Gaziantep Avukat Ali Tümbaş Anlaşmalı ve Çekişmeli Boşanma Avukatı

Mirasçılıktan çıkarılabilir denilen durumları açıklamadan önce genel olarak Türk Hukukunun miras bırakanın mirasını korumaya yönelik düzenlemeler içerdiğini belirtmek gerekir. Nitekim miras bırakan mirasçılar arasında eşit davranmayıp ölümünden önce mirası hakkaniyetsiz dağıtabilmesi söz konusudur. Bu noktada kanun koyucu mirasbırakana mal senin istediğini de yapabilirsin, istediğine miras bırak, istediğine bağışla istediğini mirasçılığından çıkar gibi sınırsız bir hareket alanı bırakmamıştır. Bu noktada öncelikle miras bırakan kişinin sınırları nedir konusuna değinmek lazım.


Mirasta Saklı Pay- Tasarruf Nisabı

Yukarıda kısmen de değindiğimiz üzere miras bırakan sınırsız bir hareket alanına sahip değildir. Ölümünden önce yapacağı gerek karşılıksız kazandırmalar da gerekse de ölüme bağlı tasarruflarda ( vasiyet düzenlemek gibi ) tasarruf edebileceği hesaba/orana tasarruf nisabı denilir. Kanundaki ifadesine bakacak olursak ;

Türk Medeni Kanuni

Madde 505(Değişik birinci fıkra: 4/5/2007-5650/1 md.) Mirasçı olarak altsoyu, ana ve babası veya eşi bulunan miras bırakan, mirasının saklı paylar dışında kalan kısmında ölüme bağlı tasarrufta bulunabilir.

Bu mirasçılardan hiç biri yoksa, mirasbırakan mirasının tamamında tasarruf edebilir. ……”

Kanun istisna tutulan haller dışında miras bırakanın mirasçılara haksızlık yapması engellemek amacıyla mirasçıların en azından kanuni hak edişlerini belli oranlarda korumak için saklı pay düzenlemesini de yaptığı görülmektedir. Kanuni düzenlemeye bakacak olursak ;

Madde 506- Saklı pay aşağıdaki oranlardan ibarettir:

  1. Altsoy için yasal miras payının yarısı,
  2.  Ana ve babadan her biri için yasal miras payının dörtte biri,
  3. (Mülga: 4/5/2007-5650/2 md.)
  4. Sağ kalan eş için, altsoy veya ana ve baba zümresiyle birlikte mirasçı olması hâlinde yasal miras payının tamamı, diğer hâllerde yasal miras payının dörtte üçü.

Görüleceği üzere kanun koyucu miras bırakana yapacağı karşılıksız kazandırmalarda yahut ölüme bağlı tasarruflarda saklı payı oranlarını koruyarak işlem yapması hususunda imkan tanımıştır. Saklı payın ihlal edilmesi halinde sonradan ilgili mirasçılar dava açarak haklarını talep edebileceklerdir.

Peki ya miras bırakan bazı mirasçılarını veya tamamını mirasından çıkarmak istiyorsa ? Mirasçılarının kendisinden hiçbir şey almasını istemeyen kişi ne yapabilir ?

Kanunda yukarıda değindiğimiz üzere miras bırakanın sınırsız bir hareket alanı yoktur. Ancak bazen öyle durumlar vardır ki mirasçının miras hakkı kendiliğinden sona erer , bazı durumlar da vardır ki miras bırakanın mirasçısını mirasından çıkarma hakkı tanır, bu durumlarda kanun miras bırakanın iradesine saygı duymuştur.

O halde karşımıza iki durum çıkmaktadır.

İlki mirastan yoksunluk halleri diğeri de mirasçılıktan çıkarma yani mirastan ıskat. Başlıklar halinde incelersek ;

1.Mirastan Yoksunluk Halleri

Öyle haller vardır ki miras bırakanın mirasçılıktan çıkarmasına bile gerek olmadan kanun bu kişilerin mirasçılığını ortadan kaldırmıştır. Şartları gerçekleştiği zaman kendiliğinden bu kişiler mirastan mahrum kalır. Kanundaki düzenlemeye bakacak olursak ;

Türk Medeni Kanunu Madde 578

“……..Aşağıdaki kimseler, mirasçı olamayacakları gibi; ölüme bağlı tasarrufla herhangi bir hak da edinemezler:

  1. Mirasbırakanı kasten ve hukuka aykırı olarak öldüren veya öldürmeye teşebbüs edenler, ( görüldüğü üzere miras bırakanının canına kasteden veya teşebbüs edeni miras bırakanın artık ölümüyle bir menfaat de elde etmesinin kanun önüne geçmektedir, bir nevi bu kişinin cezası maddi olarak bu kanunla verilmiştir , elbette ceza kanunu kapsamında ayrıca cezalara da çarptırılacaktır)
  • Mirasbırakanı kasten ve hukuka aykırı olarak sürekli şekilde ölüme bağlı tasarruf yapamayacak duruma getirenler,
  • Mirasbırakanın ölüme bağlı bir tasarruf yapmasını veya böyle bir tasarruftan dönmesini aldatma, zorlama veya korkutma yoluyla sağlayanlar ve engelleyenler,
  • Mirasbırakanın artık yeniden yapamayacağı bir durumda ve zamanda ölüme bağlı bir tasarrufu kasten ve hukuka aykırı olarak ortadan kaldıranlar veya bozanlar.

Mirastan yoksunluk, mirasbırakanın affıyla ortadan kalkar……..”

Yukarıda sayılan haller bu eylemlerde bulunan kişileri kendiliğinden mirasçılık sıfatlarını ortadan kaldıran durumlardır. Bu durumlar yalnızca belirtilen eylemi işleyen kişi için geçerlidir. Onun alt soyunu etkilemez. Nitekim bu düzenleme bir tür cezalandırma amacı güden bir düzenleme olması sebebiyle yalnızca ilgili kişiyi etkilemektedir. Ayrıca bu olaylar sebebiyle miras bırakan kişi ilgili mirasçısını affederse bu kişi tekrardan mirasçı sayılmaktadır.

2.Mirasçılıktan Çıkarma- Mirastan Iskat

Yazımızın ana teması olan kısma gelmiş bulunmaktayız. Kişinin kendi iradesi ile mirasçısını ya da mirasçılarını mirasçılıktan çıkarma imkanı kanunda yine belirli ve sınırlı sayıda tanınmış bir imkandır. Belirlenen haller dışında kişi tercihe bağlı olarak mirasçılıktan çıkarma işlemi yapamaz. Çünkü böyle sınırsız bir hareket alanı tanınırsa bu sefer mirasçılar arasında kayırmalara, haksızlıklara ve adaletsizliğe yol açabilecektir.Konu hakkındaki kanuni düzenleme Türk Medeni Kanunu 510.maddede  Bu konuyu soru cevap ile işleyelim.


Kimler Mirasçılıktan Çıkarılabilir ?

Yalnızca saklı pay hakkı olan mirasçılar mirasçılıktan çıkarılabilmektedir. Yani eş,çocuklar.anne ve baba belirli haller varsa mirasçılıktan çıkarılabilir.

Hangi Hallerde Mirasçılıktan Çıkarmak Mümkündür ?

Üç durumda mirasçılıktan çıkarmak mümkündür.Bunlardan ilk ikisi karşılığında maddi bir külfet ödemeden yapılan mirasçılıktan çıkarmak işlemidir. Sonuncusu ise yazımızın en altında paylaşacağımız miras bırakanın bir ödeme yaparak yaptığı mirasçılıktan çıkarma işlemidir. İlk ikisini açıklamakla başlayalım ;

Mirasçı, mirasbırakana veya mirasbırakanın yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemişse,

( burada geçen ağır suçtan kasıt mutlaka öldürmek,yaralamak gibi boyutlarda olması gerekmemektedir, somut olayın özelliklerine göre ağır suç işlenip işlenmediği genelde yargı tarafından belirlenmektedir. Örnek vermek gerekirse Yargıtay 2.Hukuk Dairesi ölümle tehdit etmek eylemini de ağır suç kabul etmiştir )

Mirasçı, mirasbırakana veya mirasbırakanın ailesi üyelerine karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemişse

( hayırsız evlat burada karşımıza çıkar )

Bu kısma özel olarak değinmek gerekir.Kanun koyucunun aile olgusuna ne kadar önem verdiğinin bir göstergesi de bu düzenelemedir. Anayasasında Türk Toplumunun temeline aileyi oturtan kanun koyucu Medeni Kanununda da aile hukukundan doğan yükümlülüğü ihlal edeni yine adeta cezalandırmaktadır. Ancak burada kendiliğinden kişi mirasçılıktan çıkmaz.Bunun için miras bırakan kişinin mirasçılıktan çıkarma işlemi yapması gerekmektedir. Kanun miras bırakana adeta hayatın boyunca yanında olmayan mirasçına sen ölünce de senden kalanlar onun yanında olmasın,işte sana imkan demiştir. Hatta konuya ilişkin açıklayıcı olması bakımından emsal karar da verelim

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2019/5571 E.  2021/471 K. sayılı kararı

“…… somut olaya bakıldığında; mirasbırakanın, vasiyetnameler ile kendisi ile annesinin rızası dışında evi terk ettiği, dönmesi için haber gönderilmesine rağmen gelmediği, tanımadıkları birisi ile kendisine ve annesine haber vermeden evlendiği, ağır hastalığa yakalanmasına ve haber gönderilmesine rağmen bakmayacağını, ilgilenmeyeceğini, eve gelmeyeceğini bildirdiği; bayramlarda ve diğer önemli günlerde yıllar boyu eve uğramadığı, telefonla aramadığı; boşandığı eşi ile birlikte nikahsız olarak yaşadığı, son dönemde yapılan rica ve minnetler ile zoraki eve geldiği ancak ilgilenmediği yabancı biri gibi davrandığı; “yatacak mezar yeri var mı bu adamın” dediği; kiracılara özel hayatları ve geçmiş ile ilgili birtakım şeyler anlattığı, anne babasının kötü insanlar olduğunu söylediği, bu sebeple davacının ailevi görevlerini ağır bir şekilde ihlal ettiği gerekçesiyle, mirasçılıktan çıkardığı görülmektedir. ………. kısaca davacının anne ve babası olan mirasbırakana karşı mükellef olduğu aile hukukundan doğan yükümlülüklerini büyük ve kusurlu davranışlarla yerine getirmediği gözetilerek karar verilmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir………”

Görüleceği üzere yargıtay adeta hayırsız evladın nasıl olduğunun portresini çizmiş ve miras bırakanına böyle davranmış bir kişi de mirasçılıktan çıkarılabilir demiştir.

Mirasçılıktan Çıkarma İşlemi Nasıl Yapılır ?

Bu işlem mutlaka ölüme bağlı tasarrufla yapılabilir. Yani miras bırakan yaşarken ölümü halinde mirası hakkında ne olması gerektiği yönünde yapacağı bir işlemle mirasçılıktan çıkarma işlemini de öngörebilir.

