Gaziantep Avukat Ali Tümbaş Anlaşmalı ve Çekişmeli Boşanma Avukatı

Naylon sahte faturada ispat yüküne ilişkin ayrıntılı çalışma | Gaziantep Avukat Ali Tümbaş

Özet

Sahte veya yanıltıcı belge düzenleme ve kullanma fiillerinin varlığının “somut” olarak ortaya konması gerekir. Sahte veya yanıltıcı belge düzenlendiğinin veya kullanıldığı iddiasının somut tespitler içermeksizin, birtakım tahmin ve varsayımlar, akıl yürütmeler yoluyla iddia edilmesi, hukuki neticeleri ağır olan bir fiilin somut tespit ortaya konmaksızın ispatına çalışılması mükelleflerin hukukunu ihlal eder. Bu nedenle, sahte veya yanıltıcı belge düzenleme ve kullanma fiillerinde, somut tespite ulaşılması kritik önem taşımaktadır. Bu çalışmada, kısa açıklamalar eşliğinde, sahte veya yanıltıcı belge kullanma fiillerinde somut tespite ulaşılması (sahte veya yanıltıcı belge düzenleme ve kullanma fiillerinin varlığı iddialarının ispatı bağlamında) unsuruna ilişkin bazı yargı kararlarına değinilmektedir.

Sahte veya Yanıltıcı Belge Düzenleme ve Kullanma Fiillerinin Varlığının Hukuken Geçerli Deliller İle Ortaya Konması Gerekir

Sahte veya yanıltıcı belge düzenleme ve kullanma fiillerinin hem cezalı vergi salınması, hem hapis cezası öngörülmesi ve hem de sair yaptırımlar gerektirmesi nedeniyle ağır hukuki sonuçları bulunmaktadır. Bu nedenle, kişilerin hukukunu doğrudan ve ağır biçimde etkileyen bu fiillerin varlığının iddia ve ispatı da doğal olarak önem taşımaktadır. Sahte veya yanıltıcı belge düzenleme ve kullanma fiilleriyle ilgili olarak yargıya intikal eden ihtilaflarda bu husus güçlü biçimde vurgulanmış, bazılarına çalışmamızda da atıfta bulunduğumuz çok sayıda kararda sahte veya yanıltıcı belge düzenleme veya kullanma fiilinin varlığının ispatı için yeterli somut tespitte bulunulması aranmıştır.

Her hukuk dalında olduğu gibi Vergi Hukuku ve Vergi Ceza Hukuku’nda da ispata ilişkin bazı karineler vardır. Bu karinelerin varlığı halinde ispat külfetinin yer değiştirdiği kabul edilir.

Sahte veya yanıltıcı belge düzenleme ve kullanma suçlarında da, bazı hallerin varlığı “karine” olarak kabul edilmiş, ispat külfetinin aidiyeti ve delillerin değerlen-dirilmesinde bu karineler dikkate alınmıştır.

Sahte veya Yanıltıcı Belge Düzenleme ve Kullanma Fiillerinin Varlığının İspatında Sık Başvurulan Karineler

Sahte veya yanıltıcı belge düzenlediği iddia olunan mükellefin durumu; genel nitelikteki karinedir. Bu karinede; Sahte veya yanıltıcı belge düzenlediği iddia olunan mükellefin sözkonusu faturaları düzenlemeye imkân tanıyan sayıda işçi çalıştırıp çalıştırmadığı veya işletmenin aktifinde kayıtlı motorlu taşıt ve gayrimenkulün bulunup bulunmadığı, üretim için yeterli teçhizat ve ekipmana sahip olup olmadığı, işletme ile ilgili yeterli miktarda genel gider olup olmadığı, işletmenin fiilen ticari, sınai faaliyetinin olup olmadığı, işletmenin fiili faaliyet alanı ile düzenlenen faturaların içeriğinin uyumsuz olup olmadığı hususları en sık rastlanan unsurlardır. Bu görünümlere bakarak işletmenin sözkonusu faturaları sahte veya yanıltıcı olarak düzenlemiş olup olmayacağı yolunda bir çıkarsama yapılmaya çalışılır.

