Gaziantep Avukat Ali Tümbaş Anlaşmalı ve Çekişmeli Boşanma Avukatı

Özel Güvenlik sektörü çalışanları ve çalışma işleyişi içerisinde sıklıkla karşılaştıkları sorunlardan birisi olan güvenlik kimlik kartının iptali ya da güvenlik kimliğinin yenilenmemesi işlemleri karşısında özel güvenlik görevlisinin hangi hukuki hakları olduğu ve neler yapılması gerektiği konusunda oldukça faydalı olmasını beklediğimiz yazımızı sizlerle paylaşıyoruz.

Yazını sonuna kadar okumanızı tavsiye önemle tavsiye ediyoruz.

Konumuza en baştan yani Özel Güvenlik Görevlisi Olmak İçin Aranan şartlardan başlayalım;

avukata sor gaziantep online avukat

ÖZEL GÜVENLİK GÖREVLİSİ OLMAK İÇİN ARANAN ŞARTLAR

5188 sayılı kanun Madde 10 : Özel güvenlik görevlilerinde aranacak şartlar

  • 1- Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak
  • 2-(Değişik: 21/4/2005 – 5335/23 md ) Silahsız olarak görev yapacaklar için en az sekiz yıllık ilköğretim veya ortaokul; silahlı olarak görev yapacaklar için en az lise veya dengi okul mezunu olmak
  • 3- 18 yaşını doldurmuş olmak
  • 4- 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa bile; a- Kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkûm olmamak b-Affa uğramış olsa bile Devletin güvenliğine, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine, özel hayata ve hayatın gizli alanına ve cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ile uyuşturucu veya uyarıcı madde suçları, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık ve fuhuş suçlarından mahkûm olmamak c-Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine, özel hayata ve hayatın gizli alanına, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ile uyuşturucu veya uyarıcı madde suçlarından dolayı hakkında devam etmekte olan bir soruşturma veya kovuşturma bulunmamak
  • 5-(Mülga: 23/1/2008 – 5728/578 md.) 8845 f) Görevin yapılmasına engel olabilecek vücut ve akıl hastalığı ile engelli bulunmamak
  • 6-14 üncü maddede belirtilen özel güvenlik temel eğitimini başarıyla tamamlamış olmak
  • 7- Güvenlik soruşturması olumlu olmak (Bu şart 02.01.2017 tarihinde yürürlük kazandı)
arşiv araştırması güvenlik soruşturması avukat

Kanunda Özel Güvenlik görevlileri hakkında aranan şartlar tek tek sayılmış olup tablo halinde sizlere sunmaya çalıştık. Söz konusu şartları taşıyor olmanız önemli ama sonrasında bu şartları kaybetmemeniz de önemli. Nitekim aynı Kanunun 11. Maddesinde :

“……Yönetici veya özel güvenlik görevlisi olabilme şartlarını taşımadığı veya bu şartlardan herhangi birini sonradan kaybettiği tespit edilenlerin kimliği iptal edilir (Mülga beşinci fıkra: 29/3/2011-6215/2 md.) (Ek fıkra : 02/01/2017 – KHK-680/70 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7072/68 md.)
Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı veya irtibatı olduğu tespit edilen kişiler, özel güvenlik alanında faaliyet yürüten şirket veya birimlerde çalışamazlar………” Denilmiştir.

Yani yukarıda sunduğumuz şartları sonradan kaybeden veya sonradan terör örgütü ya da milli güvenliğe karşı faaliyetlerde bulunan yapı, oluşum ya da gruplarla ilişki kuran özel güvenlik görevlilerinin kimlikleri iptal edilecek ve bu sektörde çalışmaları mümkün olmayacaktır. Tüm sayılanlar maddelere bakıldığında şu sonuç çıkmakta ; evet belli şartları sağlarsam özel güvenlik görevlisi olurum, bu şartları sonradan kaybedersem kimliğim iptal edilir ya da yenilenmez.  

Ancak iki cümleyle özetlenen bu koşulların tespitinde ya da kimlik iptal nedenlerinin belirlenmesinde nelere dikkat edilmeli, idare bu tespitleri her seferinde hukuka uygun mu yapıyor, hukuka aykırılık durumlarında mahkemeler nelere dikkat ediyor ?

Kimliği aldınız fakat sonra iptal edildi, ya da yenilenmedi ya da her şartı taşıyorsunuz ama kimlik verilmesi talebiniz kabul edilmedi, bu durumda ne olacak ?

Öncelikle yapılması gereken ilk işlem idari dava sürecine girmektir. Valilik tarafından yapılan kimlik iptali/yenilenmemesi ya da kimlik verilmemesi işlemlerinin iptali için yürütmenin durdurulması istemli dava açmanız gerekmektedir.

Özel Güvenlik Kimlik Kartının İptali/ Özel Güvenlik kimliğinin yenilenmemesi işlemi ya da şartları olmasına rağmen kimlik verilmemesi işlemlerine karşı açılacak davalarda hangi idari işlemlerin hukuka uygun hangilerinin hukuka aykırı olarak kabul edildiğine yönelik incelemelerimize geçelim.

CEZA DAVASINDA HAKKINDA DÜŞME KARARI VERİLEN ÖZEL GÜVENLİK GÖREVLİSİNİN KİMLİK İPTALİ İŞLEMİ

Özel Güvenlik Personeli hakkında açılmış olan bir davada verilen hüküm mahkûmiyet ise hükmün sonuçlarına göre kimlik iptali gerekip gerekmediği daha kolay tespit edilebilmelidir. Peki ortada bir eylem var, dava da açılmış ancak dava hakkında düşme kararı verilmiş ise bu sefer kimlik iptal edilebilir mi ?  Sorumuzun cevabını derhal güncel tarihli Danıştay kararı ile verelim;

Danıştay 10. Daire 2020/3197 E. 2020/5208 K. Sayılı İlamı

“….davacı hakkında verilen … Sulh Ceza Mahkemesinin kararı incelendiğinde, davacı hakkında 5237 sayılı Kanun’un 191/2. maddesi uyarınca tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine hükmolunduğu, tedavi süresinin 1 yıl olarak belirlendiği, tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranması halinde 5237 sayılı Kanun’un 191/5. maddesi uyarınca açılmış olan davanın düşmesine aksi takdirde davaya kaldığı yerden devam olunarak hüküm kurulmasına karar verildiği, davacının tedavi ve denetimli serbestlik hükmünün gereklerine uygun davranmış olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 191/5. maddesi uyarınca kamu davasının düşürülmesine karar verildiği, ayrıca kararda tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uygun davranılmaması halinde davaya kaldığı yerden devam edileceği belirtildiğinden davacı hakkında henüz bir mahkumiyet kararı verilmediğinin açık olduğu, davacının da anılan Mahkeme kararı ile getirilen tedavi yükümlülüğünü yerine getirmesi nedeniyle açılan kamu davasının düşürüldüğü, bu bağlamda davacı hakkında uyuşturucu veya uyarıcı madde kabul etmek veya bulundurmak suçundan verilmiş herhangi bir mahkumiyet kararı bulunmadığından dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı……..” denilmiştir.

Karardan da anlaşılacağı üzere hakkında açılan ceza davasında düşme kararı verilen özel güvenlik görevlisinin kimliği iptal edilemez. Eğer iptal edilmişse açılacak davada kimliğinizin iptali işlemini kaldırabileceksiniz.

arşiv araştırması güvenlik soruşturması avukat

CEZA DAVASINDA HAKKINDA HAGB KARARI VERİLEN ÖZEL GÜVENLİK GÖREVLİSİNİN KİMLİK İPTALİ İŞLEMİ

Özel güvenlik görevlisi hakkında açılmış ceza davasında kişi hakkında HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI kısa adıyla HAGB verildi ise kimliği iptal edilip edilemeyeceği hususta üçlü bir ayrıma gitmek gerekir.

1)   1 YILDAN AZ SÜRELİ HAPİS CEZALARI İÇİN HAGB KARARI VERİLİRSE

Özel Güvenlik Görevlisi hakkında verilen HAGB kararı eğer 1 yıldan az süreli bir cezayı gerektirir bir suç için ise bu karar gerekçe gösterilerek kimlik iptali yapılamaz ya da kimlik yenilemesi yapılması gerekir.

2)   1 YILDAN UZUN SÜRELİ KASTEN İŞLENEN SUÇLAR İÇİN ÖNGÖRÜLEN HAPİS CEZALARI İÇİN HAGB KARARI VERİLİRSE

Özel Güvenlik Hakkında düzenlenmiş 5188 sayılı Kanunda yukarıda tablo halinde sunduğumuz 10.madde belirttiği üzere kişi HAGB almış olsa dahi kasten işlediği bir suçtan dolayı 1 yıldan fazla hapis cezasını gerektiren bir suça karıştı ise bu durumda özel güvenlik görevlisi olabilme şartını kaybetmiş olacaktır. Bu sebeple de yapılan kimlik iptali işlemi ya da yenilememe işlemi hukuka uygun kabul edilecektir. Hemen güncel tarihli bir Danıştay kararı ile konuyu daha da somutlaştıralım ;

Danıştay 10. Daire 2020/3961 e. 2020/6093 k.sayılı

“……..verilen cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri gözetilerek 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 62/1 maddesi gereğince cezasından takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak sanığın 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına” karar verildiği görülmekte olup; bu doğrultuda, 5188 sayılı Kanun’un 680 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 69. maddesiyle değişik 10. maddesinin yukarıda bahsi geçen (d) bendi uyarınca, haklarında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiş olsa bile, kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkûm olmama durumunun özel güvenlik görevlisi olarak özel güvenlik kimlik kartı sahibi olma şartları arasında sayılmasına karşın, davacının kasten yaralama suçundan dolayı 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılması nedeniyle söz konusu şartı sağlamadığı anlaşıldığından, davacı tarafından, özel güvenlik kartının tarafına verilmesi talebiyle yapmış olduğu 23/02/2018 tarihli başvurunun reddine ilişkin davalı idare işleminde hukuka ve mevzuat hükümlerine aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı……..” demiş ve kasten işlenen suçlardan dolayı 1 yıl ve üzeri hapis cezası gerektiren bir suça karışmanın kimlik iptalini gerektirdiğini net bir şekilde vurgulamıştır.

3)   KANUNDA ÖZEL OLARAK SAYILAN BAZI SUÇLARDAN MAHKUM OLMAK

Kanun koyucu bazı suçları özellikle sayarak bu suçlardan af bile çıksa ya da HAGB de alsanız özel güvenlik görevlisi istihdam sahasına yaklaşamazsınız demiştir. Kırmızı çizgim der gibi bu suçlara bulaşana bu işi yaptırmam der devlet. Siz her ne kadar HAGB bir hüküm bile değil, mahkumiyet değil neden ceza almış mahkum olmuş gibi değerlendirmeye tabi tutuluyoruz diyecek olsanız da kanun koyucu özel olarak olmaz diyor HAGB yi bile kabul etmiyorum diyor. Bu suçları sayacak olursak ;

  • -Affa uğramış olsa bile Devletin güvenliğine, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine yönelik bir suç işlemek
  • -Özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı bir suç işlemek
  • -cinsel dokunulmazlığa karşı bir suç işlemek
  • -Uyuşturucu veya uyarıcı madde suçları işlemek
  • – Zimmet, irtikâp, rüşvet suçlarından birini işlemek
  • -hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık suçlarından birini işlemek
  • -fuhuş suçlarından birini işlemek

Kanunun  özel güvenliğin bu suçların yanından bile geçmemesi gerektiği yönündeki özel hassasiyet gösterdiği görülmektedir. Halk deyimiyle canımızı malımızı emanet edeceğimiz bu kişilerin, böyle yerlerde adı bile geçmemeli şeklinde bir bakış açısı temelli düzenleme yapıldığı görülmektedir.

KİMLİK İPTALİ İŞLEMİ  İÇİN YALNIZCA SAVCILIK SORUŞTURMASI AÇILMIŞ OLMASI DAHİ YETERLİ SUÇLAR

Kanuni düzenlemeden belli suçlar bakımından özel güvenlik görevlisi hakkında savcılık tarafından yapılan bir soruşturmanın dahi olması kimlik iptali için ya da yenilenmemesi için yeterli görülmüştür. Gerçekten de bakıldığında neredeyse tüm hukuk alanında kanun koyucunun bu kadar sert sınırlar çizdiği nadir durumlar arasında bu düzenlemenin de yer aldığı görülmektedir.

5188 sayılı Kanun 10.maddesinde d bendi 4.fıkrasında geçtiği üzere Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine, özel hayata ve hayatın gizli alanına, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ile uyuşturucu veya uyarıcı madde suçlarından dolayı hakkında devam etmekte olan bir soruşturma veya kovuşturma bulunması dahi özel güvenlik görevlisi olmaya engel sayılmıştır.

İşte konu hakkında yakın zamanda verilen güncel bir Danıştay kararı

1 Nolu Karar:

Danıştay 10. 2019/11820 E. 2020/5457 K.

“…….CK 220. madde kapsamında örgüt kurma ve üye olmak, örgüt faaliyetleri kapsamında resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık” suçlarından dolayı davacı hakkında soruşturma açıldığı ve halen devam ettiği görülmekle, davacı tarafından; özel güvenlik görevlisi olarak çalışmak için 5188 sayılı Kanunun 10/d maddesi uyarınca sayılan suçlardan mahkum olmama şartının arandığı ve bu nedenle hakkında devam eden soruşturmanın göreve engel bir durum olmadığı ileri sürülmüşse de; aynı Kanunun 10. maddesine 680 sayılı KHK ile 02/01/2017 tarihinde eklenen ve işlem tarihinde de mevcut olan (h) bendinde güvenlik soruşturması olumlu olma şartına yer verildiği, bu kapsamda yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda davacı hakkında devam eden bir soruşturma bulunduğunun tespit edildiği, soruşturmaya konu suçların niteliği dikkate alındığında bu durumun özel güvenlik hizmeti ile bağdaşmadığı ve anılan Kanun hükmü uyarınca güvenlik soruşturmasının olumlu olması şartını sağlamadığı anlaşıldığından, davacının özel güvenlik görevlisi olarak çalışmasının uygun görülmemesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı….” denilmiştir.

2 Nolu Karar:

Danıştay 10. Daire 2020/1255 E. 2020/6070 K. Sayılı kararında

“…..dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibariyle de 5 yıllık denetim süresinin dolmadığı, davacının,  5188 sayılı Kanun Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanunun “Özel güvenlik görevlilerinde aranacak şartlar” başlıklı 10. maddesinin 680 sayılı KHK’nın 69’uncu maddesi ile değişik (d) fıkrasının (3) numaralı alt bendinde belirtilen “uyuşturucu veya uyarıcı madde suçlarından dolayı hakkında devam etmekte olan bir soruşturma veya kovuşturma bulunmamak” şartını sağlamadığı açık olduğundan, özel güvenlik görevlisi çalışma izni ve kimlik kartının iptaline ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine …….” denilmiştir. Görüleceği üzere kanun koyucunun özellikle hassasiyet gösterdiği bazı suçlar bakımından yargı da bu hassasiyeti gözetmektedir. 

SAVCILIK SORUŞTURMASI AÇILMIŞ OLMASI DAHİ YETERLİ SUÇLAR DIŞINDA KALAN DİĞER TÜM SUÇLAR BAKIMINDAN BERAAT YA DA TAKİPSİZLİK KARARI VERİLMİŞ OLMASI KİMLİK İPTALİNİ ENGELLER

Yukarıda izah ettiğimiz belli suçlar bakımından kanunkoyucu soruşturma açılmış olmasını dahi kimlik iptali için yeterli görmüştür. Ancak bunlar dışında kalan diğer tüm suçlar için kişinin hakkında açılan ceza soruşturmasının takipsizlik ile sonuçlanması ya da ceza davasında beraat etmesi halinde özel güvenlik kimlik kartı iptali mümkün değildir. Bu şekildeki özel güvenliklerin durumunda kimlik iptali yapılmış ise kararın tebliğinden itibaren 60 gün içinde yürütmenin durdurulması istemli idari yargıda idari işlemin iptali davası açılmalıdır. Yine güncel bir Danıştay kararı sunalım ve olayı somutlaştıralım ;

Danıştay 10. Hukuk Dairesi 2019/11624 e. 2020/6071 k.

