Gaziantep Avukat Ali Tümbaş Anlaşmalı ve Çekişmeli Boşanma Avukatı

Aşağıda sıkça tarafımıza sorulan sıkça soruları sizler için derledik. Bahsi geçen derleme 17 Nisan 2021 tarihinde yürürlüğe giren GÜVENLİK SORUŞTURMASI VE ARŞİV ARAŞTIRMASI KANUNU'dan yola çıkarak hazırlanmış olup bilgilendirme amaçlıdır.

Zaman zaman mevzuat ve mahkemelerde ki görüş değişiklikleri olabilmekte olup, konuya ilişin memurlar kanununa , askeri mevzuata hakim veya en azından idare hukuku ile ilgilenen bir uzman avukat ile iletişim halinde olmanız haklarınız için önem arz etmektedir.

Gaziantep Boşanma Avukatı sıkça sorulan sorular

Sıkça Sorulan Sorular

Arşiv araştırmasın nedir?

Arşiv araştırması;

  • a) Kişinin adli sicil kaydının,
  • b) Kişinin kolluk kuvvetleri tarafından hâlen aranıp aranmadığının,
  • c) Kişi hakkında herhangi bir tahdit olup olmadığının,
  • ç) Kişi hakkında kesinleşmiş mahkeme kararları ve 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesinin beşinci ve 231 inci maddesinin onüçüncü fıkraları kapsamında alınan kararlar ile kişi hakkında devam eden veya sonuçlanmış olan soruşturma ya da kovuşturmalar kapsamındaki olguların,
  • d) Hakkında kamu görevinden çıkarılma ya da kesinleşmiş memurluktan çıkarma cezası olup olmadığının, mevcut kayıtlardan tespit edilmesidir.

Güvenlik soruşturması nedir?

Güvenlik soruşturması, arşiv araştırmasındaki hususlara ilave olarak kişinin;

a) Görevin gerektirdiği niteliklerle ilgili kolluk kuvvetleri ve istihbarat ünitelerindeki olgusal verilerinin,

b) Yabancı devlet kurumları ve yabancılarla ilişiğinin,

c) Terör örgütleri veya suç işlemek amacıyla kurulan örgütlerle eylem birliği, irtibat ve iltisak içinde olup olmadığının,

mevcut kayıtlardan ve kişinin görevine yansıyacak hususların denetime elverişli olacak yöntemlerle yerinden araştırılmak suretiyle tespit edilmesidir.

arşiv araştırması güvenlik soruşturması avukat

Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasını hangi birim yapar?

Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve mahalli mülki idare amirlikleri tarafından yapılır.

Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında yasak olan işlem ve fiiller nelerdir?

Bu araştırmayı yapmakla görevli birimlerde yetkilendirilmiş personel, hukuka aykırı olarak elektronik ortamda veya bilgisayar loglarında kişisel verilerle ilgili sorgulama yapamaz, log kayıtlarını değiştiremez veya silemez, bu şekilde elde edilen bilgileri paylaşamaz veya yayın yoluyla duyuramaz. Görevi gereği öğrendiği veya edindiği kişisel bilgi veya belgeleri yetkisiz kişilerle paylaşamaz ya da basın ve yayın kuruluşlarına veya diğer iletişim kanallarına veremez.

Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunu kim değerlendirip sonuca bağlar?

Bir komisyon kurulur. Bu komisyon Cumhurbaşkanlığında İdari İşler Başkanının görevlendireceği bir üst kademe yöneticisinin, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığında genel sekreter yardımcısının, bakanlıklarda bakan yardımcısının, diğer kamu kurum ve kuruluşlarında en üst yöneticinin görevlendireceği bir üst kademe yöneticisinin, üniversitelerde rektör yardımcısının, valiliklerde vali yardımcısının başkanlığında, teftiş/denetim, personel ve hukuk birimleri ile uygun görülecek diğer birimlerden birer üyenin katılımıyla başkan dahil en az beş kişiden ve tek sayıda olacak şekilde oluşturulur.

Güvenlik Soruşturmasında Nelere Bakılır?

Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında kişinin içinde bulunduğu ortam dikkate alınarak, kişinin kayıtlı ikamet adresi ile fiilen ikamet ettiği adres esas alınmak suretiyle aşağıdaki hususlar araştırılır:

  • Kişinin adli sicil ve arşiv kaydı,
  • Kişinin kolluk kuvvetleri tarafından halen aranıp aranmadığının,
  • Kişi hakkında herhangi bir soruşturma veya kavuşturma olup olmadığının,
  • Kişi hakkında kesinleşmiş mahkeme kararları ve 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171. maddesinin beşinci ve 231.maddesinin 13. fıkraları kapsamında alınan kararlar ile kişi hakkında devam eden veya sonuçlanmış olan soruşturma ya da kovuşturmalar kapsamındaki olguların,
  • Hakkında kamu görevinden çıkarılma ya da kesinleşmiş memurluktan çıkarma cezası olup olmadığının,
  • Görevin gerektirdiği niteliklerle ilgili kolluk kuvvetleri ve istihbarat ünitelerindeki olgusal verilerinin,
  • Yabancı devlet kurumları ve yabancılarla ilişiğinin,
  • Terör örgütleri veya suç işlemek amacıyla kurulan örgütlerle eylem birliği, irtibat ve iltisak içinde olup olmadığının,

Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının yapılmasında temel amaç, kamu görevinin o görevde bulunması uygun olmayan kişiler tarafından yürütülmesinin önüne geçmektir. Güvenlik soruşturması , başta milli güvenlik alanında kritik öneme sahip asker, polis, hakim, savcı olmak üzere bazı kamu görevlileri hakkında uygulanmaktadır.

Güvenlik Soruşturması Ne Kadar Sürer ?

Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılması taleplerinin ilgili makama ulaşmasından itibaren arşiv araştırması sonuçları en geç 30 iş günü, güvenlik soruşturması sonuçları en geç 60 iş günü içinde cevaplandırılır. Ancak sonuçların ilgili kurumlara ulaşması ve kurumların bu sonuçları değerlendirip karara bağlamaları da dikkate alındığında belirtilen bu süreler uygulamada bir hayli aşılmaktadır.

Hatta bu süreler bazı kurumlar için 1 yıla yakın sürdüğü ve mağduriyete yol açtığı görülmektedir. Uzayan güvenlik soruşturmanız var ise kuruma bir dilekçe ile başvurarak sonuçlandırılmasını talep edebilirsiniz.

Güvenlik Soruşturması Ahlaki Durum neleri kapsar?

Güvenlik soruşturması işlemi, Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılmış bulunan “Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliği” hükümlerine göre yürütülmektedir. Anılan yönetmelikte “güvenlik soruşturması” kavramı şu şekilde tanımlanmıştır:

“Güvenlik soruşturması: Kişinin kolluk kuvvetleri tarafından halen aranıp aranmadığının, kolluk kuvvetleri ve istihbarat ünitelerinde ilişiği ile adli sicil kaydının ve hakkında herhangi bir tahdit olup olmadığının, yıkıcı ve bölücü faaliyetlerde bulunup bulunmadığının, ahlaki durumunun, yabancılar ile ilgisinin ve sır saklama yeteneğinin mevcut kayıtlardan ve yerinden araştırılmak suretiyle saptanması ve değerlendirilmesini…ifade eder.”

Aynı yönetmeliğin “Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında araştırılacak hususlar” maddesinde:

“Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında kişinin içinde bulunduğu ortam dikkate alınarak, kişinin kayıtlı ikamet adresi ile fiilen ikamet ettiği adres esas alınmak suretiyle
ç) Şeref ve haysiyetini ihlal edecek ve görevine yansıyacak şekilde kumara, uyuşturucuya, içkiye, paraya ve aşırı bir şekilde menfaatine düşkün olup olmadığı, ahlak ve adaba aykırı davranıp davranmadığı, araştırılır.” (m. 11/1-ç) hükümlerinin yer aldığı görülmektedir.

Güvenlik soruşturması ahlaki durum otel kayıtları?

Güvenlik soruşturmasında ahlâki durumun değerlendirmesi bağlamında otel kayıtlarının incelenip incelenmediği hususu sıkça sorulmaktadır.

Bu kayıtların bu maksatla incelenmesinin hukuka uygun olup olmadığı tartışmasını bir yana bırakarak öncelikle ifade etmek gerekir ki, otel ve pansiyon kayıtları 1174 sayılı Kimlik Bildirme Kanunu hükümleri çerçevesinde düzenli olarak kolluk birimlerine gönderilmektedir. Bu bilgilerin uygulamada güvenlik soruşturması sürecinde bir değerlendirme kriteri olarak kullanıldığı da bilinen hususlardandır.

Bununla birlikte söz konusu kayıtların yukarıda da ifade ettiğimiz üzere “güvenlik soruşturması” sürecinin öngörülme maksadı ile ne ölçüde bağdaştığının objektif bir şekilde ortaya konulması gerekir. Keyfî nitelendirmelerle kişilerin özel hayatlarına dahil olan tercihler, memuriyet sürecinde karşılarına engel olarak çıkartılamaz.

“İnternet kayıtları”nın güvenlik soruşturması ahlâki durum değerlendirmesinde bir kriter olarak kullanılıp kullanılmayacağı sıklıkla sorulmaktadır. Öncelikle bu “internet kayıtları” kavramından ne anlaşıldığının ortaya konulması gereklidir. İnternet kayıtlarından kastedilen, herkesin erişimine açık olan haber niteliğindeki bilgiler, açık kaynak verileri ise -objektif olarak teyit edilmeleri ve yukarıda belirttiğimiz ölçüler çerçevesinde memuriyete engel teşkil edecek yoğunluk ve ağırlıkta olmaları kaydıyla- ölçü olarak kabul edilebilmektedirler.

Bununla birlikte eğer ziyaret edilen web siteleri gibi erişim bilgileri kastediliyorsa bu verilere erişim, yasada son derece sıkı usul koşullarına bağlanmış olup, yasada öngörülen maksatlar dışında kullanılmaları söz konusu olamayacağından güvenlik soruşturması sürecinde bir değerlendirmenin konusu olamazlar.

fuhuş suçu gaziantep avukat fuhuşa aracılık etmek fuhuşa teşvik

Otel kayıtları poliste ne kadar saklanır?

Otel kayıtları emniyet genel müdürlüğüne bağlı kimlik bildirim daire başkanlığınca süresiz olarak saklanır. Bu kayıtlar hiç silinmez.

Otelde kalmak memuriyete engel mi?

İçişleri Bakanlığı mevzuat gereği otelde kalan kişinin kaydını tutar. … Otel kayıtlarınızın ahlaki zaaf olarak değerlendirilmesi için ise çok sayıda farklı kişiyle birlikte otel kaydınızın bulunması ve bu nedenle memurluğa giriş şartını taşımamanız anlamına gelmektedir.

GBT de neler çıkıyor?

Kişi hakkında geçmişinde ahlaki ya da toplumsal bir suç işlemiş ya da işlememiş olduğu GBT uygulaması sonrasında çıkan verilerde görülebilmektedir. Ayrıca GBT'sine bakılan kişinin hükümlü ya da eski hükümlü olup olmadığı da bu sorgulamalar sonucunda öğrenilebilmektedir.

Güvenlik soruşturmasında telefona bakılır mı?

Güvenlik soruşturmasında telefon kayıtlarına bakılır mı? Bu soru memur olmak isteyen tüm adayların kafasında soru işaretidir. Makalemizde bu soruya cevap vereceğiz. … Güvenlik soruşturması bir idari işlem olup salt bu neden ile telefon dinlemesi yapılamaz.

Asker kişi hakkında (Uzman Erbaş / Uzman Çvş.) suç işlediğinden bahisle sözleşmesinin fesh edilebilmesi için, hakkında açılmış olunan soruşturma sonucu ve yapılan yargılama kapsamında mahkumiyet hükmü verilmesi gerekir.