İkinci olarak, sahte veya yanıltıcı belge düzenlediği iddia olunan mükellefin ortaklarının sosyo-ekonomik açıdan zayıf kişiler olması da sık karşılaşılan bir diğer karinedir. Düzenlenen faturaya konu faaliyeti yürütemeyecek durumda olan kişilerin ortaklık ve yönetimindeki mükelleflerin, bu iktisadi, ticari ve teknik icaplara uygun olmayan durumu izah yükümlülüğü olacaktır.

Üçüncü olarak, sahte veya yanıltıcı belge düzenlediği iddia olunan mükellefin yüksek iş hacmine rağmen buna münasip KDV ödemesi yapmıyor olması da sık rastlanan bir durumdur. Bu durumda olan mükellefler de izah külfeti altındadır.

Mal ve Para Hareketlerinin İspatı

Sahte veya yanıltıcı belge düzenlenmesi veya kullanılması fiillerinin tespitinde mal ve para hareketlerinin belirlenmesi özel önem taşır.

Her ne kadar yukarıda değindiğimiz bazı karineler mükelleflerin bazı Sahte veya yanıltıcı belge düzenlenmesi veya kullanılması ihtimalleri konusunda belirli ipuçları verseler de, bu durumun “somut” olarak tespiti gereğini ortadan kaldırmazlar.

Mal sirkülasyonunun izlenmesi, doğal olarak bu iş için öngörülen kayıt düzeninin tetkiki ile yapılabilir. Bu çerçevede, malın depola­ma, nakliye ve teslim durumlarının irsaliye, tartı fişi, sayım evrakı, ambar girişi, imalata sevk, nakliye faturası, sigorta poliçesi gibi belge ve kayıtlarla tevsiki aranır.

Benzer durum, hizmet faturaları için de geçerlidir. İnceleme konusu hizmetin gerçekten alınıp verildiğinin bu konuyu tevsik eden belge ve kayıtlar ile ispatlanabilmesi gerekir.

Diğer açıdan mal ve hizmete ilişkin hareketlerin, bu mal ve hizmetlerin ödemesine ilişkin işlemler ile de uyumlu olması gerekir. Maliye Bakanlığı 332 sıra no’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile mükelleflere, ticari işlemleri ile nihai tüketicilerden mal veya hizmet bedeli olarak yapacakları 8.000 TL’yi aşan tahsilat ve ödemelerini; banka, özel finans kurumlan veya Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü aracılığıyla yapmaları ve bu kurumlarca düzenlenen belgeler ile tevsik etmeleri zorunluluğu getirmiş olduğundan, bu rakamın üzerindeki mal ya da hizmet bedeli ödemelerin nakit ola­rak yapılmış olması, düzenlenen belgenin gerçeğe aykırı olduğunun, önemli karinesidir.

Sahte (Naylon Fatura) veya Muhteviyatı İtibariyle Yanıltıcı Belge Kullanmada Somut Tespit Unsuruna İlişkin Yargı Kararları