Bu işlemi adi yazılı vasiyetname ile de veya resmi noterden düzenlenmiş ya da onaylanmış vasiyetname ile de veyahut şartları varsa sözlü vasiyetname ile de yapabilir.

Burada mirasçılıktan çıkarma işlemi yapılırken çıkarma sebebinin açık olması, belirli bir eyleme, işleme ve davranışa dayanması gerekmektedir. Sadece mirasdan ıskat ettim, miras dışı bıraktım, bana ilgi göstermedi v.b. gibi gerekçesiz sözler yeterli sayılmamalıdır. Çıkarma sebebi kabul edilen olayların, delillerinin gösterilmesi de mirasçının çıkarmaya itirazı halinde diğer tarafa kolaylık sağlayacağından, tasarrufda yer almalıdır. Aksi halde işlem geçersiz sayılacak ve gerçekten miras bırakan haklı dahi olsa iradesi gerçekleşmemiş olacaktır. İşte bu noktada yanlış bir işlem yapmamak adına mutlaka miras hukukunda uzman bir avukat ile iletişim içinde olmak oldukça önemlidir.

Mirasçılıktan Çıkarılan Kişini Altsoyu da Mirasçılıktan Çıkmış Sayılır Mı ?

Bu durumda da yine mirasçılıktan çıkarılan kişinin kendi altsoyu mirastan mahrum bırakılmamaktadır. Mirasbırakan başka türlü tasarrufta bulunmuş olmadıkça, mirasçılıktan çıkarılan kimsenin miras payı, o kimse mirasbırakandan önce ölmüş gibi, mirasçılıktan çıkarılanın varsa altsoyuna, yoksa mirasbırakanın yasal mirasçılarına kalır. Mirasçılıktan çıkarılan kimsenin altsoyu, o kimse mirasbırakandan önce ölmüş gibi saklı payını isteyebilir.

Mirasçılıktan Çıkarılan Kişi Bu İşlemin Doğru Olmadığını Belirterek Dava Açarsa Mirastan Çıkarılma İşleminin Yerinde Olduğunu Kim İspat Etmelidir ?

Mirasçılıktan çıkarılan kimse bu işleme itiraz ederse, belirtilen sebebin varlığını ispat, çıkarmadan yararlanan mirasçıya veya vasiyet alacaklısına düşer. Sebebin varlığı ispat edilememiş veya çıkarma sebebi tasarrufta belirtilmemişse tasarruf, mirasçının saklı payı dışında yerine getirilir; ancak, mirasbırakan bu tasarrufu çıkarma sebebi hakkında düştüğü açık bir yanılma yüzünden yapmışsa, çıkarma geçersiz olur.

Yani mirastan çıkarılan kişi gerçekten haksızlığa uğradığını düşünüyorsa bu kişinin de ya da mirastan çıkarılan kişi haksız yere itiraz etmiş ise mirastan faydalanan kişi haklı iken haksız duruma düşmemek adına mutlaka miras hukukunda uzman bir avukat ile iletişim içinde olması şarttır.

Son Mirasçılıktan Çıkarma Şekli ; Borç Ödemeden Aciz Sebebiyle Mirasçılıktan Çıkarma

Bu durumda kanun koyucu yaşanma ihtimali yaygın olan bir durum için de düzenleme yapmış ve miras bırakanın ölümünden sonra el birliği ile mülkiyet kapsamında birlikte hareket eden mirasçılardan bazılarının borca batık kişiler olması halinde diğerlerinin de bundan olumsuz etkilenmemesi için bir imkan tanımıştır. Bu imkan miras bırakana tanınmış bir imkandır. Buna göre ;

Mirasbırakan, hakkında borç ödemeden aciz belgesi bulunan altsoyunu, saklı payının yarısı için mirasçılıktan çıkarabilir. Ancak, bu yarıyı mirasçılıktan çıkarılanın doğmuş ve doğacak çocuklarına özgülemesi şarttır.

Miras açıldığı zaman borç ödemeden aciz belgesinin hükmü kalmamışsa veya belgenin kapsadığı borç tutarı mirasçılıktan çıkarılanın miras payının yarısını aşmıyorsa, mirasçılıktan çıkarılanın istemi üzerine çıkarma iptal olunur.

Görüleceği üzere 3 ihtimalde gerçekleşebilen mirasçılıktan çıkarma konusunu tamamlamış bulunmaktayız. Miras için değil, iyi insan olmak için, ailenin değerini bilmek ve korumak için hayırlı evlat olmaya bakmak lazım. Bize sorarsanız miras için iyi bir evlat görüntüsü veren de aslında hayırsız evlattır. Ancak tabi ki bu hukuki değil yalnızca vicdani bir değerlendirmedir. Konu hakkındaki yorumlarınızı önemsiyoruz. Aşağıda yorumlar kısmında firkirlerinizi bizimle paylaşabilirsiniz……

Mallar, kişinin ölümünün ardından bırakmış olduğu yüklü para veya karşılığı yüklü para eden gayrimenkul gibi şeylerdir.

Kişinin ölümünden sora kalan malvarlığı, öncelikle kişi vasiyetinde malvarlığını herhangi birine bıraktığını belitmiş ise, kurallar dahilinde o kişiye verilir. Ölen kişinin bıraktığı miras kimseye bırakmamış ise belirlenen yasalar dahilinde birinci derece akbabalarına dağıtılır.

Peki kişi çocuksuz ölür ise miras kime kalır?

Bu sorunun cevabı ölen kişinin durumlarına göre değişiklik gösterecektir. Şöyle ki;

  • -Eğer vefat eden bir kimsenin çocuğu yoksa; miras eşine ve ölen kişinin anne ile babasının sağ olması halinde hem eşine hem anne ve babasına kalıyor.
  • -Ölen kişinin anne ve babası yoksa , büyükanne ve büyükbabası varsa miras bu sefer de eşi ile büyükanne ve büyükbaba arasında paylaşılıyor.
  • -Vefat eden kişinin eşi ve çocukları yoksa ve ayrıca anne ve babası da yoksa miras kardeşlere kalıyor.

Yukarıda sayılan akraba hısımlarından hiçbiri yoksa yani; eşi, çocukları; anne ve babası; kardeşleri yoksa söz konusu miras devlet hazinesine kalıyor.

Öncelikle dilekçenizde şu hususlar mutlaka yer almalıdır:

  • Davanın tarafları,
  • Davanın konusu,
  • Davanın sebebi,
  • Davanın değeri,
  • Davaya konu olaylar
  • Davaya konu olayları ispata yarayan araçları
  • Davacının talebi ve davacının imzasını içermesi gerekir.

Özetle

  • Aile Mahkemesinin adı,
  • Davacı İle Davalının Adı,Soyadı ve Adresleri,
  • Davacının ve varsa davalının T.C. Kimlik Numarası,
  • Varsa tarafların kanuni temsilcilerinin ve davacı vekilinin adı,soyadı ve adresleri,
  • Davacının İddiasının Dayanağı Olan Bütün Olayların Sıra Numarası Altında Açık Özetleri,
  • İddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği,
  • Davada dayanılan hukuki nedenler,
  • Açık bir şekilde taleplerin sonucu
  • Davacının ya da vekilinin imzası

Çekişmeli Boşanma Davasının Açılması

İster çekişmeli ister anlaşmalı olsun, her iki türdeki boşanma davaları da Aile Mahkemesi’nde açılmalıdır. Boşanmak isteyen taraflardan biri iki nüsha dava dilekçesi(anlaşmalı boşanma davalarında boşanma protokolü de eklenmelidir), varsa eklemek istediği delillere ilişkin belgeleri ve nüfus cüzdan fotokopisini ekleyerek boşanma davasını açabilir. Hak kaybına uğramamak açısından boşanma davasının avukat marifetiyle takip edilmesi oldukça önemlidir.

Boşanma davasının açılabilmesi için taraflar arasında geçerli bir evlilik bulunmalıdır ve boşanma nedenlerinden birinin varlığı gereklidir. Boşanma dava dilekçesinin verilmesi ile çekişmeli boşanma süreci başlar.

Çekişmeli boşanma davalarının aşamaları

-Dilekçeler Aşaması:

İlk aşaması dilekçeler teatisinden ibarettir. Dilekçeler aşaması; dava dilekçesi-cevap-cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesinden oluşmaktadır. Davacının dava dilekçesi hazırlayarak dava açması sonrasında başlayan bir aşamadır.

-Ön İnceleme Duruşması (ilk duruşma):

Dilekçeler aşamasının tamamlanması sonrasında ilk duruşma yapılacaktır. Bu duruşmada tarafların uyuşmazlık konusunu ve birbirlerinden taleplerini tespit edilecektir.

-Tahkikat Duruşması (ikinci duruşma):

İlk duruşma sonrasında tahkikat aşamasına geçilecektir. Bir dosyanın tahkikat aşamasına geçmesi demek iddia ve savunmalar adına dilekçede belirtilen delillerin toplanılması anlamına gelmektedir. Tanıklar dinlenecek, ilgili yerlere müzekkere yazılarak cevapların toplanılması takip edilecektir.

Çekişmeli Boşanma Sebepleri Nelerdir?

Çekişmeli boşanma sebepleri özel boşanma sebepleri ve genel boşanma sebepleri olarak ikiye ayrılmaktadır.

Özel Boşanma Sebepleri ;

  • Zina (aldatma)
  • Hayata Kast, Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış Nedenleri ile Boşanma Davası
  • Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme Sebepleri ile Boşanma Davası
  • Terk Sebebiyle Boşanma Davası
  • Akıl Hastalığı Sebebiyle Boşanma Davası


Genel Boşanma Sebepleri ;

  • Evlilik birliğinin temelinden sarsılması
  • Anlaşmalı boşanma
  • Ortak hayatın yeniden kurulamaması

Boşanma Davasında Kaç Kez Dilekçe Verilir?

Boşanma davasının açılması için sadece bir adet dilekçe hazırlanması yeterli olacaktır. Boşanma davası dilekçesi kapsamında gerekli olan bilgilerin eksiksiz bir biçimde sunulması durumunda dilekçe hazırlama aşamasına dair herhangi bir sorun yaşanması söz konusu olmayacaktır. Boşanma davası dilekçesi anlaşmalı boşanma kapsamında değerlendirilecekse hali hazırda bu dilekçede belirtilen unsurların boşanma protokolü manasına geleceğini de bilmelisiniz. Boşanma aşamasında her iki tarafın da bu detayları kabul ettiklerini mahkemede bizzat beyan etmeleri gerekir.

Çekişmeli Boşanma Davası ile Birlikte Talep Edilebilecek Hususlar

Yoksulluk Nafakası

Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan taraf, kusuru daha ağır olmamak şartıyla, geçimini sağlamak için diğer taraftan malî gücü oranında, süresiz olarak nafaka isteyebilir. Bu nafakaya “yoksulluk nafakası” denilmektedir. Yoksulluk nafakası tayin edilebilmesi için nafaka yükümlüsünün kusurlu olması şartı aranmamaktadır. Çekişmeli boşanma süreci boyunca tedbir nafakası olarak ödenir. İlamsız icraya konulabilir.

