en iyi işçi avukatı, Türkiye’nin en iyi boşanma avukatı, Türkiye’nin en iyi ceza avukatı, Türkiye’nin en iyi miras avukatı gibi nitelendirilmelerine gerek de yoktur. Önemli olan Türkiye’nin en iyi avukatı ile çalışmak değil, hukuki probleminiz ile ilgili alanında uzman, anlayışlı, iletişim kabiliyeti iyi olan ve en önemlisi kendinizi yanında rahat ifade edebileceğiniz bir avukatla çalışmaktır.

gaziantep ceza avukatı boşanma avukatı

Avukat Ciğer Sökücü Bir Silah Değildir !

Toplumda çok yaygın bazı cümleler var. Örnek verecek olursak “…….. benim avukatım tuttuğunu koparır, tuttuğunu koparan bir avukat arıyorum, benim avukatım onların ciğerini söker, ciğer sökücü bir avukat arıyorum…..”

Bahsi geçtiği üzere ve özetle ciğer söken ya da tuttuğunu koparan avukat deyimi hoş olmayan ve yanlış bulduğumuz bir tabir. Avukatı içerisine mermi koyulan bir silah gibi gören, husumetin tarafıymış gibi gösteren bu yaklaşım en baştan bir meslek grubuna yapılan haksızlıktır.

Oysaki avukatlar kanunla düzenlenmiş bir meslek grubudur. Etik değerleri ve disiplin kuralları çerçevesinde çalışır. Husumetin tarafı değil husumete taraf olanların yalnızca vekilidir. Bu demek değildir ki avukat müvekkilinin çıkarlarını savunmayacak ? Aksine avukat müvekkilin çıkarlarını hasmının zarara uğrayıp uğramadığını düşünmeden sert bir şekilde savunma yükümlülüğü altındadır.

Ancak buradaki ince çizgi avukatın silah gibi görülmemesi gerektiğidir.

Avukat ile temsil edildiğiniz bir yerde ,bir alacağınız varsa 1 TL si için bile avukat hakkınızın peşindedir, bir ceza yaptırımı ile karşılaşma ihtimaliniz varsa avukat 1 günlük özgürlüğünüzün dahi hesabındadır. Bu temel asli vazifesidir.

Ancak husumetin karşı tarafında bulunan kişiyle de avukat husumetli değildir. Neticede avukat işi icabı bir pozisyonda müvekkilinin çıkarlarına uygun davranmakta ve profesyonel yaklaşım sergilemektedir.
Dolayısıyla size tuttuğunu koparan, ciğerlerini söken , göz açtırmayıp kana kan dişe diş diyen bir avukat tavsiye edildi ise veya doğrudan bu söylemleri dile getiren bir avukatla karşılaştı iseniz oradan uzak durun deriz.

Avukat her şart altında adaletin peşindedir, müvekkilinin çıkarlarını ve haklılıklarını gözetir, pozitif tavır sergiler ve en kötü durumda dahi sağlıklı iletişim kurabilir.

Hasımca ve kaba tavırlar ve söylemler içerisinde bulunan kendisini silah ya da tetikçi olarak gören bir avukat gün gelir o silahı size çevirir.

En İyi Avukat En Hızlı Avukat Değil Menfaatinize Uygun En Doğru Yöntemi Seçen Avukattır

Hukuki problemi olan kişiler genellikle bu problemin de en kısa sürede ortadan kalkmasını isterler. Örnek vermek gerekirse boşanma davası açmak isteyen kişiler boşanma avukatının en hızlı boşayan avukat olmasını isterler.

Ya da ceza davası olan bir kişi en iyi ceza avukatının en hızlı sürede kendisini beraat ettirmesini beklerler. Ya da iş davası açmak isteyen bir işçi en iyi işçi avukatının hakkını en erken sürede alabilen olduğunu düşünür. Bu beklenti her zaman vardır ve olmaya da devam edecektir.

Ancak doğru bir yaklaşım değildir. Nitekim hızlı hareket etmek isterken yapılacak bazı hataların dönüşü olmaz.
Hızlı boşayan avukat olabilmek için mutlaka mahkemede görülmesi lazım gelen bir boşanma davasında müvekkilini ikna ederek anlaşmalı boşanma gerçekleştiren avukat özellikle duruma uygun olmayan bir anlaşma yaparak müvekkilini zarara uğratabilir. Ya da en hızlı şekilde beraat edeceklerini düşünerek bazı araştırmalar hususunda talepte bulunulmayarak ceza alınabilir.

Önemli olan hızlı olmak değildir, haklarınızı doğru bir yöntem tespit ederek savunmaktır.

