Gaziantep Avukat Ali Tümbaş Anlaşmalı ve Çekişmeli Boşanma Avukatı

Vekalet ile Ev Satımı Ödemenin Yapılmaması

vekalet

Yargıtay 

13. Hukuk Dairesi 

2015/15621 E. , 

2016/11913 K., 

02.05.2016

Mahkemesi: Asliye Hukuk Mahkemesi

Talep: Alacak

ÖZET: Vekil, vekâleti iyi bir surette ifa ile yükümlüdür. Başka bir ifade ile müvekkilin kendisine verdiği görevi özen ve sadakatle ifa etmek yükümlülüğü altındadır. Öte yandan, müvekkilin talebi üzerine, yapmış olduğu işin hesabını vermekle, her ne nam ile olursa olsun, almış olduğu şeyi müvekkile tediye etmekle yükümlüdür. Vekilin hesap verme yükümlülüğüne, üçüncü kişilerden aldığı değerler evleviyetle dahildir. Dava konusu olayda, davalı vekilin evi sattığı ve bedelini de tahsil ettiği halde bu bedel konusunda davacıya bilgi ve hesap vermediği anlaşıldığından bu doğrultuda inceleme yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekir.

KARAR: Davacı, kendisine ait taşınmazın satışı için davalıya 24.08.2009 tarihinde vekaletname verdiğini, davalının bu vekaletname ile bağımsız bölümü dava dışı şahsa 25.08.2009 tarihinde sattığı halde satış bedelini kendisine ödemediğini ve ayrıca satış bedelinin de tapuda yazılı miktardan fazla olduğunu beyanla fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla taşınmazın rayiç değerinin belirlenerek davalıdan faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı, davacının gelinin kredi borcuna kefil olduğunu ve borcun kapatılması için dava konusu satışın yapıldığını ve satış bedelinin gelinin hesabına yollandığını bunlardan davacının haberi olduğunu savunarak, davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, evinin satışı için davalıya vekalet verdiğini, evinin davalı tarafından satıldığını ancak satış bedelinin kendisine verilmediğini beyanla evin rayiç değerinin davalıdan tahsilini istemiş, davalı ise davacının gelininin kredi borcuna kefil olduğunu ve ödemeler yaptığını, bu borcun kapanması için satış bedelinin davacının talebi ile gelinin hesabına yollandığını savunmuştur. İleri sürülüş şekli ve dayanılan olgular çerçevesinde, davacının bu davadaki alacak isteminin, vekilin hesap verme yükümlülüğüne aykırı davranması hukuksal nedenine dayandırıldığı açıktır. Gerçekten de vekil, vekaleti iyi bir surette ifa ile yükümlüdür. (B.K. md. 390/2) Başka bir ifade ile, müvekkilin kendisine verdiği görevi özen ve sadakatle ifa etmek yükümlülüğü altındadır. Öte yandan, müvekkilin talebi üzerine, yapmış olduğu işin hesabını vermekle, her ne nam ile olursa olsun, almış olduğu şeyi müvekkile tediye etmekle yükümlüdür. (B.K.md. 392/1) Vekilin hesap verme yükümlülüğüne, üçüncü kişilerden aldığı değerler evleviyetle dahildir. Vekilin hesap verme borcu, vekalet sözleşmesinin kurulmasıyla birlikte doğup, işin vekil tarafından yürütülmesi sırasında ve sona ermesinde de devam etmektedir. Vekilin aldıklarını geri verme borcunda muacceliyet, vekilin hesap vermesi veya sözleşme ilişkisinin bitmesi ile başlar. (Bkz. Hukuk Genel Kurulunun 2011 tarih ve 2011/13-161 esas ve 2011/276 karar sayılı ilamı da bu yöndedir.)

Dava konusu olayda, davalı vekilin evi sattığı ve bedelini de tahsil ettiği halde bu bedel konusunda davacıya bilgi ve hesap vermediği, davacının da bu miktarın tahsili için eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır.

Mahkemece, davalı tarafından satış bedelinin dava dışı gelinin hesabına ödendiği ve davacının bu satış bedelini davalıdan yeniden istemesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu kanaati ile davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Ancak yukarıda anlatılanlar ışığında somut olayda davalı her ne kadar geline yapılan ödemeden davacının da haberi olduğunu ve onun talimatı ile satışın ve ödemenin yapıldığını savunsa da bu savunmalarını somut deliller ile ispatlayamadığı anlaşılmıştır. Olayda dava konusu miktar yüksek olduğundan tanık beyanlarına itibar edilemez. Bu durumda davalı tarafından dava dışı geline yapılan ödeme var ise de davalıyı sorumluluktan kurtarmaz. O halde mahkemece, davalı vekilin hesap verme yükümlülüğünün devam ettiği kabul edilerek, bu doğrultuda inceleme yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına bozulmasına 02.05.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Makalemizi Oylar Mısınız?

Bu içeriği paylaşmak ister misiniz?

Yorumlarınız bizim için önemlidir. Soru sormaktan veya yorum yapmaktan lütfen çekinmeyin. Konu ile ilgili merak ettiğiniz detaylarla ilgili avukatlarımız sizlere dönüş yapacaktır.
Fatih Mahallesi, Fevzi Çakmak Bulvarı No:139 Şehitkamil, Gaziantep

0532 167 09 13
© Copyright 2004-2021 
Avukat Ali Tümbaş - Her hakkı saklıdır.
envelopephone-handsetmap-marker
Whatsapp
Avukata Soru Sor
Merhaba.
Hukuki tüm sorularınız için uygun bir ücret karşılığı bizimle iletişime geçebilirsiniz. Size konunun uzman avukatı destek verip yol haritanızı çizecektir.
Call Now Button linkedin facebook pinterest youtube rss twitter instagram facebook-blank rss-blank linkedin-blank pinterest youtube twitter instagram