İştirak Nafakası

Velayetin kullanılması hakkı kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. Bu nafakaya “iştirak nafakası” denilmektedir.

Mahkeme, talep halinde irat biçiminde ödenmesine karar verilen bu giderlerin gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir.

anlaşmalı boşanma çekişmeli boşanma gaziantep avukat dna

Müşterek Çocukların Velayeti

Yargılama aşamasında mahkeme tarafından boşanma kararı verilirken, imkân bulundukça anne ve baba dinlenir ve ardından çocuğun düşüncesi alınıp, anne ve babanın çocuk ile olan kişisel ilişkileri düzenlenir.

Velayetin kullanılması hakkı kendisine verilmeyen eşin, müşterek çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, müşterek çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararları gözetilir.

Anne veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni durumların ortaya çıkması halinde hakim, resen veya anne ve babadan birinin talebi üzerine gerekli önlemleri alabilir. Yani velayete ilişkin şartlarda bir değişiklik olduğu durumda ebeveynlerin, velayetin değiştirilmesi yönünde bir dava açması mümkün olacaktır.

Maddi ve Manevi Tazminat

Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir.

Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktar tazminat talep edebilir.


Boşanma davasında akrabalar tanık olarak dinlenir mi?

15 yıllık meslek hayatım boyunca tarafıma çekişmeli boşanmalara yönelik en sık sorulan soruları sizler için derledim. Sıkça sorulan sorular sonrası dilerseniz sizler için hazırladığımız “Boşanma Avukatından Yol Haritası” isimli makalemizi okuyabilirsiniz. Bu sizler için yol gösterici olacağı kanaatindeyiz.

boşanma avukatından tavsiyeler

Çekişmeli Boşanmada Sıkça Sorulan Sorular

Boşanma davam için avukat tutmak zorunda mıyım?

Sadece boşanma davalarında değil hiçbir davada avukat tutma mecburiyeti bulunmamaktadır. Ancak davalar çeşitli usule ve sürelere bağlanmıştır. Pratik bilgi ile tecrübe ve beceri gerektirir. Her dava başından sonuna kadar ince ayrıntılarla doludur.

Bu ayrıntıları bilmemek veya kaçırmak davayı kaybetmenize dahi neden olabilir.

Bunun içindir ki nasılsa mecbur değilmişim deyip işin uzmanı olan bir avukattan yararlanmamak, dava için aldığınız riskten başka bir şey değildir.

Çekişmeli boşanma davası nedir?

Türk Medeni Kanununda düzenlenmiş anlaşmalı boşanma davası dışında kalan ve eşler arasında boşanma , boşanmanın sonuçları konusunda bir anlaşmanın bulunmadığı boşanma davalarıdır.
2020 yılında Türkiye’de boşanan çift sayısı 135.022 adettir.

Bu sayının çok büyük bir kısmı evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayalı boşanma davasıdır.

Özel boşanma nedenleri olan; ayrılık, hayata kast , onur kırıcı davranış, ortak hayatın yeniden kurulamaması, suç işleme , haysiyetsiz hayat sürme, terk, zina nedenlerinden açılan boşanma davalarıdır.

gaziantep boşanma avukatı anlaşmalı ve çekişmeli


Eşim boşanmak istemiyor. Açacağım dava çekişmeli boşanma davası mıdır?

Evet, açılacak olan dava çekişmeli boşanma davasıdır. Ayrıca eşiniz boşanmayı istiyor olsa dahi çocukların velayeti, nafaka, maddi ve tazminat gibi konularda yine anlaşamazsanız açacağınız dava çekişmeli boşanma davası olacaktır.

Çekişmeli boşanma davası hangi sebeplerle açılır?

Türk Medeni kanuna göre boşanma sebepleri;

  • Zina,
  • Hayata kast,
  • Eşe çok kötü muamele,
  • Yüz kızartıcı suç işleyen eşten boşanma,
  • Terk nedeniyle boşanma,
  • Akıl hastalığı,
  • Evlilik birliğinin temelinden sarsılması,
  • Fiili olarak ayrı yaşama şeklinde sayılmıştır.

Çekişmeli boşanma davası ne kadar sürer?

Anlaşmalı boşanma davasından daha uzun süreceği kesindir. Ancak bu konuda kesin bir süre vermek de zordur. Çünkü bir davanın görülme süresini etkileyen çok sayıda etkenler vardır.

Örneğin; Aile Mahkemesinin iş yükü, posta durumu, tarafların iddia ve cevapları bunların araştırılmasına yönelik olarak yapılabilecek keşif, bilirkişi incelemesi gibi işlemler, şahitlerin sayısı, adli tatil, koronavirüs gibi önlemler gibi.

Bununla birlikte bir ön inceleme olmak üzere davanın üç veya dört duruşmada da sonuçlanması mümkündür.

2020 yılı istatistiklerine göre boşanma davası görülme süresi 187 gündür. Ancak bu sayıya çok hızlı sonuçlanan anlaşmalı boşanma davaları da dahildir. Yani bu ortalamayı düşüren etkenin anlaşmalı boşanma olduğu bilinmelidir.


Çekişmeli boşanma süreci nasıl işler?

Avukat aracılığı ile yada bizzat boşanma dilekçesi adliye içinde ki tevzii bürosuna verilir. Mahkeme boşanma dilekçesini gözden geçirerek, boşanma nedenine bakar ve eşlere (yada avukata) bildiri yani gönderir.

Hakim boşanma nedeninin araştırılmasını isteyebilir ve kendi yoğunluğuna göre, yakın yada ileri bir zaman duruşma günü belirlenir.

Şiddetli geçimsizlik nedeniyle mahkemeye başvurulursa taraflar (çiftler) katılmadan avukat aracılığı ile boşanma gerçekleşebilir.

Velayet ve boşanma birlikte yürütülmek zorundadır.

Çekişmeli boşanmada soyadı değişikliği nasıl olur?

Boşanan eş isterse eşinin soyadında kalabilir, isterse kızlık soyadına dönebilir. Ancak eğer eski eşinin soyadını kullanmak isterse, eşinin soyadının kullanmasıyla ona zarar vermeyeceğini kanıtlaması gerekmektedir. Bunu kanıtlarsa eski eşinin soyadının kullanabilir.

Çekişmeli boşanma davasında verilen karara karşı istinaf (veya temyiz) yoluna başvurmak mümkün müdür?

Çekişmeli boşanma davalarında, tarafların veya varsa avukatlarının aile mahkemesi kararını belirli prosedürler dahilinde hem istinaf hem de temyiz mahkemesine götürme hakkı bulunmaktadır.

tek celsede boşanma gaziantep boşanma avukatı


İstinaf ve Temyiz incelemesi ne kadar sürer?

İstinaf incelemesinin sonuçlanma süresi bölge adliye mahkemelerinin iş yüküne göre değişmektedir. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesindeki inceleme süresinin Diğer Bölge adliye mahkemesine göre daha uzun olduğunu gözlemliyoruz.

Gaziantep Bölge adliye mahkemesinde boşanma davalarının incelenme süresinin bir yıl kadar sürebildiğini söyleyebilirim. Yargıtay temyiz incelemesi ise, dosya istinaftan geçmiş ise genellikle 1 yıldan kısa bir sürede sonuçlanmaktadır.

Çekişmeli boşanma davalarında avukatlık ücreti ne kadardır?

Bunu avukatınızla görüşerek belirlemelisiniz, genel itibari ile taban ücret olsa da ücret serbestisi olup karşılıklı anlaşarak ücret belirlenmektedir.
Adalet Bakanlığının veya bağlı olduğu baronun yayımladığı asgari ücret tarifelerinde yazılı tutarlardan düşük olmamak üzere size uygun bir ücret önerecektir.
Gaziantep barosunun 2021 yılı tarifesinde, çekişmeli boşanma davaları için tavsiye ettiği en az ücret tutarı:

Boşanma Davaları:

  • a) Anlaşmalı 8.000,00 TL
  • b) Çekişmeli 10.500,00 TL
  • c) Çekişmeli ve maddi, manevi tazminat istemli 11.000,00 TL ’den az olmamak kaydıyla…

Çekişmeli boşanma davasını nerede açılmalıdır?

Çekişmeli boşanma davaları eşlerin son defa altı ay birlikte oturdukları yer mahkemesinde veya taraflardan birinin yerleşim yerinde bulunan mahkemede açılmaktadır. Buna yetki denir.

Boşanma davalarda yetki kesin niteliğinde olmadığından, diğer tarafın yetki itirazında bulunmaması halinde boşanma davasının hangi ilde açıldığının önemi yoktur. Yetki itirazında bulunmadığı sürece tüm boşanma davaları örneğin Gaziantep’de açılabilir.

anlaşmalı boşanma gaziantep avukat


Çekişmeli boşanma davası hangi mahkemelerde açılır?

Aile mahkemelerinde. Ya da davanın açılacağı yerde aile mahkemesi yoksa Asliye Hukuk Mahkemelerinde çekişmeli boşanma davası açılablir. Hangisinde açarsam benim için iyi olur sorusunun cevabı ise ikisi arasında fark yoktur.

Boşanma Davasını Hangi Tarafın Açması Avantajlıdır?

Boşanma davasını hangi tarafın açtığı değil, açan tarafın iddialarını ispatlaması önemlidir. Öte yandan bir taraf boşanma davası açtıktan sonra diğer tarafın da karşı boşanma davası açma hakkı bulunmaktadır.
Boşanmada iddialarını en doğru şekilde sunan ve bunları ispatlayabilen taraf avantajlıdır. Kadın ya da erkeğin davayı açmasının hiç bir önemi bulunmamaktadır.

Çekişmeli boşanma davasında nafaka talep edebilir miyim?

Tabiki talep edebilirsiniz. Ancak sonuçta bu konuda taktir aile mahkemesi hakiminindir. Siz haklılığınızı ispat ettiğiniz ve koşulların oluşması durumunda lehinize nafakaya hükmedilecektir.

Evlilikte elde ettiğimiz malları çekişmeli boşanma davasında paylaşılmasını da talep edebilir miyim?

Hayır. Bunun için ayrı bir dava açmalısınız. Açılacak olan bu davanın ismi mal rejimi davasıdır. Boşanma davası sonuçlanmadan bu türden bir dava açmış olsanız bile mahkeme boşanma dava dosyasının sonuçlanmasını bekleyecektir.

gaziantep boşanma avukatı anlaşmalı ve çekişmeli


Ziynet eşyalarımı alamadım çekişmeli boşanma davasında bunları da talep edebilir miyim?

Evet talep edebilirsiniz. Bunun için ayrı bir dava açmanız gerekmez. Çekişmeli boşanma davası içinde istenebilecek kalemler içerisindedir.

Boşanma İçin Gerekli Evraklar Nelerdir?