Bu şekilde hareket ettiğiniz takdirde yine sizin avukatınız sizin için o sorununuz hakkında aslında en iyi avukattır. Dolayısıyla sorununuz hakkında doğru karar almanızı sağlayan avukat sorununuz her neyse o konuda sizin için en iyi avukattır. Bu şekilde olursa örneğin Gaziantep ilinde yaşıyorsanız benim avukatım Gaziantep’in en iyi işçi avukatı veya Gaziantep’in en iyi boşanma avukatı ya da Gaziantep’in en iyi ceza avukatı demenizi de anlayabiliriz.

gaziantep avukatı boşanma avukatı ceza avukatı işçi avukatı

Avukatınızla mutlaka telefonda ön görüşme yapın

Öncelikle her sorun avukat gerektirmeyebilir. Bu hususta ön araştırma yapmanızda fayda var. Eğer gerçekten avukat gerektiren bir sorununuz varsa da öncelikle avukatınızı telefonla arayarak ön görüşme yapmanızda fayda vardır. Nitekim vakit hem sizin için hem de günü onlarca insana bölmek zorunda olan avukatlar için değerlidir.

Telefonda yapılacak ön görüşme size de avukata da kolaylık sağlar.

Ön görüşmede alınan karara göre bilgi belgeler temin edilir, iki taraf için de uygun randevu gün ve saati oluşturulur ve böylelikle yüz yüze yapılacak görüşmenin verimli geçmesi sağlanır.

Avukatınızla Telefonla Ön Görüşme sonrasında mutlaka yüz yüze de görüşün

Telefonla yapılan ön görüşme yalnızca sağlıklı bir yüz yüze görüşme için gerekli kısa bir görüşmedir. Telefonda yapılan görüşmeye nazaran yüz yüze iletişim her zaman daha sağlıklıdır. Karşınızdaki kişiye derdinizi bazen cümlelerle değil halinizle tavrınızla da anlatırsınız.

İletişim kapılarının sonuna kadar açık olduğu en sağlıklı iletişim şekli yüz yüze iletişimdir. Kaldı ki karşılıklı güven ortamının tesisi de en sağlıklı yüz yüze iletişimle tesis edilir. Hem bir muhatabınızın olduğunu bilmek, yeri geldiğinde yanına gidip bir çayını içeceğiniz , son durumunuz hakkında sağlıklı bilgili alabileceğiniz kendinizi güvende hissetmenizi sağlayacak şey yine yüz yüze iletişimdir.

Hem hukuki sorun ciddiyet gerektirir ve ciddi meseleler yüz yüze analiz edilmelidir. Burada ince bir çizgi var, o da karşınızdaki kişinin vaktinin sınırlı ve değerli olduğu, gününü yalnızca size değil sizin gibi birçok kişiye bölmek zorunda olduğu hususu. Evet gerçekten yüz yüze yapılacak görüşmelerde avukatınızın bir meslek yürüttüğünü, bilgisi ile hayatını kazandığını, aldığı işlerde süre sınırlarına uymak zorunda olduğunu unutmayın.

Yüz yüze görüşmede de olsa lüzumsuz detaylarla veya aynı şeyleri tekrarlarla avukatınıza vakit kaybı yaşatmayın, önemli olan hususlar üzerinde gerekli hususlar konuşulduktan sonra görüşmeyi sonlandırın. Bu davranış sizinle aynı problemleri yaşayan diğer insanların da haklarına saygı göstermektir.

gaziantep işçi avukatı ve boşanma avukatı

Hukukta garanti sonuç verilmez, garanti sonuç veren avukat a karşı dikkatli yaklaşın

Hukuk kuralları somut olayın özelliğine göre uygulanan kurallardır. Hakimin takdiri de verilen karar da önemli etkenlerdir. Ayrıca davaya konu iddiaların ispatı için elverişli delillerin de olması gerekmektedir.

Bu da yetmez tüm usul kurallarına riayet edilmesi gerekmektedir. Görüleceği üzere bir davada karara etki eden çok fazla değişken vardır. Bu kapsamda en garanti gördüğünüz davada bile karşınıza çıkan bir durum davayı tersine çevirebilir.

Yine örnek verecek olursak boşanma davasında tanık olarak bildirdiğiniz kimselerin gerçek olayları mahkemeye izah etmesi halinde haklı çıkacaksınız. Ama tanık gösterdiğiniz kimse tanıklığa gelmedi, ya da gelip gerçeğe aykırı beyanlar verdi , ya da hiçbirisi olmasa dahi heyecandan dili tutuldu ve gerçeği anlatamadı. Ne olacak ?

İddia ettiğiniz hususlar tanıkla ispat edilecekti ve tanıklar da bu şekilde aksilik çıktı. Böyle bir olay yaşanıp yaşanmayacağını ne siz ne de avukatınız önceden bilebilir. Diğer değişkenler için de bu durum geçerlidir.