Sahte veya yanıltıcı belge kullanımında somut tespit yapılması unsurunun önemine ilişkin olarak Danıştay 4. Dairenin 21.3.2001 gün, 2000/4 E. 2001/992 K. Sayılı kararı emsal gösterilebilir. Anılan ihtilafta Vergi Mahkemesi “ Davacı şirketin yurt dışında bulunan iki firmadan olan alacaklarının tahsili için gerekli girişimlerde bulunmadan karşılık ayırdığı, şüpheli alacak karşılığının 1994 yılı dönem başı bilançosunda gösterilmediği, şirketin alacağının bulunduğu firmalardan birinin 1991 yılında iflas etmesine karşılık 1993 yılında şüpheli alacak olarak yazıldığı, bu itibarla şüpheli alacak karşılığı yazılan miktarın matraha alınmasının yasal bulunduğu, düzenlendiği halde kayıtlara intikal ettirilmeyen faturalarla ilgili matrah farkına davacı şirketin bir itirazının bulunmadığı, … hakkında düzenlenen raporlar ve dosyadaki bilgiler doğrultusunda bu şahsın davacı şirkete düzenlediği faturaların gerçek bir emtia alım satımına ilişkin olmadığı sonucuna varıldığından bu matrah farkının da isabetli bulunduğu, ikmalen ve re’sen yapılan tarhiyatlarda fon payı alınamayacağı, mahsup imkanı kalmayan geçici vergi için ceza kesilemeyeceği”  gerekçesiyle kurumlar vergisi ve kaçakçılık cezasına yönelik davanın reddine, fon payı ve kaçakçılık cezasıyla geçici vergi üzerinden kesilen kaçakçılık cezasının kaldırılmasına karar vermiş, kararı temyizen inceleyen Danıştay 4.  Daire “Davacı şirketin, şüpheli alacaklarla ilgili olarak ileri sürdüğü iddialar, mahkeme kararının dayandığı gerekçeler karşısında yerinde ve mahkeme kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmamıştır. ….’dan alınan faturalarla ilgili matrah farkına gelince; davacı şirket 1993 tarihinde iki adet fatura ile … adlı mükelleften kazak ve yün ipliği satın almıştır. Anılan kişiyle ilgili yapılan araştırmalar ve düzenlenen raporlar sonucu; işyerinin kapalı olduğu, işyerine hiç emtia giriş çıkışının bulunmadığı, gelir vergisi beyannamesinde düşük matrah gösterdiği, katma değer vergisi beyannamelerinde hasılatın yüksek olmasına karşın ödenecek katma değer vergisinin çıkmadığı, defter ve belgelerin incelemeye ibraz edilmediği, ikametgâh adresinde tanınmadığı, kırtasiye işiyle ilgili sahte fatura düzenlediği, kaçakçılığa iştirakten dolayı hakkında rapor hazırlandığı hususları tespit edilmiş, bu tespitler dikkate alınarak davacı şirkete düzenlenen faturaların gerçek bir emtia alımına dayanmadığı kabul edilmiştir.

İnceleme sırasında, davacı şirketin defter ve belgeleri incelenerek emtia giriş ve çıkışı tespit edilmek suretiyle söz konusu faturalar olmaksızın işletmenin emtia dengesinin bulunup bulunmadığı araştırılmamıştır. Ayrıca davacı şirketin faaliyet gösterdiği konfeksiyon sektöründeki karlılık oranı belirlenerek faturanın sadece maliyeti yükseltmek için mi yoksa belgesiz mal alımlarının kayıtlarda gösterilmesi amacıyla mı sağlanmış olduğu saptanmamıştır. Bu tespitler yapılmaksızın faturaları düzenleyen mükelleflerle ilgili olarak yapılan bir takım araştırmalara dayanılarak faturaların gerçek bir emtia alımına dayanmadan düzenlenen gerçeğe uygun olmayan belge niteliği taşıdığı sonucuna varılamaz. Eksik incelemeye dayanılarak bulunan matrah farkının kaldırılması istemini reddeden mahkeme kararında isabet görülmemiştir.“ gerekçesiyle Vergi Mahkemesi kararının sahte faturayla ilgili hüküm fıkrasının bozulmasına karar vermiştir.

Danıştay 4. Daire’nin “saik tespiti” diyebileceğimiz düzeyde bir somut tespit araması, sahte veya yanıltıcı belge kullanma iddialarının ispatında İdare üzerindeki somut tespit yükünün ağırlığına işaret etmektedir.

Benzer bir ihtilafta Danıştay 4. Daire 26.10.1998 gün, 1997/2818 E.,1998/45 k sayılı kararında “… 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 134. Maddesinde; vergi incelenmesinden maksadın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olduğu belirtilmiştir. Bu durumda, gerçek gelirin tespiti açısından yeterli bir incelemenin yapılmış olduğundan söz edebilmek için vergileme ile ilgili olayların, hesap durumlarının araştırılması, belirlenen hususların tutanakla saptanması gerekmektedir.

Yapılan inceleme sonunda mal alışlarının gerçek olmadığından bahsedilen davacı şirketin komisyon karşılığı gerçek durumu yansıtmayan belge düzenlediği ve bu suretle elde ettiği geliri beyan dışı bıraktığı ileri sürülerek tarhiyat yapılmış ise de, mal alışlarının gerçek olmadığı yolunda yeterli inceleme ve somut saptama yapılmayan yükümlünün adlarına fatura düzenlediği vergi mükellefi olan kişi ve kuruluşlar nezdinde inceleme yapılıp, davacı ile söz konusu şahıslar arasındaki mal alışverişinin gerçek olmadığı yolunda herhangi bir tespitte de bulunulmadığından varsayıma ve eksik incelemeye dayalı olduğu açık olan tarhiyatın kaldırılması gerekirken kararda yazılı gerekçelerle davayı reddeden mahkeme kararında isabet görülmemiştir” demek suretiyle somut tespit gereği ile VUK Md. 134’te düzenlenen vergi incelemesinin amacı arasında paralellik kurmuştur.