Boşanma için bugünkü internet ortamında tek gerekli olan belge TC Kimlik numarasını içeren nüfus cüzdanıdır. Aile cüzdanı, pasaport, tapu kayıtları, ikametgah ilmühaberi, doğum belgeleri gibi kayıtlara gerek yoktur. Daha detaylı bilgi için tıklayınız.

Evleneli 1 yıl olmadı. Yine de çekişmeli boşanma davası açabilir miyim?

Anlaşmalı boşanma davasından farklı olarak çekişmeli boşanma davası açabilmek için evlilikte geçirilmiş her hangi bir süre şartı yoktur. Resmi nikah üzerinden 1 saat geçse dahi artık çekişmeli boşanma davası açabilirsiniz.

gaziantep anlaşmalı boşanma avukatı


İki Eş de Mahkemeye Gelmek Zorunda Mıdır?

Evliliğin sona ermesi için açılan bu davaları ikiye ayırmak mümkündür: Bunlardan ilki anlaşmalı davadır. Anlaşmalı açılan davada her iki taraf mahkemeye çıkarak evliliğin sona ermesini hür iradeleriyle istediklerini hakime açıklamak zorundadırlar. Anlaşmalı davada, duruşmada tarafların temsili vekaletle olmamaktadır.

Diğer yandan çekişmeli olarak açılan davada tarafların mahkemeye çıkmasına gerek yoktur. Taraflar yerine vekil edecekleri avukatları da mahkemede kendilerini temsil edebilirler.

Duruşmaya Bizzat Katılmak Gerekir Mi?

Duruşmaya eğer dava anlaşmalı değilse tarafların bizzat katılmasına gerek yoktur. Tarafların boşanma avukatları da katılarak davayı takip edebilir. Gaziantep Boşanma Avukatı Ali Tümbaş

Davaya Gidilmezse Ne Olur?

Davaya gidilmediği ve dava avukatla da takip edilmediği takdirde dava düşer. Bu durumda davaya yetişemeyen, duruşma gününü yanlış hatırlayan, hatalı not eden tarafın davayı yenileme hakkı bulunmaktadır.

velayet avukatı boşanma gaziantep


Çocuğun Velayeti Kime Verilir?

Çocuğun velayeti verilirken çocuğun üstün yararı göz önünde bulundurulur. Bunun için çocuğun yaşına, cinsiyetine, ebeveynlerin çocukla olan ilişkisine, ekonomik ve sosyal durumlarına da bakılmalıdır.

“Velayete ilişkin sıkça sorulan sorular” isimli yazımızı okumanızı tavsiye ederiz.

Boşandıktan Sonra Hemen Yeniden Evlenilebilir Mi?

Davada verilen kararın kesinleşmesinden sonra erkeklerin hemen yeniden evlenmesi mümkünken, kadınların bekleme süresini doldurmaları gerekir.

İddet müddetine ilişkin yazımızı okuduğunuzda daha sağlıklı bilgi edineceksiniz.

Boşanmada Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır?

Mal paylaşımı, tarafların evliliklerinin başlangıcına, evlilik içinde edinilen malvarlıklarının bedelinin nasıl ödendiğine göre özel hesaplama yöntemleriyle yapılmaktadır. Eşlerin %50 şeklindeki standart hakları, malvarlığının bedelinin ödenme şekline bağlı olarak değişebilmektedir.

Boşanma Avukatlık ücretleri, davanın görüleceği yere, tarafların çekişme durumlarına, ekonomik ve sosyal durumlarına göre değişkenlik göstermektedir. Davanın açılacağı yer baroları her yıl, ortalama bazı ücretler belirlemekte ve bunları yayınlamaktadır.

Anlaşmalı Mı Yoksa Çekişmeli Davayı Mı Tavsiye Ediyorsunuz?

Öncelikle bu eşlerin durumuna bağlı. Eşlerin;

  • Kaç yıldır evli olduğu,
  • Yaşları,
  • Ne iş yaptıkları,
  • Mal varlıklarının olup olmadığı,
  • Mal varlıklarının ne kadarını evlilik öncesinden ya da miras-bağışlama yoluyla edindikleri,
  • Müşterek çocukların olup olmadığı,
  • Çocukların yaşları, aylık masrafları ve bunlar gibi durumları değerlendirerek anlaşmalı ya da çekişmeli davayı tavsiye ediyoruz.

Hakimin Açılan Davayı Reddetme Hakkının Olduğu Doğru mu?

Genellikle; “Karakterimiz uyuşmuyor”, “Geçinemiyoruz”, “Uzun süredir zaten ayrı yaşıyoruz” şeklinde durumlarını izah etmeye çalışan insanlar, bunların yeterli olmadığını söylediğimde şaşkınlığa uğruyor.

Evet, maalesef, Türk Hukuku’nda geçerli ve yeterli bir sebep olmaksızın boşanmak sadece anlaşmalı davalarda söz konusu olabiliyor, diğer davalarda (çekişmeli) boşanma sebebinizi ortaya koymalı ve bunu ispat etmelisiniz. Kanun, bir kaç nedeni özel olarak saymış ve bunu düzenlemiştir.

Aşağıdaki sebeplerden biri evliliğinizde mevcut ise çekişmeli dava açabilirsiniz:

  • Zina,
  • Eşin hayatına kastetmek,
  • Eşe kötü muamelede bulunmak,
  • Eşin onurunu kırıcı davranışlarda bulunmak,
  • Küçük düşürücü, yüz kızartıcı suç işlemek,
  • Haysiyetsiz, ahlâka aykırı hayat sürmek,
  • Evi- eşi terk etmek,
  • Akıl hastalığına yakalanmak,
  • Evlilik birliğini temelinden sarsacak davranışlarda bulunmak.
en iyi boşanma avukatı gaziantep


Boşandıktan sonra Türk nüfus cüzdanımın “Medeni hali” bölümünde ne yazılır?

Eskiden boşanma sonrası nüfus kâğıdında “dul” “boşanmış” gibi ibareler mevcuttu. Artık sadece “bekâr” ibaresi yazılmaktadır. Bununla birlikte nüfus kayıt örneği çıkarttığınızda, boşanma statünüz bu kayıtta bir açıklama olarak yer alacaktır.

Aile Hukukuna İlişkin Son Yazılarımız


Tek taraflı boşanma dilekçesi hazırlarken nelere dikkat edilmesi gerektiği hakkında yazımızda önemli detaylara yer vereceğiz.
Kişinin evliliğinin son bulması ancak mahkeme kararı ile mümkündür. Mahkeme Kararı ile boşanma işlemi de ancak aile mahkemesinde açılarak başlatılmak zorundadır.

Eşlerin her ikisinin de boşanma ve diğer hususlarda anlaşarak mahkemeye başvurması halinde anlaşmalı boşanma gerçekleşecek olsa da çoğu zaman eşlerden birisi anlaşmalı boşanmaya yanaşmamaktadır.

Bu durumda ise karşımıza Tek taraflı boşanma dilekçesi verilerek sürecin başlatılması yani çekişmeli boşanma davası karşımıza çıkar.

Tek taraflı boşanma dilekçesi verecek eşin bu süreci avukat yardımı olmadan yürütmesini asla tavsiye etmesek ise de bu dilekçede nelere dikkat etmesi gerektiğini açıklayalım.

Tek taraflı boşanma dilekçesi hakkında önemli hususlar

  • Tek taraflı boşanma dilekçesinde mutlaka nöbetçi aile mahkemesine şeklinde üst başlıkla mahkemeye hitaben verilmelidir.
  • Tek taraflı boşanma dilekçesinde tarafların kimlik ve adres bilgileri mutlaka olmalıdır.
  • Tek taraflı boşanma dilekçesinde davanın konusunun ne olduğunu mutlaka içermesi gerekir. (Yalnızca boşanma mı? Boşanma, tazminat, nafaka mi? Boşanma ve Ziynet eşyası mı? gibi)
  • Tek taraflı boşanma dilekçesi verilmesi akabinde davaya ilişkin harçların ve giderlerin de mutlak surette yatırılması gerekir. Aksi halde davanız usulden reddedilir.
  • Tek taraflı boşanma dilekçesinde davayı hangi gerekçe ile açtığınızı net bir şekilde belirtmeniz gerekir. (Örneğin Zina, fiziksel şiddet, terk vb..)
  • Dilekçenizde boşanmaya sebep olan olaylar kronolojik sıraya uygun olarak hukuki bir dille anlatılmalıdır. Tek taraflı boşanma dilekçesi gereksiz ayrıntılardan uzak olmalı, dilekçeyi okuyacak Hakimi yoracak ya da anlaşılmaz hale getirecek hukuki dilden uzak durulmalıdır.
  • Dilekçenizde kullanacağınız yazı formatı 12 punto olmalı, paragraflama yapılarak okunurluluğu artırılmalıdır.
  • Dilekçede mutlaka hukuki deliller kısmı olmalıdır. Yani davaya konu olayları hangi delillerle ispat edeceğinizi belirtmek şarttır. ( örneğin tanık, Mail kayıtları, Sosyal medya kayıtları, SMS kayıtları gibi )
  • Tek taraflı boşanma dilekçesi mutlaka sonuç kısmı içermelidir ve sonuç kısmında mutlaka istemleriniz numaralandırılarak özet halinde belirtilmesi gerekmektedir.
    ( Örneğin: 1 tarafların bosanmalarina, 2. diğer eşten alınarak…..TL yoksulluk…..TL iştirak nafakasi verilmesine, 3…..TL maddi ….TL manevi tazminat verilmesine…..gibi )
boşanma avukatı gaziantep anlaşmalı çekişmeli

Bu özellikleri içermeyen Tek taraflı boşanma dilekçesi çok net bir şekilde söylemek gerekirse başınızı ağrıtır, derdinize çözüm değil dert katar. Her mesele erbabına bırakılmalıdır şeklinde yazılı olmayan hayat kuralı gereği boşanma gibi hayatınızın dönüm noktası olan bir işlemi avukata bırakmak sizin üstün yararınıza olacaktır.

boşanma avukatı ceza avukatı

Boşanma Avukatından Yol Haritası adlı makalemizi okumanızı şiddetle tavsiye ederiz.

— Yazar Avukat Ali Tümbaş

Konuya İlişkin Sıkça Sorulan Sorular

Tek taraflı boşanma dilekçesini eşim imzalamıyor. Bu dilekçe geçerli olur mu?

Adından da anlaşılacağı üzere dilekçe sadece bir eşin imzalaması yeterli. Dolayı ile dava anlaşmalı boşanma olarak değil çekişmeli olarak devam edecektir.

Tek taraflı boşanma dilekçesini hazırlatacağım ancak olduğum yerde aile mahkemesi yok. Başka bir yerde mi açmalıyım?

Olduğunuz yerde Aile mahkemesi olmaması durumunda Asliye Hukuk Mahkemeleri Aile Mahkemesi gibi boşanma davasına bakacaktır.

Tek taraflı boşanma dilekçesinde belirtebileceğim Boşanma sebepleri nelerdir?

