Gaziantep Avukat Ali Tümbaş Anlaşmalı ve Çekişmeli Boşanma Avukatı

Yabancı Plakalı Araçlarda Onarım, Aracın Kayıtlı Olduğu Ülkede Yapılmışsa Zarar Bu Ülkede Katlanılan Giderlere Göre Belirlenmelidir

Yabancı Plakalı Araçlarda Onarım, Aracın Kayıtlı Olduğu Ülkede Yapılmışsa Zarar Bu Ülkede Katlanılan Giderlere Göre Belirlenmelidir

Yargıtay

17. Hukuk Dairesi

Esas : 2014/24135

Karar : 2015/3870

Karar Tarihi : 05.03.2015

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı vekili, davalı tarafa ait aracın, müvekkiline ait ... plakalı araca çarparak hasarladığını, davalı sürücünün olayda tamamen kusurlu olduğunu, müvekkilinin ...'da hasar tespiti yaptırdığını, 2.828,94 Euro hasar bedeli, 563,19 TL. ekspertiz gideri belirlendiğini, davalı sigortacının davadan önce müvekkiline 2.295,00 TL. ödediğini, ödeme tarihindeki kur üzerinden 990,76 Euroya tekabül ettiğini belirterek bu meblağın mahsubu ile bakiye 1.838,18 Euro hasar bedelinin kaza tarihinden işleyecek Devlet Bankalarının Euro'ya uyguladığı en yüksek yasal faiziyle fiili ödeme günündeki TL. karşılığının ve 563,19 Euro eksper giderinin yargılama gideri ile birlikte TL. karşılığının davalılardan tahsilini talep etmiştir.

Davalı .... vekili, davanın zaman aşımına uğradığını, kusuru, hasar miktarını kabul etmediğini, Türkiye şartlarında eksperce belirlenen 22,95 TL. hasar bedelinin davacıya ödendiğini, temerrüde düşmediklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalı ..., adres sormak için durup, seyrine devam ederken, davacı aracının, yönetimindeki aracın kör noktasından geçmeye çalıştığını görmediğini, hasarın fahiş olduğunu, kusuru kabul etmediğini, davacı aracının sağdaki kaldırıma sıfır olarak geçmeye çalıştığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalı .... vekili, davanın zaman aşımına uğradığını, yabancı para ile zararın tazmininin istenemeyeceğini, yasal faizden sorumlu olduklarını, kusuru, hasarı kabul etmediğini, diğer davalı sigortacının zararı karşıladığını, belirterek davanın İMSS şirketine ihbarını ve reddini savunmuştur.

Dava ihbar edilen .... vekili, davada taraf olmadıklarından aleyhlerine hüküm kurulmamasını, ZMSS poliçe teminatının üzerinde kalan zarar olması halinde, azami poliçe limitine kadar gerçek zarardan sorumlu olduklarını, kusuru, hasarı kabul etmediğini, zararın TL. olarak talep edilmesi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece, davacı sigorta şirketince yapılan ödeme zararı fazlasıyla karşıladığından davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, özellikle oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminatın istemine ilişkindir. Yabancı plakalı araçlarda onarım, aracın kayıtlı olduğu ülkede yapılmışsa zarar bu ülkede katlanılan giderlere göre belirlenmelidir. Hasar gören yabancı plakalı aracın ülkemizde tamir ettirilmesi zorunluluğu yoktur. Hasarlı hali ile yurt dışına çıkıp orada tamir ettirilmesi durumunda o ülkedeki onarım giderlerinin esas alınması gerekir. Yabancı para cinsinden yapılan harcamalar, yabancı para alacağı olarak dava edilebilir ve ödeme günündeki kura göre işlem görür. Davacı alacağı, yabancı para cinsinden meydana gelmiş, olup fiili ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL. karşılığının tahsiline karar verilmesi gerekir. Yine davacı tarafça ...'da yazılan ekspertiz masrafının karar tarihindeki döviz kuru üzerinden TL. karşılığının yargılama giderine eklenerek davanın kabul-red oranına göre taraflar arasında paylaştırılması gerekir.

Somut olayda, davacı ..., ...'da çalışmakta ve yaşamakta olup, Türkiye'de iznini kullanırken meydana gelen kazada kendisine ait ... plakalı aracı hasarlanmıştır. Kaza tarihinden 18 gün sonra, aracın kayıtlı olduğu ülkede yaptırılan ekspertiz incelemesinde araçta 2.828,94 Euro hasar, tespit edilmiş, davacı tarafça 563,19 Euro eksper masrafı ödenmiştir. Rizikonun davalı sigorta şirketine ihbarı üzerine, aracın Türkiye şartlarında onarım bedelinin KDV hariç 2.295,88 TL. (KDV'li 2.709,14 TL.) olduğu belirlenmiş; davalı sigortacı dava açılmadan önce 21.02.2012 tarihinde davacı hesabına 2.295,88 TL.'sını yatırmıştır. Ödeme tarihindeki döviz kuruna göre 990,76 Euroya tekabül ettiği anlaşılmıştır. Davacı vekili, davalı sigortacı tarafından yapılan ödemeyi mahsup ederek bakiye 1.838,18 Euro hasar bedelinin kaza tarihinden itibaren Euro'ya uygulanan en yüksek yasal faiziyle fiili ödeme günündeki TL. karşılığının ve 563,19 Euro eksper giderinin yargılama gideriyle birlikte TL. karşılığının tahsilini talep etmiştir.

Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, ...'da yapılan onarımla ilgili ekspertiz raporu ile davalı ZMSS şirketince yaptırılan ekspertiz raporu kıyaslanarak, Alman eksper raporundaki parça ve işçilik bedelinin fazla olduğu, bazı parçaların tamiri mümkün iken değişiminin öngörüldüğü, ...'da işçilik ücretinin pahalı olduğunu, ancak aradaki farkın bununla açıklanmayacak kadar fahiş olduğu, ZMSS ekspertiz raporundaki hasar tutarının esas alınması gerektiği belirtilmiş; mahkemece davalı tarafa izafe edilen kusur oranına göre, davalı sigortacının zararı fazlasıyla karşıladığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. Davalı taraf, davacı aracında meydana gelen gerçek zarardan sorumludur. Davacı zararı yabancı para cinsinden gerçekleşmiştir. Bu durumda mahkemece, İTÜ veya KGM Fen heyetinden seçilecek araç hasarı konusunda uzman önceki bilirkişi dışında bir başka bilirkişi ya da bilirkişi kurulundan, bu kaza nedeniyle davacı aracında meydana gelen hasarın ve onarımın bedelinin 2.bendde açıklanan ilkelerin ışığı altında olay tarihindeki yabancı para cinsinden belirlenmesi, bu kaza sonucu oluşmayacak zarar olup olmadığının tespiti, davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin kusur indiriminden sonra zarardan mahsubu konusunda ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli, tüm dosya kapsamı ve önceki bilirkişi raporunun da irdelendiği bir rapor alınarak, tespit edilen yabancı ülkede yapılan tamire ilişkin döviz cinsinden tazminatın, kaza tarihinden (davalı sigortacı yönünden temerrüt tarihinden) itibaren MB'ca dövize uygulanan faiziyle birlikte fiili ödeme tarihindeki TL. karşılığının, davalılardan tahsiline karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru değildir.

SONUÇ : Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davacı lehine BOZULMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 05.03.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Daha fazla bilgi için doğrudan 05321670913 numaralı telefondan veya diğer iletişim yollarından irtibata geçebilirsiniz.

Araç Lastiği Ya Da Freninin Patlaması, Rotun Çıkması Gibi Durumların Teknik Arıza Olduğundan Yasanın Öngördüğü Anlamda Mücbir Sebep Olarak Nitelendirilemez

Araç Lastiği Ya Da Freninin Patlaması, Rotun Çıkması Gibi Durumların Teknik Arıza Olduğundan Yasanın Öngördüğü Anlamda Mücbir Sebep Olarak Nitelendirilemez

Yargıtay

17. Hukuk Dairesi

Esas : 2018/3065

Karar : 2020/3542

Karar Tarihi : 16/06/2020

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

Davacılar vekili; 08/03/2002 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucunda müvekkili ...'ın eşi, ...'ın babası Asım Yılmaz'ın vefat ettiğini, bu kazanın meydana gelmesinde sürücü davalı ... ı'nın 8/8 oranında kusurlu olduğunu, Bolu Asliye Ceza Mahkemesinin 2002/206 esas sayılı dosyası ile görülen davada sürücünün kurtarılması için 5/8 oranında teknik kusur verildiğini beyanla ... için 500,00 TL maddi, ... için 500,00 TL maddi olmak üzere şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın davalılar ..., ... ve ... Sigorta'dan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte; ... için 10.000,00 TL manevi, Nefise için 20.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 30.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'dan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş; Davacı vekili davasını 8.3.2012 tarihinde 60.000,00 TL'ye yükseltmiştir.

Davalılar; davanın reddini savunmuşlardır.

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporu ile Dairemizin 2017/217 Esas -

2018/43 sayılı bozma kararına göre; maddi tazminat talebi yönünden davanın reddine, manevi tazminat talebi yönünden davanın kısmen kabulü ile davacı ... için 10.000,00 TL, davalı ... için 5.000,00 TL olmak üzere toplam 15.000,00 TL manevi tazminatın 08/03/2002 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan alınarak davacılara verilmesine, fazla talebin reddine,

karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dava, trafik kazası sebebiyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

08.3.2012 tarihli Trafik Kazası Tespit Tutanağında davalı tarafa ait aracın Karayolları Trafik Kanunu'nun 65/a maddesini ihlal ederek taşıma sınırının üzerinde yolcu ile hızlı gittiği tespitleri yer almaktadır.