“……İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarından dolayı davacı hakkında ceza soruşturması yürütülmesi nedeniyle davacının özel güvenlik görevlisinde aranan şartları kaybetmiş olduğu ileri sürülemeyeceğinden davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı, öte yandan … Cumhuriyet Başsavcılığı’nın … soruşturma numaralı dosyasıyla davacı hakkında nitelikli dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarından yapılan soruşturma sonucunda atılı suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle … tarih ve … sayılı karar ile kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığı yönünde karar verildiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline …….”

Kısa ve öz ; belli suçlara adınız bile karışmasın, kalan her suç için beraat-takipsizlik-düşme-1 yıl altı HAGB alırsanız sıkıntı yok !

İSTİHBARİ BİLGİLER İLE ÖZEL GÜVENLİK KİMLİĞİ İPTALİ MÜMKÜN MÜ ?

Güvenlik görevlileri hakkında istihbarattan gelen bilgiler bahane edilerek kimlik iptali işlemi ya da kimlik yenileme taleplerinin kabul edilmediği gibi durumlara da rastlamaktayız. Yargının istihbarı bilgilere neredeyse tüm alanlarda olduğu gibi özel güvenlik görevlileri hakkında da ihtiyatlı yaklaştığı görülmektedir. Kısacası idarenin elinde yalnızca istihbari bilgi adı altında bir sebep varsa kimlik iptali için mahkeme bunu yeterli kabul etmemektedir. Konu hakkında verilmiş oldukça güzel kararlar var, inceleyelim;

Danışitay 10.Daire 2020/295 e. 2020/5452 k. Sayılı karar

“………2011-2012 yılları arasında TKKKÖ (Türkiye Kuzey Kürdistan Kurtuluş Örgütü) gençlik şehir yapılanması içerisinde faaliyetli şahıslardan olduğu bahisle özel güvenlik çalışma izninin ve özel güvenlik kimlik kartı talebinin reddine karar verilmiş ise de; davacının Devletin güvenliğini tehlikeye düşürebilecek yasa dışı ideolojik bir görüşü benimsediğini, Kurumun güvenliğini ihlal edebilecek tutum ve davranışlar içerisinde bulunduğunu veya terör örgütleri ile irtibak ve iltisakını ortaya koyan hukuken kabul edilebilir somut bir tespite yer verilmediği, davacının herhangi bir suçtan hüküm giymediği ve hakkında açılmış bir soruşturma veya kovuşturma bulunmadığı, yalnızca “2011-2012 yılları arasında TKKKÖ (Türkiye Kuzey Kürdistan Kurtuluş Örgütü) gençlik şehir yapılanması içerisinde faaliyetli şahıslardan olduğu” şeklindeki istihbari tespite istinaden davacının güvenlik soruşturmasının olumsuz olduğunun değerlendirilemeyeceği, bu hususun davacının güvenlik görevlisi olarak görev yapmasına engel ve hukuken geçerli kabul edilebilecek bir nitelik taşımadığı, bunun dışında da davacı hakkında başkaca bir iddia veya belgenin de idarece ortaya konulmadığı anlaşıldığından, davacının özel güvenlik çalışma izninin ve özel güvenlik kimlik kartı verilmesi yönündeki başvurusunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf isteminin kabulüne…….”

Yine Danıştay 10. Hukuk Dairesi 2019/11625 e.  2020/6542 k.

“…….dava konusu işlemin sebep unsurunun idare tarafından ortaya konulması gerektiği, davalı idare tarafından İstihbarat Şube Müdürlüğünce elde edilen kaydın imha edildiği gerekçesiyle dava dosyasına sunulmadığı, sunulmama gerekçesi olarak belirtilen imhaya ilişkin tutanağın da gönderilmediği gibi mevzuatta ilgili belgenin belirli bir süre içerisinde imha edilmesine yönelik herhangi bir hükmün bulunmadığı ve ilgili belgenin, iptali istenilen işlemin hukuka uygunluğunu adil yargılanma hakkı çerçevesinde denetimini yapan Mahkemelere sunulması zorunluluğunun yerine getirilmediği, davacının “terör örgütü propagandası yaptığı” hususunun ve bu değerlendirme sonucu terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum ve gruplara iltisakı veya irtibatı bulunduğunu ortaya koyan hukuken kabul edilebilir somut ve hukuken kabul edilebilir bir tespitin davalı idare tarafından ortaya konulamadığının anlaşıldığı, öte yandan,  5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun’un 10. maddesi gereğince davalı idarece davacı hakkında ihtiyaç durumunda her daim güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapabileceği, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonrasında elde edilecek bilgi ve belgelere göre yeniden işlem tesis edebileceği de tabii olduğu gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline…..” denilmiştir.

Görüleceği üzere idarenin elinde yalnızca istihbarat bilgisi varsa buna dayalı kimlik iptali mümkün değildir. Ancak somut ve hukuken geçerli deliller varsa bu sefer durum değişecektir.

Kimlik İptal Gereken Suçlarda Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi Kararı Verilirse Yine Kimlik İptal Edilir Mi ?

Bu konuda yine üçlü bir ayrım yapılması gerekmektedir. Tıpkı HAGB kararında sıraladığımız gibi ;

  • a-1 yıldan az ceza verilmesini gerektirir kasten işlenen suçlarda kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilirse özel güvenlik kimliği iptal edilemez.
  • b-1 yıldan fazla ceza verilmesini gerektirir kasten işlenen suçlarda kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilirse özel güvenlik kimliği iptal edilir.
  • c- Kimlik iptali için hakkında soruşturma açılması dahi yeterli görülen saydığımız katalog suçlarda da kamu davasının açılmasına karar verilirse dahi yine kimlik iptal edilecektir

Hemen yargıya intikal etmiş konuyla ilgili bir Danıştay kararı verelim

Danıştay 2019/11283 e. 2020/6067 k. sayılı ilam

Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; davacı hakkında belirtilen suçtan dolayı açılan soruşturmada yetkili Cumhuriyet Başsavcılığının … tarih ve … sayılı kararıyla beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelendiği, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyardığı, erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasının öngörüldüğü anlaşılmakta olup, kamu davasının açılmasının ertelendiği süre için davacı hakkında “Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak” fiili nedeniyle devam eden bir soruşturmanın bulunduğuna göre ilgilinin silahlı özel güvenlik belgesinin  5188 sayılı Kanunun 10. maddesinin (d) bendinin 3. alt bendi gereğince geri alınması işleminde hukuka ve dayanılan düzenlemeye aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun reddine….” denilmiştir.

İŞİN ÖZÜ ! Her zaman her suç cezalandırılmaz, ama kimlik iptali için de her zaman cezalandırma şartı aranmaz. Dikkatli olmak da fayda var.

Tehlike ! En Sert İptal Gerekçesi Geliyor

TERÖR ÖRGÜTÜ İRTİBATI YA DA SEMPATİZANLIĞI TEK BAŞINA KİMLİK İPTAL SEBEBİ

Özel Güvenlik Görevlisi olan kişi terör örgütü ile irtibatlı/ iltisaklı /sempatizan olduğu tespit edilirse hakkında soruşturma olmasa dahi ( dikkat edelim lütfen ceza alma şartı,  dava açılmış olması veya soruşturma açılmış olması dahi gerekmiyor ) özel güvenlik kimliği iptal edilir ya da yenilenmez. Bu durumun dayanağı 5188 sayılı kanunun 11.maddesidir.

Bu duruma örnek olarak sosyal medyada terör örgütü sayfası beğenen bir özel güvenlik görevlisinin kimliğinin iptali üzerine açılan davada verilen güncel karara göz atalım

Danıştay 2019/11106 e.  2020/5467 k. sayılı ilamı

“…….davacıya ait sosyal paylaşım sitesi olan facebook üzerinden PKK/KCK/YPG terör örgütlerine müzahir sayfaları beğendiği davalı idarece yapılan inceleme ve araştırmalarla ortaya konulduğu anlaşılmakla, davacı hakkında yapılan güvenlik soruşturmasının olumsuz olduğu, özel güvenlik belgesi ve çalışma iznine sahip olabilmek için ilgililer hakkında yapılan güvenlik soruşturmasının olumlu olması gerektiği, ancak bu şartın davacı tarafından sağlanmadığı anlaşıldığından, davacının özel güvenlik belgesi ve çalışma izninin iptaline ilişkin tesis edilen dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı ….” denilerek kanunun en sert hükmü en sert şekilde yargıda karşılık bulmuştur.

GÜVENLİK GÖREVLİLERİ HAKKINDA GÜVENLİK SORUŞTURMASI YAPILIR MI ?

Güvenlik görevlileri hakkında güvenlik görevlisi olmak için aranan şartlar arasında 02.01.2017 tarihinden önce güvenlik soruşturmasının olumlu sonuçlanması şartı yoktu. Ancak 02/01/2017 tarihli KHK düzenlemesi ile kanuna bu madde de eklenmiştir. Söz konusu kanun yürürlüğe girdiği tarihten sonraki güvenlik görevlilerin kimlik başvurularında güvenlik soruşturmasının olumlu sonuçlanması gerektiği hususunda tartışma bulunmamaktadır.

Ancak bu tarihten önce güvenlik görevlisi olan kişilerin gerek yenileme işlemlerinde gerekse de sonradan aranan şartları kaybettiğinden bahisle güvenlik soruşturmasının olumsuz gelmesi gerekçe gösterilerek kimlik iptali yapılması kanaatimizce mümkün değildir. Nitekim hukukun temel ilkesi gereği kanun geçmişe yürümez. 02.01.2017 öncesi güvenlik kimliği alanların kimliklerini aldığı dönemde güvenlik soruşturması şartı yoktu. Bu da ilgili güvenlik personeline kazanılmış hak sağlamaktadır.

Yani 02.01.2017 öncesi güvenlik personeli olmuş olanlar hakkında sonradan güvenlik soruşturması yapılarak bu tarih öncesi durumları gerekçe gösterilip kimlik iptali yapılması mümkün değildir. İdare elbette her zaman personeli hakkında kanunun tanığı imkanlar çerçevesinde güvenlik soruşturması yapabilecektir. Ancak 02.01.2017 tarihinden önce güvenlik personeli olan çalışanların bu tarihten sonraki eylemleri için bu araştırma söz konusu olabilecektir.

Aynı durum 5188 sayılı kanunun 10. Maddesindeki “………..Yönetici veya özel güvenlik görevlisi olabilme şartlarını taşımadığı veya bu şartlardan herhangi birini sonradan kaybettiği tespit edilenlerin kimliği iptal edilir……..”.  hükmü için de geçerlidir. Çünkü bu madde de 02.01.2017 tarihinde eklenmiştir ve kanunun geçmişe etkili uygulanması kural olarak mümkün değildir.

işçi avukatı gaziantep iş sözleşmesi hizmet akti

DİĞER KİMLİK İPTAL SEBEPLERİ

Yine özel güvenlik kimlik iptal sebepleri arasında ayrıca düzenlenmiş özel hükümlerde vardır. 5188 sayılı Kanun 20.maddesinde düzenlenen hususları tablo halinde sunuyoruz.

TAM SÜRELİ KİMLİK İPTAL SEBEBİ OLAN DİĞER HALLERKISMİ SÜRELİ KİMLİK İPTALİ/ KISMİ SÜRELİ GÜVENLİK OLARAK ÇALIŞMAYA ENGEL HALLER
1- Özel güvenlik kimlik kartını başkasına kullandıran özel güvenlik yöneticisi ve görevlisi kimliği yeniden verilmemek üzere iptal edilir ayrıca bu kişilere 3.000 TL idari para cezası uygulanır  1-Mülki idare amirinin veya birlikte görev yapılan yetkili genel kolluk amirinin verdiği emirleri yerine getirmeyen veya bir suçun işlendiğini göreviyle bağlantılı olarak öğrenip de bu suç ile ilgili yetkili genel kolluğa bilgi vermeyen özel güvenlik yöneticisi ve görevlileri ile bu emrin yerine getirilmemesi eylemine sebep olan özel güvenlik yöneticisi ve görevlisinin bağlı oldukları kişi, kurum, kuruluş veya şirket yetkilileri BİR YIL SÜREYLE ÖZEL GÜVENLİK ALANINDA GÖREV ALAMAZLAR
2- Yetkili genel kolluk kuvvetlerine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla direnen veya cebir kullanan ya da tehdit eden özel güvenlik yöneticisi ve görevlisi ile ateşli silâhını bu Kanuna aykırı veya görev alanı dışında kullanan, görevi dışında üniforması ile toplantı ve gösteri yürüyüşlerine katıldığı tespit edilen özel güvenlik görevlileri  2- Grev yasağına uymayan özel güvenlik görevlileri altı ay süreyle özel güvenlik alanında görev alamazlar

Güvenlik görevlilerinin özel güvenlik kimlik kartının iptal edilmesi, yenilenmemesi ya da şartlarını taşıması hakkında yaşanabilecek hukuki uyuşmazlıklar hakkında oldukça detaylı ve yargı kararları ile donattığımız yazımızı burada tamamlıyoruz.

Faydalı olmasını temenni etmekle birlikte konu hakkında fikirlerini ve yorumlarınızı önemsiyoruz. Aşağıda yorumlar kısmında bizlerle fikirlerinizi paylaşmaktan çekinmeyiniz.

Askeri personelin atama işleminin iptali davaları askeri davalar içinde sıklıkla rastladığımız davalardandır. Atama işlemi askeri personele tebliğ edildikten sonra askeri personel 60 gün içinde yürütmenin durdurulması istemli atama işleminin iptali istemli ilgili idare mahkemesine dava açması gerekmektedir.

Atama İşleminin İptali Davasında Yürütmenin Durdurulması Talebi  

Askeri personelin atama işleminin iptali davasında dava sürecinde sıkıntı yaşanmaması adına sanki atama hiç yapılmamış gibi önceki düzende hayatını devam ettirebilmek için yürütmenin durdurulması kararı alınması çok önemlidir. Şöyle bir düşünün ; hukuka aykırı bir atama işlemi yapıldı ve kesinlikle atandığınız yere gitmek istemiyorsunuz, eğer yürütmenin durdurulması kararı almadı iseniz dava devam ederken atamanın olduğu yerde görevinize başlamanız gerekir. Bu da kendi içinde birçok problemi içinde barındırmaktadır. Dava sonuçlanana kadar adeta göçebe gibi oradan oraya taşınmak zorunda kalmak istenmiyorsa yürütmenin durdurulması alınması şarttır.

Yürütmenin durdurulması kararı ise genel olarak  2 ya da 3 ay içinde mahkeme tarafından verilmektedir.  Bu sürecin en rahat şekilde atlatılması için yürütmenin durdurulması kararı alınması üstün yararınızadır. Süreçte mutlaka askeri dava avukatı desteği almanızı tavsiye ederiz.

askeri avukat idari dava ceza avukatı

Atama işleminin iptali davalarında çoğunlukla görülen hukuka aykırı işlemler nelerdir?