Yani disiplinsizlik fiili bir suça dayandırılıyorsa ve buna bağlı olarak sözleşme fesih edilecekse mutlak surette adli yargıda bir mahkumiyet hükmü olması gerekmektedir.

Aksi düşünce hasıl olursa kişinin masumiyet karinesi ihlal edilmiş olur ve ortada bir yargılama olmadan kişi cezalandırılmış olacaktır.

Avukatlık Ofisimiz bu konuda mağdur Uzman Çavuş müvekkilimiz için vermiş olduğu hukuk mücadelesini 31.12.2020 tarihinde yeni yıla girmeden kazandı.

yargıtay gaziantep işçi avukatı boşanma avukatı ceza avukatı

İşte Mahkeme Kararının Tüm Detayları

T.C.
İSTANBUL
14.İDARE MAHKEMESİ

ESAS NO : ……………
KARAR NO : ……………
DAVACI : ………………..
VEKİLİ :………………..
DAVALI : ……………….
VEKİLİ : Avukat Ali Tümbaş - Avukat Aziz Cihan Kaçıran

DAVANIN ÖZETİ

İstanbul ili, ....... Tugay Komutanlığı emrinde Piyade Uzman Çavuş olarak görev yapan davacı tarafından, sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin 08/06/2020 gün ve 1367492 sayılı işlemin; haksız ve hukuka aykırı olduğu, zira Reyhanlı Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hakkında başlatılan soruşturma neticesinde sözleşmesinin feshedildiği,

Söz konusu soruşturmanın kendisi ile ilgili olmadığı, komutanının bir takım usulsüz işlerinden dolayı soruşturma açıldığı, sözleşmesinin feshedilmesini gerektirecek hiçbir somut delilin bulunmadığı, hakkında verilmiş ve kesinleşmiş bir mahkumiyet kararının olmadığı iddialarıyla iptali istenilmektedir.

SAVUNMANIN ÖZETİ

Sözleşme fesih ve yenileme işlemlerini düzenleyen mevzuat hükümlerinde, uzman erbaşların sözleşme süresinin bitiminde terhis edilecekleri, ancak ilgilinin talebi olması ve belirlenen şartları taşıdığının anlaşılması halinde sözleşme süresinin uzatılacağı ve nihayetinde sözleşmesi uygun görülenlerin yeni bir taahhütname imzalayarak göreve devam edeceğinin belirtildiği, bunun yanında görevde başarısız olduğu kabul edilen uzman erbaşların sözleşme sürelerine bakılmaksızın her zaman TSK'dan ilişiklerinin kesileceğinin hüküm altına alındığı, görevde başarısız olma durumları açısından mevcut mevzuatta herhangi sınırlayıcı bir kıstas getirilmediği, bu konuda idareye takdir yetkisi tanındığı, idarenin takdir yetkisi kapsamında disiplin bozucu, askerlik mesleği değerleriyle bağdaşmayacak nitelikte suç ve fiillerin işlenmiş olması halinde uzman erbaş statüsünün son bulmasını öngörmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, göreve alınan personelden faydalanma imkanının kalmadığı ya da disiplin ve ahlaki durumu TSK'da görev yapmayı engelleyici düzeye ulaşması halinde personel hakkında devam etmekte olan yargılama sürecinin beklenmeyeceği ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren İstanbul 14. İdare Mahkemesince dava dosyası incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu'nun "Başarı gösteremeyenler ve ceza alanlar" başlıklı 12'nci maddesinde; "Sözleşmenin imzalanmasından sonra ilk beş aylık intibak dönemi içerisinde göreve intibak edemeyenler ile ayrılmak isteyenlerin sözleşmeleri feshedilerek, Türk Silâhlı Kuvvetleri ile ilişikleri kesilir. Peşin olarak ödenen aylık ve aylık ile birlikte ödenen diğer tüm özlük haklarının çalışılmayan günlere ait kısmı geri alınır. Görevde başarısız olanlarla, atandıkları kadro görev yerleri ile ilgili olarak üç ay ve daha uzun süreli bir kurs veya eğitime gönderilenlerden kurs veya eğitimde başarısız olan veya kendilerinden istifade edilemeyeceği anlaşılan uzman erbaşların, barışta sözleşme sürelerine bakılmaksızın Türk Silâhlı Kuvvetleri ile ilişikleri kesilir. Bunlar, yedekte er kaynağına alınırlar. Görevde başarısız olma, intibak edememe ve kendilerinden istifade edilememe hâlleri ve bunlara yapılacak işlemler, çıkarılacak yönetmelikte düzenlenir. Ayrıca; a) Almış oldukları sicile göre kademe ilerlemesi yapamayanların, b) (Değişik birinci cümle: 22/1/2015 - 6586/78 md.) Verilen ceza, ertelense, seçenek yaptırımlara çevrilse, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilse veya affa uğrasa dahi; 1) Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlar ile basit ve nitelikli zimmet, irtikâp, iftira, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, yalan yere tanıklık, yalan yere yemin, cürüm tasniî, ırza geçmek, sarkıntılık, kız, kadın veya erkek kaçırmak, fuhşiyata tahrik, gayri tabiî mukarenet, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçlar ile istimal ve istihlâk kaçakçılığı hariç kaçakçılık, resmî ihale ve alım ve satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma, firar, amir veya üste fiilen taarruz, emre itaatsizlikte ısrar, üste hakaret, mukavemet, fesat, isyan suçlarından dolayı mahkûm olanların, 2) Askerî Ceza Kanununun 148 inci maddesinde yazılı suçlardan mahkûm olanların, c) Taksirli suçlar hariç olmak üzere diğer suçlardan adlî veya askerî mahkemeler tarafından otuz günden daha fazla süreli hürriyeti bağlayıcı bir ceza ile mahkûm olanların, ç) Taksirli suçlar nedeniyle altı ay veya daha fazla süre ile hürriyeti bağlayıcı bir cezaya mahkûm olanların, d) (Değişik: 31/1/2013-6413/45 md.) Son olarak verilen de dahil olmak üzere, kararın kesinleştiği tarihten itibaren geriye doğru son bir yıl içinde toplamda otuz gün ve daha fazla oda hapsi veya hizmet yerini terk etmeme cezasına mahkûm olanların veya en son aldığı disiplin cezasından geriye doğru son bir yıl içinde en az iki disiplin amirinden toplam sekiz defa veya daha fazla disiplin cezası alanların, e) Yabancı uyruklu kişilerle evlenenlerden; bu evlilikleri, ilgili yönetmelikte belirtilen esaslar dahilinde Genelkurmay Başkanlığı tarafından uygun görülmeyenlerin, f) Çeşitli nedenlerle Türk vatandaşlığını kaybedenlerin veya Türk vatandaşlığından çıkartılanların, Sözleşmeleri feshedilmek suretiyle Türk Silâhlı Kuvvetleri ile ilişikleri kesilir. Her ne sebeple olursa olsun, sözleşmesi feshedilerek Türk Silâhlı Kuvvetleri ile ilişiği kesilen uzman erbaşlar, tekrar Türk Silâhlı Kuvvetlerine alınmazlar." hükmüne yer verilmiştir.

20/09/2005 gün ve 25942 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Uzman Erbaş Yönetmeliğinin "Görevde başarısız olma, kendilerinden istifade edilmeme halleri ve sözleşmenin feshedilmesi sebepleri" başlıklı 13'üncü maddesinde; "Sözleşmenin imzalanmasından sonra ilk beş aylık intibak dönemi içerisinde göreve intibak edemeyenler ile ayrılmak isteyenlerin sözleşmeleri feshedilerek, Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişikleri kesilir. Peşin olarak ödenen aylık ve aylık ile birlikte ödenen diğer tüm özlük haklarının çalışılmayan günlere ait kısmı geri alınır.

Görevde başarısız olanlar ile kendisinden istifade edilemeyeceği (atış, spor, eğitim, operasyon ve istihdam edildikleri kadro görev yerlerinde ve davranışlarında askerlik mesleği değerlerini sergilemede, ikazlara rağmen istenen düzeye ulaşamayan ve aşırı derecede borçlananlardan bu durumu rapor, tutanak ve her türlü belge ile kanıtlananlar, mazeretsiz olarak bir sözleşme yılı içerisinde yedi gün ve daha uzun süre ile göreve gelmeyenler) anlaşılan, atandıkları kadro görev yerleri ile ilgili olarak üç ay ve daha uzun süreli bir kurs veya eğitime gönderilenlerden kurs veya eğitimde başarısız olan uzman erbaşların, barışta sözleşme sürelerine bakılmaksızın Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişikleri kesilir. Bunlar yedekte er kaynağına alınır.
Ayrıca;
a) Almış oldukları sicile göre kademe ilerlemesi yapamayanların,
b) (Değişik:RG-21/1/2016-29600) Verilen ceza, ertelense, seçenek yaptırımlara çevrilse, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilse ve affa uğrasa dahi;
1) Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlar ile basit ve nitelikli zimmet, irtikâp, iftira, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, yalan yere tanıklık, yalan yere yemin, cürüm tasnii, ırza geçmek, sarkıntılık, kız, kadın veya erkek kaçırmak, fuhşiyata tahrik, gayri tabiî mukarenet, dolanlı iflâs gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçlar ile istimal ve istihlâk kaçakçılığı hariç kaçakçılık, resmî ihale ve alım ve satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma, firar, amir veya üste fiilen taarruz, emre itaatsizlikte ısrar, üste hakaret, mukavemet, fesat, isyan suçlarından dolayı mahkûm olanların,
2) 1632 sayılı Kanunun 148 inci maddesinde yazılı suçlardan mahkûm olanların,
c) 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanununun 10 uncu maddesinde belirtildiği şekilde sağlık nedeniyle kendisinden istifade edilemeyeceği anlaşılanların,
ç) Taksirli suçlar hariç olmak üzere diğer suçlardan adlî veya askerî mahkemeler tarafından otuz günden daha fazla süreli hürriyeti bağlayıcı bir ceza ile mahkûm olanların,
d) Taksirli suçlar nedeniyle altı ay veya daha fazla süre ile hürriyeti bağlayıcı bir cezaya mahkûm olanların,