Mahkemece trafik kazasının meydana gelmesindeki kusur oranlarının belirlenmesi bakımından dava dosyasında herhangi bir rapor alınmamış; Bolu 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2002/206 Esas sayılı ceza dosyasında alınan rapor hükme esas alınmıştır. Ceza dosyasındaki 21.02.2003 tarihli bilirkişi raporunda davalı sürücünün 2/3 oranında kusurlu olduğu, aracın lastik patlaması sebebiyle 5/8 araç kusuru kabul edilerek belirtilen kusur oranları ile tazminata hükmedilmiştir. Anılan bu raporda, davalı sürücünün tek taraflı gerçekleştirdiği kazada, o araçta yolcu olan davacıların desteğinin kazanın oluşumunda kusurunun olamayacağı da izahtan uzaktır.

Olaya ilişkin kusur tespiti, ceza yargılamasında alınan kusur raporundaki tespitlerden hareketle, davalı sürücünün kazada 3/8 oranında kusurlu olduğu benimsenmiş olup mahkeme kabul ve gerekçesi yerinde değildir.

Davaya konu kazada kusur yüklenen tek kişinin davalı sürücü ve kazaya etken tek sebebin de onun idaresindeki araç lastiğinin patlaması olduğu, ceza davasında alınan raporla belirlenmiştir. Kazada başka kusurlu kişi ya da kazaya etki eden başka sebep olmadığı; davalı sürücünün çarptığı araçta yolcu olan desteğin kusursuz olduğu; Dairemiz'in yerleşik uygulamalarına göre, araç lastiği ya da freninin patlaması, rotun çıkması gibi durumların teknik arıza olduğu ve bu durumların yasanın öngördüğü anlamda mücbir sebep olarak nitelendirilemeyeceği hususları hep birlikte dikkate alındığında; lastik patlaması sebebiyle sürücüye verilen 3/8 kusur oranı ile hesaplama yapılarak yanılgılı değerlendirmeyle, yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.

2-Davalı sigorta şirketi tarafından 07.02.3003 tarihinde davacı vekili ...'a 24.01.2003 tarihinde 21.000,00 TL ödeme yapıldığı ibranamede masraf ve vekalet ücretleri düştükten sonra 19.250,00 TL tazminat bedelinin tam ve eksiksiz alındığı ve hiçbir alacağın kalmadığı belirtilmiş, ödeme dekontunda Avukat ...'ın adı yazılıdır. Ancak sigorta şirketi tarafından dosyaya gönderilen belgelerin arasında davacı tarafından Avukat ...'a yetki veren vekaletname bulunmamaktadır.

Mahkemece, sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme sebebiyle bakiye tazminat alacağı kalmadığı belirtilmişse de ödeme yapılan vekilin geçerli bir vekaletnamesinin olup olmadığının, bu hususun ceza yargılamasına konu edilmiş ise aşamasının ne olduğunun araştırılması, bu araştırma sonucu sigorta şirketinin ödemesinin yetkili kişiye yapıp yapmadığının değerlendirilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

3-Bozma neden ve şekline göre davacılar vekilinin manevi tazminat miktarına yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ : Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine 16/06/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Daha fazla bilgi için doğrudan 05321670913 numaralı telefondan veya diğer iletişim yollarından irtibata geçebilirsiniz.

Araç İşleten, Onarım İçin Bırakılan Aracın Sebep Olduğu Zararlardan Sorumlu Değildir

Araç isleten, Onarim icin Birakilan Aracin Sebep Oldugu Zararlardan Sorumlu Degildir

Araç İşleten, Onarım İçin Bırakılan Aracın Sebep Olduğu Zararlardan Sorumlu Değildir

Yargıtay

4. Hukuk Dairesi

Esas : 2002/2226

Karar : 2002/3142

Karar Tarihi : 18.3.2002

• ARAÇ İŞLETENİN SORUMLULUĞUNUN BULUNMAMASI ( Onarım İçin Tamirhaneye Bırakıldığı Süre İçinde Aracın Sebep Olduğu Zarardan Tamirhane Sahibinin Sorumlu Olması )

• TAMİRHANE SAHİBİNİN ARAÇ İŞLETEN GİBİ SORUMLULUĞU ( Onarım İçin Tamirhaneye Bırakıldığı Süre İçinde Aracın Sebep Olduğu Zarardan )

• ESER SÖZLEŞMESİ NİTELİĞİ ( Aracın Tamir İçin Tamirhaneye Bırakılması – Bu Süre İçinde Doğan Zarardan Araç İşletenin Değil Tamirhane Sahibinin Sorumlu Olması )

• TRAFİK KAZASI SONUCU ÖLÜM NEDENİYLE TAZMİNAT TALEBİ ( Aracın Tamirhaneye Bırakıldığı Süre İçinde Sebep Olduğu Zarardan Tamirhane Sahibinin Sorumluluğu )

2918/m.104

818/m.355

ÖZET : Karayolları Trafik Kanunu’ na göre araç işleten onarım için bırakılan aracın sebep olduğu zararlardan sorumlu değildir. Araç sahibi ile tamirhane sahibi arasındaki ilişki bir eser sözleşmesi olduğundan araç sahibinin tamir süresince ilişkisi tamamen kesilmiş ve işleten sıfatı geçici olarak kalkmıştır. Artık tamirhane sahibi işleten gibi sorumlu olur.

DAVA : Davacı Ziya Şahin Y. ve diğerleri vekili Avukat Şükrü Işık tarafından, davalı Yusuf İ. ve Ahmet H. aleyhine 8/10/1999 gününde verilen dilekçe ile ölümle sonuçlanan trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 2/5/2001 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı Ahmet H. vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

KARAR : Dava, ölümle sonuçlanan trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat isteğine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve karar davalı Ahmet H. tarafından temyiz edilmiştir.

Dava konusu olaya neden olan araç, trafikte davalı Ahmet H. adına kayıtlıdır. Ancak davalı aracını diğer davalı Yusuf İ.’in işlettiği tamir servisine bıraktığının ve olayın bu sırada meydana geldiğini bildirmiştir.

Karayolları Trafik Kanunu’nun 104. maddesi araç işleteninin onarım için bırakılan aracın sebep olduğu zararlardan sorumlu olmayacağı kuralını getirmiştir. Bu durumda araç sahibi ile tamirhane sahibi veya işçisi arasında bir bağımlılık yoktur. Araç sahibi ile tamirhane sahibi arasındaki ilişki bir eser sözleşmesidir. Bundan dolayı araç sahibi olan kişinin tamir süresince ilişkisi tamamen kesilmiş ve işleten sıfatı geçici olarak kalkmıştır. Artık tamirhane sahibi işleten gibi sorumlu olur.

Davalı Ahmet H.’ın aracını tamir için diğer davalının tamirhanesine bıraktığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Araç üzerinde hakimiyeti bulunmadığı bir sırada kaza olduğundan sorumlu tutulamaz. Mahkemece bu yön üzerinde durulmadan davalı Ahmet H.’ında tazminatla sorumlu tutulmuş olması bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Temyiz olunan kararın açıklanan nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 18/3/2002 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Daha fazla bilgi için doğrudan 05325740383 numaralı telefondan veya diğer iletişim yollarından irtibata geçebilirsiniz.

Tamir İçin Bırakılan Araçla Tamircinin Kaza yapması Halinde Araç Sahibi Sorumlu Olmaz

Tamir icin Birakilan Aracla Tamircinin Kaza yapmasi Halinde Arac Sahibi Sorumlu Olmaz

Tamir İçin Bırakılan Araçla Tamircinin Kaza yapması Halinde Araç Sahibi Sorumlu Olmaz

Yargıtay

17. Hukuk Dairesi

Esas : 2016/9133

Karar : 2017/3553

Karar Tarihi : 03.04.2017

DAVA : Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı vekili; müvekkilinin trafik sigortacısı olduğu davalıya ait aracın karıştığı çift taraflı trafik kazasında hasarlanan diğer araç için poliçe kapsamında ödeme yapıldığını, dava dışı araç sürücüsünün kusurlu ve kaza anında alkollü olduğunu, İstanbul Anadolu 22. İcra Müdürlüğü’nün 2013/9155 Esas sayılı dosyasında icra takibi yapıldığını ve itiraz üzerine durduğunu belirterek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 7.373,00 TL.’nin ödeme tarihi olan 09.08.2012 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikten davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili, zamanaşımı, taleple ilgili takip dosyası sebebiyle iptal davası açılması gerektiğinden derdestlik itirazı ile müvekkilinin kaza anında araç üzerinde hakimiyeti bulunmadığından sorumlu tutulamayacağını belirterek, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ile dosya kapsamına göre; davalının tamir için aracı bıraktığı tamirci tarafından kaza yapıldığı, bu durumda davalının araç üzerinde hakimiyetinin bulunmadığı bir sırada davaya konu kaza meydana geldiğinden, işleten sıfatının bulunmadığı ve kaza sonucu meydana gelen zarardan sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın husumet sebebiyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı … şirketi vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.