Askeri personelin atama işleminin iptali davasında davanın haklı bulunmasında genel olarak kabul edilen hukuka aykırılıkları sıralarsak ;

1-Atama işlemlerinde eş-çocuk ve aile birliği ve huzuru durumlarının gözetilmemesi9-Atama işleminin istek dışı yerlere yapılarak atama isteği olunan yerlerin dikkate alınmaması
2- Atama yetkisinin keyfi/hukuka aykırı olarak kullanılması10- Atama talebinin reddi
3-Atama yönergelerinde belirlenen hükümlerin hukuka aykırı olması11-Disiplin sorunları veya başarısızlık halleri nedeniyle yapılan hukuka aykırı atamalar
4-Garnizon süresi dolmadan atama yapılması12- Sağlık sebepleri nedeniyle yapılan hukuka aykırı atama işlemleri
5-Atama işlemi tesis edilirken kadro durumunun gözetilmemesi13-Safahat puanları dikkate alınmadan yapılan atamalar
6-Atamaya esas idari işlemin ya da zaruri durumun açıklanmaması ya da eksik açıklama yapılması14-Kadro eksikliği nedeniyle yapılan hukuka aykırı atamalar
7- Atama işlemi yapılırken sıra ilkesine uygun hareket edilmemesi15-Cezalandırma amaçlı geçici görevlendirmelerin süreklilik arz etmesi ya da doğrudan cezalandırma amaçlı atamalar
8-Atama işleminin kamuya yararı gözetilmeden yapılmış olması16-Komutanlık işlemleri şeklinde yapılan hukuka aykırı atamalar

               Askeri personelin atama işleminin iptali davasında başlıklar halinde yukarıda saydığımız işlemin iptaline neden olan hukuka aykırılıkları kısa özetlerle açıklayalım.

1-Atama işlemlerinde eş-çocuk ve aile birliği ve huzuru durumlarının gözetilmemesi

Danıştay birçok kararında

  • – Eşin devlet memuru olması halinde onun durumu
  • -Çocukların öğrenim hayatının aksayacak/çok zorlaşacak ya da düzeninin oldukça bozulmasına neden olacak olması

Durumlarının gözetilmemiş olmasını hukuka aykırı bulmaktadır. Türk Hukuk sistemi gerçekten aile yapısının korunmasına önem vermektedir. Yargı sistemi de bu durumu gözettiği görülmektedir. Amaç ise aileyi parçalanmaktan kurtarmak, aile bireylerini bir arada tutmak suretiyle ailenin huzur ve mutluluğunu devam ettirmek ve bu yolla kamu görevlilerinin ailevi kaygılardan uzak bir biçimde kamu hizmetlerini verimli, etkin ve sağlıklı bir biçimde yürütmeleri için gerekli ortamı sağlamak olduğu kuşkusuzdur.

2- Atama yetkisinin keyfi/hukuka aykırı olarak kullanılması

Askeri personelin atama işlemi de idarenin takdir yetkisine dayalı işlemlerden bazılarıdır, ancak idareye tanınan takdir yetkisi hukukun tanıdığı sınırlar ve eşitlik kuralları gözetilmek suretiyle kullanılmalıdır. Ve bu yetkinin kamuya yararlı olacak şekilde verilen hizmetin gerekliliği gözetilerek objektif, geçerli nedenlerle ve makul şekilde kullanılmalıdır. Bu hususlar gözetilmeden sınırlar aşılırsa atama işlemi keyfilik taşıyacak ve hukuka aykırı olacaktır.

yargıtay kararı gaziantep ceza avukatı boşanma avukatı

3-Atama yönergelerinde belirlenen hükümlerin hukuka aykırı olması

Hukukumuzda anayasal olarak tanınan “Normlar hiyerarşisi” ilkesi gereğince, hukuk kuralları üstten alta doğru;

“Anayasa”, “Kanun”, “Kanun Hükmünde Kararname”, “Tüzük”, “Yönetmelik” ve “Diğer alt düzenleyici işlemler (Yönerge, Genelge vb.)” şeklinde sıralanır.

Bir alttaki norm üzerindeki norma aykırı olamaz. Bu temel ilke gereği normlar hiyerarşisinde daha üst bölümde yer alan kurallara aykırı olarak idare tarafından düzenleyici tasarrufların yürürlüğe konulması hukuka uygunluk teşkil etmeyecektir. Bu sebeple atama yönergesi kanunlarla veya daha üst normlarla ön görülmeyen yöntemler kullanılarak belirlenmişse ve buna bağlı olarak yapılan atamalar varsa hukuka aykırılık teşkil edecektir. Özetle yasanın tanıdığı bir hakkın daha alt kademede bulunan idari bir işlemle ortadan kaldırılması mümkün değildir.

gaziantep ceza ve boşanma avukatı

4-Garnizon süresi dolmadan atama yapılması

Askeri personelin garnizon hizmet süresini doldurmadan veya bu yönde bir talebi olmaksızın ya da bir atanma talebinde bulunmuş olsa dahi, bunun idare tarafından talep üzerine ya da kendiliğinden değerlendirilmesi, ancak Atama Yönetmeliği’nin 12 ve 24 üncü maddelerinde sayılan hallerin gerçekleşmesine bağlıdır. Bu nedenler gerçekleşmediği sürece yapılan atama işlemi hukuka aykırıdır.

5-Atama işlemi tesis edilirken kadro durumunun gözetilmemesi

Askeri personelin ataması işlemlerinde komutanlık emrine yapılan atanma işlemi, her subayın/askerin sınıf ve branşına uygun bir kadro görevine atanması gerekmektedir. Örneğin albay rütbesinde olan askeri personelin atanmış olduğu yerde kadrosunun Binbaşı olması, Kıdemli Başçavuş” rütbesini haiz askeri personelin “Kıdemli Üstçavuş” olan bir kadroya verilmesi,  askeri daire başkanı olarak görev yapan askeri personelin hiçbir gereklilik yokken kadrosuz bir komutanlık görevine atanması, tabip subayın sınıf, ihtisas ve kadrosu dışında Jandarma Astsubaylığı emrine bir göreve atanmış olması gibi atamalar kadro durumu gözetilmediği için hukuka aykırılık teşkil etmektedir.

yargıtay gaziantep işçi avukatı boşanma avukatı ceza avukatı

6-Atamaya esas idari işlemin ya da zaruri durumun açıklanmaması ya da eksik açıklama yapılması

Askeri personelin atama işleminin iptali davasında  idare tarafından  idari ve zaruri sebeplerin somut bilgi ve belgeye dayandırılmasını aramaktadır. Aksi halde atama işlemi hakkında iptal kararı verilmektedir.

Örneğin personelin işlediği bir suç nedeniyle atama işlemi için zaruri bir sebep doğduğu kabul edilemeyecektir. Buna rağmen bu durumun atamada zaruri sebep kabul edilip atama yapılmış olması hukuka uygun olmayacaktır.

Yine daha 1-2 ay önce atama işlemine tabi tutulmuş personelin yeniden atamasının yapılmasında zaruri durum açıklamasının yetersiz kalması söz konusudur. Bir örnek daha verelim. Yalnızca bir davada tanıklık yapan askeri personelin bu durumunun atama nedeni yapılmış olmasında zaruri neden açıklaması da hukuka aykırılık teşkil edecektir.

7- Atama işlemi yapılırken sıra ilkesine uygun hareket edilmemesi

Atamalarda sıra esası hukuk düzenimizde emredici düzenlemelerle belirlenmiştir. Daha üst düzeyde hizmeti bulunan askeri personelin sırasının altında başka bir göreve atanması hukuka uygun olmamaktadır. Örnek vermek gerekirse ;daha önce ikinci bölge hizmetinde garnizonunda görev yapan bir yeniden ikinci bölge hizmeti için garnizonuna ataması açıkça hukuka aykırıdır. Yine benzer şekilde  2.bölgede geçen fazla hizmet süreleri olmasına rağmen 4ncü kez 2. bölge hizmetini tamamlamış sayılması gereken askeri personelin, 5nci kez yine bu bölgeye atanması işlemi hukuka aykırıdır.

8-Atama işleminin kamuya yararı gözetilmeden yapılmış olması

İdarenin atama işlemi yaparken dikkat etmesi gereken kamu yararı ilkesi  kamu hizmetinin aksatılmadan yürütülmesi şeklinde gerçekleşmelidir. Örnek verecek olursak ; mesleğe yeni başlamış bir pratisyen hekimin yapabileceği bir işe meslekte kademe kat etmiş ve doçent seviyesinde hizmet veren askeri bir tabibin atanması işleminde kamu yararı olmadığı için hukuka aykırılık da vardır. Ayrıca böyle bir atama keyfilik de taşımaktadır.

9-Atama işleminin istek dışı yerlere yapılarak atama isteği olunan yerlerin dikkate alınmaması

926 sayılı Personel Kanunu’nun atamalarda dikkate alınacak hususlar başlıklı bölümünde özellikle atama işlemlerinde personelin öncelikle istekli olunan yerler dikkate alınarak yapılması  gerektiği belirtilmiştir. Ancak idare tarafından yapılan  atama işlemlerinde personellerin tercihlerine nazaran atanma yer ve görevlerinin belirlenmesinde başka esasların dikkate alındığı gözlenmektedir. Personelin tercihleri hiçbir şekilde dikkate alınmadan yapılan atama işlemleri hukuka aykırıdır.

Yargıtay Ceza Avukatı Gaziantep boşanma avukatı

10- Atama talebinin reddi

Kamu hizmetlerinden olan Askeri Hizmetin aksatılmadan yürütülmesinde  kanuni esası dikkate alınarak, önemli bir idari zorunluluk ve mücbir neden olması halinde, personelin rızası olmasa da, garnizon kalış süresinin idarece re’sen uzatılabilmesi mümkün kılınmıştır. Ancak böyle bir gereklilik olmamasına rağmen ve askeri personel talep etmiş olmasına rağmen başkalarının görev sürelerinin önceden uzatıldığı gerekçesiyle, garnizon kalış süresini bitiren personelin atamasının yapılmaması da hukuka aykırıdır .

11-Disiplin sorunları veya başarısızlık halleri nedeniyle yapılan hukuka aykırı atamalar

Görevini gerektiği gibi yerine getiremeyecek şekilde başarısız veya disiplinsiz kabul edilen personelin atamasının bu sebeple atamasının yapılabilmesi için; öncelikle üst amirlerince uyarılmalı, düzelme olmazsa idari ve yasal tedbirler alınmalı ve hukuka uygun şekilde bu durumlar belgelenmelidir. Bu  şekilde gerekli tedbirler alınmadan  yapılan atama işlemi hukuka aykırı olacaktır. Ayrıca belirtmek gerekirse personel hakkında disiplin mahkemesinde dava açılmış olması atamasının yapılması için yeterli/zaruri ve hukuki bir sebep olarak kabul edilemez.  

12- Sağlık sebepleri nedeniyle yapılan hukuka aykırı atama işlemleri

Kişinin kendisinin, eşinin ya da ailesinden birinin sağlık durumları nedeniyle gereken zorunluluklar gözetilmeden yapılan atama işlemleri hukuka aykırı olacaktır. Aile bütünlüğünün korunmasına kanun çok fazla önem vermektedir. Örneğin, atamaya esas sağlık kurulu raporunda, personelin  eşinin hastalığına dair uzman doktor bulunan garnizonlarda ikametinin ve ayda bir kontrolünün uygun olduğu  bir halde iken bu rahatsızlığa dair uzmanın olmadığı bir birliğe atama yapılmış olması hukuka aykırıdır. Ya da komando olamaz raporu bulunan askeri personelin, komando ihtisaslı subayın atanması gereken  göreve  atanması işlemi hukuka aykırıdır.

13-Safahat puanları dikkate alınmadan yapılan atamalar

Askeri personellerin ataması işleminde garnizonlardaki toplam safahat puanlarını dikkate alan bir sıralama yapılarak atama yapılmalıdır. Buna aykırı yapılan atama işlemi hukuka aykırıdır.  

14-Kadro eksikliği nedeniyle yapılan hukuka aykırı atamalar

Kadro ataması yapan idare tarafından belirtilen kadro ihtiyacının, askeri personelden daha önce ilgili Garnizona atanmış subaylar arasından karşılanması mümkünken dışarıdan personel ataması hukuka aykırılık teşkil etmektedir.  

arşiv ceza avukatı gaziantep adli sicil

15-Cezalandırma amaçlı geçici görevlendirmelerin süreklilik arz etmesi ya da doğrudan cezalandırma amaçlı atamalar

Cezalandırma amaçlı olarak, atama işlemi tesis edilemez, bu yönde yapıldığı izlenimi olan atama işlemleri somut bilgi ve belgelere dayanmazsa soyut bir değerlendirmeden ibaretse hukuka aykırı kabul edilecektir.  Ve yine geçici görevlendirmelerde sınır aşarak kalıcı bir hal alması durumu da bir nevi cezalandırma olarak kabul edilmekte ve hukuka aykırı bulunmaktadır.

16-Komutanlık işlemleri şeklinde yapılan hukuka aykırı atamalar

Askeri personellerin atanmasında Atama Yönetmeliğinde gösterilen zorlayıcı ve ivedi haller olmadıkça atandırıldığı görev yeri dışında çalıştırılması mümkün değildir, personelin süreklilik arz eden mahiyette ve atamaya yetkili makamın dahi onayını görmeyen, ve yine hizmet gerekleri ile bağdaşmayan görev yeri değişiklikleri de  hukuka aykırıdır.

 Görüleceği üzere yazımızda askeri personellerin atama işlemlerinin iptali davalarında hukuka aykırı olarak görülen ve  sıklıkla karşılaşılan durumlar hakkında detaylı açıklamalar yaptık. Bu hususlarda hakkınızda yapılan işlemlerin hayatınızın kalan kısmını etkileyeceğini unutmayın. Hukuka aykırı bir işlem varsa karşılığında hukuki mücadele vermek esastır.


Askeri Davalara Yönelik Diğer Yazılarımız

  • ASKERİ PERSONELLERİN ATAMA İŞLEMİNİN İPTALİ DAVASI ?
    Askeri personelin atama işleminin iptali davaları askeri davalar içinde sıklıkla rastladığımız davalardandır. Atama işlemi askeri personele tebliğ edildikten sonra askeri personel 60 gün içinde yürütmenin durdurulması istemli atama işleminin iptali
  • Askeri Güvenlik Soruşturması Davaları
    Aşağıda sıkça tarafımıza sorulan sıkça soruları sizler için derledik. Bahsi geçen derleme 17 Nisan 2021 tarihinde yürürlüğe giren GÜVENLİK SORUŞTURMASI VE ARŞİV ARAŞTIRMASI KANUNU‘dan yola çıkarak hazırlanmış olup bilgilendirme amaçlıdır.
  • Uzman Çavuşun Disiplinsizliği Sözleşmenin Feshi
    Asker kişi hakkında (Uzman Erbaş / Uzman Çvş.) suç işlediğinden bahisle sözleşmesinin fesh edilebilmesi için, hakkında açılmış olunan soruşturma sonucu ve yapılan yargılama kapsamında mahkumiyet hükmü verilmesi gerekir. Yani disiplinsizlik
  • Eğitimde Başarısızlık Askeri Uzman Statüsüne Son Verme
    Kanuni Dayanak Uzman Erbaş Yönetmeliği Görevde başarısız olma, kendilerinden istifade edilmeme halleri ve sözleşmenin feshedilmesi sebepleri Madde 13 — Sözleşmenin imzalanmasından sonra ilk beş aylık intibak dönemi içerisinde göreve intibak
  • Sözleşmeli Erbaş ve Erin Görevde Başarısız Olması
    ÖZET: Davacı (Sözleşmeli Er / Erbaş) hakkında disiplin soruşturması dosyası incelendiğinde UYUŞTURUCU MADDE KULLANDIĞI hastane raporları ile tespit edilmiş olsa dahi tek başına kendisinden istifade edilemeyecek haller arasında sayılmadığı, sadece
  • Askeri Ceza Kanunu Kapsamındaki Davalar
    Askeri suç; “Yalnızca asker kişi sıfatını taşıyan kişiler tarafından askeri bir hizmet veya görevin ihlâl edilmesi suretiyle işlenen suçlarla, unsurları kısmen veya tamamen genel ceza kanunlarında öngörülen ve askeri ceza

Aşağıda sıkça tarafımıza sorulan sıkça soruları sizler için derledik. Bahsi geçen derleme 17 Nisan 2021 tarihinde yürürlüğe giren GÜVENLİK SORUŞTURMASI VE ARŞİV ARAŞTIRMASI KANUNU‘dan yola çıkarak hazırlanmış olup bilgilendirme amaçlıdır.