e) (Değişik:RG-12/4/2014-28970) Son olarak verilen de dâhil olmak üzere, kararın kesinleştiği tarihten itibaren geriye doğru son bir yıl içinde toplamda otuz gün ve daha fazla oda hapsi veya hizmet yerini terk etmeme cezasına mahkûm olmak veya en son aldığı disiplin cezasından geriye doğru son bir yıl içinde en az iki disiplin amirinden toplam sekiz defa veya daha fazla disiplin cezası alanların,
f) Yabancı uyruklu kişilerle evlenenlerden; bu evlilikleri, 12/3/1997 tarihli ve 22931 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yabancı Uyruklu Kişilerle Evlenen Subay, Astsubay, Sözleşmeli Subay, Sözleşmeli Astsubay, Uzman Jandarma ve Uzman Erbaşlar Hakkında Yönetmelikte belirtilen esaslar dahilinde Genelkurmay Başkanlığı tarafından uygun görülmeyenlerin,
g) Çeşitli nedenlerle Türk vatandaşlığını kaybedenlerin veya Türk vatandaşlığından çıkartılanların,
ğ) (Ek:RG-12/4/2014-28970) Haklarında yüksek disiplin kurulları tarafından Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası verilenlerin,
Tugay, bağımsız tugay, tümen, bölge (ve eşidi) komutanlarınca veya eşidi kurum amirlerince; ordu, kolorduya (ve eşidi) doğrudan bağlı birlikleri ile eşidi kurum amirleri için kurmay başkanlarınca; kuvvet komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı, Genelkurmay Başkanlığı ile Millî Savunma Bakanlığına doğrudan bağlı birlikler için personel başkanlarınca veya yetki verilen komutanlıklarca; Sahil Güvenlik Komutanlığında ise Sahil Güvenlik Komutanlığınca sözleşmeleri feshedilmek suretiyle Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişikleri kesilir.
Sözleşmenin feshedildiği, ilgili kuvvet komutanlığına, Jandarma Genel Komutanlığına ve ilgili amirine, Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından da ilgili birlik komutanlığına bildirilir. Kendisine tebliği müteakip, yapılacak devir-teslim ve diğer işlemlerin sonunda ilişik kesme ile fesih tamamlanır.
Her ne sebeple olursa olsun, sözleşmesi feshedilerek Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişiği kesilen uzman erbaşlar, tekrar Türk Silahlı Kuvvetlerine alınmazlar.
Uzman erbaş olarak göreve başlamış olup da, daha sonra bu Yönetmelikte belirtilen şartlara sahip olmadığı anlaşılanlar hakkında da fesih işlemi yapılır." hükmüne yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; İstanbul ili, 47. Komando Tugay Komutanlığı emrinde Piyade Uzman Çavuş olarak görev yapan davacı tarafından, kendisinden istifade edilememe gerekçesiyle sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin 08/06/2020 tarihli işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Olayda; davacının devriye bahanesi ile Piyade Yüzbaşı …. ile birlikte konteynırlara yükleme yapılan bölgede bulunduğu, kaçak sigara yükleme yapılan konteynırları arazide yer değişimini sağlayan Piyade Yüzbaşı ….. ile birlikte devriye attığı, paraya ihtiyacı olması nedeniyle borç para aldığından bahisle kendisinden istifade edilemeyeceği kanaatiyle sözleşmesinin feshedildiği, davacının sözleşmesinin feshine dayanak alınan fiilleri nedeniyle Reyhanlı Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/…. soruşturma sayılı dosyasında davacı hakkında soruşturmanın devam ettiği görülmektedir.
Bu durumda, davacının sözleşmesinin kaçakçılık suçunu işlediği, bu nedenle kendisinden istifade edilememe sebebiyle feshedildiği, yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi neticesinde, sözleşmeli Piyade Uzman Çavuş olarak çalışmakta olan davacının sözleşmesinin feshedilebilmesi için, iddia olunan suçları işlediğine dair adli bir soruşturma sonucu yapılan yargılama kapsamında mahkumiyet hükmü verilmesi gerektiği, bir başka deyişle disiplinsizlik fiilinin anılan suçlara dayandırıldığı hallerde sözleşmenin feshedilebilmesinin yasal mevzuat kapsamında, kişinin bu suçtan adli yargıda mahkumiyet hükmü almış olmasına bağlandığı, davacı hakkında adli yargıda verilmiş bir mahkumiyet kararı olmadığı görüldüğünden, davalı idare tarafından dava konusu sözleşme fesih işleminin dayanağı olarak belirtilen yasal mevzuat hükümleri gereğince davacının sözleşmesinin feshi için aranan şartların oluşmadığı anlaşıldığından, davacının sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; dava konusu işlemin iptaline; aşağıda ayrıntısı gösterilen …. yargılama gideri ile davanın karara bağlandığı tarihte yürürlükte bulunan …… vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, artan posta ücretinin talep edilmemesi halinde karar kesinleştiğinde davacıya re'sen iadesine; kararın tebliğini izleyen günden itibaren otuz (30) gün içinde İstanbul Bölge İdare Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere, 31/12/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


TÜRKİYE'NİN HER ŞEHRİNDE Kİ ASKERİ DAVALAR İLE OFİSİMİZ İLGİLENMEKTEDİR

BİZİM İLE İLETİŞİME GEÇİNİZ


  • Askeri Güvenlik Soruşturması Davaları
    Aşağıda sıkça tarafımıza sorulan sıkça soruları sizler için derledik. Bahsi geçen derleme 17 Nisan 2021 tarihinde yürürlüğe giren GÜVENLİK SORUŞTURMASI VE ARŞİV ARAŞTIRMASI KANUNU'dan yola
  • Uzman Çavuşun Disiplinsizliği Sözleşmenin Feshi
    Asker kişi hakkında (Uzman Erbaş / Uzman Çvş.) suç işlediğinden bahisle sözleşmesinin fesh edilebilmesi için, hakkında açılmış olunan soruşturma sonucu ve yapılan yargılama kapsamında mahkumiyet
  • Eğitimde Başarısızlık Askeri Uzman Statüsüne Son Verme
    Kanuni Dayanak Uzman Erbaş Yönetmeliği Görevde başarısız olma, kendilerinden istifade edilmeme halleri ve sözleşmenin feshedilmesi sebepleri Madde 13 — Sözleşmenin imzalanmasından sonra ilk beş aylık
  • Sözleşmeli Erbaş ve Erin Görevde Başarısız Olması
    ÖZET: Davacı (Sözleşmeli Er / Erbaş) hakkında disiplin soruşturması dosyası incelendiğinde UYUŞTURUCU MADDE KULLANDIĞI hastane raporları ile tespit edilmiş olsa dahi tek başına kendisinden istifade

Kanuni Dayanak

Uzman Erbaş Yönetmeliği

Görevde başarısız olma, kendilerinden istifade edilmeme halleri ve sözleşmenin feshedilmesi sebepleri

Madde 13 —

Sözleşmenin imzalanmasından sonra ilk beş aylık intibak dönemi içerisinde göreve intibak edemeyenler ile ayrılmak isteyenlerin sözleşmeleri feshedilerek, Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişikleri kesilir. Peşin olarak ödenen aylık ve aylık ile birlikte ödenen diğer tüm özlük haklarının çalışılmayan günlere ait kısmı geri alınır.

Görevde başarısız olanlar ile kendisinden istifade edilemeyeceği (atış, spor, eğitim, operasyon ve istihdam edildikleri kadro görev yerlerinde ve davranışlarında askerlik mesleği değerlerini sergilemede, ikazlara rağmen istenen düzeye ulaşamayan ve aşırı derecede borçlananlardan bu durumu rapor, tutanak ve her türlü belge ile kanıtlananlar, mazeretsiz olarak bir sözleşme yılı içerisinde yedi gün ve daha uzun süre ile göreve gelmeyenler) anlaşılan, atandıkları kadro görev yerleri ile ilgili olarak üç ay ve daha uzun süreli bir kurs veya eğitime gönderilenlerden kurs veya eğitimde başarısız olan uzman erbaşların, barışta sözleşme sürelerine bakılmaksızın Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişikleri kesilir. Bunlar yedekte er kaynağına alınır.

MADDE 28 ‒

Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu hükümlerine göre istihdam edilen personelden, kendi kusurları olmaksızın sözleşmesi feshedilenler ile kendi isteği ile sözleşmesini yenilemeyenler veya ayrılanlar ilgili mevzuattaki şartları sağlamak şartıyla, uzman erbaşlığa ve astsubaylığa başvurabilirler. En az üç yıl görev yapmış olanlar, müteakip sözleşme süresi içerisinde başvuru yapabilir. Bu durumda olanların, başvurularının kabul edilmesi halinde uzman erbaşlığa geçenlerin veya astsubaylığa nasbedilenlerin sözleşmeleri kendiliğinden son bulur. Başvuruda bulunan sözleşmeli erbaş ve erlere nitelik belgeleri, görev yerleri, hizmet süresi, eğitim durumu, takdir ve ceza durumları dikkate alınarak öncelik verilir.

yargıtay kararı gaziantep ceza avukatı boşanma avukatı


Emsal Mahkeme Kararları

1 Nolu Örnek Karar

Görev başı eğitim sonunda tabi tutulduğu sınavda, sınav kağıdının değerlendirilmesinde hata yapıldığı anlaşılan, gerçek notu, sözlü notu ve kanaat toplamı 50’yi geçen davacı uzman jandarma çavuşun statüsüne son verilmesi işlemi hukuka aykırı düşmüştür.

Mevzuat hükümlerine uygun olarak davacı, beşinci ayın sonunda yapılan test şeklinde tek seçmeli olarak hazırlanan 100 yazılı sınav sonunda 55 doğru cevap vermiş ve 40 tam not üzerinden 22 puan almıştır. Diğer taraftan komisyon tarafından sözlü sınavda 30 puan üzerinden 5 puan takdir edilmiş, keza şahsi gelişme kartına kanaat notu olarak 20 not takdir edilmiş ve böylece davacının görevbaşı eğitimi sonunda toplam notu 57 olarak gerçekleşmiş ve 50 baraj notunu aşmıştır.

Davalı idare yazılı sınav sonucunun değerlendirilmesinde hataya düşmüştür. Savunma ekinde gönderilen yazılı sınav soruları, cevap anahtarı ve davacının cevap kağıdı incelendiğinde doğru cevap sayısı idarenin belirttiği gibi (13) değil (55)’ tir. Her sorunun değeri 0,4 puan olduğuna göre davacının yazılı sınav puanı 22 olarak teşekkül etmektedir. Maddi hata bulunan bu hesap nedeniyle 50 baraj puanın üzerine çıkan davacının uzman jandarma statüsüne son verilme işleminin sebep yönünden hukuka aykırı olduğu anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, sebep ve amaç yönünden hukuka ve mevzuata aykırıdır.
(AYİM.1.D.7.11.2000; E.00/328, K.00/1033)

Yargıtay Ceza Avukatı Gaziantep boşanma avukatı

2 Nolu Örnek Karar

Görev başı eğitiminde 5 ay birlikte görev yaptığı amirlerince kendisine 30 üzerinden 26 not takdir edilen, yazılı sınavda da 40 üzerinden 22,4 not alan davacıya sözlü sınavda 30 üzerinden 1 not verilmesinde takdir zaafı olduğu saptandığından; 100 üzerinden 49,4 not aldığı ve başarısız olduğu gerekçesiyle davacının uzman jandarma statüsüne son verilmesinde hukuka uyarlık görülmemiştir.
(AYİM. 1.D.9.10.2001; E.01/825, K.01/1044)

yargıtay gaziantep işçi avukatı boşanma avukatı ceza avukatı

3 Nolu Örnek Karar

Görev başı eğitiminde başarılı sayılması için 50 puanı elde etmesi gerekirken 38.18 puan alan, değerlendirme sürecinde de maddi ve hukuki hata da yapılmadığı görülen davacı Uz.J.Çvş.’un görev başı eğitiminde başarısızlığı nedeniyle TSK’dan çıkarılma işleminde hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır.

(AYİM 1.D., 11.01.2005; E.05/55, K.05/32)

ÖZET:

Davacı (Sözleşmeli Er / Erbaş) hakkında disiplin soruşturması dosyası incelendiğinde UYUŞTURUCU MADDE KULLANDIĞI hastane raporları ile tespit edilmiş olsa dahi tek başına kendisinden istifade edilemeyecek haller arasında sayılmadığı, sadece bu olayın davacıdan istifade edememe sebebiyle sözleşmesinin feshi işlemi için yeterli olmadığı, bunun dışında davacıdan istifa edilemediğine ilişkin dosyada herhangi bir bilgi veya belgenin de bulunmadığı hususları göz önüne alındığında istifade edilememe hali somut olarak ortaya konulamadığı anlaşıldığından

Dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varıldığından, sözleşmeli er / erbaş'ın görevine iadesi ile birlikte mahrum kalmış olduğu tüm özlük haklarının ve dava sürecinde alamadığı maaş / ücretlerinin iadesine karar verilmiştir.

Son zamanlarda sözleşmeli er ve erbaşların sözleşmeleri bu tarz usulsüz ve hukuksuz şekilde fesihler ile artmış olup. Avukatlık ofisimiz bu tarz davalarda öncelikle yürütmenin durdurulması ve sonrasında alınan sözleşmenin feshi kararının idare mahkemesinde iptali ile sözleşmeli er ve erbaşın göreve dönmesi için hukuksal çalışmaları vardır.