SONUÇ : Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 6,20 TL kalan onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına 03/04/2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Daha fazla bilgi için doğrudan 05325740383 numaralı telefondan veya diğer iletişim yollarından irtibata geçebilirsiniz.

Arac Kiralayanin Trafik Kazasindan Sorumlulugu

Araç Kiralayanın Trafik Kazasından Sorumluluğu

Yargıtay

17. Hukuk Dairesi

Esas : 2019/4255

Karar : 2020/3307

Karar Tarihi : 9.6.2020

* TRAFİK KAZASI NEDENİYLE MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT İSTEMİ ( Davalının Araç Kiralama İşi Yaptığını İşleten Olmadığını Kendisine Husumet Yöneltilemeyeceğini Aracı 36 Aylık Kira Sözleşmesi ile Kiraladığını İddia Ettiği/Kira Sözleşmesi ile Kaza Tarihini Kapsayan Kira Bedellerine Karşılık Kesilen Faturaları Dosyaya Sunduğu - Mahkeme Tarafından Bu Hususta Herhangi Bir İnceleme ve Değerlendirme Yapılmaksızın Karar Verildiği/Eksik İnceleme ile Hüküm Kurulmasının Hatalı Olduğu )

* BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ ( Mahkemece Taraflar Arasında Uzun Süreli ve 3. Kişileri Bağlayacak Güçte Bir Kira Sözleşmesinin Bulunup Bulunmadığı Aracın Fiilen Teslim Edilip Edilmediği Ekonomik Yararlanmanın Kime Ait Olduğu Kira Sözleşmesi ve Kira Bedelinin Maliye ve Vergi Dairelerine Bildirilip Bildirilmediği Hakkında Gerektiğinde İşleten ve Kiracının Ticari Defter ve Kayıtları Üzerinde Bilirkişi Marifetiyle İnceleme Yaptırılması Gerektiği )

* EKSİK İNCELEME VE HATALI GEREKÇE ( Kira Sözleşmesinin Fatura Ruhsat ve Cari Hesap Hareketleri Gibi Yan Delillerle Desteklenip Desteklenmediği Davalının İşletenlik Sıfatının Devam Edip Etmediği Hususları Tartışılarak Sonucuna Göre Karar Verilmesi Gerekirken Eksik İnceleme ve Hatalı Gerekçe ile Hüküm Kurulmasının İsabetsiz Olduğu )

6098/m.51,56

ÖZET : Dava, trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Davalı uzun süreli araç kiralama işi yaptığını, hukuken işleten olmadığını ve husumet yöneltilemeyeceğini, aracın 36 aylık kira sözleşmesi ile kiralandığını idia etmiş, kira sözleşmesi ile kaza tarihini de kapsayan kira bedellerine karşılık kesilen faturaları dosyaya sunmuş olduğu anlaşılmakla, mahkeme tarafından bu hususta herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın şekilde karar verilmiş olup, eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. Bu durumda mahkemece taraflar arasında uzun süreli ve 3.kişileri bağlayacak güçte bir kira sözleşmesinin bulunup bulunmadığı, aracın fiilen teslim edilip edilmediği, ekonomik yararlanmanın kime ait olduğu, kira sözleşmesi ve kira bedelinin Maliye ve vergi dairelerine bildirilip bildirilmediği, gerektiğinde işleten ve kiracının ticari defter ve kayıtları üzerinde konusunda uzman bir bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmak suretiyle, kira sözleşmesinin fatura, ruhsat ve cari hesap hareketleri gibi yan delillerle desteklenip desteklenmediği, davalının işletenlik sıfatının devam edip etmediği hususları tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve hatalı gerekçe ile hüküm kurulması isabetli görülmemiştir.

DAVA : Taraflar arasındaki, trafik kazası nedeniyle tazminat davası üzerine yapılan yargılama sonunda, kararda yazılı nedenlerle, davanın kabulüne ilişkin verilen hüküm, davalı ... Turizm Otomotiv San. ve Tic. A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı ...'nın kusuru ile meydana gelen kazada...'in %96 oranında malul kaldığını belirterek, 1.000 TL maddi, 75.000 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar davanın reddini savunmuşlardır.

Mahkemece toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, maddi tazminatın feragat nedeniyle reddi ile 25.000 TL manevi tazminatın davalı ... hariç diğer davalılardan tahsiline karar verilmiş; hüküm, ... Turizm Otomotiv San. ve Tic. A.Ş. Vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

2918 Sayılı KTK hükümlerine göre, trafik kaydı "işleteni" kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin üçüncü kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. Aynı yasanın 3. maddesinde, "İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." şeklinde tanımlanmıştır. Aynı kanunun 85. maddesinde ise, "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." hükmüne yer verilmiştir.

Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, araç malikleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılması için bir başka kimseye devir edilmesi halinde (kısa bir süre için kiralanmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili hakimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o araca kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekir. Bunun sonucu olarak da, araç maliki sorumlu tutulmamalıdır. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir.

Somut olayda, davalı ... Turz. Otomotiv San ve Tic. AŞ. vekili, müvekkilinin uzun süreli araç kiralama işi yaptığını, hukuken işleten olmadığını ve husumet yöneltilemeyeceğini, aracın 36 aylık kira sözleşmesi ile kiralandığını, kaza tarihi olan 11.10.2007 tarihinde ... Kimya San. ve Tic. A.Ş. tarafından işletilmekte olduğunu iddia etmiş, kira sözleşmesi ile kaza tarihini de kapsayan kira bedellerine karşılık kesilen faturaları dosyaya sunmuş olduğu anlaşılmakla, mahkeme tarafından bu hususta herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın yazılı olduğu şekilde karar verilmiştir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.

Bu durumda mahkemece taraflar arasında uzun süreli ve 3.kişileri bağlayacak güçte bir kira sözleşmesinin bulunup bulunmadığı, aracın fiilen teslim edilip edilmediği, ekonomik yararlanmanın kime ait olduğu, kira sözleşmesi ve kira bedelinin Maliye ve vergi dairelerine bildirilip bildirilmediği, gerektiğinde işleten ve kiracının ticari defter ve kayıtları üzerinde konusunda uzman bir bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmak suretiyle, kira sözleşmesinin fatura, ruhsat ve cari hesap hareketleri gibi yan delillerle desteklenip desteklenmediği, davalı ... Turz. Otomotiv San ve Tic. A.Ş.'nin işletenlik sıfatının devam edip etmediği hususları tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve hatalı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli görülmemiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ... Turizm Otomotiv San. ve Tic. A.Ş vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı ... Turizm Otomotiv San. ve Tic. A.Ş.'ye geri verilmesine, 09.06.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Daha fazla bilgi için doğrudan 05325740383 numaralı telefondan veya diğer iletişim yollarından irtibata geçebilirsiniz.

KARAYOLU YOLCU TAsIMACILIgI ZORUNLU KOLTUK FERDi KAZA SiGORTASI

KARAYOLU YOLCU TAŞIMACILIĞI ZORUNLU KOLTUK FERDİ KAZA SİGORTASI

Yargıtay

17. Hukuk Dairesi

Esas : 2013/20111

Karar : 2015/14790

Karar Tarihi : 22.12.2015

• TAŞIMA SIRASINDA MEYDANA GELEN TRAFİK KAZASI SONUCU DAVACILARIN YARALANMASI (Maddi ve Manevi Tazminat İstemi – Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortacısı Olan Davalının Sorumluluğunun Diğer Davalılardan Farklı ve Ayrı Olduğu Gözetilerek Tespit Edilen Sakatlık Oranı Ve Genel Şartlar'a Ekli Cetvellere Göre Ödenmesi Gereken Meblağın Konusunda Uzman Bir Bilirkişi Marifetiyle Tespit Ettirilerek Davalının Sorumluluğunun Tespiti Gerektiği)

• YOLCUNUN UĞRADIĞI BEDENİ ZARAR (Taşımayı Yapan Aracın Zorunlu Karayolu Taşımacılık Sigortası Kapsamında İse Bu Aracın Trafik veya İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortacısının Sorumluluğunun Doğmayacağı/Davalı Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortacısı Hakkında Açılan Davanın Reddine Karar Verileceği – Taşıma Sırasında Meydana Gelen Trafik Kazası Sonucu Davacıların Yaralanması)

• ZORUNLU MALİ SORUMLULUK SİGORTASI (Genel Şartlar Gereği Manevi Tazminat Talepleri Teminat Dışı Olduğundan Davalı Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortacısı Aleyhine Manevi Tazminata Hükmedilmesinin Mümkün Olmadığı – Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortacısına Ancak Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası Limitinin Üzerinde Bir Zararın Tespiti Halinde Limitin Üzerinde Kalan Kısım Yönünden Başvurulabileceği)

.KARAYOLU YOLCU TAŞIMACILIĞI ZORUNLU KOLTUK FERDİ KAZA SİGORTASI (Yolculuğun Başlangıcından Bitişine Kadar Otobüsün İçinde veya Dışında Otobüs Hareket Halinde İken veya Değilken Yolculuk Sırasında veya Bekleme Duraklama ve Mola Yerlerinde Karşılaşılabilecek Her Türlü Kazalara Karşı Sigortalılar Yararına Taşımacı Tarafından Yaptırılmasının Zorunlu Olduğu)