Bu sebeple “……davanızı kesin kazanırız…….”, “ ……..ilk celsede tahliye ederiz……..”, “ …….sizi kesin beraat ettireceğim………”, “…..ilk celsede boşarız, tazminat da alırız, nafaka da alırız, malları da alırız……” gibi cümleler kuran bir avukata karşı dikkatli olmanızı öneririz.

Bu cümleleri kurmak yerine sizi iyice dinleyen, sorunlarınızı anladıktan sonra çözüm önerileri sunan ve tüm ihtimaller hakkında doğru bilgi veren bir avukat olmak gerekir. İşte güvenmeniz gereken avukat da budur.

ceza ve boşanma avukatı gaziantep

Uygun fiyatlı avukat, akraba avukat, tanış avukat değil, dinamik, bilgili ve doğru avukat arayın !

Avukatla niçin çalışmak istediğinizi unutmayın! Haklarınız için, hürriyetiniz için, mağduriyetiniz için, probleminiz için, mesleğiniz için, emeğiniz için, çocuklarınız için, aileniz için gibi. Sayıldığında ne önemli şeyler olduğu dikkatinizi çekmiştir. Hayatınızın kalan kısmını şekillendirecek bu kadar önemli konularda hatır ya da para ne kadar önemsiz kaldığını anlayabilirsiniz. Bir işi daha ucuz diye yetkin olmayan bir avukata teslim edip sonrasında her şeyin ters gitmesi sizin için faciaya dönüşebilecektir.

Veya sırf akrabanız olduğu için alanında uzman olmayan bir avukatla çalışıp sonradan pişman olmak acı verir. Akrabalık ilişkilerinizi de zedeler. Veya tanış avukat derken düşman avukata dönüşebilir. Tüm bunları yaşamak yerine dinamik , bilgili ve alanında uzman bir avukatla her şeyi doğru yaparak ilerlemek üstün menfaatinize uygun olacak davranıştır.

Bu açıklamalar sonrasında avukat tutmak istediğinizde diğer ifade ile avukat arayışınızda doğru kişi ile mi yola çıkacaksınız sorusunun cevabını kendiniz vereceksiniz. Faydalı olması dileğiyle , saygılarımla….

Şikayete Tabi Suçlarda Şikayetçi Olmadığını Söyleyen Kişi, Bir Daha Şikayetçi Olamaz

Suçun İşlendiğine Dair Kuvvetli Şüphe Olsa Dahi Şüpheye Dayalı Olarak Mahkumiyet Kararı Verilemez

Suçun İşlendiğine Dair Kuvvetli Şüphe Olsa Dahi Şüpheye Dayalı Olarak Mahkumiyet Kararı Verilemez

Özet : Delillerin, sanığın eylemi gerçekleştirdiği iddiasını kuvvetli bir ihtimalden öteye geçiremediği, kuvetli de olsa, ihtimale dayalı olarak mahkumiyet kararı verilmesi mümkün olmadığından.

Yargıtay

1. Ceza Dairesi

Esas : 2014/3253

Karar : 2014/5690

Karar Tarihi : 1.12.2014

Somut olayda sanığın ellerindeki atış artığının, artığın bulunduğu yüzeye temasla sirayetinin mümkün olduğu, maktülden alınan ve atış artığı bulunmayan svapların ellerden alındığı, buna karşılık yaraya yakın olan vücudun diğer bölgelerinde atış artığı bulunup bulunmadığının belirsizliği, atış artıklarının başka nedenlerle oluşma ihtimalinin tamamen ortadan kalkmaması, olay öncesinde ve sonrasında maktülle ve maktülün bulunduğu ortamla temas halinde olan sanığın kabanındaki maktüle ait kan örneğinin de benzer şekilde sirayetinin mümkün olması, sanığın tedirgin ve endişeli davranışlarının dayandığı makul sebeplerin varlığı, maktülün bulunduğu yerin ilçe merkezine mesafesi, araç ile ulaşımın mümkün olması, çeşitli amaçlarla buraya diğer insanların da geldiğinin anlaşılması, sanığın iletişimin dinlenmesi ile tespit edilen telefon görüşmesindeki beyanlarının yoruma açık olması karşısında, tüm bu delillerin, sanığın eylemi gerçekleştirdiği iddiasını kuvvetli bir ihtimalden öteye geçiremediği, kuvetli de olsa, ihtimale dayalı olarak mahkumiyet kararı verilmesi mümkün olmadığından, sanığın kardeşini kasten öldürme suçunu işlediği, her türlü kuşkudan uzak, yasal ve yeterli delillerle kanıtlanamadığı gözetilerek beraatine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,