Askeri davalara bakan avukatlarımız açılan davalarda sadece sözleşmeli er ve erbaş'ın göreve iadesi değil aynı zamanda sözleşmeli er ve erbaş'ın özlük hakları ve alamadığı maaşları içinde ayrıca mücadele etmekteyiz.

Yargıtay Ceza Avukatı Gaziantep boşanma avukatı

KANUNİ DÜZENLEME

3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu'nun 12. maddesine "Görevde başarısız olanlar ile kendisinden istifade edilemeyeceği anlaşılan" şeklinde bir kriter de koymuştur. Söz konusu kriterin ayrıntısı Uzman Erbaş Yönetmeliği'nin 13. maddesinde düzenlenmiştir. Bunlar:

  • 1) Görevde başarısız olanlar,
  • 2) Atış, spor, eğitim, operasyon ve istihdam edildikleri kadro görev yerlerinde ve davranışlarında askerlik mesleği değerlerini sergilemede, ikazlara rağmen istenen düzeye ulaşamayan ve aşırı derecede borçlananlardan bu durumu rapor, tutanak ve her türlü belge ile kanıtlananlar,
  • 3) Mazeretsiz olarak bir sözleşme yılı içerisinde yedi gün ve daha uzun süre ile göreve gelmeyenler,
  • 4) Atandıkları kadro görev yerleri ile ilgili olarak üç ay ve daha uzun süreli bir kurs veya eğitime gönderilenlerden kurs veya eğitimde başarısız olan uzman erbaşlar şeklindedir.

İdare, başarısızlık ve kendisinden istifade edilememe nedeniyle sözleşme feshi işlemini veya sözleşme yenilememe işlemini gerek ilk sözleşme süresi içinde gerek müteakip sözleşme süreleri içinde herhangi bir zamanda veya sözleşme bitim tarihlerinde tesis edebilir. Ancak idarenin sahip olduğu bu takdir yetkisini hukuk ilkeleri çerçevesinde objektif gerekçelerle kullanmak zorunda olduğu ve takdir yetkisinin bu çerçevede kullanılmasının yargı denetimi içinde kaldığı tüm tartışmalardan uzaktır.

Ancak idare tarafından "kendisinden istifade edilememe" gerekçesiyle tesis edilen sözleşme fesih işlemlerinde çoğunlukla takdir yetkisi objektif sınırlar içinde kullanılmamaktadır.

İdare genel olarak uzman erbaş sözleşmesinin yenilenmemesi ve sözleşme fesih işlemlerinin gerekçesini “kendisinden istifade edilememesi” biçiminde açıklamakta ise de dayanak gösterilen Uzman Erbaş Yönetmeliği'nin 13. maddesinde sözü edilen nedenlerden birinin somut olayda ne şekilde gerçekleştiği açıklamasını yapmamaktadır.

Söz konusu madde incelendiğinde kendilerinden istifade edilmeme hallerinin tahdidi olarak sayıldığı görülecektir. Bu sayılan hususların dışında bir halin, idare tarafından bu maddenin kapsamına sokularak sözleşme fesih işlemi yapılması hukuka aykırı olacaktır.

Bu duruma örnek vermek gerekirse, görevden uzaklaştırılan bir uzman erbaşın kendisinden istifade edilememe gerekçesiyle sözleşmesinin fesih edilmesi işlemini, görevden uzaklaştırma halinin ilgili madde de sayılmamasından dolayı idare mahkemesi tarafından iptal edilmiştir.

Davalara konu olan kendilerinden istifade edilememesi gerekçesiyle sözleşme fesih işlemlerine örnek vermek gerekirse;

Alkol kullanımına bağlı yoğun bir disiplinsizlik içinde bulunulması,

Verilen disiplin cezalarına ve uyarılara rağmen askerlik mesleğinin değerlerini sergilemede istenilen düzeye ulaşılamadığı,

Disiplinsiz tutum ve davranışların sürekli hale gelmesi,

Eşiyle ilgili sorunlar ve boşanma sürecinde yaşanılan olaylar,

Lojmanda tavana doğru bir el ateş edilmesi,

Atama dilekçesinde eşiyle ilgili sorunları yazarak aleni hale getirdiği ve böylece eşinin ahlaki durumu hakkında çevresi ve birliğinde olumsuz kanaat oluşturması,

Belgeler ile aşırı derece borçlanıldığının tespit edilmesi.

Sağlık sorunları nedeniyle sürekli rapor aldığından spor, eğitim, görev ve operasyon gibi bütün aktivitelere katılan diğer personel üzerinde olumsuz etki yaratıp tim içinde huzursuzluğa neden olunması,

Evli olduğu halde gayri meşru ilişkiye girerek bu ilişkiden bir çocuğu olması ve amirlerine karşı dürüst davranmaması,

Yüz kızartıcı bir suçtan hakkında kamu davası açılması ve bu suç nedeniyle yaklaşık 2,5 ay tutuklu kalınması,

Yargılaması tutuklu olarak devam etmesi neticesinde kendisine tevdi edilen görevdeki devamlılığı sağlayamadığı, kadro görev yerinin boş kaldığı ve yerine başka bir personel atamasının yapılamaması,

Görev yapılan bölükte askerlik hizmetini yapmakta olan ve astı konumundaki erlerden makam, rütbe ve nüfuzunu kullanarak çeşitli gerekçelerle borç para alınması,

Uzman erbaş statüsüne alındıktan sonra ve intibak dönemi başlamadan yapılan psikoteknik test sınavında başarısız olması nedeniyle askeri araç sürücüsü olarak görevlendirilmesi mümkün olmadığından, istihdam edilmek üzere alındığı "şoför" branşı görevini yürütememesi,

İffetsiz bir kadınla düşüp kalkma,

Kazaen silahla kendini veya başkasını yaralama gibi durumlar örnek olarak verilebilir.

SÖZLEŞMESİ FESHEDİLEN UZMAN ERBAŞ NE YAPMALIDIR ?

Sözleşmesi feshedilen uzman erbaş, idarece işlemin tesis edilip kendisine tebliğ edildiği andan itibaren 60 gün içerisinde yürütme durdurma istemiyle idari yargıda iptal davası açmalıdır. Bu süre hak düşürücü süredir, süresi içerisinde başvurulmadığı takdirde hak kaybı yaşanacaktır.

İptal davaları takibi zor, sürelerin önem arz ettiği dava türüdür. Bu nedenle askeri mevzuatlarda ve idare hukukunda uzman iyi bir askeri dava avukatından hukuki destek alarak bu süreci yürütmeniz gerekmektedir.

yargıtay kararı gaziantep ceza avukatı boşanma avukatı

AVUKATLIK OFİSİMİZCE KARARA ÇIKARILAN ÖRNEK İDARE MAHKEMESİ KARARI

T.C.
2. İDARE MAHKEMESİ
ESAS NO : … KARAR NO :……

DAVANIN ÖZETİ : Davacı tarafından, Bitlis ili, Tatvan ilçesi, 10. Komd. Tug. 5'inci Komd. Tb. 3'üncü Komd. Bl. Komutanlığı emrinde piyade sözleşmeli er olarak görev yapmakta iken, "yetersiz ve görevde başarısız olma nedeniyle kendisinden istifade edilemeyeceği" gerekçesiyle sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin 01.06.2020 tarihli, 1291120 sayılı işlemin; Tatvan, Çukurca, Mardin, Kuzey Irak, Ceylanpınar (Barış Pınarı Harekatı) bölgelerinde görev yaptığı, görevde başarısız olarak nitelendirilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğu iddia edilerek iptali ile işlem nedeniyle mahrum kaldığı özlük ve maddi haklarının dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.

SAVUNMANIN ÖZETİ : Dava konusu işlemin 6191 sayılı Uzman Erbaş Kanunu ile Uzman Erbaş Yönetmeliğinin 13.maddesine göre tesis edildiği, bu kapsamda yapılan incelemede davacının kendisinden istifade edilemeyeceğinin anlaşıldığı, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Van 2. İdare Mahkemesi'nce, dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava; davacı tarafından, Bitlis ili, Tatvan ilçesi, 10. Komd. Tug. 5'inci Komd. Tb. 3'üncü Komd. Bl. Komutanlığı emrinde piyade sözleşmeli er olarak görev yapmakta iken, "yetersiz ve görevde başarısız olma nedeniyle kendisinden istifade edilemeyeceği" gerekçesiyle sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin 01.06.2020 tarihli, 1291120 sayılı işlemin iptali ile işlem nedeniyle mahrum kaldığı özlük ve maddi haklarının dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanununun 13/8'inci maddesinde; Türk Silahlı Kuvvetlerinde sözleşmeli statü ile görev yapan personelin sözleşmelerinin feshine ilişkin özel kanunlarındaki hükümler ile Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayırma ve çıkarmaya ilişkin diğer kanunlarda düzenlenmiş hükümlerin saklı olduğu hüküm altına alınmıştır.
Sözleşmeli erbaş ve erlerin sözleşme fesih ve yenileme işlemleri 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu ile Sözleşmeli Erbaş ve Er Yönetmeliğinde düzenlenmiştir.
6191 sayılı Kanunun 6'ncı maddesinin 4'üncü fıkrasında; "Sözleşmeli erbaş ve erlerin sözleşmeleri, aşağıdaki nedenlerle sözleşme süresinin bitiminden önce feshedilir: …b) Yetersizlik ve görevde başarısız olma nedeniyle kendisinden istifade edilemeyeceği, sıralı amirlerinin her türlü bilgi ve belgeye dayanarak düzenleyeceği nitelik belgesi ile anlaşılmak." hükmü düzenlenmiş, 9'uncu maddenin 2'nci fıkrasında ise; " Sözleşmeli er temin etmekten sorumlu birimler, sözleşmeli erbaş ve erlerde aranacak nitelikler, “sözleşmeli erbaş ve er olur” belgesi düzenleme esasları, müracaat şekli ve zamanı, müracaatın kabul edilmesi, sınav merkezi olarak tespit edilecek komutanlıkların belirlenmesi, sınav heyetlerinin oluşturulması, sözleşmeli onbaşılığa veya sözleşmeli çavuşluğa yükseltilme, sözleşme yapma ve feshi, askerî eğitim, değerlendirmeye esas alınacak nitelik belgesi, görevde başarısız olma ve kendilerinden istifade edilememe hâlleri ve bunlara yapılacak işlemler ile diğer hususlardaki usul ve esaslar altı ay içerisinde Milli Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığınca müştereken yürürlüğe konulan yönetmelikle düzenlenir." hükmüne yer verilmiştir.

6191 sayılı Kanunun 9'uncu maddesine istinaden hazırlanıp 08/06/2011 tarih ve 27958 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Sözleşmeli Erbaş ve Er Yönetmeliğinin "Görevde başarısız olma, kendilerinden istifade edilmeme halleri ve sözleşmenin feshedilme sebepleri" başlıklı 17'nci maddesinin 1/b fıkrasında; "Yetersizlik ve görevde başarısız olma nedeniyle kendisinden istifade edilemeyeceği, (atış, spor, eğitim, operasyon ve istihdam edildikleri, kadro görev yerlerindeki davranışlarında, askerlik mesleği değerlerini sergilemede, ikazlara rağmen istenen düzeye ulaşamayan ve aşırı derecede borçlananlardan bu durumu rapor, tutanak ve her türlü belgeyle kanıtlananlar, mazeretsiz olarak bir sözleşme yılı içerisinde yedi gün ve daha uzun süreyle göreve gelmeyenler) sıralı amirlerinin her türlü bilgi ve belgeye dayanarak düzenleyeceği nitelik belgesi ile anlaşılmak." hükmü düzenlenmiştir.