• TRAFİK KAZASININ OLUŞUMUNDA TAŞIMACI YA DA SÜRÜCÜNÜN KUSURUNUN BULUNMAMASI (Ölümlerde Sigorta Poliçesinde Yazılı Tutarın Tamamının Bir Zarar Hesabı Yapılmaksızın Ölen Kişinin Mirasçılarına Eksiksiz ve Kesintisiz Olarak Yaralanmalarda Beden Gücü Kayıp Oranına Göre Zarar Gören Kişilere Ödeneceği)

• TUTAR SİGORTASI (Ödenecek Tazminat Miktarı Yönünden Zorunlu Koltuk Sigortasının Bir Tutar Sigortası Olduğu/Zarar Sigortasında Sigortacının Ödeyeceği Tutarın Sigortalının Ya Da Üçüncü Kişinin Uğradığı Zararın Tutarı Olduğu/Tutar Sigortasında Sigortacının Sigorta Ettirilen Kişinin Zarara Uğraması Durumunda Somut Zarar Ne Olursa Olsun Sigorta Poliçesinde Yazılı Olan Sigorta Bedelini Eksiksiz ve Tam Ödemek Zorunda Olduğu)

ÖZET : Dava, taşıma sırasında meydana gelen trafik kazası sonucu davacıların yaralanması sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 1- Davacı yolcu otobüsünde yolcu olarak taşınmakta iken davaya konu kaza meydana gelmiştir. Davalı zorunlu mali mesuliyet sigortacısına ancak taşımacılık mali sorumluluk sigortası limitinin üzerinde bir zararın tespiti halinde limitin üzerinde kalan kısım yönünden başvurulabileceği, başka bir anlatımla, yolcunun uğradığı bedeni zararlar, taşımayı yapan aracın zorunlu karayolu taşımacılık sigortası kapsamında ise, bu aracın trafik veya ihtiyari mali mesuliyet sigortacısının sorumluluğunun doğmayacağı anlaşılmakla, davalı sigorta şirketi hakkında açılan davanın reddine karar vermek gerekirken kabulü yönünde hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Ayrıca kabule göre de; Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları gereği manevi tazminat talepleri teminat dışı olduğundan, davalı sigorta şirketi aleyhine manevi tazminata hükmedilmesi de mümkün değildir. 2- Davalı sigorta şirketi kazaya neden olan aracın zorunlu koltuk ferdi kaza sigortacısıdır. Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası, yolculuğun başlangıcından bitişine kadar, otobüsün içinde veya dışında, otobüs hareket halinde iken veya değilken, yolculuk sırasında veya bekleme, duraklama ve mola yerlerinde karşılaşılabilecek her türlü kazalara karşı, sigortalılar yararına taşımacı tarafından yaptırılması zorunlu bir kaza sigortası olup, kazanın oluşunda taşımacının yada sürücü ve yardımcılarının bir kusurları bulunmasa bile, ölümlerde sigorta poliçesinde yazılı tutarın tamamı, bir zarar hesabı yapılmaksızın, ölen kişinin mirasçılarına eksiksiz ve kesintisiz olarak; yaralanmalarda beden gücü kayıp oranına göre zarar gören kişilere ödenir. Ödenecek tazminat miktarı yönünden Zorunlu Koltuk Sigortası bir tutar sigortasıdır. Zarar sigortasında sigortacının ödeyeceği tutar, sigorta poliçesinde yazılı tutar olmayıp, sigortalının ya da üçüncü kişinin uğradığı zararın tutarıdır. Tutar sigortasında ise, sigortacı, sigorta ettirilen kişinin zarara uğraması durumunda, somut zarar ne olursa olsun, sigorta poliçesinde yazılı olan sigorta bedelini"eksiksiz ve tam ödemek zorundadır. Bir tutar sigortası olan zorunlu koltuk ferdi kaza sigortacısı olan davalının sorumluluğunun, diğer davalılardan farklı ve ayrı olduğu gözetilerek, tespit edilen sakatlık oranı ve Genel Şartlar'a ekli cetvellere göre ödenmesi gereken meblağın, konusunda uzman bir bilirkişi marifetiyle tespit ettirilerek davalının sorumluluğunun tespiti gerekirken, yazılı olduğu şekilde diğer davalılarla birlikte sorumluluğuna hükmedilmiş olması doğru değildir.

DAVA : Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı M. Genel Sigorta A.Ş vekili, davalı G. Sigorta A.Ş. vekili ve davalı H. Sigorta A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR : Davacılar vekili, müvekkillerinin sürücüsünün davalı I. M., malikinin davalı S. G., teşebbüs sahibinin davalı N… Turizm ve Sey. İşit. Tic.Ltd.Şti. olduğu 50 EH … plakalı otobüste yolcu olarak seyir halinde iken, otobüsün durduğu, bu kez arkadan gelmekte olan davalı sürücü İ. T.'ın kullandığı, davalı G… Nak. Haf. İnş. Mad. Ve orm. Ür. San. Tic. Ltd. Şti. Adına kayıtlı 54 TN … çekici ve 54 EN … plakalı çekici ve yarı römork ile arkadan otobüse çarptığı, davacı Z. K. ve K. K.'in yaralandığı, araçların zorunlu sigortaları olan davalı sigorta şirketlerinin zarardan müteselsilen sorumlu oldukları, davacı M. K.'in de yaralanan eşi ve kızından dolayı 4 ay çalışamadığını, bu sebeple şimdilik 100 TL iş ve güçten yoksun kalma tazminatına karar verilmesini, yine davacı Z. K.'in iş ve güç kaybı tazminatı olarak şimdilik 1.000 TL tazminat ile 200 TL tedavi gideri, davacı K. K. için şimdilik 1.000 TL iş ve güçten kalma tazminatın ve 200 TL tedavi gideri, ayrıca müvekkili M. K. için 2.000 TL, Z. K. için 3.000 TL, K. K. için 10.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini, sigorta şirketlerinden dava tarihi itibariyle işleyecek ticari faizi ile beraber poliçedeki teminat sınırları dahilinde müştereken ve müteselsilen diğer davalılar yönünden kaza tarihinden itibaren ticari faiz ile beraber müştereken ve müteselsilen maddi tazminat yönünden karar verilmesine, manevi tazminatın ise sigorta şirketleri haricindeki davalılardan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiş, davacı vekili 14/03/2013 tarihli ıslah dilekçesi ile K. K. ve Z. K.'in iş görmezlik tazminatını 31.879.00 TL'ye yükseltmiş, 09.07.2013 tarihli celsede Z. ve K. K.'in tedavi giderleri ile M. K.'in iş göremezlik taleplerinden vazgeçtiğini beyan etmiştir.

Davalı vekilleri özetle davanın reddini savunmuşlardır.

Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delillere göre davanın kısmen kabulü ile; davacı M. K. için istenen 100,00 TL iş göremezlik tazminatı talebinin, davacılar Z. ve K. K. için ayrı ayrı istenen 200 TL tedavi gideri talebinin vazgeçme sebebiyle reddine, davacı M. K. için 1.500 TL, Davacı Z. K. için 3.000 TL, Davacı K. K. için 5.000,00 TL manevi tazminatın, davacı Z. K. için 17.394,98 TL, davacı K. K. için 14.484,20.-TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, kabul edilen tazminatlar için 06/01/2008 kaza tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yasal faiz uygulanmasına, davalı sigorta şirketlerinin sigorta kapsamı ve sigorta limiti ile sınırlı olmak üzere ve ayrıca sigorta şirketleri yönünden faiz başlangıç tarihinin dava tarihinden itibaren geçerli olmak üzere faiz uygulanmasına karar verilmiş; hüküm, davalı M. Genel Sigorta A.Ş vekili, davalı G. Sigorta A.Ş. vekili ve davalı H. Sigorta A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere göre, davalı G. Sigorta A.Ş. vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2-)Dava, taşıma sırasında meydana gelen trafik kazası sonucu davacıların yaralanması sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Davalı M. Genel Sigorta A.Ş.'nin davacıların yolcusu olduğu otobüsün zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu hususu çekişmesizdir. Davalı sigorta şirketi, davacıların zararından öncelikle otobüsün zorunlu karayolu taşımacılığı mali sorumluluk sigortacısı olan davalı G. Sigorta A.Ş.'nin sorumlu olduğunu iddia etmiş, mahkemece hükmedilen tazminattan G. Sigorta A.Ş. ile birlikte davalı M. Genel Sigorta A.Ş. de sorumlu tutulmuştur.

Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası, 4925 Sayılı Karayolu Taşıma Kanunu'nun "Sorumluluk ve Sigorta" başlıklı bölümünde düzenlenmiş olup; Kanunun 17.maddesinde: "Şehirlerarası ve Uluslararası yolcu taşımacıları, duraklamalar dahil olmak üzere kalkış noktasından, varış noktasına kadar geçecek süre içinde meydana gelecek bir kaza sebebiyle yolcunun ölümü, yaralanması ya da eşyanın zarara uğramasından dolayı sorumludurlar" açıklaması yapıldıktan sonra, 18.maddesinde: "Taşımacılar, yolcuya gelebilecek bedeni zararlar için bu Kanunun 17. maddesinden doğan sorumluluklarını sigorta ettirmek zorundadırlar" denilmiştir.

Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın "Tazminat Ödemesinde Öncelikli Sigorta" başlığını taşıyan B.8. maddesinde ise; "Meydana gelen zarar öncelikle bu sigortadan karşılanır. Sigorta sözleşmesinin hiç yapılmamış olması, yapılmış fakat geçersiz hale gelmiş olması, süresinin bitmiş olması veya meydana gelen zararın bu sigorta teminatlarının üzerinde bulunması halinde teminatların üzerinde kalan kısım için; sırasıyla 13/10/1983 tarih ve 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre yapılması zorunlu olan mali sorumluluk sigortasına ve varsa ihtiyari mali sorumluluk sigortasına başvurulur." denilmektedir. Buna göre taşıma ilişkisinde, taşımacılık mali sorumluluk sigortası, mali sorumluluk sigortası ve ihtiyari mali sorumluluk sigortası arasında sıralı sorumluluk ilişkisi kabul edilmiştir.

Somut olayda, davacı yolcu otobüsünde yolcu olarak taşınmakta iken davaya konu kaza meydana gelmiştir. Kaza yapan aracın taşımacılık mali sorumluluk sigortacısının davalı G. Sigorta A.Ş. olduğu hususunda bir tereddüt yoktur. Davalı M. Genel Sigorta A.Ş. ise aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısıdır. Kaza tarihi itibariyle bedeni zararlarda taşımacılık mali sorumluluk sigortası kişi başına limiti 100.000 TL olup, mahkemece davacı Z. K. için 17.394,98 TL, davacı K. K. için 14.484,20.-TL maddi tazminata hükmedilmiştir.

Yukarıda izah edilen sıralı sorumluluk esasına göre, davalı zorunlu mali mesuliyet sigortacısına ancak taşımacılık mali sorumluluk sigortası limitinin üzerinde bir zararın tespiti halinde limitin üzerinde kalan kısım yönünden başvurulabileceği, başka bir anlatımla, yolcunun uğradığı bedeni zararlar, taşımayı yapan aracın zorunlu karayolu taşımacılık sigortası kapsamında ise, bu aracın trafik veya ihtiyari mali mesuliyet sigortacısının sorumluluğunun doğmayacağı anlaşılmakla, davalı M. Genel Sigorta A.Ş. hakkında açılan davanın reddine karar vermek gerekirken kabulü yönünde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.

Ayrıca, kabule göre de; Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A.3-e maddesi uyarınca manevi tazminat talepleri teminat dışı olduğundan, davalı M. Genel Sigorta A.Ş. aleyhine manevi tazminata hükmedilmesi de mümkün değildir.

3-)Davalı H. Sigorta A.Ş. kazaya neden olan aracın zorunlu koltuk ferdi kaza sigortacısıdır.

Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası, yolculuğun başlangıcından bitişine kadar, otobüsün içinde veya dışında, otobüs hareket halinde iken veya değilken, yolculuk sırasında veya bekleme, duraklama ve mola yerlerinde karşılaşılabilecek her türlü kazalara karşı, sigortalılar (yolcular, sürücüler ve yardımcılar) yararına taşımacı tarafından yaptırılması zorunlu bir kaza (can) sigortası olup, kazanın oluşunda taşımacının yada sürücü ve yardımcılarının bir kusurları bulunmasa bile, ölümlerde sigorta poliçesinde yazılı tutarın tamamı, bir zarar (destekten yoksunluk) hesabı yapılmaksızın, ölen kişinin mirasçılarına eksiksiz ve kesintisiz olarak; yaralanmalarda beden gücü kayıp oranına göre zarar gören kişilere ödenir.

Ödenecek tazminat miktarı yönünden "zarar sigortası -tutar (meblâğ) sigortası" ayrımında Zorunlu Koltuk Sigortası bir "tutar (meblâğ) sigortasızdır. Zarar sigortasında sigortacının ödeyeceği tutar, "sigorta değeri" ya da "sigorta poliçesinde yazılı tutar" olmayıp, sigortalının ya da üçüncü kişinin uğradığı "zararın tutarındır. Meblâğ sigortasında ise, sigortacı, sigorta ettirilen kişinin zarara uğraması durumunda, somut zarar ne olursa olsun, sigorta sözleşmesinde belirlenen tutarı (meblâğı), başka bir deyişle, sigorta poliçesinde yazılı olan "sigorta bedelini" eksiksiz ve tam ödemek zorundadır.

4925 Sayılı Karayolu Taşıma Kanunu ile buna bağlı Yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden sonra düzenlenen 25.03.2004 tarihli Genel Şartlar A.3.2 maddesi 1.fıkrasında: "Bu sigorta ile teminat altına alınan bir kaza, sigortalının kaza tarihinden itibaren iki yıl içinde sakatlığına yol açtığı takdirde, tıbbi tedavinin sona ermesi ve sakatlığın kesin olarak tespiti sonucunda, sakatlık tazminatı aşağıda belirtilen oranlar dahilinde kendisine ödenir." denildikten sonra, (36) satırdan oluşan bir tabloya yer verilmiştir.

Açıklanan bu hususlar çerçevesinde, bir meblağ sigortası olan zorunlu koltuk ferdi kaza sigortacısı olan davalı H. Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğunun, diğer davalılardan farklı ve ayrı olduğu gözetilerek, tespit edilen sakatlık oranı ve Genel Şartlar'a ekli cetvellere göre ödenmesi gereken meblağın, konusunda uzman bir bilirkişi marifetiyle tespit ettirilerek davalının sorumluluğunun tespiti gerekirken, yazılı olduğu şekilde diğer davalılarla birlikte sorumluluğuna hükmedilmiş olması doğru değildir.

SONUÇ : Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı G. Sigorta A.Ş. vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı M. Genel Sigorta A.Ş. vekilinin, (3) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı H. Sigorta A.Ş.'nin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istenmesi halinde temyiz eden davalı M. Genel Sigorta AŞ ve H. Sigorta AŞ'ye iadesine, aşağıda dökümü yazılı 2.802,31 TL kalan onama harcının temyiz eden davalı G. Sigorta AŞ'den alınmasına, 22.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Trafik Kazalarında Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası Nedir, Nasıl Başvurulur Ve Teminat Kapsamı Nelerdir ?

Trafik Kazalarında Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası Nedir, Nasıl Başvurulur Ve Teminat Kapsamı Nelerdir ?

A. Sigortanın Kapsamı

A.1. Sigortanın Konusu

Bu sigorta, yurtiçi ve uluslararası yolcu taşımacılığı kapsamında seyahat eden yolcuları, sürücüleri ve yardımcılarını, taşımacılık hizmetinin başlangıcından bitimine kadar geçen seyahat süresi içinde, duraklamalar da dahil olmak üzere, maruz kalacakları her türlü kazaların neticelerine karşı aşağıdaki şartlar çerçevesinde teminat altına alır. Poliçede kayıtlı taşımacının, 10/07/2003 tarih ve 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanununa istinaden verilen taşımacı yetki belgesine sahip olması; yolcu taşımacılığının zorunlu haller hariç, bu kanun hükümleri çerçevesinde yapılması ve taşımanın yapıldığı aracın poliçede kayıtlı olması zorunludur.

A.2. Kazanın Tanımı

Bu genel şartlardaki kaza terimi, ani ve harici etkisi tespit edilen doğal afetler de dahil olmak üzere, sigortalının iradesi dışında meydana gelen ve sigortalının bedensel bir sakatlığa maruz kalmasına veya ölmesine sebebiyet veren ani ve harici olayı ifade eder. Birdenbire ve beklenmeyen bir şekilde ortaya çıkan gazların solunması, yanık ve ani bir hareket neticesinde adale ve sinirlerin incinmesi, burkulması ve kopması da kaza sayılır. Ancak;

a) Her türlü hastalıklı hal,

b) Sigortanın kapsamına giren bir kaza neticesinde meydana gelmediği takdirde, sıcaklık, donma, güneş çarpması ve tıkanıklık gibi tesirler,

c) Akıl ve ruh durumuna bakılmaksızın intihar veya intihara teşebbüs,

d) Belirgin sarhoşluk, uyuşturucu ve zararlı madde kullanımı,

e) Sigortanın kapsamına giren bir kazanın gerektirmediği cerrahi müdahale ve her türlü ışın tedavisi ile ilaç kullanımı neticesinde meydana gelen ve sigortalının bedensel bir sakatlığa maruz kalmasına veya ölmesine sebebiyet veren olaylar kaza sayılmaz.

A.3. Kapsama Giren Teminat Türleri

A.3.1. Ölüm Teminatı

Bu sigorta ile teminat altına alınan bir kaza, sigortalının kaza tarihinden itibaren iki yıl içinde ölümüne yol açtığı takdirde, teminatın tamamı, sigortalının yardımından mahrum kalan hak sahiplerine ödenir.

A.3.2. Sakatlık Teminatı

Bu sigorta ile teminat altına alınan bir kaza, sigortalının kaza tarihinden itibaren iki yıl içinde sakatlığına yol açtığı takdirde, tıbbi tedavinin sona ermesi ve sakatlığın kesin olarak tespiti sonucunda, sakatlık tazminatı aşağıda belirtilen oranlar dahilinde kendisine ödenir.

Bir organın tamamen veya kısmen kaybı, söz konusu organın veya organ kısmının kesin bir şekilde sakatlığını ve kullanılamamasını ifade eder.

Bir kazadan önce tamamen sakat durumda bulunan bir organın veya bir organ kısmının kaybı tazmin edilmez. Bir kazadan önce kısmen sakat durumda bulunan bir organın veya bir organ kısmının sakatlık oranı kaza sebebiyle arttığı takdirde, tazminat kazadan önceki oran ile sonraki oran arasındaki farka göre hesaplanır.