Dosya kapsamı ve mevcut delillere göre, sanık ile maktülün kardeş olup, Bucak ilçe merkezine 13 km mesafede bulunan Katran Dağı mevkiinde hayvancılık yaptıkları, birbirine yakın dağ evlerinde maktülün yalnız, sanığın gelini ile birlikte oturduğu, olay tarihinde, sanığın ihbarı ile sağlık ve kolluk görevlileri olay yerine ulaştığında maktülün göğüs üst kısmından av tüfeği ile vurularak öldürülmüş olduğunun anlaşıldığı, yapılan soruşturma kapsamında, sanığın bir kısım tedirgin ve anormal davranışlarının tespit edildiği, olayla ilgili alınan beyanlarında bir kısım detaylarda çelişkili anlatımlarının olduğu, anlatımlarına göre olaya ilk müdahale tarzının da olağan olmadığı, her iki elinin iç ve dışından alınan el svaplarında atış artığı tespit edildiği, ayrıca kabanında maktüle ait kan örneği tespit edildiği, sanığın suçlamayı kabul etmediği, olaya ilişkin görgü tanığı da bulunmadığı, tüm bu delillere göre, sanığın eylemi gerçekleştirdikten sonra, uygun ortamı hazırlayıp yardım istediği iddia ve kabul edilmiş ise de,

Amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden kurmak olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın uzantısı olan, Latincede; "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ve gerçekleştirilme biçimi konusunda şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak bir kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanık aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaate değil kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve bu ispat, hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkan vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa ihtimale dayanarak sanığın mahkumiyetine karar vermek, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm kurmak anlamına gelecektir.

Somut olayda sanığın ellerindeki atış artığının, artığın bulunduğu yüzeye temasla sirayetinin mümkün olduğu, maktülden alınan ve atış artığı bulunmayan svapların ellerden alındığı, buna karşılık yaraya yakın olan vücudun diğer bölgelerinde atış artığı bulunup bulunmadığının belirsizliği, atış artıklarının başka nedenlerle oluşma ihtimalinin tamamen ortadan kalkmaması, olay öncesinde ve sonrasında maktülle ve maktülün bulunduğu ortamla temas halinde olan sanığın kabanındaki maktüle ait kan örneğinin de benzer şekilde sirayetinin mümkün olması, sanığın tedirgin ve endişeli davranışlarının dayandığı makul sebeplerin varlığı, maktülün bulunduğu yerin ilçe merkezine mesafesi, araç ile ulaşımın mümkün olması, çeşitli amaçlarla buraya diğer insanların da geldiğinin anlaşılması, sanığın iletişimin dinlenmesi ile tespit edilen telefon görüşmesindeki beyanlarının yoruma açık olması karşısında, tüm bu delillerin, sanığın eylemi gerçekleştirdiği iddiasını kuvvetli bir ihtimalden öteye geçiremediği, kuvetli de olsa, ihtimale dayalı olarak mahkumiyet kararı verilmesi mümkün olmadığından, sanığın kardeşini kasten öldürme suçunu işlediği, her türlü kuşkudan uzak, yasal ve yeterli delillerle kanıtlanamadığı gözetilerek beraatine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,

Bozmayı gerektirmiş olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle

yerinde görüldüğünden, re'sen de temyize tabi hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi

BOZULMASINA, bozma sebebi gözetilerek sanık M.. Ü..'ın TAHLİYESİNE, başka suçtan tutuklu yada hükümlü değilse derhal salıverilmesi için Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına, 01/12/2014 gününde oybirliği ile karar verildi.

01/12/2014 gününde verilen işbu karar Yargıtay Cumhuriyet Savcısı huzurunda ve duruşmada savunmasını yapmış bulunan sanık M.. Ü.. müdafii Avukat Ahmet yokluğunda 04/12/2014 gününde usulen ve açık olarak anlatıldı.

Daha fazla bilgi için doğrudan 05325740383 numaralı telefondan veya diğer iletişim yollarından irtibata geçebilirsiniz.

MAĞDUR BİLGİLENDİRME

Adalet Bakanlığı bir suçtan dolayı mağdur olanların nereye başvurmaları gerektiği, haklarının neler olduğunu bilmeleri için bilgilendirme sitesi kurmuştur. “Yalnız değilsiniz” sloganlı sitede 6 başlık altında suçun ne olduğu, suç ihbarının nasıl yapılacağı, adli süreçte neler yaşanacağı, mağdurların hakları, yardım, psikolojik destek gibi konularda bilgilendirmeler yapılıyor.