Yine Danıştay 4. Daire, bir başka ihtilafta 05.03.1999 gün, 1998/2139E., 1999/833 k sayılı kararında; “… Mali polis tarafından sahte fatura düzenlediği belirlenen şahsın, gerçek mal alım-satımına dayanmaksızın, komisyon karşılığı fatura düzenlediği yolundaki ifadesi esas alınarak, bu şahsın davacı şirket adına düzenlediği faturanın da gerçek olmadığı sonucuna varılmış, işlemlerinin incelenmesi için defter ve belge isteme yazısının tebliğ edilememesi üzerine takdir komisyonunca fatura bedeli esas alınmak suretiyle belirlenen matrah üzerinden tarhiyat yapılmıştır. Dosyada bulunan sanık ifade tutanağında; davalı şirket yetkilisi, kendilerine fatura düzenlediği ileri sürülen şahsı tanımadığını ve kendisinden mal alımında bulunulmadığım, kayıtları arasında böyle bir fatura olmadığını belirtmiş, aynı tarih ve numaralı fatura ile …’tan mal alımında bulunulduğunu ifade ederek, faturanın bir örneğini dosyaya eklemiştir. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nda öngörülen usul ve esaslara göre tarhiyat yapılabilmesi için vergiyi doğuran olayın gerçeğe en yakın şekilde ortaya konulması ve bununla ilgili somut kanıtların açıklıkla saptanması zorunludur. Olayda, fatura düzenleyen şahsın ifadesinin tek başına ispatlama vasıtası olarak kullanıldığı, bunun dışında hiç bir inceleme ve araştırma yapılmadan matrah farkı bulunduğu anlaşılmaktadır. Türk vergi sisteminde, sadece ifade dışında, olayla ilgili başkaca kanıtlar bulunmadan, varsayıma dayalı olarak tarhiyat yapılması mümkün bulunmamaktadır. Dosyaya sunulan faturada, mal satan şahsın adresi ve mükellefiyet numarası bulunmakta olup kendi kayıtları arasında sözü edilen faturanın bulunup bulunmadığı araştırılıp, vergi kayıtlan incelenebilecekken, somut bir tespit olmaksızın sadece sahte fatura düzenlediği ileri sürülen şahsın mali polisteki ifadesine dayanılarak varsayımla yapılan tarhiyatta ve mahkemece bu tarhiyata karşı açılan davanın reddinde isabet görülmemiştir” demek suretiyle mali polis tarafından alınan ifadenin somut tespit için yeterli olmayacağı, dosyaya sunulan faturada, mal satan şahsın adresi ve mükellefiyet numarası bulunmakta olup kendi kayıtları arasında sözü edilen faturanın bulunup bulunmadığı araştırılıp, vergi kayıtlan incelenebilecekken bunun yapılmamış olmasını somut tespit eksiliği olarak görmüştür.

Danıştay 4. Daire yine bu paraleldeki 12.04.2000 gün, 1999/5145 E.,2000/1460 sayılı kararında da “…213 sayılı Vergi Usul Kanununun 3/B maddesinde vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, 134. maddesinde de, vergi incelemesinden maksadın ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tesbit etmek ve sağlamak olduğu hükme bağlanmıştır. …

Davacı şirket, taahhüt konusu inşaatlarda faturalardaki dolgu maddelerinin alındığı ve nakliye hizmetinin yapıldığını, malzemelerin kullanılmadığının ve hizmetin yapılmadığının kabulü halinde alınan istihkakların izah edilemeyeceğini ileri sürmektedir.

Davacı şirketin faaliyeti itibarıyla alınan malzemelerin kullanılması ve nakliye hizmeti yaptırılması normal olup inşaatlarda malzemelerin kullanılmadığı ve nakliye hizmetinin yapılmadığı yolunda bir tespit olmayıp ….. Limited Şirketi hakkında düzenlenen rapor ile davacı şirket ortağının firmayı tanımayıp ödemelerin olmadığı yolunda ifadesi esas alınarak faturaların gerçekdışı olduğu kabul edilmiştir. Faturalardaki emtianın kullanılmadığı ve nakliye hizmetinin yapılmadığı konusunda hiçbir inceleme yapılmadan matrah farkı saptanması olayın gerçek mahiyetine ve vergi incelemesinin amacına aykırıdır. Aksi yönde verilen mahkeme kararında isabet görülmemiştir” demek suretiyle gerekli ve yeterli inceleme ve tespitin yapılması gereğine işaret etmiştir.