Zaman zaman mevzuat ve mahkemelerde ki görüş değişiklikleri olabilmekte olup, konuya ilişin memurlar kanununa , askeri mevzuata hakim veya en azından idare hukuku ile ilgilenen bir uzman avukat ile iletişim halinde olmanız haklarınız için önem arz etmektedir.

Gaziantep Boşanma Avukatı sıkça sorulan sorular

Sıkça Sorulan Sorular

Arşiv araştırmasın nedir?

Arşiv araştırması;

  • a) Kişinin adli sicil kaydının,
  • b) Kişinin kolluk kuvvetleri tarafından hâlen aranıp aranmadığının,
  • c) Kişi hakkında herhangi bir tahdit olup olmadığının,
  • ç) Kişi hakkında kesinleşmiş mahkeme kararları ve 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesinin beşinci ve 231 inci maddesinin onüçüncü fıkraları kapsamında alınan kararlar ile kişi hakkında devam eden veya sonuçlanmış olan soruşturma ya da kovuşturmalar kapsamındaki olguların,
  • d) Hakkında kamu görevinden çıkarılma ya da kesinleşmiş memurluktan çıkarma cezası olup olmadığının, mevcut kayıtlardan tespit edilmesidir.

Güvenlik soruşturması nedir?

Güvenlik soruşturması, arşiv araştırmasındaki hususlara ilave olarak kişinin;

a) Görevin gerektirdiği niteliklerle ilgili kolluk kuvvetleri ve istihbarat ünitelerindeki olgusal verilerinin,

b) Yabancı devlet kurumları ve yabancılarla ilişiğinin,

c) Terör örgütleri veya suç işlemek amacıyla kurulan örgütlerle eylem birliği, irtibat ve iltisak içinde olup olmadığının,

mevcut kayıtlardan ve kişinin görevine yansıyacak hususların denetime elverişli olacak yöntemlerle yerinden araştırılmak suretiyle tespit edilmesidir.

arşiv araştırması güvenlik soruşturması avukat

Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasını hangi birim yapar?

Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve mahalli mülki idare amirlikleri tarafından yapılır.

Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında yasak olan işlem ve fiiller nelerdir?

Bu araştırmayı yapmakla görevli birimlerde yetkilendirilmiş personel, hukuka aykırı olarak elektronik ortamda veya bilgisayar loglarında kişisel verilerle ilgili sorgulama yapamaz, log kayıtlarını değiştiremez veya silemez, bu şekilde elde edilen bilgileri paylaşamaz veya yayın yoluyla duyuramaz. Görevi gereği öğrendiği veya edindiği kişisel bilgi veya belgeleri yetkisiz kişilerle paylaşamaz ya da basın ve yayın kuruluşlarına veya diğer iletişim kanallarına veremez.

Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunu kim değerlendirip sonuca bağlar?

Bir komisyon kurulur. Bu komisyon Cumhurbaşkanlığında İdari İşler Başkanının görevlendireceği bir üst kademe yöneticisinin, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığında genel sekreter yardımcısının, bakanlıklarda bakan yardımcısının, diğer kamu kurum ve kuruluşlarında en üst yöneticinin görevlendireceği bir üst kademe yöneticisinin, üniversitelerde rektör yardımcısının, valiliklerde vali yardımcısının başkanlığında, teftiş/denetim, personel ve hukuk birimleri ile uygun görülecek diğer birimlerden birer üyenin katılımıyla başkan dahil en az beş kişiden ve tek sayıda olacak şekilde oluşturulur.

Güvenlik Soruşturmasında Nelere Bakılır?

Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında kişinin içinde bulunduğu ortam dikkate alınarak, kişinin kayıtlı ikamet adresi ile fiilen ikamet ettiği adres esas alınmak suretiyle aşağıdaki hususlar araştırılır:

  • Kişinin adli sicil ve arşiv kaydı,
  • Kişinin kolluk kuvvetleri tarafından halen aranıp aranmadığının,
  • Kişi hakkında herhangi bir soruşturma veya kavuşturma olup olmadığının,
  • Kişi hakkında kesinleşmiş mahkeme kararları ve 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171. maddesinin beşinci ve 231.maddesinin 13. fıkraları kapsamında alınan kararlar ile kişi hakkında devam eden veya sonuçlanmış olan soruşturma ya da kovuşturmalar kapsamındaki olguların,
  • Hakkında kamu görevinden çıkarılma ya da kesinleşmiş memurluktan çıkarma cezası olup olmadığının,
  • Görevin gerektirdiği niteliklerle ilgili kolluk kuvvetleri ve istihbarat ünitelerindeki olgusal verilerinin,
  • Yabancı devlet kurumları ve yabancılarla ilişiğinin,
  • Terör örgütleri veya suç işlemek amacıyla kurulan örgütlerle eylem birliği, irtibat ve iltisak içinde olup olmadığının,

Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının yapılmasında temel amaç, kamu görevinin o görevde bulunması uygun olmayan kişiler tarafından yürütülmesinin önüne geçmektir. Güvenlik soruşturması , başta milli güvenlik alanında kritik öneme sahip asker, polis, hakim, savcı olmak üzere bazı kamu görevlileri hakkında uygulanmaktadır.

Güvenlik Soruşturması Ne Kadar Sürer ?

Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılması taleplerinin ilgili makama ulaşmasından itibaren arşiv araştırması sonuçları en geç 30 iş günü, güvenlik soruşturması sonuçları en geç 60 iş günü içinde cevaplandırılır. Ancak sonuçların ilgili kurumlara ulaşması ve kurumların bu sonuçları değerlendirip karara bağlamaları da dikkate alındığında belirtilen bu süreler uygulamada bir hayli aşılmaktadır.

Hatta bu süreler bazı kurumlar için 1 yıla yakın sürdüğü ve mağduriyete yol açtığı görülmektedir. Uzayan güvenlik soruşturmanız var ise kuruma bir dilekçe ile başvurarak sonuçlandırılmasını talep edebilirsiniz.

Güvenlik Soruşturması Ahlaki Durum neleri kapsar?

Güvenlik soruşturması işlemi, Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılmış bulunan “Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliği” hükümlerine göre yürütülmektedir. Anılan yönetmelikte “güvenlik soruşturması” kavramı şu şekilde tanımlanmıştır:

“Güvenlik soruşturması: Kişinin kolluk kuvvetleri tarafından halen aranıp aranmadığının, kolluk kuvvetleri ve istihbarat ünitelerinde ilişiği ile adli sicil kaydının ve hakkında herhangi bir tahdit olup olmadığının, yıkıcı ve bölücü faaliyetlerde bulunup bulunmadığının, ahlaki durumunun, yabancılar ile ilgisinin ve sır saklama yeteneğinin mevcut kayıtlardan ve yerinden araştırılmak suretiyle saptanması ve değerlendirilmesini…ifade eder.”

Aynı yönetmeliğin “Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında araştırılacak hususlar” maddesinde:

“Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında kişinin içinde bulunduğu ortam dikkate alınarak, kişinin kayıtlı ikamet adresi ile fiilen ikamet ettiği adres esas alınmak suretiyle
ç) Şeref ve haysiyetini ihlal edecek ve görevine yansıyacak şekilde kumara, uyuşturucuya, içkiye, paraya ve aşırı bir şekilde menfaatine düşkün olup olmadığı, ahlak ve adaba aykırı davranıp davranmadığı, araştırılır.” (m. 11/1-ç) hükümlerinin yer aldığı görülmektedir.

Güvenlik soruşturması ahlaki durum otel kayıtları?

Güvenlik soruşturmasında ahlâki durumun değerlendirmesi bağlamında otel kayıtlarının incelenip incelenmediği hususu sıkça sorulmaktadır.

Bu kayıtların bu maksatla incelenmesinin hukuka uygun olup olmadığı tartışmasını bir yana bırakarak öncelikle ifade etmek gerekir ki, otel ve pansiyon kayıtları 1174 sayılı Kimlik Bildirme Kanunu hükümleri çerçevesinde düzenli olarak kolluk birimlerine gönderilmektedir. Bu bilgilerin uygulamada güvenlik soruşturması sürecinde bir değerlendirme kriteri olarak kullanıldığı da bilinen hususlardandır.

Bununla birlikte söz konusu kayıtların yukarıda da ifade ettiğimiz üzere “güvenlik soruşturması” sürecinin öngörülme maksadı ile ne ölçüde bağdaştığının objektif bir şekilde ortaya konulması gerekir. Keyfî nitelendirmelerle kişilerin özel hayatlarına dahil olan tercihler, memuriyet sürecinde karşılarına engel olarak çıkartılamaz.

“İnternet kayıtları”nın güvenlik soruşturması ahlâki durum değerlendirmesinde bir kriter olarak kullanılıp kullanılmayacağı sıklıkla sorulmaktadır. Öncelikle bu “internet kayıtları” kavramından ne anlaşıldığının ortaya konulması gereklidir. İnternet kayıtlarından kastedilen, herkesin erişimine açık olan haber niteliğindeki bilgiler, açık kaynak verileri ise -objektif olarak teyit edilmeleri ve yukarıda belirttiğimiz ölçüler çerçevesinde memuriyete engel teşkil edecek yoğunluk ve ağırlıkta olmaları kaydıyla- ölçü olarak kabul edilebilmektedirler.

Bununla birlikte eğer ziyaret edilen web siteleri gibi erişim bilgileri kastediliyorsa bu verilere erişim, yasada son derece sıkı usul koşullarına bağlanmış olup, yasada öngörülen maksatlar dışında kullanılmaları söz konusu olamayacağından güvenlik soruşturması sürecinde bir değerlendirmenin konusu olamazlar.

fuhuş suçu gaziantep avukat fuhuşa aracılık etmek fuhuşa teşvik

Otel kayıtları poliste ne kadar saklanır?

Otel kayıtları emniyet genel müdürlüğüne bağlı kimlik bildirim daire başkanlığınca süresiz olarak saklanır. Bu kayıtlar hiç silinmez.

Otelde kalmak memuriyete engel mi?

İçişleri Bakanlığı mevzuat gereği otelde kalan kişinin kaydını tutar. … Otel kayıtlarınızın ahlaki zaaf olarak değerlendirilmesi için ise çok sayıda farklı kişiyle birlikte otel kaydınızın bulunması ve bu nedenle memurluğa giriş şartını taşımamanız anlamına gelmektedir.

GBT de neler çıkıyor?

Kişi hakkında geçmişinde ahlaki ya da toplumsal bir suç işlemiş ya da işlememiş olduğu GBT uygulaması sonrasında çıkan verilerde görülebilmektedir. Ayrıca GBT’sine bakılan kişinin hükümlü ya da eski hükümlü olup olmadığı da bu sorgulamalar sonucunda öğrenilebilmektedir.

Güvenlik soruşturmasında telefona bakılır mı?

Güvenlik soruşturmasında telefon kayıtlarına bakılır mı? Bu soru memur olmak isteyen tüm adayların kafasında soru işaretidir. Makalemizde bu soruya cevap vereceğiz. … Güvenlik soruşturması bir idari işlem olup salt bu neden ile telefon dinlemesi yapılamaz.

Asker kişi hakkında (Uzman Erbaş / Uzman Çvş.) suç işlediğinden bahisle sözleşmesinin fesh edilebilmesi için, hakkında açılmış olunan soruşturma sonucu ve yapılan yargılama kapsamında mahkumiyet hükmü verilmesi gerekir.

Yani disiplinsizlik fiili bir suça dayandırılıyorsa ve buna bağlı olarak sözleşme fesih edilecekse mutlak surette adli yargıda bir mahkumiyet hükmü olması gerekmektedir.

Aksi düşünce hasıl olursa kişinin masumiyet karinesi ihlal edilmiş olur ve ortada bir yargılama olmadan kişi cezalandırılmış olacaktır.

Avukatlık Ofisimiz bu konuda mağdur Uzman Çavuş müvekkilimiz için vermiş olduğu hukuk mücadelesini 31.12.2020 tarihinde yeni yıla girmeden kazandı.

yargıtay gaziantep işçi avukatı boşanma avukatı ceza avukatı

İşte Mahkeme Kararının Tüm Detayları

T.C.
İSTANBUL
14.İDARE MAHKEMESİ

ESAS NO : ……………
KARAR NO : ……………
DAVACI : ………………..
VEKİLİ :………………..
DAVALI : ……………….
VEKİLİ : Avukat Ali Tümbaş – Avukat Aziz Cihan Kaçıran

DAVANIN ÖZETİ

İstanbul ili, ……. Tugay Komutanlığı emrinde Piyade Uzman Çavuş olarak görev yapan davacı tarafından, sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin 08/06/2020 gün ve 1367492 sayılı işlemin; haksız ve hukuka aykırı olduğu, zira Reyhanlı Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hakkında başlatılan soruşturma neticesinde sözleşmesinin feshedildiği,

Söz konusu soruşturmanın kendisi ile ilgili olmadığı, komutanının bir takım usulsüz işlerinden dolayı soruşturma açıldığı, sözleşmesinin feshedilmesini gerektirecek hiçbir somut delilin bulunmadığı, hakkında verilmiş ve kesinleşmiş bir mahkumiyet kararının olmadığı iddialarıyla iptali istenilmektedir.

SAVUNMANIN ÖZETİ

Sözleşme fesih ve yenileme işlemlerini düzenleyen mevzuat hükümlerinde, uzman erbaşların sözleşme süresinin bitiminde terhis edilecekleri, ancak ilgilinin talebi olması ve belirlenen şartları taşıdığının anlaşılması halinde sözleşme süresinin uzatılacağı ve nihayetinde sözleşmesi uygun görülenlerin yeni bir taahhütname imzalayarak göreve devam edeceğinin belirtildiği, bunun yanında görevde başarısız olduğu kabul edilen uzman erbaşların sözleşme sürelerine bakılmaksızın her zaman TSK’dan ilişiklerinin kesileceğinin hüküm altına alındığı, görevde başarısız olma durumları açısından mevcut mevzuatta herhangi sınırlayıcı bir kıstas getirilmediği, bu konuda idareye takdir yetkisi tanındığı, idarenin takdir yetkisi kapsamında disiplin bozucu, askerlik mesleği değerleriyle bağdaşmayacak nitelikte suç ve fiillerin işlenmiş olması halinde uzman erbaş statüsünün son bulmasını öngörmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, göreve alınan personelden faydalanma imkanının kalmadığı ya da disiplin ve ahlaki durumu TSK’da görev yapmayı engelleyici düzeye ulaşması halinde personel hakkında devam etmekte olan yargılama sürecinin beklenmeyeceği ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren İstanbul 14. İdare Mahkemesince dava dosyası incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu’nun “Başarı gösteremeyenler ve ceza alanlar” başlıklı 12’nci maddesinde; “Sözleşmenin imzalanmasından sonra ilk beş aylık intibak dönemi içerisinde göreve intibak edemeyenler ile ayrılmak isteyenlerin sözleşmeleri feshedilerek, Türk Silâhlı Kuvvetleri ile ilişikleri kesilir. Peşin olarak ödenen aylık ve aylık ile birlikte ödenen diğer tüm özlük haklarının çalışılmayan günlere ait kısmı geri alınır. Görevde başarısız olanlarla, atandıkları kadro görev yerleri ile ilgili olarak üç ay ve daha uzun süreli bir kurs veya eğitime gönderilenlerden kurs veya eğitimde başarısız olan veya kendilerinden istifade edilemeyeceği anlaşılan uzman erbaşların, barışta sözleşme sürelerine bakılmaksızın Türk Silâhlı Kuvvetleri ile ilişikleri kesilir. Bunlar, yedekte er kaynağına alınırlar. Görevde başarısız olma, intibak edememe ve kendilerinden istifade edilememe hâlleri ve bunlara yapılacak işlemler, çıkarılacak yönetmelikte düzenlenir. Ayrıca; a) Almış oldukları sicile göre kademe ilerlemesi yapamayanların, b) (Değişik birinci cümle: 22/1/2015 – 6586/78 md.) Verilen ceza, ertelense, seçenek yaptırımlara çevrilse, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilse veya affa uğrasa dahi; 1) Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlar ile basit ve nitelikli zimmet, irtikâp, iftira, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, yalan yere tanıklık, yalan yere yemin, cürüm tasniî, ırza geçmek, sarkıntılık, kız, kadın veya erkek kaçırmak, fuhşiyata tahrik, gayri tabiî mukarenet, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçlar ile istimal ve istihlâk kaçakçılığı hariç kaçakçılık, resmî ihale ve alım ve satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma, firar, amir veya üste fiilen taarruz, emre itaatsizlikte ısrar, üste hakaret, mukavemet, fesat, isyan suçlarından dolayı mahkûm olanların, 2) Askerî Ceza Kanununun 148 inci maddesinde yazılı suçlardan mahkûm olanların, c) Taksirli suçlar hariç olmak üzere diğer suçlardan adlî veya askerî mahkemeler tarafından otuz günden daha fazla süreli hürriyeti bağlayıcı bir ceza ile mahkûm olanların, ç) Taksirli suçlar nedeniyle altı ay veya daha fazla süre ile hürriyeti bağlayıcı bir cezaya mahkûm olanların, d) (Değişik: 31/1/2013-6413/45 md.) Son olarak verilen de dahil olmak üzere, kararın kesinleştiği tarihten itibaren geriye doğru son bir yıl içinde toplamda otuz gün ve daha fazla oda hapsi veya hizmet yerini terk etmeme cezasına mahkûm olanların veya en son aldığı disiplin cezasından geriye doğru son bir yıl içinde en az iki disiplin amirinden toplam sekiz defa veya daha fazla disiplin cezası alanların, e) Yabancı uyruklu kişilerle evlenenlerden; bu evlilikleri, ilgili yönetmelikte belirtilen esaslar dahilinde Genelkurmay Başkanlığı tarafından uygun görülmeyenlerin, f) Çeşitli nedenlerle Türk vatandaşlığını kaybedenlerin veya Türk vatandaşlığından çıkartılanların, Sözleşmeleri feshedilmek suretiyle Türk Silâhlı Kuvvetleri ile ilişikleri kesilir. Her ne sebeple olursa olsun, sözleşmesi feshedilerek Türk Silâhlı Kuvvetleri ile ilişiği kesilen uzman erbaşlar, tekrar Türk Silâhlı Kuvvetlerine alınmazlar.” hükmüne yer verilmiştir.