Aile içi şiddet mağdurlarının da yararlana bileceği sistemle şiddet mağduru ve şiddete uğrama tehlikesi olan kadınların, aile bireylerinin ve tek taraflı takip mağduru kişilerin haklarının neler olduğu, neler yapılabileceği konusunda bilgilendirmelere yer veriliyor.

www.evicisiddet.adalet.gov.tr adlı site adresinden ulabileceğiniz sistemle şiddete karşı başvurulabilecek yerlere, şiddet karşısında alınabilecek tedbirlere yer veriliyor.

6284 numaralı ailenin korunması ve kadına karşı şiddetin önlenmesine dair kanunun sevk gerekçesi özelikle kadını ve çocukları korumaktır. Ülkemizde kadına yönelik şiddet nedeniyle boşanma sayısı oldukça fazladır. Bu konuda alınabilecek tedbirlere destek vermek biz hukukçularında en önemli görevleri arasında olacaktır. Zira aile içi şiddetin önlenmesi, karı, koca ve çocuklardan oluşan ailenin birlik ve bütünlüğünün koruması aynı zamanda Türk toplumun korunması demektir.

KADIN DESTEK UYGULAMASI (KADES)

KADES, kadınların ve çocukların maruz kaldığı şiddet, taciz gibi kötü eylemleri birazda olsun engellemek adına kullanıcılara sunulmuş resmi bir uygulamadır. Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanmış ve acil durumlarda ilk aklınıza gelecek acil müdahale uygulamasıdır.

Akıllı telefon kullanıcısı bir kadının, Google Play Store ve Apple Store uygulamasından indireceği “Kadın Destek Uygulamasını (KADES)”, T.C. Kimlik Numarasını girerek ve sonrasından EGM serverlarından gelen aktivasyon kodu ile aktif hale getirebileceği uygulama ile aile içi ve kadına yönelik şiddet mağduru kadınların acil durumlarda cihaz konum bilgisini açarak bir tuşla 155 Polis İmdat Acil Çağrı Merkezine ulaşarak, yardım çağrısının yapıldığı olay yerine en yakın ekip veya devriyenin sevk edilerek olaya müdahalesi sağlanacaktır.

Daha fazla bilgi için doğrudan 05325740383 numaralı telefondan veya diğer iletişim yollarından irtibata geçebilirsiniz.

Hakaret Suçunda Uzlaştırma İle İlgili Yargıtay Kararı

Özet : Katılan kolluk beyanında uzlaşmak istemediğini belirtmiş ise de, hakaret suçundan uzlaşma teklif formu imzalatılmayıp uzlaşmanın mahiyeti ve sonuçlarının da açıklanmadığı, soruşturma ve kovuşturma aşamalarında usule uygun uzlaştırma işlemi yapılmadığının anlaşılması karşısında, 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesinde öngörülen yönteme uygun biçimde sanık ve katılan arasında uzlaştırma işlemi yapılmadan mahkumiyet hükmü kurulması hukuka aykırıdır.

Yargıtay

18. Ceza Dairesi

Esas : 2020/968

Karar : 2020/7494

Karar Tarihi : 16/06/2020

"İçtihat Metni"

KARAR

Hakaret suçundan sanık ...'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125/1, 125/4, 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca 1.740,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Develi (Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesinin 29/05/2012 tarihli ve 2011/414 esas, 2012/133 sayılı kararın 05/07/2012 tarihinde kesinleşmesini takiben, sanığın denetim süresi içerisinde 09/07/2016 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkûm edildiğinin ihbar edilmesi üzerine, hükmün açıklanması ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125/1, 125/4, 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca 1.740,00 Türk lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmasına ilişkin Develi Asliye Ceza Mahkemesinin 11/06/2019 tarihli ve 2019/246 esas, 2019/257 sayılı kararının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 10/02/2020 gün ve 2019/17570 sayılı istem yazısıyla Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi.

İstem yazısında; “Dosya kapsamına göre, sanığın üzerine atılı 5237 sayılı Kanun’un 125. maddesinde düzenlenen hakaret suçunun, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinin 02/12/2016 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile değiştirilmezden önceki haliyle de, anılan maddenin 253/1-a maddesi gereğince uzlaşmaya tâbi olduğunun anlaşılması karşısında, somut olayda sanık ve katılana soruşturma ve kovuşturma evresinde usûlüne uygun bir uzlaşma teklifi yapılmadığı cihetle, 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254. maddelerinde 6763 sayılı Kanun’la yapılan değişiklik de nazara alınarak, dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilip, uzlaştırma işlemleri yapıldıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." denilmektedir.