Boşanma sebepleri genel ve özel olarak ikiye ayrılmaktadır. Genel boşanma sebebi, evlilik birliğinin temelden sarsılması olup eski kanundaki adıyla şiddetli geçimsizlik olarak bilinmektedir. Özel boşanma sebepleri ise zina; hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış; suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme; terk; akıl hastalığı nedeniyle boşanmadır. Çekişmeli boşanma davasını açacak olan kişi, yalnızca kanunda belirtilen boşanma nedenlerinden birisine dayandırarak boşanma davası açabilir.

Tek taraflı boşanma davasında mahkeme masrafları nelerdir, ne kadar tutar?

Dava açarken mutlaka harcın yatırılması gerekmektedir. Başvuru ve peşin harç ile birlikte mahkemenin posta giderlerini de içeren gider avansı da yatırılmalıdır. Bu miktar her yıl değişmektedir. Rakamlar çok fazla olmayıp bu yatırılacak miktarın avans olan ve artan kısmı dava sonrası size geri iade edilecektir.

Tek taraflı boşanma ile anlaşmalı boşanma arasındaki fark nedir?

Tek taraflı boşanmada taraflardan birisi boşanmak istiyor diğeri istemiyor veya boşanmaya bağlı nafaka, velayet, tazminat veya mal paylaşımına dair konularda taraflar anlaşamadığı zaman açılmaktadır. Anlaşmalı boşanma davasında ise, tek celsede sona eren bir dava olup tarafların boşanma ve boşanmaya bağlı unsurlarda mutabakata vardığı bir davadır.

Tek taraflı Boşanma davaları ne kadar sürer?

Tek taraflı Boşanma davaları mahkemenin iş yoğunluğu, dosyadaki delillerin toplanılması ve tebligat sürecine göre değişkenlik göstermektedir. Ancak ortalama bir süre vermek gerekir ise anlaşmalı boşanma davası 1 hafta ile 1 ay kadar sürmekte, Tek taraflı yani çekişmeli boşanma davası ise 1-1,5 sene kadar sürmektedir.

en iyi boşanma avukatı gaziantep

Tek taraflı Boşanma davasında davayı ilk açan daha mı avantajlıdır?

Tek taraflı boşanma davasında ilk açan olmak herhangi bir avantaj sağlamaz. Eşin dava açması halinde, diğer eş de açılan davaya karşı dava açma hakkına sahiptir. Önemli olan davada tarafların iddialarını hukuka uygun delillerle ispatlamasıdır.

Tek taraflı boşanma davası sonrasında kadınlar boşandıktan sonra hemen evlenebilir mi?

Mahkeme tarafından boşanma kararının verilmesi ve kesinleşmesinden itibaren 300 gün dolmadan yeniden evlenemeyecektir. Ya da kadının bekleme süresinin kaldırılması davası açmadır. Kadın dava açarken hamile olmadığını kanıtlayan resmi sağlık raporu sunması halinde mahkeme tarafından iddet müddeti kaldırılacaktır.

Tek taraflı boşanma davasında duruşmalara katılmak zorunlu mudur?

Her iki eşin avukatı var ise duruşmalara katılma zorunluluğu bulunmamaktadır. Ancak özellikle davacının avukatı yok ise duruşmalara katılma zorunluluğu bulunmaktadır, katılmadığı takdirde dosyası işlemden kaldırılacaktır.

Tek taraflı Boşanma davasında kadının hakları nelerdir?

Öncelikle Kadının çocuklarıyla birlikte boşanma davası devam ederken ortak konutta kalmaya hakkı bulunmaktadır ve uzaklaştırma kararı ile birlikte ortak konutun kendisine özgülenmesi yönünde talep edebilir.
Herhangi bir yerden geliri yok ise boşanma davası devam ederken kendisi için veya velayetle birlikte çocuğu adına nafaka isteminde bulunacaktır.
Dava sonunda ise Maddi ve manevi tazminat, kendisi için yoksulluk çocuklar için ise iştirak nafakası ve müşterek malların paylaşılmasını isteyebilir.

Tek taraflı Boşanma davasında avukat tutulması şart mıdır?

Avukat desteği alma şartı, zorunluluğu bulunmamaktadır. Ancak Aile Hukuku ve Yargıtay’ın emsal kararlarına hakim olmayan kişinin dava açması ve hukuki tecrübeye sahip olmaması halinde takip ettiği dava süreci sonunda geri dönülmez hukuki kayıplar meydana gelebilecektir. Her işte olduğu gibi davalarda da işin uzmanına başvurulması gerekmekte ve davada nasıl bir yol izleneceği konusunda destek alınmalıdır.


KONUYA İLİŞKİN ARAMA KAVRAMLARI

  • boşanma dilekçesi,
  • tek taraflı bosanma dilekçesi örneği,
  • tek taraflı boşanma davası nasıl açılır,
  • boşanma dilekçesi örneği,
  • tek tarafli bosanma olurmu,
  • tek taraflı boşanma dilekçesi örneği,
  • anlaşmalı boşanma dilekçesi,
  • tek taraflı boşanma,
  • tek taraflı boşanma dilekçesi,
  • çekişmeli boşanma dilekçesi,

Eser sözleşmesi, Türk Borçlar Kanunu 470. Ve 486. maddeleri arasında düzenlenip md.470’de, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır.

Sözleşmenin her iki tarafının da bu borçları üstlenmesi sebebiyle tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir.

Sözleşmenin meydana gelmesi için tarafların, yüklenicinin meydana getirmeyi üstlendiği eser ve bunun karşılığında ödenecek bedel hususunda anlaşması gereklidir.

Eser Sözleşmesinin Unsurları Nelerdir?

  • -Bir Eser Meydana Getirme: Bu unsurun gerçekleşmesi için gereken sözleşme konusu, maddi veya maddi olmayan şeyler olabilir. Önemli olan sözleşme konusunun, sonuca yönelik vaat edilmeye elverişli olmasıdır.
  • -Ücret Ödenmesi veya Ücret Ödemenin Vaat Edilmesi: Bu unsur sözleşmenin asli unsuru olup iş sahibi, meydana getirilecek eser karşılığında ücret ödemeyi taahhüt etmelidir.
  • -Tarafların Anlaşması: Tarafların sözleşme unsurları konusunda anlaşmaları gereklidir.

Eser Sözleşmesinde Yüklenicinin Borçları Nelerdir?

  1. Yüklenicinin İşi Sadakat ve Özenle Yapma Borcu : Yüklenicinin bu borcu TBK md.472/2-3’te düzenlenmiştir. Bu maddede aynen; malzeme, iş sahibi tarafından sağlanmışsa, yüklenicinin, onları gereken özeni göstererek kullanmakla ve bundan dolayı hesap ve artanı geri vermekle yükümlü olduğunu ve eser meydana getirilirken, iş sahibinin sağladığı malzemenin veya eserin yapılması için gösterdiği yerin ayıplı olduğu anlaşılır veya eserin gereği gibi ya da zamanında meydana getirilmesini tehlikeye düşürecek başka bir durum ortaya çıkarsa, yüklenicinin bu durumu hemen iş sahibine bildirmek zorunda olduğunu ve bildirmezse de bundan doğacak sonuçlardan sorumlu olacağı düzenlenmiştir.
  2. Yüklenicinin İşi Doğrudan Doğruya Kendisinin Yapması Borcu : Kural olarak yüklenicinin, sözleşme konusu olan eseri bizzat kendisinin meydana getirmesi veya kendisinin yönetimi altında meydana getirilmesi gerekmektedir. Bunun istisnası ise borcun yüklenici tarafından şahsen ifa edilmesinin, yüklenicinin kişisel niteliklerinin ifa için önemli olmaması sebebiyle gerekli olmadığı hallerdir.
  3. Yüklenicinin Araç, Gereç ve Malzeme Sağlama Borcu : Tarafların aksine bir anlaşmama yapmaması durumunda, eserin meydana getirilmesi içi gerekli olan araç ve gereçleri, yüklenici sağlayacaktır.
  4. Yüklenicinin Genel İhbar Yükümlülüğü : Yüklenici, eseri meydana getirirken, iş sahibinin sağladığı araç ve gerecin veya eserin meydana getirileceği yerin ayıplı olduğunu anlar veya eserin zamanında ya da taahhüt edildiği gibi meydana getirilmesini tehlikeye düşürecek başka bir durum fark ederse, bunu iş sahibine derhal bildirmek zorundadır. Bildirmezse bundan doğacak sonuçlardan sorumlu olacaktır.
  5. Yüklenicinin İşe Zamanında Başlama ve Devam Etme Borcu : Yüklenicinin bu borcu, meydana getirilecek eserin teslim edileceği günün sözleşmede belirlenip belirlenmeme koşuluna göre farklılık gösterecektir.
  6. Taraflar sözleşmede, eserin teslim edilmesi için belli veya belli edilebilir olan bir gün kararlaştırmamış veya işin niteliğinden dolayı da böyle bir süre çıkarılamayacak durumda ise, yüklenicin sözleşme yapılır yapılmaz işe başlaması gerekmektedir. Aksi halde yüklenici, iş sahibi tarafından ihtar çekilerek temerrüde düşürülecektir.

    Teslim süresi kararlaştırılan işlerde, TBK md.473/1’e göre aynen, yüklenicinin işe zamanında başlamaması veya sözleşme hükümlerine aykırı olarak işi geciktiresi ya da iş sahibine yüklenemeyecek bir sebeple ortaya çıkan gecikme yüzünden bütün tahminlere göre yüklenicinin işi kararlaştırılan zamanda bitiremeyeceği açıkça anlaşılırsa iş sahibinin, teslim için belirlenen günü beklemek zorunda olmaksızın sözleşmeden dönebileceği belirtilmiştir.

    Yüklenicinin Meydana Getirdiği Eseri Teslim Etme Borcu : Yüklenici, meydana getirdiği eseri teslim etmek durumundadır. Sözleşmede ifa yerinin belirlenmemesi durumunda; sözleşme konusu taşınır ise TBK md.89’a göre ifa yeri belirlenecek, taşınmaz ise ifa yeri taşınmazın bulunduğu yer olacaktır. İfa zamanının sözleşmede kararlaştırılmaması durumunda da işin niteliğine göre ifa zamanı belirlenecektir.

Yüklenicinin Ayıba Karşı Sorumluluğu Nasıl Sona Erer?

Eserin ayıplı olması, yüklenicinin açıkça yaptığı ihtara karşın, iş sahibinin verdiği talimattan doğmuş bulunur veya herhangi sebeple iş sahibine yüklenebilecek olursa iş sahibi, ayıptan doğan haklarını kullanamaz.  Örnek olarak, ayıp sebebinin iş sahibinin tavsiye ettiği malzemeden kaynaklanması verilebilir.

TBK md.477/1’e göre eserin açıkça veya örtülü olarak kabul edilmesinden sonra yüklenici, her türlü sorumluluktan kurtulacaktır. Sorumluluktan kurtulma için ayıbın teslim sırasında açıkça göze çarpması gerekmektedir. Yüklenicinin kasten sakladığı ve usulüne göre gözden geçirme sırasında fark edilemeyecek olan ayıplar için yüklenici, iş sahibinin kabulüne rağmen sorumlu tutulacaktır. İş sahibinin bu ayıbı öğrenir öğrenmez yükleniciye bildirmesi gereklidir.