Dava dosyasının incelenmesinden, davacının Bitlis ili, Tatvan ilçesi, 10. Komd. Tug. 5'inci Komd. Tb. 3'üncü Komd. Bl. Komutanlığı emrinde piyade sözleşmeli er olarak görev yapmakta iken, hakkında disiplin soruşturması başlatıldığı, 30/01/2020 günü memleketi Nizip'te arkadaşları ile uyuşturucu/esrar alırken jandarma devriye ekipleri tarafından yakalanarak karakola götürüldüğü, idrarında uyuşturucu madde tespit edildiği, idare tarafından davacı hakkında disiplin soruşturması açıldığı ve 6413 sayılı Kanunun 20/1-c maddesi gereğince hizmete engel davranışta bulunmak nedeni ile Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiğinin kesilmesi teklifinin yapıldığı, komutanı tarafından bu teklifin uygun bulunduğu, "yetersiz ve görevde başarısız olma nedeniyle kendisinden istifade edilemeyeceği" gerekçesiyle sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin 01/06/2020 tarih 1291120 sayılı işlemin tesis edildiği, davacı tarafından bu işlemin iptali ile işlem nedeniyle mahrum kaldığı özlük ve maddi haklarının dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açıldığı anlaşılmaktadır.

Uyuşmazlıkta, davacının sözleşme süresinin dolmasından önce 01.06.2020 tarihinde görevde başarısız olma ve kendisinden istifade edilememe gerekçesiyle sözleşmesinin feshedilerek terhis edilmek suretiyle Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiğinin kesildiği, bu durumun hakkında düzenlenen Sözleşme Fesih Onay Belgesi'nde açıkça yazıldığı, "kendisinden istifade edilememe" halinin ise ilgili Yönetmelik hükümlerinde "sözleşmenin feshedilmesi sebepleri" arasında gösterildiği, yine anılan mevzuat hükümlerinde sözleşmeli erlerin, sözleşme feshi şartlarının sayma yoluyla belirlendiği, bu şartlar altında "kendisinden istifade edilememe" haline koşut bir düzenlemenin yer almadığı görülmekle birlikte; sözleşmeli erlerin kendisinden istifade edilemeyeceğinin sıralı sicil üstlerince anlaşılmış olması halinde sözleşmesinin feshi mümkün bulunmakta olduğuna göre, bu durumun sözleşme feshi aşamasında tespit edilmesi halinde de bu gerekçeye dayanılarak sözleşmeli erlerin sözleşmesinin feshi yoluna gidilmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmadığından uyuşmazlığın çözümü, davacı hakkında tesis edilen dava konusu "sözleşme feshi" işleminin belirtilen tüm yönleriyle hukuki irdelemeye tabi tutulmasını zorunlu hale getirmektedir.
Yukarıda yer verilen Sözleşmeli Erbaş ve Er Yönetmeliğinin 17. maddesi değerlendirildiğinde; atış, spor, eğitim, operasyon ve istihdam edildikleri kadro görev yerlerinde ve davranışlarında askerlik mesleği değerlerini sergilemede, ikazlara rağmen istenen düzeye ulaşamayan ve aşırı derecede borçlananların, yalnızca bu durumları nedeniyle kendisinden istifade edilemeyeceği rapor, tutanak ve her türlü belge ile kanıtlananların sözleşmelerinin doğrudan feshedilebileceği, kendisinden istifade edilememe hallerinin yönetmelikte sayma yoluyla açıkça belirtildiği görülmektedir.
Uyuşmazlık konusu olayda, Mahkememizin 03/12/2020 tarihli ara kararıyla davalı idareden; "davacı hakkında başlatılan disiplin soruşturmasının akıbeti ile davacı hakkında 'Yetersizlik ve görevde başarısız olma nedeniyle kendisinden istifade edilemeyeceği' yönünde nitelik belgesi düzenlenip düzenlenmediği sorulmuş olup, davalı idarenin 25/12/2020 kayıt tarihli cevabi yazısının tetkikinde, uyuşmazlık konusu olayla ilgili olarak Yüksek Disiplin Kurulu dosyasının hazırlanmadığı, olayın fesih nedenleri arasında değerlendirilerek takdir yetkisi kapsamında dava konusu fesih işleminin tesis edildiği anlaşılmıştır.
Diğer yandan, davacı hakkında Yönetmeliğin 7. maddesinde belirtilen suçlardan verilen bir mahkumiyet hükmünün bulunmadığı, "atış, spor, eğitim, operasyon ve istihdam edildiği kadro görev yerlerinde ve davranışlarında askerlik mesleği değerlerini sergilemede, ikazlara rağmen istenen düzeye ulaşamaması, aşırı derecede borçlanması ve mazeretsiz olarak bir sözleşme yılı içerisinde yedi gün ve daha uzun süre ile göreve gelmemesi" hallerinin söz konusu olmadığı, bu nedenle dosyadaki mevcut delil durumuna göre davacının, "kendisinden istifade edilemeyecek" personel olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı, hakkında disiplin yönünden başlatılan soruşturma sonucu Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası ile tecziyesi yönünde alınan bir kararın da mevcut olmadığı, dolayısıyla davacının Sözleşmeli Erbaş ve Er Yönetmeliğinin 17. maddesi kapsamında sözleşmesinin feshini gerektirecek koşulların somut olayda gerçekleşmediği anlaşılmaktadır.


Bu durumda, dava dosyasında bulunan tüm bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, davacı hakkında "Kullanmak İçin Uyuşturucu Madde Bulundurmak" suçundan Nizip Cumhuriyet Başsavcılığınca E:2020/775 soruşturma sayılı dosyası üzerinden soruşturmanın devam ettiği, davacı hakkında disiplin soruşturması açılmasının tek başına kendisinden istifade edilemeyecek haller arasında sayılmadığı, salt bu olayın davacıdan istifade edememe sebebiyle sözleşmesinin feshi işlemi için yeterli olmadığı, bunun dışında davacıdan istifa edilemediğine ilişkin dosyada herhangi bir bilgi veya belgenin de bulunmadığı hususları göz önüne alındığında istifade edilememe hali somut olarak ortaya konulamadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Öte yandan; Anayasanın 125. maddesinde, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmış olup, yapılan yargılama neticesinde hukuka aykırılığı saptanan işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı maddi haklarının dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle;
1-Dava konusu işlemin iptaline,
2-Bu işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı maddi haklarının dava tarihi olan 05/06/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ve özlük haklarının iadesine,
3-Adli yardım istemi kabul edildiğinden karşılanmayan ve aşağıda dökümü yapılan 652,30-TL yargılama giderinin davalı idare tarafından Van İdare ve Vergi Mahkemeleri veznesine yatırılmaması durumunda davalı idareden tahsili için ilgili tahsil dairesi müdürlüğüne müzekkere yazılmasına,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen……. davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
5-Artan posta avansının talep edilmesi halinde derhal, talep edilmemesi halinde ise kararın kesinleşmesinden sonra re'sen davalı idareye iadesine,
5-Kararın taraflara tebliğine,
6-Tebliği izleyen günden itibaren 30 gün içinde Erzurum Bölge İdare Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere, 21/04/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.


UZMAN ERBAŞ SÖZLEŞME FESİH HALLERİ

3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu gereği uzman erbaşlar; iki yıldan az, beş yıldan fazla olmamak şartıyla sözleşme yaparak göreve başlar ve sağlık niteliklerini taşıyanların, müteakip sözleşmeleri, bir yıldan az, beş yıldan fazla olmamak şartıyla azami 52 yaşına girdikleri yıla kadar uzatılabilir.

Uzman erbaşlar ile ilgili sözleşme fesih işlemleri 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu ve bu Kanun uyarınca 20/9/2005 tarih ve 25942 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan yayımlanarak yürürlüğe giren Uzman Erbaş Yönetmeliğine göre yürütülmektedir.

Kanunda uzman erbaşların kendi isteği ile sözleşmenin sona erdirilmesi ve idare tarafından sözleşmenin fesih halleri yer almaktadır.

Uzman Erbaşların Kendi İsteği İle Sözleşmenin Sona Erdirilmesi

Uzman erbaş arkadaşlar tarafından tarafımıza sıkça sorulan sorulardan birisi uzman erbaşların istifa hakkı olup olmadığı ile ilgilidir. İlgili mevzuatta uzman erbaşların kendi isteği ile sözleşmelerini feshedebilmeleri sadece birkaç durumda mümkündür. Aşağıda sayılan durumlar haricinde sözleşmesi devam eden uzman erbaşların istifa hakları bulunmamaktadır.

İlgili mevzuatta uzman erbaşların kendi istekleriyle sözleşmeyi sona erdirebildikleri durumlar şunlardır;

  • 1) Sözleşmenin imzalanmasından sonra ilk beş aylık intibak dönemi içerisinde ayrılma
  • 2) Sözleşme süresinin tamamlanması
  • 3) İstihdam edildiği kadronun kaldırılması
  • 4) Astsubaylığa geçiş sınavında başarısızlık hali

İdare Tarafından Sözleşmenin Fesih Halleri

  • 1) Sözleşmenin imzalanmasından sonra ilk beş aylık intibak dönemi içerisinde göreve intibak edemeyenlerın,
  • 2) Görevde başarısız olanların,
  • 3) Atandıkları kadro görev yerleri ile ilgili olarak üç ay ve daha uzun süreli bir kurs veya eğitime gönderilenlerden kurs veya eğitimde başarısız olanların,
  • 4) Atış, spor, eğitim, operasyon ve istihdam edildikleri kadro görev yerlerinde ve davranışlarında askerlik mesleği değerlerini sergilemede, ikazlara rağmen istenen düzeye ulaşamayan ve aşırı derecede borçlananlardan bu durumu rapor, tutanak ve her türlü belge ile kanıtlanması sonucunda kendilerinden istifade edilemeyeceği anlaşılan uzman erbaşların,
  • 5) Mazeretsiz olarak bir sözleşme yılı içerisinde yedi gün ve daha uzun süre ile göreve gelmeyenlerin,
  • 6) Güvenlik soruşturması olumsuz sonuçlananların,
  • 7) Almış oldukları sicile göre kademe ilerlemesi yapamayanların,
  • 8) Disiplin mahkemeleri veya en az iki disiplin amirinden disiplin cezası aldığı tarihten geriye doğru son bir yıl içerisinde toplam otuz günden daha fazla hürriyeti bağlayıcı disiplin cezası alanların,
  • 9) Yabancı uyruklu kişilerle evlenenlerden; bu evlilikleri, ilgili yönetmelikte belirtilen esaslar dahilinde Genelkurmay Başkanlığı tarafından uygun görülmeyenlerin,
  • 10) Çeşitli nedenlerle Türk vatandaşlığını kaybedenlerin veya Türk vatandaşlığından çıkartılanların,
  • 11) Taksirli suçlar hariç olmak üzere diğer suçlardan adlî veya askerî mahkemeler tarafından otuz günden daha fazla süreli hürriyeti bağlayıcı bir ceza ile mahkûm olanların,
  • 12) Taksirli suçlar nedeniyle altı ay veya daha fazla süre ile hürriyeti bağlayıcı bir cezaya mahkûm olanların,
  • 13) Verilen ceza, tecil edilse veya para cezasına çevrilse dahi; Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlar ile basit ve nitelikli zimmet, irtikâp, iftira, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, yalan yere tanıklık, yalan yere yemin, cürüm tasniî, ırza geçmek, sarkıntılık, kız, kadın veya erkek kaçırmak, fuhşiyata tahrik, gayri tabiî mukarenet, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçlar ile istimal ve istihlâk kaçakçılığı hariç kaçakçılık, resmî ihale ve alım ve satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma, firar, amir veya üste fiilen taarruz, emre itaatsizlikte ısrar, üste hakaret, mukavemet, fesat, isyan suçlarından dolayı mahkûm olanların,
  • 14) Verilen ceza, tecil edilse veya para cezasına çevrilse dahi; Askerî Ceza Kanununun 148 inci maddesinde yazılı suçlardan mahkûm olanların,
  • 15) Bir yıl İçinde üç aydan fazla İstirahat veya hava değişimi alanların,
  • 16) Sağlık yeteneklerini taşımayanların,

6 Aydan Uzun Süreli Taksirli Suçtan Dolayı Ceza Alan Kişi Bekçi Olabilir Mi ?

6 Aydan Uzun Süreli Taksirli Suçtan Dolayı Ceza Alan Kişi Bekçi Olabilir Mi ?

Kasıtlı ya da Taksirli Suç Ayrımı Yapılmaksızın 6 Aydan Fazla Hapis Cezası Alınmasının Bekçiliğe Engel Oluşturduğunu Öngören Kuralın İptali

Anayasa Mahkemesi 15/10/2020 tarihinde E.2020/14 numaralı dosyada, 772 sayılı Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu’nun 6. maddesinin (E) bendinde yer alan “…6 aydan fazla hapis…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir.