Aynı kazadan dolayı çeşitli organlarda veya organ kısımlarında meydana gelen sakatlık durumları için ayrı ayrı hesap edilecek tazminatın toplamı poliçede gösterilen meblağı geçemez.

Sigortalı solak olduğu takdirde, yukarıda sağ ve sol organlar için belirlenen oranlar ters olarak uygulanır.

A.3.3. Tedavi Giderleri Teminatı

Sigortacı, sigorta poliçesinin kapsamına giren bir kaza nedeniyle, kaza tarihinden itibaren iki yıl içinde ödenmiş doktor ücreti ile hastane ve diğer sağlık kurumlarında ayakta ve yatakta yapılan tedavilere ilişkin giderleri, nakil ücretlerini poliçede tedavi giderleri teminatı için belirlenen meblağa kadar öder.

Doğal veya yapay sabit dişlerde kaza neticesinde ortaya çıkan hasarların protez giderleri, tedavi giderleri teminatı için belirlenen meblağın azami % 30'una kadar tazmin olunur.

Tedavi giderlerinin başka sigorta sözleşmeleri ile teminat altına alınmış olması durumunda, söz konusu giderler öncelikle bu sigortadan karşılanır.

A.4. Kapsam Dışında Kalan Haller

Aşağıdaki nedenlerden birinin sonucunda doğrudan veya dolaylı olarak meydana gelen kazalar sigorta teminatı dışındadır:

a) Savaş, her türlü savaş olayları, istila, yabancı düşman hareketleri, çarpışma, (savaş ilan edilmiş olsun, olmasın) iç savaş, ihtilal, isyan, ayaklanma ve bunların gerektirdiği sıkı yönetim ve askeri hareketler,

b) Grevlere, lokavt edilmiş işçi hareketlerine, halk hareketlerine, kavgalara katılma,

c)3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununda belirtilen terör eylemleri ve bu eylemlerden doğan sabotaj ile bunları önlemek ve etkilerini azaltmak amacıyla yetkili organlar tarafından yapılan müdahaleler sonucunda meydana gelen zararlar, terör ve buna bağlı sabotaj eylemlerinde bulunanların talepleri, aracın terörist eylemlerde kullanıldığını veya kullanılacağını bilerek araca binen kişilerin zarara uğramaları nedeniyle ileri sürecekleri talepler,

d)Nükleer, biyolojik ve kimyasal rizikoların ve bunların gerektirdiği sıkı yönetim ve askeri tedbirler,

e)Cürüm ve cinayet işlemek veya bunlara teşebbüs,

f)Tehlikede bulunan kişiler ve malları kurtarma durumu hariç, sigortalının kendisini bile bile ağır tehlikeye maruz bırakacak hareketlerde bulunması,

g)Çalınma veya gaspedilme olayında taşıtın çalındığını veya gaspedildiğini bilerek taşıta binme.

Suda boğulmalar, sigortanın kapsamına giren bir kaza neticesinde meydana gelmediği takdirde, sigorta kapsamı dışındadır.

A.5. Kapsam Dahilindeki Hatların Belirlenmesi

Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası uygulamasında; yurtiçi ve uluslararası yolcu taşımacılığının tarifi ve kapsamı ile yurtiçi ve uluslararası yolcu taşıma hatları Ulaştırma Bakanlığınca belirlenir.

A.6. Sigortanın Başlangıcı ve Sonu

Sigorta, poliçede başlama ve sona erme tarihleri olarak yazılan günlerde, aksi kararlaştırılmadıkça, Türkiye saati ile öğleyin 12:00'da başlar ve öğleyin 12:00'da sona erer.

A.7. Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve Sigortacının Sigorta Ettirene Rücu Hakkı

Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller sigortalılara ve hak sahiplerine karşı ileri sürülemez. Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene rücu edebilir.

Sigorta ettirene başlıca şu nedenlerle rücu edilir:

Tazminatı gerektiren olay;

a) Sigorta ettirenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmişse,

b) 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanununda yasaklanan hallerden, sigorta ettirenin bu kanun ve ilgili yönetmelikteki yükümlülüklerini yerine getirmemesinden doğmuşsa,

c) Taşımacının yetki belgesinde kayıtlı olmayan taşıtlarla yapılan veya yetki belgesi olmadan yapılan taşımalar sonucu meydana gelmişse,

d) Taşıtın, mevzuatın gerektirdiği teknik şartlara uygun olmamasından, nitelikli şoför ve hizmetli personeli olmadan sefere çıkarılmasından; güzergah mesafesini dikkate alarak yeteri kadar sürücü bulundurulmamasından meydana gelmişse,

e) İkram edilen yiyecek ve içecekler ile diğer maddelerin sağlık şartlarına uygunluğunun sağlanmaması, yolcuların sağlığının olumsuz etkilenmemesi hususunda taşımacının yükümlülüklerini yerine getirmemesinden doğmuşsa,

f) Gerekli ilk tıbbi yardım malzeme ve ilaçların taşıtta bulundurulmaması veya bunlardan derhal istifade edilmesi imkanının sağlanmamış olmasından meydana gelmişse,

g) 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve ilgili diğer mevzuata göre, taşıtın, gerekli sürücü belgesine sahip kişiler tarafından sevk edilmemesi sonucunda olmuşsa,

h) Sürücülerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olmasından veya alkollü içki almış olarak aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından meydan gelmişse;

i) Yetkili makamlarca saptanan istiap haddinden fazla yolcu veya yük taşınmasından veya taşıtın işletilmesine ilişkin diğer yasaklanan hallerden doğmuşsa,

j) Sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusuru neticesinde aracın çalınması veya gaspedilmesi sonucunda meydana gelmişse,

ve sigorta ettirenin rizikonunun gerçekleşmesi halinde B.2. maddesinde belirtilen yükümlülükleri yerine getirmemesi nedeniyle, artan zarar miktarı ile sınırlı olmak kaydıyla, zarar miktarında bir artış olmuşsa sigorta ettirene rücu edilir.

B. Tazminat

B.1. Sigortalıların veya Hak Sahiplerinin Başvuru Hakkı ve Başvuru Süresi

Sigortalılar veya hak sahipleri poliçede öngörülen teminat sınırları içinde doğrudan doğruya sigortacıya karşı talepte bulunabilirler. Tazminata yol açan olay, sigortalı veya hak sahibi tarafından öğrenildiği tarihten itibaren otuz iş günü içinde, olay yurt dışında meydana gelmişse altmış iş günü içinde, sigorta ettiren tarafından ise en kısa sürede sigortacıya bildirilir.

B.2.Rizikonun Gerçekleşmesi Halinde Sigorta Ettiren, Sigortalılar veya Hak Sahiplerinin Yükümlülükleri

Sigorta ettiren, sigortalı veya hak sahipleri rizikonun gerçekleştiğini öğrendikleri tarihten itibaren B.1. maddesinde belirtilen süre içinde durumu sigortacıya bildirmeye mecburdur.

Bildirimlerde kazanın yerinin, tarihinin ve sebeplerinin bildirilmesi ve ayrıca yapılan tedaviye ilişkin ilgili sağlık kurumundan alınan bir rapor ile ödenmesi gereken tazminatın tespiti ile ilgili olarak sigortacının isteyeceği diğer gerekli belgelerin sigortacıya gönderilmesi zorunludur.

Sigorta ettiren kazayla ilgili gerekli kurtarma ve koruma önlemlerini almak ve bu amaçla sigortacı tarafından verilecek talimata uymak zorundadır.

Sigortacı her zaman kazazedeyi muayene ve sağlık durumunu kontrol ettirme hakkına sahip olup, bu muayene ve kontrollerin yapılmasına izin verilmesi zorunludur. Kazazedenin tedavisi ve iyileşmesi ile ilgili olarak sigortacının tayin edeceği bir doktor tarafından yapılacak tavsiyelere ve verilecek direktiflere uyulması şarttır. Bu muayene ve kontrollere ilişkin her türlü masraf sigortacı tarafından karşılanır.

B.3. Tazminatın Belirlenmesi

Tazminat A.3. maddesinde belirtilen esaslar çerçevesinde ödenir. Ancak, ilgili hükümlerin uygulanmasında anlaşmazlık meydana geldiği takdirde; sigortacı ile sigortalı veya hak sahipleri, tazminat miktarının tayini için hakem-bilirkişilere gidilmesini kararlaştırabilirler; bu husus bir tutanakla tespit edilir. Bu durumda, tazminat miktarıyla ilgili hakem-bilirkişi kararı tazminatın saptanmasında esas teşkil eder.

Hakem-bilirkişilerin tazminat miktarı konusunda verecekleri kararlar kesindir, tarafları bağlar. Hakem-bilirkişi kararlarına, ancak tespit edilen tazminat miktarının gerçek durumdan önemli şekilde farklı olduğu gerekçesiyle ve bu kararların tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde, rizikonun gerçekleştiği yerdeki ticaret davalarına bakmaya yetkili mahkemede itiraz edilebilir.

Taraflar seçtikleri hakem-bilirkişilerin ücret ve giderlerini kendileri öder. Tek hakem-bilirkişinin veya üçüncü hakem-bilirkişinin ücret ve giderleri ise taraflarca yarı yarıya ödenir.

Tazminat miktarının tespiti; teminat verilen rizikolar, sigorta teminatı, sorumluluğun başlangıcı, hak düşürücü ve hak azaltıcı sebepler hususunda bu genel şartlarda ve mevzuatta mevcut hüküm ve şartları ve bu şartların ileri sürülmesini etkilemez.