Danıştay 4. Daire’nin yine somut tespit gereği ile ilgili 25.10.2000 gün, 2000/42 E., 2000/4381 k sayılı kararında sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı olarak nitelendirilen faturaların kanuna ve usule uygun düzenlenmiş olduğu, fatura düzenleyenlerin adreslerinde bulunmamaları, beyanname vermemeleri, tarihsiz fatura düzenlemeleri, alış ve satış faturalarının sıra numarası takip etmemesinin bu şirket ya da şahıslar açısından inceleme yapılması sonucunu doğuracağı, davacı şirketin defter ve belgeleri üzerinde mal hareketlerine yönelik hiçbir araştırma ve inceleme yapılmadığı, eksik inceleme sonucu düzenlenen vergi inceleme raporu esas alınarak yapılan tarhiyatta isabet görülmediği gerekçesiyle vergi ve cezaların kaldırılmasına karar veren Vergi mahkemesi kararını onamıştır.

Yine Danıştay 4. Daire 12.03.2002 gün, 2000/4871 E., 2002/1003 k sayılı kararında da “…213 sayılı Vergi Usul Kanununun 134 üncü maddesinde, vergi incelemesinin amacının ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olduğu, aynı Kanun’un 3 üncü maddesinde de vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olacağı belirtilerek incelemenin bu amaca yönelik olması ve gerçek durumun vergilemeye esas alınması gerektiği açıklanmıştır. Olayda, davacının …. Limited Şirketi ortaklarına yaptırdığı asfalt nakliyesine karşılık, …. Limited Şirketi ile …. adlı şahsa ait sahte faturalarda yazılı bedelleri kayıtlarına gider olarak geçirdiği ileri sürülerek yapılan tarhiyata karşı açılan davada, mahkemece, …. Limited Şirketi hakkında düzenlenen vergi tekniği raporu ile davacı şirket yetkilisinin ifadelerinin incelenmesi sonucu, söz konusu faturaların gerçek bir hizmet karşılığı olmadığı belirlendiğinden matrah farkının yerinde bulunduğu gerekçesiyle vergi asıllarına yönelik dava reddedilmiş ise de, inşaat taahhüt, nakliye ve kömür ticareti işiyle uğraşan davacının nakliye işi yapması ve başkalarına bu işi yaptırması işin niteliği itibarıyla zorunludur. Ayrıca … hakkında düzenlenmiş herhangi bir raporunda bulunmadığı dikkate alındığında, sözkonusu faturalardan dolayı tarhiyat yapılabilmesi için fatura içeriğindeki nakliye işinin gerçekte yaptırılıp, yaptırılmadığı, bunların yürütülen faaliyetin niteliğine ve büyüklüğüne orantılı olup olmadığının anılan Kanun’un 134 üncü maddesine uygun bir vergi incelemesiyle kesin olarak ortaya konulması gerekirken bu yönde bir inceleme yapılmaksızın matrah farkının belirlenmiş bulunması, ayrıca sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı olduğu ileri sürülen faturaların Vergi Usul Kanununun fatura nizamına ilişkin hükümlerine uygun bulunması ve İdarece bu emtianın kullanılmadığı yolunda herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmaması karşısında, salt faturayı düzenleyen şahıs hakkındaki inceleme sonuçları ve ifadeler esas alınmak suretiyle eksik incelemeye dayalı olarak yapılan tarhiyatın ve kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması gerekirken davanın kısmen reddedilmesinde isabet görülmemiştir” demek suretiyle sadece faturayı düzenleyen nezdinde yapılan inceleme ve araştırmayı bu faturayı kullanana cezalı tarhiyat salınması bakımından yeterli kabul etmemiştir.