TBK md.478’e göre, yüklenici ayıplı bir eser meydana getirmişse, bu sebeple açılacak davalar, teslim tarihinden başlayarak, taşınmaz yapılar dışındaki eserlerde iki yılın; taşınmaz yapılarda ise beş yılın ve, yüklenicinin ağır kusuru varsa, ayıplı eserin niteliğine bakılmaksızın yirmi yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacaktır.

Eser Sözleşmesinde İş Sahibinin Borçları Nelerdir?

Eser sözleşmesinde iş sahibinin, malzemeyi sağlama ve verdiği malzemenin kendisince bilinip yüklenicinin özüne çarpmayacak tehlikeli veya işi etkileyecek diğer niteliklerinden yükleniciyi haberdar etme borcu ve eserin ayıplı olup olmadığını gözden geçirme ve tespit ettiği ayıpları bildirme külfeti bulunmaktadır.

Eser sözleşmesinde iş sahibinin bedeli ödeme borcu bulunmaktadır. Ücret miktarı sözleşmede belirlenmemişse, eserin değeri ve yüklenicinin gideri dikkate alınarak bedel belirlenecektir. Belirlenememesi durumunda riziko iş sahibine aittir. TBK md.480’e göre aynen, bedel götürü olarak belirlenmişse yüklenici, eseri o bedelle meydana getirmekle yükümlüdür. Eser, öngörülenden fazla emek ve masrafı gerektirmiş olsa bile yüklenici, belirlenen bedelin arttırılmasını isteyemez. Eser, öngörülenden az emek ve masrafı gerektirmiş olsa bile iş sahibi, belirlenen bedelin tamamını ödemekle yükümlüdür.

TBK md.480/2’ye göre aynen, başlangıçta öngörülemeyen veya öngörülebilip de taraflarca göz önünde tutulmayan durumlar, taraflarca belirlenen götürü bedel ile eserin yapılmasına engel olur veya son derece güçleştirirse yüklenici, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı veya karşı taraftan beklenemediği takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Dürüstlük kurallarının gerektirdiği durumlarda yüklenici, ancak fesih hakkını kullanabilecektir.


Eser Sözleşmesi Nasıl Sona Erer?

  1. Eser sözleşmesi, tarafların sözleşmesinin sona ermesi konusunda karşılıklı olarak anlaşılmasıyla sona erebilmektedir.
  2. Eser sözleşmesi, sözleşmede keşif bedelinin yaklaşık olarak tespit edilip, masrafların tutarının da bu bedelin aşırı derecede üzerine çıkmasıyla birlikte iş sahibinin sözleşmeden dönmesiyle sona erebilmektedir.  Bunun için, keşif bedelinin aşırı oranda aşılmasına iş sahibinin sebebiyet vermemesi ve yüklenicinin eseri, yaklaşık bedelle meydana getirmekten kaçınması gerekmektedir.
  3. TBK md.484’ göre, İş sahibi, eserin tamamlanmasından önce yapılmış olan kısmın karşılığını ödemek ve yüklenicinin bütün zararlarını gidermek koşuluyla sözleşmeyi feshedebilir.
  4. TBK md.483/1’e göre aynen, eser teslimden önce beklenmedik olay sonucu yok olursa iş sahibi, eseri teslim almada temerrüde düşmedikçe yüklenici, yaptığı işin ücretini ve giderlerinin ödenmesini isteyemez. Bu durumda malzemeye gelen hasar, onu sağlayana ait olur. Eserin parça borcu niteliğinde olup, teslim edilmeden önce yok olması durumunda sözleşme, ifa imkânsızlığı sebebiyle sona erecektir.

Miras hukuku, kişilerin ölümünden hemen sonra onlardan kalan malların kendi vasiyetleri doğrultusunda veya yakınlarına kalacak şekilde devrinin olmasıdır. Tasarruflarının tümünün ölümünden veya gaiplik noktasından hemen sonra ölüm karinesinin çıkarılması ile ortaya konacaktır. Bu durumda borçlarının veya alacaklarının, mallarının tüm paylaşımı yakınlarına veya miras bıraktıkları kişilere yönelik olacaktır. Özel bir hukuk dalı olarak günümüzde kendini gösteren bir daldır. Mirasın kanunla belirleniyor olması da hukukun üstünlüğünün bir göstergesi olacaktır. Miras hukuku genel bir Avrupa hukukudur. Burada medeni kanunlar ile düzenlenme şansı bulmuştur. Miras bırakandan kalanların tamamının devri işlemlerinin veraset işlemlerinin kimi ülkelerde farklı kararlar ile alınması ise farklı sistemler olarak kendini göstermiştir. Ülkelerde bulunan noterliklerde oluşan ve bu bölgelerde bulunan nüfus kayıt sistemleri ile ortaya konan belgeler olmuştur. Miras ile ilgili olan birçok konum vardır.

Miras Konusu ile İlgili Konular

Miras sadece ölen kişinin ardından mallarının paylaşılması değildir. Gaiplik süreleri de bu konuda önemlidir. Gaiplik süresi söz konusu olan kişilerin ardından mirasçıları ölüm karinesi çıkartarak konu hakkında hakları üzerinden bir ölüm anı noktası belirleyecektir. Bunun ardından ise doğma meselesinin emen ardından söz konusu konu büyük bir önem arz edecektir. Ölüm ise saati dakika cinsinden yazılması ile o sırada ana rahmine düşmüş olduğu ceninin de hak sahibi olduğunu söylemek gerekecektir. Birilkte yapılan ve bir kaza da ölen kişinin açısından se farklı bir mirasçı noktası belirlenecektir. Bu durum ise aynı anda ölen kişilerin birbirlerine mirasçı olması durumu söz konusu olmayacaktır.

Miras Hukukunda Veraset İlamı

Miras devrinin yapılması için ilk ilam olarak belirlenen işlem ise veraset ilamıdır. Bu ilam ile danışman avukatlarınızın yardımıyla Sulh Hukuk mahkemelerine başvuru yapacaksınız. Mahkemece açılan davada ise veraset ilamı görüşülecektir. Yeni kanun gereğinde gerçekleşen tüm veraset usullerinin noterden onay alması gerekir. İkinci yol ise ekonomik ve hızlı bir çözüm olarak karşımıza çıkacaktır. Önceden bu işlemin hem zaman hem de maliyet fazlalığı olarak karşımıza çıkması noter ile çözüme kavuşmuştur. Noter tarafından düzenlenen belge ile yanlışlık olup olmadığı konusu görüşülecektir. Noterde yaşanan herhangi bir sorun veya yanlışlık itirazını yine Sulh Hukuk Mahkemelerine başvuru yaparak düzeltilmesini talep edebilirsiniz.

Miras Hukukunda Diğer Meseleler

Veraset ilamı içni sizlere hem hak sahibi olmak hem de hak organlarını belirlemek açısından tereke üzerinden bir işlem yapma yetkisi söz konusu olacaktır. Bunun için veraset ve intikal vergisi ödeme noktası geçerlilik kazanacaktır. Bu verginin miras kalan kişi tarafından ödenmesi veya kalan mallar üzerinden yüzde 15 oranında ödenmesi gerekir. Hak oranları ise yine kişilerin belirtilmesi üzerine kanunla düzenlenmiştir. Miras hukuku dâhilinde gerçekleşen kanuni mirasçılık ve atanmışlık yetkisi noktasında kendi içnide bölümlere ayırılacaktır. Bunlar hakkında ise gerçek düzenleme yine miras hukuk alanında gerçekleşmiş ve düzenlenmiştir. Velayetname veya ölüme bağlı olan tasarruf işlemleri adı altında ikiye ayrılan bu noktada ise yine ölüme bağlı olan tasarruflar konusunda bu paraya dokunulması noktası yasaklanmıştır.

Miras Hukukunda Kanunu Mirasçıların Payı Meselesi

Medeni kanunla düzenlenmiş olan ve ölen kişinin hemen ardından yapılan miras paylaşımı noktasında torunları ve devamı olan zümre mirasçıları noktası vardır. Bunlar için oluşturulan zümre sisteminde birinci ve ikincilik esası alınacaktır. İlk olarak en yıkın olan ve alt soyu olan kısımlar önemlidir. Çocuklar, torunlar, torunların çocukları, çocukluların torunları ve devamı olarak devam eden noktalardır. Miras bırakının alt soyu her zaman 1. Zümreyi oluşturur. Bu kısım ise üst soylar olarak bilinen miras bırakana da yakınlık derecesi de ortaya konacak olan kanunla düzenlenmiş olan alanlardır. Miras bırakan açısından diğer zümre ise 2. Zümre olarak belirlenir. Bu noktada ise birinci sırayı kendi anne ve babası, yeğenleri, bunların çocuk ve torunları ile devamı alacaktır. 3. Zümre olarak belirlenen bir noktada vardır. Burada ise önemli olan büyükanne ve büyük babaları ile bunların çocuklarından oluşan kısımlar, amca dayı hala teyze ve kuzen kısımları bu noktada etkili olan adımlardır. Son zümre olan 4. Zümre ise büyük ana ve babalar ile büyük ananın ana ve babaları olarak belirlenmiştir. Alt soy olarak nitelenen bu kısımda belirli düzenlemeler vardır. Kesin olarak son zümre olan 4. Zümreye kanunla ilgili olarak miras hakkı tanınmayarak geri çekilmiştir.

Miras Hukukunda Miras Oranları

Ölen kişinin ardından 4 kişiden oluşan bir ailede eşe 1/4 oranında bir düzenleme getirilmiştir. Geri kalan çocuklardan ise orana katılanlar arasında her biri için mutlaka 3/8 pay bırakılması karar kılınmıştır. Aynı şeklide evli olan ve karısından çocuğu olmayan kişinin eğer iki kardeşi varsa burada eş yarı oranda bir pay alır. Geri kalan kısım ise iki kardeş arasında pay edilerek bölüşür. Kişinin eğer eşinden başka tek yakını dayısı olarak belirlenmiş ise bu konuda sistem gereğince eşinin herhangi bir pay alması durumu söz konusu değildir. Burada tam olarak eş birinci zümre olduğu için tüm miras karısına kalacaktır. Pay sahibi olma konusunda kanunda açık olarak 1. Zümre olan karısının 4. Zümre olan dayısı ile eş değer olmadığı görülen ayrımlar arasında olacaktır.

İş hukuk dünya çapında işçi haklarını koruma kapsamında oluşturulmuştur. Bu kapsamda çalışma koşulları, işçi ücretleri, işçi sendikaları, işveren ve işçi ilişkilerini koruma gibi konuları bulunan bir hukuk dalı olmuştur. İş hukuk genel kapsamıyla Kara Avrupası hukuk sistemleri içinde kendini gösteren bir dal olarak gelişmiştir. Burada genel bir milli iş kanunu kapsamında belirlenen ve düzenlenen kapsamlara sahiptir.