Kazanın oluşumunda zarara uğrayan yolcunun kusuru var ise, bu kusur oranında ödenecek tazminattan indirim yapılabilir.

B.4. Teminat Türlerinin Birleşmesi

Bir kaza, ölüm ve sakatlık tazminatına aynı zamanda hak kazandırmaz. Ancak, sakatlık tazminatı almış bulunan sigortalı, kaza tarihinden itibaren iki yıl içinde ve bu kaza neticesinde vefat ettiği takdirde hak sahiplerine, varsa sigortalıya ödenmiş bulunan sakatlık tazminatı ile ölüm tazminatı arasındaki fark ödenir.

Tedavi masrafları, ölüm veya sakatlık tazminatından indirilmez.

B.5. Tazminatın Ödenmesi

Sigortacı, B.2. maddesindeki belgelerin eksiksiz olarak, şirketin merkez veya kuruluşlarına iletildiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde, talep edilen tazminatı poliçedeki teminat tutarları dahilinde öder. Tazminatın bu süre içinde haklı neden olmaksızın ödenmemesi halinde, sigortacı temerrüde düşmüş olur ve ödenmemiş tazminat tutarına yasal temerrüt faizi uygulanır. Temerrüt faizi teminat limiti içinde yapılmış ödeme sayılmaz.

B.6. Sigortacının Halefiyeti

Sigortacı, ödediği tedavi giderleri tazminatı tutarınca, hukuken sigortalının yerine geçer.

C. Çeşitli Hükümler

C.1. Sigorta Ücretinin Ödenmesi ve Sigortacının Sorumluluğunun Başlaması

Sigorta ücreti, prim ve bu prime ilişkin olarak mevcut ve ileride konulacak vergi, resim, harç ve diğer yükümlülüklerden oluşur ve sigorta ettiren tarafından ödenir.

Sigorta ücretinin peşin olarak ödenmesi esastır. Ancak, yıllık olarak yapılan sigortalarda, sigorta ücretinin en az % 50'sinin peşin alınması kaydıyla bakiyesinin en fazla iki eşit taksitte olmak üzere sözleşme tarihinden itibaren 6 ay içinde ödenmesi mümkündür.

Bir yıldan az süreli olan sigortalarda, sigorta ücretinin peşin olarak ödenmesi gerekir.

Aksine sözleşme yoksa, sigorta ücretinin tamamı, taksitle ödenmesi kararlaştırılmışsa ilk taksidi sözleşme yapılır yapılmaz ve poliçenin teslimi karşılığında ödenir. Bu şart poliçenin ön yüzüne yazılır.

Sigortacının sorumluluğu, aksine sözleşme yoksa sigorta ücretinin tamamının veya ilk taksidinin ödendiği tarihten itibaren başlar.

Prim ödeme borcunda temerrüde düşülmesi halinde Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır.

Sigorta ücretinin kambiyo senetlerine bağlanması borcun mahiyetini değiştirmediği gibi Türk Ticaret Kanunu ile tanınmış hak ve imtiyazlara da halel getirmez.

C.2. Sigorta Ettirenin Sözleşme Yapılırken Beyan Yükümlülüğü

Sigortacı, bu sigortayı, sigortalının rizikonun gerçek durumunu bildirmek üzere teklifnamede, teklifname yoksa poliçe ve eklerinde yazılı beyanına dayanarak kabul etmiştir.

Sigortalı, sigortacının sözleşme yapılırken gerçek durumu bildiği takdirde sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün hususları sigortacıya bildirmeye mecburdur.

Sigortalının beyanının gerçeğe aykırı veya eksik olması halinde, sigortacının sözleşmeyi daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek durumlarda, sigortacı durumu öğrendiği andan itibaren sekiz gün içinde prim farkının ödenmesi hususunu sigortalıya ihtar eder. Sigortalı, ihtarın tebliğ tarihini izleyen sekiz gün içinde talep olunan prim farkını ödemez veya ödemeyeceğini bildirirse, sözleşme feshedilmiş olur. Bu durumda, feshin hüküm ifade edeceği tarihe kadar geçen sürenin primi gün esası üzerinden hesap edilir ve fazlası sigorta ettirene geri verilir.

Sigortalı, sözleşme yapılırken sorulduğu halde kasten susmuş veya bilerek noksan ya da gerçeğe aykırı beyanlarda bulunmuşsa, gerçeği tam olarak bilmeyen sigortacı sözleşmeyi feshedebilir. Fesih halinde sigortacı primin tamamına hak kazanır. Sigortacı gerçeği öğrendiği tarihten itibaren bir ay içinde fesih hakkını kullanmadığı takdirde, bu hak düşer. Bu süre içinde riziko gerçekleşmişse, sigortacı tazminatı hak sahibine öder. Sigortacı, bu durumda ödediği miktar kadar sigorta ettirene rücu eder.

Gerçeğe aykırı beyan hali, zararı doğuran olayın meydana gelmesinden sonra öğrenilmişse, sigortacı, bu zarardan dolayı ödenmiş ve ödenecek tazminatın:

a)Gerçeğe aykırı beyanın kasten yapılmış olması halinde tamamı için,

b) Kasıt olmaması halinde ise, ödenecek tazminat miktarı ile, bu tazminatın alınan primin alınması gereken prime oranı ile çarpılması sonucu ortaya çıkan miktar arasındaki fark için sigorta ettirene rücu edebilir.

C.3. Sigorta Ettirenin Sigorta Süresi İçinde Beyan Yükümlülüğü

Sigorta ettiren sözleşmeden sonra rizikoyu ağırlaştırıcı mahiyette meydana gelecek değişiklikleri, durumu öğrenir öğrenmez en geç sekiz gün içinde sigortacıya ihbarla yükümlüdür. Sigortacı durumu öğrendiği andan itibaren sekiz gün içinde prim farkının ödenmesi hususunu sigortalıya ihtar eder. Sigorta ettiren ihtarın tebliği tarihini takip eden sekiz gün içinde talep olunan prim farkını ödemez veya ödemeyeceğini bildirirse sözleşme feshedilmiş olur.

Sözleşmenin feshi halinde, feshin hüküm ifade edeceği tarihe kadar geçen sürenin primi gün esası üzerinden hesap edilir ve fazlası sigorta ettirene geri verilir. Prim farkının süresinde istenilmemesi halinde fesih hakkı düşer.

Söz konusu değişikliklere ilişkin ihbar yükümlüğünün yerine getirilmesinden önce meydana gelen olaylardan dolayı ödenmiş veya ödenecek tazminatlar için değişikliğin bildirilmesinin kasıtlı olup olmamasına göre, C.2. maddesinin son fıkrası hükümleri uygulanır.

Sigorta süresi içinde meydana gelen değişikliklerin rizikoyu hafifletici nitelikte olduğu ve bunun daha az prim alınmasını gerektirdiği anlaşılır ise, değişikliğin yapıldığı tarihten sözleşmenin sona ermesine kadar geçecek süre için gün esasına göre hesaplanacak prim farkı sigorta ettirene geri verilir.

Herhangi bir nedenle sigortanın feshedilmesi halinde sigortacı durumu Ulaştırma Bakanlığına bildirir.

C.4. Sigorta Ettirenin Değişmesi

Sigorta ettirenin değişmesi halinde, poliçeden doğan bütün hak ve borçlar yeni sigorta ettirene geçer. Devreden durumu onbeş gün içinde sigortacıya bildirir.

Sigortacı, sigorta sözleşmesini durumun kendisine bildirilme tarihinden itibaren onbeş gün içinde feshedebilir. Sigorta fesih tarihinden onbeş gün sonrasına kadar geçerlidir. Sözleşmenin feshi halinde işlemeyen günlere ait prim gün esasına göre iade olunur. Ayrıca, yeni sigorta ettirenin onbeş gün içinde sigortanın devamını kabul etmemesi veya araca başka bir sigorta sözleşmesi yapması halinde bu sigorta hükümsüz kalır.

Taşımacı yetki belgesinin iptali ya da taşıyıcının taşıma faaliyetini sona erdirmesi halinde, sigorta sözleşmesi kendiliğinden feshedilmiş sayılır. Bu durumda, yetki belgesinin iptal edildiği veya faaliyetin sona erdiği tarihten sigorta süresinin sonuna kadarki süreye karşılık gelen prim tutarı gün esası üzerinden hesaplanarak sigorta ettirene iade edilir.

C.5. Tebliğ ve İhbarlar

Sigorta ettirenin ihbar ve tebliğleri, sigorta şirketinin merkezine veya sigorta sözleşmesine aracılık yapan acenteye, noter aracılığıyla veya taahhütlü mektupla yapılır.

Sigorta şirketinin bildirimleri de sigorta ettirenin poliçede gösterilen adresine, bu adreslerin değişmiş olması halinde sigorta şirketinin merkezine veya sigorta sözleşmesine aracılık yapan acenteye bildirilen son adresine, aynı surette yapılır. Taraflara imza karşılığı olarak elden verilen mektup veya telgrafla yapılan ihbar ve tebliğler de taahhütlü mektup hükmündedir. Sigortacı veya sigortalı tarafından yapılan fesih ihbarı, alındığı tarihi izleyen gün hüküm ifade eder.