İtiraz Konusu Kural

İtiraz konusu kural, çarşı ve mahalle bekçisi olabilmek için 6 aydan fazla hapis cezasından hükümlü olunmaması gerektiğini öngörmektedir. Kural, hapis cezası verilmesini gerektiren suçun niteliği bakımından bir ayrım yapmamaktadır.

Başvuru Gerekçesi

Başvuru kararında özetle, taksirli suçlar nedeniyle alınan mahkûmiyetlerin devlet memuru olmaya engel teşkil etmediği, buna karşın taksirle işlediği suçtan ötürü 6 aydan fazla hapis cezası alanların çarşı ve mahalle bekçisi olamadığı, bu durumun ise ölçülülük ve hukuki güvenlik ilkeleriyle bağdaşmadığı belirtilerek kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

Mahkemenin Değerlendirmesi

İtiraz konusu kural, çarşı ve mahalle bekçisi olmaya engel bir hususu düzenlemesi nedeniyle kamu hizmetine girme hakkını sınırlamaktadır. Anayasa’nın 13. maddesi kapsamında kamu hizmetine girme hakkını sınırlamaya yönelik bir kanuni düzenlemenin yasal kuralların keyfiliğe izin vermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir düzenlemeler niteliğinde olması gerekir.

Bununla birlikte temel hak ve özgürlüklere sınırlama getiren kuralların Anayasa’nın 13. maddesine uygunluğu denetlenirken sınırlamanın kanuna dayanması yeterli olmayıp aynı zamanda anayasal bağlamda meşru bir nedene de dayanması gerekmektedir.

Anayasa’nın kamu hizmetine girme hakkını düzenleyen 70. maddesinde hizmete alınmada görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayrım gözetilemeyeceği öngörülmüştür. Buna göre kamu hizmetine girme hakkına getirilecek sınırlama görevin gerektirdiği niteliklerden başka bir şarta bağlanamaz. Aksi takdirde getirilen sınırlama anayasal bağlamda meşru bir nedene dayanmaz.

Kurala konu çarşı ve mahalle bekçiliğinin genel kolluğa yardımcı silahlı kamu görevlileri olduğu dikkate alındığında kasten işlenen suçlar yönünden bir koşul öngörülmesi çarşı ve mahalle bekçilerinin yapacağı kamu görevinin gereklerinden kabul edilebilir. Bununla birlikte suçun taksirle işlenmesinde kasıt unsurunun bulunmadığı ve failin suçun neticesini öngörmesinin veya istemesinin söz konusu olmadığı gözetilmelidir.

Bireylerin hayatın olağan akışı içinde bilmeden ve istemeden gerçekleştirdikleri eylemlerden dolayı belirli bir kamu hizmetine girmelerinin süresiz olarak engellenmesinin görevin niteliğinden kaynaklanan bir sınırlama olduğunu söylemek güçtür. Buna rağmen kuralda, kasten işlenen suçlar ile taksirle işlenen suçlar arasında hizmete giriş yönünden hiçbir ayrım veya farklılık yapılmadan 6 aydan fazla hapis cezası gerektiren herhangi bir fiili işleyenlerin söz konusu kamu görevine alınmayacağı hüküm altına alınmıştır. Kural, hapis cezası verilmesini gerektiren suçun niteliği bakımından bir ayrım yapmamaktadır.

Kaldı ki devlet memurluğuna alınmaya ilişkin genel şartlar arasında yalnızca suçun kasten işlenmesi hâlinde mahkûmiyetin engel teşkil edeceğinin düzenlendiği görülmektedir. Bu itibarla çarşı ve mahalle bekçilerinin yardımcı olduğu genel kolluk veya diğer kamu düzeni ile ilgili kamu görevlilerinin kamu hizmetlerine girişi bakımından da taksirle işlenen suçlar engel teşkil etmemektedir.

Bu durumda itiraz konusu kuralla taksirle işlenen suçlardan mahkûmiyet hâlinde dahi çarşı ve mahalle bekçiliğine girilmesinin engellenmesinin anayasal bağlamda meşru bir amacının bulunduğu söylenemez.

Anayasa Mahkemesi açıklanan gerekçelerle kuralın Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir.

Daha fazla bilgi için doğrudan 05325740383 numaralı telefondan veya diğer iletişim yollarından irtibata geçebilirsiniz.

TIPTA UZMANLIK EĞİTİMİ GÖRENLERE ACİL SERVİS NÖBETİ TUTTURULAMAMASI

Danıştay

5. Daire

Esas : 2014/6295

Karar : 2015/1618

Karar Tarihi : 25.2.2015

* TIPTA UZMANLIK EĞİTİMİ GÖRENLERE ACİL SERVİS NÖBETİ TUTTURULAMAMASI ( Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliğine Göre Bu Kişilerin Üç Tür Nöbetle Yükümlendirilebilecekleri - Genel Uzmanlık Eğitimi Görenler Nöbeti/Servis Nöbeti/Branş Nöbeti )

* UZMANLIK EĞİTİMİ GÖRENLERİN 3 TÜR NÖBET TUTABİLMESİ ( Genel Uzmanlık Eğitimi Görenler Nöbeti/Servis Nöbeti/Branş Nöbeti Tutturulabilecekleri – Acil Servis Nöbeti ile Yükümlendirilemeyecekleri )

* PATOLOJİ/ANESTEZİ/PSİKİYATRİ DALLARINDA TIPTA UZMANLIK EĞİTİMİ GÖRENLERE ACİL SERVİS NÖBETİ TUTTURULMA UYGULAMASINA SON VERİLMESİ TALEBİ ( Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliğine Göre Genel Uzmanlık Eğitimi Görenlerin Acil Servis Nöbeti ile Yükümlendirilemeyecekleri - Genel Uzmanlık Eğitimi Görenler Nöbeti/Servis Nöbeti/Branş Nöbeti Tutabilecekleri )

Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği/m. 42, 46

ÖZET : Dava, davacı oda tarafından davalı hastaneye yapılan; patoloji, anestezi ve psikiyatri dallarında tıpta uzmanlık eğitimi görenlere acil servis nöbeti tutturulması uygulamasına son verilmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali talebine ilişkindir.

Yataklı tedavi kurumlarındaki tabip nöbetlerini düzenleyen Yönetmelik hükümlerine göre, uzmanlık eğitimi görenlerin genel uzmanlık eğitim görenler nöbeti, servis nöbeti ve branş nöbeti olmak üzere üç tür nöbet ile yükümlendirilebilecekleri, bunlar dışında bir nöbete dahil edilemezler. Davanın kabulü gerekir.

İstemin Özeti : Ankara 16. İdare Mahkemesince verilen 13.6.2014 günlü, E:2013/1529, K:2014/800 sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.

Cevapların Özeti : Davalılar tarafında cevap verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakimi Düşüncesi: İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Beşinci Dairesince işin gereği düşünüldü:

KARAR : Davacı Oda, Ankara ili Dr. Abdurrahman Yurtaslan Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesinde patoloji, anestezi ve psikiyatri dallarında tıpta uzmanlık eğitimi görenlere acil servis nöbeti tutturulması uygulamasına son verilmesi istemiyle yapılan 15.7.2013 günlü başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle dava açmıştır. Temyizi istenen kararla; tıpta uzmanlık öğrencilerinin pratisyen hekim olarak acil servis nöbetine dahil edilebilmelerine mani bir düzenlemenin bulunmadığı, dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine hükmedilmiştir.

Davacı, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığını ileri sürmekte ve Mahkeme kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

13.1.1983 günlü, 17927 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliğinin 41 ile 46 maddeleri arasında, yataklı tedavi kurumlarındaki tabip nöbetleri düzenlenmiştir. Yönetmeliğin 42. maddesinin birinci fıkrasında, nöbet hizmetlerinin evde nöbet, normal nöbet, acil nöbeti ve branş nöbeti olarak dört şekilde yürütüleceği belirtilmiş; (D) bendinde, branş nöbeti; birden fazla genel cerrahi, iç hastalıkları klinikleri ve kadın hastalıkları ve doğum kliniği bulunan yataklı tedavi kurumlarında uzman ve klinik adedi gözönüne alınarak acil hizmet için kliniklere bütün personeliyle birlikte tutturulan nöbet olarak tanımlandıktan sonra, gerek görülürse ve uzman adedi yeterli bulunduğu takdirde acil vak'ası bulunan dallardan birer uzmanın, yoksa kıdemli uzmanlık eğitimi görenlerin de bu ekibe eklenebileceği veya davet edilebileceği öngörülmüştür.

Aynı Yönetmeliğin "Uzmanlık Eğitimi görenlerin nöbetleri" başlıklı 46. maddesinin birinci fıkrasında, kurumda üçten fazla uzmanlık eğitimi gören bulunduğu hallerde genel uzmanlık eğitimi görenler nöbeti tutulacağı, genel uzmanlık eğitimi görenler nöbeti tutanların genel hastane nöbeti tutan uzman nezaretinde çalışacakları, kurumdaki uzmanlık eğitimi görenlerin hepsi yalnız bir dalda bulunduğu takdirde servis nöbeti tutmayacakları, ancak, genel uzmanlık eğitimi görenler nöbetine girecekleri, üçüncü fıkrasında ise, bir serviste ikiden fazla uzmanlık eğitimi gören bulunduğu takdirde, bunların sıra ile servis nöbeti tutacakları, bu nöbet düzenlenirken genel uzmanlık eğitimi görenler nöbetinin de göz önünde bulundurulacağı hükme bağlanmıştır. Yataklı tedavi kurumlarındaki tabip nöbetlerini düzenleyen anılan Yönetmelik hükümlerinden, uzmanlık eğitimi görenlerin genel uzmanlık eğitim görenler nöbeti, servis nöbeti ve branş nöbeti olmak üzere üç tür nöbet ile yükümlendirilebilecekleri, bunlar dışında bir nöbete dahil edilemeyecekleri anlaşılmaktadır.

Davacı Oda, Dr. Abdurrahman Yurtaslan Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesinde patoloji, anestezi ve psikiyatri dallarında uzmanlık eğitimi görenlere acil servis nöbeti tutturulması uygulamasına son verilmesi istemiyle yaptığı başvurunun zımnen reddi üzerine dava açmıştır.