Asliye hukuk mahkemelerinde veya asli mahkeme niteliğinde bulunan iş mahkemelerinden kendini gösteren bir alandır. Burada genel konuların belirlenmesi için belirli komisyonlar oluşturulmakta, sendikalar ile yasal olan haklar koruma altına alınmaya çalışılmaktadır. Genel kapsamı ille işçi sendikaları ve işveren işçi ilişkileri genelinde bir koruma ve inceleme gerektiren hukuk dalı olma niteliğini sürekli olarak koruma koşulu içindedir. İş hukuku kara Avrupası hukuk isteminde genel olarak düzenleme gerektiren bir nitelik taşıyan önemli bir alandır.

İş Hukuku Kapsamı

İş hukuku genel olarak tüm dünya ülkeleri tarafından incelenmeye konu olmuş olan noktalar içerir, çalışma hayatını düzenleyen ve önemli bir rol içeren noktaları kendi içinde hazırlar. İş hukuku kapsamında genel ilkeler ise ülkemizde kapsam olarak uygulanan önemli detaylara hâkimdir. Ancak dünya geneline bakıldığı zaman işçi haklarının savunulması konusunda yeterli kalınmayan noktalar mevcuttur. Kişilerin genel ve geniş kapsam niteliği içinde sunmuş oldukları yapılar büyük bir dava çoğunluğu gerektirir. Bunun en temel nedeni ise genel kapsama dair olan her türlü niteliğin önemli ölçülerde incelenirken sorunların ortaya çıkması olacaktır.

İş hukuk hakkında detaylara bakıldığı zaman bunlar alan olarak genel bir temel oluşturur. İş hukuku kapsamını büyük bir çoğunluk esası hakkında bilinmesi gereken koşullar oluşacaktır. İşçi ve maaş kıdem tazminat ihbar gibi alanlar oluşturulacaktır. Bu kapsamda işe iade ve iş kazaları ise genel kapsama giren konular arasında yerini alır. İşçilerinin hakkını savunan bir ülkede kesin ve net bir şekilde gelen bir sömürülme de ortadan kalkacaktır.

İş Hukuku Kapsamında Olan Davalar

İşçilerin haklarına dair korumalar hemen her ülkede mevcut olsa da bazen sorunlar işçi ve işveren arasında kendini göstermektedir. Burada işçi maaş ve kıdem tazminatı konusunda kanunla korunan haklarına erişmek isteyecektir. Bu konuda bir diğer dava ise işe iade konusu olacaktır. Haklarını haksız yere kaybeden bir işçinin tüm haklarını geri alması konusunda yardım niteliği taşıyacaktır. İşçinin iş kısmında önemli bir kaza geçirmesi ve bu konuda tedbirin alınmadığının ispatının yapılması sonucunda davları özetlemek gerekecektir. Bu konuda davaları kısa yollu olarak özetlemek gerekirse, alan olarak geniş bir noktaya sahip olduğunu söylemekte yarar vardır. Yurtdışı işe giriş tarihinin türkiye sahasında da kabul görmesi konusunda da işçi işveren davaları mevcuttur. Yurtdışı borçlanmalar ve çalışmanın tespiti konuları da yine bu alanda düzenlenen davalar kapsamında kendini gösterir. Maaş konusunda yaşanan sorunların ise genel kapsamı ile düşünülmesi yine bu alanda ortaya konan olaylardan biridir.


İş Hukuk Maaş Alacağı Davası

İşçilerin haklarının savunulması konusunda belli başlı alanlar ve savunma noktaları vardır. Maaş konusu bu noktada belirleyici olacaktır. Çalışanlarına yeterince önem vermeyen ve maaşlarını ödemekte sorun çıkaran işveren konusunda açılan bu davalar işçilerin ispatı söz konusu olan davalardır. Bu konuda ise yazılı veya sözlü olarak belirlenen rakamların iletilmesi söz konusu olacaktır. Ancak bu bedelin ispat yükünün olması gerekir. Hukuka aykırı olan hiçbir noktada yardım yapılmayacaktır. Bu nedenle de kanunda öngörülen tüm sürelerin ise ödenmemesi durumu alacağın tahsili konusunda önemli bir dava türü olarak karşımıza çıkacaktır.

Kıdem ve İhbar Tazminatı Alacağı Hakkında Açılan Davalar

Kıdem tazminatı konusunda işverenin sorun çıkarması üzerine işçinin hakkını araması davası olarak nitelenebilir. Bu konuda kanunda düzenlenmiş ve korunmuş olan haklar vardır. İşçinin kıdem ve ihbar tazminatı konusunda ciddi bir potansiyel olarak kendini bağlayıcı alanlara sokması gerekir. Kıdem tazminatı alabilmek içinde mutlaka belli kanunlara ihtiyaç vardır. İşçiler tarafından açılması gereken bir dava olması niteliğini de taşımaktadır. Davanın önemli olan noktaları mevcuttur. Alacaklarının ödenmediği takdirde işçilerin açmaya yetkili olduğu önemli davalardan biridir.

İş Hukuku İçinde İşe İade Davası

İşçinin haksız yere işten çıkartılması durumunda işe geri dönmesi amacı ile açılan davalardan biridir. Bu davanın açılması noktasında ise işverenin kanunda yer alan işçi çıkarma kurallarına uygun olan bir işlem yapması gerekir. Aksi halde davayı açan işçinin kazanmaması için hiçbir neden kalmayacaktır. Bunun yanı sıra belli bir süre işverenin yanında çalışma zorunluluğu da mevcuttur.

İş Kazaları Sonunda İşverenin Desteğinden Yoksun Kalma Tazminatı

İşverenin kaza sonrasında işçiye destek olmaması ve kaza sonrasında hayatını kaybetmesi dolayısıyla ailesine gerekli olan tazminatı ödememesi durumunda ortaya çıkan sorundur. Bu sorun ile dava açma hakkı işçinin eline geçecektir. İşveren çalışırken hayatını kaybederse bu konuda sorumlu olan şirket veya işverenin mutlaka bu tazminatı ödemesi gerekir.

İşçinin Hizmet Tespit Davası

İşçi için hizmeti konusunda bir tespit davasının açılması gerekecektir. Emrinde yapılan çalışmaların ise işveren ile resmi kurumlar arasında olan bildirim anlaşmazlık sonucunda ortaya çıkar. Sosyal güvenlik kurumlarının bildirilmesi ile çalışmanın bildirimlerinin oluşmaması durumunda ortaya çıkan bir sorundur. Bunun yanı sıra hizmet davasının tespiti içinde kayıtlarda düzeltme yapılabilme durumu olacaktır.

Özet : B sınıfı sürücü belgesi ile otomobil kullanılmasının, D1 sınıfı sürücü belgesi ile de minibüs ve otomobil kullanılmasının mümkün olduğu, sanık hakkında TCK’nın 53/6. maddesindeki hükümlerin uygulanmasına karar verilirken, yargılamaya konu kazayı idaresindeki otomobil ile yaptığı, bu nedenle sanığın somut olaya konu taksirle öldürme suçu sebebiyle F, B1, M sınıfı sürücü belgelerinin geri alınamayacağı gözetilmeden ve sanığa ait sürücü belgesinin sınıfı belirtilmeden, ilgili madde hükmünün amacına aykırı şekilde sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilmesi:

Yargıtay 12. Ceza Dairesi

Esas : 2020/826 Karar : 2020/3055

Karar Tarihi : 04.06.2020

Mahkemesi : Ceza Dairesi

Suç : Taksirle Öldürme

Hüküm : TCK’nın 85/2, 22/3, 62/1, 53/6, 63. maddeleri gereğince mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurularının esastan reddi

Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hükme yönelik, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda 15.10.2019 tarihli, 2019/4176 Esas – 2019/1746 Karar sayılı ”istinaf başvurularının esastan reddine” ilişkin karar sanık müdafii ile katılanlar vekilleri tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:

24 Aralık 2017 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 100. maddesi ile CMK’nın 299 maddesinde yapılan değişiklik neticesinde, her ne kadar sanık müdafii duruşmalı temyiz isteminde bulunmuş ise de, duruşma açılmaksızın, dosya üzerinden yapılan incelemede;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafii ile katılanlar vekillerinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;

1-Dosya içeriğine göre olay gecesi sanığın sevk ve idaresindeki otomobille, hız sınırının 82 km olduğu meskun mahalde, ortadan metro tüneli geçen refüjle bölünmüş tek yönlü, çift şeritli, virajlı cadde üzerinde sol şeritten seyri sırasında direksiyon hakimiyetini kaybetmesi ile, yolun sağ tarafına doğru kayan aracın sağa yönelen 55 metre fren izi ile yolun sağ tarafındaki yan yol otobüs durağında kaldırımda araç bekleyen yayalara ve sonrasında da otobüs durağı ile demir bariyerlere çarpması sonucu yayalardan birinin yolun alt kısımlarındaki yeşil alana düşmesi şeklinde meydana gelen ve bir kişinin ölmesi, bir kişinin de hayat fonksiyonlarına orta ve 3. derece etkili kemik kırığı meydana gelecek şekilde yaralanması ile sonuçlanan olayda, taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde TCK’nın 61/1. ve 22/4. madde ve fıkralarında yer alan ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle aynı Kanun’un 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekmekte olup, dava konusu olayda sanık tamamen kusurlu olmakla birlikte bir kişinin ölmesi, bir kişinin de nitelikli yaralanması, maddede öngörülen cezanın alt sınırı nazara alınmak suretiyle, cezada orantılılık ilkesi ile adalet ve hakkaniyet kurallarına uygun bir cezaya hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, alt sınırdan çok fazla uzaklaşılarak teşdidin derecesinde yanılgıya düşülmek suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayini;