Hukuksal Değerlendirme:

CMK'nın 253. maddesinde ;

(1) Aşağıdaki suçlarda, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek veya özel hukuk tüzel kişisinin uzlaştırılması girişiminde bulunulur:

a)Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar.

b)Şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın, Türk Ceza Kanununda yer alan;

1.Kasten yaralama (üçüncü fıkra hariç, madde 86; madde 88),

2.Taksirle yaralama (madde 89),

3.Tehdit (madde 106, birinci fıkra),

4.Konut dokunulmazlığının ihlali (madde 116),

5.Hırsızlık (madde 141),

6.Dolandırıcılık (madde 157),

7.Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması (madde 234),

8.Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması (dördüncü fıkra hariç, madde 239),      suçları.

c) Mağdurun veya suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla, suça sürüklenen çocuklar bakımından ayrıca, üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlar." şeklinde hükme yer verilmiştir.

İnceleme konusu somut olayda, sanık hakkında uzlaşma kapsamında olan TCK'nın 125/1. maddesinde düzenlenen hakaret suçundan kamu davası açıldığı ve yapılan yargılama sonucu mahkumiyet kararı verildiği, katılan kolluk beyanında uzlaşmak istemediğini belirtmiş ise de, hakaret suçundan uzlaşma teklif formu imzalatılmayıp uzlaşmanın mahiyeti ve sonuçlarının da açıklanmadığı, soruşturma ve kovuşturma aşamalarında usule uygun uzlaştırma işlemi yapılmadığının anlaşılması karşısında, 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesinde öngörülen yönteme uygun biçimde sanık ve katılan arasında uzlaştırma işlemi yapılmadan mahkumiyet hükmü kurulması hukuka aykırıdır.

SONUÇ VE KARAR : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, kanun yararına bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,

1-)Hakaret suçundan sanık ... hakkındaki Develi Asliye Ceza Mahkemesi'nin 11/06/2019 tarihli ve 2019/246 esas, 2019/257 sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,

2-)CMK'nın 309/4-b maddesi gereğince sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına, dosyanın Yüksek Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na TEVDİİNE, 16/06/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Daha fazla bilgi için doğrudan 05325740383 numaralı telefondan veya diğer iletişim yollarından irtibata geçebilirsiniz.

Uzlaştırma Nedir ?

Uzlaştırma Nedir?

Ceza hukukunda uzlaştırma, ceza yargılaması sırasında belirli suçlar bakımından şüpheli veya sanık ile mağdur veya suçtan zarar görenlerin görevlendirilen bağımsız bir uzlaştırmacı aracılığıyla anlaştırılmaları sürecidir.

Uzlaştırma, uzun süren birtakım yargısal faaliyetlere gerek kalmadan fail ve mağdurun anlaşmalarına imkan sağlar. Bazı durumlarda failin bir cezaya mahkum edilmesi yerine, failin mağdurun zararını tazmin etmesi veya mağdurdan özür dilemesi gibi edimleri yerine getirmesi her iki taraf açısından avantajlı olabilmektedir. Böylece fail bir cezaya mahkum olmanın olumsuz etkilerinden kurtulmuş olacak; mağdurun suçla birlikte meydana gelen maddi ve manevi zararları da hızlı ve etkili biçimde giderilmiş olacaktır.

Uzlaştırmaya Tabi Suçlar Nelerdir?

Kural olarak soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suçlar, uzlaştırma kapsamındadır. Ancak şikayete bağlı olmayan bazı suçlar da uzlaştırma kapsamına alınmıştır.

Uzlaştırma kapsamında olan suçlar şu şekildedir:

-Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar.

-Şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın, Türk Ceza Kanununda yer alan;

-Kasten yaralama

-Taksirle yaralama

-Tehdit

-Konut dokunulmazlığının ihlali

-İş ve çalışma hürriyetinin ihlali

-Hırsızlık

-Güveni kötüye kullanma

-Dolandırıcılık

-Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi

-Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması

Uzlaştırma Şartları Nelerdir :

-Gerçek kişi veya özel hukuk tüzel kişilerine(şirket, dernek, vakıf gibi) karşı işlenen suçlar bakımından uzlaştırma yoluna gidilebilir. Devlet ve kamu kurum ve kuruluşlarına karşı işlenen suçlar uzlaşma kapsamına dahil değildir.

-Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olmayan suçlar bakımından kanunda açıkça hüküm olması halinde uzlaştırma hükümleri uygulanır

-Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda, uzlaştırma yoluna gidilemez .

-Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz

-Birden fazla kişinin mağduriyetine veya zarar görmesine sebebiyet veren bir suçtan dolayı uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, mağdur veya suçtan zarar görenlerin hepsinin uzlaşmayı kabul etmesi gerekir

-Aralarında iştirak ilişkisi olsun veya olmasın birden çok kişi tarafından işlenen suçlarda, ancak uzlaşan kişi uzlaşmadan yararlanır

-Suça sürüklenen çocuklar bakımından ayrıca, üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlar bakımından uzlaştırma yoluna gidilir

Uzlaştırma Nasıl Yapılır?