Bu durumda, uzmanlık eğitimi görenlerin, genel uzmanlık eğitimi görenler nöbeti, servis nöbeti ve branş nöbeti dışında bir başka nöbete dahil edilebilmelerine hukuken imkan bulunmadığından, Dr. Abdurrahman Yurtaslan Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesinde uzmanlık eğitimi görenlere acil servis nöbeti tutturulması uygulamasına son verilmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yolundaki Mahkeme kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulüyle Ankara 16. İdare Mahkemesince verilen 13.6.2014 günlü, E:2013/1529, K:2014/800 sayılı kararın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Kanunla değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, 25.02.2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Temyizi istenen karar ve dayandığı gerekçe hukuka ve usule uygun olduğu ve bozulmasını gerektirecek bir sebep de bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanması gerektiği görüşü ile karara katılmıyorum.

Daha fazla bilgi için doğrudan 05321670913 numaralı telefondan veya diğer iletişim yollarından irtibata geçebilirsiniz.

Disiplin Soruşturmasında Tek Tanıkla Ceza Verilmesi

Özet : Davacıya isnat edilen fiilin işlendiği yolunda olayın tarafları dışında başka tanık bulunmadığı görüldüğünden, fiilin hukuken kabul edilebilir, objektif, somut ve yeterli delillerle açık ve net bir şekilde ortaya konulamadığı sonucuna varıldığı hakkında.

Danıştay

5. Daire

Esas : 2016/16858

Karar : 2018/15491

Karar Tarihi : 12.9.2018

Temyiz isteminde bulunan

Karşı Taraf (Davalı) : Kayseri Valiliği

İstemin Özeti : Kayseri 1. İdare Mahkemesinin 4.12.2012 tarih ve E:2012/618, K:2012/1274 sayılı kararının, dilekçede yazılı nedenlerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakiminin Düşüncesi : İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Beşinci Dairesince gereği görüşüldü:

Dava, Kayseri İli, Develi İlçe Emniyet Müdürlüğü emrinde polis memuru olarak görev yapan davacının, görev sırasında amir veya üstlerine saygısız davrandığından bahisle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün 6/A-12. maddesi uyarınca "dört ay kısa süreli durdurma" cezası ile cezalandırılması gerekmekte ise de anılan Tüzüğün 15. maddesi uygulanarak bir alt ceza olan "üç günlük aylık kesimi" cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Kayseri Valiliği İl Polis Disiplin Kurulunun 12.4.2012 tarih ve 2012/74 sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.

Kayseri 1. İdare Mahkemesinin 4.12.2012 tarih ve E:2012/618, K:2012/1274 sayılı kararıyla; davacının, amiri konumunda bulunan İlçe Emniyet Müdürünün odasına girerken kapıyı çalması, içeriye girdikten sonra selam vererek müsaade istedikten sonra konuyu saygılı bir üslupla izah etmesi gerekirken, belirtilen davranış kurallarına aykırı bir biçimde kapıyı çalmadan, selam vermeksizin ve izin almadan amirinin yanında bulunan şahsa karşı bir kısım ifadeler kullandığı anlaşıldığından Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün 6/A-12. ve 15. maddeleri uyarınca "üç günlük aylık kesimi" cezası ile cezalandırılmasında hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.

Davacı, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmekte ve İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

Dava dosyasının incelenmesinden; Kayseri İli, Develi İlçe Emniyet Müdürlüğü emrinde polis memuru olarak görev yapan davacının, İlçe Emniyet Müdürlüğü binası önüne usulsüz park edilen araçla ilgili olarak İlçe Emniyet Müdürünün odasına girerek amirine karşı saygısız davranışta bulunduğu iddiasına yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, İlçe Emniyet Müdürü Ö.A.'nın mesaiye giderken sigortacılık işi ile meşgul olan C.T. isimli şahıs ile karşılaştığı ve anılan şahsa ait araçla birlikte İlçe Emniyet Müdürlüğüne gelerek, İlçe Emniyet Müdürünün odasına geçtikleri, odada oturmakta iken Trafik Tescil ve Denetleme Büro Amirliği emrinde görevli bulunan davacının, İlçe Emniyet Müdürünün odasına kapıyı çalmadan girdiği ve selam vermeksizin C.T. isimli şahsa hitaben "Aşağıya park etmiş olduğun araban, polis merkezinin giriş çıkışını engelliyor, acilen arabanı çek" ifadelerini kullandığı ve başkaca bir şey söylemeden odadan çıktığı, davacının bu davranışıyla meslek disiplinine yakışmayacak şekilde ve saygısızca hareket ettiğinden bahisle Kayseri Valiliği İl Polis Disiplin Kurulunun 12.4.2012 tarih ve 2012/74 sayılı kararı ile Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün 6/A-12 ve 15 maddeleri uyarınca "üç günlük aylık kesimi" cezası ile cezalandırılması üzerine temyizen incelenen davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Olayda, İlçe Emniyet Müdürü ve odasından bulunan C.T. isimli sahsın iddialarına göre davacı, usulüne aykırı bir şekilde odaya girmiş, şahsa hitaben "Aşağıya park etmiş olduğun araban, polis merkezinin giriş çıkışını engelliyor, acilen arabanı çek" demiştir. Davacının savunmasına göre ise İlçe Emniyet Müdürünün odasına kapıyı çalıp, selamını vererek girmiş, usulüne uygun şekilde durumu arz ederek "Müdürüm arkadaşın bırakmış olduğu araç Müdüriyet girişini kapatmış" demiş ve İlçe Emniyet Müdürünün" tamam benim misafirim" demesi üzerine selamını vererek makamdan ayrılmıştır.

Olayın taraflarınca verilen ifadelerin birbiriyle örtüşmediği, beyanlar arasında çelişki olduğu, disiplin soruşturmasının diyalogun diğer tarafı olan İlçe Emniyet Müdürü tarafından düzenlenen tek yanlı tutanağa istinaden başlatıldığı ayrıca söz konusu tutanakta da belirtildiği üzere C.T. isimli şahıs ile davacı arasında geçmişte yapılan trafik kontrolü sırasında çıkan gerginlik nedeniyle bir husumet bulunduğu ve amire saygısızlık fiilinin işlendiği yolunda taraflar dışında başka tanık da bulunmadığı görülmüştür. Bu durumda, davacının görev sırasında amir veya üstlerine saygısız davranmak fiilini işlediğinin hukuken kabul edilebilir, objektif, somut ve yeterli delillerle açık ve net bir şekilde ortaya konulamadığı anlaşıldığından, davacı hakkında Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün 6/A-12. ve 15. maddeleri uyarınca tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davayı reddeden idare mahkemesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, Kayseri 1. İdare Mahkemesinin 4.12.2012 tarih ve E:2012/618, K:2012/1274 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun geçici 8. maddesi gereğince uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca bozulmasına, yukarıda belirtilen hususlar gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 12.9.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Daha fazla bilgi için doğrudan 05321670913 numaralı telefondan veya diğer iletişim yollarından irtibata geçebilirsiniz.

Haksız Eylem Sonucu Yaralanan Dava Dışı Kamu Görevlisine 2330 Sayılı Nakdi Tazminat Ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun Gereğince Ödenen Tazminat

Haksız Eylem Sonucu Yaralanan Dava Dışı Kamu Görevlisine 2330 Sayılı Nakdi Tazminat Ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun Gereğince Ödenen Tazminat

Özet : Davalının sorumluluğunun olay günündeki verilere ve bu bağlamda olay günündeki katsayılara göre yaptırılacak hesaplama doğrultusunda belirlenmesi gerekirken, mahkemece karar tarihindeki veriler esas alınarak hesaplanan miktarın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir.

Yargıtay

4. Hukuk Dairesi

Esas : 2020/2323

Karar : 2020/3188

Karar Tarihi :

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı ... Bakanlığına izafeten ... Muhakemat  Müdürlüğü vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... ve ... aleyhine 14/12/2012 gününde verilen dilekçe ile rücuen tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 22/12/2015 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.

2-Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince;

Dava, haksız eylem sonucu yaralanan dava dışı kamu görevlisine 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun gereğince ödenen tazminatın, haksız eylem sorumlusu olan davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, istemin kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı kurum vekili; 09/06/2007 tarihinde meydana gelen olayda davalıların dava dışı polis memurunu yaraladığını, bu nedenle 2330 sayılı Kanun kapsamında yaralanan polis memuruna nakdi tazminat ödendiğini belirterek ödenen miktarın ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan rücuen tahsili isteminde bulunmuştur.

Davalılara dava tebliğ edilmiş olup, cevap dilekçesi sunulmamıştır.

Mahkemece, yapılan ceza yargılamasında davalıların davaya konu polis memuruna karşı işlediği fiil nedeniyle hüküm giydiği ve davacı kurum tarafından anılan Kanun kapsamında yaralanan polis memuruna ödeme yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Dava 2330 sayılı Yasa kapsamında rücuen tazminat istemine ilişkindir. Dava konusu tazminat miktarının belirlendiği ... Emniyet Genel Müdürlüğü Nakdi Tazminat Komisyonunun 06/06/2012 günlü ve 2012/0119 nolu kararından, zararın nakdi tazminat karar tarihindeki en yüksek devlet memuru brüt aylığının (ek gösterge dahil) yüz katı üzerinden, dava dışı polis memurunun iş ve gücünden kaldığı gün sayısına göre hesaplandığı ve buna göre ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. Oysa zarar, haksız eylemin meydana geldiği 09/06/2007 tarihinde gerçekleşmiştir.

Haksız eylem sonucu oluşan zarar olay gününde gerçekleşmiş olduğundan, davalının sorumlu tutulacağı tazminat miktarı da olay günündeki verilere göre belirlenmelidir. 2330 sayılı Kanun’un 3. maddesinde yaralanan görevliye ödenecek tazminatın karar günündeki en yüksek Devlet memuru aylığı esas alınarak hesaplanacağı belirtilmekte ise de, buna göre

hesaplanıp ödenen nakdi tazminatın tamamı davalıdan rücu edilemez. Davacı idarenin, davalıdan kaynaklanmayan nedenlerle daha geç nakdi tazminat ödemesi, bu yüzden artan tazminat miktarından davalının sorumlu olmasını gerektirmez.

Şu durumda mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, davalının sorumluluğunun olay günündeki verilere ve bu bağlamda olay günündeki katsayılara göre yaptırılacak hesaplama doğrultusunda belirlenmesi gerekirken, mahkemece karar tarihindeki veriler esas alınarak hesaplanan miktarın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir.

SONUÇ : Temyiz edilen kararın, yukarıda (2) numaralı bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, davalının diğer temyiz itirazlarının (1) numaralı bentte gösterilen nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 05/10/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Daha fazla bilgi için doğrudan 05321670913 numaralı telefondan veya diğer iletişim yollarından irtibata geçebilirsiniz.