20/09/2005 gün ve 25942 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Uzman Erbaş Yönetmeliğinin “Görevde başarısız olma, kendilerinden istifade edilmeme halleri ve sözleşmenin feshedilmesi sebepleri” başlıklı 13’üncü maddesinde; “Sözleşmenin imzalanmasından sonra ilk beş aylık intibak dönemi içerisinde göreve intibak edemeyenler ile ayrılmak isteyenlerin sözleşmeleri feshedilerek, Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişikleri kesilir. Peşin olarak ödenen aylık ve aylık ile birlikte ödenen diğer tüm özlük haklarının çalışılmayan günlere ait kısmı geri alınır.

Görevde başarısız olanlar ile kendisinden istifade edilemeyeceği (atış, spor, eğitim, operasyon ve istihdam edildikleri kadro görev yerlerinde ve davranışlarında askerlik mesleği değerlerini sergilemede, ikazlara rağmen istenen düzeye ulaşamayan ve aşırı derecede borçlananlardan bu durumu rapor, tutanak ve her türlü belge ile kanıtlananlar, mazeretsiz olarak bir sözleşme yılı içerisinde yedi gün ve daha uzun süre ile göreve gelmeyenler) anlaşılan, atandıkları kadro görev yerleri ile ilgili olarak üç ay ve daha uzun süreli bir kurs veya eğitime gönderilenlerden kurs veya eğitimde başarısız olan uzman erbaşların, barışta sözleşme sürelerine bakılmaksızın Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişikleri kesilir. Bunlar yedekte er kaynağına alınır.
Ayrıca;
a) Almış oldukları sicile göre kademe ilerlemesi yapamayanların,
b) (Değişik:RG-21/1/2016-29600) Verilen ceza, ertelense, seçenek yaptırımlara çevrilse, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilse ve affa uğrasa dahi;
1) Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlar ile basit ve nitelikli zimmet, irtikâp, iftira, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, yalan yere tanıklık, yalan yere yemin, cürüm tasnii, ırza geçmek, sarkıntılık, kız, kadın veya erkek kaçırmak, fuhşiyata tahrik, gayri tabiî mukarenet, dolanlı iflâs gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçlar ile istimal ve istihlâk kaçakçılığı hariç kaçakçılık, resmî ihale ve alım ve satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma, firar, amir veya üste fiilen taarruz, emre itaatsizlikte ısrar, üste hakaret, mukavemet, fesat, isyan suçlarından dolayı mahkûm olanların,
2) 1632 sayılı Kanunun 148 inci maddesinde yazılı suçlardan mahkûm olanların,
c) 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanununun 10 uncu maddesinde belirtildiği şekilde sağlık nedeniyle kendisinden istifade edilemeyeceği anlaşılanların,
ç) Taksirli suçlar hariç olmak üzere diğer suçlardan adlî veya askerî mahkemeler tarafından otuz günden daha fazla süreli hürriyeti bağlayıcı bir ceza ile mahkûm olanların,
d) Taksirli suçlar nedeniyle altı ay veya daha fazla süre ile hürriyeti bağlayıcı bir cezaya mahkûm olanların,

e) (Değişik:RG-12/4/2014-28970) Son olarak verilen de dâhil olmak üzere, kararın kesinleştiği tarihten itibaren geriye doğru son bir yıl içinde toplamda otuz gün ve daha fazla oda hapsi veya hizmet yerini terk etmeme cezasına mahkûm olmak veya en son aldığı disiplin cezasından geriye doğru son bir yıl içinde en az iki disiplin amirinden toplam sekiz defa veya daha fazla disiplin cezası alanların,
f) Yabancı uyruklu kişilerle evlenenlerden; bu evlilikleri, 12/3/1997 tarihli ve 22931 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yabancı Uyruklu Kişilerle Evlenen Subay, Astsubay, Sözleşmeli Subay, Sözleşmeli Astsubay, Uzman Jandarma ve Uzman Erbaşlar Hakkında Yönetmelikte belirtilen esaslar dahilinde Genelkurmay Başkanlığı tarafından uygun görülmeyenlerin,
g) Çeşitli nedenlerle Türk vatandaşlığını kaybedenlerin veya Türk vatandaşlığından çıkartılanların,
ğ) (Ek:RG-12/4/2014-28970) Haklarında yüksek disiplin kurulları tarafından Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası verilenlerin,
Tugay, bağımsız tugay, tümen, bölge (ve eşidi) komutanlarınca veya eşidi kurum amirlerince; ordu, kolorduya (ve eşidi) doğrudan bağlı birlikleri ile eşidi kurum amirleri için kurmay başkanlarınca; kuvvet komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı, Genelkurmay Başkanlığı ile Millî Savunma Bakanlığına doğrudan bağlı birlikler için personel başkanlarınca veya yetki verilen komutanlıklarca; Sahil Güvenlik Komutanlığında ise Sahil Güvenlik Komutanlığınca sözleşmeleri feshedilmek suretiyle Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişikleri kesilir.
Sözleşmenin feshedildiği, ilgili kuvvet komutanlığına, Jandarma Genel Komutanlığına ve ilgili amirine, Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından da ilgili birlik komutanlığına bildirilir. Kendisine tebliği müteakip, yapılacak devir-teslim ve diğer işlemlerin sonunda ilişik kesme ile fesih tamamlanır.
Her ne sebeple olursa olsun, sözleşmesi feshedilerek Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişiği kesilen uzman erbaşlar, tekrar Türk Silahlı Kuvvetlerine alınmazlar.
Uzman erbaş olarak göreve başlamış olup da, daha sonra bu Yönetmelikte belirtilen şartlara sahip olmadığı anlaşılanlar hakkında da fesih işlemi yapılır.” hükmüne yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; İstanbul ili, 47. Komando Tugay Komutanlığı emrinde Piyade Uzman Çavuş olarak görev yapan davacı tarafından, kendisinden istifade edilememe gerekçesiyle sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin 08/06/2020 tarihli işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Olayda; davacının devriye bahanesi ile Piyade Yüzbaşı …. ile birlikte konteynırlara yükleme yapılan bölgede bulunduğu, kaçak sigara yükleme yapılan konteynırları arazide yer değişimini sağlayan Piyade Yüzbaşı ….. ile birlikte devriye attığı, paraya ihtiyacı olması nedeniyle borç para aldığından bahisle kendisinden istifade edilemeyeceği kanaatiyle sözleşmesinin feshedildiği, davacının sözleşmesinin feshine dayanak alınan fiilleri nedeniyle Reyhanlı Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/…. soruşturma sayılı dosyasında davacı hakkında soruşturmanın devam ettiği görülmektedir.
Bu durumda, davacının sözleşmesinin kaçakçılık suçunu işlediği, bu nedenle kendisinden istifade edilememe sebebiyle feshedildiği, yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi neticesinde, sözleşmeli Piyade Uzman Çavuş olarak çalışmakta olan davacının sözleşmesinin feshedilebilmesi için, iddia olunan suçları işlediğine dair adli bir soruşturma sonucu yapılan yargılama kapsamında mahkumiyet hükmü verilmesi gerektiği, bir başka deyişle disiplinsizlik fiilinin anılan suçlara dayandırıldığı hallerde sözleşmenin feshedilebilmesinin yasal mevzuat kapsamında, kişinin bu suçtan adli yargıda mahkumiyet hükmü almış olmasına bağlandığı, davacı hakkında adli yargıda verilmiş bir mahkumiyet kararı olmadığı görüldüğünden, davalı idare tarafından dava konusu sözleşme fesih işleminin dayanağı olarak belirtilen yasal mevzuat hükümleri gereğince davacının sözleşmesinin feshi için aranan şartların oluşmadığı anlaşıldığından, davacının sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; dava konusu işlemin iptaline; aşağıda ayrıntısı gösterilen …. yargılama gideri ile davanın karara bağlandığı tarihte yürürlükte bulunan …… vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, artan posta ücretinin talep edilmemesi halinde karar kesinleştiğinde davacıya re’sen iadesine; kararın tebliğini izleyen günden itibaren otuz (30) gün içinde İstanbul Bölge İdare Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere, 31/12/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


TÜRKİYE’NİN HER ŞEHRİNDE Kİ ASKERİ DAVALAR İLE OFİSİMİZ İLGİLENMEKTEDİR

BİZİM İLE İLETİŞİME GEÇİNİZ


Kanuni Dayanak

Uzman Erbaş Yönetmeliği

Görevde başarısız olma, kendilerinden istifade edilmeme halleri ve sözleşmenin feshedilmesi sebepleri

Madde 13 —

Sözleşmenin imzalanmasından sonra ilk beş aylık intibak dönemi içerisinde göreve intibak edemeyenler ile ayrılmak isteyenlerin sözleşmeleri feshedilerek, Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişikleri kesilir. Peşin olarak ödenen aylık ve aylık ile birlikte ödenen diğer tüm özlük haklarının çalışılmayan günlere ait kısmı geri alınır.

Görevde başarısız olanlar ile kendisinden istifade edilemeyeceği (atış, spor, eğitim, operasyon ve istihdam edildikleri kadro görev yerlerinde ve davranışlarında askerlik mesleği değerlerini sergilemede, ikazlara rağmen istenen düzeye ulaşamayan ve aşırı derecede borçlananlardan bu durumu rapor, tutanak ve her türlü belge ile kanıtlananlar, mazeretsiz olarak bir sözleşme yılı içerisinde yedi gün ve daha uzun süre ile göreve gelmeyenler) anlaşılan, atandıkları kadro görev yerleri ile ilgili olarak üç ay ve daha uzun süreli bir kurs veya eğitime gönderilenlerden kurs veya eğitimde başarısız olan uzman erbaşların, barışta sözleşme sürelerine bakılmaksızın Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişikleri kesilir. Bunlar yedekte er kaynağına alınır.

MADDE 28 ‒

Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu hükümlerine göre istihdam edilen personelden, kendi kusurları olmaksızın sözleşmesi feshedilenler ile kendi isteği ile sözleşmesini yenilemeyenler veya ayrılanlar ilgili mevzuattaki şartları sağlamak şartıyla, uzman erbaşlığa ve astsubaylığa başvurabilirler. En az üç yıl görev yapmış olanlar, müteakip sözleşme süresi içerisinde başvuru yapabilir. Bu durumda olanların, başvurularının kabul edilmesi halinde uzman erbaşlığa geçenlerin veya astsubaylığa nasbedilenlerin sözleşmeleri kendiliğinden son bulur. Başvuruda bulunan sözleşmeli erbaş ve erlere nitelik belgeleri, görev yerleri, hizmet süresi, eğitim durumu, takdir ve ceza durumları dikkate alınarak öncelik verilir.

yargıtay kararı gaziantep ceza avukatı boşanma avukatı


Emsal Mahkeme Kararları

1 Nolu Örnek Karar

Görev başı eğitim sonunda tabi tutulduğu sınavda, sınav kağıdının değerlendirilmesinde hata yapıldığı anlaşılan, gerçek notu, sözlü notu ve kanaat toplamı 50’yi geçen davacı uzman jandarma çavuşun statüsüne son verilmesi işlemi hukuka aykırı düşmüştür.

Mevzuat hükümlerine uygun olarak davacı, beşinci ayın sonunda yapılan test şeklinde tek seçmeli olarak hazırlanan 100 yazılı sınav sonunda 55 doğru cevap vermiş ve 40 tam not üzerinden 22 puan almıştır. Diğer taraftan komisyon tarafından sözlü sınavda 30 puan üzerinden 5 puan takdir edilmiş, keza şahsi gelişme kartına kanaat notu olarak 20 not takdir edilmiş ve böylece davacının görevbaşı eğitimi sonunda toplam notu 57 olarak gerçekleşmiş ve 50 baraj notunu aşmıştır.

Davalı idare yazılı sınav sonucunun değerlendirilmesinde hataya düşmüştür. Savunma ekinde gönderilen yazılı sınav soruları, cevap anahtarı ve davacının cevap kağıdı incelendiğinde doğru cevap sayısı idarenin belirttiği gibi (13) değil (55)’ tir. Her sorunun değeri 0,4 puan olduğuna göre davacının yazılı sınav puanı 22 olarak teşekkül etmektedir. Maddi hata bulunan bu hesap nedeniyle 50 baraj puanın üzerine çıkan davacının uzman jandarma statüsüne son verilme işleminin sebep yönünden hukuka aykırı olduğu anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, sebep ve amaç yönünden hukuka ve mevzuata aykırıdır.
(AYİM.1.D.7.11.2000; E.00/328, K.00/1033)

Yargıtay Ceza Avukatı Gaziantep boşanma avukatı

2 Nolu Örnek Karar

Görev başı eğitiminde 5 ay birlikte görev yaptığı amirlerince kendisine 30 üzerinden 26 not takdir edilen, yazılı sınavda da 40 üzerinden 22,4 not alan davacıya sözlü sınavda 30 üzerinden 1 not verilmesinde takdir zaafı olduğu saptandığından; 100 üzerinden 49,4 not aldığı ve başarısız olduğu gerekçesiyle davacının uzman jandarma statüsüne son verilmesinde hukuka uyarlık görülmemiştir.
(AYİM. 1.D.9.10.2001; E.01/825, K.01/1044)

yargıtay gaziantep işçi avukatı boşanma avukatı ceza avukatı

3 Nolu Örnek Karar

Görev başı eğitiminde başarılı sayılması için 50 puanı elde etmesi gerekirken 38.18 puan alan, değerlendirme sürecinde de maddi ve hukuki hata da yapılmadığı görülen davacı Uz.J.Çvş.’un görev başı eğitiminde başarısızlığı nedeniyle TSK’dan çıkarılma işleminde hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır.