-Soruşturma konusu suçun uzlaşmaya tâbi olması ve kamu davası açılması için yeterli şüphenin bulunması hâlinde, dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. Büro tarafından görevlendirilen uzlaştırmacı, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur. Şüphelinin, mağdurun veya suçtan zarar görenin reşit olmaması halinde, uzlaşma teklifi kanunî temsilcilerine yapılır. Uzlaştırmacı, uzlaşma teklifini açıklamalı tebligat veya istinabe yoluyla da yapabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören, kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren üç gün içinde kararını bildirmediği takdirde, teklifi reddetmiş sayılır (CMK m.253/4).

-Uzlaştırmacı, dosya içindeki belgelerin birer örneği kendisine verildikten itibaren en geç otuz gün içinde uzlaştırma işlemlerini sonuçlandırır. Uzlaştırma bürosu bu süreyi her defasında yirmi günü geçmemek üzere en fazla iki kez daha uzatabilir (CMK m.253/12).

-Uzlaştırma müzakerelerine(görüşmelerine) katılmayan taraf, uzlaşmayı kabul etmemiş sayılır (CMK m.253/13).

-Uzlaşma teklifinin reddedilmesine rağmen, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören uzlaştıklarını gösteren belge ile en geç iddianamenin düzenlendiği tarihe kadar Cumhuriyet savcısına başvurarak uzlaştıklarını beyan edebilirler (CMK m.253/16).

Uzlaşma sağlanması halinde; Uzlaşma sonucunda şüphelinin edimini tek seferde yerine getirmesi halinde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde, CMK’nın 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilir. Erteleme süresince zamanaşımı işlemez. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararından sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, gerekli şart aranmaksızın, kamu davası açılır. Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır (CMK m.253/19).

Uzlaştırma müzakereleri sırasında yapılan açıklamalar, herhangi bir soruşturma ve kovuşturmada ya da davada delil olarak kullanılamaz (CMK m.253/20).

Mahkeme Tarafından Uzlaştırma : Kural olarak soruşturma(savcılık) aşamasında uzlaştırma kapsamına giren suçlar için uzlaştırma yoluna gidilmesi zorunludur. Uzlaştırmaya tabi bir suç için uzlaştırma yolu denenmeden kamu davası açılamaz. Bu suretle de mahkeme aşamasına geçilemez. Ancak bazı durumlarda suçun uzlaştırma kapsamında olduğu kamu davası açıldıktan sonra mahkeme aşamasında ortaya çıkabilir. Bu durumda ne yapılacağı CMK’nın 254. Maddesinde düzenlenmiştir.

Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, kovuşturma dosyası, uzlaştırma işlemlerinin getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir (CMK m. 254/1).

Uzlaşma gerçekleştiği takdirde, mahkeme, uzlaşma sonucunda sanığın edimini tek seferde yerine getirmesi halinde, davanın düşmesine karar verir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde; sanık hakkında, gerekli şartlar aranmaksızın, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilir. Geri bırakma süresince zamanaşımı işlemez. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildikten sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, mahkeme tarafından, gerekli şartlar aranmaksızın, hüküm açıklanır.

Daha fazla bilgi için doğrudan 05325740383 numaralı telefondan veya diğer iletişim yollarından irtibata geçebilirsiniz.

Sanığın Kendisine Ait Danayı Ormanda Başıboş Bırakması Sonucu Hayvanın Olay Günü Müteveffaya Vurarak Ölümüne Neden Olması

Sanığın Kendisine Ait Danayı Ormanda Başıboş Bırakması Sonucu Hayvanın Olay Günü Müteveffaya Vurarak Ölümüne

Neden Olması

Yargıtay

9. Ceza Dairesi

Esas : 2008/1245

Karar : 2008/7347

Karar Tarihi : 4.6.2008

• HAYVANIN SERBEST BIRAKILMASI ( Hayvanın Olay Günü Müteveffaya Vurarak Ölümüne Neden Olduğu – Eylemin Taksirle Öldürme Suçu Kapsamında Değerlendirilerek Yargılamanın Yetkili Asliye Ceza Mahkemesince Yapılacağı )

• TAKSİRLE ÖLDÜRME ( Sanığın Kendisine Ait Danayı Ormanda Başıboş Bırakması Sonucu Hayvanın Olay Günü Müteveffaya Vurarak Ölümüne Neden Olduğu Olayda Yargılamanın Asliye Ceza Mahkemesince Yapılacağı )