Gaziantep idare Hukuku Avukati

Gaziantep İdare Hukuku Avukatı

Gaziantep idare hukuku avukatlık ofisi olarak devlet ve devlet kurumlarına karşı olan ihtilaf ve uyuşmazlıklarda idare hukuku avukatlık hizmeti vermekteyiz. Devlete karşı açılan idari davalardan bir çoğu şunlardır:

.İdari para cezalarının iptali

.İdari işlemin iptali

.İdarenin verdiği zararlara karşı açılan tazminat davası

.Tüm bu konularda danışmanlık ve dava avukatlığı hizmeti vermekteyiz. Gaziantep idare hukuku avukatı olarak başlıca yaptığımız işlemler şu şekildedir:

.Uzlaşma işlemlerinin takibi

.İdareye yapılan başvuruların takip edilmesi bu konularda karar verilmesi ve işlemlere karşı itirazlarının yapılması

.Hukuka aykırı idari işlemlerin iptali nedeniyle dava açılması

.İdarenin kusuru hukuka aykırı neticesinde ortaya çıkan zararlarını Tazmin edilmesi bu konuda Tam yargı davası açılması

.Kamulaştırmaya ilişkin itirazların yapılması ve bu konudaki uyuşmazlıkların giderilmesi gerektiği durumlarda uzlaşma yoluna başvurulması

İdare Hukuku Avukatlığı ve Dava Süreci Hakkında Detaylar

İdare avukatı, idare hukuku alanında uzmanlaşmış olan avukata verilen isimdir. İdare avukatı tarafından verilen hizmetlere ve avukat tutmanın ehemmiyetine geçmeden önce idare hukuku kavramından ne anlaşılması gerektiği üzerinde durmamız yararlı olacaktır. İdare hukuku, kamu idarenini, kamu kuruluşlarının işleyiş şekillerini ve bunların kişilerle olan ilişkilerini konu alan bir hukuk dalı olarak tanımlanabilir. İdare hukukunun temeli asal bakımından anayasada belirlenmiştir ve burada kamuya üstünlük ve imtiyazlar tanımlanmıştır. İdare hukukunun açığa kavuşturulabilmesi hesabına idare kavramının da ne manaya geldiğini tanımlamamız gereklidir. İdare, organik anlamda devlet yapılanmasının içerisinde belirli görevleri yerine getirmek emeliyle oluşturulan örgüt ve bu örgütte istihdam edilen kişiler olarak tanımlanmaktadır. İdarenin varoluş emeli ise kamu faydasının gerçekleştirilmesidir. İşte bu konular üzerinde uzmanlığa sahip ve bu alanda hizmet vermeyi kendine emel edinmiş olan kişilere de idare avukatı denilmektedir.

Önceden de belirtmiş olduğumuz gibi idare hukukunun alanı çok geniştir. Dolayısıyla idare avukatının vermiş olduğu hizmetlerin sayısı da fazladır. Ancak belli başlı hizmetlerini saymamız gerekirse şu şekilde sıralamamız olasıdır: İdarenin sorumluluğu hasebiyle tazminat davası açılması, hukuka ters olarak gerçekleştirilen işlemlerin iptaline ait davaların açılması, yönetimsel para cezalarına karşı çıkılması, talebe davalarının açılması ve yürütülmesi, memur davalarının açılması ve yürütülmesi, vergi suçu ve cezaları ile ilgili bilgi verilmesi, vergi uyuşmazlıklarına konusunda davaların açılması, kamulaştırmayla alakalı davaların yürütülmesi, vergi uyuşmazlıklarının yönetimsel evrede düzeltme yolu ile analiz etmesi, karayolları trafik davalarının açılması, ihale hukukuna konusunda ihtilafların çözüme kavuşturulması ve ihale davalarının izlemesi, özelge müracaatlarının yapılması, Belediye Yasayı’na ait uyuşmazlıkların analiz etmesi ve bu konuda danışmanlık hizmeti verilmesi ve imar hukukuna ait uyuşmazlıkların analiz etmesi ve bu konudaki davaların takibinin sağlanması idare avukatının başlıca vermiş olduğu hizmetler arasında bulunmaktadır.

Yukarıda saymış olduğumuz hizmetlerin sayısını çoğaltmamız olasıdır. Dolayısıyla idare hukuku ve idari yargı alanında yaşanılan rastgele bir mesele karşısında bir profesyonele müracaat etmek en doğru seçenek olacaktır.

MEMURUN ATAMASINA GEÇ MUVAFAKAT VERİLMESİ HALİNDE MEMUR LEHİNE MADDİ TAZMİNATA HÜKMEDİLİR-Gaziantep Avukat

MEMURUN ATAMASINA GEc MUVAFAKAT VERiLMESi HALiNDE MEMUR LEHiNE MADDi TAZMiNATA HuKMEDiLiR-Gaziantep Avukat

MEMURUN ATAMASINA GEÇ MUVAFAKAT VERİLMESİ HALİNDE MEMUR LEHİNE MADDİ TAZMİNATA HÜKMEDİLİR-Gaziantep Avukat

Danıştay

2. Daire

Esas : 2019/3361

Karar : 2019/6776

Karar Tarihi : 03/12/2019

"İçtihat Metni"

İSTEMİN KONUSU : .... İdare Mahkemesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın kabule ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ

Dava Konusu İstem : Dava; .... Bölge Müdürlüğü Kamulaştırma Başmühendisliğinde kontrol mühendisi olarak görev yapan davacı tarafından, enerji uzman yardımcısı olarak atanmasına muvafakat verilmemesi nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü 8.000- TL maddi ve 1.000- TL manevi zararın başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.

İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : .... İdare Mahkemesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla dava reddedilmiştir.

Bu kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Danıştay Beşinci Dairesinin 14/11/2014 günlü, E:2012/491, K:2014/7985 sayılı kararıyla, kararın gerekçesiz olması nedeniyle bozulmasına hükmedilmiştir.

.... İdare Mahkemesince Danıştay Beşinci Dairesinin bozma kararına uyularak verilen ... günlü, E:...; K:... sayılı kararla; "hukuken" personeli olan davacının, atanmadığı bir kadronun, parasal haklarından yararlanması da söz konusu olamayacağından, dava konusu işlem nedeniyle davacının "gerçekleşmiş" bir maddi zararının varlığından da söz edilemeyeceği, bu belirlemeye göre, davacıya maddi tazminat ödenmesine hukuken olanak bulunmadığı, idarenin takdir yetkisi dahilindeki muvafakat vermeme işleminden dolayı davacıya manevi tazminat ödenmesini gerektirecek koşulların da bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine hükmedilmiştir.

Davacının dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek yaptığı temyiz başvurusu, Danıştay Beşinci Dairesinin 12/05/2016 günlü, E:2015/5846; K:2016/3015 sayılı kararıyla reddedilerek Mahkeme kararı onanmıştır.

Davacının; dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğunu öne sürerek kararın düzeltilmesini ve Mahkeme kararının bozulmasını istemesi üzerine, Danıştay dava daireleri arasındaki iş bölümünün yeniden belirlendiği Danıştay Başkanlık Kurulu'nun 01/08/2016 günlü, K:2016/32 sayılı kararına istinaden Danıştay İkinci Dairesi esasına alınan dosyada, Danıştay İkinci Dairesi'nin 11/04/2017 günlü, E:2016/15665, K:2017/2968 sayılı kararıyla, Mahkeme kararının manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının onanmasına, maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının ise "Muvafakat verilmemesi neticesinde davacının enerji uzman yardımcısı kadrosuna geç atanması 'nun hizmet kusurunu oluşturduğu, idarenin yargı kararıyla hukuka aykırılığı saptanan işlemleri nedeniyle davacının var ise yoksun kaldığı maaş farklarını ödemesi gerektiği, İdare Mahkemesince, iki görev arasında maaş farkı bulunup bulunmadığının, bir başka ifadeyle, tazmin edilecek bir zararın oluşup oluşmadığının araştırılmasından sonra maddi tazminat istemi hakkında bir karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle bozulmasına hükmedilmiştir.

Danıştay İkinci Dairesinin 11/04/2017 günlü, E:2016/15665, K:2017/2968 sayılı kararına bozma yönünden uyularak .... İdare Mahkemesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararla; Mahkemelerinin ... günlü ara kararı ile davacıya muvafakat verilmeyen tarih ile EPDK bünyesinde enerji uzman yardımcısı olarak başlayacağı tarih (emsallerine göre), arasında maaş farkı bulunup bulunmadığının, bir başka ifadeyle, tazmin edilecek bir zararın oluşup oluşmadığının sorulduğu, davalı idarece gönderilen maaş bordrolarında, muvafakat verilmeyen tarihte davacının kontrol mühendisi iken aldığı maaş ile atandığı enerji uzman yardımcısı kadrosunda aldığı maaş arasında fark olduğunun anlaşıldığı, EPDK'nın davacıya muvafakat verilmesini istediği tarih baz alınarak, eğer söz konusu tarihte muvafakat verilseydi, EPDK bünyesinde enerji uzman yardımcısı olarak başlayacağı tarih ile (emsallerine göre), .... İdare Mahkemesinin ... günlü, E: ...; K:... sayılı kararıyla muvafakat verilmeme işleminin iptaline karar verildiği tarihten sonra Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nda göreve başladığı tarih arasında, kontrol mühendisi olarak aldığı net maaş ile enerji uzman yardımcısı olarak atananların aldığı net maaş arasındaki fark ay bazında karşılaştırıldığında, toplamda 5.236,88 TL davacı lehine fark oluştuğu görülmüş olup, davacının 8.000 TL maddi tazminat isteminin, 5.236,88-TL'lik kısmının davalı idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi istemi yönünden davanın kabulüne, geriye kalan fazlaya ilişkin maddi tazminat talebi yönünden ise davanın reddine hükmedilmiştir.

Söz konusu kararın aleyhlerine olan kısımlarının taraflarca temyiz edilmesi üzerine, Danıştay İkinci Dairesinin 25/03/2019 günlü, E:2018/3215, K:2019/1432 sayılı kararıyla; İdare Mahkemesince davacı ile benzer durumda olanların göreve başladığı 07/06/2010 tarihinden itibaren davacının yoksun kaldığı parasal hakların belirlenerek bir hesaplama yapılması gerekirken, 15/07/2010 tarihinden sonrasına ilişkin maaş farkları dikkate alınarak hesaplama yapılmasında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulmasına hükmedilmiştir.

.... İdare Mahkemesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı temyize konu kararla; davalı idare tarafından sunulan maaş bordrolarından, davacının 07/06/2010 tarihinden itibaren yoksun kaldığı parasal haklarının tutarının (kontrol mühendisi olarak aldığı net maaş ile enerji uzman yardımcısı olarak atananların aldığı net maaş arasındaki farkın) 7.256,39-TL olarak hesaplandığı ve belirtilen tutarın davalı idarece tazmini gerektiğinden; davanın 7.256,39-TL'lik kısmının davalı idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi istemi yönünden kabulüne, 7.256,39-TL'yi aşan fazlaya ilişkin maddi tazminat istemi yönünden ise davanın reddine hükmedilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından; Personel ihtiyacı nedeniyle davacıya muvafakat verilmediği, daha sonra ilgili kuruma atamasının yapıldığı, henüz atanmadığı bir kadronun parasal haklarından yararlanmasına olanak bulunmadığı ileri sürülerek Mahkeme kararının aleyhine olan kısmının bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN CEVABI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİNİN DÜŞÜNCESİ : Davacının, henüz atanmadığı bir kadronun parasal haklarından yararlanmasına olanak bulunmadığından ve bunun sonucu olarak adı geçenin, olayda "gerçekleşmiş" bir maddi zararı söz konusu olmadığından, davalı idarenin, temyiz isteminin kabulü ile, İdare Mahkemesi kararının kabule ilişkin kısmının bozulması gerektiği düşünülmüştür.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay İkinci Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :

İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın kabule ilişkin kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;

1. DAVALI İDARENİN TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,

2. .... İdare Mahkemesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın kabule ilişkin kısmının ONANMASINA,

3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan davalı idare üzerinde bırakılmasına,

4. Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

5. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren (15) onbeş gün içinde Danıştay'da karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03/12/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Gaziantep Avukatlık Ofisimizde, Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, iş Davası Avukatı, İdari Dava Avukatı olarak faaliyetlerinin yanında Uzman Arabulucu olarak ihtiyari ve zorunlu arabuluculuk hizmeti de vermektedir. Ofisimiz Gaziantep dışında, Kahramanmaraş, Kilis ve Şanlıurfa'da da dava takibi yapmaktadır.

© Copyright 2004-2021 
Avukat Ali Tümbaş - Her hakkı saklıdır.
Call Now Buttonenvelopephone-handsetmap-marker
Whatsapp
Avukata Soru Sor
Merhaba,
Hukuki sorularınız için bizim ile iletişime geçebilirsiniz.
linkedin facebook pinterest youtube rss twitter instagram facebook-blank rss-blank linkedin-blank pinterest youtube twitter instagram