(AYİM 1.D., 11.01.2005; E.05/55, K.05/32)

ÖZET:

Davacı (Sözleşmeli Er / Erbaş) hakkında disiplin soruşturması dosyası incelendiğinde UYUŞTURUCU MADDE KULLANDIĞI hastane raporları ile tespit edilmiş olsa dahi tek başına kendisinden istifade edilemeyecek haller arasında sayılmadığı, sadece bu olayın davacıdan istifade edememe sebebiyle sözleşmesinin feshi işlemi için yeterli olmadığı, bunun dışında davacıdan istifa edilemediğine ilişkin dosyada herhangi bir bilgi veya belgenin de bulunmadığı hususları göz önüne alındığında istifade edilememe hali somut olarak ortaya konulamadığı anlaşıldığından

Dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varıldığından, sözleşmeli er / erbaş’ın görevine iadesi ile birlikte mahrum kalmış olduğu tüm özlük haklarının ve dava sürecinde alamadığı maaş / ücretlerinin iadesine karar verilmiştir.

Son zamanlarda sözleşmeli er ve erbaşların sözleşmeleri bu tarz usulsüz ve hukuksuz şekilde fesihler ile artmış olup. Avukatlık ofisimiz bu tarz davalarda öncelikle yürütmenin durdurulması ve sonrasında alınan sözleşmenin feshi kararının idare mahkemesinde iptali ile sözleşmeli er ve erbaşın göreve dönmesi için hukuksal çalışmaları vardır.

Askeri davalara bakan avukatlarımız açılan davalarda sadece sözleşmeli er ve erbaş’ın göreve iadesi değil aynı zamanda sözleşmeli er ve erbaş’ın özlük hakları ve alamadığı maaşları içinde ayrıca mücadele etmekteyiz.

Yargıtay Ceza Avukatı Gaziantep boşanma avukatı

KANUNİ DÜZENLEME

3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu’nun 12. maddesine “Görevde başarısız olanlar ile kendisinden istifade edilemeyeceği anlaşılan” şeklinde bir kriter de koymuştur. Söz konusu kriterin ayrıntısı Uzman Erbaş Yönetmeliği’nin 13. maddesinde düzenlenmiştir. Bunlar:

  • 1) Görevde başarısız olanlar,
  • 2) Atış, spor, eğitim, operasyon ve istihdam edildikleri kadro görev yerlerinde ve davranışlarında askerlik mesleği değerlerini sergilemede, ikazlara rağmen istenen düzeye ulaşamayan ve aşırı derecede borçlananlardan bu durumu rapor, tutanak ve her türlü belge ile kanıtlananlar,
  • 3) Mazeretsiz olarak bir sözleşme yılı içerisinde yedi gün ve daha uzun süre ile göreve gelmeyenler,
  • 4) Atandıkları kadro görev yerleri ile ilgili olarak üç ay ve daha uzun süreli bir kurs veya eğitime gönderilenlerden kurs veya eğitimde başarısız olan uzman erbaşlar şeklindedir.

İdare, başarısızlık ve kendisinden istifade edilememe nedeniyle sözleşme feshi işlemini veya sözleşme yenilememe işlemini gerek ilk sözleşme süresi içinde gerek müteakip sözleşme süreleri içinde herhangi bir zamanda veya sözleşme bitim tarihlerinde tesis edebilir. Ancak idarenin sahip olduğu bu takdir yetkisini hukuk ilkeleri çerçevesinde objektif gerekçelerle kullanmak zorunda olduğu ve takdir yetkisinin bu çerçevede kullanılmasının yargı denetimi içinde kaldığı tüm tartışmalardan uzaktır.

Ancak idare tarafından “kendisinden istifade edilememe” gerekçesiyle tesis edilen sözleşme fesih işlemlerinde çoğunlukla takdir yetkisi objektif sınırlar içinde kullanılmamaktadır.

İdare genel olarak uzman erbaş sözleşmesinin yenilenmemesi ve sözleşme fesih işlemlerinin gerekçesini “kendisinden istifade edilememesi” biçiminde açıklamakta ise de dayanak gösterilen Uzman Erbaş Yönetmeliği’nin 13. maddesinde sözü edilen nedenlerden birinin somut olayda ne şekilde gerçekleştiği açıklamasını yapmamaktadır.

Söz konusu madde incelendiğinde kendilerinden istifade edilmeme hallerinin tahdidi olarak sayıldığı görülecektir. Bu sayılan hususların dışında bir halin, idare tarafından bu maddenin kapsamına sokularak sözleşme fesih işlemi yapılması hukuka aykırı olacaktır.

Bu duruma örnek vermek gerekirse, görevden uzaklaştırılan bir uzman erbaşın kendisinden istifade edilememe gerekçesiyle sözleşmesinin fesih edilmesi işlemini, görevden uzaklaştırma halinin ilgili madde de sayılmamasından dolayı idare mahkemesi tarafından iptal edilmiştir.

Davalara konu olan kendilerinden istifade edilememesi gerekçesiyle sözleşme fesih işlemlerine örnek vermek gerekirse;

Alkol kullanımına bağlı yoğun bir disiplinsizlik içinde bulunulması,

Verilen disiplin cezalarına ve uyarılara rağmen askerlik mesleğinin değerlerini sergilemede istenilen düzeye ulaşılamadığı,

Disiplinsiz tutum ve davranışların sürekli hale gelmesi,

Eşiyle ilgili sorunlar ve boşanma sürecinde yaşanılan olaylar,

Lojmanda tavana doğru bir el ateş edilmesi,

Atama dilekçesinde eşiyle ilgili sorunları yazarak aleni hale getirdiği ve böylece eşinin ahlaki durumu hakkında çevresi ve birliğinde olumsuz kanaat oluşturması,

Belgeler ile aşırı derece borçlanıldığının tespit edilmesi.

Sağlık sorunları nedeniyle sürekli rapor aldığından spor, eğitim, görev ve operasyon gibi bütün aktivitelere katılan diğer personel üzerinde olumsuz etki yaratıp tim içinde huzursuzluğa neden olunması,

Evli olduğu halde gayri meşru ilişkiye girerek bu ilişkiden bir çocuğu olması ve amirlerine karşı dürüst davranmaması,

Yüz kızartıcı bir suçtan hakkında kamu davası açılması ve bu suç nedeniyle yaklaşık 2,5 ay tutuklu kalınması,

Yargılaması tutuklu olarak devam etmesi neticesinde kendisine tevdi edilen görevdeki devamlılığı sağlayamadığı, kadro görev yerinin boş kaldığı ve yerine başka bir personel atamasının yapılamaması,

Görev yapılan bölükte askerlik hizmetini yapmakta olan ve astı konumundaki erlerden makam, rütbe ve nüfuzunu kullanarak çeşitli gerekçelerle borç para alınması,

Uzman erbaş statüsüne alındıktan sonra ve intibak dönemi başlamadan yapılan psikoteknik test sınavında başarısız olması nedeniyle askeri araç sürücüsü olarak görevlendirilmesi mümkün olmadığından, istihdam edilmek üzere alındığı “şoför” branşı görevini yürütememesi,

İffetsiz bir kadınla düşüp kalkma,

Kazaen silahla kendini veya başkasını yaralama gibi durumlar örnek olarak verilebilir.

SÖZLEŞMESİ FESHEDİLEN UZMAN ERBAŞ NE YAPMALIDIR ?

Sözleşmesi feshedilen uzman erbaş, idarece işlemin tesis edilip kendisine tebliğ edildiği andan itibaren 60 gün içerisinde yürütme durdurma istemiyle idari yargıda iptal davası açmalıdır. Bu süre hak düşürücü süredir, süresi içerisinde başvurulmadığı takdirde hak kaybı yaşanacaktır.

İptal davaları takibi zor, sürelerin önem arz ettiği dava türüdür. Bu nedenle askeri mevzuatlarda ve idare hukukunda uzman iyi bir askeri dava avukatından hukuki destek alarak bu süreci yürütmeniz gerekmektedir.

yargıtay kararı gaziantep ceza avukatı boşanma avukatı

AVUKATLIK OFİSİMİZCE KARARA ÇIKARILAN ÖRNEK İDARE MAHKEMESİ KARARI

T.C.
2. İDARE MAHKEMESİ
ESAS NO : … KARAR NO :……

DAVANIN ÖZETİ : Davacı tarafından, Bitlis ili, Tatvan ilçesi, 10. Komd. Tug. 5’inci Komd. Tb. 3’üncü Komd. Bl. Komutanlığı emrinde piyade sözleşmeli er olarak görev yapmakta iken, “yetersiz ve görevde başarısız olma nedeniyle kendisinden istifade edilemeyeceği” gerekçesiyle sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin 01.06.2020 tarihli, 1291120 sayılı işlemin; Tatvan, Çukurca, Mardin, Kuzey Irak, Ceylanpınar (Barış Pınarı Harekatı) bölgelerinde görev yaptığı, görevde başarısız olarak nitelendirilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğu iddia edilerek iptali ile işlem nedeniyle mahrum kaldığı özlük ve maddi haklarının dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.

SAVUNMANIN ÖZETİ : Dava konusu işlemin 6191 sayılı Uzman Erbaş Kanunu ile Uzman Erbaş Yönetmeliğinin 13.maddesine göre tesis edildiği, bu kapsamda yapılan incelemede davacının kendisinden istifade edilemeyeceğinin anlaşıldığı, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Van 2. İdare Mahkemesi’nce, dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava; davacı tarafından, Bitlis ili, Tatvan ilçesi, 10. Komd. Tug. 5’inci Komd. Tb. 3’üncü Komd. Bl. Komutanlığı emrinde piyade sözleşmeli er olarak görev yapmakta iken, “yetersiz ve görevde başarısız olma nedeniyle kendisinden istifade edilemeyeceği” gerekçesiyle sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin 01.06.2020 tarihli, 1291120 sayılı işlemin iptali ile işlem nedeniyle mahrum kaldığı özlük ve maddi haklarının dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanununun 13/8’inci maddesinde; Türk Silahlı Kuvvetlerinde sözleşmeli statü ile görev yapan personelin sözleşmelerinin feshine ilişkin özel kanunlarındaki hükümler ile Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayırma ve çıkarmaya ilişkin diğer kanunlarda düzenlenmiş hükümlerin saklı olduğu hüküm altına alınmıştır.
Sözleşmeli erbaş ve erlerin sözleşme fesih ve yenileme işlemleri 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu ile Sözleşmeli Erbaş ve Er Yönetmeliğinde düzenlenmiştir.
6191 sayılı Kanunun 6’ncı maddesinin 4’üncü fıkrasında; “Sözleşmeli erbaş ve erlerin sözleşmeleri, aşağıdaki nedenlerle sözleşme süresinin bitiminden önce feshedilir: …b) Yetersizlik ve görevde başarısız olma nedeniyle kendisinden istifade edilemeyeceği, sıralı amirlerinin her türlü bilgi ve belgeye dayanarak düzenleyeceği nitelik belgesi ile anlaşılmak.” hükmü düzenlenmiş, 9’uncu maddenin 2’nci fıkrasında ise; ” Sözleşmeli er temin etmekten sorumlu birimler, sözleşmeli erbaş ve erlerde aranacak nitelikler, “sözleşmeli erbaş ve er olur” belgesi düzenleme esasları, müracaat şekli ve zamanı, müracaatın kabul edilmesi, sınav merkezi olarak tespit edilecek komutanlıkların belirlenmesi, sınav heyetlerinin oluşturulması, sözleşmeli onbaşılığa veya sözleşmeli çavuşluğa yükseltilme, sözleşme yapma ve feshi, askerî eğitim, değerlendirmeye esas alınacak nitelik belgesi, görevde başarısız olma ve kendilerinden istifade edilememe hâlleri ve bunlara yapılacak işlemler ile diğer hususlardaki usul ve esaslar altı ay içerisinde Milli Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığınca müştereken yürürlüğe konulan yönetmelikle düzenlenir.” hükmüne yer verilmiştir.

6191 sayılı Kanunun 9’uncu maddesine istinaden hazırlanıp 08/06/2011 tarih ve 27958 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Sözleşmeli Erbaş ve Er Yönetmeliğinin “Görevde başarısız olma, kendilerinden istifade edilmeme halleri ve sözleşmenin feshedilme sebepleri” başlıklı 17’nci maddesinin 1/b fıkrasında; “Yetersizlik ve görevde başarısız olma nedeniyle kendisinden istifade edilemeyeceği, (atış, spor, eğitim, operasyon ve istihdam edildikleri, kadro görev yerlerindeki davranışlarında, askerlik mesleği değerlerini sergilemede, ikazlara rağmen istenen düzeye ulaşamayan ve aşırı derecede borçlananlardan bu durumu rapor, tutanak ve her türlü belgeyle kanıtlananlar, mazeretsiz olarak bir sözleşme yılı içerisinde yedi gün ve daha uzun süreyle göreve gelmeyenler) sıralı amirlerinin her türlü bilgi ve belgeye dayanarak düzenleyeceği nitelik belgesi ile anlaşılmak.” hükmü düzenlenmiştir.

Dava dosyasının incelenmesinden, davacının Bitlis ili, Tatvan ilçesi, 10. Komd. Tug. 5’inci Komd. Tb. 3’üncü Komd. Bl. Komutanlığı emrinde piyade sözleşmeli er olarak görev yapmakta iken, hakkında disiplin soruşturması başlatıldığı, 30/01/2020 günü memleketi Nizip’te arkadaşları ile uyuşturucu/esrar alırken jandarma devriye ekipleri tarafından yakalanarak karakola götürüldüğü, idrarında uyuşturucu madde tespit edildiği, idare tarafından davacı hakkında disiplin soruşturması açıldığı ve 6413 sayılı Kanunun 20/1-c maddesi gereğince hizmete engel davranışta bulunmak nedeni ile Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiğinin kesilmesi teklifinin yapıldığı, komutanı tarafından bu teklifin uygun bulunduğu, “yetersiz ve görevde başarısız olma nedeniyle kendisinden istifade edilemeyeceği” gerekçesiyle sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin 01/06/2020 tarih 1291120 sayılı işlemin tesis edildiği, davacı tarafından bu işlemin iptali ile işlem nedeniyle mahrum kaldığı özlük ve maddi haklarının dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açıldığı anlaşılmaktadır.