Bu kararlara paralel bir başka kararda Danıştay 4. Daire 16.03.2001 gün, 2000/89 E., 2001/891 k sayılı kararında “…Olayda, davacı şirketin bedellerini gider yazdığı faturaların gerçek mal ve hizmet alımına ilişkin bulunmadığı sonucuna, yalnızca, bu faturaları düzenleyen … İnşaat Petrol Ürünleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin işlemleri incelenerek düzenlenen vergi tekniği raporundaki bilgilerden hareketle ulaşılmış, davacının faaliyet konusu olan tekstil ve konfeksiyon ürünleri imalatı ve satımı işinin özellikleri dikkate alınmamıştır. Oysa faturalarda yazılı malzemelerin içerdikleri hizmetin, bu faaliyet türünde kullanılması normal ve mutad olup, idarece sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı olduğu kabul edilen fason işçilik hizmetlerinin davacı şirketin imalatında kullanıp kullanılmadığı yolunda bir tespit yapılmamıştır. Anılan faturaların Vergi Usul Kanununun fatura nizamına ilişkin hükümlerine uygun olması ve idarece bu mal ve hizmetlerin kullanılmadığı yolunda yeterli inceleme ve araştırma yapılmaması karşısında salt vergi tekniği raporları sonuçlarına göre yapılan eksik incelemeye dayalı tarhiyatta isabet bulunmamaktadır” demek suretiyle eksik inceleme ve somut tespit yokluğunda tarhiyatın hukuka aykırı düşeceğini ifade etmiştir.

Danıştay 4. Daire 07.10.2002 gün, 2001/3793 E., 2002/3124 k. sayılı kararında; “…şirketin tarh dosyası üzerinde yapılan incelemede katma değer vergisi matrahının yüksek tutarda olmasına rağmen ödenecek katma değer vergisinin çok düşük tutarda olması, işlemlerin nakitle gerçekleştirilmesi, işçi istihdamı ve kira ödemesi bulunmadığı belirtilerek şirketin ticari faaliyette bulunmasının olanaksız olduğu sonucuna ulaşılarak ihtilaflı döneme ilişkin katma değer ver­gisi beyannamelerinde beyan edilen katma değer vergisi matrahlarına hesaplanan katma değer vergisinin ilavesi suretiyle bulunan tutara %2 komisyon oranı uygulanmak suretiyle tespit edilen matrah farkı üzerinden tarhiyat yapılmış ise de, şirketçe işçi çalıştırıldığına dair bir tespitin bulunmaması, tahsil edilen katma değer vergisi ile yüklenilen katma değer vergisinin birbirine yakın olması ve ödenecek katma değer vergisinin az çıkmasının gerçek bir emtia ticaretiyle uğraşmadan komisyon karşılığı yanıltıcı belge düzenlemek ve satmak yoluyla kazanç elde edildiği hususunda hukuken geçerli ve yeterli tespit niteliğinde kabul edilmesi mümkün değildir”demek suretiyle yeterli seviyede somut tespit yapılması gereğini vurgulamıştır.

Danıştay 9. Daire 19.10.2005 gün, 2003/3818 E., 2005/2936 k. sayılı kararında; “… Dosyanın incelenmesinden; yükümlü şirket adına fatura düzenleyen firmanın faaliyette bulunduğu, vergisi ihtilaf konusu olan dönemlerde ilgili katma değer vergisi beyannamelerini verdiği ve matrah beyan ettiği, üretimi gerçekleştirebile­cek çapta makine ve teçhizata sahip olduğu yolunda raporların bulunduğu, işçi çalıştırdığı ve atölyesinin olduğunun tespit edildiği görülmüştür. Bu durumda, … Tekstil Ltd. Şti ‘nin yükümlü şirkete düzenlediği faturaların sahte ve yanıltıcı olduğu yolunda hukuken geçerli ve somut tespitler bulunmamaktadır…” diyerek yargılamada karinelerin ne surette dikkate alınacağını işaret etmiştir.