2-Olaydan 188 dakika sonra yapılan ölçümde 0.60 promil alkollü olduğu ve dosyada mevcut Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu raporuna göre olay sırasında 1.07 promil alkollü olduğu tespit edilen sanığın, olay sonrası yapılan incelemede aracının hızının 102 km/saat takılı kaldığının belirlendiği, sanığın aşamalardaki savunmalarında; olay gecesi aracı ile seyir halinde iken, başka bir araçla yanından geçen arkadaşlarına yetişmek için birden hızını arttırdığını ve en sol şeride geçmek istediğini, bu nedenle orta şeritte bulunan aracın arkasından sol şeride geçtiğini, arkadan gelen araçların kendisine sellektör yapması üzerine tekrar aracını orta şeride geçirdiği sırada arabanın arkasının kayması ve yolun ortasında iki kez dönmesi üzerine aracı kontrol edebilmek düşüncesi ile önce gaza basmaya devam ettiğini, ancak aracı toparlayamayınca frene bastığını beyan ettiği; kovuşturma aşamasında yapılan keşfe katılarak yapılan canlandırma sonucu düzenlenen 07.06.2019 tarihli bilirkişi raporunda, sanığın, en sağ şeritte bulunmasına rağmen en sol şeride geçme hamlesi ve tekrardan en sağ şeride geçme hamlesinde bulunmak suretiyle, art arda şerit değiştirerek makas tabir edilen manevra hareketlerini gerçekleştirdiğinin, otomobilin savrulmanın sonunda hız düşümü ile çarpışmanın etkisinde takılı kalan 102 km/saat hızı gösterir ibre çizgisinin çok üzerinde bir hızdaki seyrinin devamında, kontrolsüz şerit değiştirme hareketlerinin sonucunda sağa ani manevra hareketinin ile aracını sola doğru düz yol şeridi üzerinde toparlayamaması neticesinde mevcut savrulma ve çarpma eylemi şeklinde kazanın gerçekleştiğinin belirtildiği; tüm bu tespitlere göre, olay anında güvenli sürüş yeteneğini kaybettirecek şekilde 1.07promil  alkollü olan sanığın, seyir güvenliğini tehlikeye düşürecek şekilde art arda şerit değiştirmek suretiyle makas tabir edilen manevra hareketlerini gerçekleştirmesi sonucu kazanın meydana gelmesine sebebiyet verdiğinin anlaşılması karşısında, bilinçli taksir kabul edilen birden fazla kural ihlalini gerçekleştiren sanık hakkında belirlenen temel cezanın, TCK’nın 22/3. maddesi gereğince alt sınırdan uzaklaşılarak arttırılması gerekirken, TCK’nın 22/3. maddesi gereğince arttırım miktarının alt sınırdan ve eksik belirlenmesi;

3-Dosya içerisinde yer alan sürücü belgesi bilgilerine göre sanığın aynı belge numarası altında B, B1, D1, F, M sınıfı sürücü belgesinin bulunduğu, F, B1 ve M sınıfı belgeler ile otomobil kullanılmasının mümkün olmadığı, B sınıfı sürücü belgesi ile otomobil kullanılmasının, D1 sınıfı sürücü belgesi ile de minibüs ve otomobil kullanılmasının mümkün olduğu, sanık hakkında TCK’nın 53/6. maddesindeki hükümlerin uygulanmasına karar verilirken, yargılamaya konu kazayı idaresindeki otomobil ile yaptığı, bu nedenle sanığın somut olaya konu taksirle öldürme suçu sebebiyle F, B1, M sınıfı sürücü belgelerinin geri alınamayacağı gözetilmeden ve sanığa ait sürücü belgesinin sınıfı belirtilmeden, ilgili madde hükmünün amacına aykırı şekilde sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilmesi;

Kanuna aykırı olup, sanık müdafii ile katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda 15.10.2019 tarihli, 2019/4176 Esas – 2019/1746 Karar sayılı ”istinaf başvurularının esastan reddine” dair hükmünün, 5271 sayılı CMK’nın 302/2. madde ve fıkrası uyarınca BOZULMASINA; bozma kararı doğrultusunda işlem yapılmak üzere 5271 sayılı CMK’nın 7165 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 8. maddesi ile değişik 304/2. maddesi uyarınca, dosyanın gereği için Bursa 7. Ağır Ceza Mahkemesine; kararın bir örneğinin de Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na GÖNDERİLMESİNE; 04.06.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

AYIPLI İFA HALINDE TÜKETICININ SEÇIMLIK HAKLARI

Seçimlik haklar; ayıplı mal veya hizmet karşısında tüketicinin mağduriyetinin önüne geçmek adına sahip olduğu, yenilik doğurucu niteliği haiz haklardır. Yürürlükteki düzenleme çerçevesinde “yenilik doğuran hak” niteliğindeki seçim hakkının, satıcının muvafakatine ve mahkeme kararına gerek olmadan alıcının tek taraflı ve karşı tarafa varması ile sonuç doğuran irade açıklamasıyla kullanılabileceği hususu tereddütsüz kabul edilebilecektir.

Satın almış olduğu malda mevcut ayıba ilişkin maddi şartlar gerçekleşmiş ve gerekli şekil şartlarını yerine getirmiş olan tüketiciye, satıcıya karşı tefekkül hükümlerini yürütebilmesi için uğranılan zararların giderilmesi kapsamında haklar tanınmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu madde 227/I hükmünde alıcının sahip olduğu seçimlik haklar şu şekilde sıralanmıştır:

  • 1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme,
  • 2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme,
  • 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme,
  • 4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme.

AYIPLI MAL VE HİZMET SEBEBİYLE TÜKETİCİ HAKLARI

Tüketici aldığı bir mal veya hizmette yukarıda tanımlanan şekilde bir veya birkaç ayıp ile karşılaştığında ne gibi hukuki yollara başvurabilir?

Kanun bu gibi durumlarda kademeli bir başvuru sistemi öngörmüştür. Ayıplı bir mal veya hizmet ile karşılaşan tüketici öncelikle sahip olduğu seçimlik haklar ile söz konusu ayıbın giderilmesi için satıcı ile temasa geçebilir. Bu şekilde sorun çözülemiyor ise ve diğer şartlar da var ise tüketici, Tüketici Hakem Heyeti’ne veya Tüketici Mahkemesi’ne başvurarak hak talebinde bulunabilecektir. Belirtmek gerekir ki tüketici seçimlik haklarından birini doğrudan hakem heyeti veya mahkeme kanalı ile de kullanabilir.

Tüketici TKHK hükümleri çerçevesinde sahip olduğu haklar bir yana ayıplı mal veya hizmet sebebiyle zararının daha fazla olduğunu ispatlayarak genel hükümlere göre tazminat talebinde bulunabilir. Örneğin bir evin elektrik tesisatını onaran ancak bu onarımı gerektiği gibi yapmayan ve evdeki bütün elektrikli aletlerin yanmasına sebep olan elektrikçiden yanan elektronik aletlerin bedeli de talep edilebilir.

Gaziantep Avukat Ali Tümbaş Anlaşmalı ve Çekişmeli Boşanma Avukatı

SONUÇ

TBK ve TKHK’da düzenlenen ayıptan doğan sorumluluk ve tüketicinin/alıcının seçimlik hakları birbirine benzer düzenlemeler içermektedir. TKHK, TBK’ya göre sorumluluk ve ispat açısından tüketici lehine düzenlemeler içermektedir. Hak kaybı yaşanmaması için hangi kanunun uygulama alanı bulacağı hususunda gerekli değerlendirmenin yapılması gerekmektedir.

YARGITAY KARARI

Ayıplı Mal Davası

Özet : * davacı, ıslah dilekçesi ile; davacının ayıpsız misli ile değişim talebinden vazgeçerek seçimlik hakkını satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim talebi yönünde değiştirmiş olduğu anlaşılmaktadır. Davacı dava dilekçesi ile talebini dava konusu otomobilin ayıpsız misli ile değişimi olarak göstermiş olup daha sonra verdiği ıslah dilekçesi ile talebini bedel indirimi yönünde açıklamış ve değiştirmiştir.

* tüketici; bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarına sahiptir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Açıklandığı şekilde tüketici seçimlik haklarından herhangi birisini kullanabilecektir.

Yargıtay

13. Hukuk Dairesi

Esas : 2016/15694

Karar : 2019/763

Karar Tarihi : 29/01/2019

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ : Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki ayıplı mal davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, 31.07.2013 tarihinde davalıdan dava konusu otomobili satın almış olduğunu, dava konusu aracın bagaj kapağının iç kısmında macun kopması kaynaklı ayıplı olarak kendisine teslim edildiğini ileri sürerek halihazırda gizli ayıplı olan dava konusu aracın ayıpsız misli ile değişimine karar verilmesini istemiş; yargılama sırasında davasını ıslah etmek suretiyle seçimlik hakkını satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim talebi olarak değiştirmiştir.

Davalı dava konusu aracın ayıplı olmadığı gerekçesiyle davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece; davanın reddine, karar verilmiş; hüküm, davacı tarafça temyiz edilmiştir.

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2-Mahkemece, dosya kapsamında görüşüne başvurulan bilirkişilerin dosyaya kazandırdığı kök ve ek raporlara da dayanılmak suretiyle ve ufak çaplı boya hasarının mevcut haliyle yada yapılacak işlemler sonrası araçta değer düşümü yaratacak nitelikte olmamasının yanı sıra araçtan beklenilen faydalanma üzerinde de etkisi bulunmadığından dava konusu aracın ayıplı olmadığı, aracın yenisi ile değiştirilmesi şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddi cihetine gidilmiş olduğu ve devamında hüküm fıkrasının dört numaralı bendinde “Davalı taraf kendisini bir vekil marifetiyle temsil ettirmiş olduğundan karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan …Ü.T uyarınca 5.832,78 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,” karar verildiği anlaşılmaktadır.

Dosyanın incelenmesinde; davacı vekili tarafından dosyaya sunulmuş bulunan 06.06.2014 tarihli ıslah dilekçesi ile; davacının ayıpsız misli ile değişim talebinden vazgeçerek seçimlik hakkını satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim talebi yönünde değiştirmiş olduğu anlaşılmaktadır. Davacı dava dilekçesi ile talebini dava konusu otomobilin ayıpsız misli ile değişimi olarak göstermiş olup daha sonra verdiği ıslah dilekçesi ile talebini bedel indirimi yönünde açıklamış ve değiştirmiştir.

4077 sayılı yasanın 4. maddesinde, malın ayıplı olması durumda tüketicinin seçimlik hakları düzenlenmiştir. Bu seçimlik haklarda tüketici; bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarına sahiptir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür.

Açıklandığı şekilde tüketici seçimlik haklarından herhangi birisini kullanabilecektir. Mahkemece her ne kadar davalılar bakımından hükmün 4 numaralı bendi ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereği 5.832,78 TL vekalet ücretine hükmedilmiş ise de karar tarihi itibariyle tarifede gösterilen maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, vekalet ücretinin hatalı olarak nispi oran üzerinden hesaplanması ve yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. Ne var ki, yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması usulün 438/7 maddesi gereğidir.

SONUÇ : Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz eden davacının ikinci bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle gerekçeli kararın hüküm başlıklı bölümünün dördüncü bendinde yer alan “Davalı taraf kendisini bir vekil marifetiyle temsil ettirmiş olduğundan karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan …Ü.T uyarınca 5.832,78 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,” cümlesindeki “5.832,78” rakamlarının hükümden çıkarılarak yerine “750,00” rakamlarının yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 29/01/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bu konu hakkında benzer makaleler için tıklayın

© Copyright 2004-2021 
Avukat Ali Tümbaş - Her hakkı saklıdır.
envelopephone-handsetmap-marker
Whatsapp
Avukata Soru Sor
Merhaba.
Hukuki tüm sorularınız için uygun bir ücret karşılığı bizimle iletişime geçebilirsiniz. Size konunun uzman avukatı destek verip yol haritanızı çizecektir.
Call Now Button linkedin facebook pinterest youtube rss twitter instagram facebook-blank rss-blank linkedin-blank pinterest youtube twitter instagram