Uyuşmazlıkta, davacının sözleşme süresinin dolmasından önce 01.06.2020 tarihinde görevde başarısız olma ve kendisinden istifade edilememe gerekçesiyle sözleşmesinin feshedilerek terhis edilmek suretiyle Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiğinin kesildiği, bu durumun hakkında düzenlenen Sözleşme Fesih Onay Belgesi’nde açıkça yazıldığı, “kendisinden istifade edilememe” halinin ise ilgili Yönetmelik hükümlerinde “sözleşmenin feshedilmesi sebepleri” arasında gösterildiği, yine anılan mevzuat hükümlerinde sözleşmeli erlerin, sözleşme feshi şartlarının sayma yoluyla belirlendiği, bu şartlar altında “kendisinden istifade edilememe” haline koşut bir düzenlemenin yer almadığı görülmekle birlikte; sözleşmeli erlerin kendisinden istifade edilemeyeceğinin sıralı sicil üstlerince anlaşılmış olması halinde sözleşmesinin feshi mümkün bulunmakta olduğuna göre, bu durumun sözleşme feshi aşamasında tespit edilmesi halinde de bu gerekçeye dayanılarak sözleşmeli erlerin sözleşmesinin feshi yoluna gidilmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmadığından uyuşmazlığın çözümü, davacı hakkında tesis edilen dava konusu “sözleşme feshi” işleminin belirtilen tüm yönleriyle hukuki irdelemeye tabi tutulmasını zorunlu hale getirmektedir.
Yukarıda yer verilen Sözleşmeli Erbaş ve Er Yönetmeliğinin 17. maddesi değerlendirildiğinde; atış, spor, eğitim, operasyon ve istihdam edildikleri kadro görev yerlerinde ve davranışlarında askerlik mesleği değerlerini sergilemede, ikazlara rağmen istenen düzeye ulaşamayan ve aşırı derecede borçlananların, yalnızca bu durumları nedeniyle kendisinden istifade edilemeyeceği rapor, tutanak ve her türlü belge ile kanıtlananların sözleşmelerinin doğrudan feshedilebileceği, kendisinden istifade edilememe hallerinin yönetmelikte sayma yoluyla açıkça belirtildiği görülmektedir.
Uyuşmazlık konusu olayda, Mahkememizin 03/12/2020 tarihli ara kararıyla davalı idareden; “davacı hakkında başlatılan disiplin soruşturmasının akıbeti ile davacı hakkında ‘Yetersizlik ve görevde başarısız olma nedeniyle kendisinden istifade edilemeyeceği’ yönünde nitelik belgesi düzenlenip düzenlenmediği sorulmuş olup, davalı idarenin 25/12/2020 kayıt tarihli cevabi yazısının tetkikinde, uyuşmazlık konusu olayla ilgili olarak Yüksek Disiplin Kurulu dosyasının hazırlanmadığı, olayın fesih nedenleri arasında değerlendirilerek takdir yetkisi kapsamında dava konusu fesih işleminin tesis edildiği anlaşılmıştır.
Diğer yandan, davacı hakkında Yönetmeliğin 7. maddesinde belirtilen suçlardan verilen bir mahkumiyet hükmünün bulunmadığı, “atış, spor, eğitim, operasyon ve istihdam edildiği kadro görev yerlerinde ve davranışlarında askerlik mesleği değerlerini sergilemede, ikazlara rağmen istenen düzeye ulaşamaması, aşırı derecede borçlanması ve mazeretsiz olarak bir sözleşme yılı içerisinde yedi gün ve daha uzun süre ile göreve gelmemesi” hallerinin söz konusu olmadığı, bu nedenle dosyadaki mevcut delil durumuna göre davacının, “kendisinden istifade edilemeyecek” personel olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı, hakkında disiplin yönünden başlatılan soruşturma sonucu Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası ile tecziyesi yönünde alınan bir kararın da mevcut olmadığı, dolayısıyla davacının Sözleşmeli Erbaş ve Er Yönetmeliğinin 17. maddesi kapsamında sözleşmesinin feshini gerektirecek koşulların somut olayda gerçekleşmediği anlaşılmaktadır.


Bu durumda, dava dosyasında bulunan tüm bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, davacı hakkında “Kullanmak İçin Uyuşturucu Madde Bulundurmak” suçundan Nizip Cumhuriyet Başsavcılığınca E:2020/775 soruşturma sayılı dosyası üzerinden soruşturmanın devam ettiği, davacı hakkında disiplin soruşturması açılmasının tek başına kendisinden istifade edilemeyecek haller arasında sayılmadığı, salt bu olayın davacıdan istifade edememe sebebiyle sözleşmesinin feshi işlemi için yeterli olmadığı, bunun dışında davacıdan istifa edilemediğine ilişkin dosyada herhangi bir bilgi veya belgenin de bulunmadığı hususları göz önüne alındığında istifade edilememe hali somut olarak ortaya konulamadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Öte yandan; Anayasanın 125. maddesinde, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmış olup, yapılan yargılama neticesinde hukuka aykırılığı saptanan işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı maddi haklarının dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle;
1-Dava konusu işlemin iptaline,
2-Bu işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı maddi haklarının dava tarihi olan 05/06/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ve özlük haklarının iadesine,
3-Adli yardım istemi kabul edildiğinden karşılanmayan ve aşağıda dökümü yapılan 652,30-TL yargılama giderinin davalı idare tarafından Van İdare ve Vergi Mahkemeleri veznesine yatırılmaması durumunda davalı idareden tahsili için ilgili tahsil dairesi müdürlüğüne müzekkere yazılmasına,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen……. davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
5-Artan posta avansının talep edilmesi halinde derhal, talep edilmemesi halinde ise kararın kesinleşmesinden sonra re’sen davalı idareye iadesine,
5-Kararın taraflara tebliğine,
6-Tebliği izleyen günden itibaren 30 gün içinde Erzurum Bölge İdare Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere, 21/04/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.


UZMAN ERBAŞ SÖZLEŞME FESİH HALLERİ

3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu gereği uzman erbaşlar; iki yıldan az, beş yıldan fazla olmamak şartıyla sözleşme yaparak göreve başlar ve sağlık niteliklerini taşıyanların, müteakip sözleşmeleri, bir yıldan az, beş yıldan fazla olmamak şartıyla azami 52 yaşına girdikleri yıla kadar uzatılabilir.

Uzman erbaşlar ile ilgili sözleşme fesih işlemleri 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu ve bu Kanun uyarınca 20/9/2005 tarih ve 25942 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan yayımlanarak yürürlüğe giren Uzman Erbaş Yönetmeliğine göre yürütülmektedir.

Kanunda uzman erbaşların kendi isteği ile sözleşmenin sona erdirilmesi ve idare tarafından sözleşmenin fesih halleri yer almaktadır.

Uzman Erbaşların Kendi İsteği İle Sözleşmenin Sona Erdirilmesi

Uzman erbaş arkadaşlar tarafından tarafımıza sıkça sorulan sorulardan birisi uzman erbaşların istifa hakkı olup olmadığı ile ilgilidir. İlgili mevzuatta uzman erbaşların kendi isteği ile sözleşmelerini feshedebilmeleri sadece birkaç durumda mümkündür. Aşağıda sayılan durumlar haricinde sözleşmesi devam eden uzman erbaşların istifa hakları bulunmamaktadır.

İlgili mevzuatta uzman erbaşların kendi istekleriyle sözleşmeyi sona erdirebildikleri durumlar şunlardır;

  • 1) Sözleşmenin imzalanmasından sonra ilk beş aylık intibak dönemi içerisinde ayrılma
  • 2) Sözleşme süresinin tamamlanması
  • 3) İstihdam edildiği kadronun kaldırılması
  • 4) Astsubaylığa geçiş sınavında başarısızlık hali

İdare Tarafından Sözleşmenin Fesih Halleri

  • 1) Sözleşmenin imzalanmasından sonra ilk beş aylık intibak dönemi içerisinde göreve intibak edemeyenlerın,
  • 2) Görevde başarısız olanların,
  • 3) Atandıkları kadro görev yerleri ile ilgili olarak üç ay ve daha uzun süreli bir kurs veya eğitime gönderilenlerden kurs veya eğitimde başarısız olanların,
  • 4) Atış, spor, eğitim, operasyon ve istihdam edildikleri kadro görev yerlerinde ve davranışlarında askerlik mesleği değerlerini sergilemede, ikazlara rağmen istenen düzeye ulaşamayan ve aşırı derecede borçlananlardan bu durumu rapor, tutanak ve her türlü belge ile kanıtlanması sonucunda kendilerinden istifade edilemeyeceği anlaşılan uzman erbaşların,
  • 5) Mazeretsiz olarak bir sözleşme yılı içerisinde yedi gün ve daha uzun süre ile göreve gelmeyenlerin,
  • 6) Güvenlik soruşturması olumsuz sonuçlananların,
  • 7) Almış oldukları sicile göre kademe ilerlemesi yapamayanların,
  • 8) Disiplin mahkemeleri veya en az iki disiplin amirinden disiplin cezası aldığı tarihten geriye doğru son bir yıl içerisinde toplam otuz günden daha fazla hürriyeti bağlayıcı disiplin cezası alanların,
  • 9) Yabancı uyruklu kişilerle evlenenlerden; bu evlilikleri, ilgili yönetmelikte belirtilen esaslar dahilinde Genelkurmay Başkanlığı tarafından uygun görülmeyenlerin,
  • 10) Çeşitli nedenlerle Türk vatandaşlığını kaybedenlerin veya Türk vatandaşlığından çıkartılanların,
  • 11) Taksirli suçlar hariç olmak üzere diğer suçlardan adlî veya askerî mahkemeler tarafından otuz günden daha fazla süreli hürriyeti bağlayıcı bir ceza ile mahkûm olanların,
  • 12) Taksirli suçlar nedeniyle altı ay veya daha fazla süre ile hürriyeti bağlayıcı bir cezaya mahkûm olanların,
  • 13) Verilen ceza, tecil edilse veya para cezasına çevrilse dahi; Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlar ile basit ve nitelikli zimmet, irtikâp, iftira, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, yalan yere tanıklık, yalan yere yemin, cürüm tasniî, ırza geçmek, sarkıntılık, kız, kadın veya erkek kaçırmak, fuhşiyata tahrik, gayri tabiî mukarenet, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçlar ile istimal ve istihlâk kaçakçılığı hariç kaçakçılık, resmî ihale ve alım ve satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma, firar, amir veya üste fiilen taarruz, emre itaatsizlikte ısrar, üste hakaret, mukavemet, fesat, isyan suçlarından dolayı mahkûm olanların,
  • 14) Verilen ceza, tecil edilse veya para cezasına çevrilse dahi; Askerî Ceza Kanununun 148 inci maddesinde yazılı suçlardan mahkûm olanların,
  • 15) Bir yıl İçinde üç aydan fazla İstirahat veya hava değişimi alanların,
  • 16) Sağlık yeteneklerini taşımayanların,

6 Aydan Uzun Süreli Taksirli Suçtan Dolayı Ceza Alan Kişi Bekçi Olabilir Mi ?

6 Aydan Uzun Süreli Taksirli Suçtan Dolayı Ceza Alan Kişi Bekçi Olabilir Mi ?

Kasıtlı ya da Taksirli Suç Ayrımı Yapılmaksızın 6 Aydan Fazla Hapis Cezası Alınmasının Bekçiliğe Engel Oluşturduğunu Öngören Kuralın İptali

Anayasa Mahkemesi 15/10/2020 tarihinde E.2020/14 numaralı dosyada, 772 sayılı Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu’nun 6. maddesinin (E) bendinde yer alan “…6 aydan fazla hapis…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir.

İtiraz Konusu Kural

İtiraz konusu kural, çarşı ve mahalle bekçisi olabilmek için 6 aydan fazla hapis cezasından hükümlü olunmaması gerektiğini öngörmektedir. Kural, hapis cezası verilmesini gerektiren suçun niteliği bakımından bir ayrım yapmamaktadır.

Başvuru Gerekçesi

Başvuru kararında özetle, taksirli suçlar nedeniyle alınan mahkûmiyetlerin devlet memuru olmaya engel teşkil etmediği, buna karşın taksirle işlediği suçtan ötürü 6 aydan fazla hapis cezası alanların çarşı ve mahalle bekçisi olamadığı, bu durumun ise ölçülülük ve hukuki güvenlik ilkeleriyle bağdaşmadığı belirtilerek kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

Mahkemenin Değerlendirmesi

İtiraz konusu kural, çarşı ve mahalle bekçisi olmaya engel bir hususu düzenlemesi nedeniyle kamu hizmetine girme hakkını sınırlamaktadır. Anayasa’nın 13. maddesi kapsamında kamu hizmetine girme hakkını sınırlamaya yönelik bir kanuni düzenlemenin yasal kuralların keyfiliğe izin vermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir düzenlemeler niteliğinde olması gerekir.

Bununla birlikte temel hak ve özgürlüklere sınırlama getiren kuralların Anayasa’nın 13. maddesine uygunluğu denetlenirken sınırlamanın kanuna dayanması yeterli olmayıp aynı zamanda anayasal bağlamda meşru bir nedene de dayanması gerekmektedir.

Anayasa’nın kamu hizmetine girme hakkını düzenleyen 70. maddesinde hizmete alınmada görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayrım gözetilemeyeceği öngörülmüştür. Buna göre kamu hizmetine girme hakkına getirilecek sınırlama görevin gerektirdiği niteliklerden başka bir şarta bağlanamaz. Aksi takdirde getirilen sınırlama anayasal bağlamda meşru bir nedene dayanmaz.

Kurala konu çarşı ve mahalle bekçiliğinin genel kolluğa yardımcı silahlı kamu görevlileri olduğu dikkate alındığında kasten işlenen suçlar yönünden bir koşul öngörülmesi çarşı ve mahalle bekçilerinin yapacağı kamu görevinin gereklerinden kabul edilebilir. Bununla birlikte suçun taksirle işlenmesinde kasıt unsurunun bulunmadığı ve failin suçun neticesini öngörmesinin veya istemesinin söz konusu olmadığı gözetilmelidir.

Bireylerin hayatın olağan akışı içinde bilmeden ve istemeden gerçekleştirdikleri eylemlerden dolayı belirli bir kamu hizmetine girmelerinin süresiz olarak engellenmesinin görevin niteliğinden kaynaklanan bir sınırlama olduğunu söylemek güçtür. Buna rağmen kuralda, kasten işlenen suçlar ile taksirle işlenen suçlar arasında hizmete giriş yönünden hiçbir ayrım veya farklılık yapılmadan 6 aydan fazla hapis cezası gerektiren herhangi bir fiili işleyenlerin söz konusu kamu görevine alınmayacağı hüküm altına alınmıştır. Kural, hapis cezası verilmesini gerektiren suçun niteliği bakımından bir ayrım yapmamaktadır.

Kaldı ki devlet memurluğuna alınmaya ilişkin genel şartlar arasında yalnızca suçun kasten işlenmesi hâlinde mahkûmiyetin engel teşkil edeceğinin düzenlendiği görülmektedir. Bu itibarla çarşı ve mahalle bekçilerinin yardımcı olduğu genel kolluk veya diğer kamu düzeni ile ilgili kamu görevlilerinin kamu hizmetlerine girişi bakımından da taksirle işlenen suçlar engel teşkil etmemektedir.

Bu durumda itiraz konusu kuralla taksirle işlenen suçlardan mahkûmiyet hâlinde dahi çarşı ve mahalle bekçiliğine girilmesinin engellenmesinin anayasal bağlamda meşru bir amacının bulunduğu söylenemez.

Anayasa Mahkemesi açıklanan gerekçelerle kuralın Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir.

Daha fazla bilgi için doğrudan 05325740383 numaralı telefondan veya diğer iletişim yollarından irtibata geçebilirsiniz.

TIPTA UZMANLIK EĞİTİMİ GÖRENLERE ACİL SERVİS NÖBETİ TUTTURULAMAMASI

Danıştay

5. Daire

Esas : 2014/6295

Karar : 2015/1618

Karar Tarihi : 25.2.2015

* TIPTA UZMANLIK EĞİTİMİ GÖRENLERE ACİL SERVİS NÖBETİ TUTTURULAMAMASI ( Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliğine Göre Bu Kişilerin Üç Tür Nöbetle Yükümlendirilebilecekleri – Genel Uzmanlık Eğitimi Görenler Nöbeti/Servis Nöbeti/Branş Nöbeti )

* UZMANLIK EĞİTİMİ GÖRENLERİN 3 TÜR NÖBET TUTABİLMESİ ( Genel Uzmanlık Eğitimi Görenler Nöbeti/Servis Nöbeti/Branş Nöbeti Tutturulabilecekleri – Acil Servis Nöbeti ile Yükümlendirilemeyecekleri )

* PATOLOJİ/ANESTEZİ/PSİKİYATRİ DALLARINDA TIPTA UZMANLIK EĞİTİMİ GÖRENLERE ACİL SERVİS NÖBETİ TUTTURULMA UYGULAMASINA SON VERİLMESİ TALEBİ ( Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliğine Göre Genel Uzmanlık Eğitimi Görenlerin Acil Servis Nöbeti ile Yükümlendirilemeyecekleri – Genel Uzmanlık Eğitimi Görenler Nöbeti/Servis Nöbeti/Branş Nöbeti Tutabilecekleri )

Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği/m. 42, 46

ÖZET : Dava, davacı oda tarafından davalı hastaneye yapılan; patoloji, anestezi ve psikiyatri dallarında tıpta uzmanlık eğitimi görenlere acil servis nöbeti tutturulması uygulamasına son verilmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali talebine ilişkindir.