• GÖREV ( Tehlike Yaratacak Hayvanı Serbest Bırakmak – Hayvanın Olay Günü Müteveffaya Vurarak Ölümüne Neden Olduğu Olayda Eylemin Taksirle Öldürme Suçu Kapsamında Değerlendirilip Yargılamanın Asliye Ceza Mahkemesince Yapılacağı )

5237/m.22, 85, 177

ÖZET : Sanığın kendisine ait danayı ormanda başıboş bırakması sonucu hayvanın olay günü müteveffaya vurarak ölümüne neden olduğu olayda, eylemin taksirle öldürme suçu kapsamında değerlendirilerek yargılamanın yetkili asliye ceza mahkemesince yapılması gerekir.

DAVA : Tehlike yaratacak hayvanı serbest bırakmak suçundan sanık Hüseyinin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 177, 62/1. maddeleri uyarınca 100.00 Yeni Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair, ( Havran Sulh Ceza Mahkemesi )’nin 09.04.2007 tarihli ve 2005/170 esas, 2007/81 sayılı kararı ile ilgili olarak;

Sanığın kendisine ait danayı ormanda başıboş bırakması sonucunda, hayvanın olay günü müteveffaya vurarak ölümüne neden olduğu, sanığın bu sebeple bakımı ve gözetimi altında bulunan hayvanın muhafazasında ihmal gösterdiği, böylece üzerine atılı suçu sübut bulduğundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 177. maddesinden cezalandırılmasına karar verildiği,

Ancak, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 177. maddesinin gerekçesinde; “Suç, kişinin gözetimi altında bulunan hayvanın başkalarının hayatı veya sağlığı bakımından tehlikeli olabilecek şekilde serbest bırakması ile ya da bunların kontrol altına alınmasında ihmal göstermesi ile tamamlanır. Gözetimi altında bulunan hayvanı başkalarının hayatı veya sağlığı bakımından tehlikeli olabilecek şekilde serbest bırakan veya bunların kontrol altına alınmasında ihmal gösteren kişinin, bu fiillerinden dolayı bir zarar meydana gelirse; fiilin sebebiyet verdiği netice açısından kast veya taksirine göre cezalandırılacaktır.” şeklinde ifade edildiği anlaşılmakla,

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 177. maddesinin, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’ndaki karşılığının 563. maddesi olmasına göre, tanımlanan suçun tehlike suçu olduğu belirtilmesi karşısında, ilgili maddede, bu gibi hayvanların bir zarar meydana getirmesi şartı aranmadığı, bu itibarla bir zarar meydana gelmesi durumunda, eylemin vasıf değiştireceği,

Sanığın söz konusu eyleminin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 177. maddesinde tanımı yapılan suçu aşarak, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 85. maddesinde tanımlanan taksirle öldürme suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, bu halde Havran Sulh Ceza Mahkemesi’nin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 85 ve 22. maddeleri uyarınca taksirle öldürme suçundan yargılaması yapılmak üzere görevsizlik kararı vererek dosyanın Havran Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı’nın 03.10.2007 gün ve 50087 sayılı kanun yararına bozma talebine atfen Yargıtay C.Başsavcılığı’nın 31.10.2007 gün ve 2007/219751 sayılı tebliğnamesi ile Daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla dosya incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR VE SONUÇ : Kanun yararına bozma talebine atfen düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği, incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görüldüğünden, Havran Sulh Ceza Mahkemesi’nin 09.04.2007 tarih ve 2005/170 E., 2007/81 K. sayılı kararının CMUK’nın 309. maddesi uyarınca ( BOZULMASINA ), müüteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın gereği için Yargıtay C.Başsavcılığı’na TEVDİİNE, 04.06.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Daha fazla bilgi için doğrudan 05321670913 numaralı telefondan veya diğer iletişim yollarından irtibata geçebilirsiniz.

Gaziantep Avukatlık Ofisimizde, Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, iş Davası Avukatı, İdari Dava Avukatı olarak faaliyetlerinin yanında Uzman Arabulucu olarak ihtiyari ve zorunlu arabuluculuk hizmeti de vermektedir. Ofisimiz Gaziantep dışında, Kahramanmaraş, Kilis ve Şanlıurfa'da da dava takibi yapmaktadır.

© Copyright 2004-2021 
Avukat Ali Tümbaş - Her hakkı saklıdır.
Call Now Buttonenvelopephone-handsetmap-marker
Whatsapp
Avukata Soru Sor
Merhaba,
Hukuki sorularınız için bizim ile iletişime geçebilirsiniz.
linkedin facebook pinterest youtube rss twitter instagram facebook-blank rss-blank linkedin-blank pinterest youtube twitter instagram