Yine Danıştay 9. Daire, bu defa mükellefin faaliyet alanı dışında düzenlediği faturada bu konudaki karinenin ne şekilde dikkate alınacağına örnek olarak 27.03.2007 gün, 2005/3584 E., 2007/1012 k sayılı kararında; “… Taş. Tur. Kim. Mad. Ltd. Şti. hakkında düzenlenen vergi tekniği rapo­runun incelenmesinden, şirketin adresinde yapılan yoklamalarda çalışan işçisi­nin, nakliye aracının ve deposunun olmadığı, kanuni temsilcisinin yanlış adres bildirdiğinin tespit edildiği, katma değer vergisi beyanları ile kurumlar vergisi beyanının uyuşmadığı, ödenecek katma değer vergisi beyanının bulunmadığı, başka firmalara düzenlenen faturalarda sıra takibinin yapılmadığı, şirket ortak­larının ortak olduğu on bir şirketin dokuzu hakkında olumsuz tespitler olduğu, şirketin müdürünün şirketin kuruluşundan itibaren sadece nakliye işi yaptıkları­nı ifade ettiği anlaşılmıştır. Anılan mükellef hakkındaki bu tespitler ile söz konusu şirketin müdürünün taşıma işi ile uğraşıldığını beyan etmesi ve davacı şirket yetkilisinin de tuta­nakta plastik hammaddesinin …. isimli şahıstan alındığını ifade etmesi karşı­sında davacı şirket adına düzenlenen faturaların gerçek mal alımına dayanma­dığı sonucuna ulaşıldığından…” demek suretiyle bu gibi durumlarda ispat külfetinin mükellefe ait olduğunu vurgulamıştır.

Yine Danıştay 9. Daire, bu defa firmanın faaliyetinin bulunmaması karinesinin ne şekilde dikkate alınacağına örnek olarak 09.04.2009 gün, 2007/4372 E., 2009/1686 k sayılı kararında; “…… hakkında düzenlenen vergi tekniği raporu eki … tarihli yokla­mada, firmanın 2000/Aralık döneminden itibaren faaliyetinin olmadığı belir­tilmesine rağmen bu tespitin nasıl yapıldığı tutanaktan anlaşılamamakta, bunun yanısıra … tarihinde düzenlenen yoklama tutanağında da şirketin faaliyeti terk tarihinin tespit edilemediği açıkça belirtilmektedir. Bu durumda, … hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunda mükellefin davacıya düzenlediği faturaların sahte olduğu konusunda somut bir saptama olmadığından…” demek suretiyle yeterli somut tespit yapılmaksızın karine yoluyla ispata gidilemeyeceğini vurgulanmıştır.

Sonuç ve Değerlendirme

Sahte veya yanıltıcı belge düzenleme ve kullanma fiillerinin varlığının “somut” olarak ortaya konması gereği istikrar kazanan çok sayıda yargı kararı ile sabittir. Son yıllarda İdarenin somut tespitte bulunma konusuna özel bir önem verdiği memnuniyetle gözlemlenmekle birlikte bu konudaki gayretin sürdürülmesi gereğinin vurgulanmasında yarar vardır.

Zira, somut tespitte bulunma zorunluluğuna uymaksızın salınan tarhiyatlar kaldırılmaktadır. Çalışmamızda bu konuda en sık rastlanan karine ve tespit türlerine yer verilmiş olup, somut tespitlerin her bir olayın özelliğine göre farklılık gösterebileceği dikkate alınmalıdır

Makalemizi Oylar Mısınız?

Bu içeriği paylaşmak ister misiniz?

Yorumlarınız bizim için önemlidir. Soru sormaktan veya yorum yapmaktan lütfen çekinmeyin. Konu ile ilgili merak ettiğiniz detaylarla ilgili avukatlarımız sizlere dönüş yapacaktır.

Gaziantep Avukatlık Ofisimizde, Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, iş Davası Avukatı, İdari Dava Avukatı olarak faaliyetlerinin yanında Uzman Arabulucu olarak ihtiyari ve zorunlu arabuluculuk hizmeti de vermektedir. Ofisimiz Gaziantep dışında, Kahramanmaraş, Kilis ve Şanlıurfa'da da dava takibi yapmaktadır.

© Copyright 2004-2021 
Avukat Ali Tümbaş - Her hakkı saklıdır.
Call Now Buttonenvelopephone-handsetmap-marker
Whatsapp
Avukata Soru Sor
Merhaba.
Hukuki tüm sorularınız için makul bir ücret karşılığı bizimle iletişime geçebilirsiniz. Size konunun uzman avukatı destek verip yol haritanızı çizecektir.
linkedin facebook pinterest youtube rss twitter instagram facebook-blank rss-blank linkedin-blank pinterest youtube twitter instagram