Yataklı tedavi kurumlarındaki tabip nöbetlerini düzenleyen Yönetmelik hükümlerine göre, uzmanlık eğitimi görenlerin genel uzmanlık eğitim görenler nöbeti, servis nöbeti ve branş nöbeti olmak üzere üç tür nöbet ile yükümlendirilebilecekleri, bunlar dışında bir nöbete dahil edilemezler. Davanın kabulü gerekir.

İstemin Özeti : Ankara 16. İdare Mahkemesince verilen 13.6.2014 günlü, E:2013/1529, K:2014/800 sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.

Cevapların Özeti : Davalılar tarafında cevap verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakimi Düşüncesi: İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Beşinci Dairesince işin gereği düşünüldü:

KARAR : Davacı Oda, Ankara ili Dr. Abdurrahman Yurtaslan Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesinde patoloji, anestezi ve psikiyatri dallarında tıpta uzmanlık eğitimi görenlere acil servis nöbeti tutturulması uygulamasına son verilmesi istemiyle yapılan 15.7.2013 günlü başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle dava açmıştır. Temyizi istenen kararla; tıpta uzmanlık öğrencilerinin pratisyen hekim olarak acil servis nöbetine dahil edilebilmelerine mani bir düzenlemenin bulunmadığı, dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine hükmedilmiştir.

Davacı, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığını ileri sürmekte ve Mahkeme kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

13.1.1983 günlü, 17927 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliğinin 41 ile 46 maddeleri arasında, yataklı tedavi kurumlarındaki tabip nöbetleri düzenlenmiştir. Yönetmeliğin 42. maddesinin birinci fıkrasında, nöbet hizmetlerinin evde nöbet, normal nöbet, acil nöbeti ve branş nöbeti olarak dört şekilde yürütüleceği belirtilmiş; (D) bendinde, branş nöbeti; birden fazla genel cerrahi, iç hastalıkları klinikleri ve kadın hastalıkları ve doğum kliniği bulunan yataklı tedavi kurumlarında uzman ve klinik adedi gözönüne alınarak acil hizmet için kliniklere bütün personeliyle birlikte tutturulan nöbet olarak tanımlandıktan sonra, gerek görülürse ve uzman adedi yeterli bulunduğu takdirde acil vak’ası bulunan dallardan birer uzmanın, yoksa kıdemli uzmanlık eğitimi görenlerin de bu ekibe eklenebileceği veya davet edilebileceği öngörülmüştür.

Aynı Yönetmeliğin “Uzmanlık Eğitimi görenlerin nöbetleri” başlıklı 46. maddesinin birinci fıkrasında, kurumda üçten fazla uzmanlık eğitimi gören bulunduğu hallerde genel uzmanlık eğitimi görenler nöbeti tutulacağı, genel uzmanlık eğitimi görenler nöbeti tutanların genel hastane nöbeti tutan uzman nezaretinde çalışacakları, kurumdaki uzmanlık eğitimi görenlerin hepsi yalnız bir dalda bulunduğu takdirde servis nöbeti tutmayacakları, ancak, genel uzmanlık eğitimi görenler nöbetine girecekleri, üçüncü fıkrasında ise, bir serviste ikiden fazla uzmanlık eğitimi gören bulunduğu takdirde, bunların sıra ile servis nöbeti tutacakları, bu nöbet düzenlenirken genel uzmanlık eğitimi görenler nöbetinin de göz önünde bulundurulacağı hükme bağlanmıştır. Yataklı tedavi kurumlarındaki tabip nöbetlerini düzenleyen anılan Yönetmelik hükümlerinden, uzmanlık eğitimi görenlerin genel uzmanlık eğitim görenler nöbeti, servis nöbeti ve branş nöbeti olmak üzere üç tür nöbet ile yükümlendirilebilecekleri, bunlar dışında bir nöbete dahil edilemeyecekleri anlaşılmaktadır.

Davacı Oda, Dr. Abdurrahman Yurtaslan Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesinde patoloji, anestezi ve psikiyatri dallarında uzmanlık eğitimi görenlere acil servis nöbeti tutturulması uygulamasına son verilmesi istemiyle yaptığı başvurunun zımnen reddi üzerine dava açmıştır.

Bu durumda, uzmanlık eğitimi görenlerin, genel uzmanlık eğitimi görenler nöbeti, servis nöbeti ve branş nöbeti dışında bir başka nöbete dahil edilebilmelerine hukuken imkan bulunmadığından, Dr. Abdurrahman Yurtaslan Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesinde uzmanlık eğitimi görenlere acil servis nöbeti tutturulması uygulamasına son verilmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yolundaki Mahkeme kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulüyle Ankara 16. İdare Mahkemesince verilen 13.6.2014 günlü, E:2013/1529, K:2014/800 sayılı kararın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Kanunla değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, 25.02.2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Temyizi istenen karar ve dayandığı gerekçe hukuka ve usule uygun olduğu ve bozulmasını gerektirecek bir sebep de bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanması gerektiği görüşü ile karara katılmıyorum.

Daha fazla bilgi için doğrudan 05321670913 numaralı telefondan veya diğer iletişim yollarından irtibata geçebilirsiniz.

Disiplin Soruşturmasında Tek Tanıkla Ceza Verilmesi

Özet : Davacıya isnat edilen fiilin işlendiği yolunda olayın tarafları dışında başka tanık bulunmadığı görüldüğünden, fiilin hukuken kabul edilebilir, objektif, somut ve yeterli delillerle açık ve net bir şekilde ortaya konulamadığı sonucuna varıldığı hakkında.

Danıştay

5. Daire

Esas : 2016/16858

Karar : 2018/15491

Karar Tarihi : 12.9.2018

Temyiz isteminde bulunan

Karşı Taraf (Davalı) : Kayseri Valiliği

İstemin Özeti : Kayseri 1. İdare Mahkemesinin 4.12.2012 tarih ve E:2012/618, K:2012/1274 sayılı kararının, dilekçede yazılı nedenlerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakiminin Düşüncesi : İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Beşinci Dairesince gereği görüşüldü:

Dava, Kayseri İli, Develi İlçe Emniyet Müdürlüğü emrinde polis memuru olarak görev yapan davacının, görev sırasında amir veya üstlerine saygısız davrandığından bahisle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün 6/A-12. maddesi uyarınca “dört ay kısa süreli durdurma” cezası ile cezalandırılması gerekmekte ise de anılan Tüzüğün 15. maddesi uygulanarak bir alt ceza olan “üç günlük aylık kesimi” cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Kayseri Valiliği İl Polis Disiplin Kurulunun 12.4.2012 tarih ve 2012/74 sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.

Kayseri 1. İdare Mahkemesinin 4.12.2012 tarih ve E:2012/618, K:2012/1274 sayılı kararıyla; davacının, amiri konumunda bulunan İlçe Emniyet Müdürünün odasına girerken kapıyı çalması, içeriye girdikten sonra selam vererek müsaade istedikten sonra konuyu saygılı bir üslupla izah etmesi gerekirken, belirtilen davranış kurallarına aykırı bir biçimde kapıyı çalmadan, selam vermeksizin ve izin almadan amirinin yanında bulunan şahsa karşı bir kısım ifadeler kullandığı anlaşıldığından Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün 6/A-12. ve 15. maddeleri uyarınca “üç günlük aylık kesimi” cezası ile cezalandırılmasında hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.

Davacı, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmekte ve İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

Dava dosyasının incelenmesinden; Kayseri İli, Develi İlçe Emniyet Müdürlüğü emrinde polis memuru olarak görev yapan davacının, İlçe Emniyet Müdürlüğü binası önüne usulsüz park edilen araçla ilgili olarak İlçe Emniyet Müdürünün odasına girerek amirine karşı saygısız davranışta bulunduğu iddiasına yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, İlçe Emniyet Müdürü Ö.A.’nın mesaiye giderken sigortacılık işi ile meşgul olan C.T. isimli şahıs ile karşılaştığı ve anılan şahsa ait araçla birlikte İlçe Emniyet Müdürlüğüne gelerek, İlçe Emniyet Müdürünün odasına geçtikleri, odada oturmakta iken Trafik Tescil ve Denetleme Büro Amirliği emrinde görevli bulunan davacının, İlçe Emniyet Müdürünün odasına kapıyı çalmadan girdiği ve selam vermeksizin C.T. isimli şahsa hitaben “Aşağıya park etmiş olduğun araban, polis merkezinin giriş çıkışını engelliyor, acilen arabanı çek” ifadelerini kullandığı ve başkaca bir şey söylemeden odadan çıktığı, davacının bu davranışıyla meslek disiplinine yakışmayacak şekilde ve saygısızca hareket ettiğinden bahisle Kayseri Valiliği İl Polis Disiplin Kurulunun 12.4.2012 tarih ve 2012/74 sayılı kararı ile Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün 6/A-12 ve 15 maddeleri uyarınca “üç günlük aylık kesimi” cezası ile cezalandırılması üzerine temyizen incelenen davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Olayda, İlçe Emniyet Müdürü ve odasından bulunan C.T. isimli sahsın iddialarına göre davacı, usulüne aykırı bir şekilde odaya girmiş, şahsa hitaben “Aşağıya park etmiş olduğun araban, polis merkezinin giriş çıkışını engelliyor, acilen arabanı çek” demiştir. Davacının savunmasına göre ise İlçe Emniyet Müdürünün odasına kapıyı çalıp, selamını vererek girmiş, usulüne uygun şekilde durumu arz ederek “Müdürüm arkadaşın bırakmış olduğu araç Müdüriyet girişini kapatmış” demiş ve İlçe Emniyet Müdürünün” tamam benim misafirim” demesi üzerine selamını vererek makamdan ayrılmıştır.

Olayın taraflarınca verilen ifadelerin birbiriyle örtüşmediği, beyanlar arasında çelişki olduğu, disiplin soruşturmasının diyalogun diğer tarafı olan İlçe Emniyet Müdürü tarafından düzenlenen tek yanlı tutanağa istinaden başlatıldığı ayrıca söz konusu tutanakta da belirtildiği üzere C.T. isimli şahıs ile davacı arasında geçmişte yapılan trafik kontrolü sırasında çıkan gerginlik nedeniyle bir husumet bulunduğu ve amire saygısızlık fiilinin işlendiği yolunda taraflar dışında başka tanık da bulunmadığı görülmüştür. Bu durumda, davacının görev sırasında amir veya üstlerine saygısız davranmak fiilini işlediğinin hukuken kabul edilebilir, objektif, somut ve yeterli delillerle açık ve net bir şekilde ortaya konulamadığı anlaşıldığından, davacı hakkında Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün 6/A-12. ve 15. maddeleri uyarınca tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davayı reddeden idare mahkemesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, Kayseri 1. İdare Mahkemesinin 4.12.2012 tarih ve E:2012/618, K:2012/1274 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun geçici 8. maddesi gereğince uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca bozulmasına, yukarıda belirtilen hususlar gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 12.9.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Daha fazla bilgi için doğrudan 05321670913 numaralı telefondan veya diğer iletişim yollarından irtibata geçebilirsiniz.

Haksız Eylem Sonucu Yaralanan Dava Dışı Kamu Görevlisine 2330 Sayılı Nakdi Tazminat Ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun Gereğince Ödenen Tazminat

Haksız Eylem Sonucu Yaralanan Dava Dışı Kamu Görevlisine 2330 Sayılı Nakdi Tazminat Ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun Gereğince Ödenen Tazminat

Özet : Davalının sorumluluğunun olay günündeki verilere ve bu bağlamda olay günündeki katsayılara göre yaptırılacak hesaplama doğrultusunda belirlenmesi gerekirken, mahkemece karar tarihindeki veriler esas alınarak hesaplanan miktarın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir.

Yargıtay

4. Hukuk Dairesi

Esas : 2020/2323

Karar : 2020/3188

Karar Tarihi :

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı … Bakanlığına izafeten … Muhakemat  Müdürlüğü vekili Avukat … tarafından, davalılar … ve … aleyhine 14/12/2012 gününde verilen dilekçe ile rücuen tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 22/12/2015 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.

2-Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince;

Dava, haksız eylem sonucu yaralanan dava dışı kamu görevlisine 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun gereğince ödenen tazminatın, haksız eylem sorumlusu olan davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, istemin kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı … tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı kurum vekili; 09/06/2007 tarihinde meydana gelen olayda davalıların dava dışı polis memurunu yaraladığını, bu nedenle 2330 sayılı Kanun kapsamında yaralanan polis memuruna nakdi tazminat ödendiğini belirterek ödenen miktarın ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan rücuen tahsili isteminde bulunmuştur.

Davalılara dava tebliğ edilmiş olup, cevap dilekçesi sunulmamıştır.

Mahkemece, yapılan ceza yargılamasında davalıların davaya konu polis memuruna karşı işlediği fiil nedeniyle hüküm giydiği ve davacı kurum tarafından anılan Kanun kapsamında yaralanan polis memuruna ödeme yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Dava 2330 sayılı Yasa kapsamında rücuen tazminat istemine ilişkindir. Dava konusu tazminat miktarının belirlendiği … Emniyet Genel Müdürlüğü Nakdi Tazminat Komisyonunun 06/06/2012 günlü ve 2012/0119 nolu kararından, zararın nakdi tazminat karar tarihindeki en yüksek devlet memuru brüt aylığının (ek gösterge dahil) yüz katı üzerinden, dava dışı polis memurunun iş ve gücünden kaldığı gün sayısına göre hesaplandığı ve buna göre ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. Oysa zarar, haksız eylemin meydana geldiği 09/06/2007 tarihinde gerçekleşmiştir.

Haksız eylem sonucu oluşan zarar olay gününde gerçekleşmiş olduğundan, davalının sorumlu tutulacağı tazminat miktarı da olay günündeki verilere göre belirlenmelidir. 2330 sayılı Kanun’un 3. maddesinde yaralanan görevliye ödenecek tazminatın karar günündeki en yüksek Devlet memuru aylığı esas alınarak hesaplanacağı belirtilmekte ise de, buna göre

hesaplanıp ödenen nakdi tazminatın tamamı davalıdan rücu edilemez. Davacı idarenin, davalıdan kaynaklanmayan nedenlerle daha geç nakdi tazminat ödemesi, bu yüzden artan tazminat miktarından davalının sorumlu olmasını gerektirmez.

Şu durumda mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, davalının sorumluluğunun olay günündeki verilere ve bu bağlamda olay günündeki katsayılara göre yaptırılacak hesaplama doğrultusunda belirlenmesi gerekirken, mahkemece karar tarihindeki veriler esas alınarak hesaplanan miktarın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir.

SONUÇ : Temyiz edilen kararın, yukarıda (2) numaralı bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, davalının diğer temyiz itirazlarının (1) numaralı bentte gösterilen nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 05/10/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Daha fazla bilgi için doğrudan 05321670913 numaralı telefondan veya diğer iletişim yollarından irtibata geçebilirsiniz.

Gaziantep Avukatlık Ofisimizde, Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, iş Davası Avukatı, İdari Dava Avukatı olarak faaliyetlerinin yanında Uzman Arabulucu olarak ihtiyari ve zorunlu arabuluculuk hizmeti de vermektedir. Ofisimiz Gaziantep dışında, Kahramanmaraş, Kilis ve Şanlıurfa'da da dava takibi yapmaktadır.

© Copyright 2004-2021 
Avukat Ali Tümbaş - Her hakkı saklıdır.
Call Now Buttonenvelopephone-handsetmap-marker
Whatsapp
Avukata Soru Sor
Merhaba,
Hukuki sorularınız için bizim ile iletişime geçebilirsiniz.
linkedin facebook pinterest youtube rss twitter instagram facebook-blank rss-blank linkedin-blank pinterest youtube twitter instagram