C.6. Ticari ve Mesleki Sırların Saklı Tutulması

Sigortacı, sigorta ettirene ait öğreneceği ticari ve mesleki sırların saklı tutulmamasından doğacak zararlardan sorumludur.

C.7. Zaman Aşımı

Sigorta sözleşmesinden doğan her türlü tazminat davası, hak sahibinin zararı ve tazminat yükümlülerini öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve herhalde zarara neden olay tarihinden itibaren on yıl sonra zaman aşamına girer.

Dava, cezayı gerektiren bir fiilden oluşmuşsa ve 765 sayılı Türk Ceza Kanununda bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörülmekte ise tazminat davasında bu zaman aşımı dikkate alınır.

Sigorta ettiren hakkındaki zaman aşımını kesen sebepler, sigortacı hakkında, sigortacı hakkında zaman aşımını kesen sebepler de sigorta ettiren hakkında uygulanır.

Bu sigortada, tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zaman aşımına uğrar.

C.8. Yetkili Mahkeme

Sigorta sözleşmesinden doğan anlaşmazlıklar nedeniyle sigortacı aleyhine açılacak davalarda yetkili mahkeme, sigorta şirketinin merkezinin veya sigorta sözleşmesine aracılık yapan acentenin ikametgahının bulunduğu yerdeki, sigortalı aleyhine açılacak davalarda ise davalının ikametgahının bulunduğu yerdeki ticaret davalarına bakmakla görevli mahkemedir.

C.9. Yürürlülük

Bu genel şartlar 25/03/2004 tarihinde yürürlüğe girer.

Yaralamalı(Maluliyet) Trafik Kazasından Kaynaklı Tazminat Davasında Zamanaşımı Süresi

Yaralamalı(Maluliyet) Trafik Kazasından Kaynaklı Tazminat Davasında Zamanaşımı Süresi

Özet : Yaralamalı(maluliyet) trafik kazasından kaynaklı tazminat davasında zamanaşımı.. ceza (uzamış) zamanaşımı için ceza davasının açılmasının gerekmediği, TCK da suç olarak tanımlanmasının yeterli olduğu.. ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlular (örneğin işleten) arasında bir ayrım da yapılmamış, böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı...trafik kazası sonucunda davacı malul olacak derecede yaralanmış olup, eylem için kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 Sayılı TCK'nun TCK 89 ve 66/1-e maddelerine göre öngörülen ceza zamanaşımı süresi 8 yıl olduğundan,

gelişen durum yok ise kaza tarihi ile dava tarihi arasında uzamış zamanaşımı dolmamış ise de, kaza tarihi ile ıslah tarihi arasında ceza zamanaşımı süresi dolduğundan ıslah edilen kısım yönünden davanın zamanaşımına uğradığı..

Yargıtay

17. Hukuk Dairesi

Esas : 2016/19034

Karar : 2019/7783

Karar Tarihi : 19/06/2019

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hüküm katılma yolu ile davacılar ..., ..., ... vekili ve davalılar ... ile ... vekilince temyiz edilmiş, davalılar ... ile ... vekilince de duruşma talep edilmiş olmakla duruşma için tayin edilen 19.06.2019 Çarşamba günü davalılar ... ile ... vekili Av. ... geldi. Davacılar ve diğer davalı tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davalılar ... ile ... vekili dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

Davacılar vekili, 09.04.2008 tarihinde davacı ...'ın sevk ve idaresinde olan araca davalıların maliki, sürücüsü ve ZMSS poliçesi ile sigortacısı oldukları aracın çarpması sonucu ...’ın yaralandığını belirterek fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydı ile davacı ... için şimdilik tedavi giderlerine ilişkin olarak 5.655,37 TL, bakıcı giderleri için 500,00 TL, ulaşım giderleri için 100,00 TL, geçici iş göremezlik tazminatı için 500,00 TL, sürekli işgöremezlik tazminatı için 500,00 TL, ekonomik geleceğinin sarsılması nedeni ile de şimdilik 500,00 TL’nin kaza tarihi olan 09.04.2008 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte (sigorta şirketi yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline; davacı ... için 50.000,00 TL, oğlu ... için l0.000,00 TL, kızı ... için 10.000,00 TL ve eşi ... için de 15.000,00 TL olmak üzere toplam 85.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...’dan kaza tarihi olan 09.04.2008 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili; 04/05/2016 tarihli ıslah dilekçesi ile ... için maddi tazminata ilişkin dava değerini toplam 44.745,00 TL olarak ıslah etmiştir.

Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... ile ... vekili; davalı sürücüye atfedilen kusuru kabul etmediklerini ve gelire ilişkin iddiaların gerçeği yansıtmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davanın kısmen kabulü ile 35.142.00 TL sürekli iş göremezlik, 5.558.31 TL geçici işgörmezlik, 7.662.70 TL tedavi ulaşım ve bakıcı masrafı olmak üzere toplam 47.393.01 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren (sigorta şirketi yönünden teminat limiti içinde kalmak ve dava ve ıslah tarihinden itibaren işleyecek faizden sorumlu olarak) işleyecek yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline; davacı ... için 25.000,00 TL, davacı ... için 7.000,00 TL, davacı ... için 3.500,00 TL ve davacı ... için 3.500,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte sigorta şirketleri dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davalılar ... ile ... vekili ve katılma yolu ile davacılar ..., ..., ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-Davacılar vekiline gerekçeli karar 03.10.2016 tarihinde ve davalıların temyiz dilekçesi 18.10.2016 tarihinde tebliğ olunmasına karşın davacı vekilinin temyiz dilekçesi 15 günlük yasal temyiz süresi ve 10 günlük katılma yolu ile temyiz süresi geçirildikten sonra 31.10.2016 tarihinde temyiz edilmiştir. Süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve 3/4 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, Yargıtay’ca da bu yolda karar verilebileceğinden açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin süresinden sonra verilen ve harçlandırılmayan temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekmektedir.

2-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde ve özellikle, eş ve çocuklar lehine menevi tazminata hükmedilmesinde ve manevi tazminatların takdirinde B.K'nın 47.maddesindeki özel haller dikkate alınarak hak ve nasafet kuralları çerçevesinde hüküm kurulmuş olmasına göre, davalılar ... ile ... vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

3-Dava, trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

818 sayılı BK.nun 41. maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 60. maddesinde de haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararın tazmini istemi ile açacağı davaların, zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunduğu belirtilmiştir.

Buna karşılık, 2918 sayılı KTK.nun 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar." hükmüne, yine aynı kanunun 109/2 maddesinde ise, "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir.

2918 sayılı Kanunun anılan madde hükmünde, gözden kaçırılmaması gereken husus, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin, tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin, sadece eylemin Ceza Kanununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır. Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte; bunun dışında, fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı, hatta böyle bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır. Dahası, söz konusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlulular (örneğin işleten) arasında bir ayrım da yapılmamış, böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür. (HGK'nın 10.10.2001 gün 2001/19-652-705 ve HGK'nın 16.04.2008 gün, 2008/4-326-325 sayılı kararları ile uzamış ceza zamanaşımı benimsenmiştir.

Açıklanan ilkeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; kaza 09.04.2008 tarihinde gerçekleşmiş, davacı vekilince ıslah talebi 04.05.2016 tarihinde yapılmış, ıslah dilekçesi davalılara tebliğ edilmiş, kendisine 12.05.2016 tarihinde tebliğ edilen ıslah dilekçesine karşı davalılar ... ile ... vekili 23.05.2016 tarihinde zamanaşımı definde bulunmuştur.

Davaya konu trafik kazası sonucunda davacı malul olacak derecede yaralanmış olup, eylem için kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 Sayılı TCK'nun TCK 89 ve 66/1-e maddelerine göre öngörülen ceza zamanaşımı süresi 8 yıldır. Buna göre davada, kaza tarihi ile dava tarihi arasında uzamış zamanaşımı dolmamış ise de, kaza tarihi ile ıslah tarihi arasında ceza zamanaşımı süresi dolmuştur.

O halde, mahkemece 8 yıllık ceza zamanaşımı süresinin dolmuş olmasına gelişen durumda olmamasına göre, mahkemece ıslah edilen kısım yönünden temyiz eden davalılar ... ile ... vekilinin ıslah zamanaşımı itirazının kabulüne karar verilerek hüküm kurulması gerekirken zamanaşımı itirazı reddedilerek hüküm kurulması doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar ... ile ... vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar ... ile ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 2.037,00 TL vekalet ücretinin davacılar ..., ..., ...'dan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalılar ... ile ...'ya verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılar ... ile ...'ya geri verilmesine 19/06/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Gaziantep Avukatlık Ofisimizde, Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, iş Davası Avukatı, İdari Dava Avukatı olarak faaliyetlerinin yanında Uzman Arabulucu olarak ihtiyari ve zorunlu arabuluculuk hizmeti de vermektedir. Ofisimiz Gaziantep dışında, Kahramanmaraş, Kilis ve Şanlıurfa'da da dava takibi yapmaktadır.

© Copyright 2004-2021 
Avukat Ali Tümbaş - Her hakkı saklıdır.
Call Now Buttonenvelopephone-handsetmap-marker
Whatsapp
Avukata Soru Sor
Merhaba,
Hukuki sorularınız için bizim ile iletişime geçebilirsiniz.
linkedin facebook pinterest youtube rss twitter instagram facebook-blank rss-blank linkedin-blank pinterest youtube twitter instagram